ara
1 6.0
Kitap: Kasap
Puan: 6
Beğenmedim
Bazı küçük sürprizler içerse de, bölümler (zaman zaman) epey kısa olsa da vasatın biraz üzerindeki konusu, cinayetten çok cinsellik içeriyormuş gibi bir intiba veriyor olması (intiba diyorum çünkü bunu da doğru düzgün anlatamıyor) ve nispeten kötü çevirisi nedeniyle maalesef keyif vermiyor.

Yurtdışında bu tarz kitaplara "romantik gerilim" deniyor. Ben beğenmedim.
400 karakter
0 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Enis Kılıç

@enis-kilic

280 9.2
Puan: 8
Hayat... Hepimizin mutlaka gecirdigi temelde ayni sadece ufak tefek degisiklerle karsimiza cikan olaylar. Bu kitabi okurken "kendi" hatirlayabildigim, bilinen hayatimin baslangic evresi olan cocuklugum hic aklimdan cikmadi. Kitap benim o kadar icime,duygularima dokunmustu ki onu okumuyor adeta yaziyor gibiydim.Cogu kez goz pinarlarimdan sularin dokulmesine cevremdeki insanlarin"suna bak kitap okurken aglayani da ilk kez goruyorum" tarzinda ki elestiriler engel olmustur. Yapilan her yaramazlik benim yaptigimkilere benzemesi veya benimkileri hatirlatmasi cok etkileyici. Yazarin bu yasinda bu kadar ufak bi anlatici diliyle hikayeyi bizlere aktarmasi gercekten buyuleyici. Okumayan varsa yarin ilk is bu kitabi herhangibir yerden temin edip okumalilar.
761 karakter
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Asım Mauser

@mauser

1 0.0
Kitap: Şiirler
ATİNALI SOLON VE ŞİİRLERİ
Antik Yunanistan’ın yedi büyük bilgesinden biri Atinalı Solon’muş. Diğerleri: Miletli Thales, Lindoslu Cleobulos, Spartalı Chilon, Prieneli Bias, Korinthli Periander, Midillili Pittacus.

Aristokrat bir aileden gelen Solon bu bilgeliği sayesinde, ilerleyen zamanlarda Atina’da büyük de bir siyasetçi olmuş. Kendisine duyulan saygı ve güvenin kaynağı ve Solon’un Yunan tarihinde bir yıldız gibi parlamasına neden olan olayı anlatmakta fayda var. Zannedersem İ.Ö. IIV. Yüzyılda Salamis Adası için Atinalılarla Megaralılar amansız bir mücadeleye tutuşmuş. Atinalılar bir türlü galip gelemiyor, ağır yenilgiler alıyorlarmış. Artık savaş nedeni ile verilen kayıplar ve sürdürülen savaşın külfeti Atina kentinin belini büker olmuş. Bu sebeple savaş kışkırtıcılığına ölüm cezası getirip, Salamis Adası’ndan umudu kesmişler. Fakat Solon buna aldırmadan haberci kılığına girerek halkın arasına karışmış ve Salamis elegisini okumuş. Coşkuya kapılan halk Salamis Adasına yeniden bir sefer düzenlemeye karar vererek muvaffak olunca, Solon da tarih sahnesine çıkıvermiş. Ne garip ki hayat tamamen bir kumar.


Salamis Elegisinden Geriye Kalanlar

Atinalı olacağıma keşke yurdumu değiştirerek
Pholegandroslu yahut Sikinoslu olsaydım!
Yakında herkes şöyle diyecek: işte şu Salamis’i
Elden bırakan yiğitlerden biri.

***

Haydi Salamis’e! Bu sevimli ada için döğüşerek
Korkaklık lekesini üstümüzden atmaya.

