ara
kişibaşınadüşenmilligelir
3.378 211

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

Armağan
Çocukluğumdan itibaren esnafın arasında yetişmem bana bir takım olumlu vasıflar kazandırmıştır. Lakin bu şedit bir biçimde duygusallıktan münezzeh bir karaktere bürünmeme de vesile olmuştur. Neticede insan mizacının muayyen bir şekil almasında içtimai hayatın ve muhatap olduğu muhtelif vakıanın rolü büyüktür. Esnaf ortamlarında, o kurtlar sofrasında duygusallığa yer yoktur. En ufak bir duygusallık emaresi kimi zaman şiddetle alay edilerek kimi zaman da daha ne olduğunu anlamadan telafisi imkansız zararlar verilerek behemehâl bertaraf edilir. Binaenaleyh böyle bir ortamda yetiştiyseniz göreceli olarak acımasız ve hissiz bir insan olmanız kaçınılmazdır. Uzun süre bu şekilde yaşadıktan sonra şuur altında, hislerini belli edecek bir eylem yapmama durumu zuhur eder ve zamanla da bu bir reflekse evrilir.

Sözgelimi teşekkür etmek.

Bu tip ortamlarda teşekkür etme gafletine düşmek cemiyetten gelen namütenahi istihza ve istiğfaf taarruzları neticesinde harap bir vaziyete düçar olmanızın müsebbibi olabilir. Bu halin tabii neticesi olarak cemiyette süper kahraman yetişmesi kabil değildir.

Lakin muhatabı Harun Abim olduğu için, anlayışına sığınarak, ruhumun kadim ve köklü iptilâlarını ve de cemaziyelevvelimi bir tarafa bırakarak gayreti muazzama ile: TEŞEKKÜR EDERİM @tiffany

Harun Abi...
Mahallenin Bıçkın Delikanlısı aynı zamanda Salon Beyefendisi...
40 beğeni · 13 yorum · Başıma Gelenler ·
Holly (@tiffany)
Değerli kardeşim, zannedersem iyi şeylerden bahsediyorsun, çünkü ne dedin herzaman ki gibi anlamadım:) yanıma almayı unutmuşum Arapça Farsça Osmanlıca sözlüğümü, asıl ben teşekkür ederim, varlığın için.. - 21.03.17
Asım Mauser (@mauser)
zamanin behrinde @kisibasinadusenmilligelir beni bir manifaturacıya götürdü. pantolon falan aldık. paçaları yapılacak. adamlar dedi ki " biz senin işyerine getiririz" o an "zahmet olmasın" demek gafletinde bulundum. devaminda esnaf arkadaş " zahmetinin amk" diyerek benle alay etti. o an anladım ki esnaf ortamı bir kurtlar sofrasıymış. nezakete yer yokmuş. ama istisnalar da var elbet. mesela m.s.a. abi çok kibar bir insan . ben ona itimat ederim. ondan kazak almak isterim. - 21.03.17
Shogun (@demindensimdiyegeldim)
Mükemmel bir esnafcılık - 22.03.17

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

Kande bir gam yarsız kala benimle yar olur
Bir bela kim sahibin bulmaz bana gamhar olur

Istesem bir çare bin naçarlık yüz gösterir
Vusat istesem geniş dünya başıma dar olur

Her har-ı nadan için pabend olan zülf-i siyah
Bana gelse murg-ı can saydetmekiçün mar olur

Talihimden hak tasavvur kıldığım batıl çıkar
Rişte-i tevhid olan halka bana zünnar olur

Bari ümmidin kesip Mansur-veş bu bağda
Neviye berdar olan manide berhodar olur
Martin Heidegger (@martin-heidegger)
Harabat ehlini horgorme şakır /defineye malik viraneler var - 01.03.17
doğala özdeş (@superkimyonn)
Peymânesini her kişi doldurmada bunda
Şimden gerü bu meclise mey-hâne disünler

Dil hânesini yık koma taş üstüne bir taş
Sen yap anı elller ana vîrâne disünler - 02.03.17
Martin Heidegger (@martin-heidegger)
Geceleri melami takılıyoruz jdjdjfkfk - 02.03.17

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

Uzuv
İğrenç parmaklarınızı gördüm. O pis parmaklarınızı gördüm.

Burun karıştırdınız, taharet aldınız, dötünüzü kaşıdınız, kulağınıza soktunuz, ayak parmaklarınızın arasını göbek deliğinizi temizlediniz. Sivilcelerinizi patlattınız irine iltihaba buladınız. Çapaklarınızı sildiniz o pis parmaklarınızla sonra gittiniz ananızın yaptığı pudingin dibini sıyırdınız, dişinize yapışan cipsi temizlediniz. Yalayıp yalayıp kah para saydınız kah kitap sahifelerini çevirdiniz. İnsanın en İğrenç uzvu olan o rezalet parmaklarınızı burada utanmadan ifşa ettiniz. Hepinizden iğreniyorum. Kendi parmaklarımdan ayrıca iğreniyorum. Bu yüzden senelerdir onları cezalandırmak adına yolarım. Dişimle kemiririm tırnaklarımla derisini soyarım. Bir defalığına çağrılara kulak vererek paylaşıyorum parmağımı sizlerle.
Bi daha olmasın.
@mauser @bku alın barnak.
30 beğeni · 10 yorum · Yapma Diyorum ·
Misafir
Peki @kisibasinadusenmilligelir kardeşim sana şunu sormak istiyorum. Burnunu hangi elin hangi parmağı ile karıştırıyorsun? - 10.02.17
Meursault Samsa (@meursaultsamsa)
Bu ne cesarettir yarabbi. Seni tanımak istiyorum, yiğidim. Beni mutlaka ara. - 10.02.17
Misafir
Evet o parmaklar güzel kalemleri tutup yaratıcı yazılarda yazar, klavyenin tuşlarina dokunarak güzel kalp kirar mesela, sokak hayvanlarına yardımcı olur ya da okunacak güzel kitaplarin sayfalarini cevirir. (Sahi sen okunacak yazar listesi vercektin ne oldu :( ) - 10.02.17

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

The two towers
Galata gullesi denlü yoğun kulelerim var. Baktım herkeşler kule dikiyor ben neden yapmayayım dedim. Çünkü bu cemiyet içerisinde kule dikme hususunda konuşması gereken birisi varsa o da benim. Çocukluğumdan beridir muhtelif emtia ile kule dikerim. Okey taşı olsun madeni para olsun küp şeker olsun nerde görsem nerde bulsam dayanamam kule dikerim. Sonra da yıkarım. Bu benim hobim. Bana kule dikme mütehassısı diyebilirsiniz. En çok bana soracaksınız. En çok bana. Kafamı bozmayın çadır dikme akımı başlatırım. Çadırı diken sizi etiketler sonra insan içine çıkamazsınız. Adam olun adam.
Neyse gelelim trollüğümüze. çay markalarıyla iki kule diktim. Devamını trol arkadaşlarım getirecektir onlara itimadım tam.
@mauser
@superkimyonn
@mumdurdum
@bku
@nill (evet o da bir trol artık)
@mervedeyeter
@ahmetgokce
@tiffany

Dikin ulan
EK 1
@kgk
@celibon
@mtrv
Ayrıca @bs bir trolluk yapıp bizi şereflendirirse müteşekkir oluruz 02.02.17
EK 2
43 beğeni · 18 yorum · Kitap Kule ·
Nil (@nill)
Meydan okumanı gördüm Reyiz :) ve kabul ediyorum. bekle ve gör :)) - 02.02.17
doğala özdeş (@superkimyonn)
Davetini aldım biraderim şu an bir toplantı halindeyim biter bitmez icabet edeceğim ben gelene kadar temel atmak için hemen sekretere talimat veriyorum ki zaman kaybetmeyelim. Yaz kızım 200 torba çimento 20 kamyon çakıl.. - 02.02.17
Asım Mauser (@mauser)
çam denlü yoğun bir kule dikecem bekle - 02.02.17

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

Kanepede amaçsız bir şekilde uzanmış tavana bakıyordum. Yeterince baktığıma kani olunca biraz da kitaplığa bakayım da değişiklik olsun dedim. Birbirinden nadide eserlerin arasında Nun Masalları diye bir kitap gözüme ilişti. Yazarı kimmiş diye merak ettim. Nazan Bekiroğlu imiş. Geçenlerde 1000kitap isimli sitede bu yazar hakkında yazdığım hakaretamiz sözler geldi aklıma. Amansızca tenkit etmiştim lakin bir kitabını da okumuş değildim. Birdenbire zihnime ilkokul sıralarından başlayıp lisans eğitimimi tamamlayana kadar geçen sürede muhtelif muallim ve muallimeler tarafından önyargı aleyhine atılan nutuklar hücum etti. Önyargılı bir insan olduğum için bir lahza nedamet getirdim ve nazan bekiroğlu na bir şans tanımaya karar verdim. Kitabı elime aldım ve objektif kimliğimle okumaya başladım. Türlü çin işkencelerinin karşısında tövbe edip biat edeceği bir işkenceye maruz kaldıktan sonra 10 sayfayı ancak tamamlayabildim. Bu 10 sayfada Nazan Bekiroğlu hanımın edebiyat anlayışını yeterince tahlil ettiğimi düşünüyorum. Netice itibari ile nesneleri ve duyguları sıfat tamlamaları ve belirtili isim tamlamaları vasıtası ile tasvir etmek, ayrıca tarihi değere haiz mefhumları sevgi, saygı, huzur gibi bir takım içi boşaltılmış hasletler ile harmanlamak suretiyle okuru menkıbeye boğmaktan başak bir edebi nitelik bulunmadığını tetkik ettim. Ne esaslı bir tefekkür görebildim ne de edebi bir haz alabildim. Binaenaleyh iki sonuca vardım:
1- Nazan Bekiroğlu kötü bir yazardır
2- Önyargı iyidir
17 beğeni · 8 yorum · Diyorum ki ·
haribu (@celibon)
Seni taşlayacaklar @kisibasinadusenmilligelir :) kaç bence ;) - 31.01.17
Misafir
Peki sana göre hangi yazarlar iyi ? - 31.01.17
Özge (@ozge-selcuk)
Nazan Bekiroğlu'nu ben de okumadım henüz,o konuda bilemeyeceğim :) Ama vardığınız sonuçlardan 2.sinin doğru olma ihtimali yok, önyargılar pistir,kötüdür,uzak durulması gerekir :) - 31.01.17

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

"Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar falan yağmış değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz."

Herkesin manzarası on numara bir bizimki boktan.
34 beğeni · 19 yorum · Fotozilla ·
Misafir
Ben de hayal kurmaktan hoşlanmıyorum hiç hayalim de olmadı zira. -_- Bu da bizim manzara. Puanlayın bakalım on numara mı? - 29.01.17
Zeynep (@zeynep3)
Bu da benden gelsin - 29.01.17
Misafir
Cengiz Bektaş amcamiz var çok yaşasın. Tez muhabbeti nedeniyle kendisini yakindan tanima firsati bulmustum.  Karşıdaki o çirkin turuncu binayı gördüm de, derinden andim kendisini. Türk Evini anlatan güzel bir kitabı var zati muhteremin. Öyle bir tasarım yapilirmis ki, bir ev diğerinin güneşini bile kesmezmis. Fazladan bir çivi bile heba edilmezmis. Mahremiyet herseyden önemli tutulurmus. Şimdi bırak Mahremiyeti, duvarlar bile kağıttan ki, yan dairedeki sevişse senin senin sigara uzatasin geliyor. Hey gidi eskiler hey. Şimdi bir kez daha sövdüm mimar ve müteahhitlere. Mustehak mi bize dayatilan bu cirkinlikler ha? Belki de evet. Bilemedim bak şimdi.  Bu arada o yerdeki cips paketine ait bir parça mı? Öyle deme. Bak iyiymiş o. Sevgiler efenim - 29.01.17

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

Sosyalist Damar
Bugün haberlerde Begumhan Doğan Faralyalı isimli zatı röportaj verirken gördüm. Aydın Doğanın kızıymış.  Davos ekonomi zirvesinde bilmemne alaninda ilk bilmem kaç ceo arasına girmiş bu muhterem. Verdiği röportajda kullandığı cümleler o kadar klişe ve boştu ki  memleketimizin elit tabakasındaki kalite noksanligini iliklerime kadar hissettim. Neredeyse yıllardır hararetli bir savunucusu olduğum elitist nazariyeye ve bu minvalde zuhur eden meşrebime veda ediyordum. Aklima geçen gün okuduğum Wright Mills in İktidar Elitleri isimli kitabından bir bölüm geldi.

"Oturdukları evler, devam ettikleri dernek ve kulüpler başlıca ayrıcalıklı özellikleri teşkil eder. Keza, devam ettikleri kolejler ve yabancı okullar da milli özellikleri yansıtmaz. Sayfiye ve dinlenme yerleri aynıdır. Seçkin aileler arasında evlilik yaparlar. Böylece İktidar yapısı bu üst sınıfın eline geçer. Yönetimi elinde bulundururlar. Akrabalık ilişkileri güçlüdür. Birlikte yerler birlikte içerler, yönetimi aralarında paylaşırlar, sosyeteyi de ellerinde tutarlar. Ortak av partileri, tenis oyunları yanında çin lokantasında yer ve içerler. Kışı İsvicrede yazı Ispanyada geçirirler. Yat sefalari,  viski, şampanya astragan kürkleriyle bu yükselen sınıf kendi kendini yetiştirmiş kimseler olarak değil, düzene kendini uydurmuş, kendini düzene sunmuş kişilerdir."
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Gayri safi milli hasılanın çok büyük bir oranını yerken. Kendin değerlerini de tüketiyorsun yabancılığın sadece topluma değil kendine de oluyor. Tüketmek amaçsa üretim için gereken ekipmanlarda tüketiliyor hırslar uğruna. Sığ bir vurdumduymazlık içinde yaşanan gerçeklik işte. Başarının parasal karşılığı neyse veriyorsun da değişmiyor vardığın nokta. Liberal bir kapitalizm eni kökü. Yorum yapmadan duramadım efenim iyi geceler. - 18.01.17
Asım Mauser (@mauser)
schopenhauerin dedigine gore 3 tür aristokrasi varmış. 1. doğuştan ve rütbeden gelen 2. para 3. zihinsel. en yücesi de sonuncusuymuş. birincisi türkiyede yok edildi. ikincisi kahpelere bahşedildi. üçüncüsü ile de yerler süpürülüyor. o yüzden kardeş elitizmden vazgeçme asla." kusursuz olan elitler değildir elitizmdir" diye de bir islamcı savunmasi yapayım da gel sen girdiğin yoldan geri dön. - 18.01.17

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

Petrarca’nın Karanlık Çağ diye tanımladığı Romanın yıkılışından Şarlman’ın Papa tarafından İmparator olarak ilan edilmesine kadar olan dönemde kıta avrupasındaki yegane güç kiliseydi. Vandalların, Vizigotların, Saksonların ve Germenlerin sonu gelmeyen yağma ve talan hareketlerinin kaotik bir ortama yol açması neticesinde asgari bir nizam tesis edebilmiş kilisenin muktedir olması kaçınılmaz oldu. Barbarların istilası diye tasvir edilen bu dönemin ilk evresine bilhassa Cermenlerde Aryanizm etkisi had safhada. Hatta barbar kavimlerin birçoğunun karanlık çağda Ortodoks Hıristiyanlığa mugayir olan aryanist nazariye ile Hıristiyan olmuş fakat daha sonra Katolik olarak Vatikan’ın etkisinde asırlar boyu idare edilmişler. 4. Asırda yaşayan Aziz Arius isanın tanrının oğlu olmadığını iddia etmiş lakin İznik konsilinde ciddi tartışmalara konu olduktan sonra teslis inancını reddetmesi sebebi ile kabul görmemiş daha sonra da unutulup gitmiş. Arius un düşünceleri Ortodoks ve Katolik nazariyeye göre daha ılımlı ve kendi içerisinde mantıki düzlemde bir sistematiği mevcut.Avrupanın karanlık çağında Katolik kilisenin baskıcı tavrı Umberto Eco nun da dediği gibi beşeriyetin düşünce refleksini paramparça etmiş. Barbarların Katolikleşmesi neticesinde görülmemiş gerilemeye bu dönemde rastlanmış. Skolastik-Katolik düşüncenin barbarları tesiri altına alması kentleşme süreci boyunca etkisini devam ettirmesi görülmemiş geriliğe neden olmuş. 15. Asırda aryanist düşünceyi ilk benimseyenlerden Cermenlerin arasından Martin Lutherin çıkması da bence kaderin bir cilvesi olmuş. Protestanlığın yayılması neticesinde tezahür eden maddeyi idrak çabası avrupayı rönesansa, bilahare aydınlanma çağına götürmüş. Greko Romen kültüre duyulan özlem ve bunu tahlil gayreti Avrupa medeniyetinin terakkisine zemin hazırlamış. Helenizm, eski yunan döneminin ve temel Roma eserlerinin tercümeleri matbaa vasıtası ile yayılmış ve dinamik bir münevver zümre zuhur etmiş. Aynı dönemde İslam ise en verimli dönemini yaşamış. Lakin bir medeniyetin terakkisi ile diğerinin düşüşü çoğu zaman denk geliyor. Şimdi sorum şu acaba İslam da hâlihazırda karanlık çağını mı yaşamakta? Eğer böyle ise İslam medeniyetinin zirve yaptığı 10. ve 12. Yüzyılları arasındaki dünya algısı ve düşünce yapısını mı tahlil edip terakkimize temel dayanak olarak almalıyız? Yoksa daha sonra zuhur eden sufilik ve kadercilik zihniyetini temel şiarı olarak kabul eden tasavvuf inancında ısrar mı etmeliyiz?
17 beğeni · 3 yorum · Arena'ya Sor ·
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Bir yerde bir paylaşımda harita görmüştüm. Bu bahsi geçen konu üzerine. İslam coğrafyasının yükselişte olduğu o dönem de ki pek çok bilim bunun altını çiziyorum bilim adamı çıkarmıştır o topraklar, dinle uğraşın daha az olduğunu gösteriyordu. İnsanlar dini çıkarımları ispatlamak uğruna bilim yapıyorlardı. Ama bilmek araştırmak üzerine kurulu bir anlayış vardı. İnanmak ve kabul etmek değil. İlim insanın yitiği idi o zamanlar. Bir harf öğretene de köle olunuyordu. Aristoteles önce Arapça ve Farsça ya çevrildi. Velhasılı naçizane görüşüm. İlim ilim bilmektir. Ve fakat bu nice okumaktır diye sorgulayabileceğimiz kimse kalmamıştır. Saygılar. - 14.01.17
Asım Mauser (@mauser)
Diyalektik kavramının farklı şekillerde ele alındığı bir gerçek. Biz doğrudan çatışma olarak ele almayalım. Tıpkı Marks'ın ele aldığı gibi alalım. O çatışmanın sonucu sentezin ortaya çıkacağı ortamı belli zincirlere bağlamıştır. Zincir halkalarından birinin kopuk olması elbette bahsettiği çatışmanın doğmasını engelleyecektir. Neticede ortaya çıkan kaostan ya da sakat bir çocuktan başkası olmayacaktır. Şöyle izah edeyim. İlkel toplum-feodal toplum- libaral toplum- kapitalist toplum ve sosyalizm. İşte bu evreler birer birer ilerledikçe çatışma artacak ve en sonunda bu çatışmanın çözümü olarak sosyalizm gelecektir. Bu zincir halkalarından herhangi birinin atlanması demek hüsrann demektir. Neticede sovyetler birliği bunun en güzel örneği. Din hususunda da benzer bir diyalektik düşünce kurma taraftarıyım. Evvela insanlar tabiatı teoloji ile açıklamaya gayret ediyorlardı. Yağmurun, güneşin bilimum doğa olaylarını bir tanrıyla açıklıyorlardı. Sonra tek tanrıcılık ve metafizik dönem geldi. Sonra aklın üstün kılındığı protestanlık çağı. Tabi ki bu dönemde yaşanan haçlı seferleri, veba salgını gibi tanrının ölümüne işaret eden olayların etkisi de protestanlığın yaygınlaşmasında etkendir. Uğruna savaştıkları tanrının insanları kırıma uğratması katolik kiliseyi yalancı çıkarmış, insan tanrıdan medet ummanın boş olduğu inancına ulaşmıştır. Bu çağ marksın liberal kapitalist toplum zincirine denk gelen çağdır. Şimdi bizim islam da ne oldu ona bakalım. İslam bahsini ettiğin altın çağında Tanrıyı metafizik yöntemlerle açıklamaya çalışan düşünürlere sahipti. Yani muhammedin tek tanrıcı dini bir üst halkaya erişmek üzereydi. Peki burada ne oldu da bu süreç durdu. Piyasaya Gazali isimli gerici din bilgini çıktı. Bu adam bilimum felsefeye ve fillozoflara düşmandı. Onların tanrıyı metafizik yöntemlerle açıklama çabasını kıyasıya eleştirdi. Ona göre islam hakkında tefekkür etmek yanlıştı. Kabaca inanmak gerekirdi. Böylece islam medeniyeti yükselmekte olduğu zincir halkasından, ilk doğduğu çağdaki halkaya doğru bir geri dönüş yaşadı. Bugün ondan da öteye gidemediği bir gerçek. Bilimsel gelişmeler karşısında kafası karışan müslümanlar tamamen bir kaos yaşıyor . Gelgelelim gazalinin ve eşariliğin yobaz baskısı bu büyük düşünürlerin avrupaya kaçmasına neden olmuştur. İbni rüşt, ibni bacce... Russel rüşt için diyor ki: “İbni Rüşd, İslam felsefesinden çok Hıristiyan felsefesi için önemlidir.O, İslam felsefesi için ölü bir sondu, Hıristiyan felsefesi içinse bir başlangıç olmuştur” Yani demem o ki İslam karşısına çıkan bu terakki fırsatını gazali yüzünden geri tepmiş bir daha da ilerleyememiştir. Bu bağlamda ben felsefenin ve filozofun din için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ve islamın tam manası yaşayamadığı bir tarihsel süreç olduğu kanısındayım. Bu tarihsel süreç akılcılık değil sufilik dönemidir. Şu anda şiddetle ve etkin bir şekilde İslam bu çağı yaşamalı, sonrasında akılcılık yoluna ilerlemelidir. Bakınız Platon vasıtası ile düşüncelerini öğrendiğimiz Sokrates neye işaret etmiş: insanın hayatı dünyanın hayatından daha önemlidir. asıl bilgi dünyayı değil insanı bilmektir. Yani temelde ahlak önemlidir. Bilim insanın daha ahlaklı olması için kullanılan bir araç olmalıdır. Sokrates'in bu görüşüne iştirak etmekle birlikte bunun islamdaki sufilik, tasavvuf ve islam felsefesi ile mümkün olabileceği kanısındayım. İlk başta ahlaklı insan yaratmak hedeflenmelidir. Selefi islamın kökünü kazıyacak olan da budur. İnsan önce tanrıyı izah etmeye gayret etmeli bunun mümkün olmadığını anlayınca da bilim ve akılın üstün kılındığı protestanlığa benzer bir aşamaya geçmelidir. En sonunda da tabi ki neyden bahsettiğimi tahmin edebiliyorsunuzdur. Bu zincir halkalarından biri eksik oldu mu kafası karışık toplumun bir kaosa sürüklenmesi kaçınılmazdır. Neticede bugün vaziyet söylediklerime işaret ediyor. - 14.01.17

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

"Behçet Bey, yirmi sene karısı Atiye Hanım'ı sevmiş ve kıskanmıştı. İlk önce Atiye'yi kendisinden, sonra İttihat ve Terakki'nin ilk azalarından Doktor Refik'ten kıskanmış, bu kıskançlık yüzünden Doktor Refik'i saraya jurnal etmiş, fakat onun ölümünden sonra da kıskançlıktan kurtulamamıştı. İhsan'ın kendisine söylediğine göre, genç kadının ölüm döşeğinde Mahur Beste'yi mırıldandığını duyunca ağzına eliyle birkaç defa vurmuştu, belki de böylece bu ölüme sebep olmuştu. Mahur Beste, Nuran'ın dedesi Talat Bey'in eseriydi. Bu ve buna benzer birkaç hadise onu birkaç koldan evlenme ile çok genişleyen bu eski Tanzimat ailesi arasında uğursuz tanıtmıştı. Buna rağmen bu garip eser hafızalarda yerleşmişti. Çünkü Mahur Beste küçük ve kısa şeklinde insanın tenine yapışan o acı çığlıklardan biriydi. Eserin kendi macerası da garipti. Talat Bey'in karısı Nurhayat Hanım Mısırlı bir binbaşı ile sevişerek kaçınca Mevlevi muhibbi olan Talat Bey bu eseri yazmıştı. Hakikatta tam bir fasıl yapmak istiyordu. Fakat tam o esnada Mısır'dan gelen bir dostu Nurhayat Hanım'ın ölümünü haber vermişti. Daha sonra ise bu ölümün eserin bittiği geceye tesadüf ettiğini öğrenmişti. Mümtaz'a göre Mahur Beste Dede'nin bazı beste ve semaileri gibi, Tab'i Efendi'nin bayati yürük semaisi gibi hususi yürüyüşü olan, insanı büyük manasında kaderle karşılaştıran bir parçaydı. Onu Nuran'dan, büyükannesinin hikayesi ile beraber dinlediği zamanı çok iyi hatırlıyordu. Çengelköyü'nün tepesinde, Rasathane'den biraz ilerideydiler. Gökte büyük bulutlar vardı ve akşam ta uzakta, şehrin üstünde bir altın bataklığı gibi çukurlaşıyordu. Mümtaz uzun zaman etrafa çöken hüznün, o hatıra renkli ışığın bu akşamdan mı, yoksa besteden mi geldiğini anlıyamamıştı."
Huzur~aht

 
19 beğeni · 0 yorum · Müzik Kutusu ·

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

LEBLEBİ
Beyazı var tuzlusu var kavrulmusu var dışı kaplamalisi var.var oglu var.envai çeşidi var
Türk milletinin milli içeceği ayransa milli kuruyemisi de leblebidir. Leblebi bizim gariban yanımızın alamet-i farikasıdır. Fakir mahallelerdeki mahalle maçlarından sonra akşam yemeğine daha çok varken açlığı bastırma fonksiyonu, biranın yanında en ucuz meze olması, toz haline getirilip şekerle karıştırılıp poşete dolduruldugunda en ucuzundan ve de kallavi bir abur cubur formuna kavuşması,her türk evladının zihnine bir mih gibi kazınmasını saglamistir leblebinin.  
Tüm bunlara rağmen asırlardır leblebiye mecbur olan bu millet bir tepki olarak onu kuruyemiş tabaklarının öksüz çocuğu haline getirmiştir. Sanki babasinin evinde görmüş gibi kajuyu antep fıstığını seçip seçip leblebiyi fıstık kabuklarının arasında adeta bir copmuscesine bırakmistir. Tamam ben de sevmem leblebiyi tercihlerim arasında son sıradadır. Düğünlerde dağıtılan naylon poşetlerdeki kuruyemisin %70 ini oluşturmasına ben de ayar olurum. Ama sadece devlet dairesinde canım sıkılınca hesap makinesinde adını yazıp kendime küçük çapta heyecan yaratma şansı verdiği için bile leblebiye saygı duyarim.

Bunu da internette buldum müthiş bir şiir

ÇORUMUN MEŞUUR LEBLEBİSİ

Herzaman sıkça yenilen
Tabağa konulup verilen
Türkiyede çokça sevilen

NEDİR...TABİKİİ....
LEBLEBİ LEBLEBİ..

Tarlada yetiş tirilen
Yagla tuzla yenilen
kavrulun ca çok sevilen

NEDİR...TABİKİ...
LEBLEBİ.. LEBLEBİ

Sinamada tiyatroda
çoluk çocukta sevilen
çorumdan gönderilen

NEDİR..TABİKİ..
LEBLEBİ...LEBLEBİ

Dosttan hediye gelen
Herkes taraftan sevilen
Ünlü olmuş bilinen

NEDİR..TABİKİ..
LEBLEBİ...LEBLEBİ

Akşam cının tabağında
çorumlunun ocağında
çok meşurdur oralarda

NEDİR..TABİKİ..
LEBLEBİ...LEBLEBİ

Sevdirdi o kendini
çorumlunun ismini
Tarih etti kendini

O GÜZEL MEŞ URLEBLEBİİİ
28 beğeni · 25 yorum · Anın Fotosu ·
Tokmakan (@tokmakan)
Sarısı bozaya çok yakışır :) - 05.01.17
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Ver adresi kardeşim hepsi feda olsun sana envayi çeşit göndereceğim rakı yanına meze olsun - 05.01.17
Nil (@nill)
işte bunlar hep işsizlik :D - 05.01.17
/ 2