ara
Şükrü Erbaş

Şükrü Erbaş

Esra Koral

@esrakrl

Kalbim ki
Kendi yağmuruyla dolup dolup boşalan
Küçücük bir göldü
Üstünde nilüferlerden bir beyaz örtü
Boğuldu sonunda kendi sularıyla...
Bütün Şiirleri 1 - Şükrü Erbaş
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum

Esra Koral

@esrakrl

Eğme kirpiklerimi gönlüm dolaşıyor
Bütün Şiirleri 1 - Şükrü Erbaş
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum

Esra Koral

@esrakrl

Adınla yer değiştiriyor içimdeki keder
Daha bir seviyorum yaşadığım günü.
Bütün Şiirleri 1 - Şükrü Erbaş
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum

Esra Koral

@esrakrl

En ince yerinde sözün, en içten
Gülüyorsun ya hani köpük köpük
Binlerce pencere açılıyor içime
Her camında bin altın güneş esen
Bütün Şiirleri 1 - Şükrü Erbaş
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

Esra Koral

@esrakrl

Aldığım soluğu duyuyorum, varlığımı
Dünyanın benim için de var olduğunu.
Gülümseyen ve bağışlayan
Bir genişliğe dönüyor içimdeki keder
Dumanı kalkmış karlı bir dağ gibi
Açılıp aydınlanıyorum güneşinle
İnanıyorum yeniden sevgiye ve güzelliğe
Bütün Şiirleri 1 - Şükrü Erbaş
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

Esra Koral

@esrakrl

Gitmek hangi acıyı onarır ki
Bilmez misin çare değil üzüntü
Bütün Şiirleri 1 - Şükrü Erbaş
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

Sezai

@siiradam

Sevimgül Sevimgül; gül be gül....

Kuş uçar kanat ağlar..
Şükrü Erbaş
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğeni · 0 yorum

Emine 🍁

@solukbirgolge

Bir avuç söz ve ses...
Şükrü Erbaş – Senin Korkularını Benim İnceliğimi
Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
‘bulmacanın beş harfli yemek sorusuna’ yanıt aramanla halkalanmış,
‘Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı’
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
‘bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ‘
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında….

Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye….

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.
Şükrü Erbaş
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
22 beğeni · 8 yorum
Ayrıksı (@ayriksii)
Harika bir şiir..
02.01.18 beğen 2 cevap
Eseflal (@eseflal)
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! 🥀
02.01.18 beğen 2 cevap
kalbiyle sevenler zümresi (@kalbiylesevenlerzumresi)
çok güzel
02.01.18 beğen 1 cevap

shitick

@shitick

köylüleri niçin öldürmeliyiz
Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünemezler…
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir.
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denilince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler!

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, Tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler…
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…

KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM?
Şükrü Erbaş
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
18 beğeni · 12 yorum
Semih (@sc)
"Dur hele! Ne oluyoruz?" Diyerek geldim, ikna oldum, şimdi köye gidiyorum. Göstereceğim onlara dünya kaç bucak!
07.12.17 beğen 6 cevap
Kahve Kitap Kurabiye (@kahvekitapkurabiye)
Sağ gösterip Sol vurmak tam olarak bu galiba ...
07.12.17 beğen cevap
tabula rasa (@tabula-rasa)
Kentlileri niçin öldürmeliyiz? Çünkü onların hep acelesi vardır.
değişen bir dünyaya karşı
hamam böcekleri gibi uyumlu
küsmüş bir çocuk gibi sessiz
kayıtsızca direnmeden yaşarlar.
yüzeysel, bencil ve kurnazdırlar.
inanmadan kolayca yalan söylerler.
paraları olsa da
yakınmak gibi bir hünerleri vardır.
herşeyi ciddiye alır ve herkese söverler.
yağmuru, rüzgarı ve güneşi
birgün olsun trafik akıllarına gelmeden
düşünemezler...
ve birbirlerinin dedikosunu yaparak
mevkilerini
yükseltmeye çalışırlar.
Kentlileri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar karılarına söverler
seslerinin tonu yumuşak ama
dışarıda ezildikçe içeride zulüm kesilirler.
gazetelerin sadece eklerini okur ve haksızlığa
kendileri de uğrasa karşı çıkmazlar.
karşılığı olmadan kimseye yardım etmezler.
her evinden sıcak su aksa da kentlerinde
ter kokar otobüsler, haftasonu
bir karış sakalla gezerler.
çocuklarını iyi yetiştirmezler
kitap okumaz, tiyatroya gitmezler.
paket paket sigara içerler
ve ayakkabılarını ancak yatarken çıkarırlar.

Kentlileri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
kendilerinden olanlarla alay edip
tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
devlet; vergi dairesi, banka borcu ve hastanedir
devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
yiğittirler askerde astsubaya diklenecek kadar
ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
ezim ezim ezilirler.
enflasyon denince peynir ve benzin fiyatlarını bilirler.
onbir ay patrondan zam beklerler,
kendilerine göre ahlakçıdırlar
ama otoyol kenarlarında travestilerle
pazarlık edecek kadar bıçkındırlar
prim aldıklarında yılda bir iki kez
rus kadınlarla aleme giderler!

Kentlileri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar takımları maç yapınca kavga ederler
birbirlerinin evlerine ancak
ölümlerde ve düğünlerde giderler.
fakirlikten ve kederlenmekten utanırlar
gülmek az, eğlenmek kararında olmalıdır
ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
paraya tapan sistemin altında
yürekleri bozuk beş kuruş kadar kalmıştır.
aldanmak korkusu içinde
sürekli birbirlerini aldatırlar.
bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
adres sormaya gerek duymazlar
ve bir erkeklik işareti olarak
kaybolduklarında karılarını suçlarlar.

Kentlileri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar otobüs beklerken sigara yakarlar.
tütün ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
trafiğin çözümsüzlüğünü ve haftasonundaki maçı anlatır,
yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde,
o zamanda iş sahibi olmanın tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
gizli bir övünçle, başka ülkedeki
güzel arkadaşlarından sözederler.
kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
ama sokağa çıkar çıkmaz hünküre hünküre
yollara tükürürler...
ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine,
başka ülkelerde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Kentlileri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar gece yarılarına kadar uyumazlar ama
yarı gecelerde yıldızlara bakarak
başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
ve yaz güneşi onlar tatildeyken açarsa severler.
hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-bu, bol kazançlı yeni bir iş bile olsa-
inanmazlar.
dünyanın gelişimine katkıları yoktur.
mülk düşkünüdürler amansız derecede
bir ülkenin geleceği
küçücük ofislerinin ipoteği altındadır
ve bir kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden,
daha iyi bir dünyanın derin ırmakları önünde
kentlileri söyleyin nasıl
nasıl kurtaralım?
07.12.17 beğen 10 cevap

Sezai

@siiradam

Metin, metin seni yazmak mecburi.
Şükrü Erbaş
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum

Sezai

@siiradam

Metin Metin seni yazmak mecburi
Şükrü Erbaş
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğeni · 1 yorum
Velhasıl Kelam (@velhaslkelam)
güzelmiş
20.11.17 beğen 1 cevap
Sence kaç puan almalı?
10
1 oy
0
SAYFA EDİTÖRÜ