Salamis seferi zaferle sonuçlanınca Solon artık Atina’da önemli bir adam oluvermiş. İ.Ö. 594 yılında Atina karmaşık bir halde, tiranlığa doğru sürüklenirken Solon’u kanunlar koymak üzere göreve getirmişler. Zenginle fakir arasındaki farkın gitgide açıldığı bir dönemde Solon bir nevi arabulucu olarak işe başlamış. Atina’da çıkardığı kanunlarla Yunan demokrasisinin temelini atmış. Fakat adil olayım derken ne zengini ne fakiri memnun edebilmiş. İki tarafa da yaranamayarak her iki kesimden de ağır eleştiriler almış. Şimdi birkaç şiirinden parçalar verelim:

Halka açıkça birkaç acı söz söylemek gerekirse
Şimdi ellerinde geçenleri gözleriyle
Uykularında bile görmemişlerdi
Bütün asiller ve baştakiler
Beni öğmeli, beni dost bilmelilerdi
(başka birine aynı yetki verilseydi)
Halkın dizginlerini tutamazdı, hem de sürü
Çalkalayıp kaymağını almadan durup dinlenmezdi.
Bense döğüşen iki düşman safı arasında
Bir sınır taşı gibi çakıldım durdum.

“Büyük işlerde herkese yaranmak zordur” diyen Solon kanunları yazmayı bitirince, Atina’dan uzaklaşmış ve bir süre başka diyarları gezmiş. Daha sonra Atina’ya gelen Solon tiranlık tehlikesinin baş gösterdiği görerek yine bazı şiirler yazarak halkı uyarmış.

Buluttan karla dolu düşer.
Parlak şimşekten gök gürlemesi doğar.
Büyüklerin hırsı devleti uçuruma sürükler
Halk farkına varmadan müstebidin kölesi olur.
Pek aşırı güçleneni sonradan başlamak zordur.
Her şeyi vaktinde düşünmek gerekir.

Lakin bu sözleri kalabalıklara kar etmemiş olacak ki devam eden dönemde “ Kısa bir zaman benim deliliğimi size gösterecek; hakikat ortaya çıkınca deli miymişim göreceksiniz” diyerek halka sitem etmiş. Lakin Solon deli değilmiş. Zira söyledikleri bir bir çıkarak Atina’da tiranlık başlamış. Bu süreden sonra da eleştirilere devam etmiş lakin bilgeliği ve nüfuzu yüzünden ömrünün bu son yıllarında kimse ona dokunamamış.

Solon’un şiirlerinden pek çoğunun kaybolup günümüze ulaşan miktarının pek az olması üzücü. Buna rağmen yaklaşık yirmi sayfa civarında olan bu kitaptan, demokrasi ve adalet gibi değerler üzerine çok ciddi dersler çıkardığımı söyleyebilirim. Bu kitaptaki şiirler, farazi meseleler üzerine değil. Hepsi Solon gibi bilge bir insanın yaşamından izler taşıyor. Bilgeliğin uğradığı değişmez akıkbete Solon’un da uğradığını görüyorsunuz. Yaklaşık 2500 yıl önce yaşamış bir politikacının, bugünün politikacılarından daha üstün değerleri savunması, söylemlerindeki ciddiyet, canlılık, doluluk, kararlılık ve coşkunluk ise neden Yunan Medeniyetinin insanlık için önemli olduğunu gösteren bir husus.

Çeviri Üzerine

Cumhuriyetin Türk insanına en büyük katkısını, kişilerin ilk yıllarda sahip olduğu devrimci kararlılık ve azim sayesinde yaptığını söyleyebilirim. Elimde birinci baskısı bulunan bu kitap 1945’te basılmış. Bütün dünyanın birbirini boğazladığı bir dönemde Cumhurbaşkanı İnönü ve Maarif vekili Yücel’in başı çekerek başlattığı aydınlanma hareketi neticesinde pek çok eser, Türk münevverleri tarafından Türkçeye kazandırılmış. Kuşkusuz Türk insanı, kendisine bu kazanımları sağlayan kişileri adını asla unutmayacaktır. Bunlardan biri de kitabın çevirmeni Suat Yakup Baydur. Bu kitabı da 32 yıllık kısa hayatının sanırım 24. yılında çevirmiş. Bu durum gerçekten şaşırtıcı. Üstelik Baydur’un çevirileri, diğerleri ile kıyas edilince ciddi bir üstünlük taşımaktadır. Şimdi durumu kavramanız açından Hesiodos’un İşler ve Günler şiirinden iki çeviri sunacağım:

1. ÇEVİRİ
Utanma, fakir adamdan asla ayrılmaz,
Utanma mutsuzluklar gelir, mutluluk ise dürüstlükle..
Zengin olmak için başkasının malına göz dikme.
Tanrılar zenginliğini çalışarak elde etmeni isterler.
Haksız kazanç ya da utanmazlık çöktüğünde üzerine,
Şereften mahrum kalırsın, zorla da zengin olabilirsin.
Ya da kötü konuşarak
Ancak tanrılar bunun görürler ve mallarını alırlar.

S.Y.BAYDUR ÇEVİRİSİ
Kötü bir utanç yoksula yoldaşlık eder.
Utanç insanlara hem dokunur hem de yarar.
Utanç yoksullarda, pervasızlık zenginlerde bulunur.
Malın çalınmışı değil, Tanrı vergisi olanı hayırlıdır.
Bir kimse büyük varlık toplarsa yumruk gücüyle
Ya da diliyle, yağma ederse çok kez olduğu gibi
Kazanç hırsı aklını yanıltınca
İnsanların, utanmazlık utancı susturunca;
Karartıverirler Tanrılar bahtını, kalmaz evinin bereketi



Maalesef Baydur, 53’te bir deniz kazası sonucu vefat etmiş. Liselerde, Latince ve Helence derslerinin verilmesinin önemine işaret eden bu Türk münevveri, kim bilir daha uzun yaşasa daha ne eseler çevirecek ve milletimize ne faydalar sağlayacaktı. Neticede Solon’un başka çevirisi bulunmasa da, gönül rahatlığı ile okunabilecek bir çeviri olduğunu düşünüyorum.

SON

Bahsini ettiğim üzere yaşanmışlık dolu bu şiirlerde, sona yaklaşan şairin son üzerine sözleri de var. O halde bize de kapanışı o sözlerle yapmak düşer:

Gözyaşsız ölüm bana nasibolmasın.
Ölümüm dostlarıma acı ve göz yaşı bıraksın.

Atinalı Solon
6990 karakter
2 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

R.T

@ravza

50 9.1
Puan: 8
Bu kısa öyküdeki Küçük Kara Balık; bulunduğu yerin dışına çıkmak, yeni yerler keşfetmek isteyen birçok insanı temsil ediyor aslında... Keşfetmek isteyen insanların meraklı yolculuğu küçük bir balık üzerinden aktarılıyor okuyucuya. Yalnız, kitabın sonunda Küçük Kara Balık'ın, karabatağın karnından kurtulup kurtulmadığıyla ilgili bir ifadenin olmaması çocukların merak etmenin, sorgulamanın keşfetmenin her zaman iyi şeyler olmayabileceği -kabuğumuza cekilip, kendi dünyamızda yaşamamız gerektiği- gibi düşüncelere kapılmalarına neden olabilir. Küçük Kara Balık zincirlerini kıranların öyküsü. Umarım bu öykünün sonundaki Küçük Kırmızı Balık gibi dereyi değil denizi düşünenlerden oluruz. Keyifle okumalar dilerim.
***Bundan sonraki cümlelerim yayınevine. Bu öyküyü 'Çocuk Gezegeni' yayınevi, Milena Ayseli çevirisinden okudum. Sitedeki yöneticilere iki kez mesaj gönderdim kitabın siteye eklenmesi için ancak dönüt alamadığım için bu sayfanın altına inceleme yazmaya karar verdim. İki kitap bir arada (Bir Şeftali Bin Şeftali - Küçük Kara Balık), fiyat da çok uygun. Tamam hoş... Ancak bu kadar özensiz bir kitap beklemiyordum. Özellikle 'Bir Şeftali Bin Şeftali' adlı öyküde çok fazla yazım ve noktalama hatası vardı. Kitabı alacakların daha kaliteli yayınevlerine yönelmelerini tavsiye ederim. Keyifle okumalar dilerim.
1455 karakter
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

