ara

BUKALEMUN

Bu dünyanın benim için ne olduğunu biliyor musunuz ? onu size kendi aynamda göstereyim mi? bu dünya başlangıcı ve sonu olmayan içten bir canavardır gücün sabit; demirden bir büyüklüğüdür , o ki ne daha büyük ne de daha küçük olur kendini tüketmez sadece Değişir bütün olarak değişmeyen bir bütünlük arz eder ve bizler de kıvranıp dururuz. Frıedrıch Nıetzche

BUKALEMUN

@karacurin

Gerdek(sel) irdeleme
Gerdek(sel) irdeleme
Merhabalar Sn.Üyeler ; malum insan ilk aklını kullanmaya başladığından itibaren hep merak etmeye başlamıştır ve merak -ede -ede bu seviyelere ulaştık -bilim de teknoloji de vs vs . Geçen yıllar içerisin de bir sosyolog uýe ile uzun uzun konuşurken insan davranış biçimlerin (gelenek,örf ve adetlerimiz) hangi sosyal nedenle geliştiğini merak etmiştik! Misal erkekler neden tespih sallar? Ya/da kadın neden makyaj yapar !? Vs vs derken konu orta yolda buluştu "gerdek" evet-evet gerdek ki bir erkek gerdeğe girerken eş_dost tarafından neden sırtı yumruklanır? Her ülkeye,yöreye çeşitlilik arz eden geneleksel adetler olduğu gibi biz Türkler ve civar ülkelerde çeşitlilik arz etsede gerdeğe girerken bu sırta vurma geleneği var (gerçi şehir yaşantısı yüzünden bir çok gelenekler gibi kaybolmaya yüz_tuttu) şimdi Gerdeğe giren damadın sırtına(beline) neden vurulur ? Mitolojik bir geçmişi varmıdır_yokmudur? Birtakım genel bir açıklaması vardır elbet fakat kimsenin bilmediği bir kitapta geçen açıklama vardır elbet diye düşünüyorum! -varmıdır-?
https://youtu.be/RyzGyoTalXI
1 beğeni · 0 yorum

BUKALEMUN

@karacurin

Dik Durmak
Dik Durmak
Bu videoyu izlerken erkekliğim'den ve insanlığımdan utandım doğrusu 😞 mevzu akp,chp vs vs mevzusu değil onurluluk onursuzluktur bana göre.
EK 1
10 beğeni · 4 yorum
Muhayyel (@balanced)
Her zaman dik durmak,kimseye egilmemek, haktan ve haklıdan yana olmak gerekir
14.11.18 beğen 1 cevap
Mehmet (@yoldas)
'' mevzu akp,chp vs vs mevzusu değil onurluluk onursuzluktur bana göre.'' ne güzel demişsin. Çizgisinden ödün vermeyenler bedel ödüyor. Diğerleri ise iktidarı paylaşmak için omurgasızlık yapıyor. Bukalemun gibi.
2 sa beğen 1 cevap

BUKALEMUN

@karacurin

Sor(gu)sal
Bir üye ile biraz bahis konusu oldu o nedenle siz okuyuculara sormak istedim; bazı edebi yani Roman eserleri ilmi bir ileti içerir mi ? Evet ise bir örnek , hayır ise neden?
6 beğeni · 25 yorum
buket vural (@buketvural)
İlmi bir ileti derken? İlahiyat da normalde bir ilimdir ama öyle işlemiyor.Sorgulama yok.
13.11.18 beğen cevap
Bearded Angler (@beardedangler)
bu soru yanlış abi,cevap veremem ben buna.soruyu değiştir gel sonra guzel guzel anlatayım mevzuyu
13.11.18 beğen 1 cevap
Hocam edebi eser veyahut değil ilmi bir bilgi içerebilir. İlim sosyal bilimlerde teoloji konusunun bir terimi siz daha iyi bilirsiniz ve teoloji konularına ateizm de deizmde dahildir. Bir kişinin kendi sorgulamalarını yazacağı hikayeler bile ilmi değere sahiptir en basit örnek Turan Dursun’un Kulleteyn adlı hikayesini verebilirim
13.11.18 beğen 1 cevap

BUKALEMUN

@karacurin

Bilim(sel) Başarı
Bilim(sel) Başarı
TÜBİTAK Tarafından Reddedilip Fizik Alanındaki Başarılarıyla Adından Söz Ettiren İlayda Şamilgil.

Bu tür haberler sürekli çıkıyor da bu kuruma biri çekidüzen vermez mi? 1.ödenek yok o yüzden red ediliyor?
2.ödenek var adam mı yok?
3......neyse .
5 beğeni · 0 yorum

BUKALEMUN

@karacurin

Sana(at)-sal çözümleme
Sana(at)-sal "çözümle"me
"Tolstoy'a göre duygu aktarımım başaran her eser sanat eseridir. Aktarılan duygu önemli ya da önemsiz olabilir, iyi veya kötü olabilir; vatan duygusu, aşk, v.b. olabilir. Eğer bunlar aktarılmışsa sanat eseri meydana gelmiş demektir. Aktarıma Tolstoy 'bulaşma' da diyor. Bulaşım bahis konusu olduğu müddetçe yani içeriği bir yana bırakırsak sanat eserinin başarı ölçüsü ikidir : Bulaşımın şiddeti ve eriştiği insanların çokluğu. «Bulaşım ne kadar

kuvvetliyse eser sanat eseri olarak o kadar başarılıdır:»^. Tolstoy'a göre bulaşım sanat için en önemli şart. Bu olmadıkça, eser ne kadar gerçekçi, kuvvetli, şiirsel olursa olsun sanat eseri değildir. Bulaşımın yer alabilmesi ise üç şeye bağlı:

1  Aktarılan duygunun bireyselliğinin çokluğu veya azlığı;

2 Duygunun aktarılışındaki açıklık,

3  Sanatçının içtenliği (samimiyeti); yani aktardığı duyguyu kendisinin ne derece kuvvetle duyduğu

Bunların en önemlisi üçüncüsü. Hatta Tolstoy diğer ikisinin içtenlikte toplanabileceğini söylüyor. Böyle bir sanat eserini okuyan veya seyreden, sanatçıyla öylesine birleşir ki sanki eseri kendi yazmış gibi olur; dile getirilen duyguyu kendisi de ne zamandan beri dile getirmek istediğini hisseder. Bu yakınlık ve birleşme yalnız sanatçıyla olmaz başka okurlarla da olur. Sanat insanları yaklaştırır ve kaynaştırır.

Tolstoy 'bulaşım' sorununa giriştiği XV'inci bölümden önce, eski ve çağdaş birçok sanatçıya hücum ederek bunların sahte sanat eserleri yarattığını iddia eder.

Sanat Nedir? kitabının en çok isyan uyandırdığı ve vardığı sonuçlarla kendi kendini

baltaladığı inancını yaratan bu bölümlerde Tolstoy'un kötü sanatçı diye saydığı isimler insanı oturup düşündürecek isimlerdir. Ressamlar arasında Raphael, Michelangelo, Monet, Manec, Pissaro, Renoir gibi isimler var. Edebiyat alanında Aiskhylos, Sophokles, Euripides, Aristophanes, Dante, Boccaccio, Tasso, Shakespeare, Milton, Goethe, Puşkin (kısmen), ibsen, Zola, Baudelaire, Mallarme, Flaubert v.b. Müzik tarihinde de pek kimse kalmıyor. Bach'ın bir kaç aryası, Chopin'in aşırı duygusal bir kaç parçası, Beethoven'in ilk eserleri, Haydn, Mozart, ve Schubert'in bazı eserleri sınavı geçer. Ne bunların en çok beğenilen diğer eserleri ne Beethoven'in son kuartetleri ve ne de hatta Dokuzuncu Senfonisi kabul edilir. Wagner (özellikle Wagner) Liszt, Berlioz, Brahms ve Richard Strauss toptan çöpe atılır. Tolstoy kendi eserlerine kargı da aynı kesin ölçüyü kullanmaktan geri kalmaz ve Savaş ve Barış dahil bütün eserlerini sahte sanat listesine katar. Ancak iki hikayesinin istenilen nitelikte olduğuna inanır: Tanrı Hakikati Görür ve Kafkas Mahpusu.

Tolstoy'un bütün bu sanatçıları inkâr etmesi bir kaç sebebe dayanır. Bir kere yukarda saydığımız şartlar bunların eserlerinde yoktur ya da eksiktir. Bazıları samimi olarak duydukları bir duyguyu ifade etmek yerine duygusuz ya da taklid eserler verirler. Gerçek sanat, herşeyden önce sanatçının kendi duygusunu dile getirmek ihtiyacını hissetmesiyle başlar. Zengin tabakanın sanatı ise böyle bir ihtiyaçtan doğmaz; bu insanlar eğlenmek yani hoşlarına gidecek duyguların ifade edilmesini isterler. Sanatçı da bu isteği karşılamak için yazar. Gerçekten duygularını anlatan ve aktarım sağlayanlar varsa da bunlar duyguyu sade ve açık olarak anlatacak yerde anlaşılmaz bir biçim veya üslûpla anlatır, ve bundan ötürü ancak küçük bir zümreye duygu aktarabilirler. Oysa biraz yukarda söylediğimiz gibi 'bulaşım' da başarının ikinci ölçütü eriştiği insanların sayısıdır. Bundan ötürü tarihe geçmiş büyük isimleri Tolstoy gerçek sanatçıdan saymaz, çünkü bunlar ancak kültürlü ve zengin sınıfla duygu alışverişi kurabilirler. Geri kalan halk tarafından anlaşılmazlar. Böylece Tolstoy'un, 'bulaşım'a eriştiği için bu eserlere sanat eseri demesini beklerken ikinci zinam geçemedikleri için bunları sahte eserler arasına koyduğunu görürüz"
5 beğeni · 0 yorum

BUKALEMUN

@karacurin

İde(a)-L-
@semihoktay eserlerde yer alan bu uygunsuz parçalardan başka bir de belli türlerin zararlı olduğu kanısındadır. Şiirleri, anlatım yöntemi bakımından üçe ayırır: 1) Şair söyleyeceklerini kendi ağzından söyler, anlatır. O çağdaki dithyramb’lar bu türe örnektir. 2) Mimesis yöntemine dayanan eserler, yani tragedya ve komedya. Bunlarda şair, kendi ağzından konuşmaz, eserdeki kişilerin ağzından konuşur, onları taklit eder. Burada mimesis çok daha dar anlamda, başka birini temsil etme (impersonation) anlamında kullanılmaktadır.

3) İki yöntemin karışık olarak kullanıldığı destan (epos) türü. Bu kez şair kâh kendi anlatır öyküyü, kâh kişileri konuşturur.9

@semih-oktay ' Son iki türü zararlı bulur @semihoktay , çünkü bunlarda taklit işe karışmaktadır ve taklit edilen kişiler, çoğunlukla özenilecek kişiler değildir. Korkakları, sarhoşları, köleleri, delileri taklit ede ede taklit edilen şeye alışılır. “Bu alışkanlık da bedeni, konuşmayı, görüşleri değiştiren ikinci bir tabiat olur.”10 Bundan ötürü bu gibi eserleri yazanın da, oynayanın da, seyredenin de, okuyanın da kişiliği zarar görür.

@semihoktay ’ın son bir itirazı daha var edebiyata. Edebiyat bizim duygusal yanımıza seslenir. Coşkun duygularla davranan kişiler bizi çeker ve heyecanlandırır. Oysa dengeli insan, bilge kişi, aklını kullanarak duygularını dizginlemesini bilen kişidir. Bir felâketle karşılaştığımızda acımızı belli etmemek için dişimizi sıkarız, çünkü erkek adama yaraşan budur. işte bundan ötürü duygu yanımızı coşturan edebiyat kişiliğimizi

bozar. “Tutku gibi, öfke gibi içimize hoş veya acı gelen ve isler istemez gündelik hayalımıza giren duygular şiir benzetmesinin etkisi altında kalmaz mı? Benzetme bu duyguları kurutacak yerde sulayıp besler, dizginlenmesi gereken tutkulara içimizin dizginlerini verir, böylece de iyi ve mutlu olmamıza değil, kötü ve mutsuz olmamıza yol açar.”11 Edebiyatın, tiyatronun insanlar üzerinde derin etkileri olduğunu bildiği içindir ki @semihoktay , Devlet diyalogunda ideal bir toplum kurmağa çalışırken bunların eğitimde nasıl bir rol oynayacağını inceden inceye araştırır. Sonunda, ancak Tanrıları ve iyi insanları öven eserlere, yani güdümlü sanata razı olarak, daha önemli saydığı amaçlar uğruna, ne kadar hoş olursa olsun mevcut sanata kapılan kapatır. Kısacası @semihoktay ’a göre zamanındaki edebiyatın işlevi kötüye işlemektedir, ama sanatçıları sansüre tâbi tutarak, güdümlü bir sanat sağlanabilirse o zaman edebiyatın işlevi de yararlı edebiyata itirazlarını özetlemek istersek bunların başlıca iki yönden yapıldığını söyleyebiliriz: 1) Bilgi yönünden. 2) Ahlâk yönünden. Bilgisel yönden itirazı iki temele dayanıyor:

a) Şair, bizi, asıl gerçekliği teşkil eden idealardan uzaklaştırır.

b) Şairin yetkiyle konuşacağı hiçbir konu yoktur.

Ahlâk yönünden olan itirazları da üç temele dayanıyor:

a) Eserlerde gençlere, fena örnek olacak parçalar var.

b) Tragedyalarda ve destanlarda kötü kişileri taklit ederek temsil etme fena etkiler bırakır.

c) Edebiyat, dizginlememiz gereken duygusal yanımızı coşturur.



 
8 beğeni · 11 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
@julioco :))
12.11.18 beğen 2 cevap
Batuuu (@batuuu)
@semihoktay okumayi sevmez deseydin tam olurdu😂
12.11.18 beğen 1 cevap
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
isyannnnnnnn ahahaha!
12.11.18 beğen 1 cevap

BUKALEMUN

@karacurin

(2100-sel)
(2100-sel)
"Robo-psikolog başını salladı. "Benim alanıma girdiğinizi görüyorum. Ama galiba bütün politikacılar bunu yapmak zorundalar. Fakat açıkçası hikâye böyle sona erdiği için çok üzgünüm. Ben robotları severim. Hatta insanlardan daha çok severim onları. Sivil bir yönetici olarak çalışabilecek robot yapılabilseydi, herhalde bu işi insanlardan çok daha iyi başarırdı. Robot Yasaları yüzünden insanlara zarar veremez, diktatörlük, ahlaksızlık, aptallık edemez ve peşin yargılara saplanmazdı. Böylece uygun bir süre hizmet ettikten sonra görevinden ayrılırdı. Ölümsüz olmasına rağmen hem de. Çünkü insanlara, onları bir robotun yönettiğini açıklayarak zarar veremezdi. İdeal bir şey olurdu bu."

"Ancak bir robot da beynindeki yetersizlikler yüzünden başarısızlığa uğrayabilir. Pozitronik beyin hiçbir zaman karmaşık insan beyniyle bir tutulamaz."

"Bu robot yöneticinin danışmanları olurdu. Bir insan beyni bile, yardım olmadan başkalarını yönetemez."

İsaac Asimov tarafından yazılan
Orijinal adı “I, Robot” olan ve Türkçesini “Ben, Robot” ismiyle bildiğimiz robot öykülerinden oluşan antoloji ilk kez Gnome Press tarafından 1950’de yayımlanmıştır; ele aldığı konular içerisin de bu düşünceler gerçekleşirse bizi nasıl bir yaşamsal irade ve duygular bekler?
(Bu durum de en_çok Arap ve Türkler etkilencek 1.Arapların Dinsel hegomanyası zarar görecek Türkler ise öfkelendiğin de nasıl küfür edecek?)
5 beğeni · 0 yorum

BUKALEMUN

@karacurin

Geceye(dair)
Geceye(dair)
Artık olan oldu bize
Gelsen de bir gelmesen de
Gelemeyiz biz yüz yüze
Gelsen de bir gelmesen deHep kendini çektin naza
Yok bahara yahut yaza
Bıktım gayrı yaza yaza
Gelsen de bir gelmesen deBir candır bu bir andır bu
Giden gelmez bir handır bu
Dağ taş değil insandır bu
Gelsen de bir gelmesen deGöreceğim bir boş kafes
Ceset kalmış çıkmış nefes
Nerde o can nerde o ses
Gelsen de bir gelmesen de
EK 1
Osman Yüksel Serdengeçti. 12.11.18
EK 2
Osman Yüksel Serdengeçti. 12.11.18
Osman Yüksel Serdengeçti
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
10 beğeni · 0 yorum

BUKALEMUN

@karacurin

Tahsin(sel)
Tahsin(sel)
Dayanamadım sabahın ilk ışıkların da attım kendimi "Ilyas"ın odasına -rar-ara kafamı kaldırım bir denize bir kendime bakıp tekrar ilyas ile yemek pişirmeye koyuluyoruz...ah Emel ah_hhh. Sn.@batuuu ve Sn.@gulsahsonmez ile @semihoktay beğ'in kulagı çınlasın:)
Mutfak Çıkmazı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
18 beğeni · 5 yorum
Batuuu (@batuuu)
ilginç bir kitapti. selami haricinin kitap yazma takıntısından hemen sonra ilyasin yemek takıntısı ile karşılaşmıştım. Farklı bir deneyim olmuştu benim için. gönderdiğim kitaplar arasnda yok ama sonuncu kitabini da kesin okumalısınız
Tahsin Yücel istemsiz bir şekilde toplumunun bizi yaptirtmaya ittigi hususlari komik ama ironik bir şekilde kitaplarında çok güzel özetliyor. bunlar bazen güldürüyor bazen düşündürüyor
11.11.18 beğen 3 cevap
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Keyifli okumalar. Ben de Sonuncu’yu okuyorum...
11.11.18 beğen 1 cevap

BUKALEMUN

@karacurin

Barış(sal)
Barış(sal)
Sun Tzu, Caesar, Machiavelli, Clausewitz:
Savaş kuramcıları sadece teori yapmamış
10 Kasım 2018814

Ender Helvacıoğlu

Tarihteki büyük savaş ve siyaset kuramcılarının önemli bir bölümü işin sadece kuram kısmında değil pratiğinde de yer almışlardır. Devlet yönetiminde bulunmuşlar, savaşlara komuta etmişler ve kuramlarını yaşadıklarından aldıkları derslerle oluşturmuşlardır.

Felsefe günlük yaşamdan nispeten daha kopuk bir etkinliktir ama Marx’ın filozoflar için söylediği Feuerbach Üzerine Tezler’in 11.’sinde bu alanda dahi teori-pratik birliğinin önemine vurgu yapılır: “Filozoflar dünyayı sadece değişik biçimlerde yorumladılar, oysa sorun onu değiştirmektir.”

Felsefe neyse de, siyaset ve özellikle savaş kuramcılığı dışarıdan atıp tutmayı kaldıracak bir alan değildir. Bu alanda ustalık mertebesine ulaşmış isimlerin çoğunluğunun ciddi pratikler yaşadıkları bilinir.

Sun Tzu’nun cariyeler ordusu
Hemen akla gelenlerden, “Savaş Sanatı” adlı eserin yazarı ustaların ustası Sun Tzu bir generaldir; Wu kralının ordusuna komutanlık etmiş, Chi ve Chin devletlerini yenerek Wu’nun büyük bir..


https://bilimvegelecek.co...teori-yapmamis/
6 beğeni · 0 yorum
/ 323