ara

Kedi

Nine Lives: Cats in Istanbul (2016)

Kedi Konusu ve Özeti

Kedi
Tekiri, sarmanı, boncuk gözlüsü, pofuduğu,... Her birinin ayrı bir güzelliği olan 4 patili minik dostlarımızın hikayesi bu. Başrolünde İstanbul kedilerinin olduğu bir kedi belgeseli.
Yapım: 2016 Türkiye, ABD
Vizyon Tarihi: 9 Haziran Cuma 2017
Yönetmen:
İstanbul kedilerinin belgeseli niteliğindeki film, İstanbul'un çeşitli semtlerinin sokaklarında yaşayan minik dostlarımızın hikayesini anlatıyor. Filmde bir yandan şehirden doğal görüntüler izlerken bir yandan da sokak kedilerinin yaşadığı sıkıntılara şahit olacağız. İçimizi ısıtan bu sevimli varlıkların değerini daha iyi anlamamızı sağlayacak olan film, 9 Haziran 2017'de vizyona giriyor.

Evren Erarslan

@evren-erarslan

Kedi belgeseli, İstanbul ve kedilerin ortak yaşamlarını anlatıyor. Bunu yaparken de kedilere yüklenen karakter üzerinden hikayeler yazılmış. Hem görsellik hem de anlatım çok güzeldi. Özellikle esnafların ve kedi sevenlerin, gösterdikleri incelikler iyi yakalanmış. Benim favorim Psikopat ve Gamsız :) Genellikle Cihangir, Karaköy, Galata, Samatya gibi yerlerde çekildiği için tabii ki çok güzel görüntüler yakalanmış, eğer Fatih, Esenler gibi yerlerde çekilseydi sanırım, hayvan katliamı belgeseli çıkardı. Yine de İstanbul için çok güzel bir tanıtım olduğunu düşünüyorum. Devamı gelecektir umarım.
Kedi
filme 9 verdi
3 beğen · 0 yorum

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Bu güzel filme geçmeden önce sitemli bir giriş yapayım. Kadın sinemanın ortasında telefonunu çıkarıp ekranın fotoğrafını çekti lan, filmin ortasında lan ortasında! Yani zaten kapalı olması gereken bir alet o telefon. Ferhan Şensoy' un tiyatro oyununda mesela, oyundan önce Ferhan Şensoy telefonlarınızı kapatın der, sonra da dikkat ederseniz sessiz konuma alabilirsiniz demedim, lütfen kapatınız demedim, kapatın dedim diye de ekler. Bu bir kültürdür çünkü. Mesele sadece birini rahatsız edip etmemek değildir kaldı ki telefon ışığı benim için çok ciddi bir rahatsızlıktır. İşte kadın bu telefonu evinin oturma odasında film izlermiş gibi ekrana doğrultup fotoğraf çekip sonra da bunu paylaştı ve gelen likeları izledi filmin yerine. Sorsan film izledi, kültürlendi(bu da ne salak bir tabirdir) ama tabii ki.

Film birkaç kedinin hikayesi olduğu kadar bir o kadar da insanın hikayesi aynı zamanda. Çok emek verildiği belli. Bazı sahnelerin yakalanması için günlerce uğraşıldı belki de. Filmin müzik kullanımı çok iyi. Hele hele Gamsız ile Sarı' nın o kapışma sahnesi değme aksiyon filmlerine taş çıkarır. Tabii bu sahne öncesinde mahallelinin Gamsız ile Sarı arasındaki mücadeleyi anlatışı, seyircinin yavaş yavaş o kapışmaya hazırlanması çok hoştu. Kapışma dediysem de elbette bir hayvan dövüşünden bahsetmiyorum, ufak bir hırlaşma sadece. Ama işte Ceyda Torun çok iyi hazırlamış, çok büyütmüş o sahneyi. Sırf bunun için bile takdir ederim. Öncelikle filmin sitesini ekliyorum, sitede filmdeki kedilerimiz ve karakteristik özellikleri detaylı olarak anlatılmış; https://www.kedifilm.com/about/

Filmi izlerken o terbiyesiz kadını ve onun yerinde durmayan iki çocuğunu saymazsam sadece bazı sahnelerde konuşmaların anlaşılmamasını dert edindim kendime. Tabii bu benim filmi izlediğim salonla alakalı da olabilir. Çünkü Başka Sinema oluşumunun Bursa' daki tek temsilcisinin Nilüfer Konak Kültürevi olması ve biletleri de tam 7 TL, öğrenci 5 TL' den satmaları sebebiyle kendilerine müteşekkir olsam da salonun çok yeterli olmadığı da bir gerçek. Yine de sonsuz bir minnet duyuyorum, canları sağ olsun. Sahnelerdeki kişilerin isimlerinin ve mekan adlarının alt yazı oalrak sunulmaması da biraz üzdü. O mekanlara gitmek, o insanlarla tanışmak isterdim. Gerçi şimdi araştırıp bulmam gerekecek ve böylesi daha anlamlı, güzel olacak belki de. Bunu yapmaya şöyle bir sahneden sonra karar verdim; kediyi sık sık veterinere götürdüğünden bahsediyor bir esnaf abimiz, kadın da masraflı olmuyor mu diyor. Abi de masraflı tabii ama buradaki arkadaşlarımızın veterinerlerde açık hesapları bulunur, yardımlar da geliyor o şekilde karşılıyoruz. Mesela bende tip box yoktur, onun yerine kediler için yardım kutusu var diyor. Şimdi ben İstanbul' da acıkırsam bu abinin o küçük dükkanına gidip poğaça yemek, çay içmek isterim, nasıl istemeyeyim ki? Gitmişken Gamsız' ı da severim hem.

