ara
Evet! Olman gereken yerdesin!
Sen de neokur ailesine katıl, yeni arkadaşlar edin.

ruhadam

@ruhadam

Selçuk Yurdunu Sularken Bereketli Terim
kübra (@kubra94)
"Dilimin ucunda bir eski arkadaş adı
Unutulmuş şekilleri taşıyan bulutlar
Bir gökyüzü genişliğiyle ruhuma dolar
Otların üstüne sırt üstü yatmanın tadı" köpeğin bakışlarında gizlenmiş bir hüzün var. Pek bir mahzun bakıyor.
3 dk beğen cevap

Feyzanur

@vareste

Düello teklifi kabulu
Düello teklifi kabulu
Bir paylaşımımda kurduğum bir cümle ilginç bir rekabete dönüştü ve siz değerli üyelere danışmak istedik.
Semaver-mangal-kitap üçlüsü mü
Yoksa
Kahve-kitap-kurabiye mi?
Dostlar değerli yorumlarınızı bekliyoruz. Bu bir halk oylamasıdır.
@kahvekitapkurabiye ye atfen...
Hayırlı geceler mutlu günler olsun :))
Not: ufak bir eğlence amaçlıdır.
13 beğeni · 83 yorum · Sohbet ·
Kahve Kitap Kurabiye (@kahvekitapkurabiye)
Elbette ki ; KahveKitapKurabiye . Okunuşu bile şiir gibi, kafiyesi bile var be ya :)))
15 sa beğen 2 cevap
Leandros (@leandros)
Mangalı yaktın etler pişti ohhh ellerinle yemiyorsun hiç zevkli olmaz. O parmaklar ile kitap hiç okunmaz. Kahve kurabiye demek ise etrafında ıklarlar ailelerle hiç zevksiz iğrenç bir kitap okuma şekli ama soğuk bir bira bir kadeh buzlu whiskey ya da gecenin kör karanlığı havada dolunay bir kadeh kırmızı şarap al eline bir kitap dal hayallere ....
15 sa beğen 8 cevap
yeşilflr (@yesilflr)
@vareste buda soru mu şimdi :) elbette kahve kitap kurabiye üçlüsü daha bir dinlendirici geliyor insana..
15 sa beğen 2 cevap
Osmanlı dönemini kurgulayan manga serisinden uyarlanan ilginç bir anime: Shoukoku no Altair ...
NeHaber - 19 Temmuz Çarşamba 2017

Eda Duru

@edaduru

DİYARBAKIRRR
DİYARBAKIRRR
Ben ve Diyarbakırr
13 beğeni · 5 yorum · Anın Fotosu ·
Mehmet (@anarsik-ruh)
O konaklar olmasa iyiydi ama hevsel kurtarıyor yine de manzarayı :)
15 sa beğen cevap
Gamze (@gamzeee)
Güzel yerr☺
1 sa beğen cevap
Cem (@koraycem)
"Diyarbakır, sen kendine ve bana benzersin
Umuda meyilli, kedere mecbur."

Yılmaz Odabaşı, Hoşça Kal Diyarbakır, İletişim Yay., s. 240.
14 dk beğen 1 cevap
18 sa

Rakı çay

@fotopati

Para mı Aşk mı ? nedir?

Asiri saçma soru. Hatta arttiriyorum. Para diyip bir de bonus çakarak Dış güzellik diyorum.
23 sa

aykü nedir?

Aküdür o akü. Boşalmış arada şarz etmeli:D

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Göstergebilimi
Göstergebilimi
Bilge Olgaç (1940-1994)

Genelde ilk Türk kadın yönetmen olarak anılsa da Cahide Sonku, Nuran Şener ve Feyturiye Esen’den sonra dördüncü Türk kadın yönetmen olarak anabileceğimiz Bilge Olgaç’ın başarısı şüphesiz ilk olmasından değil, uzun kariyerine önemli filmler sığdırmasından gelir. 1940 yılında Kırklareli’nde dünyaya gelen Olgaç, sinema dünyasına Memduh Ün’ün asistanlığını yaparak girer. 1965 yılında ise Üçünüzü de Mıhlarım dahil, üç filmin yönetmenliğini üstlenir. Türk sinema sektöründe kadın olarak yer almanın zorluklarını yaşayan yönetmen, ilk yıllarında erkeklerin ön planda olduğu, erkek hikayelerini peliküle yansıtmak zorunda kalacaktır. Fakat zamanla filmlerinde sınıf mücadelesi ve kadın sorunları su yüzüne çıkar.

