Paylaşım yapabilmek için Üye Ol veya Giriş Yap

#kırmızıkaranlık

Cebrâille gelen ayetlere inanmayanlar; Azrâille gelen ölüme teslim olacaklar.
#AbdülkdirGeylânî
#Eskiden, çok ama çok eskiden; henüz Âdemoğlu dünya üstünde yeni yürümeye başlamışken, iki genç, bir ağacın altında karşılaşmışlar. Erkek bir Yarı Tanrı, genç kız ise bir faniymiş. Âşık olmuşlar. Birbirleri olmadan nefes alamaz hale gelmişler, tenleri tenlerine değmeden uyuyamaz olmuşlar. Ancak, genç çocuğa âşık başka bir Tanrıça varmış. İkiliyi ayırmak için yapmadık eziyet bırakmamış. Felaketler başlatmış; fanilerin hepsini kırmak ve genç adamın başka bir faniye âşık olmamasını sağlamak için eşikteki beşikteki demeden öldürmeye and içmiş. Fakat genç adamın babası ve annesi; oğulları ve sevdiği kızı, bu kötü tanrıçanın felaketlerinden koruyabilmek için, sürekli buluştukları ağacı, sihirle korumaya almışlar. Genç Yarı Tanrı ve sevgilisi, bu ağacın üstünde yaşadıkları sürece, tanrıça onlara bir şey yapamayacakmış. Böylelikle kısa bir süre de olsa, Tanrıçanın kötülüklerinden kurtulmuşlar.” dedikten sonra derin bir nefes aldı Özge. Mustafa, ilgiyle hikâyeyi dinliyordu…

“Bir süre sonra genç âşıkların bir bebeği olmuş; mutlulukları artmış ve aşkları kutsanmış. Fakat bu kötü Tanrıçanın daha da sinirlenmesine sebep olmuş. Eğer, ağacın üstünde oldukları sürece onlara zarar veremiyorsa, o da bebeklerine zarar veririm diye düşünmüş. Fakat normal haliyle ağaca yaklaşması imkânsızmış. Büyükçe bir yılana bürünüp, erkek bebek için ağaca ilerlemeye başladığında Tanrıların kralı, kötü Tanrıçayı fark etmiş ama ne yapacağına bakmak için ses etmemiş. Çünkü babası yüzünden bir tanrı torunu olan bebeği öldürmesi mümkün değilmiş kötü Tanrıçanı. Eğer öldürürse o da yok edilirmiş.” Özge, hikâyenin en etkileyici kısmını #anlatmak için yavaşça Mustafa’nın yatağına yanaşıp oturduğunda, adam ve kızın gözleri bir an için buluştu yine.

#Kötü Tanrıçanın niyeti de zaten bebeği öldürmek değilmiş ama güzel yüzlü annesi ve babasından farklı olarak, yaralı bir yüzle büyüsün ve o, annesi ve babası gibi bir #şk yaşayamadan, ebeveynlerinin en büyük acısı olsun istemiş. Bu yüzden, kundağında uyuyan bebeğin yüzüne büyük bir yara izi bırakmış. Ağlayan bebeğin çığlıkları ile hemen oraya yetişen babası yılanı ağaçtan atmış ancak bebeğinin yüzündeki yara izi yüzünden, gerçekten de genç çiftin hüznü #Gök kubbeyi sarmış. Her şeyi izleyen Baş Tanrı, Âşk’a görev vermiş. O günden sonra, genç kızlar, ister yüreğinde, ister yüzünde, yara izi olan kim varsa o erkekten daha fazla hoşlanır olmuşlar... Böylece bebek büyüdüğünde, #yalnız kalmamış.”
Özge, hikâyeyi bitirdiğinde muzip gözlerle iç çeken adama baktı. Fakat adamın gözlerinde gördüğü donuk bakışlar ile sesini çıkaramadı…

“Ben… Hikâyedeki #bebek değilim Özge… Yılanım…”

#Paluri - Ar Si Ar Ma #Wattpad #gercekmasallar

https://www.wattpad.com/story/24994468-paluri-ar-si-ar-ma
toplam 11 yorum tüm yorumları göster
E.A. O değil de Çakma Grimm masalları tadındaki bu şeyi kim yazmış?
18 gün önce
Öykü Odabaş ÇakmaGrimm masalı derken? :D Paluri isimli kitabıma koyduğum mitolojik masal :D Grimm mi? :D :D Mitolojik bir hikâyedir bu diyeyim tekrar :D Çok güldüm :D Teşekkür ederim :D
18 gün önce
E.A. Daha kötü ya : )) nerenin mitolojik hikayesiymiş. İran mı, Yunan mı... Kaynak alabilirsem belki bi şeyler öğrenebilirim.
18 gün önce
Gönül yarasından sakınmak gerek
Ki yoktur cihânda onun merhemi,
Elinden gelirse gönül yıkma ki
Yıkık gönlün âhı yıkar âlemi..
#Sdi Şirazi
toplam 4 yorum tüm yorumları göster
misafir öle de sakındıkça ne hikmetse kendi kalbin kırılıyor,onu napcaz ?
10 gün önce
Feriha Karcılar Eğer birisi bir kalp kıracaksa bu ben olmayayım da varsın kırılan benim kalbim olsun..
9 gün önce
misafir Senin kalbin kırılmasindan.korkulan diğer kalplerden.daha mi.önemsiz ki böle düşünüyorsun.?Kirilganlik cidden cok boyutlu.bir olay her kisinin kendine gore kisisellestirdigi bir etkilesim.Dolayisyla bu.konuda ki sorumluluk.ahlaki iyi ve kotunun.tercihi yani velhasil.dogru da kaldiysan.vicdanin rahatsan ve birilerii kirilmaliysa bu durmda varsin kirilsinlar
9 gün önce
Okumak üç türlüdür :
Dilin okuması, kıraat
Aklın okuması, tefekkür
Kalbin okuması hayattır.

