ara
Gülcan
26.672 638

Gülcan

neokur.com/gulcan32
Copyright © 2016 Tüm Hakları Saklıdır. İnanmak değil ki insanı yıkan, inanamamak.

Gülcan

@gulcan32

76 8.4
Puan: 10
Yaşamın Mimarı Olmak!
Kitapla alakalı yorumumu ve fikrimi belirtmeden önce şunu söyliyeyim. Kitap Atatürk'ünde okumuş olduğu, çok beğendiği, askeri okullara ders kitabı olsun diye emrettiği ve yıllarca ülkemizde ders kitabı olarak okutulan bir kitap olduğu için çok merak ediyordum. Ayrıca Meb'nın öğretmenlerin okuması gereken kitaplar listesinde de bulunmaktadır. Bu yüzden hem kitap okumak hem de Meb tarafından önerilen bir eseri okumak ve bilgilenmek için okudum. Genelde tüm öğretmenler eğitimle alakalı herhangi bir şey araştırdıklarında karşılarına finlandiya çıkar mutlaka. Bu da tabi kitabı okuma sebeplerimden biri oldu.

Gelelim kitaba, kitabı beğendim. Kitap bilgi yüklü olmasına karşın çok akıcı. Yazarın hitabet gücünün etkisi kitaba da yansımış. Kitapta finlandiya'nın tarihi, gelişim süreci,ilerlemesi anlatılıyor. Finlilerin ne kadar azimli, çalışkan insanlar olduklarını okuyunca anlayacaksınız.

Kitabın her bir cümlesi alıntı olur. Kulağa küpe olur. Kitapta geçen karakter ve olayların bazılarının gerçekle alakası olmadığı söylenmiş ön sözde. Ama yine de Finlandiya'nın gelişimi bu tip olaylarla olmuş, benzerleriyle. Kitap şunu söylüyor yani anafikir " yaşamın mimarı" olmak. Nasıl yani diyeceksiniz. Finliler para kazanmak, birkaç ev, araba almak için çalışmıyorlar. Finlandiya da amaç yaşamın mimarı olabilmek. Yani herkes ülkesi için çalışıyor. Ülkede saygıdeğer vatandaş olmak kazanılan para miktarıyla değil ülkeye yapılan hizmetle ölçülüyor.

Finlandiyalılar maden ve tarım ürünleri bakımından çok zengin değiller. Öyleki yıllarca ekmeklerini bile ithal etmişler. Bizim herhangi bir ürünümüz dünya çapında meşhur olamazdı. Biz de çalıştık, didindik okullarımızla meşhur olduk diyorlar.

Ve şunu da söyliyim adamlar okuyorlar arkadaşlar! Hem okul olarak okuyorlar, çok çeşitli okullar var. Hem de kitap, gazete, dergi vs okuyorlar. Her eve her kişiye roman düşüyor. Her ev gazetelere abone, her gün okunuyor. Yedisinden yetmişine, zengininden fakirine herkes deli gibi kitap ve gazete okuyor.

Şimdi bunları anlatınca bize kitabı anlatmış oldun demeyin. Kitap bunları yazmıyor, kitaptaki hikaye ve olaylar farklı ama her olay ve hikayeden tek sonuç çıkaracaksınız. Onu da okuyup görün.

Tüm meslek gruplarından herkese tavsiye ederim. Bu kitabı okuduktan sonra ülkenize duyduğunuz sevgi ve çalışma prensipleriniz değişecek. Bir de şöyle bir şey var. 1960 darbesini yapan askerlere yöneltilen ankette en çok sizi etkileyen kitap hangisi oldu sorusuna cevap Beyaz Zambaklar Ülkesinde çıkmış.
2728 karakter
17 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Gülcan

@gulcan32

8 7.4
Puan: 7
İbraam ve dorukısrak
Kısa ve durgun bir hikaye. Beni hikaye sarmadı ama kitaba kötü diyemem. Ben birazcık daha sürükleyici ve olaylı kitapları seviyorum.

Kitap şiveli yazılmış o yüzden şöyle bir beş sayfa cümleleri anlamakta zorlandım ama sonra alıştım.

