ara

Bir Nesil Türkan Şoray'la Mektuplaştı

Bir Nesil Türkan Şoray'la Mektuplaştı Konusu ve Özeti

Bir Nesil Türkan Şoray'la Mektuplaştı
Yazar:
Yayınevi: Boramir Yayınları
ISBN: 9786059813006
Sayfa: 160 sayfa
Yazar Ercan Akarsu’nun 9. kitabı Türkiye’de ilk kez yapılan “Sultan Serisi”nin 3. ve son kitabı olan “Bir Nesil Türkan Şoray’la Mektuplaştı” adıyla raflardaki yerini almaya hazırlanıyor. Boramir Yayıncılık etiketiyle okurun ve sultan severlerin beğenisine sunulacak kitabın içeriğini Türkan Şoray’ın 70’li yıllarda FotoRoman dergisi çatısı altında sevenleriyle olan mektuplaşmaları oluşturuyor. Türkan Şoray aynı zamanda kendisine gönderilen mektuplar hakkında ise şu yorumu yapıyor: “Seyircimin bana duyduğu sevgi başka hiçbir şeyle değiştirilemez. Bazen onlardan gelen mektupları okuduktan sonra kendi kendime ‘Benim canım seyircilerim. Sizin için canım feda olsun.’ diye çığlık atıyorum. Bir duyan olsa deli diyebilir. Ama hangi duygu sevgiden daha güzeldir ki?”

Kitap, Türk sinemanın sultanı Türkan Şoray’ın hayatının kısa bir fragmanı, özeti ve özledikçe bakmak isteyeceğiniz aynı zamanda en özel karelere yer verilen kolaj niteliğindedir. Kitaptaki en dikkat çeken noktalardan biri de Türkân Şoray’a gelen mektup sayısının İstanbul Boğaz Köprüsü’nün boyunun 8 misline ulaştığı bilgisidir.
Bir Nesil Türkan Şoray'la Mektuplaştı kitabı Kapak önemli! En güzel kapaklı kitaplar listesinde yer almaktadır.

Bennu Akay

@mebruresuskun

Türkan Şoray anlatıyor...
Hürriyet Gazetesi/Ömür KURT
***
Anadolu’nun her yöresinden, her yaştan ve her düşünceden insandan aldığı yüzlerce mektubu geceler boyu okuyup, onlara Foto Roman Dergisindeki köşesinden yanıtlar yazmış Türkân Şoray. Onun yazılarını okuyunca bir kez daha hayran oluyor insan! Kullandığı dil, seçtiği sözcükler, yaşadıklarını ifade ediş biçimi, hayranlarıyla iletişimi, samimiyeti muhteşem. 10 yılda 511 bin mektup almış, okumuş ve Foto Roman Dergisi aracılığıyla yanıtlamış.
Bu yanıtlarında küçük hayranlarına bir ‘abla’ gibi tavsiyeler veriyor, büyük hayranlarıyla bir 'kız kardeş' gibi dertleşiyor, bu kitabın her sayfasında karşımıza yepyeni bir Türkân Şoray çıkıyor. 1974 yılında yayımlanan bir yazısında “Bu köşede size sinemadan daha yakınım” diyor sinemanın Sultanı! Halkı ile iletişim kuruyor… Bu yanıtları okuyunca insan “Bir Sultan işte tam da böyle olmalı!” diyor. Halkıyla konuşmalı, dertleşmeli, dinlemeli…
Türkân Şoray’a hayranları öyle şeyler soruyor ki, bazılarını şimdiki ünlülerin yanıtlaması çok güç! Ancak o, hepsini de bütün samimiyetiyle yanıtlıyor… İşte ona gelen mektuplardan birinde, hayranının sordukları ve Sultan’ın o sorulara verdiği yanıtlar:
1 – Rüçhan Bey ile gerçekten evlenmek istiyor musunuz? Veya bu mümkün değil mi? Bir başka nokta, buna yoksa lüzum görmüyor musunuz?
2 – Zayıflamak için gayret sarf eder misiniz? Çünkü aşırı hayranınız olarak sizi fazla kilolarınızı atmış görmek isterim.
3 – Saçlarınızın ve gözlerinizin güzelliği için neler yapıyorsunuz?
4 – Bende hatıra olarak kalması için ufak bir şey rica etsem yollar mısınız?
5 – Postaladığım resminizi imzalar mısınız?
Şimdilerde kaç kişi bir yıldıza böyle sorular yöneltir ve acaba kaç yıldız onlara şu şekilde yanıtlar verir:
Türkân Şoray: “Üçlü Küçükağaoğlu cici bankacılarımızdan biri, Ankara’dan yazıyor. Soruları gerçekten çok ilginç. Fakat benim görevim sevgili seyircimin arzularını yerine getirmek. Şimdi birinci sorudan itibaren başlıyorum. Her genç kız ve kadın gibi ben de evlenip mutlu bir yuva kurmak isterim. Ama istemek bu kutsal beraberliği gerçekleştirmek için kâfi gelmiyor. Acaba evlenmeye lüzum görmeyen bir kadın düşünebilir misiniz?
Zayıflamak için gayret sarf ederim. Ben halkımın istediği kilodayım. Türk kadını kendisine yakışan ve istenilen fiziği korumaya mecburdur. Bizde ‘Twiggy’ tipinde kadın örneği yoktur. Bu görüntüdeki kadını erkeklerimiz pek tutmazlar.
Saçlarım ve gözlerim için her hanımın yaptığı şeyleri yapıyorum. Bunun dışında özel bir gayretim yok.
Hatıra olarak yakında sevgili seyircilerime bazı sürprizlerim var. Gönderdiğiniz resmi imzaladım, birkaç güne elinize geçer. Hakkımdaki güzel duygularınıza çok teşekkür ederim. Ankara’ya geldiğim zaman bankanıza uğrayarak bir kahvenizi içmek istiyorum. Size ve bütün mesai arkadaşlarınıza başarılar dilerim.”
Şu yanıtlardaki güzellik, samimiyet, kullanılan üslup, içtenlik muhteşem, muhteşem! Türkân Şoray’a zaten hayrandım, bu kitabı okuyunca ona hayranlığım birkaç kat daha arttı. O gerçek bir Sultan!
Bir yazısında ise İran’dan aldığı bir başrol teklifiyle ilgili gelen sorulara şöyle yanıt veriyor:
“İran’da yapacağımız film 8 milyon liraya mal olacak. Bana da başrol için 1 milyon lira veriyorlar. Filmde İran’ın Tarık Akan’ı Ferdin ile oynayacağım. Bu aktörü bütün Arap dünyası seviyor.”
Şimdilerde kaç sinema oyuncusu “Bana da başrol için 1 milyon lira veriyorlar” gibi samimi bir cümle ile seyircisinin karşısına çıkar acaba? Sinemanın Sultanı, seyircisini evinden biri gibi görüp, o samimiyetle ve o içtenlikle yanıtlar vermiş hep. Çok yaşa Sultan!
Kitabın yazarı Ercan Akarsu’ya ayrıca teşekkür borçluyuz. Sultan’ın çok güzel bir yönünü daha bizlerle buluşturduğu ve o zamanın köşe yazılarını okumak fırsatı bulamayanlar için yeniden yayımladığı için… Akarsu bu kitabı yazma gerekçesi olarak, “Türk sineması deyince akla gelen kadın oyunculardan ilki şüphesiz ki Türkan Şoray’dır. 3 kitaptan oluşan bir ‘Sultan Serisi’ hazırladım. Serinin son bölümü olan ‘Bir Nesil Türkan Şoray’la Mektuplaştı’da Türkan Şoray’ın buğulu gözleri, şahane saçları ve büyüleyici güzelliğinin dışında; bir kadının, bir sanatçının şöhretiyle şımarmadan, halkın bitmeyen hayranlığını yıllarca saygıyla taşıyabilmesine dikkat çekmek istedim. Kısacası insani yönüne…” diyor.
Türkân Şoray’ı ve iletişimin en güzel olduğu çağları okuyup, anlamak için “Bir Nesil Türkân Şoray’la Mektuplaştı” kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. O zamanlardaki samimi ve içten dili yeniden yakalarsak, Türkiye’deki sorunların çok büyük bir çoğunluğu çözüme ulaşır.
(10.08.2017)
4 beğen · 0 yorum

Bir Nesil Türkan Şoray'la Mektuplaştı - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle

Bennu Akay

@mebruresuskun

- “Ama tartmadınız ki!”
+ “Benim elimin hassasiyeti eczane terazisinde yoktur. Tastamam 260 g verdik sana; fazlası var, eksiği yok.”
- “Tartsanız terazinize yapışmaz herhalde.”
+ “Madem benim ölçümü beğenmiyorsun 10 g fazlasını geri alırım ben de.”
1 beğen · 0 yorum
147
KİTAP
Kapak önemli! En güzel kapaklı kitaplar
İçeriğin öneminin farkındayız. Fakat bu listede sadece güzel kapaklı kitaplar olsun istedik. Sen de kapağını en beğendiğin ki...
163
KİTAP
Kadınların Okuması Gereken Kitaplar
Kadınları, yaşam tarzlarını, duygularını ve erkeklerden farklarını anlatan, her kadının içinde kendisinden bir parça bulacağı...
312
KİTAP
Tavsiye Ettiğim Kitaplar
Kitap tavsiyesi arayanlar buraya! Herhangi bir kitap türüne bağlı kalmaksızın beğenerek okuduğumuz ve herkesin okumasını tavs...

Bennu Akay

@mebruresuskun

10 yılda 511.000 Mektup
10 yılda 511.000 Mektup
Hürriyet Gazetesi-Ömür KURT
(10.07.2017)
***
Anadolu’nun her yöresinden, her yaştan ve her düşünceden insandan aldığı yüzlerce mektubu geceler boyu okuyup, onlara Foto Roman Dergisindeki köşesinden yanıtlar yazmış Türkân Şoray. Onun yazılarını okuyunca bir kez daha hayran oluyor insan! Kullandığı dil, seçtiği sözcükler, yaşadıklarını ifade ediş biçimi, hayranlarıyla iletişimi, samimiyeti muhteşem. 10 yılda 511 bin mektup almış, okumuş ve Foto Roman Dergisi aracılığıyla yanıtlamış.
Bu yanıtlarında küçük hayranlarına bir ‘abla’ gibi tavsiyeler veriyor, büyük hayranlarıyla bir 'kız kardeş' gibi dertleşiyor, bu kitabın her sayfasında karşımıza yepyeni bir Türkân Şoray çıkıyor. 1974 yılında yayımlanan bir yazısında “Bu köşede size sinemadan daha yakınım” diyor sinemanın Sultanı! Halkı ile iletişim kuruyor… Bu yanıtları okuyunca insan “Bir Sultan işte tam da böyle olmalı!” diyor. Halkıyla konuşmalı, dertleşmeli, dinlemeli…
Türkân Şoray’a hayranları öyle şeyler soruyor ki, bazılarını şimdiki ünlülerin yanıtlaması çok güç! Ancak o, hepsini de bütün samimiyetiyle yanıtlıyor… İşte ona gelen mektuplardan birinde, hayranının sordukları ve Sultan’ın o sorulara verdiği yanıtlar:
1 – Rüçhan Bey ile gerçekten evlenmek istiyor musunuz? Veya bu mümkün değil mi? Bir başka nokta, buna yoksa lüzum görmüyor musunuz?
2 – Zayıflamak için gayret sarf eder misiniz? Çünkü aşırı hayranınız olarak sizi fazla kilolarınızı atmış görmek isterim.
3 – Saçlarınızın ve gözlerinizin güzelliği için neler yapıyorsunuz?
4 – Bende hatıra olarak kalması için ufak bir şey rica etsem yollar mısınız?
5 – Postaladığım resminizi imzalar mısınız?
Şimdilerde kaç kişi bir yıldıza böyle sorular yöneltir ve acaba kaç yıldız onlara şu şekilde yanıtlar verir:
Türkân Şoray: “Üçlü Küçükağaoğlu cici bankacılarımızdan biri, Ankara’dan yazıyor. Soruları gerçekten çok ilginç. Fakat benim görevim sevgili seyircimin arzularını yerine getirmek. Şimdi birinci sorudan itibaren başlıyorum. Her genç kız ve kadın gibi ben de evlenip mutlu bir yuva kurmak isterim. Ama istemek bu kutsal beraberliği gerçekleştirmek için kâfi gelmiyor. Acaba evlenmeye lüzum görmeyen bir kadın düşünebilir misiniz?
Zayıflamak için gayret sarf ederim. Ben halkımın istediği kilodayım. Türk kadını kendisine yakışan ve istenilen fiziği korumaya mecburdur. Bizde ‘Twiggy’ tipinde kadın örneği yoktur. Bu görüntüdeki kadını erkeklerimiz pek tutmazlar.
Saçlarım ve gözlerim için her hanımın yaptığı şeyleri yapıyorum. Bunun dışında özel bir gayretim yok.
Hatıra olarak yakında sevgili seyircilerime bazı sürprizlerim var. Gönderdiğiniz resmi imzaladım, birkaç güne elinize geçer. Hakkımdaki güzel duygularınıza çok teşekkür ederim. Ankara’ya geldiğim zaman bankanıza uğrayarak bir kahvenizi içmek istiyorum. Size ve bütün mesai arkadaşlarınıza başarılar dilerim.”
Şu yanıtlardaki güzellik, samimiyet, kullanılan üslup, içtenlik muhteşem, muhteşem! Türkân Şoray’a zaten hayrandım, bu kitabı okuyunca ona hayranlığım birkaç kat daha arttı. O gerçek bir Sultan!
Bir yazısında ise İran’dan aldığı bir başrol teklifiyle ilgili gelen sorulara şöyle yanıt veriyor:
“İran’da yapacağımız film 8 milyon liraya mal olacak. Bana da başrol için 1 milyon lira veriyorlar. Filmde İran’ın Tarık Akan’ı Ferdin ile oynayacağım. Bu aktörü bütün Arap dünyası seviyor.”
Şimdilerde kaç sinema oyuncusu “Bana da başrol için 1 milyon lira veriyorlar” gibi samimi bir cümle ile seyircisinin karşısına çıkar acaba? Sinemanın Sultanı, seyircisini evinden biri gibi görüp, o samimiyetle ve o içtenlikle yanıtlar vermiş hep. Çok yaşa Sultan!
Kitabın yazarı Ercan Akarsu’ya ayrıca teşekkür borçluyuz. Sultan’ın çok güzel bir yönünü daha bizlerle buluşturduğu ve o zamanın köşe yazılarını okumak fırsatı bulamayanlar için yeniden yayımladığı için… Akarsu bu kitabı yazma gerekçesi olarak, “Türk sineması deyince akla gelen kadın oyunculardan ilki şüphesiz ki Türkan Şoray’dır. 3 kitaptan oluşan bir ‘Sultan Serisi’ hazırladım. Serinin son bölümü olan ‘Bir Nesil Türkan Şoray’la Mektuplaştı’da Türkan Şoray’ın buğulu gözleri, şahane saçları ve büyüleyici güzelliğinin dışında; bir kadının, bir sanatçının şöhretiyle şımarmadan, halkın bitmeyen hayranlığını yıllarca saygıyla taşıyabilmesine dikkat çekmek istedim. Kısacası insani yönüne…” diyor.
Türkân Şoray’ı ve iletişimin en güzel olduğu çağları okuyup, anlamak için “Bir Nesil Türkân Şoray’la Mektuplaştı” kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. O zamanlardaki samimi ve içten dili yeniden yakalarsak, Türkiye’deki sorunların çok büyük bir çoğunluğu çözüme ulaşır.
0 beğeni · 0 yorum

Bennu Akay

@mebruresuskun

Mektuplar...
Mektuplar...
Hürriyet Gazetesi-Ömür KURT
(10.07.2017)
***
Anadolu’nun her yöresinden, her yaştan ve her düşünceden insandan aldığı yüzlerce mektubu geceler boyu okuyup, onlara Foto Roman Dergisindeki köşesinden yanıtlar yazmış Türkân Şoray. Onun yazılarını okuyunca bir kez daha hayran oluyor insan! Kullandığı dil, seçtiği sözcükler, yaşadıklarını ifade ediş biçimi, hayranlarıyla iletişimi, samimiyeti muhteşem. 10 yılda 511 bin mektup almış, okumuş ve Foto Roman Dergisi aracılığıyla yanıtlamış.
Bu yanıtlarında küçük hayranlarına bir ‘abla’ gibi tavsiyeler veriyor, büyük hayranlarıyla bir 'kız kardeş' gibi dertleşiyor, bu kitabın her sayfasında karşımıza yepyeni bir Türkân Şoray çıkıyor. 1974 yılında yayımlanan bir yazısında “Bu köşede size sinemadan daha yakınım” diyor sinemanın Sultanı! Halkı ile iletişim kuruyor… Bu yanıtları okuyunca insan “Bir Sultan işte tam da böyle olmalı!” diyor. Halkıyla konuşmalı, dertleşmeli, dinlemeli…
Türkân Şoray’a hayranları öyle şeyler soruyor ki, bazılarını şimdiki ünlülerin yanıtlaması çok güç! Ancak o, hepsini de bütün samimiyetiyle yanıtlıyor… İşte ona gelen mektuplardan birinde, hayranının sordukları ve Sultan’ın o sorulara verdiği yanıtlar:
1 – Rüçhan Bey ile gerçekten evlenmek istiyor musunuz? Veya bu mümkün değil mi? Bir başka nokta, buna yoksa lüzum görmüyor musunuz?
2 – Zayıflamak için gayret sarf eder misiniz? Çünkü aşırı hayranınız olarak sizi fazla kilolarınızı atmış görmek isterim.
3 – Saçlarınızın ve gözlerinizin güzelliği için neler yapıyorsunuz?
4 – Bende hatıra olarak kalması için ufak bir şey rica etsem yollar mısınız?
5 – Postaladığım resminizi imzalar mısınız?
Şimdilerde kaç kişi bir yıldıza böyle sorular yöneltir ve acaba kaç yıldız onlara şu şekilde yanıtlar verir:
Türkân Şoray: “Üçlü Küçükağaoğlu cici bankacılarımızdan biri, Ankara’dan yazıyor. Soruları gerçekten çok ilginç. Fakat benim görevim sevgili seyircimin arzularını yerine getirmek. Şimdi birinci sorudan itibaren başlıyorum. Her genç kız ve kadın gibi ben de evlenip mutlu bir yuva kurmak isterim. Ama istemek bu kutsal beraberliği gerçekleştirmek için kâfi gelmiyor. Acaba evlenmeye lüzum görmeyen bir kadın düşünebilir misiniz?
Zayıflamak için gayret sarf ederim. Ben halkımın istediği kilodayım. Türk kadını kendisine yakışan ve istenilen fiziği korumaya mecburdur. Bizde ‘Twiggy’ tipinde kadın örneği yoktur. Bu görüntüdeki kadını erkeklerimiz pek tutmazlar.
Saçlarım ve gözlerim için her hanımın yaptığı şeyleri yapıyorum. Bunun dışında özel bir gayretim yok.
Hatıra olarak yakında sevgili seyircilerime bazı sürprizlerim var. Gönderdiğiniz resmi imzaladım, birkaç güne elinize geçer. Hakkımdaki güzel duygularınıza çok teşekkür ederim. Ankara’ya geldiğim zaman bankanıza uğrayarak bir kahvenizi içmek istiyorum. Size ve bütün mesai arkadaşlarınıza başarılar dilerim.”
Şu yanıtlardaki güzellik, samimiyet, kullanılan üslup, içtenlik muhteşem, muhteşem! Türkân Şoray’a zaten hayrandım, bu kitabı okuyunca ona hayranlığım birkaç kat daha arttı. O gerçek bir Sultan!
Bir yazısında ise İran’dan aldığı bir başrol teklifiyle ilgili gelen sorulara şöyle yanıt veriyor:
“İran’da yapacağımız film 8 milyon liraya mal olacak. Bana da başrol için 1 milyon lira veriyorlar. Filmde İran’ın Tarık Akan’ı Ferdin ile oynayacağım. Bu aktörü bütün Arap dünyası seviyor.”
Şimdilerde kaç sinema oyuncusu “Bana da başrol için 1 milyon lira veriyorlar” gibi samimi bir cümle ile seyircisinin karşısına çıkar acaba? Sinemanın Sultanı, seyircisini evinden biri gibi görüp, o samimiyetle ve o içtenlikle yanıtlar vermiş hep. Çok yaşa Sultan!
Kitabın yazarı Ercan Akarsu’ya ayrıca teşekkür borçluyuz. Sultan’ın çok güzel bir yönünü daha bizlerle buluşturduğu ve o zamanın köşe yazılarını okumak fırsatı bulamayanlar için yeniden yayımladığı için… Akarsu bu kitabı yazma gerekçesi olarak, “Türk sineması deyince akla gelen kadın oyunculardan ilki şüphesiz ki Türkan Şoray’dır. 3 kitaptan oluşan bir ‘Sultan Serisi’ hazırladım. Serinin son bölümü olan ‘Bir Nesil Türkan Şoray’la Mektuplaştı’da Türkan Şoray’ın buğulu gözleri, şahane saçları ve büyüleyici güzelliğinin dışında; bir kadının, bir sanatçının şöhretiyle şımarmadan, halkın bitmeyen hayranlığını yıllarca saygıyla taşıyabilmesine dikkat çekmek istedim. Kısacası insani yönüne…” diyor.
Türkân Şoray’ı ve iletişimin en güzel olduğu çağları okuyup, anlamak için “Bir Nesil Türkân Şoray’la Mektuplaştı” kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. O zamanlardaki samimi ve içten dili yeniden yakalarsak, Türkiye’deki sorunların çok büyük bir çoğunluğu çözüme ulaşır.
0 beğeni · 0 yorum

Bennu Akay

@mebruresuskun

Türkan Şoray'ın köşe yazarı olduğunu biliyor musunuz?
Türkan Şoray'ın köşe yazarı olduğunu biliyor musunuz?
Hürriyet Gazetesi-Ömür KURT
(10.07.2017)
***
Anadolu’nun her yöresinden, her yaştan ve her düşünceden insandan aldığı yüzlerce mektubu geceler boyu okuyup, onlara Foto Roman Dergisindeki köşesinden yanıtlar yazmış Türkân Şoray. Onun yazılarını okuyunca bir kez daha hayran oluyor insan! Kullandığı dil, seçtiği sözcükler, yaşadıklarını ifade ediş biçimi, hayranlarıyla iletişimi, samimiyeti muhteşem. 10 yılda 511 bin mektup almış, okumuş ve Foto Roman Dergisi aracılığıyla yanıtlamış.
Bu yanıtlarında küçük hayranlarına bir ‘abla’ gibi tavsiyeler veriyor, büyük hayranlarıyla bir 'kız kardeş' gibi dertleşiyor, bu kitabın her sayfasında karşımıza yepyeni bir Türkân Şoray çıkıyor. 1974 yılında yayımlanan bir yazısında “Bu köşede size sinemadan daha yakınım” diyor sinemanın Sultanı! Halkı ile iletişim kuruyor… Bu yanıtları okuyunca insan “Bir Sultan işte tam da böyle olmalı!” diyor. Halkıyla konuşmalı, dertleşmeli, dinlemeli…
Türkân Şoray’a hayranları öyle şeyler soruyor ki, bazılarını şimdiki ünlülerin yanıtlaması çok güç! Ancak o, hepsini de bütün samimiyetiyle yanıtlıyor… İşte ona gelen mektuplardan birinde, hayranının sordukları ve Sultan’ın o sorulara verdiği yanıtlar:
1 – Rüçhan Bey ile gerçekten evlenmek istiyor musunuz? Veya bu mümkün değil mi? Bir başka nokta, buna yoksa lüzum görmüyor musunuz?
2 – Zayıflamak için gayret sarf eder misiniz? Çünkü aşırı hayranınız olarak sizi fazla kilolarınızı atmış görmek isterim.
3 – Saçlarınızın ve gözlerinizin güzelliği için neler yapıyorsunuz?
4 – Bende hatıra olarak kalması için ufak bir şey rica etsem yollar mısınız?
5 – Postaladığım resminizi imzalar mısınız?
Şimdilerde kaç kişi bir yıldıza böyle sorular yöneltir ve acaba kaç yıldız onlara şu şekilde yanıtlar verir:
Türkân Şoray: “Üçlü Küçükağaoğlu cici bankacılarımızdan biri, Ankara’dan yazıyor. Soruları gerçekten çok ilginç. Fakat benim görevim sevgili seyircimin arzularını yerine getirmek. Şimdi birinci sorudan itibaren başlıyorum. Her genç kız ve kadın gibi ben de evlenip mutlu bir yuva kurmak isterim. Ama istemek bu kutsal beraberliği gerçekleştirmek için kâfi gelmiyor. Acaba evlenmeye lüzum görmeyen bir kadın düşünebilir misiniz?
Zayıflamak için gayret sarf ederim. Ben halkımın istediği kilodayım. Türk kadını kendisine yakışan ve istenilen fiziği korumaya mecburdur. Bizde ‘Twiggy’ tipinde kadın örneği yoktur. Bu görüntüdeki kadını erkeklerimiz pek tutmazlar.
Saçlarım ve gözlerim için her hanımın yaptığı şeyleri yapıyorum. Bunun dışında özel bir gayretim yok.
Hatıra olarak yakında sevgili seyircilerime bazı sürprizlerim var. Gönderdiğiniz resmi imzaladım, birkaç güne elinize geçer. Hakkımdaki güzel duygularınıza çok teşekkür ederim. Ankara’ya geldiğim zaman bankanıza uğrayarak bir kahvenizi içmek istiyorum. Size ve bütün mesai arkadaşlarınıza başarılar dilerim.”
Şu yanıtlardaki güzellik, samimiyet, kullanılan üslup, içtenlik muhteşem, muhteşem! Türkân Şoray’a zaten hayrandım, bu kitabı okuyunca ona hayranlığım birkaç kat daha arttı. O gerçek bir Sultan!
Bir yazısında ise İran’dan aldığı bir başrol teklifiyle ilgili gelen sorulara şöyle yanıt veriyor:
“İran’da yapacağımız film 8 milyon liraya mal olacak. Bana da başrol için 1 milyon lira veriyorlar. Filmde İran’ın Tarık Akan’ı Ferdin ile oynayacağım. Bu aktörü bütün Arap dünyası seviyor.”
Şimdilerde kaç sinema oyuncusu “Bana da başrol için 1 milyon lira veriyorlar” gibi samimi bir cümle ile seyircisinin karşısına çıkar acaba? Sinemanın Sultanı, seyircisini evinden biri gibi görüp, o samimiyetle ve o içtenlikle yanıtlar vermiş hep. Çok yaşa Sultan!
Kitabın yazarı Ercan Akarsu’ya ayrıca teşekkür borçluyuz. Sultan’ın çok güzel bir yönünü daha bizlerle buluşturduğu ve o zamanın köşe yazılarını okumak fırsatı bulamayanlar için yeniden yayımladığı için… Akarsu bu kitabı yazma gerekçesi olarak, “Türk sineması deyince akla gelen kadın oyunculardan ilki şüphesiz ki Türkan Şoray’dır. 3 kitaptan oluşan bir ‘Sultan Serisi’ hazırladım. Serinin son bölümü olan ‘Bir Nesil Türkan Şoray’la Mektuplaştı’da Türkan Şoray’ın buğulu gözleri, şahane saçları ve büyüleyici güzelliğinin dışında; bir kadının, bir sanatçının şöhretiyle şımarmadan, halkın bitmeyen hayranlığını yıllarca saygıyla taşıyabilmesine dikkat çekmek istedim. Kısacası insani yönüne…” diyor.
Türkân Şoray’ı ve iletişimin en güzel olduğu çağları okuyup, anlamak için “Bir Nesil Türkân Şoray’la Mektuplaştı” kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. O zamanlardaki samimi ve içten dili yeniden yakalarsak, Türkiye’deki sorunların çok büyük bir çoğunluğu çözüme ulaşır.
2 beğeni · 0 yorum

Bennu Akay

@mebruresuskun

Ercan Akarsu ŞamataPlus'a Kitaplarını Anlattı
Ercan Akarsu ŞamataPlus'a Kitaplarını Anlattı
Sizi, birbirinden değerli 9 kitabın yazarı olarak bütün Türkiye tanıyor. Ancak, ne yalan söyleyeyim, böylesine önemli bir şair ve yazarın adını google’un arama motoruna yazdığımda, özgeçmişine rastlamamak beni çok şaşırttı. Bir yandan da Ercan Akarsu’nun hikâyesini yazacak olmanın heyecanı sardı. Kimdir, Ercan Akarsu, ne zaman, nerede doğmuştur, kısacası özgeçmişinizi öğrenebilir miyiz?

Google arama motoruna adımı yazdığınızda birçok Ercan AKARSU çıkıyor. Ben de onlardan birisiyim. Sıradan Anadolu insanı halkın içinden birisi… Aslında bana göre bütün yazarlar öyledir. Onları diğerlerinden ayıran özelliği kelimeleriyle insanlara ulaşmış olmaları. Bu bağlamda nerede doğduğum ve yaşam hikâyem kısaca özgeçmişim hakkında yazılardan kaçındım. 1989 Adapazarı doğumluyum. Edebiyat adına ne yapmışsam hayatın içinde o kadar varım diyelim.

-Şairlik ve yazarlığa başlamadan önce başka mesleğiniz oldu mu hiç?

Öncelikle şairlik- yazarlık meslek midir, diye düşündüğümde içimden meslek olmaktan öte bir şey olduğu geçiyor. Çünkü meslekler bir eğitim süreciyle elde edinilen yetilerdir. Şairlik ve yazarlık ise insan ruhunun aynasıdır. Herhangi bir eğitimle değil hayata dair gözlemlerin fikir değirmeninde öğütüldükten sonra imbikten geçirilerek kelimelerle vücut bulmasıdır.
Asıl mesleğim eğitimini aldığım Turizm İşletmeciliği. Ben bu işi de fırsata dönüştürerek yazılarımda kullanabileceğim doneler biriktirdim.

-Peki, düşünceleriniz, duygularınızın kitap sayfalarına dökülmesi fikri ilk ne zaman doğdu?

Yazdıklarımı zaman zaman anneme okurdum. O da beni sevgiyle dinler kelimelerimi çok özel bulurdu. Fikir ondan çıktı aslında. Bana hep inandı ve inanmaya devam ediyor.

-Kitaplarınızın arasında şiir de var roman da. Bir tür tercih etmek zorunda kalsanız, kaleminizi hangisi için kullanırsınız, niye?

Şiir içseldir, anlık ilhamla dökülür. Okurla aynı duyguyu paylaşmaktır. Bu nedenle şiir yazmaktan vazgeçmek zor ama kitap olur mu konusunda tereddütlerim var. Anadolu insanı doğuştan şairdir ve yaşanmışlıklarını hep kafiyelerle dile getirir. Her zaman kendi içine dönük olduğu için onlara şiirle ulaşmak zor bence. Bu yüzden şiir kitapları satış oranı en düşük kitaplar. Ya da artık kendini ispat etmiş usta şairlerin kitapları tercih ediliyor. Ben şiirde iddialı olmadığım için tercihimi romandan yana kullanırdım.

-İlk kitabınız yayınladığında, neler hissettiniz, nasıl tepkiler aldınız? Söz konusu his ve tepkiler, sonrasında sizin açınızdan nasıl sonuçlar doğurdu?

İlk kitabım ait olduğum dünyadan başka bir âleme adım atmak gibiydi. Onunla sadece kapıyı aralamış oldum. İtiraf etmeliyim ki şiir yazamadığımı fark ettim. Çünkü şiir hissettiğiniz duyguları en az kelimeyle ifade etmektir ama benim söyleyeceklerim bitmiyor dizelere sığmıyordu. Bu yüzden düz yazıya geçtim ve küçük hikâyeler, denemeler karalamaya başladım.
O zamanlar aklımda olan birkaç konu üzerinde uzun kurgular hayal ediyordum. İçlerinden birisi yaşanmış bir hikâyeydi ve yazma konusu beni ürkütüyordu. Çünkü yapmak istediğim şey o hayatı yaşayan kadının gözünden anlatabilmekti. Onun dilinden yazarsam hissettiklerini daha iyi yansıtacağımı ve en önemlisi okurun daha iyi empati kurmasını sağlayacağımı düşünüyordum. Bu yüzden uzun süren bir yolcuğa çıktım ve roman bittiğinde adını koyamadım. Hiçbir duygusal kitap ismini ona yakıştıramadım. En sonunda kahramanın adını verdim ve “Berrin” adlı romanım çıktı.
Daha sonra kenarda köşede kalmış uzun yıllar karaladığım hayata dair yazıları derleyerek “İkimizin Melodisi” adını verdiğim kitabım okuyucuyla buluştu. Herkesin güftesi olmayan bir melodisi vardır.

-Türk sinemasının Sultanı Türkan Şoray’la nasıl tanıştınız? Türkan Şoray’lı kitapların fikri nasıl oluştu? Sultanımızla ileride başka projeleri hayata geçirecek misiniz?

Çocukluğum onun filmlerini izlemekle geçti. Bana göre Türk Sineması’nın en güzel çağıydı çünkü tüm filmler bizi anlatıyordu. Kahramanları çok tanıdıktı. Avrupa özentisi kurgular türedikten sonra eski lezzeti kalmadı. O dönemin tüm sanatçılarını o kadar yakından tanıyordum ki bunların arasında Türkan Şoray’ın bende bambaşka yeri vardı. O kadar ki hayatının kesitlerini belki de ondan daha iyi biliyordum. Onunla ilgili bulduğum her şeyi arşivliyordum.
İstanbul’da yaşamaya başladıktan sonra Türkan Şoray’ın etkinliklerini takip etmeye başladım. Gittiği her yere gittim ve bunlardan birisinde tanışma fırsatı buldum. Daha sonra samimiyetimiz ilerledikçe hakkında bildiklerim ve arşivim onun da ilgisini çekti. Projelerimden bahsettikçe aramızda sımsıkı bir bağ kuruldu. Galiba bir şeyler yapma konusunda heyecanım onu da etkiledi ve Sinema’nın 100. Yılına özel üç kitaptan oluşan projem teker teker hayata geçti.
“Bir Nesil Türkan Şoray’la Mektuplaştı” serinin son kitabıydı. En özgün olanı da bu kitap bence… Çünkü çoğu insan 70’li yıllarda Sultan’ın okurlarıyla bir gazete köşesinden mektuplaştığını bilmez. Belki de şu an hayatta olmayan sevenleri var ve onların hayatta olan yakınları. İsimler belli ve Sultan’ın verdiği cevaplar çok samimi. Bu yüzden herkesin kendini arayacağı belki de bir sürprizle karşılaşacağı bir kitap oldu.
Kitaplaşma aşaması epeyce uğraştırdı çünkü gazete kupürlerinin net bir şekilde okunur hâle gelmesini istedim. Özel bir kâğıt kullanıldı ve yayınevim hiçbir giderden kaçınmadı.

-Ercan Akarsu, kendini nerede görüyor, hedefi nedir, nelerdir, bulunduğu nokta, hedefine ne kadar mesafede?

Edebiyat uzun ve sonu sonsuza uzanan bir yol. Yapabileceklerim bu kadardı demek mümkün değil. Her gün yeni bir fikirle gözlerinizi açarsınız. Bunların bir kısmını hayata geçirir yazmaya başlarsınız. Bazen de yazdığınız sayfalarca yazıyı silip atarsınız. Hedefim daha iyisini yapmak ama daha iyisi hangisi karar vermek zor. Bu tercih okuyucuya aittir ve mesafeyi de onlar ayarlar.

-Marmaris’te uzun yıllar yaşadınız, o yıllardan bahsedebilir misiniz? Marmaris hakkında aklınızda biriken duygular düşünceler nelerdir?

Öğrencilik döneminde ilk stajımı yapmak için gelmiştim. O kadar sevdim ki daha sonraki stajlarımı da Marmaris’te yapmayı istedim. Gerek çalıştığım kurumların beni talep etmesi gerekse benim tercih etmem nedeniyle uzun yıllar kaldım. O kadar güzel bir ilçe ki insana şiirler yazdırıyor. İlk kitabımdaki şiirleri de orada yazdım zaten. “İkimizin Melodisi” adlı kitabımdaki hayata dair denemelerim de İçmeler Sahili’ndeki kafelerde yazılmıştır. Deniz ilham kaynağı oluyor insana. Bir de kendine özgü havasını seviyorum Marmaris’in. Yeşil olan yerde oksijen de çok oluyor ve özellikle akşamüzerleri hafiften esen rüzgâr bunaltmıyor insanı. Sevginin tarifi ve tanımı olamaz. Marmaris’i seviyorum.

-Sizin gibi değerli bir yazarın dergimize röportaj vermesi bizi ne kadar mutlu etti, biliyor musunuz? Bu son sorumdu. Umarım okuyucularımıza hakkınızda keyifli bir söyleşi sunar, size de tercüman oluruz. “Keşke şunu da sorsaydınız. Şunları da anlatmak isterdim” diye aklınızdan geçirebileceğinizi düşünerek, son sözü size bırakıyorum. Teşekkürler.

Marmaris ikinci memleketim oldu âdeta. Kısacık sohbet birçok anıyı aynı anda gözümde canlandırdı. Kitaplarımı okumuş ya da okuyacak tüm Marmarislilere derginiz aracılığıyla sevgiler yolluyorum. Beni fahri hemşeri olarak kabul etmeleri onur verir. Düzenlenecek bir etkinlikte yeniden orada olmayı ve yüz yüze sohbet etmeyi çok isterim. Derginize de gösterdiğiniz nezaketten ve bana ayırdığınız sayfadan dolayı teşekkür ederim.
1 beğeni · 0 yorum