up
ara
profil foto

Gamze Türk

"Yaşayanları bazıları ölümü hak eder. Ölülerin bazıları da yaşamayı. Yaşamı onlara verebilir miyiz?"
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

Eskimolar paylaşım fotoğrafı
Eskimolar
Kuzey kutup bölgelerinde yaşayan insanlara eskimo denilmektedir. Bugün dünyada, Gröland’da 45 bin, Kuzey kanada’da 24 bin, Alaska’da 35 bin, Rusya’da 1.500 olmak üzre 100 bin eskimo yaşamaktadır.
Eskimolar, Sibirya ve Alaska birleşikken Asya’dan Kuzey Amerika’ya göç etmişlerdir. Binlerce yıl boyunca bitki olmayan buz kütlelerinde avcılık ve balıkçılık ile yaşamışlardır. Avları zıpkın, mızrak ve okla avlayan eskimolar, farklı avlanma teknikleri de geliştirmiştir. Doğayı ve hayvanların davranışlarını gözlemleyerek avlanmışlardır. Buz üzerinde delikler açmak, fokların hava alma deliklerini bulmak gibi teknikleri vardır.
Avlanılan hayvanın eti kurutulur veya dondurularak saklanırdı. Derisi kıyafet, kaslardan iplik, kemiklerden iğne ve zıpkın yapılırdı. Özellikle fok derisi kıyafet için en uygun olandır. Katı buz haline gelen kar bloklarından yapılan evlerde veya hayvan derisinden yapılan çadırlarda kalırlardı. Balina ve fok yağları yakacak olarak kullanılır, kandiller de bunlarla yakılırdı. Eskimolar, bu zor iklim koşullarına çok başarılı uyum sağlamışlardır.
Eskimolar, Avrupalı tüccarlar ile tanışınca avladıkları hayvanları onlarla takas ederek bir ticaret düzeni kurdular. Tüfek, ahşap tekneler bu yolla kullanılmaya başlandı. Kanada hükümeti yerleşik yaşamaları için konutlar yaptı. Bu etki sayesinde çağdaş prefabrik evlerde ve mobilyalar ile yaşam başladı. Köpek kızakları yerine, kar otoları, motorlu kızak kullanılmaya başlandı. Eskisi gibi avcılık, balıkçılık yapmıyor bunun yerine rafinerilerde ve madenlerde çalışıyorlar.
11 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

Türk ve Dünya Tarihinde 5 Eylül Günü Yaşanan Önemli Olaylar paylaşım fotoğrafı
Türk ve Dünya Tarihinde 5 Eylül Günü Yaşanan Önemli Olaylar
1800 : Malta'yı işgal altında tutan Fransız birlikleri İngilizler'e teslim oldu.

1905 : ABD'nin New Hampshire kentinde imzalanan anlaşmayla Rus-Japon Savaşı sona erdi.

1914 : I. Dünya Savaşı'nda Marne Muharebesi başladı. Paris'e ilerleyen Alman Birlikleri Fransız 6. Ordusu'nun karşı saldırısıyla püskürtüldü. İki milyon insanın yer aldığı 6 gün süren muharebede 100 bin insan hayatını kaybetti.

1938 : Atatürk el yazısıyla vasiyetnamesini yazdı

1939 : İstanbul müzeleri 2. Dünya Savaşı nedeniyle kapatıldı.

1942 : İstanbul müzeleri 2. Dünya Savaşı nedeniyle kapatıldı.

1950 : Başvuru fazlalılığı nedeniyle üniversite giriş sınavı uygulaması başladı.

1955 : İstanbul Sultanahmet'te yeni Adliye Sarayı hizmete açıldı.

1961 : Çankaya'da toplanan parti liderleri seçim konuşmalarında 27 Mayıs'ı eleştirmeme ve Demokrat Partiyi övmeme bildirisi imzaladı. Liderler, ayrıca, rejimin ahlakını bozmayacaklarına dair şeref sözü verdiler.

