ara

Satranç

The Royal Game

Satranç Konusu ve Özeti

Satranç
Yazar:
Çevirmen:
Yayınevi: 5522
ISBN: 9786053606116
Sayfa: 88 sayfa
Basım Tarihi: 1970
Stefan Zweig , çok geniş bir psikoloji birikimini eserlerinde bütünüyle kullanmış ender yazarlardandır. Onun dünya edebiyatında bir biyografi yazarı olarak kazandığı haklı ünün temelinde de bu özelliği, yani yazarlığının yanı sıra çok usta bir psikolog olması yatar. Satranç, Zweig'ın psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir. Zweig ölümünden hemen önce tamamladığı birkaç düzyazı metinden biri olan Satranç'ı kaleme aldığı sırada, karısı Lotte Zweig ile birlikte göç ettiği Brezilya'da yaşamaktaydı. Satranç'ta da, olay yeri olarak New York'dan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi: yeni dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir oyuncusu olan, ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış bulunan Dr. B., öykünün aktörleridir.
Satranç kitabı Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları listesinde yer almaktadır.

Satranç - s41

Dr. B. bir sigara yakmak için durdu. Alevin ışığında, ağzının sağ köşesinin sinirli sinirli seğirdiğini ayrımsadım, daha önce de dikkatimi çekmişti bu ve gözleyebildiğim kadarıyla birkaç dakikada bir tekrarlanıyordu. Belli belirsiz bir devinimdi, şöyle bir gelip geçiyordu, ama adamın bütün yüzüne tuhaf bir huzursuzluk veriyordu.
Kabardian tarafından eklenmiştir.
205
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
545
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
141
KİTAP
Tüm Zamanların En İyi Kitapları
Hem okurların hem de yazarların büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuş, kitap tavsiyesi istendiğinde akla ilk gelen, tü...
735
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
35
KİTAP
11 Yıldızlı Kitaplar
Bu kitaplara 10 yıldız bile az dediğimiz, 11 yıldızı hak ettiğini düşündüğümüz kitapları bu listede paylaşıyoruz....

Ferda Nihat Köksoy

@ferda-nihat

ŞİDDETİN egemenliğine karşı MAT olan ÖZGÜRLÜĞÜN kitabı: 'Satranç'
STEFAN ZWEIG, Yazar, ALM: 1942, TR: 2011 (33.Baskı), Can Yayınları, Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, 71 sf.
***...ŞİDDETİN egemenliğine karşı koyamayan ve MAT edilen ÖZGÜRLÜĞÜN ele alındığı 'Satranç', yazarın NAZİLERDEN kaçarak sığındığı ve öldüğü (1942) Brezilya'da yazdığı, SON KİTABIDIR.***
-Kitabın sunuş yazısında Şebnem Sunar'dan alıntı-

Anlatıcı:
-...kendi deneyimlerimden "KRALLARIN OYUNU"nun (Satranç), gizemli çekiciliğini biliyordum; insanevladının düşünüp bulduğu oyunlar arasında, rastlantının her türlü despotluğuna karşı koyan ve zafer kupalarını yalnızca AKLA ya da daha çok SEZGİSEL yeteneğin belirli bir biçimine veren bir oyun. Ama satranca oyun demekle, haksız bir kısıtlama yapmış olmuyor mu insan?

Satranç aynı zamanda bir BİLİM, bir SANAT değil mi, ...BÜTÜN KARŞIT ÇİFTLERİN bir kerelik bileşimi değil mi?

Hem çok eski hem de yepyeni, düzeneği hem mekanik hem de hayal gücüne bağlı, hem sabit geometrik bir alanla sınırlı hem de bileşimleri sınırsız, hem sürekli gelişen hem de kısır, hiçbir şeye götürmeyen bir düşünme, hiçbir şeyi hesaplamayan bir matematik, yapıtları olmayan bir sanat, maddesi olmayan bir mimari, bununla birlikte varlığıyla BÜTÜN KİTAP VE YAPITLARDAN DAHA DAYANIKLI olduğu su götürmez, bütün halklara ve bütün zamanlara ait olan tek oyun; can sıkıntısını öldürmesi, zihin açması, ruhu canlandırması için Tanrı'nın onu yeryüzüne gönderdiğini kimse bilmez.

