ara

Memleketimden İnsan Manzaraları

Memleketimden İnsan Manzaraları Konusu, Özeti ve Türleri

Nazım Hikmet'in Türk şiirine kazandırdığı, 17 bin mısradan ve 5 ciltten oluşan şiir ve düz yazı tekniklerinin birlikte kullanıldığı en önemli eserlerden biridir.
Memleketimden İnsan Manzaraları
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750803772
Sayfa: 537 sayfa
Basım Tarihi: 2006
Nazım Hikmet Ran, (bkz:14423) adlı eserini 1939’da yazmaya başlamış, 1960’larda oğlu Mehmet Fuat tarafından De Yayınevi’nden yayımlatmıştır. 17 bin mısradan meydana gelen eser Türk şiirinde önemli bir yere sahiptir.
Memleketimden İnsan Manzaraları kitabı 11 yıldızlı kitaplar listesinde yer almaktadır.

Memleketimden İnsan Manzaraları - s41

Halı – Heybenin sahibi
solda
en başta
köşede oturuyor.
Kurnaz
kocaman
yırtıcı bir kuş gibi
Çağrı tarafından eklenmiştir.

Onur Tüzüngüven.

@onur-tuzunguven

- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
Memleketimden İnsan Manzaraları
Nazım Hikmet şiirden ziyade bir roman havasında yazmıştır memleketi ve insanları. Yolcusu, mahpusu, memuru, askeri ile Türkiye’yi, İkinci Dünya Savaşı yıllarını, tek parti dönemini, kasaba hayatını, hapishane dünyasını anlatmıştır. Garlarda bir trenden inen, bekleyen insanları, yaşanmışlıkları tasvir etmiştir. Yeri gelmiş, kasabadaki feodal yapıyı, ağasıyla, köylüsüyle, feodal düzeni desteklemiş bürokrasisi ile anlatmıştır. Cahil halkın kandırılmasını da anlatmıştır, iftiralarla aydınların nasıl kirletildiğini de. Savaşı haber alıp istifçilik yapan ve savaş zamanında karaborsacılıkla zengin olanları da anlatır. Kısacası Türkiye’nin bir dönem panoramasını sunmuştur.

Memleketimden İnsan Manzaralarında sadece Türkiye yok, Moskova, Almanya, İngiltere’den insanlar da var savaş gölgesinde, Hitler de var Churchill de. Büyük (!) insanların büyük (!) çıkarları uğruna savaşan küçük (!) insanların trajedisi millet farkı gözetmeden aynıdır.

Nazım’ın insanları kendi dertleriyle o kadar meşgullerdir ki kendileri dışında geçen zamanın ve dünyanın farkında değillerdir. Belki bu geçim derdiydi, ya da hayatta kalma çabası. Kimisi için de gittiği yolun sonunun belli olmaması.

Bembeyaz bir gece geçiyordu mavi camların dışından.
Ay vardı, deniz vardı dışarda
Dışarda bir bahtiyarlıktı ayın altındaki toprak.
Farkında değildi bunun yemekli vagonda mavi camların içindekiler.

Hayatta kalma mücadelesi veren insanların aklından ölüm düşüncesi çıkmaz, nihayetinde her fani ölümü tadacaktır. Belki de hayatın adil ve eşit davrandığı tek şey ölüm olacaktır. Kimler ölmeyecekti ki, ama en önce ölenler namlunun ucunda yaşayanlar olacaktı. Ancak korkunun ecele faydası yoktur, o zaman saklanmak yerine savaşmak lazımdır. Antep halkının kahramanı Karayılan da bu memleketin bir insanıdır. Karayılan destanını da daha önce yazmış olmasına rağmen burada da yer vermiştir kendisine Nazım Hikmet.

Karayılan
Karayılan olmazdan önce
kara yılanın encamını görünce
haykırdı avaz avaz ömrünün ilk düşüncesini:
“ibret al, deli gönlüm,
Demir sandıkta saklansan bulur seni,
ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm…”



İnsanlar ve hayaller

Nazım’ın dünyasında hayaller dünyası gökyüzüydü. Toprak geçmişti, çatışmaların sebebiydi. Ancak gökyüzü herkesin paylaşabileceği kadar genişti. Bakışları hep yukarıda olmuş, yıldızlara ulaşmak istemişti.

Toprağın kavgasını yüreğinden at,
bul ki gökyüzünün, ordadır bahtiyarlık, kuşkusuz, sefaletsiz, geniş, yüksek, rahat,
büyük sırrını orda çözer hayat…

Cevdet Bey kendini şezlonga sırtüstü bıraktı,
turunçlar yakın, yıldızlar uzaktı.
Ve Cevdet Beyin içinden gelen turunçlara değil yıldızlara dokunmaktı.

Onun hayali, bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi de kardeşçesine yaşamaktı. Bu hayatı birlikte yenmek gerekirdi. Her zaman toplumla ve toplumsal düşündü. Ancak toplumsal olamayacak tek şeyin ölüm olduğunun o da farkındaydı.

Beraber yaşanır,
dövüşülür beraber
ama herkes kendi payına ölür.

İnsanlara dair ümidini hiç bir zaman kaybetmedi, ne şartlar altında olsa da inadına yaşamaktı onun insanlarının sevdiği özelliği. Dertli mektupların içinden geçen satırlar mahpuslara sevgililerinin de özlemini taşırlardı. Onların ümitleri ile mahpusta bile can bulur ve bunun da geçeceğini umarlardı.

Ümit yenilir miymiş?
Mahpus karılarına, analarına sorsunlar bunu.
Belki sendeler, düşer gibi olur, ama yenilmez.
Mesela, ben mahpusun karısı
dehşetli acı çeker, hatta sarsılabilirim,
nitekim bugünlerde kötüye doğru gidiyorum doludizgin hem.
Fakat imkanı yok yenilmem.
Sonra insanlığı düşün ve onun ümidini.

Geleceğin insanların elinde olacağını düşünmüştü. Çaresizlik içinde bir yol gösterici beklemektense insanların geleceği inşa etmesi gerektiğini savunuyordu.

Gelecek günler için gökten ayet inmedi bize.
Onu biz kendimiz vaadettik kendimize.

Nazım Hikmet bu memleketin insanıydı, dolayısıyla burada da yeri olacaktır. Başkası üzerinden kendini anlatmıştır; açık söyler komünist olduğunu ancak ne kadar vatansever olduğunu da söyler, sanki onu bu memleketten göndermeye çalışanlara inat, vatanseverliğin de tekelinin olmadığını bağırırcasına.

Korkuyorlar, Kerim,
Türk milletinden korkuyorlar.
Bugün kapitalist rejimde, baştakiler, burjuvazi,
her yerde kendi milletinden korkuyor.

Komünistim çok şükür.
İşin bu tarafı böyle, Kerim.
Her komünist gibi de su katılmamış vatanperverim:
hem de bir tarih
bütün bir devir
bir insanlık merhalesi boyunca daha gercek daha ileri…
Başkasının sırtından geçinenlerin değil çalışan insanların vatanperverliği bu.
Bu senin vatanperverliğin, on dört yaşındaki işçi Kerim.
Ne kendi milletimden aşağı ne de üstün gördüm başka milletleri.
Kozmopolit de değilim.
Her komünist gibi haykırırım fakat,
Bütün ülkelerin proleterleri birleşin, diye

Bu memleketi, bu memleketin insanlarını, insanların umutlarını anlatmıştır romantik komünist. Bu ülkeyi kurtaranın da kuranın da hakkını vermiş ve aynı vatanseverliği övmüştür. Ancak ne zaman ki bu topraklar birbirini ezmenin bir sebebi olduğunda, işte o zaman bu fırsatçılığa, düzenbazlığa, hak yiyiciliğe de karşı durmuştur.

Memleketimden İnsan Manzaraları, Nazım Hikmet, Yapı Kredi Yayınları
http://buradayaziyorum.wo...egory/edebiyat/
Verdiği Puan: 10
0 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Fatih S.

@fsalim54

- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
İsmi gibi, memleketimizin insan manzaralarının kağıda döküldüğü harikulade bir eser...
Arada sayfalarını karıştırıp, Galip usta, Nigar hanım, Mehmet emmi gibi karakteri tekrar hatırlamakta fayda var...

Bir hayli kitap yazdık,
Bin beş yüz satıldı bazıları,
Bunları okuyanın yarısı kadındı hiç olmazsa,
Bu kadınların yarısı gençtir,
Bu gençlerin yarısı güzel,
Bu güzellerin içinde elbette bir tane vardır ki
Beni sevebilir.
O nerde?
Verdiği Puan: 6
0 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Selim

@selim-das76

- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
vatanına sevdalı bir Nazım
Kitabı okumadan önce yetmişli yıllarda Sofya ve Budapeşte radyolarından Nazımın kendi sesinden bazı şiirlerini dinlemiştim. Acaba diyorum memleketi bu kadar akıcı ve içten yazmak için sürgündemi olmak gerek.
Verdiği Puan: 10
3 beğen · 1 yorum · kitap inceleme ·
Sinem Karataş (@sinemkaratas95)
Nazım başkadır :) 01.07.15

Ege Şahin

@ege-sahin

- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
Tanıdık geliyor anlatılanlar, hepsi ülkemizde, iyisiyle kötüsüyle biziz anlatılan. Ve Nazım Hikmet'in üstün şiir diliyle anlatılıyoruz. Kesinlikle harika bir eser.
Verdiği Puan: 10
0 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Pinar Aydin

@pinakaydin

- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
Haddime değil aslında Nazım gibi bir yazara inceleme yazmak... O yüzden sadece şunu söyleyebilirim... Nazım Hikmet Memleket, Memleket Nazım Hikmet...
Verdiği Puan: 10
2 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Nilüfer

@nilufer-denizhan

Ne güzel şehirleri var Anadolu'mun benim
Akdeniz kıyısında.

Küçüktürler,
Portakal gibi güneşlidirler
Diri bir balık gibi pırıltılı
Ve renklidirler acı zakkum gibi.
- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
4 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Nilüfer

@nilufer-denizhan

Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
Şayak kalpaklı adam
Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Öcalıcı, güzel, rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu mavzerin yanında.
Kocatepe'de, gözetleme yerinde...
- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
2 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Nilüfer

@nilufer-denizhan

Anlamak:
En buyuk rahatlık.
Karşı konulmaz zoru, sosyal zaruretlerin
Ve kavga:
Akıl,
Yürek,
Yumruk,
alabildiğine nefret,
Kin,
alabildiğine merhamet,
Sevgi,
İnsan insanı sömürmesin diye
Ve daha adil bir dünya
daha güzel bir memleket için...
- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
2 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Nilüfer

@nilufer-denizhan

Keklik ki dağdan dağa seker,
Keklik yara yiyince, olduğu yere çõker,
Yıldı keklik, takatı olsada gayrı uçamaz.
- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
1 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Nilüfer

@nilufer-denizhan

Gün olur daha derin daha geniş yara açar kalemin düşmanlığı, mavzerin düşmanlığından.
- Nazım Hikmet Ran
9 (92 oy)
1 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Benzer Kitaplar

9/10
92 oy
Sence kaç puan almalı?
0