ara

Aşk

Aşk Konusu ve Özeti

Aşk
Kitapları 30'dan fazla dile çevrilen ünlü yazar Elif Şafak'ın tasavvuf felsefesinden yola çıkarak yazdığı aşk romanıdır. Kitap Ella Rubinntain adında orta yaşlı bir ev kadınının okduğu bir tasavvuf kitabından sonra hayatının nasıl değiştiğini ele alıyor.
Yazar:
Yayınevi: Doğan Kitap
ISBN: 9786051111070
Sayfa: 420 sayfa
Basım Tarihi: 2008
Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte "sorunsuz" bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.

Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.

Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar... ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller...

Aşk... kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası...

Aşk... Elif Şafak'tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman...

Türkiye’nin en ünlü yazarlarından biri olan Elif Şafak’tan aşk üzerine mükemmel bir eser. Mevlana’nı Aşk Şeriatı kavramından yola çıkarak dini öğeler ile aşkı birleştirdiği kitap okuyucularına aşk konusunda farklı bir deneyim yaşatıyor diyebiliriz.

Elif Şafak Aşk romanında aşkı anlatırken Amerikalı bir ev kadınının hikayesini kullanıyor. Ella ismindeki orta yaşlı ve düzenli bir hayatı olan kadın iş arayışına girer ve fırsat olarak karşısına bir yayınevinde editör asistanı olarak bir iş çıkar. Okumayı seven Ella Zahara adında bir yazarın asistanı olur ve ilk iş olarak da tasavvuf felsefesini konu olan tarihi bir romanı okuyup değerlendirmesi istenir. Ella için ilk başta basit bir iş gibi görünür fakat romanı okudukça etkisinden kurtulamayacak ve hayatında farklı değişikliklere gidecektir.

Aşk romanında Amerikalı bir kadının Mevlana ile tanışması ele alınıyor. Bu tanışma sonrası kadın aşkı yeniden keşfediyor ve bu aşkın peşinden bir yolculuğa sürükleniyor.

Kitabın en ilgi çekici yanlarından biri de aşkın 40 kuralı. Elif Şafak bu 40 kuralı tamamen kendi hayal gücü ile yaratmış ve bunu kullanırken Şems’in söylemlerinde de olukça etkilenmiş. Bu kurallardan bazıları aşağıdaki gibi.

Yaratanı tanımladığımız kelimeler aslında kendimizi nasıl tanımladığımızı gösterir. Korkulacak bir varlık geliyorsa aklımıza kendimiz de korku içindeyiz demektir. Aşk ve sevgi geliyorsa akla o zaman sende aşk ve sevgi dolusundur.

Evrende her yerde Allah’ı görebilirsin çünkü o her an her yerdedir.
Aklın kimyası ile aşkın kimyası birbirinden çok farklıdır. Akıl korka korka en ufak detayı düşünerek hareket eder fakat aşk doğaçlama yaşamaktır bir anlamda.

Hayatta başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma. Allah bir şekilde sana yeni bir yol gösterecektir.

Aşk aslında bir seferdir. Yolculuğa çıkan herkes nasıl bir şekilde değişiyorsa aşkı yaşayanda bir şekilde değişmektedir.
Aşk kitabı Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listesinde yer almaktadır.

Aşk - s41

Tuhaf bir mektuptu ya, umursamadım. Müşterilerin türlü huyunu çekmeye alışıktım nicedir. Bunca sene, gel zaman git zaman, her çeşit adam tarafından kiralanmıştım. Hemen hepsi de isimlerinin gizli kalmasını istemişti. Tecrübeyle sabitti: Müşteri kimliğini saklamak konusunda ne kadar ısrarcı davranırsa, ekseriyette maktule o kadar yakın demekti. Biliyordum bu şaşmaz kuralı. Ama beni alakadar etmezdi. Benim işim belliydi: Öldürmek. Üzümü yer, bağını sormazdım. Alamut Kalesi'nden çıkalı beri kendime seçtiğim hayat bu minvaldeydi.
Ahmet Aykut tarafından eklenmiştir.
545
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
381
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
735
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
49
KİTAP
Defalarca Okunası Kitaplar
Bir kere okumakla yetinemediğimiz, tekrar tekrar okumak istediğimiz en iyi kitapları bu listede topluyoruz. Sen de defalarca ...
259
KİTAP
Hazinem Dediğim Kitaplar
Kitap hazineleri ortaya çıksın! Hazine değerindeki kitaplarımızı bu listede paylaşıyoruz. Sen de en değer verdiğin ve herkesi...

Demet K.

@caramiooooooooo

Hak Yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!

Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil her an her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi Onu görüp ölen de yoktur. Kim Onu bulursa sonsuza dek Onda kalır.


Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini, o gitsin!’Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

Şu dünyada çatışma, ön yargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.


Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.


Sabretmek öyle durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.

Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney -çıktığın her yolculuğun içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.

Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.


Hakkın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.” Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir “diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?


“Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek hepimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, attığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.”


Kusursuzdur ya Allah, Onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.


Esas kirlilik, dışta değil içte, kisveden değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.


Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rab bini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradanı tanır.


Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.


Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Hepimiz farklı sıfatlarla sınıflandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakkın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrat tadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…


Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.


Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeye başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsa, tepetaklak cehenneme düşü veririz.


Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.


Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirse o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı bir laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.


Geçmiş zihinlerimiz kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.


Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten” ne yapalım kaderimiz böyle “ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.


Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıklansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez. Kusur örter.

Hakka yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah'a saf bir aşkla bağlana bilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama !

Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

Hakka teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkir le tanışmalı, Allah'a inanmayan kişi ise içinde ki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.


Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. Onun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !

: Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık !
Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşkın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasında sındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..
Aşk
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum

Mustafa Kerem

@mustafa-kerem

Duyguların her tonunu içinde barındıran bir eser...
Yazarın 2009 yılında yayınlanan bu eseri İngilizce olarak satışa çıkmış daha sonra ise Kadir Yiğit Us tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.
Romanın 403. baskısını okudum. Türkiye'de son yıllarda satış rakamlarında zirvelere çıkan kitaplar arasında olan bu roman dünya çapında da hatırı sayılır bir popülariteye kavuşmuştur.
Eser, 2008 yılında Amerika'da evli ve 3 çocuk annesi Ella'nın Northampton’da yaşamakta olduğu evi ve içinde bulunduğu şartları anlatarak başlıyor. Ella, hali vakti yerinde olan eşi David ve 3 çocuğuyla dışarıdan sorunsuz ve mutlu bir evliliğe sahip, 40 yaşına ayak basmak üzere olan bir kadın olarak görünüyor.
Ella bazı sorunlardan uzaklaşmak ve monotonlaşan hayatına biraz farklılık katmak için bir yayınevinde edebiyat editörünün asistanının asistanı olarak çalışmaktadır. İlk iş olarak da Aziz Z. Zahara'nın Aşk'ın Şeriatı adlı romanına bir rapor hazırlaması istenmektedir.
İşte olay da tam bu noktada başlıyor ve sizi Amerika'dan alıp önce Bağdat sonra ise Konya'ya sürüklüyor. Eserde ilk sayfalarında ön planda olan olay Ella'nın yaşadıkları gibi görünse bile, eserin içerisinde asırladır ünleri dünyanın dört bir yanına yayılmış olan Mevlana ve Şems arasındaki Aşk yolculuğu olduğunu fark etmeniz fazla vakit almıyor. Mevlana ve Şems arasındaki hikayeye kendinizi kaptırdığınızda Ella'nın yaşamış olduğu duygusal süreçler romanda bir anda ikinci plana düşüyor. Her ne kadar yazar iki olayı birbirine denk olarak sürdürmek istiyor gibi görünse bile, Mevlana ile Şems arasında geçen hikaye okuyucuyu ister istemez kendine çekiyor. Yazarın, bazı noktalarda gerçek hikayeden saptığı bariz olarak görünse bile sonuçta bu bir Roman olduğu için yüzde yüz gerçek Mevlana ve Şems hikayesine sadık kalması beklenemez.
Eser kendini okuyucuya okutturacak kadar akıcı ve sürükleyici, gereksiz tasvir veya cümle kalabalığı yok denecek kadar az. Eser vermek istediği duygu ve düşünceyi fazla dolaştırmadan, öz cümlelerle ve zihninizde hoş bir yakınlık bırakacak şekilde okuyucuya aktarmayı başarmış.
Romanın içerisindeki olaylarda hemen hemen her duygunun filizlenip, gelişmesine şahit olacaksınız.
Aşk, Nefret, Kin, Dostluk vb. kavramların çekirdekten çınara gelişim süreçlerini okuyucuya karakterler üzerinden anlatan yazar tabir yerindeyse, mükemmel bir eser meydana getirmiş.
Eseri okuyup bitirdiğimde anladım ki Elif Şafak bu romanı yazmaya başlamadan önce hatırı sayılır bir çalışma yapmış.
Elif Şafak gerçek anlamda ustalık örneği sunuyor Aşk’ta. Her romanının ardından okuru coşturan ve gittikçe güzelleşen diliyle, olağanüstü kurgusuyla, eşsiz bir eser çıkarmış ortaya.
Yazar, okuyucu ile buluşturduğu bu romanında, eline almış olduğu kalemin hakkını gerçek manada vermiş. Ciddi bir birikim ve araştırma ürünü olduğu her satırından belli olan bu eser için Elif Şafak'a teşekkür ediyoruz.