1962 : Komünistlikle suçlanan Adalet Partisi Aydın Milletvekili Orhan Apaydın partisinden istifa etti.

1972 : Filistinli "Kara Eylül Hareketi" militanları, Olimpiyat Oyunları için Münih'e gelen İsrailli sporculara ateş açtı; bir sporcu öldü, biri ağır yaraladı, 9 kişi rehin alındı. Alman polisi gerillalar ve rehineler üzerine ateş açtı; 9 rehine, 4 Filistinli gerilla ve 1 polis öldü.

1973 : Filistinli "Kara Eylül Hareketi" militanları, Olimpiyat Oyunları için Münih'e gelen İsrailli sporculara ateş açtı; bir sporcu öldü, biri ağır yaraladı, 9 kişi rehin alındı. Alman polisi gerillalar ve rehineler üzerine ateş açtı; 9 rehine, 4 Filistinli gerilla ve 1 polis öldü.

1973 : Dünyanın en uzun karayolu tüneli İsviçre'nin St. Gotthard yöresinde açıldı.

1985 : Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ronald Reagan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımayacaklarını açıkladı.

2009 : Jerry Hall'a ait 120 saat 1 dakika 9 saniyelik rekoru 135 saat 2 dakika 19 saniye sualtında kalarak kıran dalgıç Cem Karabay tarihe geçti

2012 : Afyonkarahisar’da askeri mühimmat deposundaki el bombalarının tasnifi sırasında patlama yaşandı. 25 asker şehit oldu.
7 beğeni · 3 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
Birde 1975'te ben doğmuşum..:)
05.09.16 beğen 2 cevap
oktay (@koleksiyoncu)
@Karaburin sosyeteye rezil oldun :)yaşını ortaya çıkardın....
06.09.16 beğen 3 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Bu tarih söylenen rivayete dayanıyor yani "sen doğduğunda kara kış vardı" misali Sn.@kolaksiyoncu..:)
06.09.16 beğen 1 cevap
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

Maoriler paylaşım fotoğrafı
Maoriler
Maoriler Yeni Zelanda yerlileridir. Fiji ve Polinezya kökenlilerdir. Özgürlük düşkünlükleri ve savaşçılıkları ile ünlülerdir. Savaşa giderken tenlerini beyaza boyamaları ve de çok aç kaldıklarında insan eti yemeleri[özgün araştırma?] onları barbar bir kavim olarak gösterse de şartlar zorlamadıkça vahşi değildirler. Soyu tükenmekte olan kavimlerdendir.

Maori Dini Maoriler'in inandığı kabile dinidir ve mahalli bir özelliğe sahiptir evrensel değildir. Maori Dini' nin kutsal bir kitabı veya yazılı bir kaynağı olmadığı gibi din kurucusu da yoktur.

Maoriler Yüce tanrılarına Lo derler. Lo'nun, her şeyden önce var ve her şeyin kaynağı olduğuna, yerde ve gökte yaşayan her şeyin içinde bulunduğuna inanırlar. Lo, bütün tanrıların en büyüğüdür. Onun adını ancak rahipler söyleyebilirler.

Maorilerde ibadet, rahiplerin onlara öğrettiği ilahi tarzındaki özel dualardan ibarettir. Hep beraber bu duaları okur. Maoriler günümüzde Avustralya ve Yeni Zelanda'da yaşamaktadırlar.Yeni Zelanda nüfusunun %10-11'ini oluşturan Maoriler'in dünyadaki toplam sayıları 370.000 kadardır.
7 beğeni · 2 yorum beğen ikon
levent yilmaz (@levo17)
Yam yam bunlar daha ne olsun!!!!
25.08.16 beğen cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Sende yam yamsın!!!!
25.08.16 beğen cevap
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

