ara

Cesur Yeni Dünya

Brave New World

Cesur Yeni Dünya Konusu, Özeti ve Türleri

Cesur Yeni Dünya, insani değerlerin giderek kaybolarak insanların robotlaştığı bir düzeni anlatan distopya türünde bir romandır.
Cesur Yeni Dünya
Yazar:
Çevirmen:
Yayınevi: İthaki Yayınları
ISBN: 9789756902165
Sayfa: 348 sayfa
Basım Tarihi: 2003

Cesur Yeni Dünya Kitabı Hakkında Genel Bilgiler

Aldous Huxley, 1931 yılında yayınlanan bu kitabını yazarken 1924’te yayınlanan Yevgeni Zamyatin’in Biz adlı romanından etkilendiği söylenmektedir. Ve ayrıca bu kitabın TV dizisi olarak yayınlanacağı bilgisi de verilmiştir. Yönetmenlerinden biri de Steven Spielberg olacaktır.

Cesur Yeni Dünya Kitap Özeti

Cesur Yeni Dünya (Brave New World) bir distopya romanıdır. Ütopya gibi daha iyiye giden bir düzenin tersine daha kötüye giden bir düzendir. İlk bakışta güzel gibi görünse de insani değerlerin yok olup insanların giderek robotlaştığı bir düzen oluşmaktadır bu yeni dünyada.

Bu yeni dünyada annelik babalık yok. Üreme kuluçka sistemiyle oluyor. Ahlak ve maneviyat yok. Din ve tanrı inanışı yok. Kader de dahil olmak üzere her şey önceden belli. Öğrenme uykudayken oluyor. Bu ilk etapta kolay ve rahat bir şey gibi algılansa da öğreneceğiniz şeyleri siz seçmeyince işin rengi tamamen değişiyor. Katı bir kast sistemi var ve herkesin görevi başka ve kesin çizgilerle belirlenmiş. Bu görevlerden dışarı çıkılmasına izin yok. Zaten bunu düşünmelerinin imkânı da yok. Gama, Delta, Alfa gibi kast isimleri var. Bu dünyada çocuklara uykudayken kast sistemindeki yerlerini ve bunu sevmelerini öğretiyorlar. Görevlerini öğretiyorlar. Ve bu görevleri de severek yapmalarını…

Aşk, sevgi gibi yoğun ve insani duyguların yaratılmasına izin yok bu dünyada. Bunları insanları mutsuz eden duygular ve düzensizlik yaratacak durumlar olarak görüyorlar. Soma olarak adlandırılan ilaçlar sayesinde insanlar kısa süreli rahatlama sağlıyor. Fakat bunlar uyuşturucu gibi değil. Etkisi kısa süreli ve sonrasında bağımlılık yapmıyor. Bu ilaçlar hediye olarak üsleri tarafından insanlara veriliyor.
İlaçlarla bir çok eski dünyaya ait özellik yok edilebiliyor. Hastalık, yaşlılık, obezite ya da aşırı zayıflık… gibi durumlar artık yaşanmıyor ilaçlar sayesinde. Bütün amaç insanların mutlu olması. Düşünmemeleri gereken şeyleri ortadan kaldırmak.

Bu cesur dünyada bunlar yaşanırken eski düzenini korumayı başarmış bambaşka bir bölge daha var. Bu bölgenin varlığı biliniyor. Ve bir deney yapmak için yeni dünyanın yetkin kişileri tarafından bir ziyaret düzenleniyor bu eski dünyaya ve bir çift ile, John ve Linda ile, tanışıp onları yeni dünyaya götürüyorlar. Deneyin amacı ise eski düzeni yaşayan bir insanın yeni düzene uyum sağlayıp sağlayamayacağı… Ve tahmin edebileceğimiz, ve aslında olması gerektiği, gibi eski düzene alışmış, insani duyguları, inancı, aile kavramı ve sevgisi olan insan John uyum sağlayamıyor ve bu deneyden kaçıyor. Sadece John bu gidişin insanlığı yok edeceğini kavrıyor.
Cesur Yeni Dünya kitabı Filmi de çekilen kitaplar listesinde yer almaktadır.

Cesur Yeni Dünya - s41

Mr. Foster Şişeden Alım Odası'nda kaldı. KŞM Müdürü ve öğrencileri en yakın asansöre binip beşinci kata çıktılar.
Müntekim Gıcırbey tarafından eklenmiştir.