Saygılarımla,
Mustafa KEREM
Aşk
kitaba 8 verdi
4 beğen · 0 yorum

Semih Oktay

@semih-oktay

AŞK Elif Şafak
AŞK

Elif Şafak;Doğan Kitapçılık;Roman;2009,420 sayfa (9) (21 Ağustos 2009)

21 Ağustos 2009 akşamı devrettim Elif Şafak'ın AŞK romanını.Güzel bir roman daha okumanın kıvancı var üzerimde.Aşk ne demekmiş,neymiş,Allah'a inanmanın ruhlarımızda yaşattığı en üst mertebe nasıl olurmuş,bir an sonra olacak olanlardan bile bihaber olan insanın kurduğu gelecek nelere gebe olabilirmiş,,,bunların hepsini bu romana sığdırmış Elif Şafak.

Üç akşamda dörtyüzyirmi sayfalık bu romanı okuyuverdim. Geçtiğimiz yıl Elif Şafak'ın SİYAH SÜT adlı kitabını okuyamamıştım.Bu durum Yazar'ın başka bir kitabını okumayacağım anlamına gelmiyor-du elbette. Samimi düşüncem her yazın eserinin her okuyucuya hitap edemeyeceğidir. Yazar'ın AŞK adlı romanını okumak kısmet oldu; çok beğendim hem konuyu,hem üslubu,hem de roman içinde roman tarzını. Kitap pembe kapak rengiyle adından çok söz ettirmişti.Son aylarda en çok okunan kitap listelerinde bulunma becerisini de gösterdi; rüşdünü ispat etti. İyi ki okumuşum.

AŞK romanı içinde 'Yararlanılan kaynaklar' başlıklı otuz kadar kitabın arasında İranlı Yazar Saide Kuds'un KİMYA HATUN adlı romanını bulacağımı zannetmiştim zira her iki romanda da birbirine benzer olaylar okumuştum; ama zannettiğim gibi olmadı.AŞK'ın kahramanlarından biri Mevlâna Celâleddin-i Rûmî,diğeri Tebrizli Şems (Şems-i Tebrizî) bir diğeri Kimya Hatun...roman içinde roman demiştim ya bu roman içindeki diğer romanın kahramanları da bir kadın ile bir adam.Bu kadın ile adam günümüzde yaşıyorlar. Kadın(Ella) ,adamın (Aziz Zekeriya Zahar) yazdığı bir romanı, bir yayınevi için okuyorken elektronikposta vasıtasıyla tanışıyorlar ve bir arkadaşlık başlıyor.Bu arkadaşlık kısa bir zamanda aşka dönüşüyor. Sufi Zahar'ın yazdığı romanın konusu Mevlâna'nın ve can dostu Tebrizli Şems'in tanışmaları ve yakınlaşmaları...

