ara

Bir Çift Ayakkabı Konusu, Özeti ve Türleri

Bir Çift Ayakkabı
Sunay Akın, bu kez Bir Çift Ayakkabı'yla çıkıyor insanlık tarihinin bilinmeyen tozlu yollarındaki macerasına.

Bir Çift Ayakkabı kimi zaman boya sandıklarındaki hayat ağacı imgesine dönüşüyor, kimi zaman koskoca bir padişahın imdadına yetişiyor. Ay'ın, sinemanın, sanatın, aşkın, savaşın, vd. tarihine ışık tutuyor.

Muhtaç olmasın diye, evden kaçan karısının ayakkabısının içine para koyan terk edilmiş koca kimdir? Van Gogh'un tablosunda ters çevirdiği ayakkabının sırrı…

Abdülaziz İstanbul'u dünyaya nasıl gezdirdi? Hayat ağacı'nın boyacı sandıklarındaki sureti… Kız Kulesi, pabuçlarını nereye düşürdü? Galata Köprüsü'nden geçen en büyük ayaklara nasıl ayakkabı bulundu? Dünya'nın giriş kapısında kimlerin ayakkabıları duruyor?

Kıvrak hareketlerle oynatıyor kalemini Sunay Akın ve izini sürdüğü hikâyelerin her bir parçasını ustalıkla yerlerine yerleştiriyor.

Bir Çift Ayakkabı - s41

Fotoğrafta görülen iki genç insanın ortasındaki yaşlı adaT
mm adı Orville Wright'tır. 77 yaşındaki Wright'ın solunda
18 yaşındaki Neil Armstrong, sağ tarafında da bıyıkları
yeni terleyen 14 yaşındaki Yuri Gagarin durmakta.
Yuri Gagarin ve Neil Armstrong, aralarında duran bu yaşlı
adamla bir fotoğraf çektirdikleri için çok mutludurlar. Çünkü
Orville Wright, 1903 yılında kendi yaptığı uçakla, sabit
kanatlı ve motorlu ilk uçuşu gerçekleştiren pilottur. Wright
kendisine hayran olan ve yanında iki kanat gibi duran bu delikanlılardan
birinin 1961 yılında uzaya, ötekinin ise 1969'da
Ay'a adım atacaklarından habersiz, fotoğrafın çekildiği
1 948 yılında dünyadan ayrılacaktır. . .
İlk uçağı yapan Orville Wright, uzaya çıkan ilk insan olan
Yuri Gagarin ve Ay'a ilk adım atan Neil Armstrong tam 14
yıl, üstünde yaşadıkları gezegenin toprağına basmış, havasını
solumuş ve suyunu içmiştir. Ne var ki, hayatları boyunca
bir araya hiç gelmemişler, dolayısıyla da sözünü ettiğimiz fotoğrafı
çektirmemişlerdir! Ancak böyle bir fotoğraf var olsaydı,
tarih boyunca çekilen onca fotoğraf arasında en güzeli ve
en anlamlısı olurdu . . . (Fatih Kural)

Ahu Kader

@ahu-kader

15 8.6
Puan: 10
2014 yilinin sonunda tanistigim 5 bayan ile bir kitap zinciri olusturduk. Sevgili Tugce kendi kütüphanesinden severek okudugu bir kitabi secti ve diger bir arkadasimiza gönderdi. Bu kitap böylece bes kisi arasinda Almanya sinirlarinda posta kutusundan posta kutusuna dolasti.
Bir kac gün önce de benim elime ulasti ve bende hemen heyecan ile okudum.
Cok güzel bir kitap. Tugce'ye buradan da tesekkür ediyorum böyle bir kitabi okumama vesile oldugu icin.


O kadar güzel ayakkabi hikayeleri okuyacaksiniz ki tarihte gerceklemis olan. Mesela en güzeli, Neil Amstrong neden ay'dan dönerken ayakkabilarini birakti? Bunu bu kitapta ögreneceksiniz.
Kendi kendine torpil yaparak bir maca giden ünlü sanatcimiz kimdi?
Her sabah Atatürk'ü selamlamak icin kosturan cocuklarin ayakkabilarina ne oldu?
Okuyun!
Not aldiklarim:
* Sair burada ne demek istemis? Isin aslini ararsaniz, tarih boyunca hicbir sair, yazdigi siirlerde ne demek istedigini kendi de bilmemistir.

* Neil Amstrong bir Amerikali olabilir ama evine, yani Dünya'ya dönerken bir Türk gibir davranmis ve ayakkabilarini kapida cikarmistir.

* Annesinin ayakkabilarini giyen bir cocugun adimlari nasildir? Ayagindan büyük olan ayakkailar cikmasin diye kisa ve cabuk cabuk!..

* Hayatin zenginligi hisse senetlerinde degil, hissi senetlerdedir.

* Ancak bir millet var ki, Düsünen Adam heykelinin kopyasini bir akil hastanesinin bahcesine koymustur!

* Camilere girerken, kalbimizin temizligini göstermek icin ayakkabilarimizi cikarirken, dilimiz de ayni saflik ve yalinlikta olmalidir. Dünyanin neresinde olursa olsun, bir insanin ayakkabisiz dili, anadilidir!
www.ahukader.de
1659 karakter
2 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Zülal

@zulal25

15 8.6
Puan: 10
Bilinmeyenlere yolculuk
Her dönemden bilinmeyenler..Tanımamız gereken önemli şahsiyetleri bize akıcı bir dille sunan Sunay Akın bir çift ayakkabıyla yola çıkıp bizi ne kadar değerli hayatlara yolculuk yapabileceğimizi göstermiş.O kadar ki tekrar tekrar okuduğum bölümler de tekrar tekrar şaşırmama sebep olan bir çok yer var.Hayatta tesadüf diye bir şey olmadığını her insanın hayatımıza ufakta olsa bir katkısı olduğunu anlamamı sağlayan hayatlara katılmak bana ayrı bir zevk verdi. Bir solukta okumamak için kendinizi zor tutucaksınız. Benim gibi yeni bilgiler öğrenmeyi seviyorsanız zaman kaybetmeden okuyun derim.
640 karakter
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Gülşah Sönmez.

@gulsah-sonmez

15 8.6
Puan: 10
Bir Çift Ayakkabı
Sunay Akın'la bir tarih yolculuğuna çıkmak isterseniz bu kitap tam size göre. Ayakkabı sandıkları da dahil ayakkabıların tarihteki hikayeleri anlatılıyor bu kitapta.

Gerçek öykülerden buraya alıntı almak kitabı okuyacak olan kişilere haksızlık olur. Dolayısıyla öykülerin detaylarına girmemek gerek :))

Öyküleri okurken kimisinde gözlerim doldu, kimisinde gururlandım, kimi hikaye bana "İşte Sunay Akın" dedirtti, kimisi gülümsetti, kimisi ise beni o döneme gerçekten götürdü.

Çok beğendim, tavsiye ediyorum...
562 karakter
4 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Cemile Yetim

@yetim-cemile

15 8.6
Puan: 10
Bir çift ayakkabının sizi götüremeyeceği yer ve hikayenin olmadığını bilseydiniz?
Daha önce okuduğum Sunay Akın kitaplarının tadında ama bir tık daha hoş naif hikayelerle perçinlenmiş muazzam bir kitap. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Hangi sözcük nerden gelmiş bunu öğrenirken bir yandan da dünyanın çeşitli yerlerine gidip ayakkabı hikayelerine tanık oluyoruz.Bir çift ayakkabı deyip geçmemek lazım.Her şeyin bir hikayesi olduğuna inanırdım hep bu kitap da bunu kanıtlar nitelikte. :)
439 karakter
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Fatih Kural

@byukalaa

15 8.6
Puan: 10
yani adamı dinlemeye başladığınızda o konudan bu konuya geçerken sanki bulutlar üzerinden dünya yolculuğu yapıyormussunuz gibi. Ne güzel de bağlıyor ordan oraya. Paşanın dost sohbetleri gerçekten inanılmazdır, bunu seziyorsunuz bu kitabı okurken. Gerçekten bir dost sohbeti havasında.
307 karakter
1 beğen · 1 yorum · kitap inceleme
Gülcan (@gulcan32)
Teşekkürler siliyorum yorumlarımı. Sen de sil:) 16.12.16

hk

@haticeee

Atatürk'ün şu sözlerine yer verelim: "Din insanların gıdasıdır. Dinsiz adam boş bir eve benzer, insana hüzün verir. Mutlaka bir şeye inanacağız. Bu dinlerin en sonuncusu elbette en mükemmelidir. İslam dini hepsinden üstündür."
13 beğen · 0 yorum · alıntı

1234

@ercandurak

Tüm dünya, bir insanın Ay'a attığı adımı ve o adamın fotoğrafını konuşuyor. Oysa, Armstrong'un Dünya'ya dönmek için -212 C ile +177 C arası sıcaklıklara dayanıklı, 30.000 dolar değerindeki 43,5 numara ayakkabısıyla Ay'da bıraktığı son ayak izi de, en az ilki kadar konuşulmaya değerdir.
Armstrong, ayrılırken, araştırma yapılması için Ay taşları toplar. Ne var ki, bu taş örneklerinin ağırlığı Dünya'ya dönüş yolunda büyük bir engeldir. Armstrong, yanına aldığı taşlara karşılık uzay aracının ağırlığını dengelemek için ayakkabılarını çıkarır ve Ay'da bırakır!
Ay'da sadece Ay'da sadece Armstrong'un ayak izi değil, o izi bırakan 43,5 numara ayakkabıları da durmaktadır. Bu bilginin ışığı altında şunu söyleyebiliriz: Neil Armstrong bir Amerikalı olabilir ama evine, yani Dünya'ya dönerken bir Türk gibi davranmış ve ayakkabılarını kapıda çıkarmıştır. Armstrong'un açtığı yoldan giden dokuz astronot da, yanlarına aldıkları taşların ağırlığını dengelemek için aynı hareketi yapmış ve botlarını çıkararak Ay'da bırakmışlardır.
7 beğen · 0 yorum · alıntı

