ara

Mert Mercimekci

@mert-mercimekci798

- Jean-Christophe Grangé
9 (192 oy)
polisiye- gerilim romanı sevenler bu yazarın bütün bütün kitaplarını sindire sindire okusun kitalığında bulundursun, bir roman düşününkü içerisinde 5-6 kere ters köşeye yatırabilsin tahmin edilemez olsun işte o roman, o romanlar bu yazarın kitaplarıdır.
0 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Nazlı

@nazli44

Bitiremedim 😢😢
İndigo kitap sponsorluğunda hediye gelen kitap elime aldığımdan beri 100 sayfa ancak ilerleyebildi. Kitap harika bilgiler içeriyor ancak direk bilgi verdiği için çok yavaş ilerliyor. Sağlık personeli olmama rağmen ben dile adapte olamadım,tarzımın çok dışında bir kitap olmasının da etkisi var tabi.
Sakin kafaya,genlerimizin tarihini merak eden herkes okumalı ancak ben bitirmeyi başaramadım..
Sanırım yanlış zamanda okudum...
#kitapdostlarıindigookuyor #bugünedekyaşamışherkesinkısabirtarihi
#indigokitap
Verdiği Puan: 5
0 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Kübra

@1905keresevdim

- Aysel Köroğlu
10 (1 oy)
Öncelikle bu kitabı buraya ekleyip benim önerim geri çevirmeyen Ne okura teşekkürlerimi sunuyorum.
Soluksuz okuduğum, lise çağlarımda okuduğum kitaplar gibi..
Ne muhteşemdi ama..
Kitap da eğlenmek, gülmek ve bazı yerlerde üzülmek mecburidir ⚠️
Verdiği Puan: 10
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

aslı seloğlu

@asli-seloglu

- Jose Saramago
8 (88 oy)
Kitabın Kırmızı Kedi Kitap baskısını değil, Turkuvaz Kitap baskısını okudum. Çeviriyle alakalı mıdır bilmiyorum ama merak ettiğim bir konu oldu; kitabın birçok yerinde Türkçede aşina olduğumuz atasözleriyle karşlaştım. Ve bu atasözleri hikayeye, cümlenin gidişatına son derece uyumluydu. Bu; çevirmenin başarısı mı yoksa Portekizceyle alakalı bir durum mu bilemedim ama çok hoşuma gitti. Hoşuma giden bir diğer durum da, böylesi ağır bir konuyu, yani tek gerçek olan "ölümü", "yaşam" kadar olağan anlatması, hatta abartıp mizahi bir şekle büründürmesi bana ister istemez Leyla ile Mecnun dizisindeki "ölüm"ün geldiği bölümü hatırlattı. Olaylara farklı açıdan bakabilen insanların hastası olanların keyifle izleyeceğini bildiğimden, küçük bir parçasının linkini de şuraya bırakayım : https://youtu.be/ypv5mjj35ko
EK 1
Link olmuyormuş, sağlık olsun :) 9 sa
Verdiği Puan: 9
7 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Serdar Glmz

@serdar-glmz

- Karen Armstrong
8.5 (2 oy)
Karen Armstrong'un tek tanrılı dinlerin ve uzakdoğu dinlerinin günümüze kadar sosyal,felsefi,antropolitik konularda araştırmasını yaptığı kitabı.Hangi dinin hangi dinden ne kadar etkilendiğini, o dinde bulunan ritüellerin dönemin koşulları çerçevesinde incelenmesi ile kusursuz bir araştırma ortaya çıkmış.Kitap on bir ana başlıkta toplanmış konular üzerinden yapıyor araştırmasını;
1-Başlangıçta
2-Tek Tanrı
3-Putperestlere bir ışık
4-Teslis:Hristiyan Tanrısı
5-Birlik:İslam'ın Tanrısı
6-Filozofların Tanrısı
7-Mistiklerin Tanrısı
8-Reformculara Göre Bir Tanrı
9-Aydınlanma
10-Tanrı Öldü mü?
11-Tanrı'nın Geleceği Var mı?
Verdiği Puan: 9
4 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