Konudan kısaca bahsedeyim, ibraam adlı köylünün atı dorukısrakla olan hikayesini anlatıyor. Çok detaya girmiyim zaten kısacık hepsini anlatmış olurum. :)

Neyse işte kısacık, çerezlik bir kitap atları seviyorsanız büyük bir zevkle okursunuz.Güzel bir edebi metin. Ödüllü bir kitapmış ayrıca.
585 karakter
4 beğen · 2 yorum · kitap inceleme
tabula rasa (@tabula-rasa)
pdf konudunda yardımcı olan tabula rasaya teşekkürler :) 11.02.17
Gülcan (@gulcan32)
Ooo my god! çok özür dilerim. Kitabın PDF sini bulup okumama vesile olan @tabula-rasa Teşekkürler :) 11.02.17

Gülcan

@gulcan32

53 8.9
Kitap: Momo
Puan: 10
Zaman hırsızlarının ya da çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf hikayesi
Öncelikle kitabı beğendim. Kitap çocuk kitabı, 300 sayfalık bir kitap. Gayet akıcı, güzel bir anlatıma sahip. Anlatılmak istenenler çok hoş ve etkileyici. Küçükken okusaydım bir şey anlar mıydım, etkilenir miydim bilemiyorum. Ama yaş olarak büyük olsam bile okuduktan sonra bende bir iz bıraktı.

Kitabın içeriğine değinecek olursam, Momo adlı küçük bir kızın hikayesi; İyi bir dinleyici olan, anne ve babasının nerede olduğu bilinmeyen, tek başına yaşayan ama hiçte yalnız olmayan, sayıları bilmediği için yaşının 100 olduğu zanneden, Git bir momo'ya uğra! Sözünün çıkmasına neden olan, kıvırcık saçlı, boncuk gözlü, tatlı bir kız. Öyle iyi dinliyor ki insanlar sorunlarını, dertlerini momo'ya anlatarak kurtuluyorlar. İşte bu kızın ve arkadaşlarının tüm hayatını değişteren şey ise zaman hırsızları... Tabi bu kısmı anlatmıycam. Zamanım yetmiyor diye dert yanıyorsanız bu kitap size zaman hırsızlarının kötü yüzünü göstermek için yazılmış.

Kitap diyor ki: Zamanı insanın yüreği hisseder eğer yaptığınız işler yürekten ise zaman yeter eğer değilse ne kadar kısarsanız kısın zaman yetmez! Yani zamandan tasarruf edilmez. Bu kitap da zamandan tasarruf etmeye çalışıp, mutsuz olan insanların hikayesini anlatıyor.Tabiki çocuk kitabı olduğu için aşırı edebiyat parçalamamış. Ama bir büyük kitabında olamayacak kadar güzellik ve naiflik barındırıyor. Çocuk kitaplarının ve öykülerin çoğunda olduğu gibi burada da iyiler kazanıyor.

Son olarak Mahatma Gandi'nin bir sözünü söylemek istiyorum. "Mütevazi davranıp kibrimizi kırarsak hayattan alacağımız en büyük ders yetişkin ve aydın insanlardan değil sözde cahil olan çocuklardan olacaktır." Eğer sizde kibirlenir de Momo'yu çocuk kitabı diyip okumazsanız. Momo ile tanışmayacağınız için zamanla ilgili bu dersi de büyüklerden öğrenemiyecek ve zaman hırsızlarının esiri olacaksınız. Çok üzgünüm =(

Herkeseeeee tavsiye ederim.
2087 karakter
11 beğen · 1 yorum · kitap inceleme
Gölge (@golge2010)
Kesinlikle ... 09.02.17

