ara

Kafamda Bir Tuhaflık

Kafamda Bir Tuhaflık Konusu ve Özeti

Kafamda Bir Tuhaflık
Kafamda Bir Tuhaflık, bir yandan hiç görmediği sevgilisine mektuplar yazarken bir yandan İstanbul'da çeşitli işlerde çalışarak yaşamını sürdürmeye çalışan, çevresinde olan değişimlere tanıklık eden sıradan bir vatandaş olan Mevlüt'ün hikayesini anlatmaktadır.
Yazar:
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750830884
Sayfa: 480 sayfa
Basım Tarihi: 2014
Orhan Pamuk, romanın adını seçerken, İngiliz şair William Wordsworth’a ait olan “(bkz:6370) vardı, içimde de ne o zamana ne de o mekâna aitmişim duygusu” dizesinden esinlenmiştir.

(bkz:6370), mutluluk ve mutsuzluğun sebeplerini irdelerken aile ve şehir hayatı arasında bocalayan insanların öfke ve çaresizliklerini ortaya koyuyor.

Orhan Pamuk, Türk insanının, özellikle de İstanbul’da yaşayan halkın yaşam tarzlarını farklı bir bakış açısıyla bizlere sunuyor.

Romanın ana karakteri Mevlüt Karataş, İstanbul’da çeşitli işlerde çalışarak yaşamını sürdüren sıradan bir insandır. Bir yandan yaşamına devam ederken diğer yandan çevresinde olup biten değişimlere şahit olur.
Mevlüt’ün aynı zamanda yıllardır mektuplaşmayı sürdürdüğü bir sevgilisi vardır. Onu hiç görmediği halde mektuplar yazarak aşkını canlı tutmayı başarmıştır. En merak ettiği konulardan biri de sevgilisinin gerçekte kim olduğudur.

Orhan Pamuk, üzerinde 6 yıl çalıştığı (bkz:6370) romanında 1969-2012 yılları arasında Türk insanının yaşamlarını okurlarına aktarıyor. Roman, bir yandan aşkın sıcaklığını hissettirirken diğer yandan toplumsal sorunlara değinerek içinizi burkuyor.
Kafamda Bir Tuhaflık kitabı Okuduğum En Güzel Kitap listesinde yer almaktadır.

Ferda Nihat Köksoy

@ferdanihat

ORHAN PAMUK, Yazar (Nobel), TR-2014, YapıKredi Yayın, 477 sf.
http://www.kitabinomurgasi.com/2015/01/orhan-pamuk-kafamda-bir-tuhaflik.html
***İstanbul'un 62 dile çevrilmiş yazarı, kente en alttan gelenleri (1969-2102) yüreklerinden yakalarken, bizi SOKAKLARDA OLMAYA ve geçmişin sıcaklığının sembolü "BOZA"ya davet ediyor.
"Kafamda Bir Tuhaflık"ın, "Kara Kitap" sonrasındaki en güzel kitabı olduğunu düşünüyor, Orhan Pamuk'u hürmetle selamlıyorum.

-KAFAMDA BİR TUHAFLIK VARDI,
İçimde de ne o ZAMANA
Ne de o MEKANA aitmişim duygusu (William Wordsworth).

-Bir parça ARAZİYİ ÇEVİREN ve "BURASI BENİM" deyip kendisine İNANACAK KADAR SAF İNSANLAR BULABİLEN ilk kişi, SİVİL TOPLUMUN gerçek kurucusudur (J.J.Rousseau).

-Vatandaşlarımızın ŞAHSİ görüşleriyle RESMİ görüşleri arasındaki FARKIN DERİNLİĞİ, DEVLETİMİZİN GÜCÜ'nün kanıtıdır (Celal Salik).

-Söylenecek YALAN ağızda, akacak KAN damarda, kaçacak KIZ konakta durmaz (Beyşehir Halk Deyişi).

-...sokaklarda "BOZAA" diye bağıra bağıra ilerleyen ve bizlere GEÇMİŞ yüzyılları, KAYIP GÜZEL GÜNLERİ hatırlatan satıcıların...

-(Atatürk) "SOKAK SATICILARI SOKAKLARIN BÜLBÜLLERİ, İSTANBUL'UN NEŞESİ VE HAYATIdır" diyor. "Sakın ha onları yasaklamayacaksınız". O günden beri sokak satıcılığı İstanbul'da serbesttir.

-(Liselerde) ARKA SIRALAR haydutların, tembellerin, kafasızların, çaka çaka başı dönen umutsuzların, iri yarı kabadayıların, yaşlıların ve yakında okuldan atılacakların yeriydi.
...pek çok öğretmen arka sıralarda oturan öğrencilere bir şey öğretmeye çalışmanın beyhudeliğini tecrübeyle biliyorlardı.
...Arkadakiler, yazları bahçe sinemalarında perdedeki film hakkında sürekli konuşanlar gibi, derste olup bitenler hakkında HİÇ DURMADAN YÜKSEK SESLE KONUŞUR, HİKAYELER ANLATIR ve HEP BİRLİKTE KAHKAHALAR ATARLARDI ki, tahtada soru soran ile ona birinci sıradan cevap veren öğrenci bazen birbirini duymazdı.
...Mevlut için en MÜKEMMEL OKUL MUTLULUĞU, hem arkadakilerin yaptığı ŞAKALARA GÜLEBİLMEK hem de Nazlı Öğretmeni DİNLEYEBİLMEKti.

-...lisenin ilk yılında, okula gidip gelmekten başka işleri olmadığı halde sınıfta kalan, dışarıda para kazanamayan ve durmadan dedikodu yapan palavracı HELA KALABALIĞINI ortaokuldayken fazla büyüttüğüne karar verdi.
SOKAKLARDAKİ DÜNYA okuldakinden daha BÜYÜK ve HAKİKİYDİ.

-İnsan şehirde KALABALIK İÇİNDE YALNIZ olabilirdi ve şehri ŞEHİR yapan şey de zaten KALABALIK İÇİNDE İNSANIN KAFASINDAKİ TUHAFLIĞI SAKLAYABİLME İMKANIYDI.

-SİYASETİN AŞIRISINDA YAPMACIKLI BİR ŞEY VARDI.

-SEYRETMESİ BİRBİRİNDEN ZEVKLİ PEK ÇOK ŞEYİN AYNI ANDA HAREKET ETTİĞİ BİR YER olarak seviyordu şehri. En çok şey de Şişli, Harbiye, Taksim, Beyoğlu civarında oluyordu.

-HAYATIN VERECEĞİ HUZUR VE GÜZELLİK, ancak hayatından uzakta başka alemleri DÜŞLERKEN ortaya çıkıyordu.

-...benim gibi BİR SAKATI KISKANIP DEDİKODU ETMELERİnin nedeni, eğri boyunlu biri olmama rağmen KIZLARIYLA MUTLU olabilen, HAYATTAN ZEVK ALAN, KAFA ÇEKMEYİ BİLEN bahtiyar bir adam olmamdır.

-Mevlut eskiden, yani adam olmadan önce, GÖVDESİYLE RUHU VE DÜŞÜNCELERİ ARASINDA BİR AYRIM yapmaz, hepsine birlikte "BEN" derdi. ASKERDEYSE gövdesine tam sahip olamayacağını, hatta onu KOMUTANLARINA TESLİM ederse hiç olmazsa RUHUNU KURTARABİLECEĞİNİ ve bu sayede DÜŞÜNCE VE HAYALLERİNE SAHİP OLABİLECEĞİNİ daha ilk muayenede anladı.

-KAFAMDA BİR TUHAFLIK VAR; NE YAPSAM BU ALEMDE YAPAYALNIZ HİSSEDİYORUM KENDİMİ.

-Mevlut otuzundan sonra ERKEĞİN hayatta bir KURT GİBİ YALNIZ olduğunu sokaklardan öğrenmişti. Talihliyse bir de Rayiha adlı DİŞİ KURT olurdu. Sokakların verdiği yalnızlığın ASIL İLACI tabii ki gene SOKAKLARdı.

-ŞEHİR HAYATININ DERİNLİĞİ SAKLADIKLARIMIZIN DERİNLİĞİNDEN GELİR.

-Sokaklarda yürürken dikkat edip gördüğü ESRARLI ŞEYLERİN KENDİ KAFASINDAN ÇIKTIĞINA çocukluk ve ilkgençliğinde de inanırdı Mevlut. ...Daha sonraki yıllarda, bu düşünceleri ve hayalleri BAŞKA BİR GÜCÜN KAFASINA KOYDUĞUNU hissetmişti. Son yıllarda ise KAFASINDAKİ HAYALLER İLE SOKAKTA GÖRDÜĞÜ ŞEYLER ARASINDA BİR FARK GÖRMÜYORDU Mevlut: HEPSİ AYNI MALZEMEDENDİ sanki.
...Süleyman'ın balkondan seyrettiği uzaktaki GÖKDELENLERİN İrşad gazetesindeki MEZAR TAŞLARINA benzemesi de kendi hayali olabilirdi. Tıpkı onsekiz yıl önce SAATİNİ iki gaspçıya KAPTIRDIKTAN sonra ZAMANIN DAHA HIZLI AKTIĞINI sanması gibi.

-"HİÇ VAZGEÇME BOZACI. BU KULELER, BETONLAR ARASINDA KİM ALIR DEME. SEN HEP GEÇ SOKAKLARDAN".
-"BEN KIYAMETE KADAR BOZA SATACAĞIM" dedi Mevlut.

-ŞEHRE SÖYLEMEK, DUVARLARA YAZMAK İSTEDİĞİ ŞEY şimdi aklına gelmişti işte. Bu RESMİ hem ŞAHSİ görüşüydü; hem KALBİNİN hem de DİLİNİN niyetiydi:
"BEN BU ALEMDE EN ÇOK ....................."***. dedi Mevlut kendi kendine.

***********

***Özellikle eksik bırakılmıştır; çünkü bu cümle çok önemli bir cümledir ve ancak kitap tam okunduğunda anlam bulabilir*
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum

Eyyubi

@eyyubi

Okuyanda Kitabı Okuma İsteği Oluşturan Bir İnceleme
Uzun zamandır roman okuyamamıştım…

Bir köşe yazarının bu kış yapılabilecek en güzel şeyin boza eşliğinde Orhan Pamuk’un son romanı Kafamda Bir Tuhaflık Var‘ı okuyun çağrısı beni bu kitaba yönlendirdi…

İyi ki almışım bu romanı…

Masamın üzerinde duruyor şu an ve kitabın son birkaç bölümünde olmama rağmen bu romanı bitirmeye korkuyorum. Bitirirsem boşlukta kalacakmışım, romandaki karakterleri çok özleyecekmişim ve İstanbul tasvirlerinin çok uzağında kalacakmışım gibi geliyor…

Mekân İstanbul… Karakterler İstanbul… Cümleler İstanbul…

Pamuk, İstanbul’u, onu oluşturan ve 2015’e getiren bütün mozaiklerle bir arada sunuyor.

Bu mozaikler neler peki?

İstanbul dediğimizde aslında aklımıza ülkenin bütün şehirleri geliyor… Doğu’dan, Batı’dan, Kuzey’den, Güney’den ve tabii ki Merkez’den gelen göçlerle bir kimlik sahibi olma sürecini sürekli devam ettirmiş bir şehir İstanbul… İstanbul’u bu göçlerin getirdiği insanların ve şehirlerin kimliklerinden soyutlamak imkânsız… İstanbul’un hamuruna kıvamını, tadını ve tuzunu vererek bir bütünlük oluşturan bu mozaikler İstanbul’un esas alt yapısını oluşturuyor kanımca… Alt yapı demişken bunu biraz daha açmak istiyorum; ‘Saf’ bir İstanbul ya da İstanbullu düşüncesinin bu şehri tanımlarken çok sığ ve bencil kalacağı kanaatindeyim. Çünkü İstanbul’un kimsenin tekelinde olamayacağına inanıyorum. Bu şehirde yaşayanların sosyal, ekonomik veya ideolojik eğilimlerine göre bu şehirle bağ kurduğunu ve bu şehirden ona göre faydalandıklarını düşünüyorum.

Orhan Pamuk’un da en çok bu bakış açısını sevdim bu ‘tuhaflığı’ okurken… İstanbul kimsenin tekelinde değildi… İstanbul ‘tuhaf’ bir şekilde sürekli değişiyor, dönüşüyor, büyüyordu ama kimsenin olmuyordu… Pamuk’un romanında da İstanbul, Türkiye’deki bütün şehirlerin ortak paydasıydı aslında… Hatta daha öncesine de gidip, bu şehirden göç etmeye zorlanmış Rum, Ermeni ya da Yahudilerin ’de şehriydi… Bu şehre adım atıp, onda bir cami, bir cem evi, bir kilise ya da bir sinagogla iz bırakan herkesin ortak eseriydi İstanbul…

Pamuk, İstanbul’un dönüşümünü adeta bir sosyolog, tarihçi ya da gazeteci gibi irdeleyerek sunuyor okura. Romanda Konya’dan gelen bir göçle kendisini babasıyla İstanbul’da bulan esas karakter Mevlut’un gözünden bir Türkiye ve İstanbul tarih çizelgesi gördüm. Bu çizelgedeki olaylar, karakterlerin hepsini bir şekilde (olumlu-olumsuz, umut vaat eden ya da tüm umutları götüren) etkilediğinden tarih, sosyoloji ve edebiyatı bir arada buldum ve kitaptan çok büyük haz aldım (alıyorum).

Esas karakter Mevlut’un İstanbul’da tutunmak için her türlü işi yaptığını, aşkı ve sevgiyi niyet ve kısmet bağlamında anlamaya çalışmasını, insanlardaki şahsi ve resmi görüşün mekâna ve zamana göre nasıl farklılık gösterdiğini, kalabalık içinde dikkat çekmeden var olmanın nasıl mümkün olduğunu dilime boza tadı gelerek okudum. (okuyorum).

Çocukluğum İstanbul’da geçmedi ama çocukluğumdan, gençliğimden, üniversite yıllarımdan ve İstanbul’daki iş hayatımdan çok şey bulduğum bu kitabı bitirmek istemiyorum, bu yüzden okuduğum bölümlere tekrar gidip, anlatılan siyasi ve sosyal olayları bir de Google yardımıyla irdeliyorum hızlıca. Okudukça da kafamdaki ‘tuhaflık’ artıyor ve Pamuk’a içten bir teşekkür ediyorum bu kış ayında okuyucuya Vefa bozası tadında bir kitap armağan ettiği için…

http://www.kastamonupostasi.com/elimizde-bu-kis-bir-tuhaflik-olsun-makale,229.html
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum

Yasemin Pforr

@yaseminkivircik

1969-2012 yılları arasındaki İstanbul’u bozacı Mevlut ve çevresi aracılığı ile anlatan belgesel bir roman niteliğinde bir kitap. Kitabın içinde geçen toplumsal olayların gerçekliği kitabı kurgu bir roman tadından çıkarıp dökümanter bir romana çeviriyor. Kırk üç senelik bir zaman diliminde İstanbul’un, insanların, toplumun, değerlerin nasıl değiştiğini, nerden nereye gelindiğini anlatıyor. Aynı topraktan çıkmış insanların zaman içinde nasıl ayrıştığını, toplumsal değerlerin öncelik sırasının nasıl değiştiğini anlatarak bir anlamda bu günlere nasıl gelindiğinin ipuçlarını gösteriyor. Mümkün mertebe her kesimi koyarak, zaman zaman romandaki karakterlerin ağzından kendi bakış açılarından yazarak tüm resmi vermeye çalışmış Pamuk. Ara ara yazarın kendisini de görmemize rağmen, yazar taraf tutmuyor; her kesime eşit mesafede duruyor. Olayları, olayların iç dünyalarda yarattığı duygu karmaşasını ortaya döküp okuyucuyu karakterlerle baş başa bırakıyor.

Yarattığı bozacı Mevlut tiplemesi, onun iç dünyası bana Oğuz Atay’ı anımsattı. Oğuz Atay’ın da karakterleri hep bir yere sığamayan, tutunamayan tiplerdir. Bozacı Mevlut de öyle. İstanbul’da yaşadığı onca sene içinde bir türlü tam şehre ayak uyduramayan, yaşadığı devir içindeki değişimler içinde kendini rahat hissetmeyen bir karakter Mevlut. Oğuz Atay kendini tam bulamamış aydını anlatırken, Orhan Pamuk kendine tam yer bulamamış sade vatandaşı anlatıyor.

Kitapta en önemli simge boza ve köpekler. Artık unutulan değerleri simgelediği için özellikle bozacılığı seçtiğini düşünüyorum. Mevlut da öyle bir karakter. Eskiye bağlı, yeniye çok ayak uyduramayan bir tip. Köpekler ise kitapta çok sık yer alıyor. Kendinden olmayana hırlıyor sürekli köpekler. Mevlut hep korkuyor köpeklerden.

Tüm hikâyenin içine ince nakış gibi işlenmiş bir aşk hikâyesi var. Öyle bilinen, öldüm bittim şeklinde ağdalı sözlerle süslenmiş bir aşk hikâyesi değil bu. Çok gerçek… Gerçek olduğu için insanı derinden etkileyen bir aşk hikâyesi. Doğal olarak gelişen, hiçbir yapmacıklığı olmayan, sade, naif, duru bir aşk hikâyesi. Etkilemesi bundan…

Özetle Orhan Pamuk’la ilgili tüm tabularımı yıkan bir kitap çıktı Kafamda Bir Tuhaflık. Edebi anlamda üstkurmaca tekniğini kullanarak yazdığı, çeşitli bakış açılarını kullanarak hikâyede etkisi olan her karakterin iç dünyasını okura açtığı, çok uzun bir zaman dilimini anlattığı, dolayısı ile gerçek toplumsal olayların etrafına ördüğü karmaşık bir kurgu dünyası yarattığı bu romanını çok başarılı buldum. Elli yaş üstü herkesin olayları bizzat yaşamış olmaktan bir yakınlık kuracağı roman, genç nesillere de ülkenin nerelerden geçip bugünlere geldiğini anlatması açısından da başarılı. Hiç Orhan Pamuk tavsiye edeceğimi düşünmezdim ama hararetle tavsiye ediyorum.
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum

Eksik Gazel

@eksikgazel

Az önce bitirdim kitabı. Mevlut’ün son sözü hala kulağımda. Ben bu alemde en çok Rayiha’yı sevdim.

Orhan Pamuk’un okuduğum ikinci kitabıydı, ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ ( birincisi Yeni Hayat’tı ) O Post modern havası,süslü cümlelerden uzak tavrı burada da da hakimdi.Hiçbir sanatsal kaygı gütmeden olayı anlatmak, insanın önemsiz olarak vasıflandırdığı en ufak duyguyu dahi tasvir eden bir hal bu. Ve ben bunu seviyorum.

Kitabı elime ilk aldığımda daha ince beklediğimden (kitap 466 sayfa bu arada ) az buçuk gözümde büyütmüştüm. Okumaya başladığımda ve sonrasında bitirdiğimde kitabın gereksiz uzatıldığını düşünmeye başladım. Nasıl ki bazı filmlerin gereksiz sahneleri ve diyaloglarıları olur SEYİRCİYİ SIKMAYA BAŞLAR, bu kitap içinde geçerliydi bu durum benim için. Hele ki son sayfaları zorla okudum. Bunda Rayiha’nın ölümünün payı varmıydı ? Bu konu bana kalsın ..

Kitap ‘dönem kitabı’ tadında. 1962 ile 2012 arasında Türkiye’de bilhassa İstanbul’da yaşanan değişim ve dönüşümlere (ne yazıkki, bir şehrin şekli şemali bir insanın kalbinden çok daha hızlı değişir demiş,Baudelaire) şahit olan bozacı Mevlut’un hikâyesi işlenmiş. Yani Mevlut’u okurken aralara serpiştirilen olayları okuyup zaman makinasına binmiş ve o yıllara gitmiş gibi oluyorsunuz. Köyden kente göç , gecekondulaşma , çarpık kentleşen İstanbul, sosyo-kültürel farklılıkların oluştuğu ve büyümeye başladığı yıllar, ülkücü-komünist çatışmaları , Uğur Mumcu’nun öldürülmesi ,Madımak Olayı,İran Devrimi ,akp nin iktidar olması aklımda kalanlardan .. yazar ayrıntıya girmeden adeta romanı okurken alt yazı geçiyor gibi sunuyor bu olayları size .. bizim gibi yeni nesillere hatırlatıyor yaşadığımız ülkeyi. bunu da seviyorum.

Gel gelelim Mevlüt’e . Dürüst, güvenilir, temiz yüzlü ve iyi huylu Mevlüt’e. Bir kere gördüğü ve aşık olduğu kızın (Semiha)ablasıyla(Rayiha)evlenen ama kader de ‘niyet’in değil kısmetin önemli olduğunu anlayan Mevlut’e. Mevlüt mutlu mu oldu yoksa mutsuz mu burası kitabı okumaya yeni başlayanlara haksızlık etmemek için es geçtiğim kısım. Her olayda ‘ortada olan’ fikri olan ama her fikre uyum sağlayan; pasif diye düşündüğünüz ama içinizden ‘iyi niyetli’demek geçen Mevlüt’ün hikayesini seveceğinizi düşünüyorum. İki kız kardeşle evlenmek insanı şanşlı mı kılar yoksa hatıralar peşini bir türlü bırakmaz mı bunun cevabı da kitap da saklı.

Genel olarak ruhunu sevdiğim bir kitap oldu. Özellikle ikiyüzlü sayfalarla üçyüzüncü sayfalar doludizgindi. Sonlarıysa ite kaka gitti. Kahramanların roman okuyucularıyla konuşan kısımlarını çok sevdim. Kitabın farklı bir hava estiren yönleriydi bunlar. Ama keşke bu kadar uzatmasaydı yazar romanını bu yüzden puanım dörttür. İyi okumalar…
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 8 verdi
5 beğen · 0 yorum

Atila Demirkasımoğlu

@atilademirkasimoglu

Kafamda Bir Tuhaflık Var
Orhan Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık adlı romanını okudum. Romanın genel olarak Orhan Pamuk’un anıları ve buna dair sosyal ve siyasi yorumlarını içeren İstanbul ve bir tutkunun saflığını anlattığı romanı Masumiyet Müzesi ve biraz da Cevdet Bey ve Oğulları adlı kitaplarının bir karışımı olduğunu düşünüyorum.

Romanın kahramanı Mevlut’un saflığı ve saflıkla birlikte her ikisinin birbirini beslediği aşkı bir yanda dururken anlatılan bir gelişmekte olan İstanbul. Orhan Pamuk, bu romanında saflığı yakalamış ama sürdürememiş bence. Ancak yine de yakalayıp aksettirdiği değerli. Gelişmekte olan İstanbul nitelemesi yaptım ama ben bu Istanbul anlatısını doğrusu pek başarılı bulmadım. Daha önceki kitabı İstanbul ile bunun arasında dağlar kadar fark var bence. Bir önceki İstanbul’da halkın algısına dair doğru damarlar yakalanmışken burada bir damar yakalanmadığını çok üstünkörü ve klişe değerlendirmelerin bulunduğunu üzülerek gördüm. Üzülmemin nedeni Orhan Pamuk’un İlk İstanbul anlatısından sonra bunda yeni ve özgün şeyler söyleyeceği beklentimin boşa çıkması var elbette. İstanbul adlı kitabında yakaladığı İstanbul’a dair pitoresk anlatı benim zihnimde hep bir gravür tadı bırakmıştır. Kafamda Bir Tuhaflık romanında bu tadı alamadığım gibi kokusunu bile hissetmedim, bir esinti dahi ruhuma vurmadı.

İstanbul üzerinden anlatılan sağa ve sola dair siyasal değerlendirmeler ise çok klişe ve doğrusunu isterseniz hiç bir gerçekliği yok bence. "Sağ"a dair değerlendirmeleri Nişantaşı’ndan Bebek’ten çıkmamış bir üstencilik ve ilgisizlik içeriyor. Aşkı anlatırken yakaladığı ve hatta İstanbul kitabında ifade ettiği siyasal değerlendirmelerin üzerine sünger çeken ve hiç bir içerik değeri taşımayan başarısızlık içeriyor. Oysa ben Orhan Pamuk’un öğrendiğini ve ilerlediğini var saymış ve buna dair izleri söyleşilerinde gördüğümü düşünmüştüm. Demek ki yakıştırmışım, Orhan Pamuk, tabir yerindeyse Boğaz’da viskisini yudumlayan Manhattan’dan kalem sallayan bir “kentli solcu” beyaz şövalye sanmış kendini.

Orhan Pamuk anlatısı olan ve bunu güzel yapan bir yazar bence. Bu anlatıyı fikirle donatmakta pek mahir değil. Aslında İstanbul adlı kitabı ile Masumiyet Müzesi ve Cevdet Bey ve Oğulları kitaplarını harmanlamak ve buradan son 40 yılın İstanbul’unun ve insanlarının hikayesini yazma girişimi bence takdir edilecek bir seçim. Bu başarı kitabı başarılı kılmamış. Duygusal izlenim bırakırken başarı gösteren Orhan Pamuk’a düşünce izlenimleri bırakabilme becerisi eklenirse ve objektif bir siyasal değerlendirme ahlak ve özgürlük kavramlarını taşırsa bir başyapıt görme şansımızın olacağını düşünüyorum.

Her halükarda okunabilir bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum

Kafamda Bir Tuhaflık - S41

Eski güzel zamanlarda, sokakta bir şeye üzüldüğünde, aşağılandığı, kalbi kırıldığında evde Rayiha çok güzel teselli ederdi Mevlut'u.
zeynep gun tarafından eklenmiştir.

sena

@senatasoz

"Toprağın sahibi ne Laz Nazmi, ne Türk Hamdi, ne Kürt Kadir, ne de devlettir," dedi Ali onlara. "Her şeyin ve bütün âlemin ve bu memleketin sahibi Allah'tır. Bizlerse bu geçici âlemde onun ölümlü kullarıyız yalnızca!"
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
6 beğen · 0 yorum

Özgün Akkaş

@ozgunakkas

...Arabasının vitrinine veya simit kutusuna sattığı malın adını çarpık çurpuk harflerle yazan satıcının hiçbir geleceği olmadığına inanırdı Mevlut.
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
5 beğen · 0 yorum

sena

@senatasoz

"Hiç vazgeçme bozacı. Bu kuleler, betonlar arasında kim alır deme. Sen hep geç sokaklardan."
"Ben kıyamete kadar boza satacağım," dedi Mevlut.
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum

sena

@senatasoz

Kalbin niyetiyle dilin niyeti arasındaki köprü KISMET idi elbette: İnsan bir şeye niyet edebilir, başka bir şeyi dile getirebilir, kısmeti bu ikisini birleştirebilirdi. Şimdi çöplere konmaya çalışan şu martı bile önce bir şeye niyet ediyor, gak gak diyerek bunu kendi kendine dillendiriyor, ama kalbinin niyetiyle dilinin niyeti ancak rüzgâr, rastlantı, zaman gibi, KISMET'e bağlı şeyler sayesinde gerçekleşiyordu. Rayiha ile mutluluğu Mevlut'un hayattaki büyük KISMET'iydi ve ona saygılı olmalıydı.
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum

Eduşka

@edaa

Vatandaşlarımızın şahsi görüşleriyle resmi görüşleri arasında ki farkın derinliği devletimizin gücünün kanıtıdır.
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
5 beğen · 0 yorum
750
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
393
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
1166
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
546
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
211
KİTAP
Asla Unutmak İstemediğimiz Kitaplar
Asla unutmak istemediğimiz, aklımızın bir köşesinde hep dursun dediğimiz en etkileyici kitapları bu listede paylaşıyoruz....

Ahmet doğan

@pirtk

Bu hem resmi hemde şahsi görüşümdür.
Bu hem resmi hemde şahsi görüşümdür.
Istanbulda binlercesinin hayatını görebileceği, şehirde oluşan çarpık kentleşmenin , geçim sıkıntılarının , aile içi sorunların gibi bir çok konuyu sade anlaşır bir de kaleme almış beğenerek okudum
Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğeni · 0 yorum