ara

รєรรเz ภ๏tคlคг

Derinlik...Zâhirin ötesi beni ilgilendiriyor. Anlamlar alemi. İncelik...Samimiyete ve masumiyete hayranım.
Ve beklenen Mutluluk 😊
Ve beklenen Mutluluk 😊
Hangisinden başlamalıyım bilemedim ki 😕
18 beğeni · 25 yorum
Bayır gülü (@bayirgulu)
Gözlerim yandı resmen🙃 Bu kadar kötü kitap birarada
20.11.17 beğen 2 cevap
yusuf üvet (@yusuf-uvet)
hiç biride tarzım değil :/
20.11.17 beğen 1 cevap
Hakan (@hakani)
Aliya İzzetbegoviç. Okumaya bir türlü fırsat bulamadım onu. Ondan başla ki bana da anlatasın. Belki merak eder okurum ben de bir an önce.
20.11.17 beğen 1 cevap
İçimdeki yaşamın sesi
” Birine şöyle demek çok güzeldir: Seni hep seveceğim. Ama insan gerçekten bir de böyle yaparsa.” Evet, sanırım aşk, hep böyle yapacağımızı sandığımız, ama hiçbir zaman yapamadığımız akıldışı yaşantısı insanın.
Küçücük hayatlarımıza yeryüzü genişliği kazandıran biricik
duygumuz. Doğanın bedende çiçek açması. İnsana acısından
haz aldıran bir tutulma. Bütün kadınları bir kadına, bütün
erkekleri bir erkeğe dönüştüren güzellik körleşmesi. Deneyimi,
ustalığı olmayan büyük acemilik. Hiçbir zaman
tamamlanamayan bir yaşantı olduğu için, şiir gibi tanıma
gelmeyen varoluş hali. Belki de bu yüzden Sagan’ın sözü
aşk konusunda söylenmiş, hadi en doğru demeyelim, kalbimi karşılayan birkaç sözden biridir benim için: “Aşk, iki kişi arasında geçen şeydir.” Önlem duygusunun aşkta yeri yoktur, bilinir, ama Necatigil’in şu dizeleri, bir başka insan halini çok erken bir
sızıyla duyumsatır bize: ” Azalınca ihtiyarlık çağlarında/
Aşkın ateşi/ Bir sevda hatırasıyla ısınmak/ Her ihtimale karşı.”

Şükrü Erbaş
2006 / Uçuruma Atılan Harfler
-Çekilme Suları-

https://youtu.be/5fstPk9tMBw
24 beğeni · 5 yorum
ketumpinokyo (@ketum)
Sagan'ın sözü hatrıma Ataol Behramoğlu'nu düşürdü. İzninizle paylaşmak istiyorum. :)
"Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni, sevdiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiçbir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir." Şunu da bırakayım okumaya vakti olmayanlar işlerini yaparken bir yandan da dinlesinler: https://youtu.be/Liz030w6XtI
01.11.17 beğen 10 cevap
Merve Kaya (@mavera)
https://narihicran.wordpr...2017/11/01/ask/ bunu da buraya bırakayım ilgilenenler ziyaret edip, takip eder belki.. ;) Umarım izinsiz paylaştığım için kızılmaz :/
01.11.17 beğen 2 cevap
Bazı insanlardan birden fazla olmalı
https://youtu.be/MIqggYn9QtQ

Hiç sesini duymadığım, nasıl konuşur bilmediğim bir yazarın fikirlerini severek başladım Gökhan Özcan okumaya ama görüyorum ki bir insan kendini ancak bu kadar ortada yokken bu kadar iyi tanıtabilirdi.
O'nu bu kadar iyi bilebilirdim.

