ara

Satranç

The Royal Game

Satranç Konusu ve Özeti

Satranç
Yazar:
Çevirmen: Ahmet Cemal
Yayınevi: 5522
ISBN: 9786053606116
Sayfa: 88 sayfa
Basım Tarihi: 1970
Stefan Zweig , çok geniş bir psikoloji birikimini eserlerinde bütünüyle kullanmış ender yazarlardandır. Onun dünya edebiyatında bir biyografi yazarı olarak kazandığı haklı ünün temelinde de bu özelliği, yani yazarlığının yanı sıra çok usta bir psikolog olması yatar. Satranç, Zweig'ın psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir. Zweig ölümünden hemen önce tamamladığı birkaç düzyazı metinden biri olan Satranç'ı kaleme aldığı sırada, karısı Lotte Zweig ile birlikte göç ettiği Brezilya'da yaşamaktaydı. Satranç'ta da, olay yeri olarak New York'dan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi: yeni dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir oyuncusu olan, ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış bulunan Dr. B., öykünün aktörleridir.
Satranç kitabı Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları listesinde yer almaktadır.

Ferda Nihat Köksoy

@ferdanihat

ŞİDDETİN egemenliğine karşı MAT olan ÖZGÜRLÜĞÜN kitabı: 'Satranç'
STEFAN ZWEIG, Yazar, ALM: 1942, TR: 2011 (33.Baskı), Can Yayınları, Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, 71 sf.
***...ŞİDDETİN egemenliğine karşı koyamayan ve MAT edilen ÖZGÜRLÜĞÜN ele alındığı 'Satranç', yazarın NAZİLERDEN kaçarak sığındığı ve öldüğü (1942) Brezilya'da yazdığı, SON KİTABIDIR.***
-Kitabın sunuş yazısında Şebnem Sunar'dan alıntı-

Anlatıcı:
-...kendi deneyimlerimden "KRALLARIN OYUNU"nun (Satranç), gizemli çekiciliğini biliyordum; insanevladının düşünüp bulduğu oyunlar arasında, rastlantının her türlü despotluğuna karşı koyan ve zafer kupalarını yalnızca AKLA ya da daha çok SEZGİSEL yeteneğin belirli bir biçimine veren bir oyun. Ama satranca oyun demekle, haksız bir kısıtlama yapmış olmuyor mu insan?

Satranç aynı zamanda bir BİLİM, bir SANAT değil mi, ...BÜTÜN KARŞIT ÇİFTLERİN bir kerelik bileşimi değil mi?

Hem çok eski hem de yepyeni, düzeneği hem mekanik hem de hayal gücüne bağlı, hem sabit geometrik bir alanla sınırlı hem de bileşimleri sınırsız, hem sürekli gelişen hem de kısır, hiçbir şeye götürmeyen bir düşünme, hiçbir şeyi hesaplamayan bir matematik, yapıtları olmayan bir sanat, maddesi olmayan bir mimari, bununla birlikte varlığıyla BÜTÜN KİTAP VE YAPITLARDAN DAHA DAYANIKLI olduğu su götürmez, bütün halklara ve bütün zamanlara ait olan tek oyun; can sıkıntısını öldürmesi, zihin açması, ruhu canlandırması için Tanrı'nın onu yeryüzüne gönderdiğini kimse bilmez.

Dr.B. :
NAZİLER, dünyaya karşı ordularını güçlendirmeye başlamadan çok önce, BÜTÜN KOMŞU ÜLKELERDE aynı derecede tehlikeli ve eğitimli başka bir ordu kurmaya başladı; HAKLARI ÇİĞNENMİŞ, İHMAL EDİLMİŞ, GÜCENDİRİLMİŞ İNSANLAR ordusu (Sağda 1929 krizinde Almanya halkı). Her resmi dairede, her işletmede "adamları" yuvalanmıştı, ...her yerde casusları vardı.
...(Gestapo'nun hapsettiği otel odasında Dr.B.) Bizi tümüyle HİÇLİĞİN İÇİNE yerleştirdiler, ...yeryüzünde hiçbir şey İNSAN RUHUNA HİÇLİK KADAR BASKI YAPMAZ.
...İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan YALNIZ KALIR. YALNIZ. YALNIZ.