Dr.B. :
NAZİLER, dünyaya karşı ordularını güçlendirmeye başlamadan çok önce, BÜTÜN KOMŞU ÜLKELERDE aynı derecede tehlikeli ve eğitimli başka bir ordu kurmaya başladı; HAKLARI ÇİĞNENMİŞ, İHMAL EDİLMİŞ, GÜCENDİRİLMİŞ İNSANLAR ordusu (Sağda 1929 krizinde Almanya halkı). Her resmi dairede, her işletmede "adamları" yuvalanmıştı, ...her yerde casusları vardı.
...(Gestapo'nun hapsettiği otel odasında Dr.B.) Bizi tümüyle HİÇLİĞİN İÇİNE yerleştirdiler, ...yeryüzünde hiçbir şey İNSAN RUHUNA HİÇLİK KADAR BASKI YAPMAZ.
...İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan YALNIZ KALIR. YALNIZ. YALNIZ.

-(4 ay sonra sorgulama odasından aldığı kitap için Dr.B.) sakladığım kitap bir SATRANÇ ALBÜMÜYDÜ, 150 ustanın oyunundan oluşan bir toplamaydı. Kilit altında olmasaydım, o ilk öfkeyle kitabı açık bir pencereden fırlatırdım, çünkü bu saçma sapan şeyle ne yapabilirdim ki?

-...yatak ÇARŞAFIMIN tesadüfen iri kareli olduğunu fark ettim. Doğru katlayınca, 64 kareyi oluşturmayı başardım. ...EKMEĞİMDEN kopardığım küçük parçaları birleştirip gülünç ve yamuk yumuk satranç taşları yapmaya başladım, ...(iki hafta sonra) satranç kitabındaki konumları gözümün önüne getirmek için yatak çarşafındaki ekmek parçalarına bile gerek duymadım ve 8 gün sonra kareli yatak çarşafı da gereksiz oldu; başlangıçta soyut gelen a1, a2, c7, c8 gibi işaretler, BEYNİMİN İÇİNDE görsel, plastik konumlara dönüştü kendiliğinden.

...Bunu izleyen 14 günün sonunda, kitaptaki her oyunu kolayca ezbere -ya da profesyonellerin dediği gibi GÖZÜ KAPALI- oynayabiliyordum. ...150 turnuva oyunuyla odanın ve zamanın boğucu tekdüzeliğine karşı kusursuz bir silah geçmişti elime. ...satrancın eşsiz bir yararı vardı, sezgisel enerjinin daracık bir alana yönlendirilmesiyle en ağır düşünce eyleminde bile beyni gevşetmiyor, tersine KIVRAKLIĞINI VE ESNEKLİĞİNİ artırıyordu.

-Önceleri ustaların oyunlarını makine gibi oynarken, zamanla içimde SANATSAL, heves dolu bir anlayış uyanmaya başladı. Saldırı ve savunmanın inceliklerini, hilelerini ve güçlüklerini öğrendim; İLERİYİ GÖRME, bileşimler yapma, çabuk karşılık verme yöntemlerini kavradım. ...Taşların SONSUZ yer değiştirmesi sessiz hücreyi her gün canlandırıyordu.

-(2.5 ay sonra) ...oyunlar, 20-30 kez oynadıktan sonra, yeni olmanın, şaşırtıcı olmanın getirdiği çekiciliği yitirdiler, ...artık sürpriz, gerilim, sorun kalmamıştı. ...eski oyunların yerine yenilerini bulmalıydım. Kendimle, daha doğrusu KENDİME KARŞI OYNAMAYA çalışmalıydım. ...mantıksal açıdan bu bir saçmalıktı. Satrancın çekiciliği temelde bir tek şeyden kaynaklanır: Stratejinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden. ...aylarca bu olanaksız, bu saçma şey üzerinde çalıştım. ...başka seçim şansım yoktu. ...hiçliğin beni boğmaması için, KENDİMİ SİYAH VE BEYAZA BÖLMEYİ en azından denemek durumunda kaldım.