1234

@ercandurak

(...) Sansür kurulu, tarlaların göründüğü sahnelerde, başakları çok kısa ve cılız bularak "Türk toprakalrının böyle bereketsiz olamayacağı" gerekçesiyle o sahneleri filmden kaldırır. 1952 yılında çekilen filmde, Âşık Veysel'in yaşadığı Sivas'ın Şarkışla ilçesindeki son derece gür ve bereketli hasat sahnelerine aldanmayın. Bu sahneler, o yıllarda Amerika propagandası için çekilen fillerden kesilerek, Âşık Veysel'in hayatına eklenmiştir!
O yerler Sivas değil, Amerika'nın Hudson Ovası'dır!
3 beğen · 0 yorum · alıntı

1234

@ercandurak

(...) Kalabalığın arasından çıkan bir adam elindeki kartviziti kapıdaki görevliye uzatır: "Şeyyy, bunu size vermemi istediler"... Daha önce uzattığı kartviziti okuduğu hiç kimseyi içeri almayan görevli, göz attığı kartvizitte klasik bir istekle karşılaşır: "Kart hamili yakınımdır, maça alınmasını rica ederim".
Karşısındaki adamı kovmadan önce ne olur ,ne olmaz diyerek kartın arka yüzünü çeviren görevlinin gözleri, okuduğu isim karşısında fal taşı gibi açılır: "Beyefendi sizi Altan Erbulak mı gönderdi?"
Bir arkadaşının eline kartvizitini vererek maça gönderen Altan Erbulak'tır. Görevli, "Siz lütfen içeri buyurun" diyerek ünlü sanatçının arkadaşını Basın ve Şeref Tribünü'nün kapısından içeri alır. Haliyle de, elinde bir kartvizit olduğu halde maça alınmayanlar homurdanır. Kapıdaki adam sert çıkar: "Duymadınız mı yahu, adam Altan Erbulak'ın yakını"
O gün, kapıdan içeri giren adam Altan Erbulak'ın ta kendisidir!
Bir önceki Fenerbahçe-Galatasaray maçına giden Altan Erbulak, gazeteci kimliğiyle Basın ve Şeref Tribünü'nün kapısından içeri girerken, aynı görevli tarafından durdurulur...
Ünlü sanatçı "Ben, Altan Erbulak" dese de, görevli karşısında duran 1.64 boyundaki adama bakarak şunu söyler: "Sahtekar, koskoca Altan Erbulak böyle mi olur?"
Altan Erbulak, tarihimizde, kendi kartvizitiyle kendine torpil yapan tek insandır!
3 beğen · 0 yorum · alıntı

1234

@ercandurak

(...) kendi kabuğuna böylesine kapalı olan Japonya'nın dünyaya açılımı 1800'lü yılların ikinci yarısında, İmparator Meici tarafından sağlanmıştır. Bu dönemde Avrupa tabak, çanak, fincan gibi Japon seramiklerini çok sevmiş ve ithal etmeye başlamıştır. Tüccarlar, uzun süren deniz yolculukları sırasında eşyanın kırılmaması için kağıtlara sıkıca sarılmasını isterler. porselen ve seramikler hazırdır, sipariş de vardır, ama günlerce sürecek deniz yolculuğunda ambalaj olarak kullanılacak kağıt ihtiyacı da çoktur!
Geleneksel Japon resim sanatı olan "ukiyo-e" yetişir imdada. Doğa ve gündelik hayata ilişkin olan bu resimlerden Japonya'da öylesine çok vardır ki, eski ve kullanılmayan "ukiyo-e" ler Avrupa'ya gönderilen kırılacak eşyanın sarılıp sarmalanmasında kullanılır.
İlk gemiler Avrupa kıyılarına ulaşınca, akılları porselen ve seramiklerin kırılıp kırılmadığında olan tücarlar ilk önce paketleri açıp, kontrol ederler ve bu sırada eşyanın sarılı olduğu kağıtları da atarlar.
Zamanla, "ukiyo-e" resimelrinin limanlarda biriken kağıtları sanatsever tüccarların ilgisine çeker. Karlı dağların, köpüklü dalgaların, köprülerin, meyve ağaçlarının çiçekli, incecik dallarının insana baktığında huzur veren renklerle çizildiği resimlerden etkilenler öylesine çoktur ki, onlardan biri Anvers Limanı'na her gün gelmekte ve porselen takımları koruma görevi sona erdikten sonra atılan Japon resimlerini toplamaktadır. O adam Hollandalıdır ve tek kelime Flemenkçe bilmeyen Doktor Genpaku'nun yaptığı gibi, hiç tanımadığı Japon resim sanatının dilinden etkilenerek tablolar yapıp, altlarına imzasını "Vincent van Gogh" olarak atacaktır!
2 beğen · 0 yorum · alıntı
0
Yeni kitabım Bir Çift Ayakkabı. Bakalım nasıl? @neokur