up
ara
profil foto

Kırmızı Pazartesi

İşleneceğini Herkesin Bildiği Bir Cinayetin Öyküsü - Cronica de Una Muerte Anunciada

Kırmızı Pazartesi Konusu ve Özeti

Kırmızı Pazartesi
Yaprak Fırtınası kitabının da yazarı Gabriel Garcia Marquez tarafından kaleme alınan Kırmızı Pazartesi kitabı Latin Amerika, Entrika türünde okuyucusu ile buluşuyor. Can Yayınları yayınevinden 2016 yılında 9789750721571 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Kırmızı Pazartesi isimli kitap 107 sayfadan oluşuyor. Kitabı Türkçe'ye İnci Kut çevirmiştir. Kitap Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Kırmızı Pazartesi kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Çevirmen: İnci Kut
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750721571
Sayfa: 107 sayfa Basım Tarihi: 2016
Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez'in 1981'de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya'da, hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar'ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli. Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin potresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruhçözümü niteliği de kazanmış oluyor.

Her yazar, yazdığı en son romanın en iyi romanı olduğunu sanır. Benim bu romanım için böyle düşünmemin nedeni, yapmak istediğimi tam olarak gerçekleştirebilmiş olmamdır. Romanlar, yazılırken yazarlarının elinden kaçıp kurtulmak isterler. Romanın kişileri, kendi özyaşamlarına dönerler, en sonunda da canlarının istediğini yaparlar. Ben hiçbir romanımda bu romanımdaki kadar ipleri elimde tutamadım. Belki bunu konu ve hacim nedeniyle başarmışımdır. Konusu çok sert olan ve hemen hemen polisiye bir roman gibi işlenen bir roman bu. Üstelik oldukça da kısa. Sonuçtan hoşnutum. Bundan önce de en iyi romanım Yüzyıllık Yalnızlık değil de Albaya Mektup Yazan Kimse Yok adlı yapıtımdı. Ben öyle sanıyordum; ve bunu da sık sık söyledim. Şimdi de en iyi romanımın Kırmızı Pazartesi (Gronica de Una Muerte Anunciada) olduğunu sanıyorum.
Kamer

Kamer

@kitapsiz2

Kitap siteden çok değer verdiğim bir arkadaşımın hediyesidir. Bu kitabı okumamı sağladığı için kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Kitabı elime ilk aldığımda kitap gitmedi, yani resmen ilerleyemedim.İncecik kitap, konusu cinayet, yazarı Marquez. 1 günlük kitap benim için derken aslında hiç de öyle olmadığı gördüm.
Ortaokulda bütün Agatha Christie serisini bitirmiş biri olarak bu tür kitaplara meylim olduğunu söyleyebilirim. Çünkü gidişat güzeldir. Bir cinayet işlenir yazar bunu son sayfaya hatta bazen son satırlara kadar saklar. Ve siz de bütün romanı, katili doğru tahmin edebilmenin verdiği heyecanla okursunuz.
Kitabı elime aldığımda ilerleyemememin sebebi belki de buydu. Başta işlenip de katili merak edilen sır gibi saklanan bir cinayet değildi bu.

Kitabın açıklamasında da sıkça rastlayabileceğiniz üzere -İşleneceği herkesin bildiği bir cinayetin öyküsüydü. E peki katil belli olay belli neydi bizi bu kitaba çekecek olan?
Tabii ki Marquez'in dili ve tarzı..
Marquez de bu romanı için -Ben hiçbir kitabımda bu romanımdaki kadar ipleri elimde tutmadım, diyor.
Kitap öyle bir tarzla anlatılıyor ki yazar Marquez küçüklüğüne dönüp o cinayeti, tüm olayları tekrar gözlemliyor ve -Röportaj havasında bize aktarıyor. Bu röportajlarla da o karakterlerin düşüncelerine tavırlarına olaylar hakkındaki saklanmış fikirlerine ulaşabiliyoruz.
Kitabın içeriğine bakacak olursak; Santiago nasar cinayetten bir gün önce evlenen Angela Vicarionun bekaretini kaybetmesine neden olmakla suçlanır. Angelanın ikiz ağabeyleri de namus meselesi der düşerler Santiagonun peşine.
Kitabı okurken net biçimde göreceksiniz ki aslında bu ikizler cinayeti işlemeyi hiç istememekte bu yüzden de gittikleri her yerde bu cinayetten bahsetmektedirler. İşte bu sayede işlenecek cinayetten bütün kasabanın haberi olur. Fakat biri haariiç. Kurban Santiago Nasar..

