ara
Andy Weir

Andy Weir

Elif

@suzaku

UMARIM ŞU AN YENİ Bİ KİTAP YAZMAKLA MEŞGULSÜNDÜR

YAZ

LÜTFEN
Andy Weir
ünlüye puan vermedi
0 beğen · 0 yorum

Tamer Öztürk

@tamerozturk38

Marslı
Hayatta küçük şeylerle mutlu olmayı bileceksin.
Marslı Satın Al
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum

EL_NINO

@el-nino

“Öte yandan, yüzey aracı da düzeldiğine göre, yatak odasını tekrar kullanabilirim! Hayatta küçük şeylerle mutlu olmayı bileceksin.”
Marslı Satın Al
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

EL_NINO

@el-nino

“Buraya tekrar döneceğimi düşünmemiştim,” dedi Beck.
“Evet,” dedi Vogel. “Biz ilkiz.”
“Ne ilki?”
“Mars’ı ikinciye ziyaret eden ilk insanlar.”
“Doğru. Watney bile bunu iddia edemez.”
“Edemez.”
Marslı Satın Al
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

EL_NINO

@el-nino

“Onu uzaya bir tentenin altında göndereceksin.”
“Evet, öyle.”
“Aceleyle yüklenmiş bir kamyonet gibi.”
“Evet. Devam edebilir miyim?”
“Buyur buyur, merakla bekliyorum.”
Marslı Satın Al
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

EL_NINO

@el-nino

“Dünya’ya dönersem, ünlü olacağım, değil mi? Tüm zorluklara göğüs germiş korkusuz bir astronot olacağım, değil mi? Eminim kadınlar böyle bir şeyi severler.
Hayatta kalmak için başka bir motivasyon daha.”
Marslı Satın Al
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum

EL_NINO

@el-nino

“Daha önce hiç yanlış otoban çıkışına girdiniz mi? Geri dönebilmek için diğer çıkışa kadar gitmeniz gerekir ama siz yolun her bir santiminden nefret edersiniz çünkü hedefinizden giderken uzaklaşmaktasınızdır.
Koca gün böyle hissettim işte. Şu an dün sabah yola çıktığım yerdeyim. İğrenç.”
Marslı Satın Al
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

iz'ah'sız

@izahsiz

YUMURTA
Öldüğünde evine gidiyordun.

Trafik kazasıydı. Özellikle dikkat çekici bir şey değil, ama yine de ölümcül. Arkanda bir eş ve iki çocuk bıraktın. Acızı bir ölümdü. İlk Yardım Ekibi seni kurtarmak için ellerinden geleni yaptı, ama işe yaramadı. Vücudun o kadar kötü bir şekilde parçalanmıştı ki, inan bana senin için daha iyi oldu.

İşte o zaman benimle tanıştın.

“Ne... Ne oldu?” diye sordun. “Neredeyim?”“

Durum tespiti olarak, “Öldün.” dedim. Kıvırmanın alemi yok.

“Orada bir... Kamyon vardı, kayıyordu...”

“Hı-hı,” dedim.

“Ben... Ben öldüm?”

“Hı-hı. Ama üzülme. Herkes ölür,” dedim.

Etrafa bakındın. Hiçlik vardı. Sadece sen ve ben. “Burası neresi?” diye sordun. “Öbür dünya mı?”

“Aşağı yukarı,” dedim.

“Sen tanrı mısın?” diye sordun.

“Hı-hı,” diye cevap verdim. “Ben Tanrı’yım”.

“Çocuklarım... karım,” dedin.

“Ne olmuş onlara?”

“İyi olacaklar mı?”

“İşte görmek istediğim bu,” dedim. “Daha biraz önce öldün ve ailen için endişeleniyorsun. İşte bu iyi bir şey.”

Bana büyülenmiş gibi baktın. Sana Tanrı gibi görünmüyordum. Adamın biri gibi görünüyordum. Belki de bir kadın. Belli belirsiz bir otorite figürü, belki. Yaradandan ziyade edebiyat öğretmeni.

