ara

Kitap İncelemeleri ve Yorumları

Gürkan Metin

@gurkanmetin

İlk aşamada aynı yazarın "Oidipus Yollarda" romanının okunmasını tavsiye ederim. Fakat maalesef roman sitede kayıtlı değil.
Antigone
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum

Mehmet Tekinbaş

@mehmettekinbas

Elif Şafak bu kez denemelerle çıkıyor karşımıza. Diğer kitaplarına benzemiyor. Yaşanmışlıklardan anlatılar. Sık kitap çıkaran yazarları okumayı sevmiyorum aslında. Son zamanlarda edebi kişiliğinin ötesinde siyasi yanıyla öne çıkan Elif Şafak' ı önceden sevmeme rağmen ön yargıyla yaklaşmaya başlamıştım açıkçası. Ne derece doğrudur bilemiyorum açıkçası. Bu kitabı da okumayı düşünmüyordum. Ancak okuduğuma da pişman değilim. Sıkmayan, kısa denemeler var kitapta. Güzel kitaplara yönlendiren edebiyat yazıları var. Güzel kitaplara yapılan atıflar var. Sayesinde kütüphaneme bir kaç kitap daha katıldı.
Sanma Ki Yalnızsın
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

İnsan ve “Herkes”
Ortega Gasset’in İnsan ve “Herkes” başlıklı kursunun metinlerinden oluşan kitabıdır. Yazar, kitabını tamamlayamadan hayata veda etmiş.

Kitap genel olarak, insan ve toplumu ele almış. Göreneklerin insanları robotlaştırdığından bahsediliyor. Sebep ve sonuçları düşünülmeden, sorgulamadan yapılan davranışlar, toplumun en büyük sorunlarından biridir. Bu durum bana bir kitabı hatırlattı. Robert Edgerton, “Hasta Toplumlar” adlı kitabında toplumsal inanış ve alışkanlıklar bütünü olan gelenek ve göreneklerin bireylerin davranışlarını ne ölçüde etkilediğini ve en önemlisi de kabullenmelerin zihinleri körelttiğini toplumlar üzerinde örneklendirerek anlatmış.

Benliğe dalma ve ötekileşme kavramları detaylı bir şekilde ele alınmış. Burda ötekileşmeden kasıt, çevredekilerden esinlenerek yaşamadır. Benliğe dalma ise sadece kendi benliğini düşünmek için yalnız kalmaktır. Toplum bilim kapsamında yazılan eserleri inceleyen Yazar, bu kitapların içeriğinde toplum kavramının tanımı konusunda bir bilgiye rastlayamadığını hayretle dile getirmiş. Konuyla ilgili kitaplar binlerce sayfadan oluşmuş olduğu halde toplum konusuna değinilmemiş ya da sadece 1 sayfada bahsedilmiş olması gerçekten ilginç bence.

“Ben” ya da “biz”in “öteki” ile ilişkisi konusunda, çevremizde bulunan ve bize cevap verebilen canlılarla etkileşim halinde bulunduğumuz konusu detaylandırılmış. Üçüncü kişinin bir kadın olması konusunda, kadınlar ve erkekler arasındaki fizyolojik ve ruhsal farklar ele alınmış. “Öteki” ile tanımlanan “ben” dışındaki dünyada iyilikler, güzellikler, mutluluklar olduğu gibi kötülükler ve dolayısıyla tehlikeler de bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında kuşkunun belirerek ön plana çıkmasından bahsediliyor. Kapı çaldığında, kapının önünden gelen “Ben” sözcüğünün kişide ilk etapta şaşkınlık oluşturması kaçınılmazdır. Kapının önündeki kişinin ses tonunun ya da başka bir özelliğinin ortaya çıkmaması nedeniyle “ben” sözü herhangi bir kişi olabileceği gerçeğiyle yüzleştiriyor Yazar bizi bu noktada. Topluluk kelimesinin “insan”ı ya da “insanlık”ı bitirdiğinden bahsediliyor. Burda konu giyeceklerin seçiminde bile insanın çevredeki insanların görüşlerini ön plana aldığı ve bu sayede “birey”in toplumsal bir robot haline dönüştüğü ele alınmış.

Selam verme konusu ele alınmış ve nedenlerinin sorgulanması adına zihinde bir kapı aralanmış. Bir yere gitme amacımız selam vermek olmadığı halde, gittiğimiz o toplumdaki kişilere teker teker selam vermemizin akılla açıklanır bir yanı olmamasına rağmen, yapılageldiği vurgulanmış. En son dil konusu detaylandırılarak, söylemlerin nesilden nesle aktarılarak, toplumların davranışlarını ortaya çıkardığı ve en garibi de birçok eylemin neden yapıldığı zihinlerde sorgulanmadan kabullenildiği ve yapıldığı konusu üzerinde durulmuş.

