ara

İvan İlyiç'in Ölümü

İvan İlyiç'in Ölümü Konusu ve Özeti

İvan İlyiç'in Ölümü
Çevirmen:
Yayınevi: İletişim Yayınevi
ISBN: 9789750515323
Sayfa: 146 sayfa
Basım Tarihi: 2014
Murat Belge'nin dizi yayın yönetmenliğinde, Ergin Altay çevirisi, Nadine Gordimer'in önsözü veJerome Donnelly'nin sonsözüyle. Yazar ve dönem kronolojisiyle.İvan İlyiç'in Ölümü, bireyin hayatla ve ölümle hesaplaşmasının etkileyici bir anlatısı.İvan İlyiç'in Ölümü, son günlerinde, ölümle önce mücadele eden, daha sonra çaresizce kendisini ona bırakan bir adamın yaşadıklarını anlatır. Yüksek rütbeli bir yargıç olan İvan İlyiç, iyi bir hayat yaşadığını düşünür; ancak hasta yatağında ölümün yaklaştığını anladıkça, yavaş yavaş aslında ne kadar boş bir ömür sürmüş olduğunu fark eder. O güne kadar büyük anlam yüklediği ve uğruna büyük çaba verdiği serveti, şöhreti ve saygınlığı, ölüm döşeğinde bir anda gözüne boş ve saçma görünür. Tolstoy'un büyük bir samimiyetle anlattığı bu kısa ama etkileyici roman, insan doğası, hayatın anlamı ve ölümün gerçekliği gibi temel sorulara cevap arıyor."Tolstoy muhteşem bir yazar. Hiçbir zaman anlayışsız değil, aptal değil, yorulmak nedir bilmiyor, bilgiçlik taslamıyor, teatralliğe düşmüyor. Diğerlerinden çok daha üstün."-JAMES JOYCE-
İvan İlyiç'in Ölümü kitabı Başyapıt Niteliği Taşıyan Önemli Kitaplar listesinde yer almaktadır.
Bu kitap için henüz resim eklenmedi.

İvan İlyiç'in Ölümü - s41

Pyotr İvanoviç daha da derinden, daha da acı göğüs geçirdi. Praskovya Fyodorovna minnettarlıkla sıktı elini. Dul kadının, loş ışık veren bir lambanın aydınlattığı, döşemesi ağırlıklı gülrengi kumaşla kaplı odasına girdiler, masanın yanında oturdular.
Leandros tarafından eklenmiştir.
107
KİTAP
Başyapıt Niteliği Taşıyan Önemli Kitaplar
Tüm dünyada yüzbinlerce okur tarafından beğenilerek okunmuş, çığır açan başyapıt niteliğinde kitaplar. Okurken asla pişman ol...
35
KİTAP
Ufkumuzu Açan Kitaplar
Öyle romanlar vardır ki okurken ufkumuzu açar, beynimizin çalışma hızını artırır, duygusal zekamızı geliştirir ve hayal dünya...
253
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...
1133
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...

Sezgin Taşcı

@sezgintasci

Ölüm...
Kitabın başında İvan İlyiç'in ölümü haberinin alınması ile birlikte ilk karşılaştığımız konu arkadaşları arasında hızla geçen içsel hesaplar oluyor. Mevkilerde olacak değişiklikler yükselmeler, yani çıkar hesapları.

"İvan İlyiç'in sıradan, basit ve bir o kadar da ürkütücü bir hayat hikayesi vardı" diye başlayan ve devam eden sonraki bölümlerde ilk karşımıza çıkan konu yönetici sınıfın bilgisizliğine, beceriksizliğine rağmen sahip olduğu mevkiler konusu. Bunu şurada net şekilde görmekteyiz:
"...buralar öyle yerlerdir ki, böylesi koltuklara ulaşabilen insanların ellerinden doğru dürüst bir iş gelmeyeceği açıkça görülmesine karşın uzun hizmet geçmişleri ve sahip oldukları unvanlar düşünülerek bunların hizmetlerine son verilmez..."
Yine devam eden bölümlerde hastalığıyla ilgili başvurduğu "ünlü" doktorların hepsinin hastalığına birbirinden farklı tanılar koyması(ki aslında belli bir tanı da koyamıyor ve ihtimalleri veriyorlar ve sonuç çıkmaz ise o zaman da şu olabilir diye devam ediyorlar), tanılar gibi farklı ilaçlar vermesi ile devam eden bölümlerde "ünlü" vurgusunu yapması da aslında bu konumdakilerin bir ti'ye alınışı. Ve bu doktorların betimlemesinde kullandığı "...yapmacıklı ciddiyet, azametli doktor havaları..." şeklindeki tanımlama da Tolstoy'un bu kişilere bakışını net olarak veriyor.

Yine bu sınıfa getirdiği bir eleştiri ise İvan İlyiç'in hukuk okurken iğrenç bulduğu birçok davranışın üst sınıflardaki kişilerde de olduğunu gördüğünde bunları artık kötü bulamamaya başlaması ile görüyoruz.

Kitapta vurgusunu en sık gördüğüm diğer bir konu umursamazlık. Örneğin:
"Doktorun karar özetinden İvan İlyiç'in çıkardığı sonuç şu oldu: Durumu kötüydü ve onun durumunun kötü olması doktorun da, başka herhangi birinin de umurunda değildi, çünkü durumu kötü olan oydu." şeklinde anlatılan bölüm ya da içinde çıkar hesaplarının da bulunduğu;
"Bu ölüm, geride kalanlarda bir yandan memuriyetle ilgili yükselme, yer değiştirme hesaplarına yol açarken, bir yandan da ölenin yakın bir dost olduğu durumlarda hemen hep olduğu gibi 'ölen ben değilim, o' duygusundan kaynaklanan bir sevinç de yaratmıştı" şeklindeki kısım ile yine net şekilde ortaya koyulurken başkalarının acılarına insanların ne derece kapalı olduğunu da aile içinde, eşi olsun kızı olsun hastalığına verdikleri önem! derecesinin düşüklüğü ile bir kere daha vurguluyor. O kadar ki hasta olan İvan İlyiç'in ilgiden uzak ve ilgiye muhtaç geçen süreçte uşağı Gassim'in ilgisine kendisini kaptırması ve zamanını hep onunla geçirmek istemesi hatta dünyada kendisini olduğu gibi anlayan, yalan dolandan uzak bir şekilde kendisine olduğu gibi, yani ölmek üzere olan biri gibi davranan tek kişi olduğunu düşünmesi, diğerleri gibi bu durumu gizleyen ya da anlamayan tavırlardan uzak olması düşünceleri İvan İlyiç üstünden aile içi bağlara da getirilen bir eleştiri niteliği taşıyor.
İlk bölümde arkadaşı Pyotr İvanoviç'in yeni oluşan durumda kendi mevki hesaplarını yapmasıyla birlikte zorunlu görevi cenaze ziyaretini yaptığında, İvan İlyiç'in eşi Praskovya İvanova dul maaşı ile ilgili sorular sorarak çıkarların ölümün ilk günlerinde aile içindeki şeklini de karşımıza getiriyor.

Bunun dışında kalan bölümlerde İvan İlyiç'in ölüme giden yolda yaşadıklarını; içsel dramını okuyoruz.
Ölümü sorgulandığı bölümler yine kitabın en can alıcı yerleri olarak insanı düşünmeye sevk ediyor.
Tolstoy ölümün herkesin başına geleceği ama bunu düşünmeden yaşadığımızı, ölmek düşüncesinin yukarıdaki verdiğim alıntılarda da 'benim başıma gelmedi, onun başına geldi' yaklaşımı ile aklımızın en uzak köşesinde ölümün yaklaştığını hissettiğimiz o an'a kadar gizli saklı varlığını devam ettirdiğini, ortaya çıkınca da bizden başka kimsenin tam manasıyla umurunda olmadığını acı ile görüşümüzü anlatıyor. Bunu yine kitaptan bir alıntı ile verirsem;
"Umurlarında değil, oysa onlar da ölecek. Ne aptalca. Önce ben öleceğim, onlar daha sonra, ama onların da başına aynı şey gelecek. Oysa onlar gülüp eğleniyor"

Ölüme giden süreçte ölüm yaklaştıkça İvan İlyiç'in ölümü sorgulaması da artıyor, kabullenemiyor. Bunu şöyle ifade ediyor:
"Benim ölmem olacak şey değil! Tek kelimeyle korkunç bir şey bu!"
Ölümü düşünmeden geçen hayatında artık ölümü düşünmeden hiçbir anının geçmemesi onu yoruyor ve "...ölüm düşüncesinin üzerini örten, onu uzaklaştıran, yok eden her ne varsa şimdi hiçbiri işlevini yerine getirmiyordu." diyerek yaşadığı hayatın verdiği ızdıraptan yakınıyor. Neden öldüğü sorgulamasını yaparken, iyi bir yaşam sürdüğünü düşünüyor, mutlu anlarına tekrar dönmek istiyor ama düşündüğü zaman mutlu geçen anılarını bulamıyor. "Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?" şeklindeki geçmişinin sorgulamasıyla da okuyucuyu hayatını tekrar gözden geçirmeye itiyor. Ve güzel bir soru ile bizi düşünmeye ve bulmaya yönlendiriyor Tolstoy:

"Evet her şey yanlıştı, ama yararı yok. 'Yapılması gereken şey' yine de yapılabilir. İyi de, yapılması gereken 'şey' ne?
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi
9 beğen · 0 yorum

Rogojin

@rogojin

Ölürken bizi en çok korkutan şey iyi ve doğru yaşamamış olmak olabilir mi? Belki ömrümüzü yaşadık ama gerçek bir hayat sahibi olamadık..seçimlerimiz belki de hepten yanlıştı? İvan İlyiç'in bu soruyu, her ne kadar önce reddetse de, düşünmek için zamanı oluyor. Yaşayanlar arasından ölenler arasına doğru yavaş yavaş yürürken aynen Joyce'un muazzam güzellikteki hikâyesi 'Ölüler'deki çekingen Gabriel gibi, hani kar bembeyaz ve lapa lapa İrlanda topraklarına ve mezarlarına, gece vakti, bütün yaşayanların ve ölülerin üzerine yağarken düşündüğü ve hissettiğine benzer bir biçimde, hepimiz gibi birer birer bir gölgeye dönüşürken, düşünüyor bu soruyu: Gabriel için bu sorunun cevabı bir zamanlar herşey demek olan şeylerin artık eskimiş, sönmüş olduğunu görmekti; eşine duyduğu büyük aşk gibi, ayrıca pencerelere vuran karın sesini dinlerken kendisinin de eşinin de aynen ölümlerini beklediği teyzeleri gibi birer birer gölgeye dönüştüğünü duyumsamak ve bunu kabullenmekti. İvan İlyiç, Gabriel'den çok daha sert bir yüzleşme yaşıyor; öncelikle asla aklına gelmiyor bu soru, yaşama arzusu herşeyden yoğun, aynı değerlerle, aynı heyecan ve coşkuyla istiyor bunu; ne zamanki ağrılar şiddetleniyor ve vücudu ona eskisi gibi itaat etmeyeceğini net bir şekilde hissettiriyor, o zaman içinden yükselen o sesi bastıramaz oluyor İvan İlyiç: gerçekten doğru yaşamadı mı? Yanlış mıydı bütün hayatı?

Bu sorunun hepimizi muhatap aldığı ve sormak zorunda olduğumuz bir soru olduğu ortada. Tolstoy hayatımızı ve ölümümüzü değerlerle anlam kazanan, yüzeysel ama görünüşte geleneksel ve tasdik edilen değerlerin sahteliği üzerinden bir yüzleşme, arınma süreci gibi gördüğüne işaret ediyor ölüme yürürken İvan İlyiç. Bunu belki irkiltici gelebilecek bir üslûpla yapıyor; hastalığın sebep olduğu acılar ve bedensel eziyetlerle beraber ruhun ölüm gerçeği sebebiyle çektiği ızdırapları bu şekilde anlatabilen bir eseri en azından ben okumadım. Ruhun kıvranışı bedenin çektiği eziyetten daha ürkütücü, daha korkutucu; yaşanmamış bir hayatın verdiği vicdan azabı daha sarsıcı, yıpratıcı belki de.

Kitap çok rahat okunan, sadeliği dikkat çekici; yalın bir dille yazılmış; karakterler son derece gerçek hissi veriyor. Açıkçası önceden okumadığım için biraz kızdım kendime. Ayrıca Elizabeth Kübler-Ross'un ölümle ilgili araştırmaları üzerine yazdığı kitaptakine benzer bir anlayışı burada görmek de çok güzeldi.

İvan İlyiç'in Ölümü'nü herkese öneriyorum.
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 10 verdi
5 beğen · 0 yorum

@

Ölümü kabullenemeyen, ölüm korkusuyla kendi içinde büyük bir hengameye girişen bir zat-ı muhteremin çarpıcı içsel savaşı. Her birey yaşamıştır aslında bunu. Ölüm nedir? Neden vardır? Madem öleceğiz neden yaşıyoruz? Cevaplanması zor sorular ve ayrıyetten insanı inanılmaz bir boşluğa sürükleyen sorular...
Kitap da bu konuları çok güzel işlemiş. Yükselme hırsıyla hayatını sürdüren bir bireyin ölümü yaklaşmaya vakit ne kadar boş yaşadığının farkına vardığını belirtmiş. Lakin başka şey de yapsa yine de bir yalanın imgenin peşinden gitmiş olmayacak mıydı? Sonuçta ölecektin... Ne yapsan ne etsen de yollar hep ölüme çıkacaktı..
Tavsiyelik bir eser olduğu kanaatindeyim. İnsana etki eden kitaplardan. Kitaptan sonra True Detective dizisindeki şu replik aklıma gelmedi değil. Aslında bu soruyu çok güzel ve mantıklı bir sonuca ulaştırmış:

"Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız. Hepimiz bir yanılsama içindeyken, duyusal deneyimler ve hislerin gelişimi sayesinde birey olduğumuzu sanan fakat, aslında bir hiç olan bireyleriz.
Bence türümüzün yapması gereken en onurlu davranış, programlamamazı reddedip üremeyi durdurmak ve hep birlikte soyumuzu tüketerek kardeşçe bu haksızlığa son vermektir.
- O halde neden sabah yataktan kalkıyoruz ki?
+ Ben de kendime bunu soruyorum. Ama aslında bu sorunun cevabı, intihar etme cesaretimin olmamasıdır."


Ya da bir başka kitaptan (Babalar ve Oğullar) alıntıyla bu konuyu bir nihayete vardıralım:

"Ben ise...
+ Sen ise?
- Ben ise düşünüyorum. İşte burada, saman yığının yanında yatıyorum... Vücudumun kapladığı daracık yer, geriye kalan boşluğun, benim bulunmadığım, benimle ilgisi olmayan boşluğun yanında o kadar küçük kalıyor ki! Yaşayabileceğim süre de, benden önce var olan benden sonrada devam edecek olan, sonsuzlukla ölçülünce o kadar önemsiz ki! Buna rağmen, bu bedenin içinde, kan dolaşıyor, beyin çalışıyor, istekler doğuyor. Ne saçmalık, ne boş şeyler!"
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba puan vermedi
8 beğen · 0 yorum

Vahit YILDIRIM

@gregor-samsa

ivan ilyiç 'in ölümü romanındaki kahramanı ivan ilyic gibi: kalbinin derinliklerinde ölmekte olduğunu biliyordu, fakat bu düşünceye alışık olmamanın yanı sıra onu anlamıyor, anlayamıyordu. kiezewettwer 'in mantığından öğrendiği uslamlama: "caius bir insandır, insanlar ölümlüdür, o halde caius da ölümlüdür."

caius 'a uygulandığında hep doğru gibi görünüyordu, ama kendisine uygulandığında kesinlikle öyle görünmüyordu. caius'un -genel bir adam- ölümlü olması tamamen doğruydu, ama o caius değildi, genel bir insan değildi o, diğerlerinden oldukça, oldukça ayrı bir yaratık.
o bir zamanlar küçük vanya olmuştu, annesi, babası mitya ve volodya ile, oyuncakları, arabacısı ve dadısı ve daha sonra da katenka 'yla, çocukluğu, delikanlılığın ve gençliğin bütün o neşeleri, üzüntüleri ve keyiflerini yaşamıştı.
caius, vanya'nın çok sevdiği çizgili deri topun kokusu hakkında ne bilirdi ki? caius annesinin elini öyle öpmüş müydü hiç, elbisesinin ipeği onun için de böyle hışırdamış mıydı? okuldaki pasta kötü olunca o da kendisi gibi isyan çıkarmış mıydı? caius öyle aşık olmuş muydu? caius kendisi gibi oturumlara başkanlık etmiş miydi?
caius gerçekten ölümlüydü ve ölmesi doğruydu; ama benim, bütün o düşüncelerim ve duygularımla küçük vanya'nın, ivan ilyic''in ölümü tamemen farklı bir konu. bu çok korkunç olurdu.
tamam.. bitti.
yıkılsın burası.
hak ettim!
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum

mell

@mell

Ölüm, ölüm, ölüm...

Ölümlü olduğumuz ve inançlı olduğumuz için korkulmaması bir durum iken, bu hayatta alışık olduğumuz düzenin, hayatımıza anlam katan, katmayan insanların varlığından kopacak olmak ve bir sineğin dahi görevinin olduğu bu dünyadan yok olmak hissi... Sanırım ölümü zor ve istenmez kılan şeyler bunlar olsa gerek.

Aslında bana ruhen katkısı olmayan bir kitabı ilk kez okudum. Hayretle okudum ve aynı ifade ile bitirdim. Hah şimdi, yok yok şimdi diye diye büyük bir sabırsızlıkla, bana katması gereken, diğer kitaplardan aldığım hazzı bekledim, bekledim, bekledim... Gelmedi ve kitap aynı gün bitti. ( Zaten bitirilmesi de kolay bir kitaptı.) Aslında 170 küsür sayfalık kitabı iki haftada bitiremediğimi biliyorum. Ağır konulu, ruhu yoran ve anlamlandıran, deliliğin had safhada olduğu bir kitaptı çünkü. Sevdiğim bir yazar olan Necib mahfuz'un kitabı idi.

Neyse bu kitaba döndüğümüzde, belki dinlendirici etkisi vardı diyebilirim. Bazen böyle hafif kitaplar okumak gerekir sanırım, diyerek, bana olan katkısını bu şekilde ortaya koymuş olalım.

Okumayan bir şey kaybetmez tabi. Beyninizi dinlendirmek isterseniz tavsiye olunur. Size bir şeyler katmasını beklemeyin.
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum

Ayse Nur

@zencirella

"Hayat gitgide artan acılar demek; artan bir hızla en dibe, en korkunç acılara doğru uçmak demekti."İşte ben de uçuyorum..."
(sayfa:75)
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum

Emine ARSLAN

@earslan

Ya bütün hayatım yanılgıdan ibaretse
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum

Atiye

@atiye

Acıların zaman içinde gitgide artması gibi, hayat da bütün olarak hep daha kötüye gidiyor.
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum

KEVOK

@elif-aydogan

Körbağırsakmış, böbrekmiş... Bunlarla hiç ilgisi yok ! Yaşam ve... Ölüm ! İşte o kadar! Yaşıyordum... Bir yaşamım vardı, ama şimdi usulca elimden kayıyor ve ben onu tutamıyorum.
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğen · 0 yorum

M.F.

@m-f-

Hukuk öğrencisiyken önceleri ona aşağılık gibi görünen ve kendinden iğrenmesine neden olan şeyler yapmıştı. Ama sonraları seçkin kişilerin de benzer şeyler yaptıklarını görünce o tür davranışları onaylamasa bile üstünde durmaktan vazgeçerek unutmak yolunu seçti.Böylece o tür birikimlerin kendisini tedirgin etmesini önlemiş oldu.
İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

8.6/10
141 oy
Sence kaç puan almalı?
0