R.T

@ravza

14 9.0
Puan: 10
Sadece çocuklar değil yetişkinler de okumalı
Behrengi bu kısa mı kısa öyküsünde arkadaşlık, emek, şefkat, sosyal adalet, sınıf farklılıkları gibi kavramları küçük bir şeftali ağacı üzerinden aktarmış okuyucusuna. Belki de bu nedenle gencecik yaşında öldürüldü ya Behrengi, kimbilir?! Feodaliteye başkaldıran iki çocuğun bir şeftali çekirdeğini ağaca dönüştürmesinden yola çıkıyor. Zengin köy ağasının sofrasına meze olmaktansa, fakir iki çocuğun damağında bal olmayı yeğleyen bir şeftaliyi anlatıyor. Köy ağası ağaçsız, susuz, taşlı kayalı toprakları köylülere satıp; uçsuz bucaksız, gürül gürül akan suya sahip bir bahçeyi kendine ayırmayı ihmal etmiyor! Bu kısacık öyküdeki bazı yerleri okurken aklıma, Alper Canıgüz'ün 'Oğullar ve Rencide Ruhlar' kitabında geçen "Güçlüler güçlerini korumak için gözlerini kırpmadan insanları harcıyor ve adına da toplum düzeni diyorlardı." cümlesi geldi. Keyifle okumalar dilerim...

***Bundan sonraki cümlelerim yayınevine. Bu öyküyü 'Çocuk Gezegeni' yayınevi, Milena Ayseli çevirisinden okudum. Sitedeki yöneticilere iki kez mesaj gönderdim kitabın siteye eklenmesi için ancak dönüt alamadığım için bu sayfanın altına inceleme yazmaya karar verdim. İki kitap bir arada (Bir Şeftali Bin Şeftali - Küçük Kara Balık), fiyat da çok uygun. Tamam hoş... Ancak bu kadar özensiz bir kitap beklemiyordum. Özellikle 'Bir Şeftali Bin Şeftali' adlı öyküde çok fazla yazım ve noktalama hatası vardı. Kitabı alacakların daha kaliteli yayınevlerine yönelmelerini tavsiye ederim. Keyifle okumalar dilerim.
1644 karakter
2 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Deli Bilge

@deli-bilge

29 8.8
Puan: 9
Gölgesizler
Kitap daha ilk cümleden zihninizde yürümeye başlıyor. Ortalara doģru ise bir dağın ardına...
Kitap şaşkınlık verecek kadar güzel. Betimlemelerin yoģun atmosferindeki basıncı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Raftan rasgele aldığım kitaptı. Şaşırdım, çok beğendim. Ki ben kitap konusunda felaket seçiciyim. Edebi her kitabı sevmem, isterse en çok satanlarda 1 yıl liste başı olsun. Açıkçası gölgesizleri diģer kitaplarımın yanında okumalık olarak almıştım. Aldığım her 4 kitabın yanına bir de çerezlik eklerim. Gölgesizler beni kendine çerez yapacak kadar güzeldi :)
624 karakter
4 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Ergün Çil

@ergun-cil

37 9.5
Film: 3 Ahmak
Puan: 7
NEREDE P.K. NEREDE 3 AHMAK?
P.K. filmini beğenince, bunu da önerdiler seyrettim ama onunla boy ölçüşmesi mümkün değil. Eğitim sistemini, eğitim kurumlarını ve eğiticileri yermek için çekilmiş ama bence çok başarılı olmamış. Belki öğrencilik yaşındakilere ilginç gelebilir işlediği konu nedeniyle ama fazla bir şey vermiyor.
1 beğen · 0 yorum · film inceleme