Her geçen gün biraz daha “hız”landığımız ve bu nedenle bedensel olarak hissettiğimiz yorgunlukların zihinde de olduğu yanılsamasını yaşıyoruz. Yapageldiğimiz birçok konuyu düşünmeye gerek duymadan uyguladıkça, robotlaşıyoruz. Bahsettiğim konular üzerinde düşünmek isteyen herkese tavsiye ediyorum bu güzel kitabı. Keyifli okumalar dilerim.
İnsan ve Herkes
kitaba 10 verdi
9 beğen · 4 yorum
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Güzel inceleme kalemine sağlık
7 sa beğen 1 cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Teşekkürler, sayenizde ilk defa gördüm bu kitabı ve ilgimi çekti. Ayn Rand'ın Ego kitabına göre daha yerinde ve doyurucu bir "ben-biz" eleştirisi var galiba bu kitapta, doğru mu anladım?
5 sa beğen 1 cevap

Müjde Tekin

@mujdetekin

Yazarın kitabını ilk kez okudum. Tam tamın on dört kitaplık bir seri. Bir de tabi kitapta yan karakter olan ama kendi serilerin başrolüne sahip Lucy Kincaid’in ağabeyleri var. Tabi biz doğal olarak okuyamayacağız çevrilmediği için.
Altı yıl önce saldırıya uğrayan Lucy Kincaid, o saldırın etkilerinde kurtulmak için sürekli hareket halinde önüne koyduğu hedeflere ulaşmak için çabalayarak hayatta kalmayı başarmıştı. Ve en büyük hedefi FBI ya katılmaktır. Bunun yanı sıra kurban hakları için çalışan bir oluşumda gönüllü olarak görev yapmakta ve internette seks suçlularının tespit edilip kanuna teslim edilmesine yardımcı olmaktadır. Ancak tuzak kurduğu seks suçluları öldürülmeye başladığında FBI bütün ilgisini Lucy'nin üzerinde yoğunlaştırır. Geleceği ve hatta özgürlüğü tehlikede olan Lucy, güvenlik uzmanı Sean Rogan'ın da yardımıyla kendisine kurulan tuzağı çözmek için soluksuz bir maceraya atılıyorlar
En sevdiğim türlerin arasında başı çekiyor: Romantik – Gerilim.
Yalnız şöyle bir durumda var ki kitaba isteyerek başlamadım. Neden diye sorarsanız da sebep olarak sevgili yayınevinden hala çıkmasını beklediğim (iz) seri devamları olduğu halde yeni bir seriyi daha bu kuyruğa eklemek istemedim. Ama gelin görün ki dayanamadım ve okudum. Bu serinin işi daha zor ama çünkü kitap 2012 yılında çıkmış ve koskoca altı yıl boyunca da hala ses yok.
Ölümüne Sev Beni
kitaba 9 verdi
3 beğen · 0 yorum

Betül Zeyrek

@betulzeyrek

Yine dev çınarın gölgesinde birazcık soluklanayım derken az daha boğuluyordum. İnsan gerçeklerle yüzleşince afallıyor, bu gerçekleri okuyup da ruhunda hssedince yutkunmakta zorlanıyor.

Farklı farklı denemelerin yer aldığı 'Köpekçe Düşünceler' kitabı yine Özdenörenin ince ince dokunaklı sözleri ile sizi alıp bulunduğunuz prtamdan epeyce uzaklara götürüyor. Ama ilk olarak bu kitap okunurmu derseniz okunmaz. Özdenörenin dili okurken hafif aslında, ama okudukça içerik olarak ne kadar derin ve yoğun bir anlatıma sahip olduğunu kavrıyorsunuz. Üzerinde çokça düşünmeniz gereken hususlar var. Hallacı Mansur'dan tutun, Mecip Fazıla kadar çok değerli şahsiyetlerin hayatlarından kesitlerle desteklenen değeli düşünceler sizi konular üzerinde çokça düşünmeye sevk edecek. Kitabı bitirince hemen kaldıramadım üzerinde düşündüm. Tarttım kafamda ve daha sonra yenıden okumam gereken bir kitap olduğu için rafta farklı bir yere yerleştirdim. Özdenören kalemini sevenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Bu benim kendi kanaatim tabi. 😉

Bu arada ismine bakıp farklı şeyler düşünmeyin, 'Köpek ve Düşünceler' iki farklı kelimenin yanyana gelerek oluşturduğu bütünün sizi aydınlatmasına izin verin sadece. Haydi kalın sağlıcakla efendim 😉
2 beğen · 0 yorum

