ara
Evet! Olman gereken yerdesin!
Sen de neokur ailesine katıl, yeni arkadaşlar edin.

Adem Tepe

@adem-tepe

Cemal Süreya - Aşk

Kemal118

@valdezgeliyor

Vega - Ve Tekrar
0 beğeni · 0 yorum · Müzik Kutusu ·

İdeolog

@herkeskadarkimse

Ve gökyüzü, güzelliğini topraktan alır. Tıpkı denizin rengini gokyüzünden alması gibi...
0 beğeni · 0 yorum · Anın Fotosu ·
15 sa

HANIMCI

@koraycem

Kavimler Göçü nedir?



Roma İmparatorluğu'nun çöküşü Kavimler Göçü'nün iyi idare edilememiş olmasına bağlayan uzmanlar çoğunluktadır.

3 Ağustos 378 yılında, bugün Edirne ilinin sınırları dahilinde Aziz Ambrose adı verilen bir savaş yaşandı. Bu savaş “insanlığın sonu, dünyanın sonu” olarak değerlendirildi.

Doğu Roma İmparatoru Valens, Romalıların “barbarlar” olarak tanımladığı Fritigern komutasındaki Gotlar'a karşı bir harekat düzenledi.

Valens, bu harekatı başlatırken yeğeni Batı Roma İmparatoru Gratian'ın yardımını beklemeden 40 bin askeri ile 100 bin kişiden oluşan Gotlar üzerine yürüdü.

Savaş sonunda 30 bin Roma askeri ölürken, İmparatorluk ağır bir yenilgi aldı.

Bu yenilgi, Batı Roma İmparatorluğu'nun 476 yılında çöküşünün başlangıcı olarak kabul edildi.

Edirne yenilgisinin sebebi Valens'in güç takıntısı ya da düşmanının savaşçılıktaki mahareti değildi. Roma İmparatorluğu'nun tarihte yaşadığı bu en büyük yenilginin sebebi başka bir şeydi: mülteci krizini iyi yönetememekti.

Savaştan birkaç yıl önce Gotlar, kendilerine sığınabilecek bir devlet bulmak niyetiyle Roma imparatorluğu topraklarına gelmişlerdi.

Got göçünün düzgün ve planlı bir şekilde yönetilememesini izleyen olaylar, insanlık tarihinin o zamana kadar şahit olduğu siyasi ve askeri açıdan en kuvvetli yapının çöküşünü hazırladı.

Bu hikaye, bugün Ortadoğu'da yaşananlara şaşırtıcı biçimde çok benziyor.

Gotlar, Hunlar (Tatar ve Moğol) tarafından bugünün Doğu Avrupası'nda bulunan topraklarından güneye doğru sürüldü. Bir kasırga gibi büyüyen kavimlerin hareketinin çok kanlı neticeleri oldu.

Bu kanlı kasırgadan kaçmak isteyen Gotlar göç etmeye karar verdiler.

Tuna nehri kıyısındaki Trakya bölgesine yerleşmeye karar verdiler. Zira toprak hem verimliydi hem de Tuna nehri sayesinde Hunları kendilerinden uzak tutmuş olacaklardı.

Bu sayede Roma topraklarına yerleşmiş olan Gotlar, bunun karşılığında imparatorun topraklarını işleyecek ve ordusuna asker temin verecekti.

İmparator'un bu “ihsanına” karşı Gotların lideri Fritigern, Roma'nın dini ve sosyal geleneklerini kabul ettiklerini açıkladı.

Başlangıçta iyi gidiyor görünüyordu. Roma İmparatorluğu, geride kalan Gotları “arama-kurtarma ekipleri” gibi çalışarak Trakya'ya nakletmeye çalıştı. Tuna'nın şartlarına dayanamayacak özellikte olan sallardaki bir çok Got da boğularak yaşamını yitirdi.

Ancak bu Roma İmparatorluğu'nun tahminlerinin de çok ötesinde bir nüfus göçüydü. Tahmini rakamlar 200 bin Got'un imparatorluk topraklarına geldiğini ortaya koyuyor.

