ara

Enes

Anlamak bizi değiştirir. O andan itibaren, bir dakika öncesinde olduğumuz kişi değilizdir artık; sonsuza dek değişmişizdir. - Julio Cortázar

Enes

@cortazar

Ruhunu Kaybeden Adam
Ruhunu Kaybeden Adam
Sonbahar gelmeye başlamıştı. Yüzüme doğru esen hafif serin rüzgara aldırmayarak bankta derin derin düşünüyordum. Yaşadığım bunca şeyden sonra hayatı görmek istediğim gibi değil, olduğu gibi kabullenmiştim. Tıpkı şu an karşımda duran masmavi deniz gibi. Denize bakan bir kaptan macerayı görürdü. Yüzme bilmeyen biriyse ölüm. Bense sadece denizi görüyordum. Kendi başına yeterince anlamlıydı nesneler. Daha fazla anlam yüklemek beni yoruyordu. Hayal kurmayı da bu yüzden bırakmıştım. Hayal dediğimiz şey ‘ görmek istediğimiz şeylerden ‘ oluşuyordu. Hayatsa şu an ‘ var olan şeylerden ‘ oluşuyordu. Ruhumdan ve hislerimden azalttıklarımı beynime ve mantığıma aktardım. Yetişkinlik dediğimiz şey de tam olarak buydu sanırım. Yaşayamadığımız ne kadar heyecan ve mutluluk varsa hepsini ileriye itekleye itekleye donmuş bir kalıp yaratırdık. O kalıp bir karadelik gibi içine çekerdi bizi içine yıldan yıla. Artık seçimler değil, zorunluluklar söz konusu olurdu. Acımasız dünya düzeni sadece hayatta kalmamıza izin veriyordu, yaşamamıza değil. Kimse size mutlu olup olmadığınızı, hayattan neler istediğinizi sormuyordu. Aldığınız maaş veya çalışma saatleriniz daha ilgi çekici geliyordu insanlara.




Yaşamak neden bu kadar zordu ? Bunu hep kendime sorup cevabını alamıyordum. Yaşamak istiyordum, hayata tutunmak. İçimde daima yaşama umudu vardı. Ama ben ne zaman tutunmak için elimi uzatsam olduğum yerden de asağıya düşüyordum. Tüm bu ikilemler beni boğuyordu. Hayatta üç grup insan olduğuna inanıyordum : Yaşamayı bilenler, yaşamaya çalışanlar ve yaşamayı beceremeyenler. Kendim oldum olası yaşamaya çalışan ama yaşamayı beceremeyen biri olarak görmüştüm.


Nicolas Chamfort’u düşündüm birden. İntihar etmeye çalışan ama beceremeyen, 6 ay sonra bilinmeyen bir hastalıktan ölen bir yazardı. ” Kalbin ya paramparça kırılmak ya da taş gibi katılaşmak zorunda kaldığı bu dünyayı terk ediyorum. ” yazmıştı intihar notuna. O da milyonlarcası gibi yaşamayı becerememişti. Hayat sizden benliğinizi, hislerinizi ve isteklerinizi alıyor, yerine size donmuş bir kalp ve çalışan bir kafa veriyordu. Bir tür karamsarlık yerini gerçekliğe ve gerçeklik de yerini karamsarlığa bırakıyordu. Bir tür bu sonsuz döngünün içine sıkıştığımı hissediyordum. O kadar uzun zamandır oradaydım ki, orada yaşamaya alışmıştım.



Mutlu bir son olmayacaktı, bunu biliyordum. Ama en azından huzurlu bir başlangıç istiyordum. Kendime, benliğime ve hayatıma sarılmak. Bu ne kadar zor olsa da ben de o kadar zordum. Kalktım ve serpiştirmeye başlayan yağmurda karanlıklara doğru yol aldım.
27 beğeni · 8 yorum
Eseflal (@eseflal)
👏👏🐾
3 sa beğen 2 cevap
Mizan (@mizanf)
Yüreğine sağlık ustaca bir yazı olmuş
3 sa beğen 1 cevap
Esra'nın Dünyası (@esranindunyasi)
Yüreğine sağlık :)
3 sa beğen 1 cevap

