ara

Altın Gözde Yansımalar

Altın Gözde Yansımalar Konusu ve Özeti

Altın Gözde Yansımalar
Çevirmen: İpek Babacan
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786053320449
Sayfa: 242 sayfa
Basım Tarihi: 2014
Carson McCullers, ABD'nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir "insani cehennem" örüyor. Bastırılmış duygularıyla savaş halinde bir Yüzbaşı; onun dünyayı umursamayan, delifişek karısı; bu kadının sevgilisi ve aynı zamanda aile dostu olan bir Binbaşı ve onun sadakatsizliği yüzünden acı çeken, kırılgan ve duyarlı karısı. Bir de, akşam yemeklerinde buluşan ya da birlikte kâğıt oynayan bu insanların hayatlarını gözetleyen, sessiz sakin, ama tehlikeli Er Williams… Ordugâhın monoton ve boğucu atmosferinde sıkışıp kalmış bu beş kişiyi bekleyen trajedi daha en baştan sezilmektedir... McCullers, "altın gözü"nden yansıyan bu acıklı portreleriyle, insan kalbinde yatan arzu ve nefreti iskandil ediyor. Altın Gözde Yansımalar bizi ruhun karanlık dehlizlerinde dolaştıran romanlardan...

Misafir

@misafir000

Bir ordugâh, bir yüzbaşı, yüzbaşının eşi, bir binbaşı, binbaşının eşi, er Williams, uşak Anacleto… İki bin er, onlarca üst kademe askerin yanı başında tecrit edilmiş hayatlar…Zayıflıklar, ihanetler, biatlar ile dokunmuş sıkı bir halı Altın Gözde Yansımalar. Tüm karakter hastalıklı, ikisi haricinde onursuz. Altı kişinin arasında geçen "uzun" birkaç ay içinde bu hastalıklı ruhların en ince ayrıntıları ustaca su yüzüne çıkarılmış, iyi bir okuyucunun mutlaka okuması gereken roman halini almış.
Şahsi fikirlerime gelirsek; kitap tavsiye kitap olduğundan mı, tavsiye edene çok güvendiğimden mi bilmem, her zamanki alışkanlığımın aksine ne yazarı ne de kitabı araştırmışım okumadan önce. Okumaya başladığımda (Özellikle de Nezihe Meriç’in yaşam sevinci ile dolu o harika öykülerinden sonra) içimi kasvet bastı “Ne lan bu, nereye düştük, bu kadar ruh hastası bir yerde?” bile dedim. Kendime kızdım, “Ruh hastalarının tahlillerinden sana ne kardeşim, el ağzı ile çorba içilmez” diye söylendim, söylendim ama kitabı da elimden bırakamadım. Üstelik beşten az yıldız vermek içime sinmedi.(Yaprak Fırtınası'nı okuduktan sonra bu eser de dahil olmak üzere bir kaç eserin daha yıldız sayısının dörde düşürmek zorunda kaldım)Gerçekten yoğun, ustaca ve tadında bir roman olmuş. Bana çok çok çok nadir olarak içtiğim sigarayı anımsattı. Pasif içici olarak alıştığım(özellikle bir dudaktan alınıyorsa bu sigara tadı ve kokusu) sigarayı çok efkârlandığımda şiddetle isterim ve bir tane tüttürürüm. Tam tadında kalır, keyif verir. Ama bir ikincisi, ağzımda bıraktığı o kötü tat ve koku, duyduğum isteği tiksintiye çevirir. Altın Gözde Yansımalar içeriği açısından bir içimlik keyif sigarası. Fazlası zarar verir ama onsuz da olmaz.Hayat güzel, insan dediğimiz varlık bu kadar kötülükle ve olumsuzluklarla yoğrulmuş değil.
Ek olarak:Kitap hakkındaki detayda beş kişi denmiş. Muhtemelen uşak Anacleto dışarıda bırakıldı ama uşak baş karakterlerden sayılan yüzbaşının eşi Leonaradan çok daha fazla var bu romanda.
İş Bankası Kültür Yayınları kitabı, romanın başladığı yerden itibaren numaralandırmış(sayfa sayıları) pek rastladığım bir durum değil, bence doğru uygulama bu.
Altın Gözde Yansımalar
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum

erdal akca

@razumuhin

Sıradanlığın Gizemli Yolarında;Altın Gözde Yansımalar
CARSON McCULLERS ALTIN GÖZDE YANSIMALAR
TÜRKİYE İŞ BANKASI Kültür Yayınları 104 sayfa
Çeviren:İPEK BABACAN

Bu yazarı geç tanıdığımamı yanayım,yoksa hastalıklarla geçen kısa yaşamına sığdırdığı sadece 4 adet roman olmasınamı üzüleyim bilemedim.Keşke daha çok eser bıraksaydı arkasında .Yalnız Bir Avcıdır Yürek gibi harika bir roman isminden sonra bu sefer Altın Gözde Yansımalar adı gel beni oku diye çağırıyor seni.Okuması ve romanın içine girilmesi bu kadar kolay olup bittikten sonra güzel bir yemek gibi insan beyninin kıvrımlarında hoş tatlar bırakan modern edebiyat eserlerine pek rastlamadım son zamanlarda.Okuduğum iki kitabında rastladığım özelliklerden biri roman kahramanlarını karakterin kişiliğiyle konuşturma becerisi bence ,ve bu az sayıda yeni romancıda mevcut .Bir diğeride son Nobel edebiyat ödülü sahibi;Kazuo Ishiguro
Küçük bir karargahda geçen hikaye ;iki rütbeli asker ,bunların eşleri,bir Filipinli uşak,tekinsiz havasıyla okurken bile sizi rahatsız eden bir asker ve kitapta önemli bir karakter olan bir at arasında geçiyor.Sıradan insanın zaaflarını ,duygularını,hastalıklı yanlarını hem iyi bir hikayeyle anlatmış hemde büyük romancıların romanlarında verdiği esas büyük ana fikir sessizce derinden derinden okurken gözlerinizden beyninizin küçük kıvrımlarına yayılıyor.Size iyi okumalar dilerim ,umarım sizde benim okurken aldığım mutluluğu alırsınız.
Bakın!dedi Anacleto ansızın.Resim yaptığı kağıdı buruşturup kenara fırlattı.Sonra çenesini ellerine dayayıp şöminedeki korlara bakarak düşünceli bir edayla oturdu.''Çirkin bir tavuskuşu.Bir tane kocaman altın gözü var.Ve minicik bir şeyin yansımaları var bu gözde ve...''İYİ OKUMALAR
bitekbenmiokudum.blogspot.com
okudugumda@gmail.com
Altın Gözde Yansımalar
kitaba puan vermedi
3 beğen · 0 yorum

