up
ara
profil foto

Bulantı

- La Nausée

Bulantı Konusu ve Özeti

Bulantı
Sözcükler kitabının da yazarı Jean Paul Sartre tarafından kaleme alınan Bulantı kitabı Roman (Çeviri), Felsefe türünde okuyucusu ile buluşuyor. Can Yayınları yayınevinden 2014 yılında 9789755102108 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Bulantı isimli kitap 260 sayfadan oluşuyor. Kitabı Türkçe'ye Selahattin Hilav çevirmiştir. Kitap Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları listesinde de yeralmaktadır. Bulantı kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Çevirmen: Selahattin Hilav
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789755102108
Sayfa: 260 sayfa Basım Tarihi: 2014
Jean-Paul Sartre, yirminci yüzyıla damgasını vurmuş bir yazar. "Bulantı", bu büyük yazarın başyapıtı sayılıyor. Bu önemli kitabın başarısını, biçim ve teknikle getirdiği öz arasında ustaca sağlanmış denge ve bireşimde aramak gerekir. Geleneksel roman anlayışından ayrılan bu roman, "Varoluşçu" düşüncenin de temel kitabıdır.
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Açık ara okuduğum en sıkıcı kitaplardan biri olabilecekken yazılış tarzıyla nispeten yırtan bir kitap. Nedir o yazılış tarzı? Tek karakter üzerinden yazılan bir hikaye. Anlatıcı merkezde ve onun başından geçen somut olaylar anlatılıyor. Geçtiği sokaklar, içtiği, yediği, yattığı filan. Burası önemli bak, somut olaylar anlatılmasa; bilinç akışı adı verilen o sıkıcı teknikle yazılsa kafayı duvarlara vururdum bu kitabı okurken. Pınar Kür' ün Asılacak Kadın isimli bir kitabı var, okurken bir beddualar ettim ki Ulu Odin' in Darth Vader' e ettiği beddualar solda sıfır kalır. Selahattin Hilav gibi bir usta çevirmiş Allah' tan yoksa bu kitap başka bir yayınevinden çıksaydı ziyan olurdu. Şu kitabın çevirisine Can Yayınları kaç para istese analarının ak sütü gibi helaldir ayrıca.
Antoine Roquentin isimli birinin günlüğünü okuyorsunuz aslında. Konuya çok değinmiyorum zira zaten pek önemi de yok. Canı çok sıkılan bir adam bu Roquentin. Karıya kıza gitse belki düzelirdi ama Sartre hiç o taraklarda bezi yokmuş gibi davranıyor. Simone De Beauvoir(Bunu bakmadan yazabiliyorum. Bir erkek bir bunu bir de Nietzsche' yi bakmadan yazabiliyorsa net abazandır. Kendimden biliyorum) ile yaşadıklarını da biliriz Sartre ya neyse. Adamın can sıkıntısı sizin bildiğiniz tarzda tribal bir enfeksiyon değil elbette. Bizim Roqu, hayatın anlamsızlığını net şekilde gören dahası günlüğüne yazdıklarıyla da bunu size de yer yer gösteren bir adamdır. E hayatın anlamsızlığını, dahası gereksizliğini fark eden bu adam haliyle hayata karşı bir iğrenme duymaya başlar. İşte bulantı meselesi özetle budur aslında.
Ya tamam da kitap tam olarak ne anlatıyor diyenler olabilir. Ben okuduktan sonra uzun süre dedim çünkü. Varoluşçuluk nedir diye merak edip bir şeyler okuyorsun, bekliyorsun ki masa nedir sorusunun cevapları gibi cevaplarla karşılaşasın ama nerede...
Şimdi Antoine Roquentin için hayatın anlamsız olduğunu bir anlayalım önce. Adam olan biten her şeyin boş olduğunu söylüyor. Yalnız hiççilikten bahsetmiyoruz burada, ondan bahsettiğini savunanlar da var da bence bahsetmiyor. Evet her şey anlamsız ama her şey var olduğu için anlamsız diyor Antoine Roquentin. Antoine Roquentin varız diyor yani ama bunun için sebep yok diyor. Elim burada ama sebepsiz yere burada, kolum burada ama sebepsiz yere burada, bacağım burada ama sebepsiz yere burada... (neyse uzuvlara devam etmeyeyim daha fazla) diyor. Dikkat et şimdi vitesi 2' ye alacağız çünkü(ehliyetim de yok bu arada ama korkma araba da kullanamıyorum zaten);
Hangi kaynağa gidersen git varoluşçuluğu araştırırken Sartre' a illa ki denk gelecek ve onun; ''varlık özden önce gelir.'' sözüne rastlayacaksın. Anladın mı sözü? Anlamadın tabii. Tanrı beni yaratmadı benim varlığım özümden de önce vardı diyor kafir! Varlığım vardı ama özümü ben oluştururum diyor. Benim yaptığım her eylem her seçim beni oluşturur özgür irademle diyor. Yemin ederim yazarken yoruluyorum okurken ne çektim sen düşün. Ulan Camus' u bu yüzden daha çok sevdim işte hep. Tertemiz pırıl pırıl anlatıyor ne anlatıyorsa Yabancı kitabında. Üstelik bir de hatun götürüyordu Meursault. Roquentin' in ise mastürbasyon yapmaya mecali yok bana sorarsanız.
Bizim Roqu bir cisme tekme mi atıyordu yoksa ona benzer bir şey oluyordu tam hatırlamıyorum ama sonrasında yok efendim niye oraya gitti de buraya gitmedi diye düşünüp duruyordu. Roqu kendi de dahil olmak üzere her şeyin neden orada, öyle olduğunu sorgulamaya başlıyor. Ama bir yandan da varoluşuna bir anlam arıyor tabii bulamıyor, yalnız sorumluluk duygusunu da hissediyor. Çünkü o var, varlığının etkileri var ama nedeni yok. Nasıl bulanmasın lan adamın midesi, beyni?
Burayı cidden dikkatli oku yalnız: Sartre' a göre insan olan biten her şeyden sorumludur. İnsanı yaptıklarıyla kendi özünü oluşturur.
İnsanın varolması için hiçbir neden yoktur ama insan vardır ve bu düşüncenin altında ezilir insan. Varlığına anlam yüklemeye çalışır, ama böyle bir anlam yoktur. Anlamsız şekilde varolan insanın bu anlamsızlığı fark etmesini anlatır işte bu kitap özetle.
Kitap neden önemlidir? Çünkü varoluşçuluk düşüncesini bir hikayenin içine güzelce yedirebilen en tanınmış kitaptır.
ataç ikon Bulantı
kitaba 8 verdi
9 beğen · 0 yorum
Kamer

Kamer

@kitapsiz2

Kitabın adı bulantı. Kitapta biraz ilerdedikten sonra hemen orjinal adına baktım Le Nausée. Yani evet Türkçe'ye aynı adıyla çevrilmişi
Bunu niye söylüyorum. Kitabın adının ''Bunalım Günlükleri'' olabileceğini düşünerek baktım çünkü ismine. Sığ bir düşünceyle romanı okumaya başladığınız zaman siz de benim gibi düşüneceksiniz.
Sartre kitap boyunca Antoine Roquentin'in bunalımlı hayatını anlatıyor deyip bırakırsam tabii ki Sartre'yi ezip geçmiş olurum. Velakin onun da anlatmak istediği çok şey var aslında kitapta.
Kitabın kahramanı Antoine Roquentin bir taşı alıp fırlatmak istediğinde bundan son anda vazgeçer o an varoluşun saçmalığına karşı bir bulantı duyar. (Asıl saçmalık bu gibi değil mi ?)
30 yaşında belirli bir geliri olan hiçbir şey yapmak istemeyen yalnız yaşayan Güneşi sevmeyen Bouville'de kaldığı 3 yılın sonunda bundan vazgeçerek Paris'e gitmeyi seçen bir karakterdir. Aslında özelliklerine baktığınızda bir sonraki adımı görebiliyorsunuz.. Tabii ki intihar!
Ancak Antoine Roquentin'i tipik bu tür roman kahramanlarından ayıran en büyük fark kendisine karşı duyduğu 'fazlalık' yani o hiçlik hissi. Acı çekmeyi tercih eden toplumdan uzak duran insanlara karşı düşüncelerini onlara aktarmaktan bile aciz sadece düşünmekle yetinen, işin açıkcası acınası bir şahsiyettir.
Varlığını kendisinin saçma bulması bir yana başkasından gelen ilgiye de alışık değildir. Belli bir ailesinin olmaması, bağlı bir evinin olmaması gibi aidiyete ait problemleri vardır.
Bulantı varoluşçuluk akımı üzerine yazılmış bir kitap. İnsan sadece vardır, amaçsız yere yaratılmıştır varolur ve kendini geliştirir felsefesine sıkça rastlarız kitapta. Canlı olmayan nesnelere kişilik kazandırabileceğimizi belirten Sartre başlangıçta bahsini geçirdiğim 'Taş' olayıyla cansız varlıkların da ruhu olduğunu onların da bu dünyada yaşadığını ince ince işliyor bize.

Biraz daha uzatırsam çok alakasız yerlere geçiş yapacağımın farkında olarak bitiriyorum. zaten şu ana kadar ne yazdım dönüp bakmak istemiyorum. Fakat kitap varoluş bunalım bulantı gibi başlıklar altında kestirip atılabilecek bir kitap değil. Başta ne kadar sıkıcı geliyorsa, ilerledikçe sizi Antoine Roquentin'in bulantısına ortak edecek kadar da etkileyici bir kitap. Ha okurken sorgulamadan, anlam vermeye kalkışmadan düz mantık okursanız elinize geçecek şey kocaman bir hiç. Tıpkı ucuz aşk romanları gibi.(bilhassa Turklerin yazdığı)
Ancak irdeledikçe sorguladıkça da bulantının sizi esir almaması olası bile değil. Yiyorsa okuyun deyip bitiriyorum. İyi okumalar.
(Not: Antoine intihar etmedi)
ataç ikon Bulantı
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
Emirhan Oruç

Emirhan Oruç

@emirhanoruc

Uzun bir süredir merak ettiğim bir kitaptı Bulantı ve okuma fırsatı bulabildim nihayet. Varoluşçuluk hakkında okuduğum ilk eser Camus'nun Yabancı eseri olmuştu. Beğenerek okumuştum onu ve Bulantı da varoluşçuluk hakkında yazılan bir eser olduğu için Yabancı gibi bir roman bekliyordum ama okuyunca farkına vardım ki Bulantı anlaşılması biraz daha zor bir kitap. Çoğu cümleyi bir kaç kez okumak zorunda kaldım anlayabilmek için.

Karakter olarak seçilen kişi Antoine Roquentin varoluşsal sıkıntılarla boğuşuyor. Bu sıkıntıların doğmasına etrafını saran nesneler neden oluyor. Bu nesnelerin derinine inmesiyle kendinden geçtiği ve 'yetkin anlar' diye adlandırılan bulantı durumu çıkıyor ortaya. Bu durumlar esnasında kendi varoluşu hakkında da düşüncelere dalıyor ve tiksinti duyuyor her şeye karşı. Yaşamanın anlamsızlığı ve insanların bilinçsizce yaşadıkları düşüncesi oluşuyor bünyesinde. Bu durumlar anlatılırken Bouville adlı yerleşim yeri ve çevresindeki diğer mekanlar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Roquentin sürekli bir gezme halinde zira ve bu geziler sırasında karşılaştığı insanlar hakkında düşüncelere dalıyor, nesneler hakkında da değişik fikirler oluşturuyor zihninde.

Romanda diğer önemli karakterler de Roquentin'in kütüphanede karşılaştığı Otodidakt ve geçmişte aşk yaşamış olduğu sevgilisi Anny.

Sözün özü Bulantı zor bir kitap bence ve eğer okunacaksa gereğince bir vakit ayrılarak okunmalı.
ataç ikon Bulantı
kitaba 8 verdi
5 beğen · 2 yorum
Oğuz Özteker (@ozzy)
İlle de Jean Paul Sartre okunacaksa - ki bence mutlaka okunmalıdır - ilk önce Hürriyetin Yolları adlı üç kitaplık serinin birinci romanı olan AKIL ÇAĞI'nı tavsiye ederim.
12.09.15 beğen 1 cevap
Emirhan Oruç (@emirhanoruc)
Teşekkürler tavsiye için listeye ekledim.
12.09.15 beğen cevap
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay

Bulantı,Jean Paul Sartre'ın ilk romanıdır...
BULANTI

Jean Paul Sartre (1905,Paris - 1980,Paris); Roman; Çeviren: Selahattin Hilav; Can Sanat Yayınları; 239 sayfa, Türkçe (8)(17.09.2010)

Bulantı,Yazarın ilk romanı.Antoine Roquentin:romanın kahramanı,30 yaşında,kahvelerde vakit geçiren kızıl saçlı bir adamdır.Hikâyeleri,onun ağzından olduğu gibi anlatmış Sartre.Roman kahramanının ağzından gerçekleştirilen bu anlatım ve romanın kendine özgü biçemi alışageldiğimiz roman tanımına uymuyor.Buy'run sizlere Antoine Roquentin'den -kitaptan- alıntıladığım cümleler:

(...) ben,insanların yanı başında,tehlikeyle karşılaşınca onların arasına sığınmaya iyice kararlı olarak yaşıyordum.(...) Bir aralık, 'İnsanları sevecek miyim yoksa,' diye düşündüm.(...) benim yerim diye bir şey yok; ben fazlalığım.

Sık sık 'bulantı' dediği derin bir iç sıkıntısına düşer Antoine Roquentin ve bunu: 'Derin,kopkoyu bir sıkıntı bu; ' diye açıklar.'Sanki başka bir türdenim ben.' diye devam eder.Hayatta hiçbir gayesi olmayan,varoluşunun sebebini anlayamayan hatta bunu bilmeye çalışmayan,sosyapat düşüncelerle dolu dünyasını amaçsızca sürdürmeye çalışan bir insandır.

17 Eylül 2010
ataç ikon Bulantı
kitaba 8 verdi
23 beğen · 21 yorum
NLGNYC (@dunyasnilzehes)
@semih-oktay en kisa zamanda okuyacağım bu kitabi 👍👍👍
12.10.18 beğen 1 cevap
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Ahahaha! anlaştık ilk fırsatta alırım
13.10.18 beğen cevap
ryhmer

ryhmer

@nirvanayaulasanadam

okumanızı önermediğim kitap. öyle bunaltıcı bir meret ki farkında olmadan 20 sayfa atlasanız da içinizde hiçbir şüphe olmaz. neden bu kadar yüksek oylandığını anlamıyorum. kelimelerin arasında benim göremediğim bir şey mi var? yoksa metropollerin çakma entelleri burada kitabın onları eksiksiz anlattığını mı söylüyor?

içinizde varlığa yönelik bir tiksinme, neden dünyada olduğunuzu, neden 'var' olduğunuzu sormayıp; üzerinde oturduğunuz sandalyeden bir madde olduğu için çekinecek kadar kendinizi çökmüş hissetmiyorsanız okumayın. okuduysanız da sizin ruh halinizi, dünyaya bakış açınızı değiştirdiğini söylemeyin. bulantı, içinizde zaten var olan bir tiksinmeyle karışık bunalma hissidir. eğer bunu kitap okuyarak içinize yerleştireceğinizi düşünüyorsanız acınacak haldesinizdir. içinizde bulantı varsa merak etmeyin, o zaten bir gün gün yüzüne çıkar ve bu kitabı karşınıza çıkarır. alıp okursunuz, bir-iki aforizma görürsünüz istediğiniz buysa. bunalımda bir bunağın tekdüze yaşamını merak ediyorsanız ve okuyunca kendinizi dünyadan soyutlayacağınızı düşünüyorsanız alın okuyun.

nice bulantılara.
ataç ikon Bulantı
kitaba puan vermedi
2 beğen · 0 yorum

Bulantı - S41

(..) Duvarlara bitişik sırtları , Victor Noir bulvarına dönüktür. Bu binalar , soldaki kaldırımı dört yüz metre boyunca kaplıyor, tek bir pencere, hatta tek bir mazgal yok.
Sevgi Helin tarafından eklenmiştir.
Gece

Gece

@siyahsiirler

Saat üç. Bir şey yapmak isterseniz, bu saat ya çok geç ya çok erkendir.
ataç ikon Bulantı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
17 beğen · 0 yorum
smyuynk

smyuynk

@smyuynk

Bu sevinçli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. Bütün bu adamlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduğunu anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.
ataç ikon Bulantı
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
13 beğen · 0 yorum
Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

Düşüncem, ben demek. İşte kendimi bu yüzden durduramıyorum. Varım çünkü, düşünüyorum. Kin ve varolmanın verdiği tiksinti, bunlar kendimi var etmem ve varoluşun içine gömülmem için bir yöntem. Arkamda bir baş dönmesi gibi düşünceler doğuyor, hissediyorum. Kendimi bıraksam, şuraya karşıya, gözlerinin önüne gelecekler. Ve ben de sürekli bırakıyorum kendimi. Düşünce büyüyor, uçsuz bucaksız bir hal alıyor. Her yanımı dolduruyor. Varlığımı yeniliyor.
ataç ikon Bulantı
kitaba 4 verdi, inceleme eklemedi.
10 beğen · 0 yorum
Elif

Elif

@elifce

Bir yolculuğa çıkabilseydim, döndüğümde ne kadar değiştiğimi anlamak için yola çıkmadan önce, kişiliğimin en ince ayrıntılarını not ederdim. Bazı gezginlerin, yolculuktan döndükten sonra, yakınları tarafından tanınmayacak kadar, hem ruhça hem de vücutça değişmiş olduklarını okumuştum.
ataç ikon Bulantı
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
9 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Bütün bu insanlar birbirlerine açılmakla, aynı fikirde olmanın verdiği mutluluğu bölüşmekle geçiriyorlar zamanlarını. Anlamıyorum Tanrım, hepsi birden aynı şeyleri düşünmeye neden bu denli önem veriyorlar..
ataç ikon Bulantı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 0 yorum
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
48
KİTAP
Kitaplığınızda Mutlaka Bulunması Gereken Kitaplar
Herkesin kitaplığında bulunması ve çevresindeki herkese okutması gerektiğini düşündüğümüz kitapları bu listede paylaşıyoruz. ...
163
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
39
KİTAP
Hiçbir İşe Yaramayan Fakat Abartılan Kitaplar
Edebi yönden veya kurgu yönünden zayıf olduğu halde gereğinden fazla övgü alan kitapları bu listede topluyoruz. Sen de abartı...
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
Elsa Rose

Elsa Rose

@elsarosee

 paylaşım fotoğrafı
Çekim: izmit fuar gölü ;)
ataç ikon Bulantı
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
12 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Elsa Rose

Elsa Rose

@elsarosee

 paylaşım fotoğrafı
İlk kitap incelemem
Varoluşçuluk, derin düşünce üzerine ülkemizde kitap yazan bir yazar tanımadım varsa lütfen bilgilendirebilirsiniz. Bulantı kitabına gelirsek okuyanların ya da okumak isteyenlerin bildiği gibi satre ‘nin ilk kitabı. Günlük şeklinde yazılmış. Okuyamaya değer kendimizden kesitlerle evet ne kadar haklı diyebileceğiniz, zamanla aslında herşeyden tiksinebileceğiniz bir eser. Çünkü bir noktadan sonra insan herşeyi sorgulamanın eşiğinde buluyor kendini. Karakteri özümsemem ve onun ruh halini yaşamam benim için çok zor olmadı açıkçası. O anlatırken ben de benzer duygular içinde buldum kendimi ve sorgulamalar yapmaya başladım. Fazlasıyla düşündürüp varoluşun felsefesinde kaybolup ne oluyor bu hayata, ne oluyor bana diye sorgulamak istiyorsanız sizde Satre'yi bu kitabını, mutlaka okuyun. :)
ataç ikon Bulantı
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
35 beğeni · 15 yorum beğen ikon
Batuuu (@batuuu)
kitap bilmem ama varoluş üzerine westworld kadar iyi dizi tanımam.
26.11.18 beğen 2 cevap
bilent doğan (@bilentdogan)
Bildiğim kadar 1940-50 lere kadar yoktur sade sait faik bir eserini biliyorum alamdağda bir yılan oda biraz kıyıdan köşeden dolaşıyor
Ama bizim o tarihe kadar cidi felsefi düşünürümüz öyle elle tutulur gibi yok olanlarda batıdan çeşitli akımkardan beslenen kişilerdi. Jean Paul Sartre eserini çeviren bir demir özlü var bulantı ve soluma adlı eserler dışında leyla erbil bilge karadu varlar arada bir olta atoyorlar ya gelirse hasabı esasen ibni rüşt ten sonra islam toplumu felsefeciye hasret kaldı demek lazım.
26.11.18 beğen 1 cevap
bilent doğan (@bilentdogan)
Bu arada elinizdeki eser çok güzel.
26.11.18 beğen 1 cevap
ruken al

ruken al

@rukenal

 paylaşım fotoğrafı
Hayatım, beni gerçekten kaygılandırmaya başlamıştı. Yoksa sadece bir dış görünüş müydüm ben?
ataç ikon Bulantı
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Cansu

Cansu

@cansuyigit

 paylaşım fotoğrafı
...hiçbir şey anlamıyorum. Başkalarının yüzleri bir anlam taşıyor. Benimki öyle değil. Güzel mi yoksa çirkin mi, bunu bile söyleyemem. Çirkin galiba. Çünkü böyle olduğunu söylediler. Bana dokunan bu değil. Yüzüme böyle nitelikler verilebilmesine şaşırıyorum aslında. Bir toprak parçasına ya da bir kayaya güzel ya da çirkin demek gibi bir şey bu.
ataç ikon Bulantı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
12 beğeni · 0 yorum beğen ikon
8.3/10
319 oy
Sence kaç puan almalı?
0