-(4 ay sonra sorgulama odasından aldığı kitap için Dr.B.) sakladığım kitap bir SATRANÇ ALBÜMÜYDÜ, 150 ustanın oyunundan oluşan bir toplamaydı. Kilit altında olmasaydım, o ilk öfkeyle kitabı açık bir pencereden fırlatırdım, çünkü bu saçma sapan şeyle ne yapabilirdim ki?

-...yatak ÇARŞAFIMIN tesadüfen iri kareli olduğunu fark ettim. Doğru katlayınca, 64 kareyi oluşturmayı başardım. ...EKMEĞİMDEN kopardığım küçük parçaları birleştirip gülünç ve yamuk yumuk satranç taşları yapmaya başladım, ...(iki hafta sonra) satranç kitabındaki konumları gözümün önüne getirmek için yatak çarşafındaki ekmek parçalarına bile gerek duymadım ve 8 gün sonra kareli yatak çarşafı da gereksiz oldu; başlangıçta soyut gelen a1, a2, c7, c8 gibi işaretler, BEYNİMİN İÇİNDE görsel, plastik konumlara dönüştü kendiliğinden.

...Bunu izleyen 14 günün sonunda, kitaptaki her oyunu kolayca ezbere -ya da profesyonellerin dediği gibi GÖZÜ KAPALI- oynayabiliyordum. ...150 turnuva oyunuyla odanın ve zamanın boğucu tekdüzeliğine karşı kusursuz bir silah geçmişti elime. ...satrancın eşsiz bir yararı vardı, sezgisel enerjinin daracık bir alana yönlendirilmesiyle en ağır düşünce eyleminde bile beyni gevşetmiyor, tersine KIVRAKLIĞINI VE ESNEKLİĞİNİ artırıyordu.

-Önceleri ustaların oyunlarını makine gibi oynarken, zamanla içimde SANATSAL, heves dolu bir anlayış uyanmaya başladı. Saldırı ve savunmanın inceliklerini, hilelerini ve güçlüklerini öğrendim; İLERİYİ GÖRME, bileşimler yapma, çabuk karşılık verme yöntemlerini kavradım. ...Taşların SONSUZ yer değiştirmesi sessiz hücreyi her gün canlandırıyordu.

-(2.5 ay sonra) ...oyunlar, 20-30 kez oynadıktan sonra, yeni olmanın, şaşırtıcı olmanın getirdiği çekiciliği yitirdiler, ...artık sürpriz, gerilim, sorun kalmamıştı. ...eski oyunların yerine yenilerini bulmalıydım. Kendimle, daha doğrusu KENDİME KARŞI OYNAMAYA çalışmalıydım. ...mantıksal açıdan bu bir saçmalıktı. Satrancın çekiciliği temelde bir tek şeyden kaynaklanır: Stratejinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden. ...aylarca bu olanaksız, bu saçma şey üzerinde çalıştım. ...başka seçim şansım yoktu. ...hiçliğin beni boğmaması için, KENDİMİ SİYAH VE BEYAZA BÖLMEYİ en azından denemek durumunda kaldım.

...Siyah ve beyazdan oluşan her iki ben de yarışa girmeden edemiyordu ve her ikisi de yenmek, kazanmak için kendine göre bir HIRSA, bir sabırsızlığa kapılıyordu. ...Bir tanesi yanlış yapınca, öteki ben sevinçten havalara uçuyor ve aynı anda da kendi beceriksizliğine kızıyordu.

