ara

Ustam ve Ben

Ustam ve Ben Konusu ve Özeti

Ustam ve Ben
16. yüzyılda, hem Çota adlı beyaz bir filin bakıcısı hem de Mimar Sinan’ın çıraklarından biri olarak Topkapı Sarayı'nda yaşayan Cihan'ın hikayesi anlatılmaktadır.
Yazar:
Yayınevi: Doğan Kitap
ISBN: 9786050918038
Sayfa: 480 sayfa
Basım Tarihi: 2013
Ustam ve Ben Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Ustam ve Ben, 2013 yılında İngilizce olarak yazılıp yayınlanan ve Türkçe’ye Omca Korugan tarafından çevrilmiş olan bir Elif Şafak romanıdır.

Kitap, Osmanlı tarihinden bir kesidi ele alıyor olsa da Elif Şafak’ın usta kalemi ve hayal gücü ile birleşince diğer birçok tarihi romandan ayrılarak büyük bir başarıya imza atıyor.

Elif Şafak, bir röportajında, Ustam ve Ben’i 3 yıl süren bir araştırma sonucunda tamamladığından ve romanına dahil etmiş olduğu dünyanın en usta mimarlarından biri olan Mimar Sinan’ın ne yazık ki çok az tanındığından ve yeterli bilgiye ulaşılamadığından bahsetmiştir.

Ustam ve Ben Kitabının Konusu
Kitap, Hindistanlı bir çocuk olan Cihan ile Çota adındaki bir filin hikayesini konu alıyor.

Ustam ve Ben Kitabının Özeti
Romanımızın ana kahramanları Cihan adlı bir çocuk ve Çota adındaki fildir. Cihan, Hindistan'dan beyaz fili Çota'nın yanında gizlice gemiye binerek saraya gelir ve filin bakıcısı olarak sarayın hayvanat bahçesine yerleşir. Bu süre zarfında Sultan Süleyman hiç kendisine hediye edilen fili görmeye gelmez fakat kızı Mihrimah sık sık ziyaret etmeye başlar. Mihrimah her geldiğinde Cihan uydurma hikayelerle birlikte kendi hikayesini de anlatmaya başlar.Babasının gidişini,ablası ve annesinden yediği dayakları, Çotanın annesi Pakizeyi ve Çotanın doğumunu ,Çotayla nasıl geldiğini ,gemiye saklanışını ve deniz yolculuğunu..Hepsini anlatır. Hiç beklenmedik bir gün Hürrem sultan gelir Cihan'ın yanına ve Çota'nın marifetlerini söylemesini ister. Ne diyeceğini bilemeyen Cihan Çota'nın savaş fili olduğunu söyleyiverir. Söylemesiyle birlikte kendilerini savaşta bulurlar.

"Belki de savaş dediğin, Tanrının bir tek kendilerini sevdiğine inanalar arasında bir kavgaydı. Böyle bir iddiası olmayanın savaşmak için sebebi de yoktu."

Orduyla birlikte savaşa giden Cihan ve Çota ordunun geçemediği bir nehirden dolayı beklemek zorunda kalırlar. Köprüler yapılır fakat yapılan her köprü yıkılır .Bu durumdan dolayı sefer günlerce gecikir. En sonunda dönemin ünlü mimarı olan Mimar Sinan çağrılır. Cihan , Mimar Sinan sayesinde saraya rahatça girip çıkabileceğini düşünerek takılır peşine , köprü yapımın filin ona yardımcı olacağını söyler. Sinan kabul eder ve kitap ikinci bölüme geçer.

Cihan ara ara mimarlık çizimlerini Mimar Sinan'a göndermeye başlar . Sinan bir gün Cihan'ın yanına gelir ve çizimlerinden etkilendiğini yanına çırak olarak almak istediğini söyler. Böylece Cihan Sinan'ın çıraklarından biri olmuştur. Gün boyu dur durak bilmeden çalışırlar. İyi bir mimarın çok okuyup çok görmesi gerektiğini düşünen Sinan öğrencilerinden 2 tanesini Roma'ya göndereceğini söyler. Çota'nın bakımından dolayı ilk gitmeyi reddeden Cihan , Mihrimah sultanın evleneceğini duyunca gitmek ister ve diğer çırak Davut ile yollara düşer. Tekrar dönüş sırasında kaldıkları handa her şeyleri çalınır. Çizimleri,notları ,hediyeler ve Sinan için verilmiş emanet mektup.