Öyle bir olay örgüsü öyle bir tesadüf zinciri var ki kitapta Örn; Psikoposun gelmesi, bu yüzden silahını yanına almaması, özenli giyindiği için ön kapıdan çıkması, kapının altından atılan cinayeti haber veren notun ancak cinayetten sonra görülmesi vs. Santiago Nasar pisi pisine gitti desem yeridir..
Kimse Santiago Nasarın suçlu olduğundan emin de olamaz. Tek emin oldukları Angelanın sürekli Santiagonun adını vermesidir.
Gerçek suçlunun Santiago olamayabileceği ise cinayetten sonra farkedilir. Yargıcın notunda da olduğu gibi (-Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım) cinayet deliller ışığında değil varsayımlar etrafında değerlendirilir. Angelanın bekaretini kimin bozduğunu ise asla öğrenemeyeceğiz..

Kitap dönemin toplumunun sosyo-kültürel yapısını çok net biçimde gözler önüne seriyor. Örneğin kadınlardan bahsederken sadece 'Damat adaylarının beklentilerine göre yetiştirildiklerini' gergef işlemeyi dantel örmeyi iyi bilmelerinin o dönem için onların tek kurtuluşu olduğunu da görebiliriz.
Erkeklerse 'Erkek adam olacak şekilde' yetişiyorlardı. Kitaptaki namus cinayeti buna verilecek en güzel örnek. Namus meselesi olduğunda gözlerini kırpmadan öldürecek erkeklikteydiler. Ve sonrasında kiliseye teslim olacak.

Kitaptaki en ilgi çekici olay işe kuşkusuz şudur ki; İşleneceği herkes tarafından bilinen bir cinayet var ortada. Fakat birisi de çıkıp olaya müdahale edemiyor. Hem de bütün kasaba haberdarken durumdan.

İşte kitap bu noktada Santiago Nasar cinayetinin etrafında toplumun değer yargılarını inceliyor. Toplumun insanlara uyguladığı baskı ve bunun insanlar üzerindeki etkilerini rahatlıkla görebiliyoruz.
Başlangıçta da söylediğim gibi kitabı elinize aldığınızda sıradan bir cinayet kitabı muamelesi yapmayın. Bu kitapta merak edeceğiniz şey katil değil, cinayet değil, Kesinlikle -Cinayetin işlenişi.. ve anlatım tarzı. Kİtabı okurken insanlığın ahlak değerlerindeki boşluğu, ilginç tesadüfleri, olayı sorgularak okuyacak ve olayın vahşetine hak vereceksiniz. İyi okumalar.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba puan vermedi
7 beğen · 0 yorum
İrem Aldemir

İrem Aldemir

@iremaldemir

garip
İki farklı şekilde gördüm bu kitabı.


Birincisi,olay zincirinden yola çıkarak kader inancı olan kimseler 'kaderin önüne geçilmez' gibi bir sonuç çıkarabilirler.Çünkü cinayet bir çok tesadüflerle meydana gelmiş gibi gözüküyor kitapta.En basidinden güzel giyindiği için ön kapıdan çıkması,çağırılan yerlere gitmemesi..Tüm kasaba biliyor o iki kardeşin Santiagoyu öldüreceğini ama kimse bir şey yapmıyor.Herkes biri bir şey yapmıştır diye düşünüyor kimse adamın uyarılmadığını düşünmüyor.Angelanın abileri öldürüyor Santiagoyu sorgusuz sualsiz.Ve namusları temizlenmiş oluyor ama Angela doğru mu söylüyor bu belirsiz.

İkincisi,düşüncelere baktım.Olaylar çok basit böyle şaşılası,inanılmaz bir olay zinciri yok.Sanırım bu kitapta cinayeti 'cinayet' olarak görmek hata olur diye düşünüyorum.