1975’te, senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı Bir Gün Mutlaka’nın yönetmenliğini üstlenir ve film, sansürün hışmına uğramaktan kurtulamaz. Özellikle bu dönemden sonra Olgaç, devletin radarına girecektir. 1984’te çektiği Kaşık Düşmanı filmi, Creteil Kadın Filmleri Festivali’nde iki ödül kazanmasına karşın Olgaç’a pasaport dahi verilmez. Hayatını zorlukla devam ettiren yönetmen, 3 Mart 1994 günü evinde çıkan bir yangın sonucu hayatını kaybeder. Feyza Sınar’ın Kameranın Ardındaki Kadın: Bilge Olgaç belgeselinde hayatını anlattığı yönetmenin mirası, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali kapsamında verilen Bilge Olgaç Başarı Ödülleri ile yaşatılmaktadır.

Sözü: Genç bir kadındım. İlk önce bir kadın ne yapabilir diye bakıyorlardı. Kuşkulu bir bakıştı. Ben de çok sert, bağırıp çağıran bir rolü benimsedim. Fakat sonradan bu rolden vazgeçtim. Çünkü insanlar artık bana inanıyorlar ve güveniyorlardı.

Alice Guy – Blaché (1873-1968)

Bilinen ilk kadın yönetmen olarak kabul edilen Alice Guy Blaché aynı zamanda anlatı sinemasının öncülerindedir. 1896-1920 yılları arasında kısa filmler dahil 1000’den fazla film üretmiş (bunun 350 kadarı günümüze gelmiştir), ayrıca kendi film stdüyosunu kuran ilk kadın olmuştur. Son filmini 1920’de çeken Guy-Blaché, bu dönemde İspanyol gribine yakalanmasına karşın hayata tutunmayı başarır. Kocası Herbert Blaché’tan ayrılması ve stüdyonun borçlarından dolayı kapanması sonucu film çekmeyi bırakır. 1930 yılında Leon Gaumont, Guy-Blaché’ın stüdyosunun çalışmalarını 1907’ye dayandırarak önceki eserlerini yok sayar. Yönetmenin tüm itirazlarına karşın bu yanlış bilgi düzeltilmemiştir. Otuz yıl boyunca sinema üzerine ders vermeye ve senaryoları kitaplaştırmaya yönelen Guy-Blaché, 1953 yılında Fransız hükümeti tarafından Şeref Madalyası ile onurlandırılır. Hayatının son dönemlerini New Jersey’de geçiren yönetmen, hayata gözlerini burada yumar.

Sözü: Gençliğim, tecrübe eksikliğim, cinsiyetim; hepsi bana karşı işbirliği yaptılar.

İnternetten araştırdığım kadarıyla ilk'leri buldum kadın yönetmenlerin Dünya sinemalarına yön-verenler genelde erkek yönetmenler sanırım -yoksa benmi yetersiz kaldım bu konuda , burada iki değerli "üye"Sn.@ebru-g- ve @mauser'e
danışmak isterim kadın yönetmenler neden ön-planda değil ?
11 beğeni · 11 yorum · Diyorum ki ·
Ebru G. (@ebru-g-)
Teşekkür ederim öncelikle Sn. @karacurin. Ne kadar dişe dokunur bir şeyler diyebilirim bilmiyorum. Bu yazının üstüne yakın zamanda yeniden başımdan geçen tanıdık mevzuyu anlatayım önce. Geçenlerde bir film araştırırken yönetmeninin kadın mı erkek mi oluşuna dikkat çekmemiştim. Çünkü ''yönetmen'' denilince her ikisini de kapsaması gerekir neticede. Fransız'dı yönetmeni de. İsmin bir kadına ait olduğunu biliyorum lakin ''Aa yönetmeni kadınmış.'' gibi bir tepki oluşmadı içimde normal geldi bana. Kadın ve erkek yönetmen ayrımı bir kere bana doğru gelmiyor. Gel gelelim filme dair bilgi arayışına girişince eleştirilerden tutun her türlü açıklamada özellikle ''kadın'' yönetmen olarak belirtilmesi gereği duyulmuş. Sadece bu da değil filmin başrolü kadınsa eleştirel yaklaşımda ''kadın bir oyuncu olmasına rağmen'' şeklinde ifadelere dahi rastladım. Kadınlar bu toplumun parçası değilmiş gibi. Filmlerin çoğunda oyuncularda kadın varsa genelde arka planda tutulan bir rol veriliyor ya da hoş olmayan bir yakıştırmayla filme dahil ediliyor. Affedersiniz mesela bir fahişe rolünü çoğunlukla kadına oynatırlar. Neden erkek de oynamıyor? Çünkü bazı kavramlar salt kadınla ilişkilendirilmiş. Başrol oyuncu denilince genelde erkek anlaşılıyor ne hikmetse. Bunu da istemsiz olarak zamanında denemiştim. Acaba ilk hangisi algılanacak diye. Bir film önermiştim arkadaşlarıma başrolün adını hatırlayamamıştım hemen adamın oynadığı başka filmi sordular. Adamdan kastınız erkekse başrol erkek değildi kadındı demiştim. Algı nedense direkt olarak erkek oluşuna yöneliyor. Bu da sanırım kadınların geçmişten günümüze yayılan, yaşamla sınırlı ilişkiler kurdurulmasından kaynaklanıyor. Aile içindeki konumundan tutun politik ve toplumsal tüm alanlarda kadının rolü ya hiç yok, bir şeyler dayatılarak kısıtlanmış ya da yok denecek kadar az ve bastırılmaya çalışılıyor. Tam olarak geniş bir yayılım çevresi verilmiyor kadınlara. Bazı ülkelerde kadınların hâlâ kamera karşısına geçmesini geçtim kameranın arkasında dahi bulunması yasak. Vecide filmini duymuşsunuzdur belki. Yönetmeni Arabistanlı ''kadın''. Filmin özetinde dahi aynen şu cümle kuruluyor: ''Vecide, Suudi bir ''kadın'' tarafından çekilen ve çekimleri tamamen Suudi Arabistan'da yapılan ilk uzun metrajlı film. Film, ülkenin en uzun metrajlı film olma özelliğinin yanı sıra ''kadın'' bir yönetmen tarafından yönetiliyor.'' Suudi bir ''yönetmen'' demiyor, Suudi bir ''kadın'' diyor. Bu filmin çekimi sırasında da yönetmen, sırf kadın olmasından ve kadınlara yönelik film olmasından, oyuncuları kızlardan oluşmasından ötürü çok zorluk çekmiş. Yasaklarla dolu bir ülke olmasından ötürü film, gizlice kameralar araçlara saklanarak telsiz komutlarıyla, ülkenin yaptırımlarına karşı risk alınarak çekilmiş. Bazı yerlerde ekipte bulunan erkekler tarafından hoş karşılanmamış yönetmenin kadın oluşu. İran ve Arabistan gibi ülkelerde bu çok belirgin olmasına rağmen diğer ülkelerde gizlenmiş cinsiyetçi bir ayrımcılığı akla getiriyor sebep olarak. Kıymeti bilinmesi gereken kadın yönetmenler elbette var ama hep kıyıya köşeye itilmesine müsaade edilmiş. Bir türlü geçit verilmiyor. Verilse de çalışmaları ya sansüre uğruyor ya da yasaklanıyor. Ben de Liliana Cavani'nin sözüyle noktalayayım: ''Filmler kadınlara gerçekten de yardımcı olmuyor. Kadınlar kraliçe ya da Madam Curie olmadıkları sürece eş, aşık ya da fahişe oluyorlar. ''
15 sa beğen 5 cevap
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Katkılarınızdan ötürü teşekkür ederim Sn.@ebru-g- ; keşke konuya sizin kadar aşina olsa idi'm çünkü sinama konusunda düşünsel izlenimi sizin yorumunuza istinaden bir-kaç kelam söyleme olanağı bulurdum, bu arada ATV'de Haluk Bilginer'in de rol aldığı"Uluslararası"adlı filmi izledim ve çok güzel bir filmdi.
13 sa beğen 1 cevap
Ebru G. (@ebru-g-)
Benimki naçizane ilgi ve merak. Benden daha donanımlı katkıları olacak olan arkadaşlar da var. Sn. @mauser'i henüz dinlemedik. (: Haluk Bilginer'i bir sürü yabancı yapımda izledim. Ki ses tonunu ve oyunculuğunu beğenirim(kendimce). Uluslararası filmini izleyeli yıllar oluyor lakin hangi sahnede yer aldığını hatırlamakta güçlük çekiyorum sanırım filmin İstanbul ayağında geçen kısmındaydı, cami gibi bir yerde görünüyordu hafızam beni yanıltmıyorsa.
12 sa beğen 1 cevap
GÜNÜN OYLAMASI
Şeker Portakalı, fakirliği, açlığı ve çaresizliği küçük bir çocuğun bakış açısıyla anlatan, Jose Mauro de Vasconcelos'ın en bilinen romanıdır.
Ortalama : 9.2
2050 oy
Sence kaç puan almalı?