"Aşk gerekli değildi. Hatta yokluğu daha iyiydi. Aşk sadece ıstırap getirirdi. Sevgi yeterliydi."

Döndükten sonra Mimar Sinan'ın inşaatlarında sürekli çalışmaya devam etmiştir Cihan. Süleymaniye , Selimiye derken inşaatlarda sürekli açıklanamayan kazalar olmaya başlar ve Cihan bunların bilinçli yapıldığını tahmin etmekte zorlanmaz fakat kimin yaptığını bilemez.

Yıllar geçtikçe yaşı iyice ilerleyen Mimar Sinan hayata gözlerini yumar. Ölümünden sonra vasiyeti açılan Sinan mimarbaşı olarak Davut'u seçtiğini yazar. Vasiyetinde Davut'u mimarbaşı yapıp Cihan'dan hiç bahsetmemesine Cihan kırılır . Lakin vasiyeti kendisi hiç görmemiştir. Zamanda Davut devlet makamında iyice yükselir , altında çalışan işçileri olur. Bir gün Cihan'a mektup yazar ve onun sağ kolu olmasını ister. Cihan bu teklifi kabul eder. Davut'un kütüphanesine gezen Cihan daha önce yaptıkları projelerin çizimlerini görür fakat üstlerinde karalamalar farklılıklar vardır. O anda anlar Cihan açıklanamayan kazaların sebebini.

Zamanla Çota'da iyice yaşlanır ve ölür. En yakın arkadaşını kaybeden Cihan çok üzülür. Davut bu sırada Cihan'ın gerçeği öğrendiğini anlayarak ona bir tuzak kurar ve İstanbul'dan gönderir. Cihan Roma'ya gider ve ilk gittiklerinde kaldıkları handa kalırlar. Han sahibi Cihan'ı tanır ve Davut'un gece vakti odadan kitaplarla ,kağıtlarla çıkıp bahçede hepsini parçaladığını Cihan'a söyler. Cihan geri İstanbul'a döner ve gizlice Davut'un kütüphanesine girer. Kütüphanede her şey Mihrimah'ın dadısı Hesna Hatun 'a çıkar ve Hesna Hatun'un yolunu tutar. Hesna Hatun tüm hikayesini Cihan'a anlatır. Sultan Süleyman'a aşık olduğunu , kazaları Davut'la birlikte planladıklarını, kardeşlerini öldürten Süleyman'ın canını yakmak istediklerini söyler. Davut'un artık laf söz dinlemediğini, Vasiyette kendisinin mimarbaşı olduğunu açıklamazsa Hesna Hatun'u deşifre etmekle tehdit eder. Oysa Sinan mimarbaşı olarak Cihan'ı seçmiş ve vasiyetinde ondan övgüyle bahsetmiştir. Bunu öğrenen Cihan çok sevinir fakat konumundan dolayı Davut'un yanına yaklaşmak imkansızdır.

Cihan üzülerek şehri terk eder ve Avrupa'ya gider. Farklı farklı diyarlarda gezip oralarda çalışan Cihan'ın yolu yeniden Hindistan'a düşer. Şah Cihan'ın ölen eşi için yaptırdığı Tac Mahal'de sermimar olarak görev alır. Orada bir hanımla evlenir ,çocukları olur. Bir gün Tac Mahal'in kendi tasarımı olan kubbesini izlerken artık bu dünyadan gitmenin vakti geldiğini söyler.
Ustam ve Ben kitabı Okuduğum En Güzel Kitap listesinde yer almaktadır.

Ahu Kader

@ahu-kader

Kitapta detayda da bahsedildiği gibi Hindistan'dan gelen Cihan ve fili Cota'nin hikayesini okuyorsunuz. Cota bir şekilde Sultan Süleyman'a hediye ediliyor ve filbaz Cihan'in sarayda hayatı anlatılıyor. Mihrimah ile tanışan Cihan ona aşık oluyor. Mihrimah da fili ziyaret bahanesi ile bol bol Cihan'i ziyaret ediyor aslında. Kitapların sonunda her ne kadar Mihrimah'in Cihan'a bir aşk beslemedigi belirtilse de bu aşkı bariz ortada.
Cihan'in başına bin bir çeşit bela ve iyilik geliyor aslında ve tüm bu kötülüklerin ve iyiliklerin başına her daim merakından geldiği anlatılıyor.
Bir meraktan dolayı Sermimar Sinan'in yanına kalfa olarak başlayan Cihan bir çok mimari projeye el atıyor.
Cihan'in ömrü Hindistan'da Taç Mahal'in kubbelerini yaparak sonlaniyor - sonlaniyor diyemeyiz çünkü Cihan tıpkı Hesna Hatun gibi yüzü aşkın yıl yaşıyor ve bu yaşamın bir beddua ile ilgisi olduğunu düşünüyor.

Kısa bir şekilde anlatmaya kalkarsam şöyle diyebilirim 'Ne çektin Cihan be, ne çektin oğlum.'
Kitabı okurken bir de su cümleyi çok kurdum 'var Hürrem sen ne kadinmissin be.'
***
Not aldiklarim:
"Muhalefet ettiğim için. Affetmedi zaar. Etrafını her dediklerine 'evet' diyen dalkavuklarla dolduranlar, fikrini dürüstçe söyleyen adamı hain zanneder."
(S.145)

Cihan'in cevap vermediğini görünce usulca ekledi. "Geldiğin günü hatırlıyorum da. Saf, temiz bir oglandin. Artık o eski masumiyetin kalmadı. Farkında mısın, bizden biri oldun. Sen de ezilmemek için ezenlerdensin."
(S.307)

Tac Mahal... Taşın aksi suya yansır burada. Yaradan'in yansıması insana. Aşk, kalp ağrısında bulur aksini. Hakikat ise hikayelerde. Hepimiz aynı görünmez gök kubbenin altında yaşıyor, didiniyoruz. Zengin ve fakir, Müslüman ve vaftizli, kadın ve erkek, efendi ve köle, sultan ve filbaz, usta ve çırak... Bütün ayrimlarin ortadan kalktığı bir hal var, tekmis sesler kubbede toplanıp som bir sessizliğe dönüstügünde. Belki de kâinatın merkezi yerin altında değil, üstünde: Kubbede.
(S.469)
Okuyun efendim!
Ustam ve Ben
kitaba 8 verdi
0 beğen · 1 yorum
Melike Aydın (@melikeay)
okumayanlar görüleri okumak için girmiş olabilirler. bende onlardan biriyim. ve lütffen özetleme.
04.07.15 beğen cevap

Dilara Okut

@dilara-okut53

Ustam Ve Ben / Elif Şafak ( Yorum)
http://kahvedamlasi.blogspot.com.tr/2015/05/ustam-ve-ben-elif-safak-yorum.html#more



Kim ne der bilmiyorum ama Elif Şafak’a hayranlığım hiçbir zaman bitmez, her zaman bende aynı duyguyu hissettirir. Araştırma oluşuna ve gerçekten gelenekselin dışında konu başlıklarında yazışına hayranım.

Son kitabı olan ’Ustam ve Ben’i bitirmiş bulunmaktayım. Biraz havada kalan konuların olduğunu düşünsem de bence gayet başarılı bir eserdi. Mimar Sinan ve fil baz Cihan’ın arasında geçenleri anlatan bir roman. Birçok padişah dönemini anlatan bu roman Cihanın gözünden yazılmıştır. Cihan üvey babasından kaçarak bin bir türlü yalanla Osmanlı sarayına sığınmış olup bu arada Mimar Sinan’la tanışmıştır. Osmanlıca kelimelerin fazlaca olmasına rağmen yazma dilini çok beğendim. Olay örgüsü özellikle sonlara doğru heyecan içermeye başlıyor. Mimar Sinan’ın yapmış olduğu köprüler,camiler,hamamlar hakkında en azından yazar ufak bir dipnot yazsaydı bence daha iyi olabilirdir. Bunun dışında roman biraz kurgu olduğundan dolayı Mihrimah ile Cihan’ın aşkı bana pek inandırıcı gelmedi, o yüzden bende pek bir etki yaratmadı, kısacası okumak için okudum o bölümleri. Romanda benim en çok dikkatimi çeken saray dışındaki halkın yaşayışları,sokakları,geçim sıkıntıları hakkında bilgi vermesi güzeldi. Tabii en önemlisi hayvan sevgisi işte o gerçekten romanda ince ince bir nakış gibi işlenmiş. Bir insanın bir hayvan bu kadar sahip çıkması bu kadar onun için önem taşıması gerçekten çok güzeldi. Yazar bence burada önemli bir konuya parmak basmış, yaratıcılığını kullanmış. Bence bunun meyvesini emin olun almıştır.
Ustam ve Ben
kitaba 8 verdi
2 beğen · 0 yorum