Cesur Yeni Dünya Kitap Listeleri

311
KİTAP
Filmi de çekilen kitaplar
Edebiyat dünyasından sinema dünyasına taşınan unutulmaz eserler bu listede! ...
725
KİTAP
Okuduğum en güzel kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin kitabı listeye ekle....
435
KİTAP
Hiç unutamayacağım dediğimiz kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....

Deniz Topaloğlu

@deniz-topaloglu

- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
Seri üretim (fordizm) tanrısını keşfetmiş kapitalizmin, insan yaşamını doğumundan ölümüne kadar -ki doğum ve ölümde bu sürece dahildir- bütün evresini tüketim tanrısının kulluğuna esir edecek şekilde dizayn edip,bütün yaşamı tüketim üzerinden işleyen bir organizmanın basit birer bileşeni olarak tasarlayan, fiziksel, duygusal her türlü insani özelliğin bir tüketim kalıbı içerisinde yer edinmesi ile ilerleyen, farkında olmadan gerçekleşen bir bağımlılığın mutluluk yanılsaması ile ilerleyip kronikleşmesi ile sonuçlanan ve insani olmayan bir çılgınlıkla sonlanması muhtemel bir mekanik dünyanın tasviri olarak düşünülebilecek olan kitap, aslında; bunun ötesinde çok daha farklı bir toplumsal algı oluşturmak üzere tasarlanıp kurgulanmış bir çaresizliğin tek gerçek olduğu ve bu çaresizliğin kabulü dışından bir seçeneğin olmadığını alttan alta işleyen ardıl bir amaca da hizmet ediyor.

Sistemin dayattığı ve her halükarda sistemi ete kemiğe büründüren sınıfın çıkarlarının öncüllendiği toplumsal mühendislik projelerinin, insani olmayan sonuçlarına rağmen elde olanın en iyisi olmasa da ehveni şer olduğu, sistem karşıtı her türlü faaliyetin nihayetinde sistemin bağışıklığının güçlenmesine yol açarak sistemin saldırıya açık zayıf yönlerinin tahkim edilmesine olanak sağladığını ve buna öncülük eden her çevreden tarihi şahsiyetin aslında bu işlevi, toplum yaşamının farklı renk ve veçhelerinin arkasına saklanarak yürüttüklerini; sistemin bizatihi kendisini ve kendi karşıtlarını örgütleyip dizayn ederek kontrolü dışında bir muhalif forma ortaya çıkma imkanı vermediğini ve dolayısı ile görünür olan muhalif hareket ve şahsiyetlerin aslında sistemin tahkimi amacı taşıyan önleyici ajanlar oldukları bir güvensizlik ortamında umutsuzluk ve “böyle gelmiş böyle giderciliğin” kanıksanıp içselleştiği bir atmosferde toplumsal yapıların yüzeysel kestirmeci alışkanlıklarının devreye girmesi ve egemen ilahiyatının da omuz vermesi ile, bu sınıfsallığa tanrısal bir atıf yapılır; böylelikle sınıfsal hiddet bastırılır, tehlike olmaktan çıkarılır.

İnsan hayata gözlerini hangi coğrafyada, hangi tabiiyette, hangi dine mensup ve hangi ten rengine sahip olarak açacağını elbette bilemez. Çünkü bütün bu özellikler kendi iradesi dışında ebeveynleri tarafından belirlenecek bir tercihin yansıması olarak kendine miras kalacaktır. Elbette insanın ebeveynlerinin tercihlerinden kaynaklı bütün bu etiketleri zamanla reddi miras etmesi mümkündür. Ancak insanın reddi miras edemeyeceği bir husus vardır ki; onu insan istese de istemese de ömrü boyunca peşinde taşır. Bu miras, sınıf mensubiyetidir.

Sınıflar arası geçirgenliğin neredeyse kalmadığı, eleğin üzerinde kalanların her daim aynı kaldığı bu dünyada; para ve güç saltanat yolunu izleyerek el değiştirdiğinden yada halk deyimi ile “para parayı çektiğinden” insan içinde doğduğu sınıfın bütün ekonomik, siyasal, sosyal mirasını taşımak zorunda kalır. Dolayısı ile insanın doğacağı yerin lüks bir hastane süitimi yoksa damı akan bir gecekondu odası mı olacağından,beslenme rejimine, oynayacağı oyuncağa, birazcık zorlasa okuma imkanını yakalayacağı üniversiteye, sonrasında yapacağı işe, öleceği döşeğin setliğine, cenaze merasimine kadar her şey, bu mirasın izlerini taşır. İnsan devraldığı mirasın türüne göre toplumsal yaşamda kabuller üretir ve bu mirasın yaşamı üzerindeki tüm etkilerine karşı rıza üreterek, onun ile yaşamayı kabullenir,kabullenmek zorunda kalır. Kendisine kalan mirası reddetme yolunu tercih eden azınlık ise, es kaza kaldığı eleğin üzerinden planlama denilen mucize icat sayesinde eleğin üzerinden üflenip faniler alemine doğru uçurulur.

Kitapta kusursuz bir tanrısal planlama ile sistemin işleyişi ve ihtiyacına uygun insanların, ihtiyaca göre sınıflandırılarak kuluçka merkezlerinde üretildiği; şartlandırma merkezlerinde sınıfsal durumlarına göre uyutularak hipnotize edildiği bu dünyanın temel amacı, herkesin durumunu kabullenip mutlu olduğu toplumsal ve ekonomik istikrarın devamının sağlanmasıdır. Toplum icra ettikleri mesleklere göre planlanır, her mesleki grup kendisine vazife edilen işi yerine getirerek toplumsal istikrara katkı sağlar ve böylece sınıfsal farklar ortadan kalkarak, birbirlerine bağımlı mesleki ödevlerin yerine getirildiği korporatist bir istikrar toplumu yaratılır. Bu toplumda birey görevleri ile mesul, istikrara ve mutluluğa mahkum bir makinedir.

İstikrar ve düzen, faşizmin ilk adımlarının ayak sesleridir. Düzensizlik vaat ermeyen, farklılıklar barındırmayan, tek tipleştirici toplumsal tasarıların sonucu düzen ve istikrar adına köleliktir. Bu kölelikten kurtuluş ancak köleliğin farkında olmakla olur.
2 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Nesli

@nesli

- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
Kitabı bitirdiğimde türünün ütopya mı yoksa distopya mı olduğu konusunda bir çok soru oluştu aklımda.
Aslında bilindiği üzere bu bir kara ütopya yani distopya. Ama bana göre olumlu yönleri de yadsınamaz.

Öncelikle her şey insanların mutluluğu için. Hayatları onlar doğmadan planlanmış, yemleri suları ona göre
verilmiş, hipnopedya(uykuda eğitim) - podsnap tekniği - bokanovski grupları(ikizler hem de onbinlerce)
gibi programlarla insanlar sınıflandırılmışlar.Alfa, beta, gama, epsilon, delta ve bunların pozitif-negatif
birimleri şeklinde kendi içlerinde ayrılmışlar. Örneğin, alfa+ bireyler en zekiler, ardından alfa-, sonra beta+
şeklinde gruplar oluşturulmuş.

Bu şekilde doğmadan önce herkesin meslekleri, hayat kaliteleri, kaç saat çalışacakları, ne kadar yaşayacakları
zira yirmilerden sonra yaşlanmaları duruyor, herkes altmışlarında ama genç ölüyor. Ölüm korkusuna karşı bile
hipnopedya yöntemiyle şartlandırılıyorlar, kimse ölümden korkmuyor. Ölenleri kimse gözyaşlarıyla uğurlamıyor.

Bunların yanı sıra dinleri de var. İnanç, toplum için gerekli bir bağdır çoğu zaman. Din afyondur bilindiği üzere...
Eh buna bir de istedikleri zaman istedikleri insanlarla toplum tarafından ayıplanmadan, özgürce sevişebilme
imkanını da eklersek (6-7 yaşlarındaki çocuklara seks oyunu oynatılıyor, öğrensinler diye) sizce de mükemmel
toplum çıkmıyor mu ortaya? Yasal olan uyuşturucularını da unutmamak gerek tabii.

Motto şöyle: "Cemaat, özdeşlik, istikrar." Herkes herkes içindir. Şartlandırmaları bozabilecek uygulamalar
yasaktır. İnsanların düşünmelerine ve yalnız kalmalarına izin verilirse istikrar bozulur. Yine çoğu distopyada
olduğu gibi burada da kitaplara yasak geliyor.

Sınırsız seksle, düzenli hayatla, hijyenle, dinle, grup oyunlarıyla, cemaat aktiviteleriyle tatmin olmazsan,
soma alırsın tatile çıkarsın(kafa tatili) ve öyle mutlu olursun. Tüm bunlar mutlu olmak, eğlenmek için.
İnsanların da istediği bu değil midir?

"İnsan mutluluk konusunu düşünmek zorunda olmasa, yaşam ne kadar eğlenceli olurdu." diyor kitapta.

Tüm bu hikayenin ortasında bir de toplumdan ayrı yaşayan insanlar var. Onlar halen evleniyor, aile kuruyor,
yaşlanıp ölüyorlar. Aç kalıp, hastalanıyorlar. Ayrık bölge denilen yerlerde yaşamalarına izin var sadece.
Elektrikli tellerle çevrilmiş hapishane misali.

Cesur yeni dünya toplumunda da aksaklıklar olmuyor değil. Alfa+ uyumsuz bir birey olan Bernard Marx,
ayrık bölgeden bir Vahşi'yi - adı John- yeni dünya toplumundan iki bireyin, geçmişte yaşanan bir
talihsizlik sonucu dünyaya gelen çocukları olduğu için alıyor ve yeni dünyanın Londra'sına getiriyor.
Vahşi en başlarda hoşlanıyor hayat kolaylığından. Yıllarca kızılderili kabilesiyle yaşamış biri olarak
temiz geliyor bu hayat. Ancak sonra film izlerken tahrik olmaktan, seks hormonlu sakızların gereksizliğinden,
kokulu sentetik müzikten bunalıyor. İnsanların kendilerini uyuşturucu ile oyalamaya çalışmalarından, bir
kadını sevmenin ne demek olduğunun bilinmemesinden, aşk için emek harcamak, acı çekmek varken seksin
bu kadar ucuz olmasına katlanamıyor. Anne sevgisinin bilinmediği bir yerde yaşamak ona acı veriyor.

Bir denek olduğundan gitmesine de izin verilmiyor. Bir şekilde yalnız kalabiliyor sonra. Ancak aslında hiçte
yalnız değil. Düzenden bağımsız olmak, değer yargılarının olması, hayatı zor yoldan yaşamak istemesi
onu trajedinin merkezine yerleştiriyor.

Ben bu hikayenin eline su dökebilecek bir distopya daha okumadım. Biz, Körlük, Mülksüzler ve 1984
okuduğumda bir karşılaştırma yapabilirim sanırım.

Duygularımız, acılarımız, gülüşlerimiz kısacası hislerimiz olmadan yaşayacaksak eğer ne önemi var
hayatın? Düşüncelerimiz, farklılıklarımız, sancılarımız da bizi birbirimize bağlar. Herkes aynı dili konuşmaz ancak
birbirini anlayabilir insanlar. İnsansak eğer, insan gibi doğal olanı sürdürmek hakkımız. Cesur yeni dünya'nın
kısıtlayacağı özgürlük, düşünce yetisi aslında her şeyimiz.
Verdiği Puan: 10
7 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

TC Ömür Durak

@tc-omur-durak

- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
Kitap adı: Cesur Yeni Dünya
Orijinal adı: Brave New World
Yazar: Aldous Huxley
Çeviri: Ümit Tosun
Yayınevi: İthaki
Sayfa: 270
Baskı: 2014
Tür: Bilim Kurgu, Roman

Margaret Atwood sunuş yazısı, David Bradshaw son sözü ile Cesur Yeni Dünya kitabının okumasını bitirdim.

Ütopya tasviri ile bir distopya anlatan bilimkurgu türünde yazıılmış bir kitap Cesur Yeni Dünya.Kitabın genel olarak konusuna 'dünya düzeni' diyebiliriz.
William Shakespeare kitaplarından alıntılar ve şiirlerinden parçalarda bolca bulunmakta.Zaten yazar kitabin ismini de Shakespeare'in bir eserinden esinlenerek Cesur Yeni Dünya koymuş.

Romanın kurgusu Londra’da 26. yüzyılda geçiyor.Tarih F.S. 632'dir. Yani Ford'dan Sonra 632 (Kitaptaki karakterlerin hepsi için birilerinden esinlenmiş yazar,bunlardan biri de Mustafa Kemal Atatürk).Üreme teknolojisi, uykuda öğretim sayesinde değiştirilmiş bir toplum.İnsanlık sağlıklı, teknoloji gelişmiş, savaşlar ve yoksulluk yok edilmiş.Herkes eşit,fakat diğer tüm değerler silinmiş durumda.Aile, din, kültür, sanat, edebiyat ve felsefe yok. Seks artık herkesle yapılabilir durumda.Kitaplar kasalarda,. Hoş sözler, şiirler, aşk sözleri insanların hayatlarından çıkarılmış.Anne-baba-doğum gibi kelimeler ise müstehcen olarak kabul ediliyor.Soma ismini verdikleri bir hap var.Bu hap sayesinde bireyler tüm bunalımlarını,dertlerini atlatıyor. İnsanların oluşumu normal doğum ile değil yapay döllenme şeklinde oluyor.Hiyelarşik sınıflandırmada, sınıflar arası bir ayrımcılık var. Sınıflandırma,resimde bulunan üçgendeki gibi en asiller ALFA, En alt sınıflar ise EPSİLON olarak ayrılıyor.

"Aldous Huxley romanı 1931'de İngiltere'de yaşarken kaleme aldı. Bu dönemde zaten başarılı bir yazar ve sosyal hicivci olarak tanınmaktaydı. Cesur Yeni Dünya, Huxley'in beşinci romanı ve ilk ütopya (veya distopya) denemesidir. Kitap, Yevgeni İvanoviç Zamyatin'in Mıy (Biz) isimli kara ütopyası'ndan oldukça etkilenmiştir (bu kara ütopya George Orwell'in 1984 isimli eserini de etkilemiştir).
Aldous Huxley 1932'de kitabının yazımını tamamladı.1946 da yeniden gözden geçirmiş ama değiştirmeden önsöz eklemeyi tercih etmiştir."

Kitaptan alıntılar;

"Kronik vicdan azabı, tüm ahlâkçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur. Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefere daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir."

"Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun."

"Düzenin her türlüsü kaostan yeğdir."
Verdiği Puan: 7
8 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Yeniler Kendini Hayat

@yeniler-kendini-hayat

- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
Huxley'in Cesur Yeni Dünyası ve G
Kitabı okuyanların dikkatini en çok çeken kısımlardan biri de Yeni Dünya insanının sıkıntılardan kurtulmak için aldığı somadır muhakkak. Huxley'in Yeni Dünya'sında sıkıntılarıyla yüzleşmek ve onu çözümlemeye uğraşmak yerine çok daha kolay bir yöntem olan soma vardır. Yeni Dünya'daki insanlar soma içerler ve dertlerinden uzaklaşırlar. Peki bizim dünyamızın soma'sı neye karşılık gelebilir?

Kanaatimce bizim dünyamızın soması, televizyonlar, bilgisayarlar ve hatta akıllı telefonlar. Hayatımızdaki sıkıntıları görmemezlikten gelmek hatta yok saymak için televizyonlara, bilgisayarlara ve akıllı telefonlara mecburuz. Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sındaki somanın bizim dünyamızdaki versiyonu bunlar olsa gerek.

Kitapla ilgili benim değerlendirmelerim bunlardan ibaret. Tekrar altını çizmek isterim: okunması zor ancak üzerinde düşünülerek okunulduğu taktirde dünya görünüşünüzün açısını genişleten, meselelere farklı boyutlardan bakabilmenizi sağlayan türden bir kitap Cesur Yeni Dünya. Son olarak kitaptaki karakterlerin isim kökenlerine değinmek isterim. Bu nokta, kitabı okuduktan sonra yaptığım araştırma sayesinde edindiğim bir bilgiydi. Kitaptaki karakterler ve ilham alınan kişiler listesi oldukça dikkat çekici.

Bernard Marx - George Bernard Shaw ve Karl Marx
Lenina Crowne - Vladimir Lenin
Fanny Crowne - Fanya Kaplan (Lenin'i düzenlediği suikast girişimi başarısızlıkla sonuçlanan kişi)
Polly Trotsky - Lev Troçki
Benito Hoover - Benito Mussolini ve Herbert Hoover
Helmholtz Watson - Herman von Helmholtz ve John B. Watson
Darwin Bonaparte - Napoleon Bonaparte ve Charles Darwin
Herbert Bakunin - Herbert Spencer ve Mikhail Bakunin
Mustapha Mond - Mustafa Kemal Atatürk ve Sir Alfred Mond
Primo Mellon - Miguel Primo de Rivera ve Andrew Melton
Sarajini Engels - Friedrich Engels ve Sarojini Naidu
Fifi Bradlaugh - Charles Bradlaugh
Joanna Diesel - Rudolf Diesel
Jean-Jeacques Habibullah - Jean-Jack Rousseau ve Habibullah Han

Not: Yazımın tamamını okumak isterseniz bloğumu ziyaret edebilirsiniz:
http://yenilerkendinihaya...umalar-iii.html
Verdiği Puan: 8
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Özg'ür

@ozgur99

- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
Bernard, Vahşi ve Helmholtz.. Kitapta çelişkisiyle derinden etkileyen üç karakter. Bernard fiziksel farklılığından mütevellit dışlanmış, yabancılaşmış bir karakterdir. Fiziksel farklılığı onda zihinsel temelli toplumsal aykırılıklar olarak da baş gösterir. Helmholtz'un ise zihinsel ayrılıkları kendini toplumdan ayırmasını ve birey olduğunu fark etmesini sağlamıştır. Helmholtz ''güzelliğin'' peşindedir. Kelimeleri x ışınları gibi kullanmak ister ama kelimeleri böylece kullanmak anlam olmadığında mümkün değildir. Vahşi'nin ayrılığına ve sebepleri ise yetiştiği toplumdan yabancılığı -ten rengi ve annesi-; cesur yeni dünya'dan ise içinden geldiği toplumun, bireyselliğinin farkında olması ve de şartlandırılmamış olarak yetişmesidir. Üç karakter de uyumsuzdur, mutlu değildir ve yabancıdır. Yani, toplum düşmanlarıdır. Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya'da uygarlığın temel sorununu -birey/toplum ve mutluluk/özgürlük ilişkisini- köklerinden yakalamış. Toplumsal kurumların ortadan kalkması, özel mülkiyetçiliği kaldırmak problemleri çözmüş gibi görünsede, aslında, insanlar en az George Orwell'in 1984'ündeki kadar özgür değildir. Burada ''Büyük Birader'' in izlemeleri ve kısıtlamaları yoktur fakat direkt olarak bilince yapılmış saldırıyı ve şartlandırmayı görürüz. İnsanların mutluluğunu tercih ettiklerini söyleyen Mustafa Mond, Vahşi'nin de söylediği gibi, Tanrı'yı, şiiri, günah'ı ve mutsuz olma hakkını elden almıştır. Diğer yandan işçi sınıfının boş zamanları bile onlara külfet olmaya başlamıştır. Herkes mutludur ve kimsenin mutsuz olmaya zamanı yoktur. Görünen o ki, insan, bilinci ve fikri özgür olmadıkça, önceden verilmiş kararlara ve yaşamında süregelen baskılara adapte oldukça, uygarlığın her türlüsü tahakkümün farklı bir yansıması olacaktır. Bu, sonsuza dek mutlu olacağımız ve soma tatillerine çıkacağımız mükemmel bir dünya görünse bile.
Verdiği Puan: 9
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

E.D

@yabanci

Sözcüklerin iyi olması yetmiyor; onları iyi bir amaç uğruna kullanmak gerekiyor.
- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
12 beğen · 0 yorum · alıntı

Emine Karakaya

@eekrky

"..Sözcüklerin iyi olması yetmiyor; onları iyi bir amaç uğruna kullanmak gerekiyor."
- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
11 beğen · 0 yorum · alıntı

Emine Karakaya

@eekrky

“Eğer doğru kullanırsan sözcükler X ışınlarına dönüşebilirler - her şeyi delip geçerler. Okursun ve delinirsin."
- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
9 beğen · 0 yorum · alıntı

E.D

@yabanci

Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun. Yalnız olana acımasız davranıyorlar.
- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
9 beğen · 0 yorum · alıntı

Eren Boz

@eren-boz

“Ben keyif aramıyorum. Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum.”
“Aslında,” dedi Mustafa Mond, “siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz.”
“Öyle olsun,” dedi Vahşi meydan okurcasına, “mutsuz olma hakkını istiyorum.”
“Eklemek gerekirse, ihtiyarlama, çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz; frengi ve kansere yakalanma haklarını, açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını, tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz.
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonunda Vahşi, “Hepsini istiyorum,” dedi.
Mustafa Mond omuzlarını silkti. “Hepsi sizin olsun,” dedi.
- Aldous Huxley
8.4 (373 oy)
7 beğen · 0 yorum · alıntı

Benzer Kitaplar

8.4/10
373 oy
Sence kaç puan almalı?
0