Bahar

@bahar973

Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar.
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı.
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş,
Etme gel,
Ay karanlık...

Ahmed ARİF
19 beğeni · 2 yorum · Arena'ya Sor ·
ali akdemir (@orfe)
hallarımı ayni böyle yaz , rivayet sanılır belki ..
6 sa beğen 1 cevap
Cem (@koraycem)
"Ben garip, sen güzel, dünya mutlu...
Öyle tuhafım bu akşamüstü."

Ahmed Arif, Hasretinden Prangalar Eskittim, s. 153 (Yeryüzü sayı 11 - Mart 1952)
43 dk beğen cevap

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Aitsizlik
Aitsizlik
İnsan en çok hangisine ait? Geçmişe mi geleceğe mi? Kimden alacaklıyız? Geçmişten mi gelecekten mi? Kıyısından geçtiğimiz o kadar çok an, o kadar çok istek, o kadar çok insan var ki. Dokunmadığımız, dokunmayan, dokunmak istemediğimiz bir sürü anlar da mı size ait? Aynı şekilde sahip olmadığımız geleceğin ne kadarı bizim? Hayal kurunca mı bizim oluyor yoksa plan yapınca mı? Ruhunu kime sattın? Geçmişe mi geleceğe mi? Ya da geçmişe rehin bırakıp gelecek mi aldın mutlu olmak garantisi ile? Sahip olunan ise "şu" dediğin anda bile kaybettiğimiz an... Bir önceki ve bir sonraki arasında kalan bir küçük lahza. Ne çok keşke biriktirir ve kendimize söz veririz yapmamak adına. Oysa belki de tek seçenekti şu "an" bulunduğumuz nokta. Belki de en iyi seçeneği yaptık da seçenek vaz geçti iyi olmaktan. Ne çok anı kurban ettik "norm"un sunağında, her biri en iyi seçenek olan. Ne kadar geçmişe aitsek o kadar da geleceğe aitiz. Keşke dememenin yolu yok yani, sadece şu an var. Şu anda olan şu anda kalsa ne güzel olurdu değil mi? Bir de ders almak için çaba harcamasak... Çünkü inanın o da değişir şartların anaforunda. Aynı an, aynı kişi, aynı şartlar altında kaç kez çıkacak insanın karşısına? Hem nereden biliyoruz ki aynı anda aynı kararı vermeyeceğimizi? Sadece teselli bu, boş bir avuntu, keşkenin sıcağında. Aradığımız ne geçmişin katısında geleceğin bilinmezinde? Güvende bir kuytu şu anda yaşamadığımız. Kuytu bile şu anda oysa. Güvenli bir an yok, aslında kuytu da yok. Ne geçmişte oldu ne de gelecekte olacak. Aslında şu ana aitiz... Tek değişebilen gerçeğe...
30 beğeni · 11 yorum · Kalemimden ·
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Derin bir kuyunun sonsuzluğuna iti-verdiniz beni , yazdığınız bu düşüncelerinizle Sn.@seyyah73; bi- an" neye sığınacağımı bilemedim . Tek çare "an"ımızda saplanıp mutluluğumuzu dondurmak..:)
20 sa beğen 1 cevap
FİLOZOF (@kultur-elcisi)
Ne kadar güzel yazmışsın. Çok beğendim. Bunu alıntı olarak iş arkadaşlarım ile paylaşabilir miyim ?
20 sa beğen 2 cevap

Gülcan

@gulcann

Dans edek mi? 💃
Leonard Cohen - Dance Me To The End Of Love
16 beğeni · 16 yorum · Müzik Kutusu ·
esracan (@esracan)
Hayal kırıklıklarım oluyorsun.😶
13 sa beğen 1 cevap
bu adamda öldüya ne diyim
1 sa beğen 1 cevap

