ara

Florence Foster Jenkins

Florence (2016)

Florence Foster Jenkins Konusu ve Türleri

Film, 1868-1944 yılları arasında yaşamış olan opera sanatçısı Florence Foster Jenkins'in gerçek yaşam öyküsünü ele alıyor. Florence, babasından kalan miras sayesinde oldukça zengin olan, müziğe tutkuyla bağlı bir kadındır. En büyük hayali opera şarkıcısı olmaktır. Ancak hem sesi çok kötüdür, hem de müzik kulağı epey zayıftır. Buna rağmen hevesini kaybetmez. Eşinin ve piyanistinin de desteğiyle hayallerine ulaşmak için çalışmalara başlar.
Florence Foster Jenkins
New York’lu, zengin bir kadın olan Florence Foster Jenkins'in büyük bir hayali vardır. O da bir opera şarkıcısı olmak. Piyasada ses getirmek için maddi olarak her şeye sahiptir, tek bir şey hariç: Florence’ın sesi çok kötüdür. Fakat Florence bunu pek de dert etmemektedir.

Opera sanatçısı olma hayali kuran fakat kötü sesi sebebiyle bunu bir türlü başaramayan ünlü mirasçı Florance Foster Jenkins'in gerçek öyküsünü beyazperdeye taşıyan filmin yönetmen koltuğuna Umudun Peşinde filmiyle adından söz ettiren maharetli yönetmen Stephen Frears oturuyor. Florence Foster Jenkins'i usta oyuncu Meryl Streep canlandırırken filmde Streep'e Hugh Grant, Simon Helberg ve Rebecca Ferguson gibi ünlü oyuncular eşlik ediyor.
Vizyon Tarihi: 23 Aralık Cuma 2016
Gösterimi devam eden filmler için vizyondaki filmler sayfamızı ziyaret edin.

Hakan Balcı

@hakan-balci

- 2016
7.8 (4 oy)
Florence'ın dramatik mi komik mi, emin olamadığımız hikayesi (Dramatik tabii)
Ben insanların kendini rezil ettiği şeyleri izleyemem de, okuyamam da pek. Komik video olsun, bunun gibi filmler olsun. (Bu kısım "bakın ben ne gadan da duyarlı bi insanım, tatlı qıslar eqlesin" diye yazılmıştır. Şaka şaka, benim başım bağlı.)

Meryl Streep gibi bir aktristin bu rolü kabul etmesindeki en büyük sebep, bence bu filmin ana karakteri olan Florence’ın müziğe olan tutkusu ve ağır dramı. Kadın çok genç yaşta hastalanıyor. Normalde hastalığa yakalandıktan sonra o zamanın koşullarıyla taş çatlasın yirmi, bilemedin yirmi beş yıl ömrü kalmışken, kadın maaşallah, elli yıldan fazla yaşıyor. (ayrıca filmde ilaç niyetine arsenik ve civa içtiğini de duyuyoruz. Ablamız ölmek için her şeyi yapsa da dirençli çıkıyor. Eski toprak olduğundan zaar.)

Tamam yüreğinin götürdüğü yere git, ama yüreğinin götürdüğü yer seni rezil ediyorsa, arkadaşlarının, yakınlarının, sevdiklerinin bu tutkunun peşinde koşman konusunda seni uyarmaları gerekmez mi? Florence’in müzik tutkusu ne kadar ilham kaynağı ise, çevresindekilerin sevgi ya da para, hangi sebeple olursa olsun, yaptıkları utanç verici.

Oyunculuklara gelirsek, Big Bang Theory’nin Howard’ı Simon Helberg’in oyunculuğunun bu kadar iyi olduğunu bilmezdim. Tamam, başarılı taklitleri falan vardı da, Meryl Streep’le karşılıklı döktürmüşler. Hugh Grant de kariyerinin en iyi oyunculuklarından birini sergilemiş bana göre. Tabii çok yaşlanmış. Bitti artık o romantik komedi filmleri jönlüğü dönemi yiğidim, heey hey!

Filmin gişe yapmadığını öğrendim, üzüldüm. İnsanlar böyle başarısızlık hikayelerini izlemeyi sevmiyor sanırım. “Zaten hayatımızda yeterince başarısızlık var, bir de sinemada niye bunu izleyelim, aa GI Joe 35 çıkmış, koşalım” diyor olabilirler. Bilemem. Ama üzüldüm. Bir de filmin özellikle sonları bende biraz All That Jazz havasını uyandırdı. Ondaki o hayal kırıklığı, çöküntü. Bana göre bu film de zaman ilerledikçe Ed Wood gibi kült bir film olarak anılacak.

IMDB’deki düşük puanına ve güdük kalan gişesine rağmen bence hoş bir film. İzlenmesi lazım diye düşünüyorum ben.
2275 karakter
6 beğen · 0 yorum · film inceleme ·

Nil

@nill

- 2016
7.8 (4 oy)
Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle!
Yalanlar insanı mutlu eder mi? Sizi eder miydi? Film izlerken çok duygusal yaklaşıyorum çoğu zaman. Hele ki gerçek bir öyküyse bu film.

-Spoiler olabilir-
Filmde mal varlığı bir hayli fazla olan bir kadın ve çevresinde de bir sürü kan emicileri var. Bu kadın müzik konusunda çok yeteneksiz ama özellikle opera söylemeyi tutku derecesinde istiyor. Özel hocalar tutuyor. Elbetteki onlar da alacakları paraya bakıp yeteneksizliğini söylemeyerek derslere devam ediyorlar. Hadi buraya kadar kabul edilebilir. Ama yeteneksizliğini görmezden gelip onu tamamen yetkin olduğuna inandırıp konser vermesi için yüreklendirmek de nesi? Daha sonra bu durum ellerinde patlamayacak mı? Nitekim de öyle oluyor.
-Spoiler olabilir-

Şimdi empati zamanı; sadece siz üzülmeyin diye, hastasınız diye, paranız var diye, belki de kısa bir zamanınız kaldı diye... yalan söylenmesine ya da gerçeklerin kasıtlı saklanmasına razı olur muydunuz? Hiç mi uyanmazsınız? "Lan noluyo?" diye hiç mi demezsiniz? Bu güzel ve tutkulu ablamız da sanki hiç uyanmamış. Çevresindekilerin ona yalan söylediğini ve arkasından güldüğünü hiç farketmemiş hayatı boyunca. Tabi şöyle de bir gerçek var ki, hastalığı beyin sinirlerini de etkileyip algılama problemi yaratıyor. Bunu da düşünürsek çevresindeki herkes resmen bu kadınla dalga geçmiş olmuyor mu sevgi kisvesi altında?

Off... müzik tutkusu çok büyük bir insan, yeteneksizse yine müzikle ilgili başka alanlara yönlendirilebilir. Çözüm çok aslında. Velhasıl kelam, bu ablamızın eğlenceli gibi görünen hayatının(filmde öyle işlenmiş biraz) arkasında büyük bir dram var. Aslında bakıldığında bir anlamda da insanlık ayıbı var. Filmde herkes kadına gülerken yüreğiniz sızlayacak. Gerçek bir öykü olduğunu hatırladığınızda ise daha çok üzüleceksiniz. İzlenmesini tavsiye ederim.
Verdği Puan: 9
1943 karakter
8 beğen · 0 yorum · film inceleme ·
0
izlenmesi gereken bir film. Tavsiye ederim. @neokur