Evren Erarslan

@evrenerarslan

L&M tüm bölümleri izleyen biri olarak kitabı çıkınca alıp okumamak olmazdı. Edebi olarak bir değer taşımasını tabii ki beklemiyordum. Muhtemelen Burak Aksak'ın kuzeni Selçuk Aydemir tarzında bir kitap olur çerezlik arada gider gülümserim diye düşünmüştüm.
Fazlasıyla güldürdü, bölümlerdeki olayları tekrar anmak çok hoş bir detay olarak kaldı. Amma velakin, 4-5 kitapta geçebilecek bir seri kurguyu tek kitaba sığdırmak, okuyanı fazlaca yoruyor. Her satırda, her sayfada bir espriye hazırlama bir sahneye geçiş çabası, arka arkaya durmaksızın komik bir duruma bağlama, zorlama gibi oluyor. Halbuki, diziden bağımsız bir kaç detay daha yer alsa, karakterler daha uzun anlatılsa, olaylara geçiş aşaması oldu bittiye getirilmese, o zaman tam anlamıyla bir roman olabilirdi.

Bu haliyle üzgünüm ama diziyi izlemeyenlere hiçbir şey ifade etmeyecektir. Zaten dizinin ekmeğini yemeye yönelik bir adımdı. Bence başarılı da oldu. Yine de kendi adıma, okuduğum için mutluyum.
Burak Aksak, üretken bir isim. Daha farklı alanlarda yazabilir belki de, sinematografi olarak bakmadan da duygusal ve komik metinler çıkacağına çok eminim.
Leyla ile Mecnun
kitaba 7 verdi
6 beğen · 1 yorum
Ruknettin♥ (@ruknettin)
Muhtemelen yapılma fikri olan film de böyle olacaktır. Umarım kaş yaparken göz çıkarmazlar.
20 sa beğen cevap

Batuuu

@batuuu

Yazarın muhtemelen okuduuğum en kalın ve aynı zamanda okuduğum 10.kitabı oldu. Muhtemelen, okuduğum kitapları içinde bitmesini istediğim yegane kitaplardan biri oldu. Fazlaca uzatılmış ve hayal kırıklığına neden olan bir kitap oldu.
Kısaca söylemek gerekirse;
Romanın kurgusu bence çok başarılı degil.Taşlar tam yerine oturmamis.Yazar pek çok seyi anlatmaya çalıştığı için bence anlatilan hikayeler ve kahramanlarin kisisel hikeyeleri bütünlük sergileyemiyor romanda.Eger yazarin tercihi değilse okur kendi çabasıyla eksik kalan kisimlari tamamliyor.Gecisler cok hizli ve kisa kisa ele alinmis meseleler.Romandan çok, film sahneleri gibi sekillenmis roman bence.Anlatim bana biraz dağınık ve parçalı geldi.Romanin kurgusu aceleye gelmis gibi.Yazar pek çok şey anlatacağım diye kurguda aksamalara yol açmış bence..
Yalan
kitaba 7 verdi
2 beğen · 0 yorum

Lilith's

@halimesimsek

Marquez'in okuduğum 2.kitabı sanırım bu yazar pek bana göre değil. Okurken hem yoruyor hem sıkıyor beni. Kırmızı pazartesini bitirmek zulüm gibi gelmişti bu ondan daha iyiydi en azından. İçerisinde 7 öykü barındırıyor. Bir tek "İyi kalpli Erendira" öyküsünü sevebildim.

Öyküler masalımsı fantastik ögeler içeriyor ve çok uzun cümleler barındırıyor bu cümlelerin arasına fantastik ögelerin girmesiyle bütünleştirmekti sanırım beni yoran. Masalımsı öyküleri severim ancak Marquez'in öykülerini değil :) Elimde bir kitabı daha var ona bir şans daha vereceğim ancak onda da aynı şeyleri yaşarsam Marquez defteri benim için kapanmış olacak.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
İyi Kalpli Erendira
kitaba 5 verdi
4 beğen · 0 yorum
Kısa ve öz; gençlerin parasını nasıl alırız mantığıyla yazılmış. Öğrencimden alıp bir bölümü okudum.
Geri kalan bölümü de karıştırdım sayfa sayfa.
Reklamı yapılırken 1000 küsur kaynak tarandı, onlarca belgesel izlendi deniyordu ama hiçbiri kitapta kaynak olarak gösterilmemiş. Zaten okurken kaynak olmadığını çok fazla hissettirdi. Zira herhangi bir hikaye gibi yazılmış. Şaşırtan, acaba doğru mu diye araştırmaya iten bir şeyle karşılaştırmadı. . Fiyatı da fahiş.
Mustafa Kemal
kitaba puan vermedi
0 beğen · 0 yorum

İlhan yücel

@ilhanyucel

Ölümsüzlüğü yakalamak için makul bir sebep var mı?
Yaşamsal ihtiyaca dönen başkalarıyla oynama hevesi nerelere gelebilir. Etrafınızdaki insanların ruhları ile beslenmek. Tamamen dışa dönük bir yaşam ve ölümle bile oynama hevesi, ,insanları kandırmak doğru olabilir mi hiç.