Gülcan

@gulcan32

165 8.7
Puan: 9
Çünkü sen varsın
Kitap; kısa, hoş ve naif. Beğendim. Zaten 126 sayfalık bir eser, bir günde okunabilir. Bir öykü tadında. Yazar çok kasmamış bence kitabı güzel yapanda bu. Zaten önsöz de john steinbeck'in romanlarını yaşadığı şehirden ve tanık olduğu olaylardan esinlenerek yazdığı söylenmiş.
Kitap,bir dostluk hikayesini anlatıyor. Ancak sonu beklediğim gibi bitmedi. Yani kitapta ki karaktere yaptığını yakıştıramadım ama olsun yazar böyle hayal etmiş.Çok rahat herkesin okuyabileceği akıcı bir hikaye.
Kitapta dikkatimi çeken küfürler oldu. Ne bileyim küfüre karşı değilim ama klasik sayılabilecek, çok okunan ve 100 temel eser diye nitelendirilen kitapta küfürlerin olması tuhafıma gitti. Sansürde koymamışlar çok cesurca buldum. Toplumda küfürler yadırganıyor ama söz konusu edebiyat olunca pek önemsenmiyor demek ki...Bunu yazarken de internette baktım dili yüzünden pek çok ülkede eleştirilmiş zaten. Neyse.
Hoş, kısa, güzel bir dostluk hikayesi (sonu pek dostluğa sığmaz ama) herkese tavsiye ederim. :)
1084 karakter
11 beğen · 2 yorum · kitap inceleme
Deli okur (@deli-okur)
Bu kitap bi ara çok sansürle karşılaştı.çok tepki ggördübi de şeker portakalı.KİTAPLARI YAKMAK SUÇSA ONDAN DAHA BÜYÜK SUÇ ONLARI OKUMAMAKTIR 05.02.17
Gülcan (@gulcan32)
@deli-okur katılıyorum ama 100 temel eser listesinde yer aldığı için ve içinde küfür barındırdığı için bana biraz tuhaf geldi. Şimdi bu kitabı okudunuz mu bilmiyorum ama kitabın içinde " orospu çocuğu, piç, kaltak" gibi kelimeler geçiyor. Hem de sansürsüz yani bu durum da hoş gelmedi bana, ki ben de çekinmeden küfür eden biriyim. Küfürede karşı değilim ancak bunu gençler okuyacaksa kitaptan küfür öğrenmemeliler. 05.02.17

Gülcan

@gulcan32

2 3.3
Puan: 7
Mahsun filmi gibi değil
2017'nin vasat vizyon filmlerinden. Mahsun kırmızıgül'ün diğer filimlerine göre orta halli bir film yani diğerleriyle kıyas edecek olursam şöyle edeyim Güneşi gördüm filmini çok beğenmiştim. Ona 10 üzerinden 10 veririm. Mucize filmi de bi o kadar güzeldi Ona da 10 üzerinden 9 veririm bu filmi işte onlarla kıyaslarsak 6.5 ile 7 arası bir yerde. Sanırım biraz daha mesaj içerikli ve acıklı filmleri daha iyi Mahsun kırmızıgül'ün bu komedi filmi pek Mahsun filmi gibi değil.
Filmin konusu, içeriği şöyle; Eski dönemde geçiyor padişahlık döneminde. Bir köy var köydeki tüm erkekler askere gitmiş, savaşa yani...Köyde evli ve eşi olan kadın yok. Tüm kadınlar bekar ya da dul. Bu kadınlar 19 yıllık kocasızlık ve erkekliksiz döneminden sonra azmış. Açıkcası bu yani baya bayaa azmışlar... Vezire söyleyip şehirden kendilerine eş getirtip evleniyorlar sonra eşleri savaştan bir anda dönünce kavga çıkıyor. İşte film bu yani içinde bir mesaj bir şey yok. Haa komik mi komik olduğu noktalar var. Ama aşırı komik değil. Olay kocasız kadınlar ve şehirden gelen kocalar bu yaniiii bir şey beklemeyin izlemek için izleyin :D
3 beğen · 5 yorum · film inceleme
Hakan (@hakani)
@gulcan32 izlemeyi düşünüyordum, vazgeçtim şimdi. Aman ne senaryo. Zaten Mahsun'u da hiç sevmem ya. Şeytan diyor ki filmin korsanının yay, zarar ettir Mahsun'u. 31.01.17
Gülcan (@gulcan32)
Senaryo kötüydü yani ben içeriği sevmedim ama yasemin yalçın, ali sürmeli falan vardı ve daha bir çok sevdiğim oyuncu onların hatrına 7 verdim yoksa senaryo bakımından 2 veririm. Ama o zaman oyunculara haksızlık yani senaryo ya da konu kötü ama oyunculukları yapmacık değil kötü değil bence.İyi bir senaryo olsaydı o oyuncularla tarih yazardı mahsun ama dedim ya bir mucize bir güneşi gördüm değildi. 31.01.17
volkancan (@akordeon)
Filmle ilgili akit gazetesinde feto övgüsü yapiliyor,güya hükümet eleştiriliyor diye bir haber cikmisti.filmle ilgili hukumete yakin yazili basin gidilmesin diye tepki gösterdi. filmi izleyen biri olarak feto reklami yapiliyor mu dostum? 01.02.17
Gülcan (@gulcan32)
Fetö reklamı mı ? Hahahaaaa :)))) filmin konusu azgın kadınlar ve evlendikleri adamlar :)) din var ama bu tarikat ya da cemaat olarak din değil... Namaz kılıyorlar bu ise fetö reklamı komik olur yani... Bir de din adamı var ama o da cemaat değil yani izlerken aklımın ucundan geçmedi böyle bir şey =) alakası yok film ile fetönün 01.02.17
ilkan (@ilkan)
Bende izledim bu filmi açıkcası Mahsun'un önceki filmlerle oranla ortalamanın aşağısında kalmış bir film bence.Senaryo açısından kötü bir filmdi .Bundan önceki en son filmi Mucize filmin tadı kadar etkileyici olamamış 01.02.17