#İmamGazli
"Özellikle ikinci ya da üçüncü sınıftı tam hatırlamıyorum, Türkiye’de olduğumuz bir vakit; okul çıkışı veliler çocuklarını almaya geldiklerinde, jilet gibi #takım elbisesi içindeki babasına beni #şikyet eden, teneffüste ittiğim kızın babasına bakışı; ona duyduğu #güven ve adamın beni süzüp önemli olmadığımı kızına söyleyerek elinden tutup gitmesi… Benim de #kös kös, beni #bekleyen #özel arabaya gidip şoför ile eve #dönüşüm

Babama her baktığımda, kaçırdığımızı düşündüğüm anların ilk başında bu geliyordu. O gün ezildiğim kadar ezildiğimi hiç hatırlamıyordum. O kızın babası, tabii ki benim babasız olup olmadığımı bilemezdi ama yine de, hayatımdaki eksikliğini o kadar iyi anlamıştım ki o #gün… "


https://www.wattpad.com/story/15994840-peri
toplam 16 yorum tüm yorumları göster
E.A. Resimdekiler ne alaka?
1 ay önce
Öykü Odabaş Kitap kapağı :)
1 ay önce
Öykü Odabaş Hikâyenin oyuncu ekibi diyeyim ya da :)
1 ay önce
toplam 1 yorum
1 yıl önce
Çingiz Abdullayev "Tver bulvarı": "Klassiklərdən birinin dediyi kimi, həyat daim yenilənən təzadlardan başqa bir şey deyil. Digər bir klassiksə əlavə edib ki, düşüncəli adamlar üçün həyat - yalnız məzhəkədir, hissiyatlı adamlar üçünsə - yalnız faciə." #
1- Don Quijote, M. de Cervantes Saavedra (1605)
2- Suç ve Ceza, Fyodor Dostoyevski (1866)
3- Memleketimden İnsan Manzaraları, Nâzım Hikmet (1966-1967)
4- Alemdağda Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık (1954)
5- Tutunamayanlar, Oğuz Atay (1971)
6- Hamlet, William Shakespeare (1600 dolaylarında)
7- Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel García Márquez (1967)
8- Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (1949)
9- Anna Karenina, Lev Tolstoy (1873-1877)
10- Karamazov Kardeşler, Fyodor Dostoyevski (1880)
11- Kara Kitap, Orhan Pamuk (1990)
12- İlyada, Homeros (MÖ 9.-7. yüzyıl)
13- Odyssia, Homeros (MÖ 9.-7. yüzyıl)
14- Savaş ve Barış, Lev Tolstoy (1865-1869)
15- İlahi Komedya, Dante Alighieri (1307-1321)
16- Binbir Gece Masalları (8.-9. yüzyıl)
17- Madame Bovary, Gustave Flaubert (1856)
18- Dönüşüm, Franz Kafka (1915)
19- Ecinniler, Fyodor Dostoyevski (1872)
20- Bütün Öyküleri, Anton Çehov (d.ö. 1860-1904)
21- Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupery (1943)
22- İnce Memed, Yaşar Kemal (1955)
23- Denemeler, Michel de Montaigne (1572-1588)
24- Ulysses, James Joyce (1922)
25- Yunus Emre Divanı (d.ö. 1238?-1320?)
26- Mesnevi, Mevlana Celaleddin Rumi (1278, en eski nüshası)
27- Dava, Franz Kafka (1913)
28- Budala, Dostoyevski (1868)
29- Mrs. Dalloway, Virginia Woolf (1925)
30- Son Şiirleri, Nâzım Hikmet (1970)
31- Macbeth, William Shakespeare (1606)
32- Kızıl ile Kara, Stendhal (1830)
33- Malte Laurids Brigge’nin Notları, Rainer Maria Rilke (1910)
34- Kayıp Zamanın İzinde, Marcel Proust (1917-1925)
35- Ses ve Öfke, William Faulkner (1929)
36- Gönülçelen, J.D. Salinger (1951)
37- Şeyh Bedrettin Destanı, Nâzım Hikmet (1936)
38- Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu (1979)
39- Evliya Çelebi Seyahatnamesi (1898-1938)
40- Kötülük Çiçekleri, Charles Baudelaire (1857)
# #
toplam 1 yorum
misafir Hepsi birbirinden değerli ...
1 yıl önce