Roma İmparatorluğu'nun “barbalara” karşı politikası belliydi. Bu göçmenler, kendilerine sorulmaksızın imparatorluğun en çok ihtiyaç duyduğu yerlere gönderiliyordu. Buralarda da kendilerine yönelik ağır bir asimilasyon politikası güdülüyor ve bu “yabancılar”, “Romalılaştırılmaya” daha doğrusu Romalı zenginlerin ucuz işgücü olmaya zorlanıyordu.

Başlangıçtaki “barışçıl görünen” asimilasyoncu yaklaşım zaman içinde değişti. Gotların meseleleri ile ilgilenen askeri yetkililer, yolsuzluğa bulaşarak mülteciler için ayrılan mal ve hizmetleri kendi hesaplarına kullanır oldular. Sonuçta açlıkla karşı karşıya kalan Gotlar, Romalılar'dan köpek eti almak zorunda bırakıldı.

Tarihçi Marcellinus yolsuzluğa bulaşan Romalı askerlerden “onların bu haince açgözlülüğü, tüm Romalıların felaketine sebep oldu” diyordu.

Gotlar ile Romalılar arasındaki güven Edirne savaşından önce bu tür olaylarla zedelenmişti. Bir zamanlar “Roma vatandaşı” olmak isteyen Gotlar artık “Roma'yı yıkmak” istiyorlardı.

Ancak bu kıssa, kavimlerin hareketinin her zaman dünyamızın akışında bir yer edinecek olduğunu gösteriyor.

Mülteci konusunu ele alırken önümüzde iki seçenek var: birincisi diyaloğu ve kapsamacılığı benimsemek, ikincisi ise onlara karşı çıkmak.
Örn: Hunların barbarlıkları sebebiyle meydana gelen Kavimler göçü sonucu Gotların yaşadıkları, mültecilere karşı çıkılması halinde devletlerin başına ne geleceğinin açık bir göstergesi.
10 sa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

palyaço nedir?

Kesinlikle Turgut Uyar şiiri değildir.

Hayata Gülümse

@hayatagulumse998

ÇOK İSTERDİM
ÇOK İSTERDİM
Mutluluğa benim baktığım pencereden bakmani
Çok isterdim.
Pencereyi benim araladığım kadar
Aralamanı
En çok sevdiğim rengin neden mavi olduğunu
Yazdığım bütün şiirlerde yesil' e neden bu kadar
Vurulduğumu
Mevlana'nın aşkın tarifini soranlara " benim gibi olda gör" dediğinde bunun sadece bir söz olmadığını
Anlamanı çok isterdim.
Güneşin doğuşunu benim seyrettiğim gibi
Seyretmeni
Kuşluk vaktinin o tatlı ayazında
Battaniyeyi üzerime çekip hayatı karşılamanın
Nedenli anlamlı olduğunu hissetmeni
Çok isterdim.
Nedenleri, nicinleri, kavgaları, kırgınlıkları bir valize koyup
Tek yöne bilet almak
Çok isterdim.
Bazen sadece yanlız kalmak istiyorum dediğimde
Yine mi diye kapıları kapatmadan önce
Beni dinlemeni
Herşeyin ayrılık kadar kolay olmasını
Birimiz hep daha fazla üzülürken
Birimiz hep daha fazla sevmesin
Çok isterdim
Her şeyi geçtim
Yazmakta bu kadar zorlandığım olmadı benim
Sen hep beni giden olarak bilsen de
Benim sende hep kaldığımı bilmeni
Çok isterdim.
Sen de kaldım, sende sevdim, sende yandım
Ben kendimi sende buldum ya
En çokta bunu bilmeni
COK İSTERDİM

" Ve sen benden gitmeden önce seni İstiyorum demeyi çok isterdim."

Tuna Kahraman
0 beğeni · 0 yorum · Kalemimden ·

Arda Günsür

@arda-gunsur

Sahne-i Ömrümden Nefs-i Emmareye Hitabım
Âlemin bağ-zârını...eyim.
Sünbül ü verd ü nârını...eyim.
Andelib-i nizârını...eyim.
Hâsılı nev-baharını...eyim!

Bana yoktur lüzumu gülşeninin,
Şeb-i tarîk ü rûz-ı rûşeninin,
Ne gulâmının ne de zenninin,
Hepsinin tâ mezarını...eyim!