...bütün benliğim ve duygularımla o kareli alana çakılıp kaldım. Oyun SEVİNCİ oyun HEVESİNE dönüşmüştü, oyun hevesi oyun DÜRTÜSÜNE, çılgınlığa, yalnızca uyanık olduğum saatleri ele geçirmekle kalmayıp yavaş yavaş uykuma da sızan tutkulu bir ÖFKEYE. ...sorgulamalar sırasında bile... uğursuz bir açgözlülükle hücreme geri götürülmeyi, böylece oyunumu, delice oyunumu sürdürmeyi bekliyordum yalnızca. ...Oyunumu bozan her şey bana batıyordu: SATRANÇ ZEHİRLENMESİ.

...("satranç oyna" diye gardiyanın boğazına sarıldığı için) bir sabah uyandığımda hastanedeydim. ...Sonrasında serbest bırakıldım.

Anlatıcı:
-(Dr.B.'nin bir gemi yolculuğunda gördüğü Dünya Satranç Şampiyonu Czentovic için) ...profesyonellere özgü bir KURULUKLA davranıyordu. ...Bütün YONTULMAMIŞ varlıklarda olduğu gibi onda da GÜLÜNÇ bir KENDİNİ BEĞENMİŞLİK vardı. ...bir Rembrandt, bir Beethoven, bir Dante, bir Napoleon hakkında en ufak FİKRİ OLMAYAN birinin, KENDİNİ BÜYÜK İNSAN SANMASI aslında o kadar KOLAYDIR ki.

-(Şampiyon Czentovic ile eski mahkum Dr.B.'nin satranç maçında) ...her iki rakibin yaradılışlarındaki RUHSAL KARŞITLIK, oyun ilerledikçe giderek daha somut olarak ortaya çıktı. ...Şampiyon bütün oyun boyunca KAYA GİBİ kıpırdamadan durdu, donuk gözlerini satranç tahtasından ayırmadı; onun için düşünmek, bütün organlarının en yüksek düzeyde çalışmasını gerektiren fiziksel bir zorlamaydı sanki. Buna karşın, Dr.B.'nin hareketleri son derece rahat ve kayıtsızdı. Sözcüğün tam anlamıyla bir AMATÖR olarak yalnızca oyunun KEYFİNİ çıkarırken kendini hiç sıkmıyordu.

...Czentovic'in sonu gelmeyen DÜŞÜNME SÜRELERİ, Dr.B.'yi gözle görülür biçimde sinirlendirmeye başladı. ...değişik bileşimler düşünmede Czentovic'ten yüz kat daha HIZLI olduğu belliydi. ...(rakibinin düşünme süreleri uzadıkça) bazen sinirden ayağa kalkıyor art arda sigara yakıyordu. ...42.hamlede..."İşte! Tamamdır!" diye bağırdı, geriye yaslandı, ...meydan okuyan bakışlarını Czentovic'e dikti! Ansızın gözbebeğinde bir ışık parladı. ...Şampiyon oyundan çekilmişti. ...Adı sanı duyulmamış, kim olduğu bilinmeyen Dr.B., yeryüzünün en güçlü satranç oyuncusunu YENMİŞTİ!.

-Şampiyon, "BİR OYUN DAHA?" diye sordu. "Elbette," diye yanıtladı Dr.B. Halbuki doktoru satranç zehirlenmesi geçiren bir hastanın satranç tahtasına yaklaşmamasını kesin bir dille UYARMIŞTI ve kendisi de bana yalnızca bir deneme oyunu oynayacağını söylemişti. Kendisini YORMAMASI için uyardıysam da dinlemedi.

Bir anda iki oyuncu arasında yeni bir şey oluştu; tehlikeli bir gerilim, tutkulu bir nefret. ...birbirlerini YOK ETMEYE YEMİNLİ iki düşmandılar.

