ara

NLGNYC

@dunyasnilzehes

Papazin kızı
Arka arkaya George Orwell kitabi okudum.Ilki 1984 idi gayet başarılı güncelliğini koruyan bir kitapti baktim yazar yazmış✌✌ okumaya devam dedim ve hemen devamında #papazınkızı adlı kitabı bitirdim.
Papazın Kızı Dorothy hayatın kendisine biçtiği rolü şikayet etmeden kabul eden bir kız.Okurken bırak yapma o işleri diyeceğiniz tutuyor yani ben öyle dedim,Dorothy bir gun kendisini bambaşka biri olarak bulur ama dertler yakasını bir türlü bırakmaz .Film tadında okuduğum bir romandi.
Yazarın kitaplarından anladığım şudur ki toplumsal olaylara deginmeyi seviyor Orwell. Papazın kızı kadınların,işsizlerin,evsizlerin,eğitim sisteminin,yoksulluğun inac ve inacsizligin konu olarak işlendiği bir kitap.
Papazın Kızı
kitaba 7 verdi
0 beğen · 0 yorum

Red Red

@khaos

Böyle sisteme başkaldıran ayrılıkçı bireylerin yüceltildiği filmleri severim. Saygıyı fazlasıyla hakettiklerini düşünürüm. Sorgulamaya başladığım ve gerçeği aramaya yöneldiğim varlığımın ilk dönemlerini hatırladım mesela ben bu filmde. Ölecek kadar bir fikirde ısrarcı olmak isterdim. İçinde bulunduğumuz yüzyılı bir insan vücuduna çevirebilseydik ve daha sonra da ortaya çıkan bu esere hallice bakabilseydik, görebildiğimiz manzaranın tek sahibi eli kanlı bir katilden başka bir şey olmazdı sanırım. Anarşist ruhlar için düzen öldürücüdür. Sabah saat kaçta kalkacaksın, o gün ne giyeceksin, gün boyu ne yapacaksın, toplum için hangi rolü üstleneceksin daha doğmadan karar verilmiştir. Ve o bir gün, hergündür. Çoktan şekillenmiş bir yapının içinde bir tek gün bile kendimiz olamıyoruz belki. Düzeni inşa edenler epeyce bir süre önce bir cep telefonu kullanmamıza, kravat takmamiza, ehliyet almamıza, banka hesabı açmamıza, nasıl bir gündem içerisinde varolmamiza vs. hüküm vermişlerdir. Omzumuza yüklenmiş ödevler, vatandaşlık borçları, sosyal sorumluluklar, ahlâk bilgisi iyiliğin vazgeçilmezleri değil de iyi hazırlanmış palavralardir belki. Farkına bile varamadan eriyip gidiyoruz. Her yerde de intihar gibi sınırlanmalar. Çizginin ötesine geçmek yasak. Zaten düşünce gücümüze ve mutluluk istencimize yetersiz gelen bir vücutta hayat buluyoruz. Uçamayan, maddeden öteye gidemeyen, yiyip içen sonra ansızın ölen... Doğa tarafından fiziksel yeteneğimiz kısıtlanmışken bir de kendimizi kendi elimizle yaptığımız para, kanun, nizam, gelenek göreneklerle kısıtlıyoruz. Sonuç kaçış, kendini arayış, saf doğada hilesiz kayboluş... Kendi adıma sırtıma çadır yüklenip evden kaçtığım ilk gençlik evrelerinden sonra hiç de umduğum gibi beni sarıp sarmalayan bir mutluluk çemberinin içinde bulamadım kendimi. Özgür olmak, dehlizden kurtulmak, soyutlanmak, toplumsal olandan bireysel olana koşulsuz geçmek, kayıtsız şartsız olmak, kimliksiz gezmek... Bunlar çekici düşünceler. Lakin gerçekçi değil, peşini bırakmazlar. Seni yakalarlar. Seni toplum düşmanı, seni zararlı kımıl yavrusu! Kurallara sıkı sıkıya bağlı olanlar içini dışına çıkartana kadar beynini kaşıklarlar. Pes edersen iyi yoksa tüketirler. Alacağını aldıktan sonra kendilerine yeni kurban ararlar. Mahalle baskısı korkunç bir şeydir. Toplum, olmadıkları insanlardan biri gibi görünmek zorunda kalan nice hayvanları içinde barındırır. İyisi var kötüsü var. Neyse, konuyu çok dağıtmadan bağlıyorum: "Bütün kötülüklerin büyük büyük anası toplumdur." der ve yola koyulursun. Sonra herkesten uzak bir yokluk ve yoksullukta kapana kısılır ve tüm beylik lafları yutar, kuyruğu kıstırıp eve dönersin. Uzun yıllar doğada gece gündüz açık hava tiyatrosu seyretmiş biri olarak şimdi diyorum ki "EV" gibisi yoktur ve bir kazığa bağlanmış olmak bazen iyidir. Kadehimi ait olmanın şerefine kaldırıyorum. Bu film izlenir. Ve benim gibi on kere yarım yamalak izleyeceğinize bir kere adam gibi izleyin. İyi seyirler.
Özgürlük Yolu
filme puan vermedi
2 beğen · 1 yorum
ayse gülce (@aysegulce)
Gerçekten de çekici düşünceler ama denemeden gerçekçi olmadığına karar vermek de büyük bir kayıp bence. Bu konuda herkes Amerika'yı yeniden keşfetmeli.
32 dk beğen cevap

