ara

volkancan

@akordeon

“Kimlik” doğuştan sahip olunan bir şey olmaktan çıktı ve bir görev haline geldi: Kendi topluluğunu oluşturma görevi. Fakat topluluklar oluşturulmaz; sizin bir topluluğunuz vardır ya da yoktur. Sosyal ağların oluşturabileceği şey ancak bir temsildir. “Topluluk” ile “ağ” arasındaki fark; sizin topluluğa ait olmanız, ağın ise size ait olmasıdır. Kontrol altında hissedersiniz. Eğer isterseniz arkadaş ekler, istediğiniz zaman arkadaşınızı silersiniz. Bağlı olduğunuz önemli kişilerin kontrolü altındasınızdır. Sonuç olarak insanlar biraz daha iyi hisseder, çünkü yalnızlık ve terk edilme, bireyselleşme çağında en büyük korkudur. Fakat internette arkadaş eklemek ve silmek çok kolay olduğu için; insanlar sokakta, iş yerinde, birçok insanla hassas etkileşimler kurması için gerekli gerçek sosyal kabiliyetleri öğrenmekte zorluk çeker.
Önemli bir insan olan Papa Francis, seçildikten sonra ilk röportajını, kendisini bir ateist olarak ilan eden İtalyan gazeteci Eugenio Scalfari’ye verdi. Bu bir işaretti: Gerçek diyalog, sizinle aynı şeylere inanan insanlarla konuşmak değildir. Sosyal medya bize diyaloğu öğretmiyor, çünkü orada tartışmayı önlemek çok kolay.
Fakat çoğu insan sosyal medyayı birlikte olmak için değil, ufkunu genişletmek için değil; aksine, sadece kendi sesinin yankısını duyduğu, kendi yüzünün yansımasını gördüğü, konforlu bir alan oluşturmak için kullanıyor. Sosyal medya çok kullanışlı, keyif veriyor, fakat aynı zamanda bir tuzak.
11 beğeni · 22 yorum · Edebiyat Köşesi
lavina (@lavina)
Sosyal medya gerçekten de ufku genişletmek için kullanılmıyor...sadece sosyal hayatta bulan as mayan zözgüven ,sanal bir ortamda bulabileceğini sanan insanr yığınlari meydana geliyor... - 11.01.17
SPİNOZA (@karacurin)
Biri önce şu 'sosyal medya ' ne! Onu açıklasın. - 11.01.17
zeyrek (@zeyrek)
Herkesin kendini odak olarak görmeye, göstermeye çalıştığı bir ortam. Gerçek hayatta söylemeye cesaret edilemeyen şeyleri daha kolay söyleme imkani. Zahmetsiz ve de samimiyetsiz ilişkiler. Modern toplumun yaptığı her işte olduğu gibi günübirlik yaşa, at çöpe gitsin. Gercek ilişkilerin zahmetine çekmek çok yorucu ne de olsa. Sorumluluk istemiyoruz cogumuz. Bu durum anlık yaşarken eğlenceli gibi gelse de aslinda çok yıpratıcı. Sosyal ağlar bize hem başrolde sen varsın izlenimi veriyor hem de dibine kadar yalnızsın diyor. - 11.01.17

volkancan

@akordeon

"Görünürde olmak" birey olmanın yoludur; belki de biri olmanın tek yolu. "Herkes" der Debray, gizliden gizliye var olmadığından korkar; çünkü başkaları onun var olma hakkının farkına varmadığı sürece aslında o yoktur. İnsan başkaların ondan söz ettiği -onu yücelttiği, eleştirdiği, alaya aldığı, ona iftira ettiği, onun sözlerini yinelediği- sürece vardır. Başkalarını konuşturan ise medyadır.
Medya modayı, son moda konuları, son moda senaryoları, yaratır ve oyuncuları bu senaryodaki satırlara uydurur. Oyuncu seçiminde önemli olan "doğruluk değeri" değil, "gösteri değeridir".
Entelektüel artık fikirlerinin adil olup olmaması ile değil, müdahalelerinin yankısıyla yargılanıyor.'

volkancan

@akordeon

Bilginin,deyim yerindeyse,görme ya da işitmeden çok koklamaya özgü bir niteliği vardır;kokular da,bilgi gibi, yok edilemez;yalnızca daha güçlü kokularla bastırılarak'duyulmaması'sağlanır.

Muhammet Yüksel.

@muhammet-yuksel

Mutsuzluğun tek nedeni ,insanın odasında sessizce nasıl oturacağını bilememesidir.

Zygmunt Bauman
Özer (@ozerdkb)
Süper tespit! - 29.02.16
Muhammet Yüksel (@muhammet-yuksel)
Zygmunt Bauman abimize teşekkürler :D - 29.02.16