Ağlamam ben, ben erkeğim erkek,
Hayli güçtür bana cefâ etmek,
Minnet etmem bu ömre de felek,
Atını al, tımarını...eyim!

Güççedir bu fakiri aldatmak,
Yüzdürüp sonra kündeden atmak,
Gözünü aç da sen bana bir bak,
Ben senin i'tibarını...eyim!

Saki-i mâh-rûyına...ayım,
Gülünün reng ü bûyuna...ayım,
Mutrîbin hâyâ-hûyuna...ayım,
Sâgar-ı neşvedârını...eyim!

Yok sâfâsı hezâr-ı dem-gerinin,
Gül-sitanda şükûfe-i terinin,
Bezm-i sahbâ-yı rûh-perverinin
Neşvesiyle hümârını...eyim!

Feleğin uğradımsa vartasına,
S..ayım ağzının ta ortasına,
Bunu yazsın cihan da hartasına,
Kıta'at ü bihârını...eyim...

Dipnot:

Gece gece iş yapıp, sabaha dosya dosya evrak yetiştirmek beni bir hayli yordu. Dolayısı ile ağız dolusu küfür etmek istedim. Fakat var olsun Neyzen Tevfik

Ayık Ol Tatlım

@ayik-ol-tatlim

Önemli olan sevmek
Gülüşünü seversin, sesini seversin, sohbetini seversin. Sevmek için illa ki yüzünü görmek şart değil; Yüreğinde duruşunu seversin.

C❤M
2 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki ·

Hasan ÖZDEMİR

@hsnzdmr60

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
N.Fazıl Kısakürek

Aslında şiir denildiğinde insanın soyleyemediklerinin kağıt ile kalemin bulaşmasıdır..
Bir nevi özleyen ile özlenen arasındaki bağlantıyı kurar..
Kimi zaman ayrılık olur,
Kimi zaman acıyı,
Kimi zamanda yüzündeki tebessüm'ü

Şair' in dediği gibi hep özlem, beklenti ve arayış içinde yaşam süremiz akıp gider,
Bazen boşa harcanan zaman, bazen de zamanı tam kullandık derken, elimizden elimizdekileri kaybolur gider..
Şair aslında beklemenin önemli olduğunu söyler durur, başka bir şair de Beklemek, Beklediği Olmaktır der..

Seven, Sevilen'de arar gönlüne düşen ateşi,
Pervane’ nin Mum'a duyduğu özlem gibi..
Kül olmasını bildigi halde..
Sevgili der dururuz,
Bir dua' nın içinde..
Hasta olur şifa'nı beklediğimiz gün gibi..
Bir mutlu anımızda Hamd ederek..

Velhasıl,
Sana olan özlemimiz,
Her daim taze..
Sana olan arayışımız.,
Her daim duru..
Senden beklentimiz,
Razıyım dediğin an'dır..
O'da her daim nefesimiz'dir..

Bir neyzen adayının dua'sı...
eyvAllah...
EK 1
@ruhadam 'ın pasına karşı üflenen nefes.. 50 dk
1 beğeni · 1 yorum · Kalemimden ·
Hayata Gülümse (@hayatagulumse998)
Evet beklemek beklediği olmaktır. Belki bir gün , ama illaki bir gün 🙏🙏. Kaleminize sağlık, yüreğinize sağlık, hislerinize sağlık 😊
19 dk beğen cevap

SweetHexe

@glbn

- 2009
8.3 (3 oy)
Film, ölen sevgilisine sürekli mektuplar yazan bir genç kız ve bu dünya ile öteki dünya arasında yolculuk yapan bir adamın hikayesini konu edinmiş. Durağan ilerliyor hatta ara ara sıksa da ben filmi sevdim. Farklı bir konusu var çünkü. En yakınlarını (oğlunu, eşini, annesini vs) kaybeden insanların duygularını yansıtmaya çalışmış. Geriye kalanlar, sevdiklerini kaybettiklerine mi üzülür yoksa onlar hayattayken yapmadıkları şeylerden dolayı yaşadıkları pişmanlık duyguları mıdır onları en çok yıpratan? Gerçek hayatta da sorgulamıyor muyuz bunu? Filmi izlemezseniz ölmezsiniz ama izlerseniz de hoş vakit geçirmiş olursunuz.
Verdği Puan: 7
8 beğen · 0 yorum · film inceleme ·

