ara
CEVİZKABUĞU
22.311 713

CEVİZKABUĞU

neokur.com/karacurin
Ten kokusu ile toprak kokusu birdir bilene Biliriz, birleşiriz girdiğimizde kara toprağa

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Nerede kaldık.
Şarabı olan geldi...
EK 1
1 sa
14 beğeni · 5 yorum · Diyorum ki ·
Mehmet Hamzakadı (@mehmethamzakadi)
Harika sn. CK afiyet olsun :) - 47 dk
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Şarapla en iyi et veya peynir fondüsü gidiyor sayın CK :) - 47 dk
Joseph K (@zynlgrglu)
Afiyet olsun. - 45 dk

CEVİZKABUĞU

@karacurin

"En adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü hiç kimse aklından şikayetçi değildir". - Montaigne
4 beğeni · 0 yorum · Biliyor musun? ·

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Mennonit, Protestan bir mezhep.

Alman etnik-dini bir grup olarak da bilinir; bozuk Almanca'yla konuşurlar.

Hollanda'da doğdu, dünyaya yayıldı. Yayılmasının tek nedeni mukaddes kitap'taki bilgiyi insanlara öğretmek değildi; din baskısından da kaçtılar. Örneğin…

Ortodoks Rusların baskılarından bıktılar; 1880'den itibaren Kuzey Amerika'ya göç ettiler.

Kırım, Kars gibi bölgelerden ABD'ye giden 9 bin Mennonit, Rusya'daki arazi ve iklime benzer yerler aradılar; ve bunları Kansas ve Nebraska'da buldular.

Yanlarında altın değerinde hazineleri vardı; buğday!

Her aile yanında, birkaç kilo arasında değişen tohumluk buğday getirmişti.

Bu; kışa-kuraklığa dayanıklı, mevsim ortasında olgunlaşan, başakları tüylü, rengi kırmızı olup, tanesi kabuğundan zor ayrılan sert dokuya sahip tahıla ABD'de, “Türk buğdayı” adı verildi.

Bu; dünyanın en eski kavılca/kabulca buğdayı idi.

ABD'de 1896-1897 kışı çok sert geçti; ve sadece Türk, Big Frame ve Currell buğdayları hayatta kalabildi.

Bu; Türk buğdayı kavılca'nın ABD'de tanınmasına yol açtı. Amerikalı tarım uzmanları 1902'de test edilen türler arasında Türk buğdayı/kavılca'nın rekolte, soğuğa, genel hastalıklara karşı dayanıklı, kalite açısından en iyi tür olduğunu belirlediler.

Fakat. Bir sorun vardı; altın değerindeki kavılca'nın yeterli tohumluk buğdayı yoktu.

Bunun üzerine ABD'de, Türk buğdayı ıslah çalışmaları başladı.

ALTIN DEĞERİNDE


İlk güvenilir 1919 mahsulü ölçümlerine göre; Nebraska'da buğday ekilen alanların yüzde 83'ünde, Kansas'ta yüzde 82'sinde, Colorado'da yüzde 67'sinde, Oklahoma'da yüzde 69'unda ve Teksas'ta yüzde 34'ünde Türk buğdayı ekildiği belirlendi.

33 eyalette ekiliydi. Bu, önemli bir rekordu.

1939'da yapılan bir araştırma; soy seleksiyonu ile Türk buğdayından elde edilen 16 yeni tür oluşturuldu. Ancak…

Nebraska'da dağıtımına başlanan 60 No'lu Nebraska, Türk buğdayı ile benzerlik göstermesine karşın daha geç olgunlaşıyordu. Keza…

Cheyenne, Türk buğdayına göre daha kısaydı ve samanı sertti. Vs.

Uzatmayayım…

Amerika'daki Nebred, Blackhull, Scout, Centurk gibi melez buğdayların soy kütüğü Türk buğdayına dayanıyordu.

Bitmedi…

Japon bilim insanları, Daruma adlı yerel buğday çeşitlerini Türk buğdayı/kavulca'yla melezleyerek yüksek verimli Norin 10 çeşidini geliştirdi.

Devreye Rockefeller Ailesi girdi. “Verimli tohum” aldatmasıyla “ari tohum ırkı” yarattırdı. Norin 10 ve Brevorile buğdayların kromozomlarıyla oynayarak laboratuvarda melezleme yaptı.

Bu hibrit buğdaylar Meksika/Sonora bölgesinde ekildi. Kimyasal gübre ve zirai ilaçlar sayesinde üretim artışı üç kat oldu!

-Sapının kısalığından dolayı- bu buğdayımsı “Cüce buğdaylar” Pakistan ve Hindistan'a da ihraç edildi; üretim rekoru kırıldı.

Dünyanın verimli tarlalarının, buğdayların kimyasal gübrelerle, zehirli ilaçlarla tanışma dönemi başladı.Tehlikenin farkında değillerdi.

Buğdayın genetiğiyle sürekli oynandı; ortaya çıkan “buğdayımsı” bir şeydi! Kavulca artık tanınmaz haldeydi…

ASIL MESELE BU

Türk buğdayı/kavulca…

Yıllar sonra geneteği değiştirilmiş halde anayurdu/Anadolu'ya döndü!

ABD, “ihtiyaç fazlası” diye “yardım” adı altında bu buğdayımsı ürünü Türkiye'ye soktu.

Kısa zaman sonra ABD'den hibrit tohumlar geldi. Ardından…

Binlerce yıllık Anadolu'nun -neredeyse tüm- tarımsal topraklarını zamanla öldürecek; sentetik kimyasal gübreler ve bitki hastalıklarına karşı kullanılan zehirler Türkiye'ye dolduruldu.

Türk köylüsü -meselenin farkında değildi- mutluydu; Amerikan patentli tohumlar, gübreler, ilaçlar ürün rekoltesini artırmıştı.

II. Dünya Savaşı bitmişti; ama savaş sanayiinin ortaya çıkardığı nitrojen bombası, nitrat gübresi; sinir gazı böcek ilacı Anadolu topraklarını zehirliyordu.

ABD bunları kullanmaya Türkiye'yi mecbur bıraktı. Başbakan Menderes'in imzaladığı 1956-57 tarım anlaşmalarına göre hangi tarımsal ürünün yetiştirileceğine ABD karar veriyordu!

ABD dayatmasına karşı çıkan “Tarhana Osmanlar” (Osman Nuri Koçtürk) gibi bilim insanları veya TÖS, DİSK gibi öğretmen-işçi örgütleri dinlenmedi.

Maalesef… ABD'ye boğazından bağlandı Türkiye!

Bugün…

Türk buğdayı/ kavulca -çağımızda hızla artan çölyak hastalığının sebebi- gluteni çok az bulundurması nedeniyle altın değerini koruyor. (“Cüce buğday”ın tek sorunu gluten değil; kan şekerini de hızla yükseltiyor. Vs.)

Kavulca -bir avuç insanımızın büyük emekleri sonucu- bugün sadece Kars'ta yetiştiriliyor.

Dönelim en başa:

Adana'da GDO'lu ekmek nedeniyle fırıncılara soruşturma açıldı!

Sanki GDO'yu fırıncılar üretti?

Sanki bu ABD'ye bağımlı tarım politikasının sorumlusu fırıncılar?

Küresel şirketlere dokunan yanıyor!

Hiç şaşırtıcı değil.

Bir yanda…

Milli tarım politikası kurma amacıyla tohum ıslah merkezleri kuran Atatürk…

Diğer yanda…

Tarımı ABD'nin inisiyatifine bırakan DP'den AKP'ye uzanan zihniyet.
2 beğeni · 0 yorum · Biliyor musun? ·

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Sen Anladın!
Platonik Aşk'ın düşünür bilge İnsan Platon ile bir ilişkisi varmı?

Demek ki varmış!
9 beğeni · 5 yorum · Biliyor musun? ·
Martin Heidegger (@martin-heidegger)
O zaman demek ki platonik aşk Sokrates'i sevmek demekmis. Platonik aşk Sokrates'i sevmek ise en büyük Alevi benim. - 23.03.17
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Dil eksenli eserler okuyunca kafa takılıyor üstat . - 23.03.17
Gülcan (@gulcan32)
Olabilir ceviz abi platonik aşk platondan, sezaryanla doğum tabiride roma imparatoru sezarden gelmiştir. :) - 23.03.17

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Yansıma
Yok/sa ben ben değilimde sadece bir yansıma(mı)yım ki gerçeklik denen olgunun izdüşünümün sürüklediği ben'siz benmiyim ! Peki ya sizler kimsiniz ?
23 beğeni · 6 yorum · Diyorum ki ·
Uğur Çam (@ugurcam967)
Böyle anlatınca insanın aklına ister istemez Platon'un Mağara Alegorisi geliyor. Belki de hepimiz gerçekliğin sadece gölgelerinden ibaretiz. Yalnız bunu kabullenmiyoruz bir türlü. Bu gerçeği haykıranlara da bir bir düşman kesiliyoruz. - 23.03.17
Prometheu (@prometheu)
"Gerçekliğin içinde yahut hayalimde değilken, ben neredeyim?" - 23.03.17
Koray Cem (@koraycem)
Sensiz kimse mi, kimsesiz miyim bilmem
Hiç bilmek istemem hatta düşünmem

Feridun Düzağaç - 23.03.17

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Enterese etmez
Başka 'toplum" ve "millet"lerin acı ve ıstıraplarından kaynaklanan söylediği ağıtsal sözcükler günümüzde neşe dolu şen/şakrar meze olması ayrı bir garabet olsa gerek.
EK 1
22.03.17
9 beğeni · 6 yorum · Biliyor musun? ·
Martin Heidegger (@martin-heidegger)
Chomsky hiç okumadım ben. O cunup ne diyor bu konuda ? - 22.03.17

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Tivitsel
..................
6 beğeni · 0 yorum · Anın Fotosu ·

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Deleuze Şerefine
Kimsesizlik çaresizliğin yolunda ilerlerse sonuç koca bir olumsuzluktur.
23 beğeni · 6 yorum · Anın Fotosu ·
Prometheu (@prometheu)
Yiyecekleri sindirebilmek için alternatif çözümler görünürde yer alıyor. Kitabı sindirebilmek için belli bir çözüm mekanizması mevcut mu acep? @karacurin - 20.03.17
Zeynep (@zeynep3)
Kiniyorum sizi @karacurin kiniyorum, hem yemek hem icki!!! O hamsiler de marmara zati lezzetli de degildir - 20.03.17
Gece Derin (@gece-derin)
Yemin ediyorum gözlerim doldu manzara karşısında. Artık hayatımın şu kısmına geçmek istiyorum yeter yahu. Afiyet olsun @karacurin benim yerime de iç. - 20.03.17

CEVİZKABUĞU

@karacurin

İhtiyarlıksa Lassa
Amcamın yüreğine sağlık , yazmamış döşemiş..:)
13 beğeni · 1 yorum · Biliyor musun? ·
Merve T. (@mtrv)
Çok başarılı! Her yerim ağırır :D - 20.03.17

CEVİZKABUĞU

@karacurin

Bizden Biri
“HAYAT AĞACI” İNANCI...

Türkiye, meçhulü olan bu âlim hanımı bundan birkaç sene önce aylarca uğraşıp katılmayı güçbelâ kabul ettirebildiğim iki televizyon programı ile tanıdı. Gönül Hoca’nın programlardaki samimi, tatlı ama her kelimesi etrafa ilim saçan konuşması, özellikle de Sümer medeniyeti ve inançları ile alâkalı olarak söyledikleri bugün hâlâ hatırlanıyor ve internetten de devamlı şekilde izleniyor.

Gönül Tekin’in sözünü ettiğim ve alanında ana kaynak olarak kabul edilen makalelerinin çoğu maalesef Türkiye’de değil, Amerika ile daha başka memleketlerde yayınlanmıştı ve bu konuların meraklılarının bu yayınlara ulaşmaları zor idi, hattâ mümkün değil gibiydi...

Bu merak ve zorluk, Yeditepe Yayınevi’nin geçen hafta başlattığı “Hayat Ağacı” isimli bir seri ile artık ortadan kalkacak ve Hocanın bütün makaleleri uzun seneler sonra memleketinde de yayınlanmış olacak.

Seriye ismini veren “Hayat Ağacı” kökleri cennette olan ve dalları dünyaya uzanan efsanevî bir ağaçtır. İnsanoğlu binlerce senedir baktığı gökyüzündeki yıldız kümeleri ve dikkatini çeken astronomik hadiseler ile günlük hayat arasında bağlantılar kurmuş, bu bağlantılar geçmiş devirlerin inançlarını ve bir medeniyetten diğerine naklolunan efsaneleri doğurmuş, bu efsaneler Divan Edebiyatı’nı da yakından etkilemiştir. Klâsik edebiyatımızın “mazmun” denen kavramlarla dolu hayal dünyasında eski inançların derin izleri mevcuttur.

DEVAMI DA GELECEK...

Prof. Gönül Tekin, “Hayat Ağacı” serisinin yayınlanan bu ilk cildinde eski edebiyatımız ile musiki âletlerini, yani çalgıları sözünü ettiğim efsaneler ve inançlar doğrultusunda değerlendiriyor, Fatih Sultan Mehmed devri Türk Edebiyatı’nın az bilinen hususlarına temas ediyor, bazı masalların mitolojik temellerini anlatıyor ve Leylâ ile Mecnun hikâyesini de aynı temele dayanarak yorumluyor.

Hoca’nın TV’de programlarında sözünü ettiği Sümer medeniyeti ile inançlarının sanatımıza ve sosyal hayatımıza yaptığı etkileri ele aldığı diğer makaleleri de, serinin diğer cildlerinde yeralacak...

Edebiyat tarihçilerimiz Divan Edebiyatı’nı ve diğer eski metinleri Gönül Tekin’in metodu ile incelemeye başladıkları takdirde, bugün bize artık yabancı gibi görünen klasik edebiyatımız bambaşka bir çehreye bürünecektir.

Kaynak ; Murat Bardakçı
EK 1
İki yayınını da izledim özellikle Kur-an da geçen 'huruf-u mukattaa' ile ilgili soruyu yanıtsız bıraktı. 20.03.17
9 beğeni · 0 yorum · Biliyor musun? ·
/ 220