...bu eğitimli taktik oyuncusu, yavaş oynayarak rakibini yoracağını ve sinirlendireceğini çoktan öğrenmişti. ...oyun ölü gibi bir tempoda sürüp gitti. Czentovic sanki giderek daha da TAŞLAŞIYORDU; ... bir aradan ötekine geçtikçe Dr.B.'nin davranışları daha da tuhaflaştı. Oyuna hiç katılmıyormuş, bambaşka bir şeyle ilgileniyormuş gibi görünüyordu.
...aniden öyle yüksek sesle bağırdı ki, hepimiz yerimizden sıçradık:
"Şah! Şah mat!".
..."Üzgünüm ama ben şah mat görmüyorum."
Gerçekte de bir matın olmadığını bir çocuk bile görebilirdi.
...kendisini kolundan tutarak uyardığım ve oyunu bırakmasını istediğimde kendine geldi ve "Söylediğim şey tam bir saçmalık elbette. Oyun tabii ki sizin. ...Bu rezalet için özür dilerim, bu SON SATRANÇ OYUNUM olacak" dedi.

(Bu kitabını yazdıktan sonra Zweig, karısı Lotte ile birlikte intihar etmiştir-FNK)
Satranç
kitaba 10 verdi
7 beğen · 0 yorum

İlhan yücel

@ilhanyucel

Mantık araç mı acaba?
Czentovic: Bir makina duyguları alınmış fevkalade işinin ehli bir satranç ustası.
Dr Bern: Otel odasındaki adam
McConner: Alelade biri .



Otel odasında mahkumiyetle geçen yılları bi düşün. Belirli bir konfor düzeyi mevcut ama özgürlüğün ne işkenceyle ne de açlıkla cezalandırılıyor. Özgürlüğün yıldırma operasyonuna bağlı aynı odada bekletilmek üzere alı konuluyor. Ara sıra sorgulama odasına götürülüyorsun ve tekrar aynı oda da. Her gün aynı odayı yaşamak. Son derece ızdırap verici konforlu bir oda. Var mısın böyle bir oda da yaşamaya. O zaman bu kitap iyi bir seçim olacak. İstemiyorum diyorsanız zaten bu durumu kısmen yaşıyor olabilme ihtimalinizin olduğunu varsayarak tekrar düşünmenizi tavsiye ederim.

Dr. Bern, 2. dünya savaşı esnasında Avusturya Kraliyet Ailesinin varlıklarının korunmasına yönelik babadan gelen avukatlık bürosu vardır. Bu büro kendisini sadece kraliyet işlerine ayırmış bir kale olarak tanımlanabilir. Tüm gizli evraklar fonlar bu merkezden yönetiliyordu. Taki Gestopa Dr. Bern tutuklayana kadar. Elit kimselerin tutulduğu bir otele tutsak olarak yerleştirilir. Odada geçen psikolojik tahlilleri gayet başaralı. Belki hepimizin böyle bir odası vardır. Sınırlarını aşamadığımız sürekli sert kurallarla çevreli. O zaman kendimizi rahatlatacak monomon bir uğraş buluruz. Belki satranç da öyledir. Yenme arzusunu ve zaferi ilk tattığımız arena olan Satranç da tek düzene bir uğraştır belki. İçinde hırs ve aşırı tutku fanatizmle beslenen herhangi bir öğe. Kiminde futboldur, kiminde basketbol kiminde kitap okumadır belki de. İyi yapabileceğini düşündüğün bir eksende yaşarken sınırlandırmalardan kendimizi kurtarmak. Ya da yaşadığımız bir etkinliğin son sınırlarına erişmeye çalışırken başka sınırlandırmalarla çevrili olduğunun farkına varmak. Delirme haline yaklaştığımı fark ediyor gibiyim. Malesef bunu anlatmaya benim cümlelerim yetişemiyor ama bu kitapta bulabiliceğiniz çok şey olduğuna eminim. Akıl silsilesi ile çevrili yönlendirme sonuçlarının kötü sonu.