Film kediler kadar insanları da anlatıyor dedim. Tip box yerine kediler için yardım kutusu koyan o esnaf abi, bir sürü sokak kedisine bakan ''biz ne yiyorsak, ne içiyorsak onlara da aynısını veriyoruz'' diyen o teyze, yanlış anlamadıysam ''ben insanların ruhlarındaki kırıklıkları onarmaya çalışıyorum bu kediler de benim ruhumdaki kırıkları onarıyorlar'' diyen ve bir sürü kediye bakan o psikolog(burayı doğru anladığımı umuyorum) abla, psikolojik sorunlarımı kedilerle atlattım diyen, her gün sokak kedilerine torbalarla yemek taşıyan abi, yavru kedileri elinde şırıngayla besleyen, denize açılırken kediyi de teknesine alan balıkçı; duru güzelliği, bohem yaşam tarzıyla kedilerle ilgili çok güzel tanımlar yapan o güzel ressam, Nişantaşı gibi lüks bir semtin lüks bir mekanında çalışıp da bazen dünya peynirleriyle sokak kedisi Duman' ı besleyen o garsonlar, atölyesinde Bengü isimli sevgi arsızı güzelliği besleyen ve ''bazen kızıyorum o zaman kötü davranıyorum. Tabii vurmak falan yok, kalk git kız diyorum, o kapıya kadar gidip geri geliyor, kanıksamışız artık birbirimizi'' diyen o abi; tarzıyla, görünüşüyşe, güzelliğiyle ve enfes yazılarıyla hayranı olduğum Mine Söğüt(büyük sürpriz oldu bana), Kötü Kedi Şerafettin' i yaratan Bülent Üstün ve şu an hatırlayamadığım daha niceleri. Hepsi ayrı ayrı birer hikaye tıpkı her bir kedinin ayrı bir hikaye olması gibi. Normalde bu insanların çoğunu yolda görsem yüzlerine bakmam hatta bazısını küçük görürüm ne yalan söyleyeyim. Ama sinema, kitaplar biraz da bu yüzden var işte. Reha Erdem şöyle der mesela sinema için; ''sinema ilerlemektir, ama hangi yöne doğru o da belli değil'' Belki daha çok izleyerek, okuyarak biz bulacağız o yönü, belki de o ilerlemenin amacı da yönü bulmaktır zaten, bilmiyorum.

İstanbul' u da özletti film. İki aya yakın oldu gitmeyeli. Ağaç Ev de kapandı zaten son olarak. Bir tek The Wall ile Dorock kaldı Taksim' de kalem diyebileceğim. Bunlar öpüştüğüm, ağladığım, güldüğüm, terk edildiğim mekanlar. Her biri ayrı bir kültür benim için. Çünkü bir mekan ne kadar uzun süredir varsa seveceğin ya da sevmeyeceğin bir kültür biriktirir içerisinde. Tıpkı Cihangir' in kedi kültürü gibi mesela. Cihangir kedileri farklıdır. Besili ve bakımlıdırlar, insanlardan kaçmazlar. Bu filmde o kültürün nereden geldiğini anlatıyor Bülent Üstün. İstanbul' a yanaşan gemilerde hep kediler olurmuş. Gemideki fareler için bir önlemmiş bu. Gemiler karaya vardığında kediler de karaya çıkar ve bazen döndüklerinde gemiyi bulamayıp İstanbul' da kalırlarmış. Çok fazla kedi ırkı var olmuş bu sayede İstanbul' da. Osmanlı döneminde de Cihangir ilk kanalizasyon sistemlerinden birinin kurulduğu yer olmuş. Tabii oldukça büyük fareler de ortaya çıkmış bu sayede. İnsanlar da çözümü kedide bulmuşlar. Dün gece bir arkadaşımla telefonda bu mevzuu konuşurken ''bir de Cihangir pahalı ve kapalı bir semttir, İstanbul' un yerlileri oturur, o sayede o kültür aktarılmıştır'' dedi. Biraz keyifsiz, umutsuz, ''anlamsız'' olduğum bu günlerde Kedi ilaç gibi geldi bana.

Çok duygusal, çok güzel, çok şirin bir film Kedi. Ceyda Torun' un eline, yüreğine sağlık. Sonuna doğru diyor ki filmde; ''Ayağınızın dibinde durup size bakıp miyavlayan bir kedi hayatın size gülümsemesidir."
Kedi
filme 8 verdi
4 beğen · 0 yorum

Ömerhan YİPEL

@omerhanyipel

Kedi
Ayağınızın dibinde kafayı dikip size bakan ve miyavlayan bir kedi, hayatın size gülümsemesidir.
Kedi
filme 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
9.5/10
8 oy
Sence kaç puan almalı?
0