ara

Yeni Bir Betik Daha

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Yeni Bir Betik Daha
Bu kitabı günümüz çocukları için masal niyetine okunabilir mi diye okumaya başlamıştım. Okuduğum birkaç masal itibariyle çağımıza uygun değil. Akraba evlilikleri, babasının kızının evlenmek istememesi üzerine kızını öldürmek istemesi vb. olaylar geçiyor. Aslında verilen mesajlar güzel ancak çağımız çocukları için uygun bir kitap değil.
25 beğeni · 9 yorum
Hayata Gülümse (@hayatagulumse998)
Nefret ediyorum bu tür kitaplardan. Mümkünse yakılsın, hatta yazan da yakilsin. 😄
14.11.17 beğen 1 cevap
Gayb (@gayb)
Aslında bir süredir çocuk kitapları ile haşır neşirim. (gına geldi hatta :) ) Çocuk kitapları alanında kaliteli eserler üretebilecek yazarlara ihtiyacımız var. Kendimce, oğluma 2. çocukluk döneminde okuması için kitaplar belirliyorum. Sayısı o kadar az ki. Neyse lafı fazla uzatmayayım :) Bu aralar bu tür haberler çoğaldı :(
https://www.google.com.tr...ler-1702887-amp
http://www.medyahaber.com...ler-h29968.html
14.11.17 beğen 2 cevap

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Yeni Bir Betik Daha
@namtenahi

İplik verdim çulhaya sardı yumak eyledi
Decid haber gönderdi gelsin alsın bezini

Bu beyt, sadık istekli ile eksik veya yalancı şeyhin halini, temsili olarak, farklı bir ifadeyle anlatır. "İplik", müridin halinden bir emaredir ki, onun sülukün başlangıcında iplik gibi dağınık ve perişan olduğuna işarettir. Ve "çullah" denilen dokuyucudan murad, irşad kabiliyetinden mahrum mürşid'tir. Cümledeki yeri itibariyle, "Becid" kelimesindeki "be", (ile) manasındadır. "Cidd" ise arabi lügat olup, caizdir ki becid, "ciddiyet ve sürat ile" manasına, Türki bir terkiptir.

Beytin anlamı şudur: Dağınıklığımın giderilmesi ve bez gibi bir bütünlüğer ermek için hal ipimi ve terbiye halatımı, dokuyucu misali bir şeyhe teslim edip, kapısına gidip geldim. O ise, acele ve çabuk tarafından, işin bittiğini ve terbiyenin nihayete erdiğini söyleyip, "gelsin bezini alsın, hal gömleği bütünüyle tamamdır, baştan ayağa giyinebilir" diye bana haber gönderdi.

Halbuki, bez dediği, daha yumak halidir; yani birinci toplanış, cem'-i evveldir. "Cem-ül cem" olmaya daha vakit ve amel lazımdır. İplik, hemen bez olmaz. Taş kırmızıya dönüp la!l oluncaya kadar sebretmeli; kanın süt olması için zaman geçmelidir.
Çıktım Erik Dalına
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
16 beğeni · 2 yorum
kübra (@namtenahi)
Çok teşekkür ederim. :) keyifli okumalar.
09.11.17 beğen 1 cevap

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Yeni Bir Betik Daha
https://www.youtube.com/w...h?v=xCMJVBCBoeA

Gönül gurbet ele varma
Ya gelinir ya gelinmez
Her güzele meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez

Yöğrüktür bizim atımız
Yardan atlattı zatımız
Gurbet ilde kıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez

Bahçenizde nar ağacı
Kimi tatlı kimi acı
Gönüldeki dert ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz

Deryalarda olur bahri
Doldur ver içem zehri
Suna'm gurbet ilin kahrı
Ya çekilir ya çekilmez

Karacaoğlan düşse yola
Bülbül figan eder güle
Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alınır ya alınmaz

Karacaoğlan
35 beğeni · 2 yorum
Gülcan (@gulcann)
Keyifli okumalar. Bol bol alıntı paylaşırsan sevinirim. Karacoğlanı severim. :D
06.11.17 beğen 2 cevap

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Yeni Bir Betik Daha
Bazı alıntılar...

GÜNLERİMİZ
Çözülen bir yün yumağı
Akıp giden günlerimiz
Mezar taşlarından suskun
Telaşsız, sessiz, sitemsiz.

Savrulan yapraklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Cenaze törenlerinde
Telaşsız, sessiz, sitemsiz.

Bir suçluyu aklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Sanki bir sır saklar gibi
Telaşsız, sessiz, sitemsiz.

Doğmayan şafaklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Haksız ittifaklar gibi
Akıp giden günlerimiz.

Bir kitaba başlar gibi
Koşarken yavaşlar gibi
Düşen arkadaşlar gibi
Akıp giden günlerimiz.