Roman içinde anlatan kişi kâh Mevlâna,kâh Şems-i Tebrizî,kâh Sarhoş Süleyman,kâh Talebe Hüsam,kâh Fahişe Çöl Gülü oluyor.Konunun her kahraman tarafından ayrı ayrı anlatılma tarzı romanın okunmasına son derece hoş bir üslup katmış.Daha önce aynı tarzı Buket Uzuner'in 'Kumral Ada Mavi Tuna' adlı romanında okumuştum; fakat Elif Şafak'ın tarzını daha başarılı buldum. Velhasılıkelam okunacak bir roman olmuş AŞK.Elif Şafak'ı tebrik ediyorum.

Mevlâna'nın Mesnevî'-i Şerîf'i şu dizelerle başlıyor:

'Dinle neyden, zira o bir şeyler anlatmada,ayrılıklardan şikâyet etmededir.
Ney der ki: Beni kamışlıktan kopardıklarından beri iniltim, kadın ve erkek herkesi ağlattı.
Ayrılık bağrımı parça parça eylesin,tâ ki aşk derdini anlatabileyim.'

AŞK romanını devredenlerin, Mevlâna'nın Mesnevî'-i Şerîf'ini merak edeceklerini düşünerek buraya alıntıladım.

Cuma,21 Ağustos 2009
Aşk
kitaba 8 verdi
2 beğen · 0 yorum

enbiyaadas

@enbiyaadas

"İncelemeyi neye göre yapmalıyım?" sorusu hâlâ zihnimi meşgul ederken öncelikle romanların bir kurgudan ibaret olduğunu ve bu kurgunun da sadece yazarın zihninde ve gönlünde saklı bulunduğu gerçeğini gözden kaçırmadan;


* Kumral Temel adlı okuyucunun; “Kitabın özgünlüğü tartışılır. Konusu tartışmaya açık toplumumuzun fay hatlarından birinin üzerine denk gelen bir durum…” değerlendirmesini çok yerinde bulduğumu söyleyerek kendi değerlendirmemi yapmak istiyorum.
* Tasavvufta beşerî aşklar İlâhî aşka giden yolda sadece bir kilometre taşıdır. Oysa bu romanda asıl olan Ellâ ile Aziz Z. Zahara’nın aşkıymış gibi bir kurgu söz konusudur.
* Yani eser İlahî aşk ile beşeri aşkın ayrıdına varılmadan yazılmıştır.
* Bu durumun bir nedeni de romandaki olay örgüsünün çok katmanlı olmasıyla açıklanabilir belki. Romanın olay örgüsünde bir Batı ayağı bir de Doğu ayağı var. Batı ayağını Ellâ ve Aziz Z. Zahara oluştururken Doğu ayağında çoğu zaman olduğu gibi Mevlânâ ve Şems-i Tebrizî var. Bu uzlaştırma çabasını da anlayabilmiş değilim.
* Tasavvufta beşeri aşktan İlahî aşka doğru olan yolculuk bu romanda neredeyse tam tersi istikamette seyretmektedir.
* Hiçbir tasavvufî öğreti meşru bir ilişkiyi bırakıp gayr-ı meşru bir ilişkiye doğru yol almayı haklı görmezken romanda Ellâ’nın bu davranışı yazar tarafından onaylanmaktadır.
* (Çiğdem ŞENTÜRK adlı okuyucunun da ifade ettiği gibi) Hiçbir derviş kimsenin falına bakmazken Şems-i Tebrizî bu kadar alçaltılmıştır.
Sonuç olarak;
* Bu roman tasavvufî bir roman değildir.
* Bu ve buna benzer tasavvufun temeli ile çelişen romanlar sadece tasavvufî terimlerden, kavramlardan faydalanıyor, bunları romanda malzeme olarak kullanıyor ve romanını tasavvufî bir mekânda, Mutasavvıf bir kimsenin hayatı ile ilişkilendiriyor diye de tasavvufî bir eser olarak değerlendirilmemelidir.
* Romanın tasavvufla olan ilgisi tasavvuf terminolojisi kullanılarak yazılmış olmasından ibarettir.
Bununla birlikte:
Romanı akıcılık açısından oldukça başarılı bulduğumu, bu romanın İngilizce olarak yazılıp Türkçeye tercüme edildiğini öğrendiğimde oldukça şaşırdığımı da söylemeden geçemeyeceğim.
Romanda altını çizebileceğiniz oldukça fazla yer var.
Roman kurgusal bir gözle okunacak olursa başarılı bulunabilir.
Aşk
kitaba puan vermedi
2 beğen · 0 yorum