Nvn

@birokuyucununnotlari

Roman, bir ordugahta geçiyor. Sıkıcı, kasvetli, hiçbir hareketlilik olmayan ordugahta insanların en büyük eğlencesi gece toplantıları ve kağıt oynamak. Biseksüel bir Yüzbaşı, yüzbaşının umursamaz karısı; bu kadının sevgilisi olan bir Binbaşı ve Binbaşı'nın sadakatsizliği yüzünden acı çeken karısı ve onların çok sadık Filipinli yardımcısı. Ve Er Williams... Herkesin hayatı birisiyle ilişkili ama hepsi kendi dünyalarında yalnızlar. Zaten okurken de bu yalnızlığı, çaresizliği hissediyorsunuz. Sonu ne yazık ki bana göre çok zayıf kurgulanmış. Okurken heyecanla okudum. Sürekli bir yerlerden bir şey çıkmasını, bir olaylar olmasını bekliyor insan. Sonuna kadar okuduktan sonra dedim sanırım sonunda patlatacak bombayı ama beklediğimi bulamadım. Anlatılmak istenen düşünce güzel ve akıcı, çevirisi de gayet güzel. Ama dediğim gibi çok daha farklı anlatılabilir miydi evet anlatılırdı bence. Yazarın bundan sonra okuyacağım kitabında da umarım böyle hazin bir son beklemez beni. Ama yine de alıp okuyun
Altın Gözde Yansımalar
kitaba 9 verdi
1 beğen · 0 yorum
Bir yuzbasi ve bir binbasi ile eslerinin aldatma hastalik aci Uzerine bunlara tanik olan er william i anlatan psikolojik bir roman bir gunde cok rahat bir 104 sayfa ama meraklilari okumali...
Altın Gözde Yansımalar
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum

Altın Gözde Yansımalar - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle

tabula rasa

@tabularasa

Yüzbaşı’nın yüreğinden üç sözcük geçti. Bunları fısıldayacak kadar bile soluğu kalmadığı için, titreyen dudaklarını sessizce oynatarak dile getirdi: “Benim işim bitik.”

Yaşamaktan pes eden Yüzbaşı ansızın yaşamaya başladı. İçinde delicesine büyük bir sevinç yükseldi. Atın doludizgin fırlaması kadar beklenmedik bir biçimde baş gösteren bu duyguyu Yüzbaşı daha önce hiç deneyimlememişti. Gözleri bir hezeyandaymışçasına donuk ve yarı kapalıydı, ama birdenbire dünyayı daha önce hiç görmediği gibi görüyordu. Dünya bir kaleydoskoptu ve gördüğü bir sürü imgeden her biri zihnine yakıcı bir parlaklıkla nakşoluyordu. Yerde, yaprakların altında yarı gömülü küçük bir çiçek vardı, göz kamaştırıcı bir beyazlıkta ve çok güzel biçimde. Dikenli bir çam kozalağı, esintili mavi gökyüzünde bir kuşun uçuşu, yeşil koyulukta ateş gibi bir güneş huzmesi... Yüzbaşı sanki yaşamında ilk kez görüyordu bunları. Temiz ve keskin havayı algılıyor ve kendi gergin bedeninin, hızla çarpan kalbinin ve kan, kas, sinir ve kemiklerinin mucizesini hissediyordu.
Altın Gözde Yansımalar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum

tabula rasa

@tabularasa

“Yani,” dedi Yüzbaşı Penderton, “normallik pahasına elde edilen herhangi bir tatmin duygusu yanlış ve bu duygunun mutluluk getirmesine izin verilmemeli. Kısacası, ahlaksal yönden onurlu olduğu için kare uçlu bir çivinin yuvarlak bir deliği kazıyıp durması ve geleneksele aykırı, kendisine uyacak kare biçimli deliği kullanmaması daha mı iyi?”

“Tam olarak doğru söyledin,” dedi Binbaşı. “Aynı fikirde değil misin?”

“Hayır,” dedi Yüzbaşı kısa bir duraklamadan sonra. Birden kendi ruhuna korkunç bir açıklıkla bakıp kendini gördü. Bir kez olsun kendini başkalarının gözüyle görmedi; gözünün önüne kötücül suratlı ve grotesk bir şekli olan, oyuncak bebeği andırır bir görüntü geldi. Yüzbaşı bu görüntüyü hiç acıma duymadan uzun uzun düşündü. Bunu değiştirmeksizin ve mazur görmeksizin kabullendi. “Değilim,” diye tekrarladı dalgın bir edayla.
Altın Gözde Yansımalar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum