ara

Hayvan Çiftliği

Animal Farm

Hayvan Çiftliği Konusu, Özeti ve Türleri

Hayvan Çiftliği, bir hayvan çiftliğinde yaşanan olaylar üzerinden 1940'lardaki reel sosyalizmi eleştiren politik bir romandır.
Hayvan Çiftliği
Yazar:
Çevirmen:
Yayınevi: 576
ISBN: 9789750719387
Sayfa: 152 sayfa
Basım Tarihi: 2014

Hayvan Çiftliği Kitabı Hakkında Genel Bilgiler

George Orwell, Türkiye’de Bin Dokuz Yüz Seksek Dört isimli kitabıyla bilinmektedir. Hayvan Çiftliği, çağdaş klasikler arasında sayılan bir diğer başarılı eseridir. Yergi türünün örneklerinden biri olan bu roman 1940’lardaki reel sosyalizme eleştiri niteliği taşımaktadır.

Hayvan Çiftliği Kitabının Konusu

Hayvan Çiftliği kitabının ana karakterleri bir çiftlikte yaşayan hayvanlardır. Sömürüldüklerine inanan bu hayvanlar, sahipleri olan çiftçilere karşı isyan çıkararak yönetimi ele geçirirler. Amaçları eşitlik içinde yaşamaktır. Domuzlar, içlerinde en akıllı olanlardır. Kısa süre içinde bir grup oluşturup diğer hayvanları yönetmeye başlarlar. Bir süre sonra, devrimi amacından saptıran domuzlar tarafından çiftliğin sahipleri olan insanlardan daha acımasız bir diktatörlük kurulmuş olur. George Orwell, bu romanında çiftlikte yaşananları anlatırken tarihsel bir gerçeği gözler önüne sererek eleştirmektedir.

Romanda önder konumunda olan domuz, Stalin’i simgelemektedir. Diğer karakterler de diktatörlük ortamında ortaya çıkabilecek kişileri betimlemektedir. Kitabın isminde “Bir Peri Masalı” alt başlığı geçiyor olsa da aslında çocuklara yönelik bir masal değil, politik bir eleştiridir.
Hayvan Çiftliği kitabı Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Hayvan Çiftliği - s41

YEDİ EMİR
1. İki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
2. Dört ayak üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin.
3. Hiçbir hayvan giysi giymeyecek.
4. Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak.
5. Hiçbir hayvan içki içmeyecek.
6. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.
7. Bütün hayvanlar eşittir.
Burcu Yıldız tarafından eklenmiştir.
427
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
1031
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
545
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
731
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
314
KİTAP
Filmi de Çekilen Kitaplar
Edebiyat dünyasından sinema dünyasına taşınan unutulmaz eserler bu listede! Film uyarlamaları mevcut olan tüm kitapları bu li...

Yeniler Kendini Hayat

@yeniler-kendini-hayat

- George Orwell
9 (1637 oy)
Bir Peri Masalı: Hayvan Çiftliği
Beni George Orwell ile tanıştıran, dünyaca tanınan eseri 1984 olmuştu. Politikayla hiç ilgilenmiyor olmama rağmen, olaylara farklı bir perspektiften bakmak, bu tarz konularla ilgili düşünmek ve araştırma yapmak konusunda bana ivme kazandırmış oldu. Sonrasında farklı distopik kitaplar okusam da, yine en bilindik eserlerinden "Hayvan Çiftliği"ni okuma listeme almış, bir sonraki kitap siparişime hemen eklemiş ve arayı açmadan okumuştum.

Belki bir 1984 değil ancak okunması ve anlaşılması 1984 ten çok daha kolay olan bir kitap olduğu kanaatindeyim "Hayvan Çiftliği"nin. Zaten ön sözünde yer alan açıklamanın, kitabı okurken hangi perspektiften değerlendirmeniz gerektiği konusunda size büyük bir yardımı oluyor.

Kitap, bir çiftlikte yaşayan hayvanların, kendilerini sömüren insanlara karşı başkaldırıp, çiftliğin yönetimini ele geçirmesini anlatıyor. En baştaki amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmak olan bu çiftlik hayvanlarının kurduğu düzende, aralarındaki en akıllı hayvan olarak düşünülen domuzların yönetimi ele geçirmesiyle başlayan ve sonu felaketle biten öyküsünü okurken, bu hayvanların aslında -ve ne yazık ki- insanlardan daha totaliter, daha acımasız bir diktatörlük kurduğunu görüyorsunuz.

Önsözdeki açıklamalarla birlikte bilinen göndermeler gösteriyor ki, 1940'ların sosyalizmine yergi niteliği taşıyan bu kitapta Orwell açık bir şekilde Rus Sosyalist Devrimi'ni ve yönetimi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendiren Stalin rejimini hedef almıştır. Bu yüzden, romandaki lider domuzun Stalin'i simgelediği çok açık bir şekilde görülüyor.

Orwell'in ilk okuduğum kitabı 1984 ile son okuduğum kitabı Hayvan Çiftliği'ni mukayese edince ister istemez dikkatimi çeken bir nokta oldu. Tarihsel olarak, Hayvan Çiftliği'nin 1984'ten önce yazıldığını düşününce, bu romanın George Orwell'e 1984'ü yazarken zemin oluşturduğu kanaatindeyim. Çünkü Hayvan Çiftliği'ndeki domuzlar, diğer hayvanların hatırlamış olduklarının yanlış şeyler olduğuna onları inandırarak geçmişe dair bilinenleri unutturma politikası güdüyorlardı. 1984'te ise bu fikir, daha keskin ve net bir tavırla sunulmuş George Orwell tarafından. 1984'te geçmişi değiştirme fikri bir teşkilat tarafından yürütülmeydi.

Hayvan Çiftliği'ni okurken -1984'te de olduğu gibi- insan doğası ve yönetim iradesi üzerine, yazıldığı zamanı aşan örneklemelere yer verilmiş sıkça. Günümüzdeki yönetimlerin uyguladıkları politikalar göz önünde bulundurulduğunda, - apolitik denilebilecek kadar politikaya karşı ilgisiz biri olan benim bile farkedebildiğim - insanda şaşkınlık uyandıran benzerlikler göze çarpıyor.

Mesela, yönetimdeki lideri pohpohlayan, şakşakçı kitleler oluşturma politikası kitapta koyunlar üzerinden betimlenmiş. Söz konusu koyunlar; eleştirmeyen, düşünmeyen varlıklar ve ne zaman ortam hararetlense ve halk yönetimi eleştirmeye yeltense -bilinçli ya da bilinçsiz- yani sorgulamadan cahilce şakşaklayan ya da bilinçli olarak bu politikaya müdahil olan, asılsız konuları gündeme taşıyarak spekülasyon yaratan, bunu yaparken de asıl tartışılması gereken meselelerin her daim hasıraltı edilmesine destek veren ya da zemin hazırlayan kişilerin varlıklar aslında.

"Bütün hayvanlar eşittir" le başlayan bir başkaldırının "Bütün hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar daha eşittir" noktasına ulaşması arasındaki süreci, sistemler eleştirisiyle allegorik ve metaforik bir şekilde anlatan bu kitabı bence herkes okumalı.

Bizleri kendi masallarıyla uyutmak isteyen, kendi çıkarlarını bizim çıkarlarımız gibi bize yutturmaya çalışanlara karşı uyanık olmak ve asıl gözler önüne serilmesi gerekenleri hasıraltı edenlere fırsat vermemek için okumak zorundayız. Belki dünya daha iyi bir yer olmayacak ancak yine de koyun olup, masal dinlemekten yeğdir.

Acaba bunun için mi Orwell, alt başlığında "Bir Peri Masalı" demişti kitabı için?