RETA

@duyguuu

Kafanızı yormak istemeyeceğiniz, üzerinde durup öyle uzun uzun düşünmeyeceğiniz, bişeyler izleyeyim de boş geçmesin dediğiniz bir zamanda izlenecek türden.
Sevgilisinden ayrılan ve onu yeniden kazanmak isteyen Mehmet'in yeni tanıştığı bir kızın yardımıyla planlar yapması, hiç vazgeçmemesi ve sözde sürpriz son :) Filmin yarısına varmadan sonunu tahmin ettim, süresi uzun olmadığı için de yarıda bırakmadım ki başladığım hiçbişeyi yarıda bırakmayı sevmem oldum olası.
Bu aralar bir türk filmidir gidiyor bende nedenini de bilmiyorum :) Film önerilerine bakacak vaktim yok diye heralde.
Murat Boz ve İrem Sak'ı da pek yakıştıramadım açıkçası.
Dönerse Senindir
filme 6 verdi
1 beğen · 0 yorum

sinemasever

@sinemasever

Almanlar tarafından işgal edilen Danimarka'nın iki direnişcinin hikayesini ele almış.Mükemmel bir film olmuş.Dram-Tarih-Aşkı ayarında yansıtmışlar.Bütün duyguları yaşatıyor resmen.Mads Mikkelsen yine muazzam bir oyuculuk sergileyerek beni yanıltmadı.Onu Thure Lindhardt eşlik etmiş çok iyi bir uyum içerisindelerdi.Film 2008 yılında Danimarkada 9,2 milyon dolar gişe yaparak o yıl Danimarka'da gişede lider tamamladı ve 9 ödülü, 15 ödül adaylığı var kalite kokan bir yapım.
Ateş ve Limon
filme 9 verdi
1 beğen · 0 yorum

Kitap Kurdu

@kitapkurdu606

Kapakta yazan kur'an-ı kerim'in romanı yazısı ilk başta beni çok heyecanlandırmıştı. Kuran-ı Kerimin tefsirine ömrünü adamış alimlerimizin hakkını yemişim belli ki sevincimle. 11 aylık bir çalışmanın fazla bilgisi olmayan insanlar üzerinde yanlış etkiler oluşturabileceğinin kanaatindeyim. Sayın Erdal Demirkıran'ın kitaplarını çok beğenirdim ve umarım bu kitabı tüm iyi niyetiyle yazmıştır. Yanlış olduğunu düşündüğüm birkaç noktaya da değinmeden edemeyeceğim.

Azrail'in secde ettiği adam 55. Sayfa:
"Yahu Allah 'Yoktan var ettim!' demiyorsa hatta 'Vardan var ettim!' diyorsa senin itirazın kime?"

Haşr suresi 24. Ayet:
"O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Azrail'in secde ettiği adam 63. Sayfa
" Zaten inanmıyor adam 'Ben Kur'an okumak istiyorum!' diyen böyle birine 'Önce abdest al!' dayatması akıllıca bir yaklaşım değildir!.."

Öncelikle islamiyette zorlama yoktur ki dayatmadan bahsedilemez bütün kibir, inkar ve şirklerine rağmen firavun için musaya gelen emir söyledir:

“Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

Abdestle ilgili ise hz. Ömer'in müslüman olma kıssasından özetle kardeşinin okuduğu kur'an-ı kerim sayfalarını eline alıp okumak ister ve kardeşi Hz. Fatıma:
"Sevgili kardeşim, sen müşrik olduğun için temiz değilsin. Halbuki, bu kitaba ancak temiz insanlar el sürebilir." Bunu duyunca Hz. Ömer banyo yapar ve Hz. Fatma kendisine Kur'an-ı Kerim'in o parçasını vermiştir.
Bahsedilen kitap kutsal bir kitaptır okuma adabının da ona yakışır olması gerekir.


Azrail'in secde ettiği adam 67. sayfa:
Bu meyanda Musa Peygamber'in kıssası son derece anlamlıdır; söylenenlerin uygulamasının, anlatılanlardan daha mühim olduğunu bilen Resul, bak A'raf 150'ye göre neler yapmış: "Musa; kavmine kızgın ve üzgün dönünce 'Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız? Rabb'inizin emrinin hemen gelmesini mi istediniz?' dedi ve Tevrat levhalarını yere fırlattı. Kardeşini başından tutup kendisine doğru çekti: 'Ey anamın oğlu, bu kavim beni gerçekten zayıf gördü az kalsın öldürüyorlardı. Sen de bana, düşmanlarını sevindirecek harekette bulunma ve beni zalimler güruhu ile bir tutma.' dedi". Peygamber(as), elindeki levhaları yere attığına göre Allah'ın hem de bir resul tarafından yere inmişti; buna rağmen Allah onu çarpmadı. Ancak levhalarda yazılı olanları yazmadıklarından ötürü az kalsın helak oluyorlardı.

Sayın Erdal Demirkıran keşke bu yazının devamında Hz. Musa'nın tövbesinden de bahsetseydi. Çok uzak değil A'raf suresi 151. Ayet:
" Musa dedi ki: “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi rahmetinin içine al! Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” "


Özetle 68. sayfada "Ben neden bu kitabı okuyorum da kuran-ı kerimin mealini okumuyorum?" dedim. Sanırım kitabın bana tek katkısı bu oldu bu kitabı bırakıp vakit kaybetmeden meal okumaya karar verdim. Kuran-ı Kerim'i keşfetmenin bu kitapla eğlenceli olabileceğini düşünen arkadaşlara kesinlikle tavsiye etmiyorum en yakın kitapçıdan mealini alın bol bol okuyun anlamadığınız yerde alimlerin tefsirlerini karşılaştırarak okuyun arkadaşlar.
1 beğen · 0 yorum

tabula rasa

@tabula-rasa

"... hakikati söylemek, en uç biçi­miyle, yaşam ve ölüm oyununun bir parçası sayılır."

Bu eser icin inceleme yazmak istemiyorum aslında ama Raskolnikov'un mekanik bir elle olay mekanına çekilmesi gibi dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum. Çığlıklar evreni, böyle söylersem sopayla kovalanırım buna eminim :) bu kitabı bitirip kafamda okumaya başlamıştım. Bir müddet usul usul işlesin çarklar dedim lakin pek mümkün olmadı. Birkaç gün öncesinde neden bu kadar acımasız, bungun, zalim olduğumuzu düşünüp haklı sebeplerle kendimi bir güzel kandırmıştım."Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.", demişti şair. Benimki veya sizinki diye ayırma gereği duymuyorum üstelik, bu kadar da pişkinim. edersem, neden zalimiz, neden etrafımızı dört bir yandan saran ölümden farkımız yok? Bitik adam' da geçiyordu galiba, yeni tanıştığımız insanlara kötü özelliklerimizi anlatmalıyız diyordu. Yarattıklarımızın yanında yıktıklarımızı da kabul etmediğimiz güne kadar kötücül kalacağız. Kendimize olan nefretimizi başka bağırsaklarda taşındığına inandıkça. Bir yaşam sinekçiği gevezeliğine devam ederken nerdeyse geberip gitmeme sebep olacak bir kaza ürkütmedi beni, hatta manyakça düşüncelerimin doğrulandığına kanıksamış bir ifadeyle yolu izledim. Elbette yalan söylüyordum, kim bilir kaçıncı kez.
"Hayatının tehlikeye atıldığı bir parrhesia oyununu kabul ettiğin zaman, kendi kendinle özgül bir ilişkiye girmiş olursun: Hakikatin söylenmemiş halde kaldığı bir hayatın güvencesi altında kalmaktan-sa, hakikâti söylemek uğruna ölümü göze almış olursun. Tabii ki ölüm tehdidi Öteki’nden gelir; dolayısıyla da Öteki ile belli bir iliş­kinin kurulmuş olması gerekir. Ancak parrhesiastes öncelikle kendi­siyle özgül bir ilişki kurmayı seçmiştir: Kendisine karşı sahtekârlık yapan bir canlı varlık değil, bir hakikat anlatıcısı olmayı kendisi için daha uygun görmüştür."

Evet, bir hikaye katletici olarak işte; dedim ürkütücü olan bu, binlerce kez olanın bir kez daha olması. Blanqui el sallıyor yıldızlardan:
"Şu anda Fort du Taureau’nun bir hücresinde yazmakta olduğumu, bir kez yazdığım gibi sonsuzluğa değin yazacağım: elimde kalem, bir masa başında ve şu andakilere tıpatıp benzeyen koşullar altında. Bu, herkes için böyledir... Öteki ben’lerimizin sayısı, zaman ve uzam içersinde sonsuzdur... Bu öteki ben’ler kanlı canlıdırlar, başka deyişle pantolonları ve paltoları, ceketleri ve boyun bağları vardır. Bunlar birer hayalet değil, ama sonrasız kılınmış gerçekleme diye adlandırdığımız, her toprakta hapsolmuş konumdadır ve her ölenle yok olup gider. Dünyanın her yerinde sürekli olarak aynı dram, aynı dar sahne üstünde aynı dekorlar, kendi büyüklüğünün sarhoşluğu içersinde başı dönmüş, köpürüp duran bir insanlık..."
Soğuk bir katilin adım adım takibindeki kurbanı sadece kendimiz sanmamız. Cehennem tablosundan fırlamış arabalardan biri yalnızca bizi kavurup, kül edecek sanıyoruz, ıztırabımız bu. Sözün aşamadığımız kıyısı. Sözü sana, bana katıp edip imgeyi bin parçaya bölerken tutunduğumuz şey bu.
Evet, kestik. Sıcak bir yaz günü, mutfakta elimde bıçakla es kaza kendimi deşiyordum, küçük bir sıyrıkla atlattığım bu durum tersine dönse dışardan nasıl görünürdü acaba diyerek üçüncü gözle hikayemi bıçağa anlattırmıştım. Bu defa elinde bıçakla gezinen ben değilim yazar, tuhaf tesadüf oldu.
Çalılıklar arasında öyküsünde, herkes kendi seçenekleri arasında en uygun olanı arar, yangının ulaşamayacağı en uzak noktaya mevzilenir ama öykü karakterlerinin de bizim de unuttuğumuz belki de unutmaya çabaladığımız bir şey var. Söz bir alevdir, ve tutuşturduğu her kıvılcımda dilimizin ucunda çiçeklenenleri alır götürür. Dilin ucunda palazlanan kuşlar habercisidir azabın. Konuşmak, anlatmak suskunluğunu doğurmaktır biraz, kendinden bir parça kesmek. Ormanda yaşanan kılıçlar savaşıdır, dillerinden akan kanlarla gerçeği katleder her hikaye anlatıcı, benim şu anda yaptığım gibi. Ama burada gerçeği olduğu gibi aktaran tek karakter yazar, evet o da bir karaktere dönüştü artık. Hikayeyi o yazdığı için değil, gerçeği bildiği için hiç değil. Sözü dilin ucuna gelmeden ruhunda gizlediği için. Bunu yapmasa gecenin bir yarısı dehşet içinde sonsuzluğa futursuzca attığı ağa dolaşmış bulamazdım kendimi. gene kendimi yalanlamış ve söylediklerimin çoğunu inkar etmiş olacağım ama bunda benim bir suçum yok. Yazar, o biliyor her şeyi. Ona sorun. Yüzyıllık uykusundan uyanıp sizi bulur, inanın bin yıl geçse de bulur. Tüm öyküler hareket ediyor, onları yaşamın içinde aramanıza gerek yok dikkatlice seyredin, karşınızdalar.
Unutma konusuna gelince, unutmadan yaşamak mümkün mü , gerçekten bunu başarabilir miyim, hiç bilmiyorum. Öteki ve ben hakikati biliyor ve unutmayı seçiyoruz.
Raşömon ve Diğer Öyküler
kitaba puan vermedi
3 beğen · 0 yorum

Müjde Tekin

@mujde-tekin

Yazarın tüm kitaplarını atlamadan okudum, sıkı takipçisiyim. Yeni kitabının çıktığını gördüğüm gibi fazla beklemeden sipariş verdim ve elime geçer geçmez de ilk fırsatta okudum. İki yazarın ortak çalışması olan bu kitapta polisiye, aşk, tutku, arkadaşlık ve daha bir çok şey var.
Carlin Reed kendisini takıntı haline getiren ve tacizleri gittikçe artan Brad’den kaçarak, izini kaybettirdiğini düşünürken yaşanan bir cinayet yeteri kadar güvende olmadığını gösterir. Ve Carlin tekrar yollara düşer ta ki Wyoming’deki küçük ve gizli saklı Battle Ridge kasabasına kadar.
Zeke Decker ise çiftlik sahibi, aşçı ve temizlikçi olarak özellikle erkek çalışan arayan bir kovboy. İkisinin de yolları bu kasabada kesişiyor ve ikisinin de birbirine ihtiyacı var.
Goodreads’te seri olarak görünüyor ama daha diğerleri çıkmamış. Linda Howard kitapları favorimdir, o yüzden ismi bile yetti kitabı okumam için. Ama sanki kendi kitaplarında aksiyona ve tutkuya aynı oranda yer verirken bu kitapta bir şey eksik geldi bana tam olarak neyin eksik olduğunu anlayamasam da…Linda’nın diğer kitaplarının da tez zamanda çıkmasını umut ediyorum.
Benimle Saklan
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum

TC Filiz Yenisu Çiçek

@filizcicek94695

Tüm serisi ni okudu. Bu son kitabı heyecanla okumaya başladım. Kendinizi ve bugüne kadar inanclarimizi sorgulatacak bir kitap.
Başlangıç - Dan Brown
kitaba puan vermedi
0 beğen · 0 yorum

TC Filiz Yenisu Çiçek

@filizcicek94695

İlginç akıcı bir roman. Ely nin ölümü ve sonradinda neler düğün aşkı da kalmış. Devamını merak ediyorum. Yada okuyucu yorumuna bırakılmış. Güzel anlatım sonuna kadar soluksuz okunacak roman 👍👍👍👍👍
Kurak
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum

Lilith's

@halime-simsek

İçerisinde kısa kısa farklı hikayeler yer alıyor. Her hikayenin sonunda bir şehir ve tarih atılmış. Hikayeler buradan mı esinlendi yoksa kendisi oralarda bulunduğu için mi yazıldı o bilgiler emin olamadım. 2 hikayenin sonunda Bilecik vardı şaşırdım tabi ki de :) Benim memleketim pek geçmez çünkü.

Hikayelerin çoğu acı son ile bitti. Yaşadığı döneme tanıklık eden eserlerden bence. Bu yüzden ara ara Türk klasiklerini okurum nereden nereye geldik bir görelim diye. Ve bazı şeylerinde hiç değişmemiş olması da ayrı bir konu. Sanırım kaybetmemiz gereken Anadolu insanı olmamız. Farklı farklı halkların oluşturduğu ortak benlikle ortaya çıkan bir kültür. Yaşar Kemal'in değişiyle binbir çiçekli bahçe.

Bence sizde ara ara okuyun Türk klasiklerini.. Bazı hikayeler can yaksa da yine de o Anadoluyu hissedin.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
Memleket Hikayeleri
kitaba 7 verdi
2 beğen · 0 yorum