Molok paylaşım fotoğrafı
Molok
Boyu 15 cm. kadar olan bu sürüngen eski bir efsane canavarı görünüşündedir. Bir adı da dikenli molok tur. Bununla birlikte, zararsız ve savunmasızdır. Geniş ve yayvan olan bedeni dikenlerle doludur. Başının iki yanında bir boynuz gibi duran ve ötekilerden daha güçlü iki diken bulunur. Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır. Sabahın erken saatlerinde dikenlerinin üstünde oluşan çiy taneleri buradan ağzına kayarlar. Böylece su arama zahmetine katlanmadan haftalarca yaşayabilir. Sıcaktan korunmak için kendini kumlara gömer. En çok karıncalarla beslenir. Duruma göre tıpkı bukalemun gibi renk değiştirir.
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

Bibliyoterapi paylaşım fotoğrafı
Bibliyoterapi
Bibliyoterapi, kısaca kitapla tedavi anlamına gelmektedir.amaç, kişinin duygusal sorunlarını anlaşılabilmesini sağlamak, hayata karşı uyum sorunlarının aşılmasını gerçekleştirmek ve kişinin içinde bulunduğu ruh halinin tüm detaylarını tanımlamaya çalışmaktır. Bir başka tanımlama şeklinin, “doğru zamanda, doğru bireyle, doğru kitabı buluşturmak” olduğu bibliyoterapi, kişinin okuduğu ölçüde tedaviye başladığı bir tekniktir.

Yöntemin amaçlarının arasında, kişinin okuyarak içine girdiği dünyada, kendi sorunlarını teknik doğrultusunda çözmesi ilk sırada gelmektedir. Çoğu zaman kitapların yanı sıra çeşitli CD ve benzeri materyallerin de yardımının alındığı bu teknik dahilinde, kendini iyi yetiştiren ve metodu detaylıca öğrenen kişilerin, konu hakkında başarılı uygulamalar yapabildiği de belirtilmektedir. Tedavi sürecinin ana istasyonu, “okunan kitapla danışan kişinin kişiliği arasında dinamik bir ilişki kurulması” halinde tasvir edilebilir. Bu süreç, 3 ana adımla devam etmektedir;
* Özdeşim ve yansıtma
* Arınma, temizlenme, rahatlama (daha önceden yaşanan travmatik olayların yeniden hatırlanması ile heyecan boşalımı sayesindeki rahatlama)
* İç görü ve bütünleşme
Bahsedilen evreler öncesinde ise, terapistlik yapacak kişinin iyi bir hazırlık dönemi geçirmesi ve bu dönem içinde kitap seçimi aşamalarını da uygun şekilde yerine getirmesi gerekmektedir.
Bibliyoterapi kavramındaki terapi sürecinde, kişinin duygularını tanıması, ne hissettiğini bilmesi ve içselliğini doğru yaşaması hedeflenmektedir. Bunu gerçekleştirmek için, kullanılacak olan terapi materyali büyük önem arz etmektedir. Mevzu bahis bu yolla, kişinin kendi kişiliğini tanıyabilmesi konusunda kişiye yardımcı olmak amaçlanmaktadır. Bunun yanı sıra, kişinin gelişimine katkıda bulunulması ve iletişim açısından iyi bir yol izlenmesi de esas alınmaktadır.