Dr Bern ve Czentovic maça başlar. Sabırla Dr Bern^in zaferini sönümlemeye çalışan Czentovic 'in bekletme hamleleri otel odasındaki bekleme zamanlarını çağrıştıyor sanki. 2. oyunda o yüzden kontrolden çıkıyor. Czentovic ise gücü temsil eden ve önünde hiç kimseyi dinlemeden monomon düşüncelere bürünmüş Adolf Hitler gibi savaşı körükleyen kimseleri temsil etmekte.

Gestopa istihbaratçılarının Dr. Bern'i sorgu öncesi en son odada bekletme sahnesi oldukça güzel. Çok canlı. Yine bir sorgu öncesi ilk kez girdiği odaya hayatındaki yenilik olarak görmesi ve bundan keyif alması çok iyidi. Mont üzerinde duran damlanın aşağı süzülüşü ile kendi arasında özgürlüğün kapısının aralanacağı hissiyatı geçirilmişti. Hele ki montun cebinde duran kitabı arzulaması ve onu çalarken yaşattığı heyecan çok başaralı. Dr. B. zararsız biri yenmek ya da kazanmak derdinde olamayan yaşadığı acıları beraberinde götürürken normalleşme sürecine girmeye çalışan bir adam.

"Hayatı boyunca tek bir düşünceye saplanıp kalmış, monomon insanların her türü hep dikkatimi çekmiştir, çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir;özellikle dünyaya sırt çevirmiş gibi gözüken bu insanlar özel malzemeleriyle kendilerine karıncalar gibi tuhaf ve gerçekten bir defaya özgü küçük bir dünya modeli inşa ederler."

İnsan yalnızlığında hayatını doldurma çabalarının paylaşılamadığı takdirde hırsla kendine zararla dönen ve çarpan bir bumerangtan öte hiç bir şeye yaramadığını ortaya koyan bir kitap.

Satranç müthiş bir hırs vardır. İnsan yaşamı boyunca yenme galip gelme arzusunu ortaya koyabileceği yegane oyundur. Gerçi sonraları karşılıklı strateji oyunları yerini alabilecek kadar canlanmıştır. Yine de satrancın yeri başkadır, Gücün tam tepesinde olabileceğimiz yanılgısını iyi yaşatır.

Son olarak, teslimiyet önemlidir ve insan için doğal olandır.
Satranç
kitaba puan vermedi
5 beğen · 0 yorum

Deniz Topaloğlu

@deniztopaloglu

Kaderinizi belirleyecek hamleyi başlatacak el, sizin eliniz olmadıktan sonra, ne olursanız olun sonuçta o altmış dört birim karelik evren üzerinde hepiniz her daim “elverişli kullanılacaklar” listesinin ilk akla geleni, ilk gözden çıkarılacak olanı olan piyonsunuzdur. Onun için böbürlenmeyin; ne oldum değil, ne olacağım deyin. Bir bakmışınız şah iken şahbaza, vezir iken rezile, aşılması imkânsız duvarları ile kale iken sıradan bir taş yığınına dönüşürsünüz.

Şah gücünü, varlığını korumak için her ne pahasına olsun maiyetini feda edebilme acımasızlığından alır; sermayesi acımasızlıktır. Oysa altmış dört birim karelik evren tahtası üzerindeki habitatın en güçlü görünen zayıfıdır. Yapabildiği tek şey uğruna feda ettiklerinin arkasından bir damla bile olsun gözyaşı heba etmeden, kendilerini onun için feda edenlerin yüce gönüllülüğünün atmosferini teneffüs edip öne çıkma kahramanlığına kalkışmadan, her daim arkasına saklanabileceği bir kahraman bulmak, o da olmuyorsa acınası bir korkaklıkla sağa sola, öne arkaya doğru gidip gelmektir.

Oysa son bellidir. Kader ağlarını örmüştür. Açgözlülüğün bedeli; istilacılığın, fetih çılgınlığının bedeli her zaman gözden çıkarılanların ölü bedenleri üzerine basarak tırmandığınız altın kaplı zirveler, üniformalar üzerindeki sırmalı şeritler, omuzlarınız üzerindeki sıra sıra yıldızlar değildir; çünkü bazen şahları da vururlar.