Kötülük dolaşıyor etrafta elinde kocaman bıçaklarla aslında.İnsanlar hiçbir şey yapmıyor.Herkes biliyor onların Santiagoyu öldüreceğini,konuşa söyleye geziyorlar arıyorlar onu ama insanlar tepkisiz kalıyor.Çünkü insanlar 'namus' söz konusu olduğunda yapılması gerekenin bu olduğunu düşünüyor,Santiagonun elinde bağırsaklarıyla can vermesinin hak edilen nihayet olduğunu düşünüyorlar.Ve elinde bıçaklarla gözleri dönmüş iki insana durun diyemiyorlar dahası Santiagoya kaç demiyorlar.Namus çemberini de bir adım daha genişlettiğimde ben 'inanç' buluyorum.Dini yaşayışları ve töreleri kadının evlilik öncesinde gireceği bir ilişkinin sonucunun zaten ellerinde bağırsak bulmak kadar ağır olması gerektirdiğini düşündürüyor o halka,yani inandıkları konu ne olursa olsun ahlak,namus,din vs. güçlü inançlar,toplum tarafından uzunca sürelerdir benimsenmiş kurallar bu kasabayı kör ediyor.Kimse inancının,alıştığının ötesine 'hayır' ı koyamamış,kimse Angelayı düşünmemiş,herkes beynini kübe koymuş gibi davranıyor,Santiagonun annesi dahil.

Beni etkiledi mi etkilemedi mi bilmiyorum ama çok rahatsız etti.Nasıl olur da kimse bir adım öne çıkmaz diye çok düşündürdü.Yan komşumun böyle öldürüldüğünü ve dahası öldürüleceğini bildiğimi düşündüm.Rahatsız ediciydi.

Kitabı okumuş halimle tekrar okur muydum diye düşünüyorum,evet tekrar okuma listemde.Yıllar sonra tekrar mutlaka okuyacağım.O kasabaya tekrar bir bakış atmak çok istiyorum.

Özetle,okuyun okutun,üzerine de konuşun.Çünkü sadece kapağını kapatmalık bir kitap değil.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 6 verdi
7 beğen · 1 yorum
Kahve Kitap Kurabiye (@kahvekitapkurabiye)
Sonu başından belli bir kitaptı diye hatırlıyorum. Yani; Santiago'nun öldürüleceğini hepimiz biliyoruz kitapta ki tüm karakterler ve kitabı okumaya başlayan bizler. ve buna rağmen kitap akıcılığından hiç bir şey kaybetmiyor. Tıpkı sonunda batacağını bildiğimiz halde Titanic filmini izlemek gibi :). Okuyalı uzun zaman olan bir kitaptı ve böyle bir izlenim bırakmıştı bende...
15.02.18 beğen cevap
Oğuz Atay

Oğuz Atay

@savasyildirak13

-Santiago, yavrum diye bağırmıştı. Neyin var ?
Santiago Nasar,onu tanımıştı.
-Beni öldürdüler,Wene Hala demişti.

Son basamakta tökezlemiş ama kendini hemen toparlamıştı. Hatta bağırsaklarına bulaşan toprağı eliyle silkelemek titizliğini bile gösterdi, dedi bana Wene Halam. Sonra saat altından beri açık olan arka kapıdan evine girmiş; mutfağın içine yüzükoyun yığılıp kalmıştı.

Bu alıntıyı, bugün okumaya başlayıp bitirdiğim ''Gabriel Garcia Marquez''in 'Kırmızı Pazartesi' adlı kitabından aldım.
Kitabı az önce bitirdim. Başımı yastığa koyup bir süre odanın tavanına anlamsız anlamsız baktım. Birden engellenemez sonların acısı beni kuşattı. Nefesim boğazıma tıkandı. Bir süre kıpırdamadan, bir ceset gibi öylece durdum.

Sonra, ''bana önyargı verin, bütün dünyayı yerinden oynatayım." diyen yazarın bu cümlesini tekrar tekrar düşündüm.
Santiago madem böyle bir suç işliyor, o halde ölmeli. Çünkü kasabada bakire çıkmayan bir kadın var ve suçlu kasabanın en yakışıklısı Santiago Nasar gösteriliyor.

Santiago Nasar'ın öldürüleceğini bütün kasaba biliyor ama kimse engellemiyor. Çünkü, ortada temizlenmesi gereken bir namus var. Töre böyle emrediyor. Namus ancak cinayetle temizleniyor.
Madem Santiago böyle bir suç işliyor, o zaman ölmeyi hakkediyor.

Oysa o işi yapanın Santiago olduğu bile kesin değil. Tamamen önyargılarla suçlanıyor. Bu işi yapsa yapsa Santiago yapabilir diyorlar.

Ne kadar tanığıyız böylesi hikayelerin. Hemen hemen her gün belki yaşıyoruz. Santiago'nun bağırsaklarını deşen bıçaklar dünyanın belli bölgelerinde sadece pazartesileri değil, hemen her gün bileniyor. Bazen töre cinayetleri için, bazen başka cinayetler için.

Asıl korkunç olan, bireysel önyargıların toplumsallaşması. İşte o zaman kimse cinayete ses bile çıkarmıyor. Herkes önyargısını asıl gerçek sanıp kendi vicdanını bu şekilde rahatlatıyor.

İşte Santiago Nasar cinayetinde de durum böyledir. Herkes cinayete sırtını dönüyor. Çünkü Santiago Nasar'ın suçsuzluğu, toplumun önyargısı karşısında hiçbir şey bile değildir. Santiago Nasar'ın gerçeği, toplumun uydurma önyargısını kırmaya yetmiyor. Kıramıyor.

Ve böylece öldürülmekten kurtulamıyor.

Santiago Nasar,onu tanımıştı.
-Beni öldürdüler,Wene Hala demişti
.
İşte bu son cümle, meselenin korkunçluğunu ve çaresizliğini insanın yüreğine adeta zımbalıyor.

S.Yıldırak
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum
NLGNYC

NLGNYC

@dunyasnilzehes

Kırmızı Pazartesi
Gabriel Garcia Marguez'in Yüzyıllık Yalnızlık tan sonra okumuş olduğum ikinci kitabi Kırmızı Pazartesi .Bir çok paylasimda ve arkadaşlarla olan yazismalarimda sandim ki Marguez kitaplarinin siralamasi var ve o siraya gore okumam gerekiyor.Aksine olayın kasabada geçmesi dışında kitaplari birbirine bağlayan bir unsur göremedim.Bu ikisi için bu böyle bana göre.Dil ,anlatimdaki ustalık aynı lakin konu olarak cok farkli ve sıralama olmadan da okunabilecegini düşünüyorum.

Gelelim Kırmızı Pazartesi ye.Sayfa sayısı 107 olup içi dolu dolu olan bir kitap ki, ben kısa kitaplardan pek hazlanmıyorum. Cok sayfali kitaplarda sanki daha fazla bütünleşmiş hissediyorum derken aklımdan çıkmayacak hikayesi ve anlatımıyla kitap çok güzeldi.

Nasıl böyle bir cinayet islenebiliyor .Herkesin bildiği ama kimsenin engel olamadığı ,cinayetin islenebilecegine inanilmadigi bir kasaba.Aynı kasaba; bir kadının tek bir sözü ile "Santiago Nasar"demesiyle harekete geçiyor , sorgusuz sualsiz ,ortada bir kanıt dahi bulunmadığı halde öldürülmesine göz yumuyor.Adamın ise hic birseyden haberi yok .????? Kırmızı Pazartesi'nin konusu gerçek bir hikaye ,yazarın yaşadığı kasaba da gerçekleşmiş ve yazar bütün bu hikayeyi annesinin ısrarı ile o dönem değil neredeyse 50 yıl sonra kaleme almış.
Namus cinayetinden ziyade kitapta anlatılan toplum olarak insanlık olgusundan bahsedilmektedir.Cinayeti ,ikizler değil kasabanın bütünü işlemiştir.Ve öyle yerler vardi ki hala etkisindeyim.
?????Annenin ,katil ikizlerin koşarak eve geldiğini görmesi ve kapıyı kapattığı an oğlunun dışarıda kalmasi???? okuduğumda içim bir fena oldu.Ve cinayet ani ,cinayet sonrası ölünün vücut değişimi otopsi halleri filan beni fena sarstı ???????Daha da bisey yazmayayım merak edenler bekletmeden okusun o kadar.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 8 verdi
4 beğen · 0 yorum
zerre-i miskal

zerre-i miskal

@zerreimiskal

Derin Bir Sosyolojik Analiz.
Toplumda kadın ve erkeğin yeri, din, ekonomik unsurlardan oluşan sınıf ayrımı ve sonuçta kalburüstü bireylerin namus kavramında çatışması ile işleneceği belli bir cinayetin yine toplumca 'meşru' kılınması romanıdır. Eserde kadın ve erkeğin rolü çok vurgulanır, toplumca kendilerine çizilen kalıba girme gereksinimi üzerinde durulur.Bu gereksinim 'namus' cinayetine zemini hazırlar.
Romanı incelerken toplumun dine, din adamlarına bakış açısı da dikkat çeker. İlk örnek olarak Psikopos'u karşılama ve onun 'horoz ibiği çorbası' merakının toplumca yorumu bir 'kilit noktadır'. Dinin şekilciliğine, bozulmuş yapısına bir vurgu vardır bu kısımda. Ayrıca cinayetten sonra kiliseye sığınan kardeşlerin Peder'le konuşması da dikkat çekicidir.(bkz.s48) Yine toplum-din çatışması otopsi sahnesinde Peder ile doktor arasındaki konuşmada geçer.Romanın ilk kısımlarındaki 'Beyaz Tavşan' masumiyet temsilcisidir. Nasar'ın cinayetiyle bağdaştırdım ben.
Ekonomik sınıfsal ayrıma gelirsek Nasar ve Bayardo, bürokratik ailelelerden gelip el üstünde tutulurken, 'namus' konu olunca ikisi de halkça 'ötekileştirilir'. Flor sözlerinde ikizlerin cinayet işleyemeyeceğini üstelik bir 'zengini' hiç öldüremeyeceklerini anlatır. Bu da para-namus ikilisinin çözülmeyecek sorun olduğunu vurgular.
'Mutluluğun parayla satın alınmayacağı' Bayardo'nun Angela için kiraladığı ev ve sonrasında yaşadığı travma ile ortaya çıkar.
Teknik olarak bakarsak röportaj, sezdirme, benzetme, çeliştirme, rüya gibi imgelere sıkça başvurulur. Bu nedenle de ilk cümleden cinayet işleneceği bilinse de roman canlılığını yitirmez. Öyle ki, 'Yahu Nasar öldürülmeyi hak edecek bu suçu işledi mi?'sorusuna cevap bulunmaz.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 10 verdi
15 beğen · 12 yorum
Black Garden (@blackgarden)
Kapsamlı bir inceleme yazısı bu, tebrikler.
19.12.16 beğen cevap
zerre-i miskal (@zerreimiskal)
@blackgarden Teşekkürler Halil Bey, beğenmenize sevindim. Biraz kısa tutmaya çalıştım:) Şunu da eklemek istiyorum aslında, bu cinayet sadece kan akıtılan cinayet olarak düşünülmemeli, günümüz toplumu da şu an tam da eserdeki gibi...
19.12.16 beğen cevap
Nisf (@nisf)
Canım kitabın dili ağır mı peki nasıl?
19.12.16 beğen cevap
Black Garden (@blackgarden)
Günümüzün toplumu fikrimce, bu namus cinayetleri konusunda önceki dönemlere kıyasla daha olumlu bir durumda...
19.12.16 beğen cevap
zerre-i miskal (@zerreimiskal)
@nisf can, dil ağır değil, çeviri güzel. Romanda karakterler ile olan röportajlar ve onların çelişkili ifadeleri nedeniyle biraz kafa karışıklığı yaratabiliyor ara ara. Bunu söyleyebilirim. :)
19.12.16 beğen cevap
zerre-i miskal (@zerreimiskal)
@blackgarden işte sadece namus cinayeti olarak bakmamak gerek diyorum..
19.12.16 beğen cevap
Nisf (@nisf)
Tamamdır teşekkür ettim @zerreimiskal can :)
19.12.16 beğen cevap
zerre-i miskal (@zerreimiskal)
@nisf, oy rica ettim o halde :)
19.12.16 beğen cevap
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
İnsan eğilimleri ne kadar evrensel. Peki ayrım ne din mi bayrak mı coğrafya mı? Çıplak varoluşumuzda hepimiz aynıyız aslında vahşi eğilimleri olan bencil bir yaratık. En çok yarattığımız kurgu dünyasını ciddiye alıyoruz. Bedensel varoluşumuzu değil. Eliniz yüreğinize sağlık efendim.
19.12.16 beğen cevap
zerre-i miskal (@zerreimiskal)
@seyyah73 Evet hepimiz aynıyız, en azından aynı ve eşit olduğumuzu kabul ediyoruz. Bu nedenle çok da vahşi sayılmayız diyorum. Üstelik kabul etmeyenlerin yarattığı toplum ve dünya ortada iken. Bedensel varoluşumuzun içinde değil, yarattığımız, yaratılan dünyanın içinde yaşıyoruz, yaşamak durumunda bırakılıyoruz. Sizin de katkınıza sağlık ola teşekkürler ediyorum :)
19.12.16 beğen cevap
Ismail Korkmaz (@ismailkorkmaz800)
Çok iyi bir okursunuz anlaşılan,incelemeniz güzeldi.yeni sipariş verdim kitabı heyecanla bekliyorum
06.03.17 beğen 1 cevap