Gülcan

@gulcan32

9 8.3
Puan: 9
Prado'ya aşık oldum.
Kitaba 9 puan vermem de anlaşılacağı üzere kitabı beğendim. İlk 150 sayfası çok sürükleyici olmasa da gittikçe heyecan veren ve kendine çeken bir kitap.

Kitap içersinde oldukça fazla yabancı kelimeler mevcut ve çoğu zaman bu kelimeleri Türkçeye çevirmemişler.O yüzden anlaşılması zor bir kitap oluyor. İlgimi çeken başka bir yönüde kitapta karakterler iki isimle anılıyor. Yani bir karakterden bahsederken ismi sürekli değişiyor. Örneğin: Atıcam kafadan bir isim Ali Rıza ise adı, adamdan bahsederken bir ali diyor bir rıza diyor. İnsan tabi doğal olarak sürekli dikkatini vermek zorunda kalıyor. Beyin jimnastiği yaptırıyor.

Kitabın konusunu şöyle yüzeysel anlatayım. Bir eski diller uzmanı, bir kitap okuyor okuduğu kitabın yazarını merak ediyor ve serüven başlıyor. Kitap içinde bir kitap daha okunuyor. Bence kitap içinde okunan, o kitap asıl hikayeden daha güzel. :)

Kitapta bir doktor Prado var; adam hem zeki, hem de böyle insanı kendine çeken bir yönü var. Sempatik. Kitabın prado karekterine aşık oldum :)

Kitap hikaye olarak çok çok çok güzel. İçindeki sözleri anlamak için tek tek okumak gerek. Yavaş yavaş... Herkese tavsiye ederim.Daha söylemek istesem çok şey söylerim ama yeter bu kadar ;) kitap bitince Lizbon'a gitmek isteyeceksiniz. Tabi şunu da söyliyim tam bitmiş gibi değil. Devam kitabı olması gerek çok saçma yerde bitmiş yarım kalmış gibi...
1481 karakter
17 beğen · 2 yorum · kitap inceleme
Nurda öztürk (@nurda-ozturk)
İncelemenizi çok beğendim elinize sağlık, ayrıca bence de kitap bitmemiş gibi mesela özellikle son kısımlarına doğru Gregorious un rahatsızlığına çok dikkat çekiliyor ama devamında bununla ilgili bir sonuç verilmemiş. Ben Gregorious un baş dönmelerinin nedenini çok merak ederek sona yaklaşmıştım ama çok ortada kaldı. 31.01.17
Gülcan (@gulcan32)
@nurda-ozturk teşekkürler :) Ben de o kısmı merak ediyorum ne olduğunu vs ama kitap bitti ve devamı yok :( 31.01.17

Gülcan

@gulcan32

1 7.0
Kitap: Tutsak
Puan: 7
Hepimiz kafalarımızın küçüklüğü nispetinde Tutsağız!
Kitap çok sürükleyici olmamakla beraber çok fazla siyasi bir kitap. Bu yüzden de ben okurken sıkıldım çünkü siyaset zaten sıkıcı bir konu kitaba da tam yedirilmemiş konu yani dönem kitabı ama sanki dönem kitabı değil gibi neyse...
Kitabın konusu 1960 yılındaki siyasi olaylar ve Ceren isimli kadının kocasıyla yaşadığı yürümeyen evliliği ve artı kerkük Türklerinin tutsaklığı yani bu üç konu iç içe işlenmiş. Herkesin tutsaklığını anlatıyor siyasilerin,kişilerin vs işte sınırlardan söz ediyor özgür olamayışlarından falan filan...
Arada sevdiğim hoşuma giden kısımları, cümleleri oldu ama bu kadar yoğun böyle direk yazarın siyasi görüşünü benimsetmeye çalıştığı ve bunu çok belli eden bir kitap olduğu için sanırım pek sevmedim. Sevdiğim bi kaç cümle hatrına 7 puan verdim. Tavsiye eder miyim bilmiyorum siyasi işte isteyen okusun.
926 karakter
4 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Gülcan

@gulcan32

25 9.2
Kitap: Bozkurtlar
Puan: 10
Ötüken'e Selam
Bugün bitirdim kitabı. Nihal Atsızın okuduğum ikinci kitabı, Ruh adam kitabını okuyunca diğer kitaplarınında o kadar sürükleyici olup olmadığını merak etmiştim. Bozkurtlar kitabı da gerçekten çok sürükleyici ve hiç elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir kitap.Kitabı çok beğendim. Kitap,Bozkurtların ölümü ve Bozkurtlar diriliyor adlı iki eserin birleşiminden oluşmuş.

Kitap, Bozkurtların Ölümü ile başlıyor. Bu bölümde Tarih dersinde gördüğümüz Birinci Göktürk devletinin yaşayışı,savaşları, Çin'e tutsaklığı ve Kür Şad'ın 40 Çerisi ile Çin sarayını basması anlatılıyor.Bozkurtların dirilişi adlı kısımda ise İlteriş Kağan'ın tekrar Gök Türk devletini kurması ve yapılan savaşlar ile aşk hikayelerini anlatıyor.Kısaca kitabın konusu bunlar.

Kitabın yazımında anlatıldığı çağa uygun olarak çoğunlukla eski Türkçe kelimeler kullanılmış; Otağ,şad, konçuy ,bitig, çaşıt gibi daha nice eski Türkçe kelimeyi ve anlamını öğrenebilirsiniz. Özellikle böyle eski kelimelerin olduğu kitaplarda arkada sözlük olmasından çok her sayfanın altında kelimelerin günümüz karşılığını bildiren kısa açıklamaların olmasını daha çok seviyorum. Bu kitabı öyle bastıkları için okunması daha kolay geldi bana.

Kitabın her sayfasında ayrı bir merak ve ayrı bir heyecan duydum. Tüm karakterleri sevdim. Ötüken'de yaşamak,kımız içmek,at binmek, ok atmak istedim. Sançar, Yamtar, İşbara alp,Kür Şad,Pars, Urungu, Almıla,Tonyukuk ve daha nicesiyle tanışmaktan onur duydum. Sançar ile birlikte kahkaha atmak isterdim. Gülüşleri çok hoş :D ... Kitabın beni en çok etkileyen kısmı Kür Şad ve kırk çerisi'nin Çin sarayını bastığı kısmıydı.Tüylerim diken diken oldu. Özellikle Kür Şad'ın ruhunun ayağa kalkıp "oraya!" dediği kısımda, sanki benim ruhum Kür Şad'ın önünde yere diz vurarak. "Buyruk senindir" dedi. Çok duygulandım, çok etkilendim.Diğer ruhların Kür Şad'ı ve kırk çerisini karşılamasında gözlerim doldu.

Hani Mustafa Kemal Atatürk, "Türk çocuğu, atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır" Demiş ya sanırım Kür Şad bunun en güzel örneklerinden biri...Taçam'ın içinde yaşadığı gurur gibi bir gurur geldi kitap bitince, neyin gururu bu; Kür Şad'ın torunları olma, onun atamız olması gururu.