Strateji, değerler ve ilkeler üzerine değil; sadece kazanmak üzerine bina edilirse, altmış dört birim karelik evren üzerinde her varlık sırası geldiğinde mutlaka ölümü tadar. Görkemli alçaklıkların bina edildiği parseller her zaman sırtı sıvazlanıp ölüme gönderilenlerin kanları ile değil, sırt sıvazlayanların da kanları ile sulanır nadiren. Bütün hamleleri kendi varlığına, dirliğine mahkûm eden Şah’ın kaderi, bazen etrafında ardına saklanacak bir taş bulamadığında teslim olacağı korkunun ürpertili yalnızlığıdır. Bu yalnızlığın rengi “mat”tır.

Stefan Zweig, Satranç adlı yapıtında Nazilere esir düşüp dış dünyadan tecrit edilen Dr. B.’nin, zaman –mekân kavramını zamanla yitirip, akıl sağlığını kaybetmenin eşiğindeyken, sorguya götürüldüğü odada sorgucusunun paltosunun cebinden çaldığı, satrancın en önemli ustalarının hamlelerinin bulunduğu kitabın pratiğini önce beyninde kurgusal olarak sonra ise çarşaf üzerinde boyadığı ekmek parçaları ile oynayarak akıl sağlığını nasıl koruduğunu anlatır.
Kitap kurgusu, dili ve tekniği ile kusursuz olmasının yanında yazarın yaptığı o mükemmel satranç tarifi ile de zihinlerimize edebi bir şölen sunuyor.

Şöyle ki;
“Çok eski ama sonsuza kadar yeni, yapısal olarak mekanik ama sadece hayal gücü ile etkili; geometrik olarak sabit alanla sınırlı ama sınırsız bileşimleri olan, sürekli gelişen ama kıraç, hiçbir yere götürmeyen bir düşünce; hiçbir hesap yapmayan matematik, eseri olmayan bir sanat; materyali olmayan bir mimari; ama buna rağmen kendi varlığı içinde ve özünde, tüm kitaplardan ve sanat eserlerinden daha uzun ömürlü; her ne kadar can sıkıntısını gidermesi, insanların akıllarını ve algılarını geliştirmesi için hangi tanrının onu yeryüzüne gönderdiği bilinmese de tüm uluslara ve çağlara ait tek oyun” : Satranç
Satranç
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Bu yazarı daha önceden duyduğumu hiç hatırlamıyorum. Ancak oldukça okunan bir yazarmış. Kitap aslında bir roman değilmiş. Ben böyle kalın veya orta kalınlıkta bir roman okuyacağımı sanarken aslında Satranç uzunca bir öyküymüş. Elimdeki kitap 71 sayfa. Rafta görünce oldukça şaşırdım.

Kitabı bir anlatacının gözünden okuyoruz. Bu anlatıcı ve arkadaşı New York’dan Buenos Aires’e giden bir vapurdadırlar ve vapurda tesadüfen dönemin ünlü satranç şampiyonu Mirko Czentovic ile karşılaşırlar. Ancak anlatıcımız bu kişiyi tanımamaktadır. Arkadaşının gazete haberlerinden aktardığı bilgilere göre Czentovic aslında anti-sosyal bir kişiliktir. Belki de dünyada da en iyi ve belki de tek becerebildiği şey satranç oynamaktadır. Kendisine bakan papaz bir gün Czentovic’in satranç yeteneğini keşfedince onun satranç eğitimi almasını sağlar ve Czentovic dünyada bir sürü şampiyonluklar alır. Anlatıcımız vapurda McConnor isimli zengin birisiyle tanışır. Bu kişi Czentovic ile oyun oynamayı istemektedir. Daha sonra anlatıcımız gerekli ayarlamaları yapar ve Czentovic’in olduğu oyunlar başlar. İşte bu oyunlardan bir tanesinde asıl kahramanlarımız Dr. B. İle tanışırlar. Dr. B çok iyi satranç bilmektedir. Bu durum anlatıcımızın dikkatin çeker ve hikayesini Dr. B’den dinleme fırsatı bulur.