Kumral Ada

@kumralada

7 8.6
Puan: 9
Düşün bir kaplanla sandaldasın
Bu gerçek bir hayattan esinti değil dimi, böyle bir şey olamaz zaten. Kaplanı çocuğu çok sevdim, kaplan ilk başlarda iken acaba kolunu koparırmıydı, bu hayvanları gemideyken nasıl rol yaptırdılar, manzaralar çok güzeldi bayıldım, etobur adası da güzeldi, filmi güzel çekmişler.. filmi beğendim tavsiyede ederim.. Şu hintliler güzel film yapıyor gerçekten.. ha birde acaba 3 dinli adam var mıdır, varsa nasıl hayatını geçiriyor..
5 beğen · 0 yorum · film inceleme

Yasemin Aslan

@yasemin-aslan251

2 6.5
Yazarın ilk kez kalemiyle tanıştım "Dört Mevsim Yanlızlık ve bir kadın İris " Yazarı Meltem Yılmaz'ın son kitabını okumak kısmet oldu :))

İlk kitabı “Soraya” ile Berlin Film Festivali Books at Berlinale'ye seçilen 11 yazar arasına girerek uluslararası bir başarıya imza atmış . Gazeteci yazar Meltem Yılmaz ile yeni romanı 'Dört Mevsim Yalnızlık ve bir kadın: İris'i okuma serüvenim kısa sürdü çünkü anlatım dili çok akıcı konu itibariyle bilindik (alışageldik ) olsada kitap öyle güzel konulara değinmişki elinizden bırakmadan okuyorsunuz ...

İris daha küçük yaşlarda okulda beden hocası tarafından tecavüze uğruyor, sonrasında içinde yaşadığı travmanın izlerini hayatı boyunca atamıyor ...Ruhunda açılan bu derin yaranın izlerini silebilmek için bir evlilik bile yapıyor.
Sonrası İris için daha travamatik bir olay içine sürükleniyor ...Daha ilk geceden bunu kocası Emre'ye anlatma ihtiyacı duyduğunda tüm dünyası alt üst oluyor ...İris'in tek istediği her kadın gibi sevilmek değer görmek ,ruhunda açılan yaraya merhem aramak .İris aldatılan kadınların ,çocuk yaşta İğrenç bir tecavüz sonrası yaşanan travmanın , Mutsuz bir evliliğe hapsolmuş kadınların sesi olmuş bu kitapda ..Aslında sessiz çığlık da diye biliriz çünkü İris kalabalıklar içinde yanlız kalmış bir kadındı .
Emre beni deli etti .Bir erkek nasıl bu kadar gaddar, nasıl bu kadar düşüncesiz ve nasıl bu kadar adiii olabilir ...Olabiliyor işte. Emre ve İris çokta yabancı değil bu toplumun taa kendisi aslında.

Buraya kadar anlattığım sizlere çok tanıdık bilindik bir konu gibi gelsede kitap sadece iki kişi arasında geçen bir ilişkiyi anlatmıyor .Yaşadığımız toplum gerçeklerinide göz ardı etmemiş yazar ,Arap Baharı ,İşid ,Ankara Garında ki patlamaya da kitabında yer vererek daha ilgi çekici merak uyandırıcı bir kitap sunmuş bize ...Yani demişki İris ve Emre hayat sizden ibaret değil :)))

Ve kitabın sonunda Emre beni şoke etti .Tam Emre suçsuz mu acaba boşuna mı saydırdım derken o son gölü fena vurdu .

Velhasıl kelam ben yazarın kalemini sevdim .Kendi alanında gayet başarılı bir kitap olmuş kesinlikle tavsiyemdir İris ile tanışın derim ;)

Sevgili Meltem Yılmaz'a teşekkür ederim kalemi daim olsun
2425 karakter
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Cansu Doğan

@cansudogan7146

7 7.7
Puan: 5
Farklıydı. Ilgimi çekebilir diyenler için birkaç anahtar kelime bırakıyorum buraya , kilise , mistik , cahil cühela , bağnazlık , hurafe , cin ve aşk :)) Ben beğenmedim ve bir an önce bitsin istedim . Söyleyeceklerim bu kadar .
241 karakter
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme