ara

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Konusu ve Özeti

Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın başarılı romanlarından biri olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde modernleşme sürecinde zamana ayak uydurmaya yönelik yapılan toplumsal girişimlerin yol açtığı komik durumlar anlatılmaktadır.
Yayınevi: Dergah Yayınları
ISBN: 9789759952372
Sayfa: 354 sayfa
Sembolist şiir tarzını benimseyen Ahmet Hamdi Tanpınar aynı tarzı zaman zaman romanlarında da kullanmaktadır. Ancak şiirlerindeki estetik endişe yerine romanlarında nesri tercih etmiştir.

Ahmet Hamdi Tanpınar, romanlarında genelde Türkiye meselelerine değinmektedir. Medeniyet değiştirme çabalarıyla insanımızın yaşadığı çıkmazları ele alarak benlik, bireysel kimlik, toplumsal kimlik, yozlaşma konularında tahliller yapar.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Türk toplumunun değişim sürecinde yaşadıklarını bireyden topluma varan bir üslupla ortaya koymaktadır.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabı Tekrar Okunması Gereken Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Betül Zeyrek

@betulzeyrek

Kitabı okumada geç kalmış olsam da, Ahmet Hamdi Tanpınarın okuduğm ikinci kitabı. Diğer kitabı gezi yazısı formunda olduğu için pek derinliğini hissedememişim Tanpınarın. Ama kitap bitince nasıl biter yahu demekten kendimi alamadım. Ve devamı gelecek inşaallah Tanpınar kitaplarının. Kitaba gelince; çocukluğunu saatlerin arasında geçiren,binevi saat ile terbiye olan Hayri İrdal'ın Halit Ayarcı ile tanışması doğrultusunda gelişen olaylar etrafında şekilleniyor. Bir insan için hayatında yaşadığı dönemler içinde öncesi ve sonrası her zaman vardır. Hayri İrdal'da bu insanlardan biri. "Halit Ayarcı ile tanışmadan önceki hayat" ve "Halit Ayarcı' yı tanıdıktan sonraki hayat". Halit Ayarcı, kahramanımız için dönem noktasıdır aslında. Onu tanıyana kadar geçen dönem adeta kaybolmuş bir hayat, çaresizlikler içinde kıvranan bir baba. Hayatın içinde çırpınıp düzlüğe çıkmak yerine daha da çukura gömülen hayaller, ümitler.. sonraki hayatı ise kendine inanamayacak kadar şaşırdığı ve elde ettiği bir makam, refah içinde yaşanan bir hayat. Fakat tüm olanlarla beraber yaşadığı ruhsal karmaşa yanında adeta bir kimlik karmaşası da yaşar. Ele alınan bu iki yaşamda geçen olaylar, eski-yeni çatışması, değişimlerin toplum hayatına olumlu veya olumsuz etkileri, menfaat ve çıkar ilişkileri, önyargının toplumumuzdaki kocaman yeri gibi hususlar ele alınmış. Karakterlerin ruhsal durumları o kadar güzel ifade edilmiş ki her an cıkıp gelecekler ve siz onları kırk yıllık ahbabınız mış gibi içeri buyur edeceksiniz. Gözlemler ve analizler o kadar güzel ki etkilenmemek elde değil. İlk elli sayfası sizi biraz yorabilir ama aldammayın devam edin olayların kurgusu sizi fazlası ile büyüleyip içine alıverecek. Ayrıca eski ve yeni üzerinde durularak aslında asıl eleştiriye maruz olan konu Doğu - Batı sentezindeki insanın düştüğü durumdur. Bu durum ise saat/zaman kavramı ile sunulmuş. Yaşanan değişimlerin insanlar üzerindeki etkileri saatler üzerinden şekillenmiş. Kitaptaki psikolojik tahliller büyülüyor insanı. Bir de Halit Ayarcı o kadar güzel bir karakter olarak işlenmiş ki Hayri İrdal karakterinin tam aksine azim ile kendi istediği yönde yaşamayı kendisine hedef edinmiş, kendi değerlerini insanların gözünde de değerli yapmaya calısan ve tuttuğunu koparan bir kişilik olarak ele alınmış. Bu kendinden emin duruşunun insanlar nazarında ki etkisi onu o kadar büyülemiştir ki, insanların sadece çıkarları doğrultusunda destek olduğunu her şeyin sonunda fark etmiştir. Aslında verilmek istenen mesaj ince ince elenip sık dokunarak okuyucuya işlenmiş. Kesinlikle okuyun derim pişman olmazsınız. Ben geç kaldım siz gec kalmayın, yavaş yavaş sindire sindire okuyun tadını alacaksınız. Keyifle okuyun, keyifle kalın
4 beğen · 5 yorum
Ergün Çil (@erguncil)
Çok ayrıntılı bi bir inceleme yapmışsınız, Takdir ettim. Tebrikler...
13.01.18 beğen 1 cevap

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü isimli romanı baştan söyleyim çok eğlenceli bir kitap. Konusu oldukça ilginç. Kitap Hayri İrdal'in hayatının bir bölümünü otobiyografi tarzında ele almış. Yani kitabın yazarı ve başkahramanı Hayri İrdal kendi ağzından kendi hayatını anlatmış. Kitap çeşitli olaylar silsilesinin sonu ile başlamış ve arada geçen zamandaki olayları kitabın sonuna kadar anlatmaya başlamış. Yani kitabın başındaki olaylar sonu ile birleşmiş.
Hikayeye gelince... Hikayede görevi sırf saatleri ayarlamak olan bir kuruluşun, kitabı kaleminden okuduğumuz Hayri İrdal'in komikliklerle ve hüzünlerle dolu hayatının ve Hayri İrdal'in çevresinin(özellikle Halit Ayarcı) hayatlarından kısa-uzun kesitleri mevcut. Şahsen şu anda bu kitabın yazılış amacını hala anlamış değilim. Kitabı okurken özellikle son bölümlerde Ahmet Hamdi Tanpınar bu kitabı neden yazmış acaba, ne anlatmak istiyor diye çok düşünmüşlüğüm olmuştur. (Saatleri Ayarlama fikri ile ne anlatmak istemiş diye aklıma takıldığından) Kitap ile ilgili yorumlara bakarken aile hayatının önemi, geçmiş ile gelecek çatışması, insanlardaki erdemlerin nasıl çürüdüğü manasına gelecek akademik makale gibi bir sürü yazı gördüm. Bunlara da katılıyorum. Zira Hayri İrdal'in özelinde onun fakir ama gururlu bir adam iken toplum hayatında yükselmeye başlaması ile arkadaşlarının, akrabalarının ve hatta ailesinin kendisine olan davranışlarının nasıl değiştiğini bende gördüm, okudum. Ancak yazar bunları ele alırken bence çok farklı bir hikaye seçmiş. Farklılık şuradan kaynaklı. Başka yazarlar günlük hayattan yola çıkarak günlük hayatı anlatarak vermek istedikleri fikri okuyucuya iletirler. Ancak burada her ne kadar roman günlük hayatı işliyor gibi yazılmış ise de öyle değil. Çünkü romanın yazıldığı dönemde veya başka bir dönemde sırf saatleri ayarlamak için bir kurum kurulmuş mudur? Bildiğim kadarı ile hayır. İşte kitapta beni çeken nokta da bu oldu biraz. Kitap bilim kurgu gibi. Olmayan bir hayattan günlük hayata dokunulmuş. Yazar kitabı senin, benim yaşadığımız(gerçekte var olan) hayattan bir hikaye ele alarak yaşatmak ve anlatmak istediği duyguları yaşatabilirdi. Ancak böyle olmamış ve iyi ki de olmamış.
Kitabı okurken dikkat etmeniz gereken bir şey var. Bu kitabı toplum içinde okurken tepkilerinize dikkat edin. Neden mi? Kitaptaki çoğu olay size çok komik gelip gülme krizine girebilirsiniz. Şahsen bende öyle oldu.
Velhasıl okunması gereken çok güzel bir kitap. İyi okumalar...
Diğer kitap incelemelerim için profilimdeki blogumu ziyaret etmeyi unutmayın.
3 beğen · 0 yorum

abdulvahid gezer

@abdulvahidgezer

Türk edebiyatını Halit Ziya Uşaklıgil ile birlikte modernist bir noktaya getiren Ahmet Hamdi Tanpınar arada kalışların, ikiliklerin ve tereddüdün insanıdır. Eserlerine bu ikiliklerini oluşturan Doğu- Batı, hakikat-hayal, rüya-bilinç ve zaman meseleleri sirayet etmiştir. Edebiyatımızın en zor okunan romanlarından biri olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eseri eleştirmenlerce hakkında en çok tartışılan ve ne anlattığına dair kesin karara varılamayan bir eser niteliğindedir. Bununla birlikte gerek Tanpınar’ın öğrencisi ve arkadaşı olan Mehmet Kaplan’ın gerekse de modernist anlamda roman kuramcısı olan Berna Moran romanı “toplumsal hiciv” olarak değerlendirmektedir. Osmanlı Devleti’nin yıkılıp yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu bir dönemde toplumun içinde bulunduğu kimlik problemi ve bunun getirdiği buhranlar,romanın başkarakteri olan Hayri İrdal’in yaşantısında ironik biçimde dile getirilmektedir. Berna Moran Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış isimli eleştiri kitabında roman hakkında şu tespitte bulunur: “İki uygarlık arasında bocalayan toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan eleştirel bir romandır.”

Tanpınar’da medeniyet tahayyülü oldukça önemli bir kavramdır ve o medeniyet değiştirmenin giysi değiştirmek gibi olamayacağını savunmuştur. Huzur’da Wagner ile Itri’yi, Batı ile Doğu’nun ayrıştırmaksızın bütün olarak nasıl durabileceğini göstermektedir. Medeniyet değişiminde kültürel buhran yaşamamak adına ya da süregelen bu buhrana son vermek için bir reçete, izlek mahiyetinde olan Huzur’un aksine Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde bunun gerçekleştirilememesinin nelere yol açabileceğini ince bir alayla okurlarına sunmaktadır. Tanpınar’a göre kültürel kimliğimizi oluşturabilmek için eskinin ruhuyla yeninin mantığını özümsemek gerektir. Fuzuli ile Valery’i, Şeyh Galip ile Shakespeare’ı, klasik musiki ile Batılı müziği, Osmanlıca ile Öztürkçeyi birleştirmemiz dahilinde medeniyet dönüşümümüzü tamamlayabileceğimize inanan Tanpınar, bunun yerine eskiye ait olanların iyi kötü ayrımı yapılmaksızın toptan yok edilip bunun yerine “acemi ve emanet” duran Batı elbisesinin topluma giydirilmeye kalkılınca nelere yol açtığını kendine has estetiğiyle romanda sunmaktadır. Kısaca söylemek gerekirse Saatleri Ayarlama Enstitüsü Türk toplumunun milli kimlik arayışına ironik bir bakıştır. » http://kunyedergisi.net/Seyir-Defteri
2 beğen · 0 yorum

1234

@ercandurak

Türk edebiyatının en başarılı eserlerinden biri, ayrıca yazarın da bence en iyi romanı. Tanpınar kendine has üslubuyla, ince bir şekilde yapmış olduğu alaycı bakış açısı, karakterlerdeki ayrıntılar, yazıldığı dönemin ve döneminden sonraki yıllarda da kitapta mevzu bahis olan ahlaksızlıkların, devlet dairelerinde benzer çalışma alışkanlıklarının ve kitapta yazarın karakter üzerinden söylediği gibi “nasıl kendimize iş bulmak için bu enstitüyü kurduysak” cümlesindeki kamuya bakış açısı çok zekice anlatmıştır.

Dr. Atalay GÜNDÜZ bu kitap hakkında yazdığı bir makalede aşağıdaki ifadelere yer vermiştir:
“Modernleşme saplantısı ancak ve ancak Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi çok cılız ve içi boş kurumlar doğurmuştur. Batı kurumlarının, düşüncesinin ve biliminin yüzeysel bir şekilde anlaşılması ve toplumun geçmişten devralması gerektiği kurumları sağlıksız bir şekilde zihninden silip atması Saatleri Ayarlama Enstitüsünü mümkün kılan faktörlerdendir. Bu faktörler Türkiye’nin Batılı ülkelerin neden bu kadar gerisinde kaldığının sebeplerindendir aynı zamanda. Eserin belli başlı karakterlerini derinlemesine bir incelemeye tabi tutan bu çalışma Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanın merkez izleğini bulmaya çalışmayı hedeflemektedir. Ahlaki olarak kendini ve çevresindekileri kandırmakta bu kadar ustalaşmış bireylerden kurulu bir toplumun Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi bir kurumu ortaya çıkarması ve beslemesinin ne kadar doğal olduğunu tartışmaktadır.
Tanpınar’ın gerek şiirlerinde, gerek makalelerinde, gerekse hikaye ve romanlarında zaman kavramı, özellikle değişen zamanlarla başa çıkabilmek ve çağına ayak uydurabilmek çok önemli bir yere sahip olmuştur. Bu bağlamda ele alındığında Saatleri Ayarlama Enstitüsü, adından da anlaşılabileceği gibi, zamana ayak uydurmaya yönelik toplumsal ve kurumsal çabaların nasıl komik sonuçlara yol açabileceğinin hicvidir denilebilir. Bir medeniyet değiştirme uğraşına girmiş toplumun geçmişinden getirdiği değerleri bir kenara bırakıp yeni değerler edinmeye çalışırken nasıl bocaladığının ve nasıl kolayca kandırılabildiğinin gülmecesidir Saatleri Ayarlama Enstitüsü.”
Makalenin tamamını aşağıdaki adresten okuyabilirsiniz.
http://sosyalbilimler.cukurova.edu.tr/dergi/dosyalar/2009.18.1.569.pdf
8 beğen · 0 yorum

Semih Oktay

@semihoktay

SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ - Ahmet Hamdi Tanpınar
SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ

Roman;Ahmet Hamdi Tanpınar;Dergâh Yayınları;368 Sayfa ( Neredeyse tam puan idi;27 Temmuz 2013 devretmiştim...)

Devrettim Tanpınar'ın dantel gibi işlenmiş bu acayip romanını.İlk elime aldığımda otuz sayfasını okuyabilmiştim yıllar önce.Ağır,konudan konuya geçişlerde insana sıkıntı veren bir üslubu olmasına rağmen eseri iki haftada okuyabildiğim için kendimi kutluyorum.

Kahramanımız Hayri İrdal insanlığa ait vasıflardan olumsuz olanlarını sever.Bu vasıflara haiz olduğunu bilmektedir.Zaman zaman başımıza gelen olayların kötü deneyimlerini ister istemez yaşarız.Hayri İrdal'ın başına gelen olaylarda kendisini nasıl hissediyor olduğu Tanpınar tarafından muhteşem bir üslupla verilmiştir.Hayri İrdal'ın başına gelenleri okuyorken hayatımda benzer olayların içine düştüğümü hatırlıyor ve fakat kendimi Hayri İrdal'a benzetmek istemiyordum.Hiç kimse Tanpınar'ın Hayri İrdal'ına benzemek istemez.İnsanlara lakap takıp onları tek bir sıfatla tanımlamaya çalışmak öteden beridir bana itici gelir.Aklıma Cengiz Aytmatov'un Beyaz Gemi adlı romanı geldi.Orada Aytmatov'un Kıvrak Mümin adını verdiği bir "dede" vardı.Sevimsiz ve itici bir lakaptı bu yaşlı adama reva görülen.İmdi, Tanpınar kahramanına görünürde hiçbir olumsuz vasıf yapıştırmadan öyle bir anlatıyor ki...Eserin dili ağırdı. Kelimelerin yazıldığı günkü gibi kalmış olması eserin aslını muhafaza etmiş;bu durum ağırlık vermiyor da konunun akışı,yer yer konunun akmayışı okumamı epeyce ağırlaştırıyor.Hele eserin sonunda Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün yeni kurulacak binasının dıştan ve içten görünüşünün bir saate benzetilecek olmasına dair uzun uzun yazılanlar yüzünden bunalıma girdim.Benden söylemesi!..
3 beğen · 0 yorum

Saatleri Ayarlama Enstitüsü - S41

Fakat hemen her akşam gözlerimin önünde tekrarlanan bu canlandırma ve geçmişi yeni baştan yaşamada aksayan bir taraf vardı. Ferhat Bey'i dinlerken Abdüsselam Bey'in gözlerini bulandıran mazi hasretine, garip, adeta muzipçe bir pırıltı, dudaklarının kenarında insan zaaflarıyla alay eden anlaşılmaz bir gülümseme karışırdı, ve bu hal Ferhat Bey'i hikayelerinde büsbütün şaşırtır, bir kat daha mahcup ederdi.
burcuuuuk tarafından eklenmiştir.

Baran Yusuf

@baranyusuf

''Hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız.''
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
28 beğen · 0 yorum

Baran Yusuf

@baranyusuf

''İnsan neyi anlatabilir ? insan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbirleriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz. ''
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
22 beğen · 0 yorum

Baran Yusuf

@baranyusuf

''O bana hiçbir şeye sahip olmadan, hiçbir şeye aldırmadan yaşamayı öğretti."
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
19 beğen · 0 yorum

Baran Yusuf

@baranyusuf

''Ve ben yalnız odada başım iki elimin arasında şaşkın ve budala " Beethoven, Nietzsche, irade, Schopenhauer, psikianaliz... " diye tekrarladım. Ah kelimeler, isimler ve onlara inanmanın saadeti... ''
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
18 beğen · 0 yorum

Bayram KAYA

@bayramkaya0

Dinlemesini biliyorsun, ki bu mühim bir meziyettir. Hiçbir işe yaramasa bile insanın boşluğunu örter, karşısındakiyle aynı seviyeye çıkarır!
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
17 beğen · 0 yorum
39
KİTAP
Tekrar Okunması Gereken Kitaplar
Okumak büyük bir bağımlılıktır. Okumanın keyfini tadanlar kolay kolay bu bağımlılıktan vazgeçemezler. Bu listede, okuma bağım...
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
1161
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
48
KİTAP
Beyaz Perdeye Aktarılan Kitaplar
Konuları senaryolaştırılarak beyaz perdeye aktarılan kitaplar listelenmektedir. İzlemeden önce okumanızı tavsiye ederiz....
48
KİTAP
Kitaplığınızda Mutlaka Bulunması Gereken Kitaplar
Herkesin kitaplığında bulunması ve çevresindeki herkese okutması gerektiğini düşündüğümüz kitapları bu listede paylaşıyoruz. ...

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Şoför kelimesi üzerine...
“Her devrin ve yaşayışın kendisine göre bir insan tasarrufu vardır ki, bütün bir zihniyeti ve inkârı güç realiteleri ifade eder. Şoför kelimesi bunların şüphesiz en medenisi, en latifi, en iyisi ve en cemiyetlisidir. İki dudağın arasında bir öpüş taklidine benzeyen ve ilk hecede havaya bıraktığını ikinci hecede âdeta geriye alan bu kelimenin Türkçe’nin en mühim kazançlarından biri olduğuna bilmem dikkat ettiniz mi? Hangi şiveden söylenirse söylensin o daima mânalıdır.”

Şoför sözcüğünün yorumlanışı bayağı ilginç geldi. Hiç böyle düşünmemiştim.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

saat
“Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulâsa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen, yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamağa ve düşünmeğe alışır.”

Saatin sahibine benzeyişi, bir anda düşünülebilecek bir şey değil, derin bir konu, güzel ifade edilmiş.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğeni · 2 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Güzel ifade edilmiş;ev-vet!.. "(...) onun gibi yaşamağa ve düşünmeğe alışır.” diye yazılış şekli varmış bir zamanlar Türkçemizde. Yumuşak "g" harfi kullanılmış fiillerde...
19.06.18 beğen 1 cevap

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Başlıyorum...
Başlıyorum...
Sıradaki kitaptan devam ediyorum. Saatleri Ayarlama Enstitüsü. “Beş Şehir”de Yazar’ın üslubuna hayran kaldım. Başlıyorum o halde...
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
22 beğeni · 5 yorum
Gökdeniz mert (@pote)
Bugün indirmiştim telefona serviste okumak için
18.06.18 beğen 1 cevap
DAVUT SEÇER (@davut38ks)
Hayri irdal☺ sevgiler.
18.06.18 beğen 1 cevap
milena kafka (@kafka1)
Çok severek okumuştum, her sayfasında altı çizilesi cümleler var. Doğru bir seçim yapmışsınız, keyifli okumalar
19.06.18 beğen 1 cevap

DAVUT SEÇER

@davut38ks

Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... Bu da gösterir ki zaman ve mekân, insanla mevcuttur!
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
13 beğeni · 0 yorum

burak güler

@burakguler

Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Hakikatte bütün bu insanlar hakikat denen duvarın ötesine geçmek için birer delik bulmuş yaşıyorlardı. (Saatleri Ayarlama Enstitüsü)
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
12 beğeni · 1 yorum
Hakan (@hakani)
Bunu canlıya alalım şöyle.
23.11.17 beğen 1 cevap