(şarkısını @tabula-rasa 'dan öğrendim)
https://www.youtube.com/w...h?v=1kJmrtiR9Po

---------

"Ne olur, beni bu kadar öldürmeyin!
Bırakın da bazı bazı hayatta kalayım...
Adım anılır anılmaz öyle namlularınıza
Telaşla birer mermi sürmeyin!
Müsaade buyurun, şu Felek'den
Arada ben de bir gün çalayım!"

---------

Bugün günlerden aşağı yukarı
Geride kalan ömrümün ilk günü...

---------

akrepler akşamına yağmur yağarsa
akşamın gözleri buğulanırsa
dudaklarım alkolden anılar sağarsa
ve saçlarım ansızın oldukça kırsa
ve körkütükse kalbim ellerim sağırsa
yatarsam en ceset en kirli yatağa
bir İstanbul ağrısı vururcasına bir uzak dağa
artar an geçmez ki yalnızlığım artar korkum
insanlara alçalırken etrafta ceste ceste ben yokum

---------

Kargalar devridir eyvah ki leş kargaları...
Der-Saadet'de sabah ezanıdır...
Size bir şey söylemek isterim: İnan olsun.
Şimdi tam Atilla İlhan okuma zamanıdır.

---------

Günbatısı önce parladı...
Ve zamanla geceye döndü...
Ve gece şairlere inat ihtiyarladı...
Günbatısı'ndan bugün bana kalan:
Hakıykat!
Yani henüz foyası çıkmamış yalan...

---------

DOKTOR-MÜHENDİS TAKIMI

biz yani şimdi ne olacağız
işçi desen değil burjuva
bizden o bile geçti hepsi ağız
gerçi şurda bir avuç insanız
ardı bulanık anılar önüyse hava-cıva
ne emekçi-tövbe-ne burjuva
"yarı yoldan ziyade yerden uzak
yarı yoldan ziyade maha yakın"
yeni devalüasyondan önce
döviz bozdurmayalım sakın
zaten artık kararımız kesin
ya geri döneceğiz
ya burada kalacağız
sahi biz ne olacağız

---------

İNSAN-I KAMİL

Kindar sayılmam aslında, zira
Hasmımım cenazesi kalkar kalkmaz
Onu bütün kalbimle affederim.
"Ne kadar iyi bir insandı!" derim.
"Kör-topal şahlar ortasında bir şahbaz!
Onsuz bir dünya mı? İmkansız!...
Ama artık Allah kerim..."
Ben şafakları hep akşamüstleri seyreylerim.
İster yarınki şafak, ister dünkü...
Pek kindar sayılmam aslında çünkü...

---------

Duygu işlemez yeleklerimizi giyinerek
Yeni bir özlem efsanesine atıldık.
Yağmur Atsız Bütün Şiirleri
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
32 beğeni · 6 yorum
tabula rasa (@tabula-rasa)
Keyifli okumalar
26.10.17 beğen 2 cevap
''Bugün günlerden aşağı yukarı
Geride kalan ömrümün ilk günü...'' ne güzel bir söz.
27.10.17 beğen 3 cevap
ketumpinokyo (@ketum)
"Ne olur, beni bu kadar öldürmeyin!
Bırakın da bazı bazı hayatta kalayım..." Bugünkü ruh halimi en iyi dile getirebilecek dize sanırım bunlar , teşekkürler @ruhadam 😌
28.10.17 beğen 2 cevap

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha


Ve Abdülhalim Efendi, "barbar" kelimesinin bile çok hafif kalacağı bir canavarlıkla, Rumlar tarafından üzerine ve sakallarına gaz dökülerek, reçine sürülerek diri diri yakıldı. Bununla da yetinmeyen caniler, karısı ile baldızının da birer gözünü oyup çıkardılar.

Elinizdeki tarihi romanın yazarı Ahmet Hikmet Müftüoğlu, işte o unutulmaması gereken, kahramanımız, yiğidimiz ve şehidimiz Abdülhalim Efendi'nin torunudur.
24 beğeni · 2 yorum
ketumpinokyo (@ketum)
Yeni bilgiler ve yeni kitaplar... Ve tabi ki @ruhadam... Keyifli okumalar... 😊😇
22.10.17 beğen 3 cevap

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Yeni Bir Betik Daha
"Üzerinde yaşadığımız dünyanın damarlarını ilk kez oluşturduğu, büyük ağaçlarını köklerini toğrağın derinliklerine doğru uzattığı, yüksek dağlarda demirin ilk kez işlenmeye başladığı zamanlardı. Dağlarda karla kaplı ve erimeyen dorukların alışması, ak denizlerin akmaya başlaması, ak dumanların ayın gözlerini bile kaplayacak biçimde dünyanın dört bir yanına doğru yayılması, güneşin yeryüzünü ısıtarak aydınlatmaya, ayın geceleri gümüşi ışıklara boğmaya başlaması işte bu zamanlara denk gelmişti.