Bu kitapta şunu anladım ki, ben tarihin hikayeleştirilerek yazıldığı eserleri diğer kitaplara göre daha çok seviyorum.Yediden yetmişe Herkese tavsiye ederim. İyi ki var böyle kitaplarımız. Vaktiyle bir Atsız varmış...
2725 karakter
10 beğen · 5 yorum · kitap inceleme
Oktay Dinç (@oktay-dinc)
Yorumu okurken bile tüylerim diken diken oldu, bu kitap ve Atsız hayatımda büyük bir yere sahip. Bu arada Var Olsun.. :) 19.01.17
Gülcan (@gulcan32)
@oktay-dinc bir an kimse var olsun demeyecek sanmıştım. Benim de şu belirttiğim sahneleri hep en etkilendiğim kitap sayfalarından biri olarak kalacak. 19.01.17
Oktay Dinç (@oktay-dinc)
Etkilenmemek elde değil ki. Elimdeki kitapları bitirdikten sonra bir daha okumayı düşünüyorum, okuyalı oldu epey. Anıları tazelemek lazım, bir daha, bir daha... :) 19.01.17
A (@soul)
Çok güzel anlatmışsınız kitabı, merak ediyordum ama dili konusunda şüphelerim vardı tatmin edici bir inceleme olmuş teşekkürler 20.01.17
Gülcan (@gulcan32)
@soul ben teşekkür ederim. :) 20.01.17

Gülcan

@gulcan32

153 9.1
Puan: 9
Bu kitap, mustarip bir ruhun iç çekişlerinin romanıdır.
Kitabı beğendim ama kitap; akıcı, sürükleyici değil. 724 sayfalık bir roman gayette 4-5 günde bitirilebilir ancak bu kitabı okumam 12 günümü aldı. Neden böyle oldu; çünkü bu romanda olaylar bölük pörçük, aslında bölük pörçük de değil başka bir şey. Misal: Mektup geliyor,10 sayfalık bir mektup diyelim. Romanın baş karakteri mektubu okudu diyip geçmiyor. Mektup cidden okunuyor ve kafasında analiz ediliyor. Durum böyle olunca mektuptan önce ne olmuştu derken olay kopuyor.

Bir de 14. kısım diye bir kısımda hiç noktalama işareti kullanılmamış. 70 sayfa falan noktalama işaretleri olmadan okuyorsunuz. Anlamakta güçlük çekiliyor. Okuma hızınızı yavaşlatıyor. Yere döşenen tümseklerden geçiyor gibi oluyorsunuz.

Kitabın yazarı Oğuzcuğum Atay ön söz sevmezmiş ama romandaki karakter Selimciğim ışık ön söz seven biri. Bence ön sözle son sözü okuyun.Selim çok üzüldü. Daha da üzmeyin Selimi.

Kİtap, bir mektupla başlıyor ve ölen bir arkadaşın ardından tutulan yası, duyulan üzüntüyü ve artı o ölen kişinin ruhi bunalımları ile hikayesini anlatıyor.Çok derine inip konuyu anlatmayayım hevesiniz kaçmasın.Gerçekten iyi anlatıma sahip,hissi çok iyi geçiriyor okuyucuya. Yazarın mizah anlayışı da değişik, hoş, güzel ne kadar melankolik gibi de olsa aslında bir yandan da komik yönleri olan bir eser sanki :)

Kitabı kimler okumalı konusuna gelirsek, herkes okusun, okumasına da çok büyük ruhsal problemleri olanlar bence okumasın.Çünkü kitap her ne kadar esprili bir anlatıma sahipse de ruhi bunalımların anlatıldığı ve intiharın konu edildiğini bir kitap. Okuduklarından çok etkilenip insan en sonunda ölmek isteyebilir de yani... O yüzden melankoliklere, ruh hastalarına tavsiye etmiyorum. :) Başka diyeceğim yok. The end. Next Please
1892 karakter
18 beğen · 4 yorum · kitap inceleme
Hakan (@hakani)
gulcan32 bitti mı ya? Helal olsun. 12.01.17
Gülcan (@gulcan32)
Bitti :D @hakani başladığım işi yarım bırakmam eninde sonunda bitiririm. 12.01.17
Hakan (@hakani)
@gulcan32 Kafkaokur dergisinin Oğuz Atay ile ilgili sayısını da oku mutlaka. 12.01.17
Gülcan (@gulcan32)
Olur. :) 12.01.17

Gülcan

@gulcan32

199 9.1
Kitap: 1984
Puan: 9
Kahrolsun büyük birader!
Kitabı beğendim. Kitapla alakalı söylemek istediğim çok şey var da nereden başlayacağım ve nasıl anlatacağım bilemedim. Öncelikle kitabı okuyacaklara tavsiyem kitabın başında 6-7 sayfalık bir kısım var ön söz ve açıklamaların olduğu kısım okumaya oradan başlarsanız daha mantıklı olur. Çünkü o kısmı okumazsanız belkide 50. sayfada olayı çözeceksiniz. O kısmı okuyup başlarsanız, olayın farkında olup daha ilk sayfadan anlarsanız kurguyu.