...Siyah ve beyazdan oluşan her iki ben de yarışa girmeden edemiyordu ve her ikisi de yenmek, kazanmak için kendine göre bir HIRSA, bir sabırsızlığa kapılıyordu. ...Bir tanesi yanlış yapınca, öteki ben sevinçten havalara uçuyor ve aynı anda da kendi beceriksizliğine kızıyordu.

...bütün benliğim ve duygularımla o kareli alana çakılıp kaldım. Oyun SEVİNCİ oyun HEVESİNE dönüşmüştü, oyun hevesi oyun DÜRTÜSÜNE, çılgınlığa, yalnızca uyanık olduğum saatleri ele geçirmekle kalmayıp yavaş yavaş uykuma da sızan tutkulu bir ÖFKEYE. ...sorgulamalar sırasında bile... uğursuz bir açgözlülükle hücreme geri götürülmeyi, böylece oyunumu, delice oyunumu sürdürmeyi bekliyordum yalnızca. ...Oyunumu bozan her şey bana batıyordu: SATRANÇ ZEHİRLENMESİ.

...("satranç oyna" diye gardiyanın boğazına sarıldığı için) bir sabah uyandığımda hastanedeydim. ...Sonrasında serbest bırakıldım.

Anlatıcı:
-(Dr.B.'nin bir gemi yolculuğunda gördüğü Dünya Satranç Şampiyonu Czentovic için) ...profesyonellere özgü bir KURULUKLA davranıyordu. ...Bütün YONTULMAMIŞ varlıklarda olduğu gibi onda da GÜLÜNÇ bir KENDİNİ BEĞENMİŞLİK vardı. ...bir Rembrandt, bir Beethoven, bir Dante, bir Napoleon hakkında en ufak FİKRİ OLMAYAN birinin, KENDİNİ BÜYÜK İNSAN SANMASI aslında o kadar KOLAYDIR ki.

-(Şampiyon Czentovic ile eski mahkum Dr.B.'nin satranç maçında) ...her iki rakibin yaradılışlarındaki RUHSAL KARŞITLIK, oyun ilerledikçe giderek daha somut olarak ortaya çıktı. ...Şampiyon bütün oyun boyunca KAYA GİBİ kıpırdamadan durdu, donuk gözlerini satranç tahtasından ayırmadı; onun için düşünmek, bütün organlarının en yüksek düzeyde çalışmasını gerektiren fiziksel bir zorlamaydı sanki. Buna karşın, Dr.B.'nin hareketleri son derece rahat ve kayıtsızdı. Sözcüğün tam anlamıyla bir AMATÖR olarak yalnızca oyunun KEYFİNİ çıkarırken kendini hiç sıkmıyordu.

...Czentovic'in sonu gelmeyen DÜŞÜNME SÜRELERİ, Dr.B.'yi gözle görülür biçimde sinirlendirmeye başladı. ...değişik bileşimler düşünmede Czentovic'ten yüz kat daha HIZLI olduğu belliydi. ...(rakibinin düşünme süreleri uzadıkça) bazen sinirden ayağa kalkıyor art arda sigara yakıyordu. ...42.hamlede..."İşte! Tamamdır!" diye bağırdı, geriye yaslandı, ...meydan okuyan bakışlarını Czentovic'e dikti! Ansızın gözbebeğinde bir ışık parladı. ...Şampiyon oyundan çekilmişti. ...Adı sanı duyulmamış, kim olduğu bilinmeyen Dr.B., yeryüzünün en güçlü satranç oyuncusunu YENMİŞTİ!.

-Şampiyon, "BİR OYUN DAHA?" diye sordu. "Elbette," diye yanıtladı Dr.B. Halbuki doktoru satranç zehirlenmesi geçiren bir hastanın satranç tahtasına yaklaşmamasını kesin bir dille UYARMIŞTI ve kendisi de bana yalnızca bir deneme oyunu oynayacağını söylemişti. Kendisini YORMAMASI için uyardıysam da dinlemedi.