Beraat

@beraat

Ustam ve Ben,Mimar Sinan zamanında o ve yetiştirdiği 4 kalfadan sonuncusu olan Cihan'ın günlüğünden Osmanlı'yı okuyorsunuz. Kitaba göre;Bizim Mimar Sinan'ın Prenses Mihrimaha aşık olduğunu bildiğimiz olayı aslında Cihan yaşamış. Cihan aşıkmış. Kitaptaki bazı bilgiler ciddi derecede araştırılmalı. Yazar'ın yazdığı şeyler basit türden değil. Cinsellik üzerinde yer yer durmuş fakat durduğu zaman da romanın asıl amacından çıkmış bu yüzden üç yıldız. İyi yanlarından biri Osmanlı'yı o zamandan görüyor okuyor ve yaşıyorsunuz Mimar Sinan'ı tanıyorsunuz hakkında bilinmediklere ulaşıyorsunuz. Nitekim bazı bilgiler tartışılır. Kitap'ta yazar,Kanuni Sultan Süleymanın içki içtiğini oğlunun da "Sarhoş Selim" olarak tanıtıyor bizlere. Bu konu tartışılacak ciddi bir konudur. Eğer böyle birşey yoksa ve yazar gördüğü ilk şeye araştırmadan inanıp yazıyorsa günaha girmiştir. Biliyoruz ki Yavuz Sultan Selim'den itibaren Halifelik Osmanlı padişahlarına geçmiştir. Çocukluktan itibaren hafız olan,islami ve fen ilimi alan bu insanlar nasıl içki içmiş olabilirler onlar bizden kat kat İslami iyi bilip yaşadıkları için dünyaya hükmettiler. Son olarak bu idda lale devrine denk gelen zamanlarda olsaydı ihtimali yüksekti çünkü sancağın kaldırılmasıyla boşlanan şehzadeler ilim almayınca hata üstüne hata yaptılar ve lale devri yaşandı osmanlının çöküşü de böyle oldu. Dinimize 1000 yıldan fazla sahip çıkmış Osmanlının hatalarını görmekten gelemeyiz fakat yaptıklarını biz çok doğruymuşuz gibi silemeyiz. Birşey söylenecekse bin kere düşünülmeli!
Ustam ve Ben
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum

dilek gürün

@dilek-gurun

Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de…

Tarihimizin en önemli ve çalkantılı dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda İstanbul… Hindistan'dan gelen beyaz bir fil ve onun sırlarla dolu bakıcısı: Çota ile Cihan. Filbaz aynı zamanda bir üstadın çırağı. Ustası ise Sinan. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük mimar.
Elif Şafak'ın muazzam hayal gücü ve zengin diliyle Osmanlı tarihinin derinliklerine doğru şaşırtıcı bir yolculuğa çıkıyoruz. Karşılıksız bir aşk, iktidar kavgaları, yobazlığın ortasında yeşeren sanat ve beklenmedik bir ihanet…
Bir tarafta bilime ve öğrenmeye inananlar, bir tarafta gelişmeyi durduranlar...
Ustam ve Ben, tarihi kişiliklerin, camilerin, kütüphanelerin, türbelerin, köprülerin resmigeçit yaptığı, rengârenk, canlı, sürprizlerle dolu bir dönem hikâyesi…

Öyle bir hayal dünyası ki içindeki konular ve tartışmalar günümüze dair de çok şey söylüyor. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek, çok konuşulacak bir roman.

"İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış. O taşlardan birine bir sır sakladık. Çok zaman geçti üzerinden, nice alametler birikti ama hâlâ orada olmalı, bıraktığımız noktada. Bilmem bulan çıkar mı? Bulsa bile anlar mı? Ustamdan geriye kalan yüzlerce eserden ve binlerce, binlerce taştan bir tanesi var ki, altında gizli Arzın Merkezi."
Ustam ve Ben
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

İskender adli eserinden sonra hayal kirikligina ugratmisti, elif safak mi okuyorum ayse kulin mi okuyorum sasirmistim, cunku kitap elif safak anlatimindan uzakti. Yazari birakmaya karar verdim daha dogrusu piyasa yazarlarindan yavas yavas uzaklasmaya basladim bi kac yazar disinda. Mimar sinan'in hayatini anlattigini duyunca bi sans daha vereyim dedim kendimce.. Sadece mimar sinani anlatiyor sanmistim, okudukca hayal kirkiligina ugradim daha cok fille yolculuk eden, kendini hintli diye tanitan, filbaz (!) cihanin cocuklugundan tutun gencligine ve yasliligina varana dek anlatan bi kitap oldugunu anladim. Ama diger kanuni sultan suleyman ve hurrem temali romanlardan cok daha farkli oldugunu gordum, hurrem sultan; soguk, sadece oglanlarina annelik eden, kizini umursamayan, hirsi ve cikari icin kizini sevmedigi rustem pasa ile evlendiren, kanuni sultan suleyman'i parmaginda oynatan kadin. Sarayda pek seven yok. Mimar sinan ile mihrimah sultan arasinda askin a'si bile yok. Saray ici entrika biraz var. Bana biraz iskender pala'yi animsatti. Ne yazik ki olmamis ask adli eserini okuyali yillar oldu tadi hala damadigimdadir siyah sut muthisti, araf cikolata tadinda kitapti hepsi kendi uslubuydu, son iki eseriyle dibe vurdugunu ispatladi! Hurrem denilen osmanliyi mahvetmis bir kadin ve kanuni sultan suleyman'in populerliginden yararlanmis ama olmamis ne yazik ki.
Ustam ve Ben
kitaba 4 verdi
3 beğen · 0 yorum

Ustam ve Ben - S41

cihan odaya girince kaptanı masaında oturur buldu.yıkanmış taranmısta hayret.yağlı sakalı haftalardır olduğu gibi katran karası değil. neredeyse sarıya çalan bir renkti....
semih elmalı tarafından eklenmiştir.

sibel aydın

@sibel-aydin51

Hayatta hiçbir şey,dışa vurulmayan kızgınlık kadar zarar vermez insan ruhuna.
Ustam ve Ben
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum

melankolik

@melankolik

İnsan bilmeden, hani adeta kendinden saklanarak, hüzün duyabilir miydi? Kalp ağlarken, akıl farkında olmayabilir miydi?
Ustam ve Ben
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
Aşk gibiydi okumak da... Neden, nasıl müptelası olduğunu, bilen zaten gayet iyi bilirdi; bilmeyene de anlatamazdın bir türlü.
Ustam ve Ben
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum

sibel aydın

@sibel-aydin51

Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz,aşkı öğrenemesek de...
Ustam ve Ben
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum

sibel aydın

@sibel-aydin51

Zaman hiçbir yere varamayan,başı sonu belli olmayan bir merdivendi.
Ustam ve Ben
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
735
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
1134
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
545
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
205
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
208
KİTAP
Asla Unutmak İstemediğimiz Kitaplar
Asla unutmak istemediğimiz, aklımızın bir köşesinde hep dursun dediğimiz en etkileyici kitapları bu listede paylaşıyoruz....

Uğur ÜNAL

@ugur-unal

Etkileyen Bir Yazı Dizisi
Etkileyen Bir Yazı Dizisi
Hazreti Yakub'un on iki oğlu vardı, Hazreti İsa'nın on iki havarisi, Kuran'ın on ikinci suresinde hikâyesi anlatılan Hazreti Yusuf, on iki kardeşten biriydi. Yahudiler on iki somun ekmek koyardı masalarına. On iki aslan beklerdi Hazreti Süleyman'ın tahtını. Altı adımda çıkılırdı o koltuğa ve her çıkışın bir inişi olduğuna göre altı adım daha demekti bu, ki toplam on iki ederdi. On iki temel inanış Hint diyarında hüküm sürerdi. On iki İmam, derdi Şiiler, Hazreti Muhammed'in peşi sıra gelirdi. Hazreti Meryem'in tacında on iki yıldız vardı.
Ustam ve Ben
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum
7.9/10
389 oy
Sence kaç puan almalı?
0