George Orwell kitabında, aslında olmayan ama bazı yönden bakınca da bu dünya'ya benzer bir dünya yaratmış, Kurguladığı dünya, 3 büyük güçlü ülkeye ayrılmış.Ve o güçlü ülkelerin birinde yaşanılanlar ve iktidarın zalimlikleri anlatılıyor. Kurgu ve hayal ürünü de olsa öyle bir dünya ve ülkelerin düşünülmesi ürpertici. Açıkçası ilk sayfalar da içim ürperdi.İnsanların beynini yıkamalar, düşüncelerinden ötürü katledilmeleri, düşmanların canice ve zevkle yok edilişlerinden alınan zevkler,kin, nefret,öfke ve iktidarın gerçekleri yok etme çabasından bahsediliyor.

Ben pek siyasi kavramlarla içli dışlı olmadığım için belkide kitabın içinde verilmek istenen mesajları tam algılayamadım. George Orwell asıl adı ile Eric Arthur'un böyle bir kitabı yazmak için ne yaşadığını ve nasıl bir yaşam sürdüğünü merak ettim. Açıkçası İnsan, geleceğe dair bir dünya kurgular da böyle mi kurgular? demek ki dedim gelecek için güzel hayalleri yokmuş.Ya da vermek istediği mesajları kötü bir dünya yaratarak vermek daha kolaydı. Bilemiyorum.

Kitabın ana karakteri Winston Smith'in son ana kadar haklı çıkacağını düşündüm.Çünkü Winston mantıklıydı, aklını kullanıyor ve gerçekleri görmeye çalışıyordu. Ne olursa olsun gerçekler saklanamazdı. 2x2=4 yapardı ve haklıydı.Büyük biraderden de nefret ettim.

Tüm bunların dışında kitapta geçen iki yazım yanlışı mı yoksa kitapta geçen "yenisöylem" diliyle mi alakalı anlamadığım yanlışlıklar vardı. Misal: "Handiyse" ne demek? çoğu cümlede kullanılmış ve cümleye "neredeyse" diye bir anlam katmış.Böyle bir kelime mi varmış? hiç duymadım. Onun dışında "önünde sonunda" yazılmış hep! Onun doğrusu "eninde sonunda" değil mi? neyse belki basım hatasıdır. Bir de can yayınları kitabı iyi ciltliyememiş sanki sayfalar kopacak gibiydi.

Kitabı farklı zaman diliminde tekrar okumak istiyorum. Şuan yaşadığım zamandaki dünya için kitap ütopik sayılabilir ama belki gelecekte 40 yıl sonra gerçekçi sayılacak.
2656 karakter
12 beğen · 4 yorum · kitap inceleme
Ebru G. (@ebru-g-)
''handiyse'' kullanımı yazım yanlışı değil halk ağzında o şekilde kullanılır daha çok. Çevremde çok duymuşluğum var, kitabı okurken göreceğimi sanmazdım ama. Bize özgü sanırdım benimsemiştim oysa ki. :) ''Önünde sonunda'' kullanımı TDK'nin kabul ettiği kullanım doğrusunun o olduğu iddia ediliyor; önü-sonu şeklinde. Ama zamanla eğrilerek ''eninde sonunda'' hâlini alıp halk ağzına o şekilde yerleştiği söyleniyor. 31.12.16
Gülcan (@gulcan32)
Teşekkürler. Ben iki kelimeyi de yadırgadım açıkcası alışık olmadığımdan olsa gerek. 31.12.16
Pelin (@pelinnn)
Yürü be gülcan ! :) devam et işte böyle 31.12.16
Gülcan (@gulcan32)
=) sağ ol @pelinnn 31.12.16
/ 5