O uzak günlerde insanlar burunlarıyla nefes almaya, ayağa kalkıp yürümeye başlamış, ilk toplumlar ortaya çıkmıştı. Güneş yoğun sis perdesi gibi dünyayı örten bulutların arkasından insanlara gülümsediğinde kalın buz yığınları erimeye, bu buzların altından ırmaklar akmaya başlamıştı."



"Bir kulakla yerin altını, öteki kulakla da yerin üstünü dinlediler. Kara uzayın dibinde mi, kara yerin ucunda mı bilinmez, katı ve bükülmez bilekli bir erin gelmekte olduğu duyuluyordu. Bu gelen adımların etkisiyle kara yer titriyor, kara uzay sarsılıyordu. Katı kayalar göçüyor, katı ağaçlar kırılıyordu. Yumulan göz açılıncaya, açılan göz de yumuluncaya kadar hızlı bir şekilde dağ sırtının üstünden, alp gök boz at geçmekteydi."



"Önünde ay parlıyor, arkasında güneş yanıyor gibiydi."



"İleri yordamı daha üstün geldiğinden, zavallı özüm şimdi bu dünyadan göçmekteyim. Yer-toprağın üstünde, üstün akıllıya az yaşamak nasip oldu. Dolaştığım engin yer, arkamda kalacak. Yer-toprağın üstünde bir daha dolaşamayacağım. Bana ışık veren kutsal güneş, benden sonra da dünyayı aydınlatmaya devam edercek. Sevdiğim güneşin ışığını bir daha asla görmeyeceğim. Güneşin aydınlığını bırakıp ayrılmak, nasıl da zor şimdi. Üstün düşünce tasladığımdan, ölmekteyim. Gökte güneş ve ayı bir daha duyumsamamak ne kadar da güç şimdi. Bunun farkında olmak, insana derin bir acı veriyor. Bir daha etraftaki yeşilliğe dokunamamak, onları koklayamamak yüreğimi parçalıyor."



"Yaşın uzak, yaratanın yüksek olsun,
Yolun açık, yaşamın mutlu olsun.
Önünde ay ışınlasın,
Arkanda güneş parıldasın.
Bitmemek üzere canlı ol,
Aşınmamak üzere yurtlu ol.
Dökülmemek üzere kanlı ol,
Bitmemek, düşmemek üzere yurtlu ol."

"Kara Han ile Huban Arığ çatal kamçılarını kara uzaya kadar kaldırıp atlarına vurdular. Kara yer değirmen gibi döndü, beşik gibi sallanmaya başladı. Atları ok gibi ileri atıldı, kuş gibi uçtu. Atlar dağdan dağa atladılar, dağ sırtından başka dağ sırtına geçtiler. Dağ sırtlarının başlarını bu yıldırım gibi hızlı koşu esnasında ayaklarıyla teperek kırdılar. Aya kadar yüksek ak karlı bir dağ doruğuna çıktıktan sonra yiğitler atlarını durdurdu. Kırk kat yerin altına gidilen yere ualşmışlardı. Ancak buralarda felaketlerin yaşandığı anlaşılıyordu. Yolları tüy kadar yumuşak otlar kaplamıştı. Atların ayaklarının teptiği yerlerde çiçekler büyümüştü. Kara doru atın ön ayağının değdiği yerlerde, altın göller duruyordu. İçlerinde altın tüylü ördekler yüzüyordu. Gümüş tüylü ördekler, o göllerde yüzmekteydiler."

"Savaşın doğaya ve çevreye verdiği olumsuz etkiden dolayın göğün dibi kurudu, yerin ucu kesildi. Dokuzuncu gün arınmaz bir ak duman, kalkmaz bir gök duman yayıldı etrafa. Savaşın etkisiyle doğa dengeleri bozuldu. Sonucunda da ulu karlı dağ doruklarına olmayacak zamanda kar yağdı, büyük sulardan nin* aktı. Dokuz günden sonra dünyanın dört bir tarafına yayılmış duran ak perde kadar yoğun bir duman ak buluta dönüştü. Gök duman ise gök buluta eklendi."