Bibliyoterapi süresince, kişi duygusal sorunlarıyla yüz yüze gelebilmektedir. Bu yüz yüzelik, kişi üzerinde olumlu değişmeler yaratabilmektedir. Bunlara ek olarak, kişi hayat zorlukları ve yaşadığı duygusal sıkıntıları ile baş etmeyi de öğrenebilmektedir. Terapi süresince kişinin kazandığı farklı bakış açıları, sorunlara farklı şekillerde yaklaşma yeteneği kazandırabildiği gibi, kişi önceden yaşadığı duygusal zedelenmeleri de bu yolla tedavi edebilmektedir.
5917_o_bibliyoterapi-504
Bibliyoterapi sürecinde, kimi zaman kişi bazı duygularını keşfedebilmektedir. Adını koyamadığı duygularını bulan, bu duygularının ihtiyaçları doğrultusunda karşılanabildiğini öğrenen birey, terapi sonucunda olumlu neticeler alabilmektedir.
Bibliyoterapi adına bir örnek verilmek istenirse, en güzel örneklerden biri, aynı zamanda eski bir Hint öyküsü olan “Kör Adam ve Fil” olabilir. Öyküdeki ana tema, “kişilerin bulundukları dünyayı nasıl kendine göre algıladığı” fikridir. Öyküdeki durum ise, görmeyen bir grup insanın, file dokunarak betimlemeler yapması ve her kişinin dokunduğu bölgeye göre farklı betimlemeler ile fili algılamasına dayanmaktadır.
Bibliyoterapi, özet olarak pek çok sorunun psikolojik anlamda çözülebildiği, okumaya ve anlamaya yönelten bir yöntem şeklinde tarif edilebilir. Kişiler, kazandıkları perspektiflerle sorunların çözümüne yaklaşırken, aynı zamanda sorunları ile ilgili yalnız olmadıklarını fark ederler. Böylece, içsel rahatlama ve huzur da yaşanmaktadır.
EK 1
20.07.16
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

dünyanın En Büyük Çiçeği  Raflezya çiçeğinin özellikleri paylaşım fotoğrafı
dünyanın En Büyük Çiçeği Raflezya çiçeğinin özellikleri
dünyanın En Büyük Çiçeği

Raflezya çiçeğinin özellikleri


Endonezya Brunei Tayland ve Malezya’da özellikle de Sumatra ve Bornea adalarinda yasayan bir çesit tropik orman bitkisidir. 1818 yilinda İngiliz kasif (Singapur’un kurucusu) Sir Thomas Stamford Raffles ve Dr Joseph Arnold tarafından bulunmustur. Java dilinde bu bitkiye bereket çiçegi anlaminda “bunga patma” adi verilmektedir. Bazı kayıtlarda ise “kadavra çiçeği” ya da “ceset nilüferi” adi da verilmektedir. Bitkiler dünyasının mucizesi olarak tanimlanan bu çiçek dünyanın bilinen en büyük çiçegi olupoldukça nadir bulunmaktadir. Taç yapraklarinin uzunluğu 1 m civarındadır. Kendisi fotosentez yapmayip ihtiyaç duydugu besinleri orman agaçlarinin üzerinde yasayarak temin eden bir parazittir. Çok kücük tohumlari uygun ortam bulunca gelismeye baslarçiçek açmadan önce bir lahana gibi aylarca olgunlasir. Olgunluga erisince o muhtesem çiçeklerini açar. Yaklasik 3-5 gün çiçekli kalir ve ardindan solarak çamur gibi bir görünüm alir ve çürür.

Bu ilginç çiçeğin ömrü çok kısa olduğu için karşılaşmak ta çok zor. Turistlere bu çiçeği göstermek için ormanlarda Raflezya arayan rehberler bulunuyor çünkü ”Raflezya” solduktan sonra bir daha aynı yerde açmıyor. Onu bulmak için ormanın diğer bölgelerine gitmek gerekiyor.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

Kırmızı Panda (Ailurus fulgens) paylaşım fotoğrafı
Kırmızı Panda (Ailurus fulgens)
Kırmızı Panda olarak bilinen bu tür, ev kedisinden birazcık büyük olan (yaklaşık 55 santimetre uzunluğundadır) otçul bir memelidir. Her ne kadar kırmızı bir rakuna benziyor olsa da, bir pandadır.

Tıpkı Dev Panda gibi yarı saklanabilir pençeleri vardır ve yine onun gibi "sahte başparmağı" bulunur. Bu sahte başparmak, esasında bilek kemiklerinden birinin çıkıntısıdır (ve Stephen Jay Gould'un meşhur "Panda'nın Başparmağı" kitabının ve Panda'nın Başparmağı Vakfı'nın esinlendiği körelmiş organdır).