Çok heyecanlıydı, İlk kez tv karşısına çıkmıştı ve daha sonra bu tecrübesini şöyle yorumlamıştı :
''İşte böyle, anlattık kem küm bir şeyler, Furkan sağolsun çok toparlamaya çalıştı ama ben dağıldım mı tam teşekküllü dağılırım, fazla yapabileceği bir şey yoktu. Yayın sırasında tabii ben kendimi görmüyorum, sonra izledim fecaati. Neydi abicim ellerimle yaptığım bütün o maskaralıklar! El sanatları sergisi açsam yeri :) Ama ben dedim, “Çıkarmayın beni, kamerayı görünce benim içimden acayip bir yaratık çıkıyor” diye çok söyledim, dinlemediler. Bu medya ne kadar zararlı, ne kadar musibet bir şey be kardeşim! Neyse ki sokaktaki insanlar bir kere çıkanı tanımıyor da, ekranda yediği herzeleri yüzüne vurmuyor''.
O tatlı heyecanını böyle dile getirmişti. Öyle dinlendirici bir sesi vardı ki ve ben ilk kez yaptığı bu yoruma katılmadım.Gayet doğal ve samimiydi çünkü.
''Asıl önemli olan kendimize ve başkalarına, yani insana, yani eşref-i mahlukat olana nasıl ve hangi gözle, hangi kalple, hangi hissiyatla baktığımızdır'' der kendisi ve O'na bir çok insan güzel kalp ve hissiyatla bakıyordur eminim.
18 beğeni · 5 yorum
Pek alakası olmamakla birlikte, son zamanlarda sıkça dinlediğim şu parçayı da buraya bırakayım :) https://youtu.be/2hBOZ7L6GfM
27.10.17 beğen 4 cevap
Merve Kaya (@mavera)
@reyhankurt canım ilgileneceğini düşündüm şahsen ;)
27.10.17 beğen 2 cevap
Bir pantolon... Ölüm. Pişmanlık...
Az önce izlediğim bu video çok etkiledi beni ve paylaşmak istedim.
Bir çoğumuz maalesef Alişan Kapaklıkaya'nın yaşadığı ve ömrü boyunca yaşayacağı pişmanlığı yapıyoruz.
Eşyaya verdiğimiz kıymeti sevdiklerimize vermiyoruz.
Cemil Meriç ne diyordu ; “İnsanlar sevilmek için yaratıldılar, eşyalar ise kullanılmak için''.


https://youtu.be/anLabwa9r0A
21 beğeni · 6 yorum
erhan the stalker (@munzevi)
Kaçtır önüme düştü, izlememiştim. Şimdi baktım. Dedikleri kadar varmış.
26.10.17 beğen 2 cevap
Tokmakan ♌️ (@tokmakan)
:(
26.10.17 beğen 3 cevap
kalbiyle sevenler zümresi (@kalbiylesevenlerzumresi)
Azevvel kardeşim gönderdi banada videoyu, ağlayarak dinledim mutlaka dinle dedi. Aslında rahat ağlalayabileceğim bir ortamda olmadığım halde hüngür hüngür ağladım.
26.10.17 beğen 2 cevap
DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI
Evet, bugün benim doğum günüm. Bu sabah yatağımdan, hayatımdaki bir kaç güzel insandan gelen, bir kaç güzel doğum günü mesajını okuyarak kalktım. Gelmeseydi ne olurdu o mesajlar !!! "kaderde varsa üzülmek neye yarar büzülmek" der, İETT’nin ‘’Doğum gününüz kutlu olsun’’ anonsunu duyup, bedavadan işe geldiğim için mutlu olurdum 😀 Her sene bir kamyon daha keşke biriktirmesek daha bir coşkuyla kutlayacağız doğum günlerimizi. Acıtmaz dediğimiz her şey sonradan küçük küçük ısırmaya başlıyor ruhumuzu. Her şey yolunda gitse bile, bir yanın hep eksik kalmaya mahkûm sanki. Bu eksiklik kimi zaman yarım kalmış bir aşk hikâyesi oluyor, kimi zaman annene söylediğin kötü bir söz, kimi zaman severek yapmadığın bir iş, kimi zaman kaybettiğin bir dost, kimi zaman da başka, bambaşka bir şey. Her yaşın ayrı bir güzelliği var lafına da zerre katılmıyorum ayrıca. Büyük bir yalan o laf. En güzel yaş kesinlikle 0-6 yaş arası. Zira herkes deli gibi üzerine titriyor. Hep bir pohpoh, hep bir "delidir ne yapsa yeridir" muamelesi. Duyduğun en büyük yalan "yemeğini yersen sana oyuncak alacağım" yalanı. 6 yaştan sonrası tufan. Bilincin yerine gelip işin içine beyin mekanizması, akıl fikir falan girdikçe dünya yaşanması zor bir yer olmaya başlıyor. Ben yine de umutluyum gün gelecek daha güzel, daha mutlu insanlar olacağız. Buna inanıyorum. Belki de başkasının derdini görünce kendi derdini unutuyorsun.
Hayat böyle geçiyor...
Hayatımızın ne zaman ve nasıl sonlanacağını hiçbirimiz bilmiyoruz, kader deyip geçiyoruz yaşadıklarımıza.
Ama şükretmek çok mühim. Allah’ın bize verdiği her güne, aldığımız her nefese, tüm sahip olduklarımıza şükretmek ve bunların kıymetini bilmek lazım. Ben de Allah’ıma ... yaşımı gördüğüm için şükrediyorum...
Ve hayatımdaki herkese çok teşekkür ediyorum. Gidenlere de, yeni gelenlere de, her zaman benimle olanlara da. Yüzümde minik bir tebessüm yaratabilenlere, bana bir toplu iğnenin ucu kadar serotonin salgılatabilenlere, "sen başarırsın" diyenlere, "sensiz oranın tadı olmaz" cümlesini kuranlara sonsuz kere teşekkür ediyorum.

Ve sevgili @yusuf-uvet 'in bana bir hikaye sözü vardır bilenler bilir. Kendisi hikayeyi göndereceğim diye beni kandırıp, birazdan göreceğiniz muhteşem hediyeyi göndermiş. Ben şok, ben mutlu tabi :) Kendisine çok çok teşekkür ederim. Uzun uzadıya sohbetlerimiz oldu ve kendisi gerçekten hem zeki, hem duyarlı hem de iyi biri. Tanıdığıma memnun olduğum insanlardan kesinlikle. Hediye şu gördüğünüz ;


Diğer taraftan sevgili @mavera özel olarak doğum günümü kutladı ve çok sevdiğim biridir.
@pnar @mavigunce @kadiryaman @yaserarslan @yaa da çok çok teşekkür ederim önemseyip mesajlarını ilettikleri için.
son olarak bu da kuzenimden gelen çiçek :) Bunun akşamı var bir de tabi :) Kim bilir daha nice süprizlerle karşılaşacağım :) Hediye olsun ya da olmasın hatırlanmak çok kıymetli. Ve bugünün ayrı bir önemi de neşet Ertaş'ın doğum yılı olması. Kendisi aramızdan ayrıldı ama O'nu sevmeyen yoktur bence. Allah rahmet eylesin .Ve kendisi gibi büyük bir Üstat ile aynı günde doğmuş olmak ne hoş. O zaman dinleyelim ; https://youtu.be/J5eLFREBpIA
47 beğeni · 33 yorum
yusuf üvet (@yusuf-uvet)
nice mutlu senelere :) utandırdınız beni..
yahu yazacağım fırsat bulunca valla yazacağım :D
25.10.17 beğen 1 cevap
Feyzanur (@vareste)
İyi ki doğmuşsun, seviliyorsun. :) Kutlayanın çok, ömrün uzun olsun :)
25.10.17 beğen 2 cevap
Tokmakan ♌️ (@tokmakan)
Nice güzel yaşların olsun :)
25.10.17 beğen 2 cevap
İnsan neden elde edemediğinin delisi, elde ettiğinin ise nankörü olur ki ???
Piraye ile Nazım 1935'te evlendi.
Adını kol saatinin kayışına tırnağıyla kazıdığı bu kadınla 17 yıl boyunca yazıştılar.
518 mektup.

Nazım, karısına şöyle yazıyordu: “seni nasıl seviyorum biliyor musun? ot yağmuru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların anneleri sevdikleri gibi, lenin’in inkılâbı ve inkılâbın marx’ı sevdiği kadar, velhasıl seni nazım hikmet’in hatice zekiye pirayende piraye’yi sevmesi gibi seviyorum.” "o mektuplardan birinde nazım, “çıkarsam ve sana kavuşursam, bu öyle dayanılmaz bir saadet olacak ki, gebereceğim diye korkuyorum” diyordu. oysa öyle olmadı. taze bir ekmek hayaliyle yıllar yılı aç yaşayan biri, hasretle dişlediği somunun dördüncü diliminde ne hissederse onu hissetti nazım; ot yağmura, ayna ışığa kavuştuğunda ne olursa, o oldu. alışıldı. sarhoş şaraptan bıktı, şarap kadehten taştı, inkılâp marx’ı aştı. aşk bitti ve ayrıldılar. nazım yeni bir aşktaydı çoktan…" artık mektuplarının üstünde münevver in ismi vardı. /ekşiden #tuzbuzz yazmış siz de okuyun istedim.
EK 1
Elde edince ne değişiyor?
Sevdiği insan aynı insan , istediği elbise aynı elbise.
Ve dahası onu kaybedince yine değeri artıyor..
Bir şeye sahipken ona hep aynı değeri vermek çok mu zor? @kadim-cumlei-vecize @vareste @nisf @aysegulce @golge2010 @gayb @munzevi @mavigunce @hlldgn @hakani @tokmakan @ruhadam @mtrv @post-mortem @ketum @mavera @yusuf-uvet @yesilflr @vareste @khaos 24.10.17
48 beğeni · 46 yorum
ruhadam (@ruhadam)
Gönül çeken endam yerine, bayrağa hevesleniriz biz
Güzel kokulu saç yerine de tuğlara gönül bağlamışız

Bir güzelliğin, gönül delen oku andıran yan bakışları ve
Kaşlarının sevgisi yerine okla yayı gönülden arzularız

Gümüş gibi beyaz vücutlu güzellerle kucaklaşmak yerine
Kılıcımızı belimize bağlamanın zevkini ve safasını süreriz

Sevgilinin saçları yerine, güzel bir atın boynundaki
Gönül bağlayan kotas bizim de gönlümüzü bağladı

Peri vücutlu ve ceylan gözlü bir güzel yerine
Yel gibi uçup giden, hünerli atları severiz

Gönlümüzü, ay yanaklı ve peri yüzlü sevgili yerine
Süslü, yakışıklı savaş güzeline çoktan kaptırmışız

Savaşın eziyeti, sıkıntısı çoksa da, vefa umarak
İnsana zulmeden bir güzel yerine buna aşık olduk

Ey Gazi Giray, canımızla billah atılmışız er meydanına susuz
Din düşmanlarının kanlarını döker de içeriz biz su yerine

benim için yanlış bir soru olmuş :) yine de teşekkür ederim :)
24.10.17 beğen 11 cevap
yeşilflr (@yesilflr)
Fani dünyanın, fani sevgileri mi desek..
24.10.17 beğen 5 cevap
Hakan (@hakani)
Herkes için farklıdır bunun sebebi aslında. Freud'a sorsan doygunluk der, siyaset bilimci kapitalizm, beyin cerrahı hipotalamus ve bir çocuğa sorsan bıkkınlık der. Belki de yaptığımız en büyük hata, çok istediğimiz o şeye, her neyse artık, sahip olduğumuzda kendimizden bir şey katmamızdır, bilemiyorum. Belki de onu bizim için değerli kılan şey özüdür aslında. Ve biz ona sahip olduğumuz her defasında o özü bozuyoruz belki. Anlatamadım.
24.10.17 beğen 10 cevap
Günaydın…
Günaydın…
Pisa kulesi'nin İtalya'da olmasından dolayı eğik harflere '' italik'' dendiğini biliyor muydunuz?..
Bilmiyordunuz, çünkü şuan ben uydurdum 😌
31 beğeni · 11 yorum
erhan the stalker (@munzevi)
Afiyet olsun. Gerçi 1 saat geçmiş, olmuştur.
23.10.17 beğen 1 cevap
mavigunce (@mavigunce)
bu iyiydi :)
23.10.17 beğen 1 cevap
Joseph K (@jsk)
Alkışlar Bill Gates'i intihara sürükleyen @hercai arkadaşımıza.
23.10.17 beğen cevap
Çarpı işaretleri
Çarpı işaretleri
''Hayat sanki hiç kimsenin umurunda değil!” dedi vapurdan iskeleye doğru bakan. “Belki herkes aç bir martının havada süzülen ekmek parçasını yakalamasını bekliyor!” dedi gözlerini denizden alamayan.

“Zamanın bilincinde olmayanlar sıkılmaz; hayat ancak, geçen her anın bilincinde olunmazsa tahammül edilebilen bir şeydir; yoksa bizim için her şey berbat olur. Sıkıntı tecrübesi, azmış zamanın bilincidir” diyor Cioran, ‘Ezelî Mağlup’ta.
Biri heyecanla izlediği son filmi anlatıyor yanındakine, bir öteki okuduğu bir haberden. Daha hareketli olabilirmiş film, temposuzluğundan sıkılmış filmi izleyen. Dünyada neler olduğuna kim bilir kaç bininci kez şaşırıyor yanındaki. Bir az ileride iki kişi bir yazarın yeni kitabından konuşuyorlar aralarında. Biri beğenmiş, diğeri pek de o kadar tutmamış. İnandırıcı gelmemiş bazı şeyler, bazı yan karakterler de hiç oturmamış. Belki bir başkası, tek başına oturan, bloğu için birkaç şey karalıyor not defterine, mesela insanların neden birbirlerinden kopuk yaşadıklarına dair. Hiç böyle şeylere takılmadan, havadan sudan konuşanlar, siyasetten, futboldan, ilişkilerinden söz edenler de var. Bir ağırlığı olsun istemiyorlar belli ki konuşmalarının, az sonra buharlaşsın, havaya karışsın. Hatırlamak zorunda kalacakları şeyleri söze dönüştürmek, onlara takılıp kalmak, sonra belki günler geceler boyu o sözlerin ağırlıklarını taşımak istemiyor onlar. Masaların arasında dolaşıyor o sıra hayat! Bazen çay getiren bir garson kılığında... Bazen açık kalan giren soğuk bir esinti olarak... Bazen dışarıdan gelen yüksek sesli tartışmalar, mesela boş yere kimin arabasını park edeceği hakkında... Bir mekanın içinde, birbirimizle güya konuşarak ya da hiç konuşmadan bir uzaklığı paylaşıyoruz aramızda. Bir şeyler içiyoruz, espriler yapıyoruz, asırlardır çözülemeyen bir meselede, mesela insanlığın gidişatı olsun konu, kimsenin daha önce aklına getiremediği tespiti yapıyor, kimsenin denkleştiremediği nihaî sözü söylüyoruz. Bazen her birimiz bunu ayrı ayrı yapıyoruz. Sonra bir çay daha söylüyor, bir başka kitaba, bir başka filme ya da şarkıya, söylenmese de olacak, hatta öyle olsa daha iyi olacak alelade bir lakırdıya geçiyoruz. Camlar buğulanıyor, arabaların kırmızı ışıkları aynalara yansıyor, çay eskiyip acılaşıyor. Hayat, küçük kağıtlara atılan çarpılar gibi bir köşede öylece birikiyor. On iki çay, iki nargile, iki kaşarlı tost, bir orta kahve, üstümüzde bir yere tutunamayıp aşağılara yuvarlanan, yere düşen bir sürü ağırlığı olmayan laf...

“Sıradaki şarkı, bir şarkı dinleyerek bütün yaralarını iyileştirebilenlere gelsin” dedi radyodaki ses. Kısa kupkuru bir sessizlik oldu bütün galaksilerde.

Bazı kağıtlar vuruluyor alınlarının tam ortasından acımasız kurşun kalemlerce!

“Meyli dünya için gel olma bed-nam/ Kim aldı felekten muradına kam/ Ölüm var mı yok mu ahir-i encam/ Vakit geçirmeğe virane yeter” demiş Aşık Turabî, rahmet olsun.

Ayakta kalan onca insana karşılık; açtığı her bahsin, söylediği her sözün, dile getirdiği her fikrin içinde kendine oturacak bir yer bulabilen insanlar da var.

“Nereye gidiyor olursan ol” dedi meczup, “kendini de mutlaka yanında götür!”
Gökhan Özcan
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
15 beğeni · 3 yorum
@tabula-rasa Sıradaki şarkı, bir şarkı dinleyerek bütün yaralarını iyileştirebilenlere gelsin” dedi radyodaki ses.
20.10.17 beğen 4 cevap
Şiir... Sesle anlam arasında o uzayıp giden kararsızlık
Şiir... Sesle anlam arasında o uzayıp giden kararsızlık
...
Üç yaşında da yalnızdı, on beşte de, seksende de,
Yağmurların altında, bulakların kenarında.
Türküsünde, koşmasında, şarkısında,
Tamamda da, noksanda da,
Papatya gibi yalnızdı, kuşyemi gibi yalnızdı.
...
Turgut Uyar
filme 10 verdi, inceleme eklemedi.
19 beğeni · 8 yorum
mavigunce (@mavigunce)
mükemmel
19.10.17 beğen 1 cevap
Red Red (@khaos)
Seslendirme yok mu?
19.10.17 beğen 1 cevap
Davete icabet
Davete icabet
Sevgili @mavera ve @canae davetiniz için teşekkür eder, buraya da bir şiir bırakırım.

ACIYOR
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
Sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar

Turgut Uyar



ketumpinokyo @karacurin @ruhadam @gayb @munzevi @khaos
@kitapokumakhuzurverir @emrec @hlldgn @vareste @lotus @bku @hsnzdmr60 @golge2010 @reyhankurt @aysegulce @tabula-rasa @mtrv @tokmakan @post-mortem @nisf @namtenahi @ebru-g- ve tabi ki paylaşımlarını büyük bir zevk ile takip ettiğim @kadim-cumlei-vecize sizleri de ben davet ediyorum :)
31 beğeni · 24 yorum
Promiyer (@pronuyer)
Ben böyle bir masa kabul edemem.
http://www.neokur.com/p/325648
18.10.17 beğen 4 cevap
ayse gülce (@aysegulce)
Teşekkürler @hercai, ama farkında olmadan ben sıramı savmışım :)
18.10.17 beğen 5 cevap
Can (@canae)
Bardak çok güzelmiş 😊😊😊
18.10.17 beğen 3 cevap
/ 26