Kırmızı Pazartesi - S41

Vicario ailesi, duvarları tuğladan örme, damı palmiye yapraklarından yapılma, gösterişsiz bir evde oturuyordu, çatının üstündeki iki pencereden içeri ocak ayında güvercinler girip kuluçkaya yatarlardı. Evin ön cephesinde neredeyse boydan boya çiçek saksılarıyla kaplı bir teras vardı, bir de tavukların başıboş gezindikleri, içinde meyve ağaçları bulunan büyük bir avlusu. Avlunun dibine ikizler, bir domuz ahırı yapmışlardı; üstünde domuzların kesildiği, bir taşla kesilen hayvanların parçalara ayrıldığı bir masa da vardı, Poncio Vicario'nun gözleri bozulduğundan beri aileye gelir getiren iyi bir işyeri olup çıkmıştı burası. Bu işi Pedro Vicario başlatmıştı; ama o askere gidince ikiz kardeşi de öğrenmişti bu kasaplık işini. (Eski Basım)

Bu hayalle evlenmişti kız. Bayardo San Roman'a gelince; o da iktidarın ve servetin olağanüstü gücüyle mutluluğu satın alabileceği hayaliyle evlenmiş olsa gerekti, çünkü düğün hazırlıkları arttıkça, düğünü daha da muhteşem kılacak çılgınca fikirler esiyordu aklına. Piskoposun ziyareti duyulduğu zaman kendilerini evlendirebilmesi için düğünü bir gün geciktirmek istemiş ama Angela Vicario buna karşı çıkmıştı. ''Doğrusunu istersen,'' dedi bana, ''çorba yapmak için yalnızca ibiklerini kesip horozların geri kalanını çöpe atan bir adam tarafından kutsanmak istemiyordum ben.'' Yine de piskoposun hayır duası olmasa da, düğün şenliği baş edilmesi öyle zor bir hale gelmişti ki, Bayardo San Roman artık ipin ucunu kaçırmış, sonunda düğün tam bir halk eğlencesine dönmüştü. (Yeni Basım)
Ayşen Nurgül Yılmaz tarafından eklenmiştir.
Burcu S.

Burcu S.

@bs

“Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.”
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
19 beğen · 0 yorum
Elif

Elif

@elifce

- Santiago, yavrum, neyin var?
- Beni öldürdüler, Wene Hala.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
14 beğen · 0 yorum
Rana Yılmaz

Rana Yılmaz

@ranayilmaz

Kader bizleri görünmez kılar.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
10 beğen · 0 yorum
Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
Elif

Elif

@elifce

Bu kadar büyük bir üzüntünün ancak daha büyük utançları örtbas etmek için gösterilebileceğini düşündüğümü hatırlıyorum.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
8 beğen · 0 yorum
1177
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
9
KİTAP
Nobel Ödüllü Yazarların En İyi Kitapları
Gabriel Garcia Marquez, William Golding, Hermann Hesse ve daha fazlası... Nobel Ödülü'ne layık görülen tüm yazarların mutlaka...
394
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
246
KİTAP
Okunası ve Tavsiye Edilesi Kitaplar
Satırlarından kopamayacağınız, okumaktan kendinizi alamayacağınız, okuduktan sonra mutlaka bir arkadaşınıza tavsiye edeceğini...
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
Hatiç🍀

Hatiç🍀

@hatic

 paylaşım fotoğrafı
Bugün için seçilen. 🤗
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
17 beğeni · 5 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
sayfa sayısı az olmasına rağmen dolu dolu bir eser, geçen sene kitap toplantımızın konusu idi "kırmızı pazartesi" o nedenle sizden de küçük bir değerlendirme istesem bir sorun olur mu? Sn.@hatic
10.12.18 beğen cevap
Gökçe (@kirmizitilkiyollarda)
Ben de bugün aldım umarım bahsedilen kadar güzeldir
10.12.18 beğen 1 cevap
Gamze (@miyavlamayankedi)
Çok güzel bir eser bir ara sıkıldım fakat sonra hemen bitti bir çok insana da sinir oldum
10.12.18 beğen cevap
DAVUT SEÇER

DAVUT SEÇER

@davut38ks

 paylaşım fotoğrafı
Bazen kaderimiz bizleri görünmez kılar.
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
 paylaşım fotoğrafı
Bugün Iğdırdaydım, aşırı sıcak 40 ve üzeri derecelerde, kitap okumak için serin ve beton bir zemine oturdum. Bitmiş olan kitabımın resmiyle...
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
10 beğeni · 0 yorum beğen ikon