on2

@peruse

Dolmuşta, derste, muhabbet arasında veya birisini beklerken… her an elimdeydi bu eser. Rengine ve rengin üzerine atılmış o koca başlıktan ötürü bana gülenler de olmadı değil. Bayanlara ithafen yazılmış olduğu önyargısıyla yaklaştı herkes. Halbuki Aşk’tan kastın ne olduğunu bilmiyorlardı. İlahi Aşk idi anlatılan, Rumi idi, Şems idi…

Kitabın konusu dillerde dolaştığı üzre Hz. Mevlana ve O’nun can yoldaşı Şems. Kitap 5 kısıma ayrılmış. Bu kısımlar tanıdık geliyor. “ Ateş – Hava –Toprak – Su” bunun haricinde son kısım “ Boşluk… “ Son kısımın kitaptaki açıklamasıda şu yönde “ Hayatta varlıklarıyla değil, yokluklarıyla bizi etkileyen şeyler “

İçerikte “ GÖNLÜ GENİŞ VE RUHU GEZGİN SUFİ MEŞREPLERİNİN KIRK KURALI “ ndan bahsedilmekte ki ne kural… Herbir kural ciltlenecek anlamlar içermekte. Sayfanın sonuna eklenen “söyleşi” kısmında anlıyorsunuz ki o kurallar gerçekten Şems’ ten değil, Elif Şafak’tan çıkmaktaymış..


Kitabın içeriği ve akıcı anlatımına söylenecek söz yok lakin olumsuz eleştiriler de şu yönde ;

Böyle bir kitabı çeviri okumak çok ağırıma gitti. İngilizce yazılmış kitabı K. Yiğit Us bizler için çevirmiş hem de yazarın yardımıyla. Gerçekten dalga geçercesine koyulmuş bir ek. Türkçe yazmalı diye bir şey demem etik olmayabilir ama diyorum. Beyin göçü gibi hissediyorum bunu, bizden konuları onlara tanıtmak istemişse amenna ama bunu da Türkçe yazarak güzel bir şekilde istediği dile çevirerek yapabilir. Bu benim ağrıma gidiyor, öz ve öz bir evladı kaybetmek gibi hissediyorum. Dilden bir yazarın kopma aşaması gibi. Belki hiç kopmayacak olsa da kopabilme olasılığını düşündürüyor üzüyor beni. Dalga geçercesine yardımıyla yazması özellikle.

Şahsi yorumum olumlu yönde lakin yukarıdaki olumsuz eleştiri de göz ardı edilmeyecek türden.

Bu arada pembemsi renk tonundan şikayetçi olan erkek okuyuculara müjdem var. Yoğun talebe maruz kaldığını vurgulayan Elif Şafak erkek okuyucularına ithafen kül rengi kitapta yayınlattı.
Aşk
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum

Ravza Yelkenci

@ravza-yelkenci

İnsan nedense, anlayamadığını kötülemeye meyillidir.
Aşk
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
19 beğen · 0 yorum

ketumpinokyo

@ketum

Hamuş” derdi Mevlâna kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç, bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SUSKUN adını verdiğini..?
Sayfa 35
Aşk
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 0 yorum

Dürefşan

@durefsan

Başımıza beklenmedik rastlantılar ancak bunları karşılamaya hazır olduğumuz anlarda gelir.
Aşk
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
9 beğen · 0 yorum

mürekkep yürek

@thereader

Beni arzuladığını sanıyorsun. Halbuki tek istediğin incinen nefsini onarmak.
Aşk
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum

ketumpinokyo

@ketum

Demek sadece uzaktakileri ozlemezmis insan. En yakınındakini de pekâlâ özleyebilirmiş...
Sayfa 228
Aşk
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

8.1/10
1850 oy
Sence kaç puan almalı?
0