📚 Kübra Ç📚

@kedilikitapsever

- Elif Şafak
6.7 (236 oy)
Elif Şafak'ın bazı yazılarını zamanında takip ediyordum. Ön yargılarım yüzünden hiç bir kitabını okumamıştım ve bir şans vermek istedim. Deneme okumayı sevdiğim için de Firarperest adlı bu kitabını edindim. İsterdim ki ön yargılarımı yıksın , aşayım bu düşüncelerimi ve diğer kitaplarına da merak salayım. Fakat ne yazık ki , bunalarak okudum. Israrla devam ettim, belki gerçekten severek okuyacağım bölümler olur diye. Bitirmek için zorladım. Sıkıldım.
Çok doğru tespitler yapmış evet, bunları kaleme alması bir maharet değildi sadece. Bilinen şeyleri farklı cümlelerde farklı bölümlerde tekrarlaması göze batıyor. Toplumsal sorunlarımızı dile getirmesi, yaptığı eleştiriler konusunda da haklı olmasına diyecek bir sözüm yok ama anlatımı çok bunaltıcıydı.
Denemelerinin çoğu edebiyat ve kadınlar üzerine yazılmıştı. Mütevazi olmaya çalışırken bir egoya kapılmış gibi hissettim.
Kitapta en beğendiğim şey ise M.K.Perker'in çizimleri idi..
Verdiği Puan: 5
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Semih Oktay

@semih-oktay

- Friedrich Schiller
9.5 (2 oy)
BALAD'LAR VE ŞİİRLER
BALAD'LAR VE ŞİİRLER

Johann Christoph Friedrich Schiller; Çeviren ve Açıklayan: Prof.Dr.Burhaneddin Batıman,İstanbul Matbaası-1959; 226 Sayfa (9)(03.01.2008)

Bu baladları gözyaşları içerisinde okumuştum ama öyle sular seller gibi gözyaşları değildi gözlerimden akan. Özellikle aralarında 'Rehine' adlı bir balad vardı ki bunu okuyup okuyup ağlamıştım.

Rehine başlıklı bu balad'ın hikâyesi zalimlerin zalimi Diyonis'i öldürmek isteyen Damon'un yakalanması ile başlar. Damon'un cezası çarmıha gerilmektir ama Diyonis'e kız kardeşini evlendireceğini,kendisini salıvermesi karşılığında arkadaşını rehin olarak bırakabileceğini söyler. Diyonis'in hayret eder böyle bir arkadaşın gerçekten var olduğuna fakat teklifi de kabul eder.Süre üç gündür; üç gün içinde Damon gelmeyecek olursa arkadaşı çarmıha gerilecek fakat buna karşılık Diyonis,Damon'u serbest bırakacaktır.

Yolda fırtınaya yakalanır Damon.Azgın nehri geçmesi gereklidir,sular o kadar kudurmuştur ki dua etmekten başka elinden bir şey gelmez.Yolda başka belâlar da gelir başına; geç kalır Damon.Zalim, çok alay eder arkadaşıyla...Arkadaşının Damon'a karşı olan inancı ise sarsılmaz.Sonunda arkadaşını yavaş yavaş ipe çekmeye başlamışlardır ki,yetişir.Diyonis her ikisini de huzuruna çağırtır vee...

Hepsini anlatırsam olmaz...Hele bir de 'Dalgıç' başlıklı bir balad var ki tam benim arkadaşım Halit ve Sabri için yazılmış gibi...

Kral elindeki altın kupayı, denize doğru sarp ve dimdik yükselen yalçın kayalıklardan girdabın içine atar. Kendisini seyreden gençler ve şövalyeler bir türlü cesaret edemez suya atlamaya.Kral kupayı kim kendisine geri getirebilirse bundan sonra o kupanın sahibi olacak,der.Nihayet Aslan Yürekli Çocuk atlar anaforun içine...Bir müddet sonra da elinde kupa ile su yüzüne çıkar.Fakat baladın sonu böyle mutlu bir şekilde bitmez...Kralın kızı gelir olaya karışır,kral kupayı tekrar suya atar ve Aslan Yürekli'ye,kupayı geri getirmesi durumunda kızını kendisine vereceğini söyler.Aslan Yürekli tekrar dalar sulara,fakat...

Alıp okuyun arkadaşlar,ben yoruldum yazmaktan.