Semih Oktay

@semih-oktay

- Friedrich Schiller
9.5 (2 oy)
BALAD'LAR VE ŞİİRLER
BALAD'LAR VE ŞİİRLER

Johann Christoph Friedrich Schiller; Çeviren ve Açıklayan: Prof.Dr.Burhaneddin Batıman,İstanbul Matbaası-1959; 226 Sayfa (9)(03.01.2008)

Bu baladları gözyaşları içerisinde okumuştum ama öyle sular seller gibi gözyaşları değildi gözlerimden akan. Özellikle aralarında 'Rehine' adlı bir balad vardı ki bunu okuyup okuyup ağlamıştım.

Rehine başlıklı bu balad'ın hikâyesi zalimlerin zalimi Diyonis'i öldürmek isteyen Damon'un yakalanması ile başlar. Damon'un cezası çarmıha gerilmektir ama Diyonis'e kız kardeşini evlendireceğini,kendisini salıvermesi karşılığında arkadaşını rehin olarak bırakabileceğini söyler. Diyonis'in hayret eder böyle bir arkadaşın gerçekten var olduğuna fakat teklifi de kabul eder.Süre üç gündür; üç gün içinde Damon gelmeyecek olursa arkadaşı çarmıha gerilecek fakat buna karşılık Diyonis,Damon'u serbest bırakacaktır.

Yolda fırtınaya yakalanır Damon.Azgın nehri geçmesi gereklidir,sular o kadar kudurmuştur ki dua etmekten başka elinden bir şey gelmez.Yolda başka belâlar da gelir başına; geç kalır Damon.Zalim, çok alay eder arkadaşıyla...Arkadaşının Damon'a karşı olan inancı ise sarsılmaz.Sonunda arkadaşını yavaş yavaş ipe çekmeye başlamışlardır ki,yetişir.Diyonis her ikisini de huzuruna çağırtır vee...

Hepsini anlatırsam olmaz...Hele bir de 'Dalgıç' başlıklı bir balad var ki tam benim arkadaşım Halit ve Sabri için yazılmış gibi...

Kral elindeki altın kupayı, denize doğru sarp ve dimdik yükselen yalçın kayalıklardan girdabın içine atar. Kendisini seyreden gençler ve şövalyeler bir türlü cesaret edemez suya atlamaya.Kral kupayı kim kendisine geri getirebilirse bundan sonra o kupanın sahibi olacak,der.Nihayet Aslan Yürekli Çocuk atlar anaforun içine...Bir müddet sonra da elinde kupa ile su yüzüne çıkar.Fakat baladın sonu böyle mutlu bir şekilde bitmez...Kralın kızı gelir olaya karışır,kral kupayı tekrar suya atar ve Aslan Yürekli'ye,kupayı geri getirmesi durumunda kızını kendisine vereceğini söyler.Aslan Yürekli tekrar dalar sulara,fakat...

Alıp okuyun arkadaşlar,ben yoruldum yazmaktan.

Başucu kitabımdır.Ne zaman kendimi düşlerim kırılmış hissedersem alıp okurum Friedrich Schiller'in BALAD'LAR VE ŞİİRLERİ adlı bu eserini.Yazar 1759-1805 yılları arasında yaşamış,bunu yazma gereği duydum.
Verdiği Puan: 9
6 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Gül Tanrıverdi

@gul-tanriverdi899

Göz kapağımın içinde ki perdeleri açamıyorum
İçinden sen düşersin diye korkuyorum...

Gül Tanrıverdi
0 beğeni · 0 yorum · Kalemimden ·

Dilek

@dilek90

......
Mutsuzum....
1 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki ·

sevilmeyen insan

@sevilmeyeninsan

Iyi Geceler....
Iyi geceler yildizlar, iyi geceler ay dede, iyi geceler sevgilim, iyi geceler.... Bu gun gene uyuyamamak dilegiyle gene gece gene sabah bugun bana uykusuz geceler.... Hosçakal devamini getiremedigim kelimeler...
1 beğeni · 0 yorum · Sohbet ·
Güzel Hareketler