ara

Konstantiniyye Oteli

Konstantiniyye Oteli Konusu ve Özeti

Konstantiniyye Oteli
İstanbul'un 2000 sene önceki tarihi ile bugünkü tarihini içiçe anlatmaya çalışan, bunu anlatırken de aslında "tarih değişse de ilkellik, hırs, ihtiras, çıkarcılığın" yani "insanın" değişmediği vurgulanıyor.
Yayınevi: Doğan Kitap
ISBN: 9786050926316
Sayfa: 480 sayfa
Basım Tarihi: 2015
Zülfü Livaneli, zengin bir insan panoramasıyla İstanbul'un derinliklerine inerken şehrin büyülü, ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle buluşturduğu okuru sıra dışı yolculuğa çıkarıyor.

2014 yılı Aralık ayının son günleri… Yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli'nin açılış günü ve erken bir yılbaşı kutlaması… İstanbul'un seçkin, kalburüstü simaları, Sultanahmet'teki eski Bizans sarayının kalıntıları üzerine yapılan otelde bir araya geliyor. Aralarında kimler yok ki? Politikacılar, belediye başkanları, Amerikan büyükelçisi, Fener Rum patriği, ünlü gazeteciler, gazete patronları, televizyon "yıldızlar"ı, eski ve yeni zenginler, büyük işadamları…

İstanbul'un yüzlerce yıldır yeraltında yatan ölüleri de davete çağrılmadıkları halde arzı endam etmekte sakınca görmeyip bu cümbüşe dahil oluyorlar. Ve elbette, bir otelin olmazsa olmaz çalışanları, garsonları, komileri, güvenlik görevlileri…

Velhasıl Konstantiniyye Oteli, aslında binlerce yıllık koskoca bir şehir olarak çıkıyor karşımıza. Değişen, dönüşen, ama barındırdığı şiddet nedense aynı kalan bir şehir…
Konstantiniyye Oteli kitabı Asla Unutmak İstemediğimiz Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Barış Özer

@barisozer

İlginç
Livaneli gibi yaşlı bir yazarımızın güncele adapte olması her zaman etkilemiştir beni. Fakat kitap hakkında düşüncelerim biraz daha farklı olacak.

Öncelikle kitabı okurken; "Oh be, Nihayet birisi bunları da yazmış" diyorsunuz. Gerçekten de bir yıl içinde içinizden ne geçirdiyseniz livanlei bunu es geçmemiş ve kitaba koymuş. Sanırım kitap da daha çok bunun üzerine yazılmış. Edebi olarak bakıldığında Livaneli romancılığı genelde sıradan okuyucuya hitap edecek sekildedir. Çok fazla derinlik sezemezsiniz ve genellikle konu odaklıdır.

İlginç bir yapaylık kitaptan damla damla sızıyor maalesef. Livanelinin çok şey borçlu olduğu Yaşar Kemal anması gayet güzel ama karakter üzerine yapışmayan bir durumu var. Ayrıca Kendi kitabına vurgu yapması, Mutluluk kitabından uzun bir alıntı yapması benim hoşuma gitmedi.

Kurgudaki yapaylık, karakterlerdeki sığlık hoşuma gitmedi. Ha diyeceksiniz ki bu karakterler ülkede yok mu haklısınız. Çok var hatta birebir gerçek yaşamdaki örnekleriyle aynı sığlıkta.

Romanı bir iç döküş olarak algılayıp Yılmaz Özdül' den Erdoğan' a geniş bir yelpazeye tabiri caizse "Çakması" ise tadından yenmez.
Fakat bütün bunlar edebi özelliği büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.

Romandaki Uludereli Kürt garson klişe bir Kürt motifidir. Kürtler artık yetmişlerdeki o garip, cahil Kürtler değil. Bir çoğu okuyor, sosyal medyayı takip ediyor ve büyük bir gelişim içindeler. Daha bilinçli, daha direngen insanlar. Mazlum değil mücadeleciler.

Diyeceğim o ki usta bu romanında herkesin yüreğini soğutmuş ama bunun için de edebiyatı büyük ölçüde es geçmiştir. Olsun canı sağolsun.

Fakat Arafatta Bir Çocuk, Mutluluk, Serenad ve Kardeşimin Hikayesi gibi büyük eserlerden sonra Konstantiyye oteli tuzlu fıstık kıvamında olmuş.

Kişisel Not:

DK yayınlarının kağıt kullanımındaki üç kağıdını da esefle karşılıyorum. Kitabı standart 3. hamur kalite bulabilmek için üç şehirde sekiz kitapçıdaki bütün nüshaları incelemek zorunda kaldım. DK gazete kağıdından daha düşük bir kalite kağıt kullanmış, ticaret Sanatın üzerine çıkmıştır. DK dan kitap alırken dikkatli olun çünkü bu uygulamayı Haruki Murakami, Hakan Günday, Zülfü Livaneli gibi çok satan eserlerinde kullanmış. Umarım bu ustalar üç beş kuruşluk kar için kağıdı incelterek korsan baskıya yakın baskı yapmayan yeni yayınevleri bulurlar. Biz de keyifle okuruz.
Konstantiniyye Oteli
kitaba 6 verdi
2 beğen · 0 yorum

Elif Recep

@elifrecep

Mizantrop Hümanist?
Livaneli için kendime tanıdığım son şanstı bu.Bir kez daha görüyorum ki 'Livaneli hümanizmi' diye ayrı bir tür var.Livaneli herkesi seviyor yahudisi hristiyanı yerlisi yabancısı herkese kucak açıyor insan olsun yeter diyor güya, ama nedense ya müslümanları insan olarak görmüyor ya da hiçbir duygusunda samimi değil.Üstelik evet bir yazarin ülkesindeki sorunlari eksiklikleri dile getirmesini gayet tabii karsiliyorum ama asagilik psikolojisine varacak kadar yergiyi de reddediyorum.‘Çünkü Türklerin çoğu gibi onların da iç dünyası yok' demek nasıl bir saygısızlıktır.Bir insan ülkesini,tarihini,kültürünü bu kadar yerden yere vurur mu?Yok efendim dünyanin hiçbir yerinde sehirlere gazi,sanli,kahraman gibi ünvanlar verilmemis.Niye onlar verselerdi mübah mi olacakti?Sanki dünyada bütün ülkelerin tarihi özgürlüklerle haklarla baslamis bütün ülkeler modern gelismis bir sekilde peyda olmusta biz de kölelik varmis gibi bir asagilama kendi insanini beğenmeme söz konusu.Kitabin bir yerinde şöyle ifadeler yer aliyor:' Bu kadar zalim olma yahu' diyenlere ise,her zaman’ halka' inanarak en büyük hatayi yaptigini bu kadar hayal kirikliğindan sonra intikam alma isteğine kapilmasinin normal olduğunu söyleyip...'diye devam ediyor.Bence kitaptaki bu cümleyle Livaneli kendisini ifade etmis.Yalnız keskin sirke küpüne zarar verir...Diğer kitaplarında da bu tarz düşünceler mevcuttu ama hiç bu kadar açık bariz göze sokarcasına ve saygısızca olmamıştı.Livaneli yillardir kendisinde sergilemeye calistigi o insancil bariscil havayi öfkeyle yerle bir etmis.Edebiyatla siyasetin birlikte ele alinmasina diyecek bir lafim yok sonucta hayata ve insana dair her sey edebiyata konu olabilir ama siyaseti amac ,edebiyati araç yapmak hiç hoş değil!Bu kadar kültür ve sanat yoksunu bir toplum olduğumuzdan şikayet eden değersiz şeylerin ülkemizde hep daha zirvede olduğunu söyleyen Livaneli kendi eserlerinin de hep ' çok satanlar' listesinde olduğunu görüyordur o zaman. Bunun açıklamasını yapmıyorum artık. Son olarak sevgili yazar sabah namazi bes rekat değil abdest alırken de ayaklar dizlere kadar yıkanmıyor.Baştan sona eleştirip dini bilgilerinizi ustaca sergilediğiniz halde bunları bilmemenize imkân yok! Sanırım bu ayrıntıları önemsiz! buldunuz. Okuduğum için pişman değilim en azından artık kitaplarını neden okumayacağimi biliyorum.
Konstantiniyye Oteli
kitaba 1 verdi
11 beğen · 0 yorum

Halenin Haresi

@haleninharesi

KONSTANTİNİYYE OTELİ HAKKINDA
Kitabı bir haftada bitirdim, tıpkı yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi akıcı bir dil ve kıvrak bir zeka ile örülmüş olay dizisi ile karşılaştım.
Benim için açıkçası kafamı allak bulak eden bir okuma serüveni oldu. Zira yazarın, gerçek hayattaki duruşunu da bildiğim için, memleket meselelerinden oldukça dertli olduğunu düşünmeme neden oldu. Gerçi memlekette olanlara kayıtsız kalmak ne mümkün?
Yazarın geçmişten günümüze bu coğrafyada olan hak ve haksızlık mücadelesini ele almış. Siyasetin, zengin-fakir ayrımının, ekonominin nasıl şekillendiği, memleketin yönetimi ile iş dünyasının ve halk üzerine yapılan baskıların nasıl birbirini beslediğini anlatmış. Okurken başım döndü diyebilirim, hem yakın tarihte yaşananları okumak, hem de geçmişte yaşananları okumak beni umutsuzluğa itmedi desem yalan olur. Acısı hala içimizde olan memleket olaylarını bir romanın içinde okumak, hepsi için ayrı ayrı bir kez daha düşünmeme ve yeniden aynı acıların içimde depreşmesine neden oldu.
Yazar, bir otel ve otelin davetlileri konseptinden yola çıkarak, ülkeye bir ayna tutarak her kesimden seçtiği karakterlerin dünyasını okuyucusuna sunarak, bir Türkiye panoraması ile okuyucusunu karşı karşıya bırakmış. Üstelik bunu yazar ve siyasi kimliğini gizlemeden yapmış. Bu nedenle bu kitabı bazı kesimlerin keyifle okuyamayacağını düşünüyorum.
Yazarın daha önce hiç bir kitabını okumadıysanız -tavsiyem Serenad kitabıdır.- bu yaz ne okusam diye düşünüyorsanız mutlaka bu kitabı okumanızı tavsiye ederim..
Konstantiniyye Oteli
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum

Melek Taşkın

@melektaskin

Bu yazarın okuduğum ikinci romanıydı. Dil, üslub açısından çok güzel bir roman. Birçok karakterden oluşan bir olay örgüsü var. Bu karakterler olay örgüsü içerisinde çok güzel tanıtılmış.
Dikkatimi çeken bir nokta ise yazarın kendi düşüncelerini, tarafını kitapta yer vermesiydi. Her insan bir olay karşısında bir tarafı veya tamamen savunmasa da en azında haklı bulduğu bir tarafı vardır. Yazar olaya kitabını oluştururken yer verilebilir ancak bunu tarafsız bir dille yapması gerektiğini düşünüyorum. Ben kitapta yazarın tarafının ne olduğunu ve o tarafını savunduğunu açıkça gördüm. Yazardır düşüncelerini belli etmesi, dile getirmesi gerekir fakat bence bunu alenen bir tarafı tutarak yapmaması gerekirdi diye düşünüyorum. Be durum bende yazarın başka kitaplarını okumama konusunda bir önyargı oluşturdu.
Dikkatimi çeken diğer bir nokta ise, “ Bu romanda anlatılan kişiler kurgu ürünüdür. Gerçek kişilerle benzerlikleri ancak rastlantı olabilir.” İbaresine yer verilmişken kitapta birkaç karakterde kimden bahsedildiği gayet açıktı. Sadece kişilerin ismi verilmemişti. Ya kitabın başında böyle bir ibare olmamalı ya da açıkça o kişilerden bahsedilmemeliydi. Yazarın en başa öyle bir ifade yazması o kişiler hakkındaki düşüncelerini rahatça söyleyebilmesini sağlamış.
Konstantiniyye Oteli
kitaba 8 verdi
3 beğen · 0 yorum

Serdar Glmz

@serdarglmz

Bütün olarak değerlendirdiğimde edebi olarak çok kalıcı unutulmaz bir tat bırakmadı. Ana karakterler Zehra ve Emre. Romanın işleyişi bu iki ana karakter üzerinden. Ancak kalabalık bir davette renkli, çeşitli konuklar, bu konukların öyküleri, İstanbul'un tarihsel zenginliğine dayanan öykü bolluğu. Toplumsal olarak göç sorunu, bunun sonuçlarının büyük kente yansıması işleniyor, ancak roman gerçek zaman dilimini yani 2014 yılını okura sürekli anımsatıyor, güncelden kopmama yazarın özellikle tercihi olmasına karşın toplumsal olarak göç sorununun 1970-1990 arası etkileri üzerinde duruluyor. İkinci ve üçüncü kuşağın yaşadığı varoluşsal sorgulamalar eksik kalıyor. Bu kalınlıkta bir roman için azımsanamayacak hatalar dikkatli okuyucuyu rahatsız ediyor.Yedi yıldızlı bir otelin açılışında bulunan tüm garsonların,güvenlik görevlilerinin ve kat görevlilerinin tamamının Anadolu'dan yeni gelmiş,saf ve köylü çocukları olması gerçeklik duygusundan uzaklaştırıyor okuyucuyu.Tüm kitaplarını okuyan biri olarak kitabı ortalarda bir yerlere koyuyorum.Zaman kaybı mı?Bence değil.Bu yaz doğru dürüst kitap yok.Alın okuyun ama asla bir kedi bir adam bir ölüm değil.
Konstantiniyye Oteli
kitaba 4 verdi
0 beğen · 0 yorum

Konstantiniyye Oteli - S41

Yalıdaki emektarlarla da iyi dosttur Zehra. Ne de olsa kendisi de büyük bir özveriyle okutulabilen, dar gelirli bir ailenin kızıdır. Bu yüzden de kendini aileden çok çalışanlara yakın hissetmesi ve Kahya Mehmet Amca’nın ya da eşi Gülnaz Teyze’nin yanında daha rahat ettiği için her fırsatta alt kata, onların yanına gitmesi doğaldır. Bu emektarlar Bereket ailesinin üç kuşağını, yani Ergun Bey’in babası İsmail Bereket’i annesi Cavidan Hanım’ı da tanıdıkları için, Zehra onlardan ailenin geçmişiyle ilgili çok şey öğrenir. Mehmet Amca’nın sohbetlerinde İstanbul’un zenginleri ve yalı sahipleri, hep dönemlerle anılır; çünkü o siyasi dönemlerde zengin olmuşlardır. Mesela “Abdülhamid zenginleri” diye bir kategori vardır. Yıldız Sarayı’nın, vehimler içinde yaşayarak, hayatı kendisine de kullarına da zehir eden talihsiz sultanı, hafiyelik yapanlara ödül olarak Boğaz’da yalı, Nişantaşı’nda konak hediye etmiştir. Daha sonra “harp zenginleri” gelir. Bunlar, Birinci Dünya Harbi’nde silah ve petrol ticareti yapan, kaçak şeker, kaçak kömür, kısacası her türlü malın kaçakçılığını yaparak zengin olanlardır ki, onların yerini yine Mehmet Amca’nın deyimiyle “Cumhuriyet zenginleri” almıştır. “İstiklal Harbi’nden sonra zenginlik el değiştirdi kızım” diye anlatır Zehra’ya. “Servetler gayrimüslimlerden alınıp Müslüman Türklere verildi, Türk zenginler ortaya çıkarıldı.”
Burcu S. tarafından eklenmiştir.

Burcu S.

@bs

…dünyaya biraz daha bilgece bakmaya, her insanı kendi koşulları içinde düşünmeye zorluyordu. Ne de olsa gözünün önünde böyle bir örnek vardı: Her şeyi ve herkesi anlamaya çalışan, dünyayı değiştirmeye kalkmadan önce kendisini değiştirmeye gayret eden, ‘eğer bir kavga varsa kusur iki taraftadır’ diyerek hayatı ılımlılık olarak anlayan, yani gerçek olamayacak kadar bilgeleşen işçi emeklisi babası.
Konstantiniyye Oteli
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 0 yorum

Mavi Ada

@senaykilic0

''Sevda, beklemediğin anda başına gelen bir hışım, bir kasırga, bir yıldırım. Her an başına gelebilir, ölümcül bir kaza gibi.''
Konstantiniyye Oteli
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
ileri zeka da, geri zeka kadar tehlikeliydi bu ülkede.
Konstantiniyye Oteli
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
6 beğen · 0 yorum

Mavi Ada

@senaykilic0

"Sus, dua et ve katlan! Alnına ne yazılmışsa o gelir başına."
Konstantiniyye Oteli
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
6 beğen · 0 yorum
Kurnazın yolu sonuna kadar açıktı.
Konstantiniyye Oteli
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
5 beğen · 0 yorum
211
KİTAP
Asla Unutmak İstemediğimiz Kitaplar
Asla unutmak istemediğimiz, aklımızın bir köşesinde hep dursun dediğimiz en etkileyici kitapları bu listede paylaşıyoruz....
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
547
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
1177
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
51
KİTAP
Kitapyurdu Çok Satan Kitaplar
Kitapyurdu'nun edebiyat kategorisinde çok satan kitaplar listesine göre hazırlanmıştır....
8.1/10
371 oy
Sence kaç puan almalı?
0