Bir anda iki oyuncu arasında yeni bir şey oluştu; tehlikeli bir gerilim, tutkulu bir nefret. ...birbirlerini YOK ETMEYE YEMİNLİ iki düşmandılar.

...bu eğitimli taktik oyuncusu, yavaş oynayarak rakibini yoracağını ve sinirlendireceğini çoktan öğrenmişti. ...oyun ölü gibi bir tempoda sürüp gitti. Czentovic sanki giderek daha da TAŞLAŞIYORDU; ... bir aradan ötekine geçtikçe Dr.B.'nin davranışları daha da tuhaflaştı. Oyuna hiç katılmıyormuş, bambaşka bir şeyle ilgileniyormuş gibi görünüyordu.
...aniden öyle yüksek sesle bağırdı ki, hepimiz yerimizden sıçradık:
"Şah! Şah mat!".
..."Üzgünüm ama ben şah mat görmüyorum."
Gerçekte de bir matın olmadığını bir çocuk bile görebilirdi.
...kendisini kolundan tutarak uyardığım ve oyunu bırakmasını istediğimde kendine geldi ve "Söylediğim şey tam bir saçmalık elbette. Oyun tabii ki sizin. ...Bu rezalet için özür dilerim, bu SON SATRANÇ OYUNUM olacak" dedi.

(Bu kitabını yazdıktan sonra Zweig, karısı Lotte ile birlikte intihar etmiştir-FNK)
Satranç
kitaba 10 verdi
5 beğen · 0 yorum

Onur Tüzüngüven

@onur-tuzunguven

Satranç - Stefan Zweig
Stefan Zweig'ın hayata dair bir veda kitabıdır derler Satranç için. Son yazdığı eser olup sonrasında intihar etmiştir eşi Lotte ile. Her ne kadar bu kitap bir veda kitabı olsa da, genelde Zweig'in eserlerini okunması için başlangıç kitabı da olabilir. Gayet akıcı ve kısa bir kitaptır.
Öykü Doğu Avrupa'nın bir kasabasında çok ta zeki olmayan, bir kilise papazının büyüttüğü bir gençle başlar, adı Mirko Czentovic olan bu genç, genelde doğru cümleler kuramayan ve hayatın içerisinde çok verimli düşünemeyen ve yaşamını sürdüremeyen biridir. Çoğu zaman Kasabalılar bu gençle dalga geçerek zamanlarını geçirirler. Fakat bir gün Mirko, kasabanın Papazının ve Çavuşunun rutin hale gelen satranç oyunlarını izlerken, oyunu terk etmek zorunda kalan papazın masadan kalkmasıyla, satranç oyununa devam eder ve Çavuşu 22 hamle de mat etme becerisini gösterir.
Bu satranç müptelası Papazın, dikkatini ciddi anlamda çeker ve birkaç sıralı oyundan sonra Mirko'nun hiç yenilmemesi ve bir satranç dâhisi olarak oyunu sonlandırması akıllarına ilginç fikirler getirmeye başlar. Eğer Doğu Avrupa'nın bu çok ziyaret edilmeyen ve ismi bile bilinmeyen kasabasını, dünyaya satranç dâhisi bu çocukla meşhur edebileceklerini düşünerek, Satranç oyununun geçtiği şehirlere götürüp müsabakalar yaptırıp, bir dünya şampiyonu unvanını Mirko'nun alabileceğini bilmeden yola koyulurlar.

satranç
Bir süre sonra artık Mirko Czentovic gerçekten satranç oyununda bir dünya şampiyonudur ve ciddi bir üne kavuşmuştur. Önüne gelen herkesi çok ta uzun sürmeyen hamlelerle yenip ismini duyurma yolunda ilerliyordur. Satranç dışındaki her alanda içine kapanık ve insanlarla ilişki kurmaya çekinen bu adamın Amerika'dan, Arjantin'e bir vapur yolculuğunda başlayan Doktor B. Adlı satranç rakibi ile yaşadıklarıyla devam ediyor kitabımız.
Vapurda yolculuk sırasında zengin bir inşaat yatırımcısı Bay Mcconnor ile masada paralarını birkaç kez yenilmesine rağmen, son bir kez daha şansını denemeyen zengin patronun 8. Hamlesinde tam yenilecekken kalabalığın arasından çıkan Dr. B. Adındaki esrarengiz fakat satranç oyununu çok iyi bilen bu beyefendinin, Bay Mcconnor'a yaptığı önerilerle oyun berabere bitip. Dünya Şampiyonu Mirko'nun şaşırmasına ve tekrar bir oyun istemesine neden olur. Nefesler tutularak ertesi gün oyunu bekler tüm izleyiciler.
Mirko'nun karşısına çıkacak karakterimiz, Dr. B. İse Avusturya'da yaşamış, Hitler döneminde kraliyet ailesinin mülklerini kanunlara uydurarak koruyup, paralarını aklayan bir avukatken Gestaponun kendisini fark etmesiyle tutuklanan ve karanlık zindanların yerine bir Otelin odasında kilitlenip önemli ve sakıncalı kişiler kategorisindeki tutuklulara yapılan muameleye tabi olacak, sürekli sorgulamalar, psikolojik baskılar ve 4 ay boyunca tek başına otel odasında tecrit ve izole edilerek zihnini ele geçirmeye çalışan Gestaponun işkencelerine maruz kaldığı sürede, tekrar bir sorgu sırasında bir asker paltosunun cebindeki bir kitabın varlığıyla yeniden hayata tutunmaya çalışır.
Bu Satranç kitabındaki dünyanın en iyi satranç oyuncularının oyunlarını bu süre zarfında hem ezberler hem de yatağının çarşafındaki karelerden oyun tahtası, yediği ekmeğin iç hamurundan satranç malzemeleri yaparak satranç oynamaya başlar. Böyle süre giden günler sonrasında 1 yıla yaklaşan bu tutukluluk süresince artık tüm satranç hamleleri zihnindeyken bir sinir kriziyle hastaneye kaldırılmış ve sağlığından şüphe edilerek özgürlüğüne kavuşmuş biridir Dr. B.
Herkesin merakla beklediği Ertesi günkü müsabakada vapurdaki seyirciler yerlerinde sessizce bakışlarla oyunu izlemeye çoktan başlamışken, Buz gibi tavrıyla ve oyunu gayet zamanı kullanarak uzatan Şampiyon Mirko Czentovic ile Gayet kendinden emin ve tezcanlı şekilde hamlelerini yapan Dr. B.'nin ilk oyununda, Mirko oyundan çekilerek ilk oyunu kaybetmiştir.
Mirko durumu içerleyerek 2. Bir oyun talebinde bulunur, Dr. B tek oyun oynayacağını kendine söz vermişse de kendini tutamayıp rövanşı kabul eder ve mücadele tekrardan başlar, Mirko her zamanki soğuk ve acele etmeyen tavrını sürdürürken, Dr. B çok heyecanlı bir şekilde haddinden fazla heyecanlanarak oyunu sürdürmektedir. Bu bahsi geçen son oyun kitabın bitişiyle son bulunmakta.
Bu 2. Müsabakayı çok merak ettiğinizden eminim, sizce dünya şampiyonu Mirko mu? Yoksa bir otel odasında 1 yıl boyunca bir satranç kitabını ezberleyerek zihnini diri tutan Dr. B mi oyunu kazanacak? Stefan Zweig'in hayata veda etmeden yazdığı bu son kitabı okuyup, kazananın kim olduğunu öğrenmeyi sizlere bırakıyorum.

Kitabın Künyesi;
Kitabın Adı: Satranç
Yazarı: Stefan Zweig
Yayınevi: Can yayınları
Basım Yılı: 2000
Sayfa Sayısı: 85
*Yazı www.kitapmakalem.com sitesinde de yayınlanmıştır.
coskunsen@yandex.com
http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/satranc-stefan-zweig-48852
Satranç
kitaba 10 verdi
2 beğen · 0 yorum

R.T

@ravza

Satranç, Stefan Zweig'in 71 sayfalık akıcı mı akıcı bir kitabı. Kitapla ilgili incelemelere şöyle bir göz attığımda birbirinden güzel incelemeler var. Ben kendi adıma daha sonra hatırlayabilmek için ipucu (spoiler - tatkaçıran) içeren bir inceleme yazacağım.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Kitap, New York'tan kalkıp Buenos Aires'e giden bir yolcu vapurundaki olaylardan başlayıp, Dr. B'nin anılarına yolculuğuyla devam ediyor ve yine vapur daki olaylarla son buluyor. Yolcu vapurunda seyahat eden Czentovic, kayıtsızlığı, kibri, cahilliği ile dikkat çeken son dönemin satranç şampiyonudur. (İnsanlar onun bir konu hakkında iletişimde bulunmamasını cahilliğini örtbas etmek istediğine yormaktadır. Czentovic satrancı 'körleme' oynamayı da beceremez. Bu durum insanları kendisi hakkında hayal gücünün yetersizliğiyle ilgili düşünmesine yol açar.) Kitabı kaleme alan kişinin amacı , hiçkimseyle konuşmayan, hiçbir konuda fikir beyan etmeyen Czentovic'i konuşturmaktır. Tabi ki bu kolay olmayacaktır. Onu kendi silahıyla vurmaya çalışacak. Aynı vapurda seyahat edenlerden biri olan hırslı, kazanmaya odaklı McConnor'u Czentovic'ten haberdar eder. McConnor, Czentovic'e satranç oynamayı teklif eder. McConnor ile birkaç kişi beraber, Czentovic'e karşı oynarlar ve tabi ki de oyunu kaybederler. Birkaç el daha oynanır ve bu sırada Dr. B adındaki bir kişi oyunda McConnor'a yardım eder. Kitap kahramanı bu esrarengiz kişiyi merak eder ve ertesi gün Czentovic ile satranç oynaması için davet etmek üzere yanına gider. Dr. B ise kendisine fazla bel bağlamaması gerektiğini, aslında hayatında somut olarak hiç satranç oynamadığını ancak satrancı nasıl bu kadar iyi bildiğinin hikayesini anlatır. Dr. B, Hitler döneminde hücre hapsine maruz kalmış, sert sorgulamalar, baskı ve yalnızlık sonucu psikolojik hasarlar almış biri. Geçirdiği sorguların birinde, aşırdığı bir satranç kitabı sayesinde hep aynı düşünceleri sorgulamaktan kurtarır kendini. Satranç ustalarının hamlelerini ezberler, stratejileri zihninde tekrar kendi kendine oynar. Ancak bir süre sonra yine aynı kısırdöngüde bulur kendini. Sorguda verdiği cevapları düşünmenin yerini, zihninde sürekli oynadığı satranç oyunları alır. Bir süre sonra sinir krizi geçirir ve gözlerini hastanede açar. Bu sayede kurtulur. Ancak tekrar bir sinir krizi geçirmemesi için doktoru satranç oynamaması gerektiğini söylemiştir. Dr. B'nin satrancı somut olarak oynamadığı hâlde, bu kadar iyi bilmesinin nedeni de budur. Dr. B bütün bunları anlattıktan sonra ertesi gün oyuna katılır. Ancak gerçekten zihninde bu satrancı oynadı mı yoksa zihnen çıldırdı mı bunu test etmek için sadece bir el satranç oynayacaktır Dr. B. İlk oyunu Dr. B kazanır ancak ikinci bir oyun teklif eder Czentovic. Onu da oynar ancak oyun esnasında tekrar kriz belirtileri gösterir. Hemen durdurulur. O da özür dileyerek salondan ayrılır. Kitap bu şekilde sona erer.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Kitabın tam da arka kapağında anlatıldığı üzere gerilimli bi kurgusu olduğunu söylemek mümkün. Keyifle okudum. Hatta kitabın 67. sayfasında Czentovic tarafından ikinci bir oyun teklif edildiği satırları okurken "hayır!" deyip kitabın başından kalktığımı biliyorum, daha fazla gerilimi kaldıramayacağımı düşündüğüm için. Daha sonra dayanamayıp kitabı elime aldım ve kısa sürede bitirdim. Dikkatimi çeken nokta Dr. B'deki çökkünlüğü, duyguları ifade edişinden ziyade; öyküdeki McConnor, Czentovic, Dr. B karakterlerin ifade edilişindeki ustalıktı. Keşke biraz daha uzun olsaydı, sonu böyle apansız bitmeseydi dediğim bir öykü oldu. Benim kitap hakkındaki incelemem böyle. Değerli okurlara keyifle okumalar dileklerimle...
Satranç
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum

Deniz Topaloğlu

@deniz-topaloglu

Kaderinizi belirleyecek hamleyi başlatacak el, sizin eliniz olmadıktan sonra, ne olursanız olun sonuçta o altmış dört birim karelik evren üzerinde hepiniz her daim “elverişli kullanılacaklar” listesinin ilk akla geleni, ilk gözden çıkarılacak olanı olan piyonsunuzdur. Onun için böbürlenmeyin; ne oldum değil, ne olacağım deyin. Bir bakmışınız şah iken şahbaza, vezir iken rezile, aşılması imkânsız duvarları ile kale iken sıradan bir taş yığınına dönüşürsünüz.

Şah gücünü, varlığını korumak için her ne pahasına olsun maiyetini feda edebilme acımasızlığından alır; sermayesi acımasızlıktır. Oysa altmış dört birim karelik evren tahtası üzerindeki habitatın en güçlü görünen zayıfıdır. Yapabildiği tek şey uğruna feda ettiklerinin arkasından bir damla bile olsun gözyaşı heba etmeden, kendilerini onun için feda edenlerin yüce gönüllülüğünün atmosferini teneffüs edip öne çıkma kahramanlığına kalkışmadan, her daim arkasına saklanabileceği bir kahraman bulmak, o da olmuyorsa acınası bir korkaklıkla sağa sola, öne arkaya doğru gidip gelmektir.

Oysa son bellidir. Kader ağlarını örmüştür. Açgözlülüğün bedeli; istilacılığın, fetih çılgınlığının bedeli her zaman gözden çıkarılanların ölü bedenleri üzerine basarak tırmandığınız altın kaplı zirveler, üniformalar üzerindeki sırmalı şeritler, omuzlarınız üzerindeki sıra sıra yıldızlar değildir; çünkü bazen şahları da vururlar.

Strateji, değerler ve ilkeler üzerine değil; sadece kazanmak üzerine bina edilirse, altmış dört birim karelik evren üzerinde her varlık sırası geldiğinde mutlaka ölümü tadar. Görkemli alçaklıkların bina edildiği parseller her zaman sırtı sıvazlanıp ölüme gönderilenlerin kanları ile değil, sırt sıvazlayanların da kanları ile sulanır nadiren. Bütün hamleleri kendi varlığına, dirliğine mahkûm eden Şah’ın kaderi, bazen etrafında ardına saklanacak bir taş bulamadığında teslim olacağı korkunun ürpertili yalnızlığıdır. Bu yalnızlığın rengi “mat”tır.

Stefan Zweig, Satranç adlı yapıtında Nazilere esir düşüp dış dünyadan tecrit edilen Dr. B.’nin, zaman –mekân kavramını zamanla yitirip, akıl sağlığını kaybetmenin eşiğindeyken, sorguya götürüldüğü odada sorgucusunun paltosunun cebinden çaldığı, satrancın en önemli ustalarının hamlelerinin bulunduğu kitabın pratiğini önce beyninde kurgusal olarak sonra ise çarşaf üzerinde boyadığı ekmek parçaları ile oynayarak akıl sağlığını nasıl koruduğunu anlatır.
Kitap kurgusu, dili ve tekniği ile kusursuz olmasının yanında yazarın yaptığı o mükemmel satranç tarifi ile de zihinlerimize edebi bir şölen sunuyor.

Şöyle ki;
“Çok eski ama sonsuza kadar yeni, yapısal olarak mekanik ama sadece hayal gücü ile etkili; geometrik olarak sabit alanla sınırlı ama sınırsız bileşimleri olan, sürekli gelişen ama kıraç, hiçbir yere götürmeyen bir düşünce; hiçbir hesap yapmayan matematik, eseri olmayan bir sanat; materyali olmayan bir mimari; ama buna rağmen kendi varlığı içinde ve özünde, tüm kitaplardan ve sanat eserlerinden daha uzun ömürlü; her ne kadar can sıkıntısını gidermesi, insanların akıllarını ve algılarını geliştirmesi için hangi tanrının onu yeryüzüne gönderdiği bilinmese de tüm uluslara ve çağlara ait tek oyun” : Satranç
Satranç
kitaba 10 verdi
2 beğen · 0 yorum

Misafir

@misafir000

Eşi ile birlikte intihar etmesinden birkaç ay önce kaleme aldığı ve bir veda niteliği taşıyan bu eser; usta yazar Stefan Zweig’ın,Nazi rejiminde takındığı zıt yönlülüğünü satranç üzerinde kurguladığı ve yazarın iç dünyasında verdiği savaş hakkında bilgi edinmek adına önemli bir başvuru kaynağıdır.Bir yandan sessiz çığlıkları ile düşmanı olduğu Nazi rejimini eleştirmiş diğer yandan Savaş Bakanlığı’na gönüllü katılımı ile de zıt bir davranışta bulunmuştur.Bu iki farklı yönü siyah ve beyaz olarak nitelendirmiş,eserinin baş karakteri olan Dr. B. ile kendisinin,bir satranç dehası olan Czentovic ile de kısmen A. Hitler’in profili çizmiştir.

Bir deniz seyahati sırasında;Czentovic’e karşı oynayan bir grubun oyununa müdahale etmiş olan Dr. B.,yenilmesi kaçınılmaz olan gruba tavsiyeler vererek oyunun berabere bitmesine sebep olmuştur.Czentovic,beraberliğin sebebi olan Dr. B.’ye yeni bir oyun teklif etmiş,bir defaya mahsus olmak üzere de Dr. B. bu teklifi kabul etmiştir.Oyun oynanmadan önce anlatıcı rolündeki ve Czentovic ile oynamış olan grubun bir üyesi,Dr. B. ile sohbet etme girişimde bulunmuştur.Czentovic'e karşı nasıl bu kadar başarılı olduğu sorusu karşısında Dr. B. kendi hikayesini anlatmaya koyulmuş,Gestapo tarafından tutuklanıp bir odaya tıkıldığını,aylarca yalnız ve uğraşsız kaldığı bu odada,bir sorgu öncesi görevlilerden birinin cebinden çaldığı satranç temalı kitap ile kendi zihninde; satranç oyunu kurduğunu,siyahı oynayan başka,beyazı oynayan başka birini yaratarak tek bir kişiden iki farklı karakter oluşturarak,aylarca sadece satranç düşünmekten beyin iflasının eşiğine gelen kendisinin,dünya şampiyonu olan Czentovic'i yenebilecek seviyeye nasıl geldiğini anlatmıştır.

Dr. B. ile kendine ayna tutan Zweig,simgesel ve sürekleyici bir anlatımla,kütüphanelerimizde yer edinmesi gereken Satranç isimli eseri biz okuyuculara sunmuştur.

-D. F.
Satranç
kitaba 8 verdi
2 beğen · 0 yorum

Selenay

@selenay

İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.
Satranç
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
16 beğen · 0 yorum

Rengâhenk

@okuyanus

Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz. İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.
Satranç
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
15 beğen · 0 yorum

ayse gülce

@aysegulce

Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz. İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır.
Yalnız. Yalnız.
Satranç
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
13 beğen · 0 yorum

Merve

@merveozbek

Bize hiçbir şey yapmadılar -sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır baskı uygulayamaz.
Satranç
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 0 yorum

Adem ŞEN

@ultradem

Sonunda yalnızdım ve artık asla yalnız olmayacaktım!
Satranç
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
12 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

8.9/10
1292 oy
Sence kaç puan almalı?
0