Not: Yazımın tamamı için bloğumu ziyaret edebilirsiniz:

http://yenilerkendinihayat.blogspot.com/2015/04/kitap-kokusu-distopya-okumalar-iv.html
Verdiği Puan: 8
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Mehmet Yağız

@mehmet-yagiz

- George Orwell
9 (1637 oy)
otoriter yönetim eleştirisi
Yazar aslında sosyalist olmakla birlikte, Stalin yönetimindeki Sovyet Rusya'nın otoriter ve totaliter sosyalizmini eleştiriyor.
İtalyan düşünür Robert Miehels'in ''Oligarşinin Demir Kanunu'' adlı kuramı vardır.Bu kuramda, örgütlenmenin olduğu her yerde oligarşinin ortaya çıkacağını belirtiyor hatta daha geniş bir ifade ile yöneten ve yönetilen ilişkisinin olduğu her yerde oligarşik yönetimlerin ortaya çıkacağını belirtiyor.Kitapta, Miehels'in bu teorisinin doğrulandığını anlıyoruz.Daha özgür,daha zengin ve daha mutlu olmak idealleri ile çiftlik yönetimini ele geçiren hayvanlar arasından, daha zeki olan küçük bir sınıf(domuzlar) yönetici kadrosunu oluşturuyor.Tüm kararlar ve uygulamalar bu domuz grubu tarafından alınıyor.Kısacası oligarşik bir yönetim oluşturuluyor.
Kitapta yer alan ikinci çıkarımım ise şudur:Eğitimsiz ve cahil bir halkın idaresi daha kolaydır.Bu halk sorgulamaz ve siz ne derseniz ona inanır ve itaat eder.Kitapta eğitimin önemini anlayan liderlerden Napolyon,birkaç yavru köpeği alarak onları uzun süre kendi ideolojileri doğrultusunda eğiterek kendi iktidarını sağlamlaştırıyor.Kitapta da belirtildiği üzerine domuzlar kusursuz bir okuma yazmaya sahipler.Ayrıca yeni doğan domuz yavruları için de bir sınıf yapılıyor ve yalnızca bu yavrular bu sınıflarda eğitime tabi tutuluyor.Devrimden sonra 7 kural belirleniyor ve duvara yazılıyor.Bunlardan birisi ''hayvanlar asla öldürülmeyecek''.İlerleyen zamanlarda hayvanlar casus olduğu gerekçesiyle öldürülüyor.İlk 7 emiri hatırlayan ancak okuma yazma bilmeyen birkaç hayvan itiraz etmeye,homurdanmaya başlıyorlar.Domuzların sözcüsü geliyor ve şöyle diyor:
-Siz bu duvarda ne yazdığını okuyabiliyor musunuz?
Diğer hayvanlar bilmediklerini söylüyorlar.Ve sözcü şöyle devam ediyor:
- Burada ''hayvanlar asla öldürülmeyecek,yazmıyor.Hayvanlar gerek olmadıkça öldürülmeyecek,yazıyor.Öyleyse biz o hayvanları casus oldukları için öldürdük ve emire aykırı davranmadık'' diyor ve diğer hayvanlar bu açıklamayı kabul ediyorlar.
Üçüncü olarak ise, otoriter rejimler halkı şiddet ve baskıyla yönetirler.Hayali düşmanlar yaratılarak rejimlerinin devamını sağlarlar.Kitapta bu durumu da açıkça görüyoruz.Napolyon çiftlikte meydana gelen tüm sorunlarda Snowball'ı suçluyor.Ahırın anahtarı kayboluyor, bunu kesin Snowball çaldı diyorlar, anahtar daha sonra samanların altında çıkmış olsa dahi.Burada Snowball'ın hayali bir tehdit olduğunu görüyoruz.Türkiye'de de benzer ''hayali tehditlere'' rastlayabilirsiniz.Ayrıca casus olduğu düşünülen hayvanlar, diğer hayvanların gözü önünde köpeklerce parçalanıyor ve böylece diğer hayvanlara bir mesaj verilmeye çalışıyor.'' Bakın bizim yönetimimize karşı gelenlerin sonu böyle olur ''.Diğer hayvanlar da böylece sindirilmiş oluyor.Bakınız İran'daki idam cezaları tüm halkın görebileceği geniş meydanlarda gerçekleştirilir böylece halka, iktidarin caydırıcılığı ve gücü gösterilmeye çalışılır.
Daha birçok mesaj barındıran bu kitapta şimdilik bu kadar açıklamakla yetiniyorum.
Verdiği Puan: 9
2 beğen · 1 yorum · kitap inceleme ·
ayşe (@abb)
İncelemeniz çok iyi. Fakat bir konu da size katılmıyorum. İranın idam cezası uygulamasının iktidarın gücünü pekiştiren bir etkisi su götürmez bir gerçektir. Ama çıkış itibariyle bu ceza iktidar tarafından ortaya atılmıştır diyemeyiz. Dini bir referansla ortaya çıkmıştır ve asıl amacı toplumsal huzuru ve eşitliği sağlamaktır. Tek taraflı olarak yönetimi koruyan değil, kişiler arası dengeyi, hak ve hukuku koruyan bir yapısı vardır.Kitapta uygulanan idam cezası ise yönetime karşı olan herkes için kullanılmıştır. 19.01.17

Mustafa Kerem

@mustafa-kerem

- George Orwell
9 (1637 oy)
Muhteşem bir ''Yergi'' ...
Ülkemizde George Orwell ismiyle bilinen yazarın gerçek adı Eric Arthur Blair'dir. 20. Yüzyıl İngiliz Edebiyatının önde gelen yazarları arasındadır. Yazar ülkemizde daha çok 1984 adlı eseriyle tanınmaktadır.
Orwell'in hayatı, sonradan yazılarını etkileyecek olan deneyimlerle doludur. Burslu okuduğu Eton Koleji'nden mezun olduktan sonra, o sırada bir İngiliz sömürgesi olan Burma'da bulunmuş; kısa süreliğine buranın polis teşkilatında görev yapmıştır. Bu memuriyet döneminde şahit olduğu acımasız uygulamalar, emperyalizme karşı geliştirdiği derin öfkeye katkıda bulunmuştur.
Edebi gelişim sürecinde Honoré de Balzac ve Émile François Zola'dan etkilenmiştir.
Yazar bu eserinde, bir çiftlikte yaşayan hayvanların bir domuz tarafından kışkırtılmasıyla birlikte hayatları pahasına ortaya koydukları özgürlük mücadelesi ve bu hakka sahip olduktan sonra da aralarında ne gibi entrikaların döndüğü anlatılmaktadır.
1940´lardaki ´Reel Sosyalizm´in eleştirisi olan roman, dünya edebiyatında ´yergi´ türünün başyapıtlarından biridir. Hayvan Çiftliği´nin kişileri hayvanlardan oluşmaktadır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romanda önder domuzun, düpedüz Stalin´i simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.
Eser, eşitlik mücadelesi ile başlayan bir ayaklanmanın yavaş yavaş bir dikta yönetimine dönüşmesini başarılı bir şekilde okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Başlangıçta herkes tarafından kabul gören ve benimsenen ''Yedi Emir'' 'in zamanla yönetimde otoriterleşen domuzlar tarafından kendi çıkarlarına göre nasıl değiştirildiğini göreceksiniz.

-YEDİ EMİR- (İlk Haliyle)
1. İki ayak üzerinde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
2. Dört ayak üzerinde yürüyen veya kanatları olan herkesi arkadaşın bileceksin.
3. Hiçbir hayvan elbisesi giymeyecek.
4. Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak.
5. Hiçbir hayvan içki içmeyecek
6. Hiçbir hayvan diğerini öldürmeyecek.
7. Tüm hayvanlar arkadaştır. (Yoldaş)

Yazar, yasaların farklı kişilere farklı şekillerde uygulandığı zaman toplum düzeninin yavaş yavaş kaosa doğru kayışını eserine özgün bir üslup ile başarılı bir şekilde aktarmış.

Alıntı:
“Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.”


Her yaştan bireylerin okuması gereken güzel ve nitelikli bu eseri okumadıysanız en kısa zamanda okumanızı tavsiye ederim.

Saygılarımla, Mustafa KEREM.
Verdiği Puan: 8
2 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Umut Kalkan

@umutkalkan986

- George Orwell
9 (1637 oy)
Sosyalist devrimlerin başarısız olmasının sebebi insanın doğasını çiğnemesi değildir. Çok ayrıdır bu konu. Benim kafama takılan soru, insan doğası denilen şey gerçekten var mıdır?

İnsan doğası denilen şey, insanların içinde bulunduğu iktisadî sisteme göre değişen davranışlardır. Günümüz kapitalist toplumlarında insanların yaşam amaçları maddî boyutlara indirgenmiştir. Hırslı, kinli, bencil vs. gibi özellikler sınıflı toplumla beraber ortaya çıkmıştır.

Bu savı şöyle temellendirmekte yarar var diye düşünüyorum, ilk sınıfsal ayrımın yapıldığı köleci toplum ile feodal ve kapitalist toplumda insanlar çıkarları için savaş veren canlıya dönüşmüştür. Ezen - ezilen ayrımı olan bir yerde, ezilen dikey geçiş yapıp "ezilen" statüsüne sahip olma ya da "ezen" bulunduğu konumu koruma amaçlı yaşam mücadelesi verir. Köleci toplumda, köleler özgürlük mücadelesi verir, efendiler daha fazla köle kazanmaya çalışır. İlk toplum olan "ilkel komünal toplum"da ise böyle bir savaşa gerek yoktur. Çünkü bu toplumun en belirgin özelliği, sınıf ayrımının olmaması. Belli bir hiyerarşi mevcut, fakat aslan payı denilen şey yok. Çünkü, av esnasında kabile reisi ile kabile üyesi aynı şartlar altında avlanmaya çalışırlar. Kabile reisi çadırında veya mağarasında oturup gelen avdan pay almaz. Kendisinin de emeği vardır. Dolayısıyla başkasının sırtından geçinmez. Elde edilen av da ihtiyaca göre paylaştırılır. Sınıfsız toplumdaki insan davranışı ile sınıflı toplumdaki insan davranışları birbirinden farklı olduğundan, insanın doğası olmadığını; "doğa" olarak denilen şeyin iktisadî yapıya uygun olarak değiştiklerini fark etmek pek de zor değildir.

Marx da ilkel komünal toplumdaki insan davranışlarından yola çıkarak "sosyalist" ve "komünist" toplumu önemsemiştir. Yabancılaşma Teorisi, başlı başına kapitalist toplumdaki insan davranışlarından ve iktisadî durumlardan ortaya çıkmıştır.

Kitapta, Marxist ideolojiye pek saldırı bulunulmaz. Asıl eleştiri, Stalin'in sosyalizmi amacından saptırmasıdır. Giderek korku toplumu yaratmaya çalışmasıdır. Domuzların birbirleri ile mücadelesinde bunu net olarak görürüz. Stalin'i simgeleyen Napolyon, Troçki'yi simgeleyen domuzu kovar. Çünkü o domuz gerçekten çalışır, bir şeyler yapmak için uğraş verir. Fakat Napolyon hiçbir şey yapmaz. Diğer domuzların gözünde Troçki'yi simgeleyen domuzun yükselmesi Napolyon'un sinirine dokunur ve köpeğiyle(KGB'yi temsil eder) beraber Troçki'yi simgeleyen domuzu çiftlikten kovar. Gerçekten de Troçki ile Stalin arasındaki rekabet böyle sonuçlanmıştır.