“Merak etme,” dedim. “İyi olacaklar. Çocukların seni her yönünle mükemmel olarak hatırlayacak. Sana nefret besleyecek zamanları olmadı. Karın görünürde ağlayacak ama içten içe rahatlayacak. Dürüst olmak gerekirse, evliliğin dağılıyordu. Rahatlamış hisettiği için kendisini çok suçlu hissedecek, teselli olacaksa.”

“Ha,” dedin. “Peki şimdi ne oluyor? Cennete, cehhenneme, bir yerlere gidiyor muyum?”

“Hiçbiri, ” dedim. “Reenkarne olacaksın.”

“Hı,” dedin. “Hintliler haklıymış demek,”

“Bir bakıma bütün dinler haklıdır,” dedim. “Yürüyelim”.

Boşlukta yürürken beni takip ettin. “Nereye gidiyoruz?”

“Belirli bir yere değil,” dedim. “Sadece yürürken konuşmak güzel.”

“O zaman bütün bunların amacı ne?” diye sordun. “Yeniden doğduğumda bomboş bir tahta olacağım değil mi? Bir bebek. Yani bütün deneyimlerimin, bu hayatta yaptıklarımın hiçbir manası veya etkisi olmayacak.”

“Hiç de değil!” dedim. “İçinde bütün geçmiş hayatlarının bilgi birikimini ve deneyimlerini taşıyorsun. Sadece şu anda onları hatırlamıyorsun.”

Durdum ve seni omuzlarından tuttum. “Ruhun, hayal edebileceğinden çok daha mutheşem, güzel ve büyük. İnsan aklı varlığının ancak çok küçük bir kısmını içerebilir. Bu sıcak olup olmadığını anlamak için parmağını bir su bardağına batırmak gibi. Kendinin çok küçük kısmını bir kaba koyuyorsun ve çıkardığın zaman yaşadığı bütün deneyimleri kazanmış oluyorsun.”

“Son 48 senedir bir insanın içindeydin, dolayısı ile uzanıp engin bilinçaltının devamını hissedebilmiş değilsin. Burada yeteri kadar kalırsak, her şeyi hatırlamaya başlardın. Ama her yaşamın arasında bunu yapmaya hiç gerek yok.”

“Kaç kere reenkarne oldum o zaman?”

“Oho, çok kez. Çok, çok kez. Ve bambaşka bir sürü hayata.” Dedim. “Bu sefer, milattan sonra 5402ta yaşayan Çinli bir köylü kız olacaksın.”

“Bir saniye, ne?” diye kekeledin. “Beni zamanda geriye mi gönderiyorsun?”

“Yani, teknik olarak evet. Zaman, bildiğin üzere, sadece senin evreninde var. Benim geldiğim yerde işler farklı.”

“Senin geldiğin yerde?” dedin.

“Tabi ki”, dedim, “ben de bir yerlerden geliyorum. Başka bir yerden. Ve benim gibi başkaları var. Oranın nasıl olduğunu bilmek isteyeceksin, biliyorum, ama açıkçası anlatsam da anlamazdın.”

“Hı,” dedin, biraz hayal kırıklığına uğrayarak. “Bir saniye. Eğer zaman içerisinde başka başka yerlere reenkarne oluyorsam, bir noktada kendimle karşılaşmış olabilirim.”

“Tabi. Sürekli oluyor. Ama iki hayat da sadece kendi ömürlerinden haberdar oldukları için farkına bile varmıyorsun.”

“O zaman bütün bunların ne gereği var?”

“Cidden mi?” diye sordum. “Cidden? Bana hayatın anlamını soruyorsun? Biraz beylik bir soru değil mi?”

“Gayet akla yatkın bir soru,” diye ısrar ettin.

Gözlerinin içine baktım. “Hayatın anlamı, bu evreni yaratmamın tek sebebi, senin olgunlaşman.”

“İnsanoğlunu mu kastediyorsun? Olgunlaşmamızı mı istiyorsun?”

“Hayır, sadece sen. Bütün evreni senin için yaptım. Her hayatla beraber büyüyor, olgunlaşıyor ve daha büyük bir zeka oluyorsun.”

“Sadece ben mi? Diğerleri?”

“Başka kimse yok,” dedim. “Bu evrende, sadece sen ve ben varız.”

Bana boş gözlerle baktın. “Ama dünyadaki o kadar insan...”

“Hepsi sen. Senin başka cisimlerin.”

“Bekle. Herkes ben miyim?!”

Sırtına bir tebrik şaplağı ile beraber “İşte şimdi taşlar yerine oturuyor,” dedim.

“Bütün zamanlarda yaşayan bütün insanlar ben miyim?”

“Ve yaşayacak olan, evet.”

“Abraham Lincoln ben miyim?”

“Onu öldüren John Wilkes Booth da sen,” diye ekledim.

Dehşet içinde “Hitler’im?” dedin.

“Ve öldürdüğü milyonlarsın.”

“İsa’yım?”

“Ve onu takip eden herkes.”

Sessizliğe gömüldün.

“Ne zaman birine haksızlık etsen,” dedim, “kendine haksızlık ediyordun. Yaptığın bütün iyilikleri de kendine yaptın. Yaşanmış ve yaşanacak olan bütün mutlu ve üzgün anlar, senin tarafından yaşanacak.”

Düşünceye daldın.

“Neden?” diye sordun. “Bunları neden yaparsın ki?”

“Çünkü, bir gün, sen de benim gibi olacaksın. Çünkü bu sensin. Sen benim türümdensin. Sen benim çocuğumsun.”

İnanamayarak, “Ne?!” dedin. “Benim de bir tanrı olduğumu mu söylüyorsun?”

“Hayır. Daha değil. Sen ceninsin. Hala büyüyorsun. Bütün zamanlardaki bütün insan hayatlarını yaşadığın zaman, doğacak kadar büyümüş olacaksın.”

“Yani bütün evren,” dedin, “sadece...”

“Yumurta.” diye yanıtladım. “Yeni hayatına başlamanın zamanı geldi.”

Ve seni yoluna gönderdim.

Andy Weir
Andy Weir
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum
Marslı
2013
Artemis
0
Goodreads okurlarına göre 2017'nin en iyi bilimkurgu romanı. Son yılların en iyi bilimkurgu romanlarından biri olan Marslı'nın yazarı Andy Weir'dan yepyeni, soluk soluğa bir kitap! Jazz Bashara hiçbir zaman kahramanlık peşinde koşmamıştı. Tek isteği zengin olmaktı. Artemis… Ay'daki tek şehir. Eğer çok zengin değilsen ya da bir turist olarak ziyaret etmiyorsan Ay ve Artemis, tabiri caizse "zalim bir sevgilidir". Haliyle hayatta kalmak için ufak tefek kaçakçılıklar yapmak pek de beklenmedik bir şey değil. Özellikle de çok borcun varsa ve alın terin bu borçları kapamaya yetmiyorsa. Ek iş olarak kaçakçılık yapan Jazz'in hayatı da karşısına reddedemeyeceği bir teklif çıkınca tamamen değişir. Küçük bir kaçakçı olarak kalkıştığı bu büyük sabotaj boyunu aşacak ve beklediğinin de ötesinde Jazz, tüm Artemis'in kontrolünü ele geçirmeyi ilgilendiren bir komplonun ortasında bulacaktır kendini. Bundan sonra alması gereken risk, işe ilk girdiği zamankinden çok daha büyüktür. Andy Weir, Marslı’da gösterdiği mühendislik, bilim ve teknoloji bilgisini Artemis’te de sergileyip yine fazlasıyla gerçekçi bir gelecek öngörüyor.
Marslı
2015
Mars görevi sırasında çıkan sorun sonucunda öldü sanılıp gezegende terkedilen Mark Watney'nin hayatta kalma mücadelesi konu alınıyor.
Sence kaç puan almalı?
0
0 oy
0
SAYFA EDİTÖRÜ