ara

Küçük Prens

- Le Petit Prince

Küçük Prens Konusu, Özeti ve Türleri

Gezegenler arası seyahate çıkan Küçük Prens , dünyadan geçerken dünyayı ve insanları bir çocuğun hayal dünyasının enginliğiyle anlatır.
Küçük Prens
Yayınevi: Can Çocuk Yayınları
ISBN: 9789750724435
Sayfa: 112 sayfa
Basım Tarihi: 2015
"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Antoine de Saint-Exupéry tarafından New York'ta bir otel odasında yazılan Küçük Prens, yayımlandığı günden bu yana milyonlarca insanın kalbini fethetmeye devam ediyor. Küçük Prens'in yaşadıklarını anlıyor, kırgınlıklarına üzülüyor, söylediklerine hak veriyoruz. Gezegenindeki çiçeğiyle pek anlaşamadığı için biraz uzaklaşmaya karar veren, yolculuğu sırasında Dünya'ya da uğrayan Küçük Prens, Sahra Çölü'nde bir pilotla karşılaşır. İşte olan biteni de bu pilot anlatır bize. Kimdir Küçük Prens, neden sürekli sorular sorar, çiçeğiyle neden anlaşamamıştır, gittiği diğer gezegenlerde kimlerle karşılaşmıştır ve neler öğrenmiştir?

Bu öyküyü dinlerken Küçük Prens'in yaşadıkları ve öğrendikleri sayesinde hayatımıza tekrar bakıyoruz ve yaşamı anlamlandırmada "ne kadar da büyüdüğümüzü" görüyoruz. Küçük Prens'in de dediği gibi "Büyüklere her şeyi açıklamak gerekir zaten."

- Dostluklar kurmak mı?
- Elbette, dedi tilki.

Sen benim için yüz bin çocuğa benzer bir çocuksun sadece. Sana ihtiyacım yok. Ben senin için sadece yüz bin tilkiye benzer bir tilkiyim. Ama eğer beni terbiye edersen, birbirimize destek oluruz. Benim için tek olursun dünyada. Ben de senin için…

- Anlamaya başlıyorum, dedi Küçük Prens. Bir çiçek var. Sanırım o beni terbiye etti…
- Olabilir, dedi tilki. Dünyada her şey olur.
- Yok, hayır dünyada değil, dedi Küçük Prens.


Hiç kimsenin kitabımı özen vermeden okumasını istemem doğrusu. Bu anılarımı yazarken çok üzüntülü anlar yaşadım. Arkadaşım, koyunu ile birlikte beni bırakıp gideli tam altı yıl oldu. Onu burada anlatmaya çabalıyorsam, bu biraz da onu unutmamak için. İnsanın arkadaşını unutması çok üzücü bir şey. Arkadaşı olan kaç kişi var ki içimizde. Arkadaşımı unutursam, kendimi o sayılardan başka bir şeye değer vermeyen büyükler gibi hissederim.
-Antoine de Saint-Exupery-
Küçük Prens kitabı Bir Oturuşta Okunan Çerezlik Kısa Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Küçük Prens - s41

Yanardağın lavlarını büyük bir titizlikle süpürdü.
Arzu SutluFrappe tarafından eklenmiştir.
9
KİTAP
Bir Oturuşta Okunan Çerezlik Kısa Kitaplar
Fazla kafa yormadan kolayca okuyabileceğiniz, basit bir dille yazılmış kısa kitaplar bu listede....
23
KİTAP
Vazgeçilmezlerim Dediğim Kitaplar
En sevdiğimiz kitaplar sorulduğunda aklımıza ilk gelen, asla unutamayacağımız ve vazgeçemeyeceğimiz favori kitaplarımızı bu l...
378
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
258
KİTAP
Hazinem Dediğim Kitaplar
Kitap hazineleri ortaya çıksın! Hazine değerindeki kitaplarımızı bu listede paylaşıyoruz. Sen de en değer verdiğin ve herkesi...
107
KİTAP
Başyapıt Niteliği Taşıyan Önemli Kitaplar
Tüm dünyada yüzbinlerce okur tarafından beğenilerek okunmuş, çığır açan başyapıt niteliğinde kitaplar. Okurken asla pişman ol...

Ramazanovaa_._

@ramazanovaa

A golden-haired boy—a little prince—unexpectedly appears in the vast Sahara, where a pilot has landed his plane because of engine problems. The pilot is anxiously trying to fix the engine, for he has no food or water to survive for long. The boy politely asks the pilot to draw him a picture of a sheep. The pilot instead draws a picture from his own childhood: a boa constrictor with an elephant in its stomach. The boy, exasperated, concludes that adults cannot understand anything without numerous explanations. Only after the pilot draws a box with air holes in it is the boy happy. Both the pilot and the little prince understand that a sheep is inside the box.

Gradually, the man and the boy “tame” each other. The home from which the little prince has come is an asteroid, hardly larger than a house; it holds one rose, one baobab tree, and three volcanoes. The boy hopes to widen his knowledge by visiting much larger places, such as the planet Earth, and meeting the people, animals, and plants that live in those places. He is inwardly preoccupied, however, with the safety of his dearly loved rose.

The little prince tells the pilot about his visits to other tiny asteroids, where he met one single inhabitant on each: a king claiming to rule the universe, although he has no subjects; a conceited man who sees everyone as his admirer; a drunkard living in a stupor, drinking to forget his shame of being an alcoholic; a businessman greedily counting the stars as his own treasure; and a geographer who does not know the geography of his place and never leaves his office. The smallest planet he has visited, which turns very rapidly (with 1,440 sunsets per day), has no homes or people, yet the planet’s lamplighter has no moment of rest as he constantly lights and puts out the only lamp, following old orders that make no sense. The little prince, who sees grown-ups as odd, respects the lamplighter for his dedicated, selfless work.

In the Sahara, the prince meets the fox, who reveals to him the major secrets of life. These secrets cannot be seen by the eyes, unless the heart is involved. When the prince wants to play, the fox explains that “connecting” takes time and patience; through such connecting, one rose among thousands becomes special. The fox explains also that one is forever responsible where love is involved, that words cause misunderstandings; that rites and rituals are significant but often forgotten, and that crucial matters are often ignored and not appreciated. These lessons help the little prince understand his own mistakes, and he decides to return home to protect his rose.

The boy meets the snake, who talks in riddles, and he understands the creature’s power to send him back where he came from quickly. The little prince and the pilot are now both dying from thirst. In search of water, they walk through the starry night. On the verge of collapse, the pilot carries his little friend, not knowing whether they are even headed in the right direction. At dawn, when it is almost too late to save their lives, they find a deep, old well. The stars shimmer on the surface of the water. They drink, and the water tastes unusually sweet to them. Both the man and the boy sense the value of that moment. The pilot is sad; the prince feels fear mixed with joy, because of his decision to go home. The water feels like an earned gift. The prince comments that the beauty of the desert is in the knowledge that it hides such a well.

The prince tells his friend that he will be leaving the next day. Neither mentions the snake. When the little prince laughs to cheer his friend up, the laughter sounds like the jingle of a million little bells. He offers the pilot a farewell gift: From now on, when the pilot looks up on starry nights, he and only he will hear the little prince’s laughter. It will be comforting for both of them to know that they have each other.

The next day, on the one-year anniversary of the little prince’s arrival on Earth, the pilot comes to the same spot where he met the boy. There he glimpses the yellow flash of the snake as it bites the ankle of his little friend, and the boy falls quietly and gently onto the sand. Later, the little prince’s body is nowhere to be found. The pilot finally fixes his engine and leaves for home, hoping that his friend is safely back at his home, too. In the years afterward, on starry nights the pilot hears the little prince’s laugh and feels warm in his heart: Love is a powerful, invisible thread connecting people no matter how far apart in space and time they may be.
Küçük Prens
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Beğendiğim ancak tıpkı Kürk Mantolu Madonna gibi fazlasıyla abartıldığını düşündüğüm kitaplardan biridir. Elimde özel bir baskısı var üstelik. (Cem Yay. Çev: Cemal Süreya)

yani tamam biri çıkar Küçük Prens hayatımın kitabı der anlarım, bir başkası çıkar Kürk Mantolu Madonna hayatımın kitabı der anlarım ama herkes mi yahu? Şimdi bana sakın çünkü güzel kitap bir okuyup da gel demeyin. Kitaplarla aram baya baya iyidir ve ikisi de benim için overrated kitaptır.
Başka bir örnekle açıklayayım: Pek Çok kişi de Tutunamayanlar' a hayatının kitabı der. Tutunamayanlar kitabı ilk çıktığında büyük eleştiriler almıştır. Sonrasında değeri anlaşılan bir eser olmuştur lakin dönemin eleştirmenleri bile bu kitabı anlamazken sen ilk okuyuşta mı anlayıp hayatının kitabı yaptın Tutunamayanları? Altı çizilen ve twitterda paylaşılan cümle sayısının fazlalığı bir kitabı iyi yapmaz.
Ben kimin ne beğeneceğine karışamam. İsterse bu ülkedeki tüm kızlar Küçük Prens, tüm erkekler Tutunamayanlar fetişisti olsun ilgilenmem hatta mutlu olurum bu kadar okuyan insan var diye, ama ben çıkıp Küçük Prens kitabını eleştirdiğimde yani abartıldığını söylediğimde bana kitaptan anlamıyormuşum muamelesi yapılırsa şalterlerim atar. istisnaları vardır, gerçekten edebiyatla ilgilenen, iyi kitaptan anlayan biri de Küçük Prens hayranı olabilir. O kitapta kendinden bir şeyler bulmuştur, herkes için sıradan olan detay onun için çok özeldir filan dolayısıyla anlarım bunu ama her kız Küçük Prens diyor, Kürk Mantolu Madonna diyor, her erkek Tutunamayanlar diyor. Abartıyorsunuz dediğimde de ben kitabı anlamamış ilan ediliyorum. Kimse kusura bakmasın da Tutunamayanlar' ı anlayabilecek bu kadar insan olsa bu ülkede şu an çok başka yerlerde olurduk.
O fetişizm boyutlarında sevdiğiniz Küçük Prens' i kaç farklı çeviriden okudunuz bunu bir sorun kendinize? İçinde geçen ve çok tartışılan ''astığı astık kestiği kestik türk lider'', ''atatürk'', ''otoriter bir lider'', ''bir diktatör'', ''devrimci bir lider'' tanımlamalarından hangisine denk geldiniz mesela siz? Yani bir kitabın hayranı öyle kolay olunmuyor sevgili kitap severler. Okuduğunuz kitapları hele ki Küçük Prens gibi, Kürk Mantolu Madonna gibi, Tutunamayanlar gibi, Yeni Hayat gibi kitapları okuduktan sonra da bir araştırın önce, sonra anlayıp anlamadığınızda karar verin, hayran olun.
Yok siz 'ben bir kitaptan ne anlıyorsam odur, kim ne karışır?'' diyenlerdenseniz o zaman Dostoyevski, Suç ve Ceza' da herkesin anlamasını istediği neleri anlatmış ki bu kitap hukuk fakültelerinde ders kitaplarından önce okutulur? diye sorarım size.
Küçük Prens
kitaba 7 verdi
20 beğen · 2 yorum
Pelin Özyılmaz (@pelin-banu885)
İşte söylemek istediklerim.
18.12.13 beğen cevap
Irem (@irem)
her seye tamam eyvallah ama kücük prenste atatürke hitap seklini elestirmen sacma. sirf orda diktatör, otoriter lider denildigi icin sevilemeyecek mi kitap? insanlar peygamberleri, yüce kitaplari acik acik sorgularken kitaplarda atatürke diktatör demesi mi batiyor bir fransiz yazarin? atatürkü seviyorum, minnettarim ama o elestiriliyor diye bi kitabi sevmeyecek kadar degil.
15.07.14 beğen cevap

Onur Özkan

@onurozkan

Küçük Prens'in Büyük Yolculuğu
New York’ta bir otel odasında yazılmış ve ilk kez 1943 yılında basılmış olan, Dünya'da, kutsal kitaplar ve Das Kapital’den sonra en çok dile çevrilmiş vede en çok satan kitaplardan biri olan Küçük Prens;
her yıl yaklaşık iki milyon satmakta ve şu ana kadarki toplam satış miktarı 140 milyonu aşmaktadır. Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dil ve lehçeye çevrilmiştir.

Kitap şu anki kısa hâline gelmeden önce normalde yaklaşık 1000 sayfalık bir eserdi.
Saint-Exupéry’nin kitabı kısaltması üzerine söylediği sözü açıklayıcı olacaktır:
"Mükemmelliğe, yazıya eklenecek hiçbir şey kalmadığında değil,
yazıdan çıkarılacak hiçbir şey kalmadığında ulaşılır."

Kitaptaki tüm çizimler yazarın kendisine ait sulu boya çizimlerdir.

Fransa euro’ya geçmeden önce 50 frankların üzerinde Küçük Prens ve
Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyordu.

Küçük Prens’in yaşadığı gezegenin adı 1993 yılında keşfedilen 46610 numaralı asteroide verilmiştir. 46610 sayısı bilgisayarcıların sıkça kullandığı on altılık sayı sisteminde (hexadecimal) B-612’ye (Fransızca: bésixdouze) denk geliyor.

Japonya’nın Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi bulunuyor.
Ayrıca, Güney Kore’de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy var.
2000 yılında da yazarın doğup büyüdüğü Lyon’da bulunan havaalanına Saint Exupéry’nin adı verildi.

Kitabı Türkçeye çevirenler arasında Cemal Süreya, Tomris Uyar, Ahmet Muhip Dıranas ve Selim İleri gibi edebiyatımızın önemli isimleri vardır.
İlk çevirisi 1953 yılında Ahmet Muhip Dıranas tarafından yapılmış ve tefrika hâlinde yayımlanmıştır. Şu ana kadar ise 102 farklı Türkçe baskısı yapılmıştır.

2.Dünya Savaşı sırasında 31 Temmuz 1944'te uçağı vurulan ve Marsilya açıklarında denize düşen, uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulunan,
havacılık ve gece uçuşlarına büyük katkısı olan Savaş Pilotu, Yazar Antoine de Saint-Exupéry'i ölümsüz eseri Küçük Prens ile saygıyla anıyoruz.
2015 yapımı animasyon uyarlaması küçük Prens'i mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

http://buyukkeyif.com/...ensten-10-cumle/1488
http://onedio.com/...bilinmeyenler-254256
http://onedio.com/...zel-alintilar-360891
http://onedio.com/...i-15-ozlu-soz-487281
http://listelist.com/...digi-11-hayat-dersi/
http://listelist.com/kucuk-prens-dovmeleri/
http://www.sinemalar.com/...e-little-prince-2015
Küçük Prens
kitaba 9 verdi
12 beğen · 0 yorum

R.T

@ravza

1943 yılında -üstelik 2. Dünya Savaşının yaşandığı bir dönemde- yayımlanan bu masal, modernliğin eleştirisini yapıyor. 27 bölümden oluşan bu masalda, çocuk gözünden büyüklerin dünyası eleştiriliyor. İçinde neler neler yok ki!.. Kibir, emretme-hükmetme tutkusu, niteliğe değil niceliğe verdiğimiz değer, sahip olma duygusu... Küçük Prens bunları gezintiye çıktığı 6 gezegen aracılığıyla aktarıyor bizlere. İçinde çizimler bulunan, alışılageldik masallardan sıyrılan bu masalın en çok 21. bölümünü sevdiğimi söyleyebilirim. 2016 yılındaki 'Kürk Mantolu Madonna' furyası sayesinde şu an için kimsenin 'Hayatımın Kitabı!!' konumunda değil şükürler olsun! Bu arada küçük bir not aklımdayken yazayım; kitabın 4. bölümünde, bir Türk gökbilimcisi tarafından 1909 yılında keşfedilen Asteroit B-612 gezegeninden bahsediliyor. Bu gökbilimcinin Astronomi Kongresi'de harika bir sunum yaptığından ancak gökbilimci fes ve şalvar giyiyor diye insanların onun söylediklerine değer vermediklerinden bahsediyor; yani şekilcilikten dem vuruyor. Daha sonra yazar, bir Türk önderinin (çeviride 'önder' yazıyor, ancak orijinalinden okuyanlar 'diktatör' anlamında bir kelime kullanıldığından bahsediyor.) bu Asteroit B-612'nin itibarını kurtarmak için yasa koyduğunu; artık halkın Avrupalılar gibi giyineceğini, yoksa cezasının ölüm olduğunu yazmış. 1920 yılında, aynı gökbilimci etkileyici ve şık giysilerle aynı sunumu yapıyor ve görüşleri dikkate alınıyor. Burada bahsedilen 'diktatör' Atatürk ise tarihler uyuşmuyor. Çünkü 1909'da Osmanlı yönetimi mevcuttu. Osmanlı'da giyim konusundaki ilk devrim, Padişah 2. Mahmut zamanında yapıldı. 1826 yılında sarık ve cüppe yasaklandı, devlet memurlarına, ilk kez; fes, pantolon ve ceket giyilmesi zorunluluğu getirildi. Hatta bu yüzden halk arasında 2. Mahmut'a 'Gavur Padişah' bile denmiş. Ayrıca Atatürk, şalvarı yasaklamamış, o dönemde sadece Şapka Kanunu getirilmiştir, o da 1925 yılında. İnsanların Şapka Kanunu'ndan ve çevirideki 'önder' sözcüğünden ötürü bu kısma dikkat etmelerini öneriyorum. Bu kısmın üstünkörü yazıldığını düşünüyorum bu nedenle açıklama getirdim. Keyifli okumalar diliyorum.
Küçük Prens
kitaba 7 verdi
11 beğen · 0 yorum

Gül Ayan

@gul-ayan

Bu kitabı okulda ödev olarak zorunlu okumuştum. Çok küçük ( 10 yaşlarında) olduğum için mi bilemiyorum, sevememiştim. Öğrenimim Bulgaristan'da geçtiği için, pek çok kitap mecburen okumak zorunda kalmıştım. Sonrasında ise kitap okumak hayatımın bir parçası oluvermişti.

Önemli, fakat benim sevmediğim bir kitap olarak, aklımın bir köşesinde yer almıştır hep Küçük Prens.
Hatırlıyorum, Yazarın adı çok hoşuma gitmişti, Ekzüperi, uzaylı bir isim gibi gelmişti. Kitabın adını da çok sevmiştim, ama içeriğini bir türlü sevememiştim. Zorlanarak okumuştum. Hatta odamda sesli okumuştum, yoksa bir türlü kitabın sonunu getiremeyecektim. Sevemediğim, ama ödev olarak verilen kitapları sesli okuyordum, nedense…

Yine de kitaplığımda bu kitabın olmasını istemiştim, 1995 yılında, bir yaşındaki büyük oğlum için satın almıştım.

Tarih 26 Kasım 2007, kitabı tekrar okudum…
Bu soruların cevaplarını bulmaya çalıştım:
Bu kitabı neden zorla okutmuşlardı?
Neden okumam çok önemliydi?
Neden anlayamamıştım?
Neden sevememiştim?

Otuz küsur yıl sonra, bugün kitabı tekrar bu sefer Türkçe okudum.
Sesli okumadım ve beğendiğim.
Kesinlikle bir çocuğun anlayabileceği bir kitap değil bence. Oğluma o yüzden okutmamıştım,
Okuldan da zaten kimse önermemişti…
Bu içindeki çocuğu yaşatmayı başarmış olan yetişkinlerin kitabı, bence.
Beni en çok etkileyen bölüm, Küçük Prensin Tilki ile tanışması ve aralarında geçen diyaloglar.
Yazar o kadar güzel anlatılmış ki sevgiyi…ve sevgiyi değerli kılan şey emek olduğunu…
Ayrılırken, Tilki Küçük Prense bir sır veriyor…işte bu sırrı sizlerle paylaşıyorum
Gizim şu, çok basittir: İnsan ancak yüreğiyle gerçeği görür. Göz, hiçbir şeyin özünü göremez
Çok, çok güzel satırlar var kitabın içinde ve bence değeri kısacık olmasında gizili, kısacık , ama dolu dolu cümleler vardı.
Kitaptaki resimler Yazara ait ve bence harikalar...
Küçük Prens
kitaba puan vermedi
7 beğen · 2 yorum
R.T (@ravza)
@gul-ayan size kesinlikle katılıyorum. Kitaptaki eleştiriler, göndermeler çocuk aklıyla yapılmış olsa bile, çocukların anlayabileceği düzeyde değil. Kitap görüntü itibari ile çocuk kitabı gibi görünebilir ama bence çocuklardan ziyade büyüklere hitap ediyor. Sizin incelemenizde belirttiğiniz Küçük Prens-Tilki diyaloğunu 21. bölümde okumuştum. Ben de en çok o bölümü beğenmiştim.
02.01.17 beğen cevap
Gül Ayan (@gul-ayan)
Fikirdaş : ) olmamız ne hoş..
03.01.17 beğen cevap

Hümeyra Rüveyde

@humeyra-undar

"Aynı saatte gelmen daha iyi olur," dedi tilki. "Örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Mutluluğum her dakika artar. Saat dörtte artık sevinçten ve meraktan deli gibi olurum. Ne kadar mutlu olduğumu görmüş olursun. Ama herhangi bir zamanda gelirsen yüreğim saat kaçta senin için çarpacağını bilemez. İnsanın belli alışkanlıkları olmalı..."
Küçük Prens
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
37 beğen · 0 yorum

Baran Yusuf

@baranyusuf

"Birden susturdum tüm dünyayı sen konuş diye, nasıl sağırsın kendine."
Küçük Prens
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
26 beğen · 0 yorum

Fakat Müzeyyen 🌹

@buderinbirtutku

Çünkü kendini begenmis insanlara gore herkes onlara hayrandir .
Küçük Prens
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
24 beğen · 0 yorum

Fakat Müzeyyen 🌹

@buderinbirtutku

Ama sen herhangi bir anda çıkıp gelirsen , yüreğim saat kaçta senin için carpacagini bilemez..,
Küçük Prens
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
23 beğen · 0 yorum

Betül

@betul-kaya

Kederliydim, ama onlara ''Yorgunluktan...''diyordum.
Küçük Prens
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
21 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

9.2/10
2152 oy
Sence kaç puan almalı?
0