Bir kraliçenin kendi hazin sonunu hazırlama öyküsü. Kraliyetin halka ait kaynaklarında yolsuzluk yapması sebebi ile Courbepine kasabasına uzaklaştırılır

- Courbepine: Belkide burasıdır.
http://www.wikizeroo.com/index.php?q=aHR0cHM6Ly91cGxvYWQud2lraW1lZGlhLm9yZy93aWtpcGVkaWEvY29tbW9ucy8yLzJlL0NvdXJiJUMzJUE5cGluZV9jaCVDMyVBMnRlYXUuanBn

Kraliçenin artık ünvanları, yetkileri yapabileceği her şey elinden alınmış, kendince zaten öldürülmüştür. Üzüntüsünü belli etmeden durumundan kutrulabileceğini tekrar kraliyete dönebileceğini düşünmektedir. Yapmacık gamsız gibi görünen tavrını sürdürmekte zorlanmaya başlamakta aidiyet duygusunu yeni gönderildiği yerde tamamlayamamaktadır. Kişiliği ona yazılmış Voltairin şu dizelerinde alaycı üslupla ifade edilmektedir.

Siz ki güzelliğin sahibisiniz
Kibirli ve işlevli olmaksızın
Ve sonsuz canlılığın
Boşboğazlıktan hiç nasibini almaksızın
Tanrıların doğuştan bunca zeka bahşettiği siz
Hakkaniyetli, iyilik sever bir ruh,
Önemli meselelerde aklı başında Değersiz şeylerde de cezbedici.

Aynı 'Amok Koşucusu' nda olduğu gibi yardım eden insanların, yardım alan insanlar tarafından ilahlaştırılmasıyla beraber yardım alan insanların haysiyetlerini ayaklar altına aldığı vurgusu bu kitapta köylü delikanlı ve kraliçe arasında yerini bulmuş. Hatta bu serüven köylünün hınca hınç dolmasıyla onuru, elleri kraliçenin üzerinde yumruklara dönüşmüştür. Sende olmadığını düşündüğün Varlığın başka birinde başka bir mekanda olduğunu düşünmek kendimizin gerisine düşmekle aynı şeydir. Yani kendimizden ödün vermek kendimizi suçlamak,sonrasında kadere ve sonrasında da zamana dünyaya küfretmek. İçimizdeki parçanın bize yetmediğini kendimize layık olanın bu olmadığını düşünerek acı çekmenin ne lüzumu vardır aslında. Kimsenin kibirini, şatafatını çekmek zorunda değiliz. Bazıları mallarından söz eder burada tarlam, şurada evim bilmem neyim. Bazıları aşırı derecede başarılarından bazıları gücünden. Kestirip atmak gerekir çünkü içinden bende var sende yok? deyip, bizde yoksa yokluğumuzdan beslenir,varsa ona özentimiz, özentimizden nemalanır. Ve ruhumuzundan ona bir parçayı teslim edivermiş oluruz. Stefan Zweig şimdiye kadar okuduğum kitaplarında bu noktanın başlangıcını yapmış ve bırakmış. Olağanüstü bir gece romanında da ana karakter zengin ve varlıklıdır doğruyu bulur ama fakir olanın doğruyu bulmasına yönelik şimdiye kadar okuduğum kitaplarda baş role oturmuş birini göremedim. Heyecanla bu kişiyi diğer kitapların da arıyor olacağım.

Son bölümlerde intihar eylemlerinin değişik bir türünü ortaya koyduğunu görüyoruz. Belki de başka türlü intiharların makul sebeplere dayanacağını ihtimalini kendinde kuvvetlendirmiş.

Ölümsüzlüğü yakalamak için kraliçenin seçtiği ölüm yöntemin anlamsızlığıyla kitabı sonlandırmış. Ölümsüzlüğü yakalamak için makul bir sebep var mı? Bunun yolunu aralamış yazarımız. Belki de kalıcı olma derdi yoktur belkide hiçlik içine düştüğü bir kara bir bir fikir bulutundan dolayı ölümü makul görüyordur. Hiçliğin içinde ölümsüzlük kavramının yer bulamayacağı, küme dışı kalacağı onun düşüncesinde var mıydı? Ama etik değerlere çokca değer vermesi,insan tahlili üzerinden oluşturduğu hikayeler onun sadece bir hiçlik bulutunda yaşamadığına iyi bir delil.
3 beğen · 0 yorum