Enes

@cortazar

Jean Paul Sartre
Jean Paul Sartre
Her biri, belli bir süre için hayatının anlamını, ötekinin hayatında buluyor. Yakında ikisinin tek bir hayatı olacak : Ağır ve ılık bir hayat, anlamsız bir hayat. Ama bunun farkına varmayacaklar…
22 beğeni · 3 yorum
Eseflal (@eseflal)
O yüzden kimseye hayatın anlamını yuklememeli insan, hayatın anlamı başka bir insan olamaz.. 🤗
15 sa beğen 4 cevap

Enes

@cortazar

A Perfect Circle - Passive
Wake up and face me
Don't play dead 'cause maybe
Someday I will walk away and say
You disappoint me
Maybe you're better off this way
7 beğeni · 0 yorum

Enes

@cortazar

Sokrates
Sokrates
Ünlü Yunan filozof Sokrates her nasılsa bir ev yaptırmış:
Eş dost merak etmiş nasıl bir ev diye, görünce evi, kimse dememiş güzel olmuş diye…
Başlamışlar kusur bulmaya: Kimi içini beğenmemiş, kızmayın ama şanınıza layık değil odaları demişler.
Kimi cephesine laf etmiş: Karşıdan görünüşü çirkinmiş.
Hepsinin ortak görüşü de çok darmış bu ev. Kim sığarmış canım bu ev denen kulübeye?

Koca Filozof Socrates:
– Ah! Keşke bu evin alabileceği kadar Gerçek dostum olsa!
Bir ev dolusu gerçek dost nerede? Sözde herkes dost, ama gel de inan.
Dosttan çok ne var bu dünyada, dosttan az şey de öyle…
11 beğeni · 0 yorum

Enes

@cortazar

Kozadaki Kelebeğin Hikayesi
Kozadaki Kelebeğin Hikayesi
Bir gün, adam ormanda gezerken bir kelebeğin kozasından çıkmaya çalıştığını gördü. Kozasındaki küçük delikten çıkmaya çabalayan kelebeği saatlerce izledi.

Sonra adam, kelebeğin kozadan çıkmak için çabalamaktan vazgeçtiğini, gücünün kalmadığını düşündü. Kelebeğe yardım edeyim de kolayca çıksın diye düşündü ve kozadaki deliği daha rahat çıksın diye büyüttü.

Bu sayede kelebek kozasından kolayca çıkabildi. Fakat çıkmaya daha hazır değildi, bedeni hala kuru ve kanatları buruş buruştu. Adam, kelebeğin gücünü toplayıp, kanatlarını açıp, uçacağını düşünüyordu. Ama Kelebek kozasından zamanından önce çıkmıştı. Ne kadar çabalasa da uçamadı ve buruşmuş kanatlarıyla yerde sürünmeye devam etti.

Adam iyi niyetli bir şekilde kelebeğe yardım etmeyi istemişti ama bilmediği nokta; kelebeğin kozadan çıkmak için çabalaması, bedenindeki sıvının kanatlarına gitmesini ve bu sayede doğru zamanda kozasından çıktığında uçabilmesini sağlayacaktı.

Hayat akarken sarf edilen çabalar, uğraşlar bizi hayatımızdaki bir sonraki adıma hazırlar, gerekli güce ulaşılmasını sağlar. Kendi kanatlarınızla uçmak isterseniz emek vermeniz, zorluklarla mücadele etmeniz gerekir.
24 beğeni · 10 yorum
Eseflal (@eseflal)
Ve de kimsenin iyiliğini dusunerek teklifsiz yardimda bulunmamak gerekir ki iyi niyetle kotuluk etmis olmayalim.. çokça karsima cikan bir hikaye ama tekrar okumak guzel oldu 👍
22.02.18 beğen 4 cevap
Mizan (@mizanf)
Demekki neymiş zorlukla yıkılmak değil bir anı olacağı günü beklemek gerekmiş. 😊
22.02.18 beğen 3 cevap
Kahve Kitap Kurabiye (@kahvekitapkurabiye)
Her şer'de bir Hayr vardır.
22.02.18 beğen 3 cevap

Enes

@cortazar

Derinlerde bir Sohbet
Derinlerde bir Sohbet
" Evet " dedi, " Ben buyum. Toplumun bir parçası olabilmek için bireyselliğinden taviz veren bir dublörüm. " Ağır ağır kahvesini yudumlarken kurmuştu bu cümleyi Ali Bey. Ellili yaşlarının sonunda gösteriyordu, ağarmaya başlamış saçları ve gergin yüz hatlarıyla karşımda benimle konuşuyordu.