"Kağanım, beyim, Kara Han, yer-toprağın üstünde sana yeterince yardım edemedim, senden, halkımdan, ülkemden, bu dünyadan ayrıldım. Arı gücüm bu kanlı savaşta tükendi, ulu gücüm bu ölesiye şiddetli savaşta çarpışmaya yetmedi. Doğadan, sevdiğim ak çayırlarımdan, dorukları ak karla kaplı dağlardan, üzerlerindeki yemyeşil çayırlarından, engin genişlikteki yaylalardan ayrıldım. Kemiğimi, yabancı ülkelerde bırakmayın, ana yurduma ulaştırın, yurdunu düşmana karşı savunan savaşçıya yakışır bir biçimde toprak anaya geri verin ki yüce yurdumuzu düşmanlara karşı savunurken ölenlere eklenip Ak Üzütün ülkesinde rahat ve huzur içinde bir hayat yaşayayım."
EK 1
Nin: Balçıklı buz kırıntıları 11.10.17
29 beğeni · 18 yorum
Feyzanur (@vareste)
Keyifli okumalar, çok hoş olmuş paylaşım, kitap zevkiniz çok farklı :)
09.10.17 beğen 3 cevap
Promiyer (@pronuyer)
Güzel bir paylaşım
09.10.17 beğen 3 cevap
bâd-ı muattar (@reyhann)
Ne kadar engin bir kitap, ne kadar zengin bir paylaşım 😌
10.10.17 beğen 2 cevap

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Yeni Bir Betik Daha
Aslında kitabı bitirmiştim paylaşmayı unutmuşum!



-------

Aşk yaratılmışların içinde kusursuz görünse de en kusurlu olanıydı kuşkusuz. Hiç dağılmayacak zannedilen bütünün ansızın darmadağınık olması mantığa gelir bir nedeni yoksa, bu sadece kusurlu yaratılmış olmakla izah edilebiliyordu. Bilerek ve isteyerek. Onu yaratana, rakip sıfatıyla araya girme hakkını versin ve ki kulları onu bırakıp da aşka tapmasın diye.

-------

İsten dumandan daha kara bir kalemle ve okunması kolay olmayan bir hatla. Sağdan sola doğru ismimi yazdım. Bir sin. Bir lam. Yanına bir ya koydum. Bir mim. Bir elifle çektim nefesimi. Nun'la üfledim, nokta koydum. Süleyman'dım.

-------

Bir gün tarihin tarihi yazılırsa ihtimal ki geriye tarih diye bir şey kalmayacak ve kusursuz tarih, kusursuz aşk gibi yazılamayacak

-------

Böyle tanıdım beni ben yapan görünmez yanlarımı. Kendi görüntüsü üzerinde yüzen bir nilüfer gibi, ondan yansıyan görüntülerimle döküldüm kendi üzerime. Böyle okudum kendimi. Böyle hoşnut kaldım kendimden. Hayatı ve kendimi böyle öğrendim.
35 beğeni · 18 yorum
Gayb (@gayb)
Filbahri tütsüsü koktu buralar :)
02.10.17 beğen 1 cevap
bâd-ı muattar (@reyhann)
Nazan Bekiroğlu'nun en s
evdiğim kitaplarından birisidir. ☺
04.10.17 beğen 1 cevap

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Yeni Bir Betik Daha
https://www.youtube.com/w...h?v=H1gp2e9Ff2Q

Uyur idik uyardılar
Diriye saydılar bizi
Koyun olduk ses anladık
Sürüye saydılar bizi

Sürülüp kasaba gittik
Kanarada mekan tuttuk
Seri Hakk'a teslim ettik
Ölüye saydılar bizi

Halimizi hal eyledik
Yolumuzu yol eyledik
Her çiçekten bal eyledik
Arıya saydılar bizi

Pir divanına dizildik
Aşk defterine yazıldık
Bal olduk şerbet ezildik
Doluya saydılar bizi

Pir Sultan Abdal'ım şunda
Çok keramet var insanda
O cihanda bu cihanda
Ali'ye saydılar bizi

Pir Sultan Abdal
16 beğeni · 1 yorum
ketumpinokyo (@ketum)
27.09.17 beğen cevap

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Kıymetli bir dostumuzdan hediye gelen bu güzel kitabı okumaya geldi sıra...




Türkler, devlet üst yönetimine ancak tesadüfen gelebildiler. Sözgelişi, Türk Çandalı'dan sonra, sadece 150 sene içinde Osmanlı Devleti'ni yöneten otuz yedi veziriazamın "dördü" Türk, diğer "otuz üçü" devşirme ve dönme sisteminden gelecekti. Doğaldır ki bu sayı, Osmanlı yıkılana kadar, Türkler aleyhine daha da artacaktı...
30 beğeni · 7 yorum
Fakat Müzeyyen 🌹 (@buderinbirtutku)
,
25.08.17 beğen 1 cevap
üzümcü (@uzumcu)
Kitabı okuduktan sonra Osmanlıda Türklüğün köreltildiğini düşünmüştüm.Bu yazar İlber ortaylı nın olduğu bir programa bağlanmıştı.İlber Ortaylı yı dinlediğimde fikrim değişti
25.08.17 beğen 2 cevap
/ 6