Ahmet Gürkan Çoşkun

@ahmetgurkancoskun

- Wulf Dorn
8.7 (108 oy)
Dikkat. Spoiler içerir.
Uzun zamandır okunacaklar listemde olan Wulf Dorn'un kitabı ile buluşmuş ve kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Anlaşılacağı üzere bu aynı zamanda ilk Wulf Dorn kitabı oldu. Öncellikle kitabı çevirisinde sayfa düzenindeki hatalardan bahsetmek izliyorum. Çok fazla yazım hatası yapılmış kısım vardı. Editör nasıl onay vermiş anlamış değilim. Bazen nerede hata bulacağım diye kitaba odaklanamadım. Ama kitabın yeni baskısı çıkacakmış. Yayın eviyle konuşmak neticesinde bunun teyidini aldım. Romana gelecek olarak beklediğim gibi çıktığını söyleyemeyeceğim. Sayfaları okudukça Ellen'in psikolojik bir rahatsızlığı olduğunu ve bunların bilinç altının bir oyunu olduğunu hiç zorlanmadan çözebildim. Erkek arkadaşının da başına bir şey gelmedi ve seyahate çıkmadığını anlamakta hiç zor olmadı. Ellen'in hikayesi ilginç olan noktaydı onun haricinde her şey çözebildim. Yazar hakkında daha belirgin bir tanı koymak için bir kitabını daha okumam gerekiyor. Bakalım.
Verdiği Puan: 6
2 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Ahmet Gürkan Çoşkun

@ahmetgurkancoskun

- Thomas More
8.3 (239 oy)
Çarpıcı Bir Eser
Öncelikle şunu söyleyebilirim ki Utopia hakkında bildiğimi zannetiğim bazı yanlışları düzeltmiş oldum. Kitabın yakın bir gelecekte yazıldığını düşünüyordum. Çevrede takip ettiğim kişiler kitabı okumuşlardı. Hatta yarışlarda bile Utopia hakkında sorular soruldu. Bende de nedense böyle bir algı oluşmuş. Bu kitap kitap hakkında düşüncelerimi düzeltti. Bir diğer şaşırdığım nokta ise; Erasmus'un Thomas More ile çok yakın arkadaşlığıdır.

Utopia'ya gelecek olursak 16. yüzyılda siyasi, felsefi, yönetim şekli üzerine yazılmış bir kitaptır. Thomas More; İngiltere'deki yönetim şeklini eleştirir ve kendisi Utopia adına bir ülke oluşturup insanlara en az zararı dokunacak şekilde bir yönetim şekli belirlemeye çalışır. Yönetim şeklini eşitlikçi ve sosyalist bir yönetim şekli olarak belirlemiştir. Utopia'da derinlemesine bir inceleme yapıldığında bazı çelişkiler görülmektedir. Ben bu çelişkileri çok fazla yadırgamadım. Zaten kitabın inceleme bölümünde bu konu ile alakalı bir tespit bulunmaktadır.

Bir Rönesans ve Hümanist adımı olan Thomas More Reform hareketine karşı çıkmıştır. Bu karşı çıkması da Thomas More'un sonunu getirmiştir.
Verdiği Puan: 8
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

M.K

@doctorx

Sen Aydınlatırsın Geceyi
Sen Aydınlatırsın Geceyi
“Eninde sonunda ölecek olan birisinin
bu dünyanın derdini çözmesine imkan yok.”
3 beğeni · 1 yorum · Sohbet ·
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Çözemese de gevşetir.
1 sa beğen cevap

Arzu Akydn

@arzuakaydin

İyi seçilmiş kitaplar
İyi seçilmiş kitapları okumak, geçmiş yüzyılların seçkin zekâlarıyla önceden düzenlenmiş bir konuşmaya katılmak gibidir.
-Descartes
Melih (@melihh)
Kitaplari hep bu şekilde hayal ederek okumaya calisirim :)
14 sa beğen cevap
Cem (@koraycem)
"Bir şeyler öğrenmeye yönelik çabalarımın, aslında ne kadar bilgisiz olduğumu daha iyi göstermekten başka bir yararı olmamıştı."