Kırmızı Panda, Nepal'de bulunan Himalayalar ile Güney Çin bölgesinde bulunur.

Bir ufak bilgi: "panda" kelimesi Nepalcedeki "ponya" kelimesinden türetilmiştir ve bu kelime "bambu yiyen hayvan" demektir.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

güneş tanrısı ra paylaşım fotoğrafı
güneş tanrısı ra
Efsaneye göre Ra'nın karısı Nut , Geb'i kendisine aşık eder .Bunun üzerine Ra Nut'a ceza verir.Cezaya göre Nut , yılın hiç bir ayı ve gününde çocuk sahibi olamayacaktır.Ra'nın emirleri hiçbir zaman reddedilemeyeceğinden Nut çareyi Thod'tan yardım istemekte bulur.Thod uzun uzun düşündükten sonra aklına iyi bir fikir gelir.Ay tanrıçası Selene'ye gider ve onu tavla oynamaya davet ederTanrıça bu oyunu kaybederse aydınlık bölümlerinden yedide birini Thod'a verecektir.Oyunu Thod kazanır.Selene söz verdiği gibi ışığının yedide birini Thod'a verir.Thod tanrıçadan aldığı ışıktan 5 gün yaratır ve bu günleri yıla ekler.Böylece Nut hiçbir yıla ve aya ait olmayan bu 5 günde doğum yapabilecektir.
Nut'un Osiris , Horus , Set , Isıs ve Nephtys adlarında beş çocuğu olur.
İşte hikayemiz burada başlar:
Osiris doğanlar içinde en büyükleridir.Bu nedenle Geb gökyüzüne çıktıktan sonra Mısır toprakları üzerinde hüküm sürme hakkı ona aittir.Zaten Osiris'in üstünlüğü daha doğduğu sırada belli olmuştur.Gizemli bir ses evrenin efendisinin geldiğini söylemiştir.
Osiris'in tahta geçtiğinde ilk yaptığı işlerden biri ilkel bir hayat süren Mısırlıları evden uzaklaştırmak olmuş onlara bira, şarap, ekmek yapmayı, tarım araçlarını kullanmayı , toprağı işlemeyi , ilk defa tapınak inşaa etmeyi , tanrılara tapıp dini törenler düzenlemeyi öğretmiştir.Osiris Mısır'ı uygarlaştırma işlemini tamamladıktan sonra tüm dünyayı uygarlaştırma işlemine girişir.Tahtı aynı zamanda kardeşi olan karısı İsis'e bırakır.Yanında veziri Thod ve Anubis ile sefere çıkar.Osiris döndüğünde ülkesini İsis'in başarılı yönetimi sayesinde çok iyi durumda bulur.
Ancak bu durum uzun sürmez.Tahta geçmeyi planlayan fakat Osiris'in yokluğunda bile tahta geçmeyi başaramayan Set Osiris'i yok etmek içn bir plan hazırlamıştır.Bu plana göre Set , Osiris'in ölçülerine göre bir sandık hazırlatır ve sandığı en değerli taşlarla süsletir.Set bundan sonra kendisine yardım eden 22 kişiyle planını uygulamaya başlar.Set, Osiris'i de çağırdığı büyük bir yemek verir.Yemek sonunda Set sandık kimin ölçülerine uyarsa sandığın sahibinin o kişi olacağını söyler.Denemek için herkes sırayla sandığın içine yatar.Sıra Osiris'e geldiğinde...
Osiris sandığın içine yattığında Set sandığı çivileyip eritilmiş kurşunla lehimler ve Nil'e atar.İsis bu olayı duyunca sandığı aramaya başlar.Sandık Byblos kentine kadar sürüklenmiş ve burada karaya vurur.Burada hızla büyüyen bir ağaç , sandığı gövdesinin içine alır.Byblos kralı Malkandros bu ağacı gördüğünde hayran kalır .Ağacı kestirerek ,sarayına sütun olarak diktirmeye karar verir.Ağaç kesildiğinde çok güzel bir koku ortaya çıkar.Bu olay Isis'in kulağına kadar gider İsis durumu anlar ve Malkandros'un sarayına gider.Burada önce Astatros'un çocuğunun dadısı olur.
İsis bir gün çocuğu ölümsüz yapmak ister ve çocuğu ölümsüzlük ateşine batırır.Bunu gören kraliçe İsis'i engeller.Artık İsis kendini tanıtmak zorunda kalır.Daha sonra Kral Malkandros'tan izin alarak gövdesini açıp içinden sandığı alır.İsis sandığı vatanına getirir.Buta şehrine öğlu Hares'in ziyaretine giderken sandığı güvendiği bir yere bırakır.Set sandığı bulur ve Osiris in bedenini 14 parçaya ayırarak Mısır toprakları üzerine dağıtır.Bunun üzerine İsis bütün Mısır'ı dolaşarak Osiris'in bedeninin parçalarını toplar ve parçaların bulunduğu her yere birer tapınak diker. (Bu yüzden Mısır'ın bir çok yerinde içinde Mısır'ın kralı Osiris'in bulunduğunu söyleyen bir çok tapınak vardır.)
Efsanenin sonunda Osiris'in oğlu Set'i yener.Ve tekrar canlanan Osiris bu dünyada yaşamak istemez.Hükmetmek için ölüler ülkesine gitmeyi tercih eder.Burada Anubis ile birlikte olacak , Anubis ölüleri yargılanması için Osiris'e getirecektir.
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