Konu buraya nasıl gelmişti bilmiyordum. Her zamanki gibi akşam iş çıkışı eve doğru giderken sokakta eski edebiyat hocam Ali Beye rastlamıştım. " Yağmurda ıslanmayalım, şuradaki kafeye oturup biraz hoş beş edelim " demişti. Sevinmiştim onu gördüğüme, ne zamandır görüşemiyorduk. Oturduk ve kahveleri içerken konu ' İnsanın dürüstlüğüne ' geldi.

" Dürüstlüğe inanırım ama dürüst insanın varlığına inanmam. Dürüst dediklerimiz ya yalan söylemeyi başaramayacak kadar aptal, ya da yalanını gizlemeyi başaracak kadar zekidir. " demişti.

Bu sözleri düşünürken bana doğru eğildi ve gözlerini gözlerime dikerek " Mehmet, hiç ruhunun derinliklerinde kaybolduğunu hissettin mi ? " diye sordu.

Bir süre düşündüm ve önümde yanan sigaraya odaklandım. Bu soru oldum olası zihnimi kurcalardı. Bazen tam kendim gibi olduğumu hissettiğim anlarda yine yanıldığımı, olmak istemediğim biri haline geldiğimi fark ederdim.

" Evet, kendimi bulmaya çalışıyorum. " demiştim. Gülümsedi Ali Bey : " Cicero ne demiş ? ' İnsan kendisini kaybetmeden kendisini bulamaz. ' senin de kaybolduğunu hissettiğin anlar, belki de kendine en yakın olduğun anlardır. " dedi.


Seviyordum bu adamın sohbetini, bir şeyin ne olduğundan çok nasıl yansıtıldığı önemliydi onun için. Ali beye bu yüzden hayrandım sanırım. Olmak istediğim ama olamadığım kişi gibiydi.

" Sana bir hikaye anlatayım Mehmet. Çalıştığım okulda bir hademe vardı. Kimsenin yüzüne bile bakmadığı bir adam. Bu adam bir gün sınıfa yerleri silmek için girdiğinde ders yeni bitmiş, sınıfta tek başıma kitap okuyordum. Başıyla selam verdi ve yerleri silmeye başladı. Yerleri sildikten sonra pencereye doğru yöneldi ve aşağı atladı. Trajik bir intihar söz konusuydu ama asıl beni düşündüren şey ' neden intihar ettiği ' değil, ' neden işini yaptıktan sonra intihar ettiğiydi. ' bir tür görev bilinci miydi bu ? Yoksa yerleri silerken hayatın kendisine oynadığı acımasız oyunu mu fark etmişti ? Belki de sadece ölmek istediği için atlamıştı. Bu sorunun cevabını hiçbir zaman bulamadım. " dedi.


İnsan böyleydi. Parçası olmaya çalıştığı toplumundaki statüsünü görünce bu gerçeğe fazla dayanamadan çekip gitmek isterdi. Çektiği tüm acılar, yaşadığı tüm hayal kırıklıkları ve umutsuzlukların bir bedeli olduğunu görmek istiyordu insan. Ama bu dünyada bunu görmek istiyordu. Öldükten sonra değil. Hademe de bu gerçekle ironik biçimde yerleri silerken yüzleşmişti ve süpürdüğü tozlar gibi hayat da onu bu dünyadan süpürüp götürmüştü.

" Kalkalım evladım " dedi Ali hocam. Başımı salladım ve hesabı ödeyip dışarı çıktık. Yağmur çok hafif serpiştiriyordu ama benim içimde fırtınalar kopuyordu. " Ali Hoca gibi olmak istiyorum ama olamıyorum, bunun hep lanet olduğunu düşündüm. Belki de bu bir lanet değil, bir tür mükâfattı benim için. Gerçekten Ali Hoca gibi olsam yaşamaya devam edemezdim. " dedim ve eve doğru yol aldım.
31 beğeni · 21 yorum
Eseflal (@eseflal)
"İnsan böyleydi. Parçası olmaya çalıştığı toplumundaki statüsünü görünce bu gerçeğe fazla dayanamadan çekip gitmek isterdi. Çektiği tüm acılar, yaşadığı tüm hayal kırıklıkları ve umutsuzlukların bir bedeli olduğunu görmek istiyordu insan." Belki de parcasi olmaya calistigimiz toplumun statusunu gördüğümüzde cekip gitmek istiyoruzdur... Ve herseyin bedelinin, bütün o hersey oldugunu anladigimizda? 🤔 Guzel olmus, kalemine saglik, yazilarina devam etmen dilegiyle.. 😇
21.02.18 beğen 4 cevap
Feyzanur (@vareste)
ilk cümlelerde aklıma şu geldi: " toplumsallaşmanin en büyük tehdidi, insanın buharlaşmasıdır. (...) Çünkü insanın kaybolduğu yapıda hayır yoktur." "Biz diyebilen ama asla kendisini yok saymayan bir zihni ve kurumsal önderliği oluşturmalıyız." O intihar eden hademenin ise , görevini ifa etmenin vereceği huzurun karamsarlığına ağır basıp basmadigi merakı/endişesi içindeki çırpınışları olarak yorumlamistim. Kalemine sağlık.
21.02.18 beğen 2 cevap
Deniz (@deniz0576)
" Dürüstlüğe inanırım ama dürüst insanın varlığına inanmam. Dürüst dediklerimiz ya yalan söylemeyi başaramayacak kadar aptal, ya da yalanını gizlemeyi başaracak kadar zekidir. " demişti.....gerçekten böyle mi? :(
21.02.18 beğen 3 cevap

Enes

@cortazar

Anathema - Lost Control Türkçe Altyazı
Geceye güzel bir şarkı...
6 beğeni · 0 yorum

Enes

@cortazar

Albert Camus
Albert Camus
" Boşuna olduğunu bildiği halde direnen insan... Yaşamın anlamı ancak, dünyanın saçmalığını ve yenilginin daima tekrarlanacağını bile bile kötülüğe direnmek olabilir... "
11 beğeni · 0 yorum

Enes

@cortazar

Bir Umut - Cahit Sıtkı Tarancı
Kendi seslendirme çalışmamdır. Desteğinizi ve yorumlarınızı bekliyorum.

Bugüne kadar desteğini benden esirgemeyen dostlarım ve başta @eseflal olmak üzere herkese teşekkürlerimi sunarım. İstek şiirlerinizi mesaj yoluyla veya yorumla iletebilirsiniz.

İyi dinlemeler :)
41 beğeni · 29 yorum
Eseflal (@eseflal)
🌹🌹😇 başarılarının devamını diliyorum
19.02.18 beğen 1 cevap
Bur Cu (@burcua)
Yine çok güzel ve başarılı bir seslendirme olmuş. Beğeni ve keyifle dinledim.
19.02.18 beğen 1 cevap
Merve (@hempa)
Diğer seslendirmelerinize yapılan eleştirileri dikkate aldığınızı görüyorum. Başarılar dilerim sevgili Enes 🙃
19.02.18 beğen 1 cevap

Enes

@cortazar

Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
İnsan sıkı tutmalı yüreğini; çünkü gitmesine izin verirse, çok geçmeden aklı da gider peşinden.
55 beğeni · 17 yorum
Eseflal (@eseflal)
Gider, arkasına bile bakmaz hatta...
17.02.18 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez (@gulsah-sonmez)
👍🏻
17.02.18 beğen 1 cevap
HÜLYA ARAS (@hulyaaras)
Çok doğru bir söz ..
23.02.18 beğen 1 cevap
/ 3