René Descartes, Yöntem Üzerine Konuşma, s. 14.
2 sa beğen cevap

Joe Freedy

@joe-freedy

bağırma istersen
3 beğeni · 3 yorum · Müzik Kutusu ·
gülcannnnnn (@gulcantezcan)
Fazla kızgın 😰🙈🙈
13 sa beğen 1 cevap

Rakı çay

@fotopati

Gitti bardaklar!
6 beğeni · 11 yorum · Diyorum ki ·
Uğur Çam (@ugurcam967)
Yine mi reyiz. Yanlış hatırlamıyorsam geçen sefer de gitmişti bardaklar.
21.07.17 beğen 1 cevap
Cem (@koraycem)
"Şöyle dile geldi hüzün bulanmış sesiyle:
Talih yüzüme gülmedi şu dünyada dostum.
Nereye mi gidiyorum? Dağlara çıkıyorum,
Huzur gerek çünkü yapayalnız yüreğime."

Theodor W. Adorno, Max Horkheimer, Aydınlanmanın Diyalektiği, Kabalcı Yayınevi, s. 277.
23 sa beğen 3 cevap
kübra (@kubra94)
Büyük geçmiş olsun. En çok da bardaklar zararlı çıktı bu işten.
17 sa beğen 1 cevap

SweetHexe

@glbn

Hazır Olun: Dil Eğitimi Anne Karnındayken Başlayacak
Hazır Olun: Dil Eğitimi Anne Karnındayken Başlayacak
Araştırmacılar, bebeklerin doğmadan bir ay önce dil farklılıklarını algılayabildiklerini keşfettiler. Araştırmanın sonuçlarına göre dil gelişimimiz, anne karnından itibaren başlıyor.

Kansas Üniversitesi’inde görevli olan bilim insanları, yeni yayımladıkları bir çalışmada sekiz aylık gebe olan 24 anneyi incelediler. Bebeklerin gelişimine kontrol etmek içi manyetik kardiyogram (MCG) adı verilen bir teknik kullandılar. Bu teknoloji, kalpteki elektriksel aktiviteyle üretilen manyetik alanları bile ölçebilecek kadar hassas.

İki dil bilen bir katılımcı, anne karnındaki fetüslere art arda bir İngilizce bir Japonca konuşmalar yaptı. Bu iki dil özellikle ritmik açıdan farklı olduğu için oldukça rahat ayırt edilebilir oluyorlar.

Ekip, kendilerine yabancı gelen bir dil duyduklarında fetüslerin kalp hızlarının arttığını tespit etti. Anne karnındaki minik bebekler, ebeveynlerinin ana dili olan İngilizceyi duyduklarında tepki vermiyorlardı.

Araştırmanın baş yazarı Utako Minai yaptığı açıklamada, “Bu sonuçlar, dil gelişiminin anne karnında başlayabileceğini gösteriyor. Fetüslerin kulakları daha onlar doğmadan önce içinde büyüyecekleri dile uyarlanıyor.

Çocukların anne karnındayken farklı diller duyması ve bu dillere ilişkin ritmik duyarlılık kazanması, dil ediniminde ilk yapı taşlarından birisi olabilir”dedi.

Önceki araştırmalara göre insanın dil gelişiminin, doğumdan ancak birkaç gün sonra başladığı biliniyordu. Bebeğin, farklı dillere nasıl tepki gösterdiğini izleyerek diller arasındaki ritmik farklılıklara duyarlı oldukları ispatlanmış oldu.

Fakat araştırmacılara göre, rahimde duyulan seslerin açık ve net olmaları pek muhtemel değil. Nitekim araştırmanın sonuçları, dille ilgili temel bilimsel araştırmaları yönlendirecek kadar iddialı ve heyecan verici.
EK 1
7 beğeni · 2 yorum · Biliyor musun? ·
Nisf (@nisf)
Sırf anamın karnında ingilicce sesler duymadığım için tırmalıyorum şimdi :(
3 sa beğen 2 cevap

Büşra

@darknessofblue

Hadi bana güzel mitolojik kitap önerisi yapın!🌸
0 beğeni · 1 yorum · Arena'ya Sor ·
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Neden?
4 sa beğen 1 cevap

Joe Freedy

@joe-freedy

Sömürü düzeninin sürmesi
Rahipler, milletlerin zorlukların nedenlerini düşünmesine engel olmaktan başka bir şey amaçlamamıştır.
0 beğeni · 1 yorum · Sohbet ·
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Diğer dinlere haksızlık ettiniz.:)
4 sa beğen 1 cevap

asosyal

@asosyal

Kapitalizm nedir?
Kapitalizm nedir?
;)) :)
4 beğeni · 1 yorum · Diyorum ki ·
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Kapitalizim bu değil , ona çok para verendir
4 sa beğen cevap
Güzel Hareketler