Dr. B. Bir Yahudidir ve Hitler’in işkencelerine uğramıştır. Öykü bu sebeple bir yerden sonra artık bir öykü değil de siyasi bir söylem havasına bürünüyor. Kısacık öykü de Hitler’in Yahudi zulümlerine etkili ve farklı bir bakış atıyorsunuz. Dr. B.’de yazarı bulacaksınız. Yazar belki de Dr. B’nin sonuna benzer bir son ile bu öyküyü yazdıktan bir süre sonra intihar etmiş. Yani okuyacağınız bu öykü aslında bir vasiyet belki de bir son söz. Öykünün edebi yönü güzel. İçinde altını çizmek isteyeceğiniz bir çok cümle ya da paragraf bulacağınıza eminim. Velhasıl ruhsal tasvirleri güçlü bir hikaye. Tavsiye ederim. İyi okumalar.

Diğer kitap incelemelerim için http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Satranç
kitaba 8 verdi
9 beğen · 2 yorum
Hakan (@hakani)
Satranç bende de var. En kısa zamanda başlayacağım
11.10.18 beğen 1 cevap
okunmuş kütüphane (@okunmuskutuphane)
tavsiyemdir
12.10.18 beğen cevap

Ayşenur Kıvanç Üstüntaş.

@aysenurkivancustuntas

Bir kitap aynı anda nasıl bu kadar yalın ve nasıl bu kadar düşünce sınırlarını zorlayacak kadar yoğun yazılabilirin örneğidir bu kitap. Mükemmel bir anlatım. Çok güçlü ve sarsıcı. İçselleştirip idrak edebilmek için durup bir düşünmek gerekiyor. Zweig, Czentovic'i soğuk, çıkarcı, kaba, duyguları olmayan, sanat ve kültürden anlamayan biri olarak tanımlıyor. Bu sıfatlarda açıkça o dönemin Nazi güçlerini ve Hitler'i işaret ediyor. Dr. B ise yazarın kendisinden parçalar taşıyor. Yakalandığı zaman onu alıkoyanlara direnebilmek için zihnini canlı tutmaya çalışması, aslında o dönemde Zweig'in hayata tutunma çabalarını anlatıyor. Onu hayata bağlayacak bir şeyler arıyor. Direniyor, savaşıyor ancak kendi hayatında kaybediyor. 2.dünya savaşının yol açtığı acıları, işkenceleri, ölümleri, yahudi olan yazar, kendisine ve ırkına yapılan aşağılamaları o kadar güzel betimlemiş ki, insan kendini gerçekten bir odaya kapatılmış, hayattan dışarı itilmiş, göz önündeyken görülmemeye mahkum edilmiş gibi hissediyor. Defalarca kez o odadan dışarı çıkmaya çalıştığımı söyleyebilirim. Aynı zamanda yazarın içinde bulunduğu ruh halini,o dönem ki siyaset ve savaşı,  toplumun yaralarını;  insanların geliştirmiş olduğu en karmaşık sayılabilecek oyunla yani satrançla, böyle ustaca birleştirmesi çok ince ve kıvrak bir zekanın örneğidir kanımca.
Stefan Zweig arkadaşına yazdığı bir mektupta şöyle söylüyor; “Bir nefretin çift taraflı ağırlığıyla yere serilmiş durumdayım, savaşa neden olan Almanya’ya duyduğum nefret ve savaşın galibi olan Avusturya’daki Yahudilere duyduğum nefret benim gibi insanları yok edecek, yaşamak için birazcık hava bile bırakmayacaklar. Peki, nereye kaçmalı?" aslında bu cümleler onun ne kadar naif bir yapıya sahip olduğunu, bu kadar keskin kavrayan bir zekanın ve anlayışın dünyada bu olanlara daha fazla tahammül edemeyeceğini anlatmış bize. Açıkça söyleyebilirim ki Zweig daha güzel günler görebilseydi hayatımızın ucundan tutacağı daha çok eser olurdu.
Satranç
kitaba puan vermedi
9 beğen · 0 yorum