Sonuç olarak, George Orwell usta bir şekilde eleştirmiştir dönemi. 1984'ü de şiddetle tavsiye edilir.
Verdiği Puan: 10
3 beğen · 1 yorum · kitap inceleme ·
emirmazlum (@emirr)
Bütün kitaplar eşittir ama bazıları daha eşittir. 29.01.14
- George Orwell
9 (1637 oy)
Eşit Olmayanların, Eşit Olmak İsterken Yarattığı Devasal Eşitsizlik.
Reel sosyalizme yapılan hikaye tarzında eleştirel bir kitap okumayı beklerken; kapitalizmin kıskacından kurtulup eşit, adil, onurlu bir dünya yaratmaya çalışanların ve çalışacakların geçeceği aşamaları sanki tek tek yaşıyormuşum gibi bir algıya kapılmamı sağlayan; dili yalın fakat kinayelerle dolu, anlaşılır fakat az da olsa literatüre hakim olmayı gerektiren mükemmele yakın bir başyapıtı okuma onuruna nail oldum. Bu tür bir kitabı okurken düşülecek en büyük yanılgıysa kitaptaki hayvanların karakterleri, içinde yaşadığımız toplumdan bağımsız düşünmek olduğunu belirtmek isterim. Temel de ezenler ve ezilenler diye iki ayrı grup oluşturulmuş yani sömüren egemen zihniyet ve ona köle olarak yaşayan proleter hayvanlar. Egemen zihniyetin yapısının en olağan haliyle en vahşi şekilde yansıtıldığı iki iki dörtken, sayfalar döndükçe ezilenlerin de nasıl egemenin vahşiliğine büründüğünü seyredebilirsiniz. -seyredebilirsiniz diyorum çünkü film izliyor hissine kapılmamak olanaksız- Peki ezilenler egemen olursa ne olur? Proleter diktatörlük mü yoksa, proleterin içinde proletere daha az eşit olanların egemenleştiği yeni bir diktatörlük mü?
Reel sosyalistlerin ve kuramcılarının hep gözden kaçırdığı o ince ayrıntıyı baştan aşağı irdelemiş olan yazar bir soruyu daha gözler önüne seriyor: "Sınıfsal eşitliğin içinde yetisel eşitsizlik eşitlenebilir mi?
Bir kaç soru daha var ki değinmeden edemeyeceğim. Bu sorulara cevap ararken salt sosyalizm eleştirisini değil; yaşadığımız "yüksek demokrasilerin" akışını da göz önünde bulundurmanızı temenni ederim.
-Toplumsal hafızanın canlılığı nasıl öldürülür?
-Toplum şahit olduğu gerçeklerin, gerçek olmadığına kendini nasıl ikna eder?
-Propaganda, ajitasyon ve medya algılarımızı nasıl - ne kadar yönlendirebilir?
-Karşısında mücadele ettiğimiz kurumları korumaya nasıl başlarız?
- Manevi değerlerimiz değişkenlik göstermezken, maneviyatımız ile örtüşmeyen değerlerin savunucusu olmamız mümkün mü?
-İtaat etmek tabiatımız da var mı? Yoksa nasıl oluşturulur?
-Kolluk kuvvetleri neden "koltuk kuvveti" haline gelir?
- Son olarak egemenlik arzusu, küçük burjuva ahlakı yaradılıştan mıdır, sonradan mı edinilir?
(Yeteneği olan arkadaşlar çizgi diziye çevirseler harika olurdu :) )
Verdiği Puan: 9
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Eduşka

@edaa

Özgürlüklerini savunamayanların ödedikleri bedel ağırdır. Özgürlük, değerli olduğu ölçüde kırılgandır da...
- George Orwell
9 (1637 oy)
18 beğen · 0 yorum · alıntı

Eduşka

@edaa

Bütün hayvanlar eşittir; ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.
- George Orwell
9 (1637 oy)
15 beğen · 0 yorum · alıntı

Pınar Koyun

@pinarkoyun

Şunu da unutmayın ki, insana karşı savaşırken sonunda ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğimiz zaman bile, onun kötü alışkanlıklarını benimsemeye kalkmayın.
- George Orwell
9 (1637 oy)
10 beğen · 0 yorum · alıntı

Melike

@hiiccc

**İnsana karşı savaşırken sonunda ona benzememeliyiz...*
- George Orwell
9 (1637 oy)
8 beğen · 0 yorum · alıntı

KEVOK

@elif-aydogan

Domuzların yüzlerinde değişen birşey vardı,ama neydi?
Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine,bir insanların yüzlerine bakıyor ; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.
- George Orwell
9 (1637 oy)
7 beğen · 0 yorum · alıntı

Benzer Kitaplar

9/10
1637 oy
Sence kaç puan almalı?
0