Başucu kitabımdır.Ne zaman kendimi düşlerim kırılmış hissedersem alıp okurum Friedrich Schiller'in BALAD'LAR VE ŞİİRLERİ adlı bu eserini.Yazar 1759-1805 yılları arasında yaşamış,bunu yazma gereği duydum.
Verdiği Puan: 9
6 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Nesli

@lecerveau

- Stefan Zweig
8.4 (131 oy)
Toplumsal Tabulara Karşı İçgüdüler ve Tutkular
Stefan Zweig'in bir insanın yirmi dört saati kadar kısa ancak bir o kadar da çarpıcı bu eserinde, Bayan C'nin, bir daha hiç karşılaşmayacağı bir adama itiraf ettiği bir günü anlatılmaktadır. Yazar kitabın başında, kocasını ve iki çocuğunu genç bir Fransız'la kaçarak terk eden Henriette'nin hikayesini anlatacağı izlenimini uyandırır ancak Henriette'nin hikayesi, yalnızca 1920'ler Avrupa'sının aristokrat manzarası hakkında fikir vermeyi amaçlamaktadır.

Bir pansiyonda kalmakta olan misafirler, toplumsal tabuları bir kenara bırakarak ailesini terk eden Henriette hakkında eleştiriler yapmakta, yazarımız ise bu gruba karşı, bir insanın özgürce hareket edebilmesinin daha onurlu bir tutum olduğu fikrini savunmaktadır. İlk başta bu iki cephe arasında hakemlik yapan 67 yaşındaki İngiliz bir aristokrat olan Bayan C, yazarın bu konuya bakış açısını gördükten sonra kendi geçmişinde yaşadığı benzer bir olayı ona itiraf edip bir nebze olsun rahatlamak, suçluluk duygusunu üzerinden atmak ister.

Bayan C ve genç kumarbaz arasında uzun yıllar önce yaşanmış ve kitabın bel kemiğini oluşturan olayı burada özetlemeyi ve yeni okurların hevesini kaçırmayı düşünmüyorum. Ancak Zweig'in bu kısa romanında dikkat çeken bazı noktalardan bahsetmeden edemeyeceğim. Henriette hadisesini tartışan ve yargılayan grubun enternasyonal niteliği dikkat çekmektedir. Zira Henriette'nin ailesini terk edişini ahlaksızlık ve hafif meşreplik olarak niteleyip en sert şekilde yargılayan karakterlerin Alman oluşu, Henriette ve birlikte kaçtığı genç erkeğin Fransız oluşu, genç kumarbazla yaşadıklarından dolayı büyük bir utanç duyan, pişmanlık yaşayan Bayan C'nin ise İngiliz oluşunun tesadüf olmadığını düşünüyorum. Yazarın karakter ve milliyet eşleştirmesinde, toplumlara dair öne çıkan bazı kültürel kodların rol oynadığı görülüyor.

Okuyucu üzerinde hayranlık uyandıran önemli bir nokta ise yazarın psikolojik tahlilleridir. Özellikle genç kumarbazın oyun sırasındaki el hareketlerinden karakterini analiz etmesi, oldukça ilgi çekicidir. Son olarak, romanda etkilendiğim bir alıntıyı paylaşıyor ve hepinize keyifli okumalar diliyorum.

"Görünüşe göre pek çok insan kendilerini kolayca saptıranlardan daha güçlü, daha saf ve daha ahlaklı hissetmekten zevk alıyor gibiydi. Şahsen bir kadının gözlerini yumarak, kendi kollarında kocasına ihanet etmesindense, özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşinden gitmesinin daha onurlu olduğunu düşündüğümü de ekledim."

Sevgi ve içtenlikle...


Algernon Kitap Kulübü

https://ankarakitapkulubu.wixsite.com/algernon/single-post/2017/09/06/Bir-Kad%C4%B1n%C4%B1n-Ya%C5%9Fam%C4%B1ndan-Yirmi-D%C3%B6rt-Saat
Verdiği Puan: 8
2 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Nesli

@lecerveau

- Milan Kundera
8.2 (49 oy)
Rolünü Ezberlemeden Sahneye Çıkan Oyuncularız
Milan Kundera’nın kadın, erkek ve aile ilişkileri, siyasi otorite, geleneksellik, bireysel özgürleşme konuları etrafında kurulmuş olan romanında, arka planda da Çekoslovakya tarihi, Sovyetler Birliği’nin bu ülkeyi işgali ve Prag Baharı gibi önemli toplumsal olaylar anlatılmaktadır. Romanın başlıca karakterleri, doktor Tomas, fotoğrafçı Tereza, ressam Sabina ve akademisyen Franz’dır.

Romandaki olay akışından, ne zaman, nerede, neyin yaşandığından ve olayların nasıl sonuçlandığından bahsetmeyeceğim. Zira olay akışında bazen geriye dönüşler yaşanmakta ve okuyucuyu şaşırtan detaylar daha sonra verilmektedir. Yani bir karakterin davranışlarını eleştirmeye başlıyor bazen de sinirleniyorsunuz ancak yazar ilerleyen bölümlerde bu karakterlerin yetişmiş olduğu sosyo-kültürel ortamın koşullarını açıklayınca adeta mahcup oluyorsunuz düşündüklerinizden. Zaten kitabın ortalarına geldiğinizde karakterlerin başına neler geldiğini de öğreniyorsunuz çünkü burada verilmek istenen mesajlar, hikayelerin nasıl sonuçlandığından daha bağımsız.
Ağırlığa ve hafifliğe atfedilen anlamların, tanımlamaların en etkileyici noktalar olduğunu düşünüyorum. Yazar, sonsuza kadar tekrar eden yinelemelerin dehşete düşüren bir ağırlığının olduğunu, yalnızca bir defa yaşanan şeylerin ise hafiflik olduğunu söyler, tıpkı hayatlarımız gibi.

“Yaşamlarımızın her saniyesi sonsuz kere yineleniyorsa, İsa’nın çarmıha çivili olduğu gibi biz de sonsuzluğa çivilenmişiz demektir. Bu, insanı dehşete düşürecek bir olasılık. Sonsuza kadar yinelenme dünyasında her attığımız adıma dayanılmaz bir sorumluluğun ağırlığı gelir çöker. İşte Nietzsche, sonsuza kadar yinelenme düşüncesine bunun için yüklerin en ağırı demiştir. Sonsuza kadar yinelenme yüklerin en ağırıysa, bizim yaşamlarımız bu ağırlığın karşısında göz kamaştırıcı bir hafiflik içinde belirmektedir.”

Romandaki en güzel düşüncelerden biri de kişinin ne istediğini bilememesi olgusunun gayet doğal olduğudur. Çünkü yalnızca bir defa, tek bir hayatı yaşama hakkımız var ve bunun provası, geçmişle ve başka bir hayatla kıyaslaması yok.

“Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın? (…) Sadece bir kere olan şey, diyor Alman özdeyişi, hiç olmamış sayılır. Yaşanacak tek bir hayatımız varsa eğer, onu hiç yaşamamış da olabiliriz, fark etmez.”

Zürih’e taşındıktan sonra Tereza’nın Tomas’ı terk ederek Prag’a geri dönmek isteyişine ilişkin kısımlar ise romanda beni benden alan ayrıntılardan biriydi. Yanlış anlaşılmasın, bu ilişkide tutkuyla bağlı olan ve diğeri olmadan yaşamayı düşünemeyen kişi Tereza’dır. Tomas ise aşkın ve cinselliğin birbirinden bağımsız şeyler olduğunu düşünen, bedensel anlamda hiçbir kadına bağlı kaldığı söylenemeyecek karakterdedir. Peki Tereza onsuz yaşayamayacağını bildiği halde neden Tomas’ı terk etmeyi düşünür? Bunun cevabı ise tam olarak şu cümlede saklı:

“Güçlüler güçsüzleri incitemeyecek kadar güçsüz olunca, güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundaydılar.”

Yani sürekli olarak terk edilme korkusuyla yaşamaktansa, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir durumla kişinin kendi istediği zaman yüzleşmesi çok daha iyidir. Karşısındaki kişiyi sorumluluğun, iyi niyetin, acımanın yüklemiş olduğu ağırlıktan kurtarmış olma hissi, belki de bir nebze olsun güç verirdi zayıf olan insana.

Sevgi ve içtenlikle...

Algernon Kitap Kulübü

https://ankarakitapkulubu.wixsite.com/algernon/single-post/2017/09/22/Rol%C3%BCn%C3%BC-Ezberlemeden-Sahneye-%C3%87%C4%B1kan-Oyuncular%C4%B1z-%E2%80%93-Var-Olman%C4%B1n-Dayan%C4%B1lmaz-Hafifli%C4%9Fi
Verdiği Puan: 8
5 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Hasan ÖZDEMİR

@hsnzdmr60

- M. Es'ad Coşan
9.3 (3 oy)
Aslında ne kadar önemli şahsiyetlere sahip olduğumuzu bilmiyoruz veya bildiğimizi sanıyoruz bu bağlamda dünümüzde ve son dönemler de var olduğunun kanıtın şahsiyet sahibi insanların varlığı.

Kitapla ilgili tasavvuf konusunda güzel bilgilere sahip ve hocanın bilgi birikimi, araştırmaları baya bir uğraş sonucu ortaya çıktığının kanıtı sanki kitap için hayatını adamış bir önemli bir şahsiyet.
Kitapla ilgili, Alevilik konusunda yoğunlaşmış bu eğitim hayatında Hacı Bektaş ve Ahmed Yesevi Hazretleri hakkında tez yapmış, hayatının bir kısmını bu tez hakkında araştırma yapmış. Alevilik konusunda güncel hayatımızda bilinen alevilik değil, sonradan bozulma olduğunu anlıyoruz, Alevilerin yolundan gittikleri efendilerimiz, Hacı Bektaş Veli, Ahmed Yesevi, Hz.Ali kadar uzanan kol günümüz hayatında alevilik ibadetleri değil, ehli sünnet, peygamber aşığı, namaz ve 4 makam konusunu hayatlarına tatbit etmiş şahsiyetlerdir.
Şahsım adıma benimde inanmadığım değilde anlam veremediğim konu alevilik ve mehzeplik. Bizler Allah'a iman etmiş, Kur'an Kerim-e tabi olmuş ve son peygamber efendimiz yolunda giden bir ümmetiz bu bağlamda gruplaşmaya anlam veremiyorum nedeni efendimiz vefat ettiğinde halife olarak adlandırımız şahsiyetler. Hz.Ali, Hz.Osman Hz.Ömer ve Hz.Ebu Bekir, bu şahsiyetler efendimiz yolunda gitmiş beraber savaşmış, peygamber efendimiz giden insanlarlar. çoğu ile de yakın akraba. nasıl olurda farklı bir düşünce yapısı ortaya çıkar anlamış değil, belki birilerin işine öyle gelmiştir. Velhasıl alevilikliğe inananlar inandıkları kişileri tanımıyor ne kadar ehli sünnet ve peygamber aşığı olduklarıda..
Kitapla İlgili, Tasavvuf konusunda ayrı bir din, bir hayat tarzı değilde Kur'an Kerimin hayatımızda yeri, anlamı ve anlayışı'dır tasavvuf'tur.
Güzelliklerin öyle kolay yetişmediği, güzel şahsiyetlerin de halan devam ettiğinin özetidir kitap.
Tasavvuf her yerde Allah'ın güzelliklerinin farkına varmasıdır, bu yaparken de Kur'an Kerimden ve Peygamberimiz Sünnetinden ayrılmadan yapılmasıdır.

Kitapla ilgili, 5 yıldız verdim biraz aynı konuları tekrar etmesinden dolayı, hala konular hakkında net değil uzatmış sonradan algılıyorsun öylemiş diye bir de hocanın katıldığı konferans kayıtlarından yapılmış bir kitap araştırmaları notlardan alınmış ve hepsini de ispat ederek yapılmış kitap, emek konusunda 10 yıldız ama yazım anlamında 5 yıldız kitabı organize eden kişilere de o'da sayfa çok olsun diye mi onu da bilmiyorum. Kitabı ortaya çıkanlara Teşekkür ederim, Kitab sayesinde tekrar yad ettiğimiz, Peygamber efendimiz, sahabeler, Halifelerimiz, ondan sonra gelen Yunus Emreler, Mevlana, İbni arabi, Ahmed Yesevi, Hacı Bektaş Veli ve son sayfalarda adını bilmediğim son dönem önemli şahsiyetler ve daha nicelerinin ruhlarına El-Fatiha..
Verdiği Puan: 8
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·