Satranç - S41

Dr. B. bir sigara yakmak için durdu. Alevin ışığında, ağzının sağ köşesinin sinirli sinirli seğirdiğini ayrımsadım, daha önce de dikkatimi çekmişti bu ve gözleyebildiğim kadarıyla birkaç dakikada bir tekrarlanıyordu. Belli belirsiz bir devinimdi, şöyle bir gelip geçiyordu, ama adamın bütün yüzüne tuhaf bir huzursuzluk veriyordu.
Kabardian tarafından eklenmiştir.

Rengâhenk

@okuyanus

Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz. İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.
Satranç
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
16 beğen · 0 yorum

Selenay

@selenay

İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.
Satranç
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
16 beğen · 0 yorum

ayse gülce

@aysegulce

Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz. İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır.
Yalnız. Yalnız.
Satranç
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
13 beğen · 0 yorum

Merve

@merveozbek

Bize hiçbir şey yapmadılar -sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır baskı uygulayamaz.
Satranç
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 0 yorum

Adem ŞEN

@ultradem

Sonunda yalnızdım ve artık asla yalnız olmayacaktım!
Satranç
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
12 beğen · 0 yorum
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
547
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
145
KİTAP
Tüm Zamanların En İyi Kitapları
Hem okurların hem de yazarların büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuş, kitap tavsiyesi istendiğinde akla ilk gelen, tü...
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
35
KİTAP
11 Yıldızlı Kitaplar
Bu kitaplara 10 yıldız bile az dediğimiz, 11 yıldızı hak ettiğini düşündüğümüz kitapları bu listede paylaşıyoruz....

DAVUT SEÇER

@davut38ks

İnsan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir.
Satranç
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 0 yorum

Can

@canae

Okuyoruz!
Okuyoruz!
Öylece bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. Beklersin, beklersin ve beklersin, şakakların zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünürsün. Hiçbir şey gerçekleşmez. İnsan yalnız kalır, yalnız, yalnız...
Satranç
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
22 beğeni · 2 yorum
Hakan (@hakani)
E yorum yapalım da canlıya düşsün.
31.10.18 beğen 1 cevap

Adem Tepe

@ademtepe

Satranç: Kendine Karşı Oynamak
Kitabın sonlarında, bir kişinin kendisine karşı satranç oynamasının nasıl birşey olduğunu anlatıyor ya, bu animasyon adeta o bölümün canlandırması :)
Satranç
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
6 beğeni · 0 yorum

Adem Tepe

@ademtepe

Bayılıyorum bu kitaba ya. Storytel'de de çok güzel seslendirilmiş, tavsiye ederim. Özellikle bu dakikalar civarında satrancı harika anlatıyor!
Satranç
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
13 beğeni · 3 yorum
fikri felaket (@fikrifelaket)
Tavsiye için teşekkürler. 👍
11.08.18 beğen 1 cevap
Batuhan (@guangzhou)
bu hangi aplikasyon
11.08.18 beğen cevap

Yasemen Bozkurt

@yasemenbzkrt

İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız..
Satranç
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
14 beğeni · 8 yorum
cemil aslan (@cemilaslan)
Yalnızlığın koridorlarında koşmak yorucu olsada,sen yinede pes etme 😉
10.08.18 beğen 1 cevap
Yasin Demirtaş (@yasindemirtas)
Yasemin bey kitap harikaydı değil mi ? Tek solukta okudum ..
10.08.18 beğen 1 cevap
GÖLGE (@golge3434)
Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız...dinle mutlaka öneririm
10.08.18 beğen cevap