Mısır Piramitleri Hakkında İlginç Bilgiler paylaşım fotoğrafı
Mısır Piramitleri Hakkında İlginç Bilgiler
* Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir.Ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce km. Uzaktadır.

* Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.

* Piramit kimin adına yapıldıysa,onun bulunduğu odaya, yılda iki defa güneş girmektedir.(doğduğu ve tahta çıktığı günler.)

* Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan; mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

* Piramitlerin içerisinde ultra sount,radar,sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

* Kirletilmiş suyu, birkaç gün ''piramit''in içine bırakırsanız ,suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

* Piramitlerin içinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve daha sonra hiç bozulmadan yoğurt haline gelir.

* Bitkiler piramitin içinde daha çabuk büyür.

* ''Piramit''in içine bırakılmış su beş hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılır.

* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yaymadan piramitler içinde mumyalaşır

* Kesik,yanık,sıysık gibi yaralar bir piramidin içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

* Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğuna hakkında bir bilgi yoktur.Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu yada aynı yerde birkaç tur attılar fakat içlerini göremediler.

* Piramitlerin içi yazın soğuk,kışın sıcak olur.

*Piramitlerde kullanılan taş sayısını piramitleri oluşturan basamak sayısı ile çarpınca dünyanın güneşe olan uzaklığı az bir farklada olsa çıkmaktadır

* Piramitlerde kullanılan basamak ve taş sayılarını birbirine oranlayınca pi sayısı nın çıkmasıdır

*Mısır piramitleri dünya haritası düz olarak baz alındığında dünyanın tam merkezinde bulunmaktadır.
3 beğeni · 1 yorum beğen ikon
Red Red (@khaos)
Ayrıca Mısırlılar, yeryüzünü ve yaşadıkları toprakları, gökyüzünün, yani ölümsüzlüğe eriştiklerinde ulaşacakları yerin bir kopyası olarak düşündüklerinden Giza Piramitlerini Orion Takımyıldızının yeryüzüne yansıyan izdüşümü olarak inşa etmişlerdir. Piramitler İlgi çekici benzer pek çok gizemi içinde barındırıyor. Zamanına aykırı bilimsel dokunuşlara sahip olmaları ne anlama gelmektedir. Yoruma açıktır. Bence insanlık tarihinin muntazamlığına erişmiş bir devrinin üzerinden bir felaket tekerleği geçmiş ve hayatın sil baştana dönmesiyle piramitler o dönemden arta kalan günümüz bilinmezleri olmuşlardır. :)
24.05.16 beğen 1 cevap
Gamze Türk

Gamze Türk

@gamzeturk

Kara Mamba Yılanı paylaşım fotoğrafı
Kara Mamba Yılanı
Kara mamba yılanı, ( Dendroaspis polylepis ) zehrindeki ölüm oranı % 100 olan tek yılan türüdür. Dünyanın en uzun olan ikinci zehirli yılanıdır. Elapiade familyasından olan bu zehirli yılanlar oldukça saldırgandır. Erişkin hale geldiklerinde boyları yaklaşık 2,5 metre kadar olur. Dünyada bilinen en büyü kara mamba ise 4,5 metre kadardır. Vücudu zeytin yeşiline çalmasına rağmen, ağızlarının içinin siyah olması nedeniyle bu isimle anılırlar. Anavatanları Afrika olan yılanların karadaki en hızlı yılan olduğu bilinir. Yaklaşık olarak saatte 20 km kadar bir hıza ulaşabilir.

Kara mamba yılanı doğadaki en etkili zehre sahiptir

Kara mamba yılanının bir ısırığıyla 100 insanı öldürebilecek zehir çıkar. Eğer hemen panzehir uygulanmazsa, ölüm kaçınılmaz olur. Oldukça agresif bir yapıya sahip olan yılanlar, kendisini tehdit altında hissederse kaçmak yerine karşısındakine saldırır. Eğer saldırı yapacak pozisyona geçerse, boynunu düzleştirir, oldukça yüksek bir sesle tıslayarak siyah ağzını ve dişlerini gösterir. Kendi vücudunun üçte biri uzaklığına kadar rahatlıkla uzanıp saldırıya geçebilir. Yani 1,20 metre uzağa erişebilir. Çoğu yılanın aksine karşısındakinin kafasına ve vücuduna hedef alır.

Bu yılanlar rahatsız edilmezlerse, yaşadıkları inlerinde uzun süre kalabilirler. Avlanmalarını hem geceleri, hem de gündüzleri yaparlar. Avlanma sırasında küçük hayvanları bir defa ısırarak geriye çekilir. Bundan sonra avının felç geçirmesini bekler. Eğer avladığı bir kuş olursa, ısırdıktan sonra uçmaması için avını bırakmaz.

Kara Mamba Yılanı
Nöro toksik zehri bulunan kara mamba yılanı, doğada olan en etkili zehre sahiptir. Direkt olarak sinir sistemini etkileyerek, kişiyi paralize eder. Eğer bilekten ya da parmaktan ısırırsa, insanın dört saatte ölmesine neden olabilir. Yüzden ya da gövdeden ısırdığında ise, bu zehirli insanın 20 dakika içinde ölmesine neden olur. Avına tek bir ısırıkta çok fazla miktarda zehir enjekte edebilir. Eğer acil olarak panzehirle müdahale yapılmaz ise, 10-20 mg arasındaki zehir insanları öldürücü etki yapar. Halbuki kara mamba yılanı bir ısırışta 100-400 mg zehir zerk eder.

Kara mamba yılanlarının üremesi

Kara mamba yılanları o kadar tehlikeli olurlar ki, yol kenarında bile dururken seyahat halinde olan arabalara saldırır, arabanın camı açık olursa yolculuk edenleri hiç anlamadan ısırabilir. Üremeleri yumurtayla olmaktadır. Yumurtadan çıkan yavrular 36-60 cm boylarında olur. Bunlar bile bir sıçanı yutabilecek kadar güçlüdür. Dişi yılanlar yumurtlamada 9-14 yumurta bırakırlar. Bu yumurtalar yaklaşık 7,5 cm boyunda olur. Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra hızlı bir şekilde büyür, bir yıl içinde 1,80 metre boyuna bile çıkabilir.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
/ 3