ara

Kuşlar Yasına Gider Konusu, Özeti ve Türleri

Kuşlar Yasına Gider
Pırıl pırıl ışıyan Türkçesiyle Hasan Ali Toptaş,
Kuşlar Yasına Gider'de romancılığına yeni bir boyut katıyor: anlatmıyor, söylemiyor; nefeslendiriyor.

Kadirşinas otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini, eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden günlerin sabrını okudukça zihnimiz, gönlümüz havalanıyor.

"Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır" sözü yankılanıyor kulaklarımızda.

Kuşlar Yasına Gider; atların koşması kadar doğal, kaleme iç çektirecek kadar merhametli bir roman.

"Toptaş'a yazarlık âdeta bahşedilmiştir."
-ANDREW RIEMER, Sydney Morning Herald-

"Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü."
Kuşlar Yasına Gider kitabı En İyi Hasan Ali Toptaş Kitapları listesinde yer almaktadır.

Kuşlar Yasına Gider - s41

Seher de çok geçmeden kızımızla birlikte kapıdan girdi zaten, bana doğru şöyle bir seslenerek, neşeli bir bulut gibi kendi aralarında konuşa konuşa salona yürüdüler. Kulağıma geldiği kadarıyla Ayperi, hayvanların yıkadıkları çamaşırları leyleklerin gagasına asabileceklerini söylüyordu annesine. Ardından da birbirlerine yankılanırcasına, gürültülü bir şekilde gülüşüyorlardı. Mutfakta işim bitince ben de salona geçtim, sonra, hep birlikte pencerenin dibindeki masaya oturduk. Yemek boyunca, bir şey diyecekmiş gibi Seher birkaç kere dikkatle yüzüme baktı ama konuşmadı. Diyeceklerini merak etmeme rağmen, kızımızın yanında konuyu açmak istemediğini düşünerek, ben de bir şey sormadım. (failimimechul)

EnicDeniz

@deniz-enic

9 8.2
Puan: 9
Kitapta yolda olmak, baba-oğul ilişkisi, ölümlülük, ölüm karşısında insanın çaresizliği gibi pek çok hassas ve derin konu ince ince işlenmiş. Bunlar hakkında uzun uzun konuşulabilir fakat ben daha çok kitabın insanın içindeki "iyi taraf"ına dokunmasından bahsedeceğim. Bu roman, kitapların insanın içini ısıtabildiğinin kanıtıdır bence. Nasıl incelikle yazılmış bir kitap bu böyle? Kitapta en sevdiğim karakter elbetteki en küçük iyilik kırıntısına olan hasreti ve minicik bir insanlık göstergesine duyarlılığı ile Aziz oldu. Çok zarif bir adam Aziz Bey. Araba ile Gömü'den her geçtiklerinde oğlundan yavaşlamasını istiyor. Çünkü Gömü'nün insanı yolda kalanlara çay dağıtmış insanlar, yüzleri dağıttıkları çaydan daha sıcak olan insanlar. Ordan öyle hızlı hızlı geçilmez, oranın insanına saygı göstermeli, arabayı yavaşlatarak o insanlarla rastlaşma ihtimali arttırılmalı. Kitapta en beğendiğim cümlelerden birini, bir yazarın oğlunun iyi niyetini kullanıp onu kandırması üzerine söylüyor Aziz Bey: "Sana da aldatılmak yakışırdı" diyor oğluna. Bu cümle zihnimde asılı kalıyor günlerce, defalarca yankılanıyor. Bu tek cümlede aslında ne anlamlar gizli. Sen iyi niyetli ol, sen onlara güven, varsın onlar aldatıyorsa aldatsın seni; sen kendi üstüne düşeni yap, bırak yapması gerekeni yapmayan karşı taraf olsun; ama sen yine de her zaman güven insanlara, ve daha bir sürü bir sürü şey der gibi sanki bu tek cümle ile. İlerleyen bölümlerde artık yürüyemiyor Aziz Bey, ama yine de de tuvalete daha yakın olan odaya taşınmak istemiyor çünkü mevcut odasından dağları ve sokaktan gelip geçenleri görebiliyorken diğer odadan yalnızca evlerin çatıları görünüyor. Yani aslolanın fiziksel ihtiyaçları gidermek değil ruhu doyurmak olduğu mesajı ne güzel gözler önüne seriliyor. Mesela eve girişi tek sıraya düşürmesine rağmen bahçedeki erikle asmanın kesilmesine de asla izin vermiyor. Kendisi ne kadar ince ruhlu bir adamsa eşi ve çocukları da öyle aslında. Hastalığı boyunca üstüne titriyorlar, göz bebeklerinin içine bakıyorlar, ağzından çıkacak ufacık bir kelimeyi bile havada kapıyorlar. Böylesine vefalı insanlar olabileceğini görmek yetiyor insanın içini ısıtmaya. Toptaş bu kitapla hırs, rekabet, kazanma arzusu, benmerkezcilik gibi insanın yalnızca bireyselliğinden bahsedilen bugünlerde güzelliği, iyiyi, merhameti, kadirşinaslığı, sabretmeyi, ümitvar olmayı hatırlatan eserlere ne kadar ihtiyacımız olduğu gerçeği ile yüz yüze gelmemizi sağlıyor, sağ olsun. Kitabı okudukça sanki dağlara bakma, türküler dinleme, birilerine yardım etme, daha iyi biri olma isteği taşıyor insanın içinden; bundan olsa gerek, duyulan güzel istekler susmasın, aksine sesini daha da yükseltsin diye kitap öyle hemen bitmesin istiyor insan. Kitabın sonunu kestirmesine rağmen insan kendini üzülmekten alıkoyamıyor, Aziz Beyin ölüm haberini almasının ardından, oğlunun son kez Gömü'den geçerken vites küçülttüğünü okuduğunda ince ince sızlıyor insanın yüreği...
3226 karakter
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Mustafa Oral

@mustafa-oral

9 8.2
BABA...
Kısa zamanda bitirdigim ancak uzun ve derin bir üzüntünün tesiri altında sıcağı sıcağına kendime gelemeden incelemeyi eklemeye çalışayım. .

Bugüne kadar okuduğum en dokunaklı hikaye oldu. .Hasan Ali Toptaş okurken dikkat etmek gerekiyor. . Birden okuduklarınızı aynı anda yaşıyormuş gibi sıcak bir şekilde hissedip gözleriniz bugulanabilir. Yazar bunu kesinlikle başarıyor. . Yazılan herşey sizi içine alıyor ve elleriniz kitap bitene kadar kapağına kelepçeleniyor. . Bu hikaye herkese dokunacak kaçışı yok. .

Kitap bir oğulun babasını ve babası ile hayatında geçen her süreci anlatmaya başlaması ile start alıyor. Hikayenin cogunlugu neredeyse tamamı BABA üzerine kurgulanmış. Giderek ağırlaşan ve agirlastikca derinleşen karanlık bir gece kadar uzayan hikayenin sonu derin bir sızı bırakiyor. . O sızı bu kadar mı çarpar okuyanı. . Yani kitabı okumaya uzun ve dibi görünmeyen bir kuyunun hemen ağzında başlıyorsunuz. . Dibine doğru cekiliyorsunuz. . Ve kitap dipte sonlanıyor.

bir evladın babası için yaptığı tüm süreçlerde kanlı canlı olayın içindeyiz. Soluksuz. Okurken nedense yan odada tv seyreden babamı da düşünüyorum. . Okudukça daha çok sevdiğimi sıkı sıkı sarılma isteğiyle dolup tastigimi hissediyorum çoğu kez. Tekrar kitabın içine giriyorum. . Dağılacağim sonunda yaklaştıkça sayfalar azaldıkça biliyorum. . Ve yanılmıyorum. ..

Babalar,alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır. . diyerek kitaptan bir alıntı ile bağlayım yavaş yavaş

Vesselam;
Bazı değerlere varlıklarında sarılmak gerekiyor ..
Hani varlar deyip rahat bir hipnoz halinde geziyoruz ya biz. . Çok nadiren hal hatır soruyoruz. Hep burdalar diye o kadar rahatız ya hani. .olmayın. . Uyanın.

Her yürek kaldırmaz. .okurken iyi düşünün. .
Keyifli okumalar demek isterdim. .

Sevgiyle. .
1938 karakter
6 beğen · 2 yorum · kitap inceleme
nilgün pamuk (@nilgun-pamuk)
Şu an yeni başladım ve daha ilk satırda belli ki çok iyi bir hikaye geliyor. Öyle içine çekiyor gercekten. 10.12.16
Mustafa Oral (@mustafa-oral)
İyi okumalar @nilgun-pamuk çok dokunaklıdır dikkat et.. 10.12.16

nilgün pamuk

@nilgun-pamuk

9 8.2
Puan: 7
...
Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum 2. kitabı. "Bin Hüzünlü Haz"dan sonra çok daha kolay okunan ama duygusu ağır bir kitaptı. Yazarın dille oynaması ve hakimiyeti etkileyici olmasına rağmen peş peşe gelen ve çok sık duymadığımız kelimeler bir süre sonra okuyucuyu yormaya başlıyor. Ayrıca anlatımı güçlendirmek adına yaptığı bazı tekrarlar beni kitaptan soğuttu. Mesela her Ankara- Denizli yolunda dinlediği türküleri ve türkücüleri uzun uzun liste halinde vermesi bilgi gibi kaldığından hikayeden kopartıyor. Çok daha duygu yüklü ağır bir hikaye bekliyordum ama beni derinden sarsan bir tarafı olmadı. Betimlemeleri çok canlı ve romanın içindeki simgeler ve atmosfer oldukça kuvvetli. Bu nedenle siz de romanın içinde yolculuk ediyormuş gibi hissediyorsunuz.
818 karakter
5 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Evren Erarslan

@evren-erarslan

9 8.2
Puan: 9
Türkülerle benzenmiş Ankara - Denizli yolculuklarıyla süslü bir Hasan Ali Toptaş romanı. Evet, bir türkü külliyatı sunuyor resmen, seçmece müzikler ile birlikte kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bozkır havasını buram buram soluduğumuz, hurafelerle dolu hayatların her nasıl oluyorsa bu kadar saf ve temiz kaldığını anladığımız, babaların neden hiç konuşmadığını ise yine anlayamadığımız bir kitap. Toptaş, sadelikten ölecek neredeyse. Bu kadar mı duru bir anlatım olur? Genç yazarlarımız metafor yazacağım diyerek kendini kasarken Toptaş yazarlık dersi vererek, bir insanın yanak çukurundaki sinek duruluğunda anlatıyor herşeyi.
Güzeldi, çok güzeldi. Toptaş'ın 4-5 sene içerisinde nobel alabileceğini bile düşünüyorum.
792 karakter
6 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Kübra Öznur ÇEL.

@kbroznrclk

9 8.2
Puan: 8
Yalnızlıklar şiir kitabından sonra okuduğum ilk romanı Hasan Ali Toptaşın.
Sanki bir romandan ziyade günlük okur gibi hissettim aslında. Çünkü yazılanlar bir o kadar sıralı ve biraz da gerçek gibiydi. Hala da yazarın kendi babasıyla hikayesi olduğunu sanıyorum . Çünkü ancak bu kadar içten yazılabilirdi. Özellikle o son elli sayfa hic gelmesin istedim. Tahmin ediliyordu ne yazık ki o noktadan sonraki acı son.
Kitabın belli başlı yerlerindeki betimlemeler bazen konudan kopartıyor. Onun dışında çok da takıldığım yer olmadı. Bir solukta okudum bitirdim diyebilirim.
Bittikten sonra da koşup tekrar tekrar babamın boynuna sarılmak geldi içimden.
702 karakter
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Crzcarz

@crzcarz89

Büyük ihtiyaçların küçüldüğü, küçük ihtiyaçların büyüdüğü döneme yaşlılık diyorlar.
6 beğen · 0 yorum · alıntı

Zeynep özdemir.

@zeynep-ozdemir329

Ağlarken dünya gözyaşlarımın içindeydi artık,dünya bulanıktı,dünya ıslaktı ve dünya kalın uğultular eşliğinde ,etrafa buğular saçarak,hafif hafif titriyordu.
5 beğen · 0 yorum · alıntı

Crzcarz

@crzcarz89

Kendini anlatmak için hayat bazen beklediğimizden hızlı davranıyor.
5 beğen · 0 yorum · alıntı

Crzcarz

@crzcarz89

Velhasıl, acı biberdir el kapısı.
4 beğen · 0 yorum · alıntı

Crzcarz

@crzcarz89

Yaşlılık, kısa mesafelerin haddizâtında ne kadar uzun olduğunu görme vakti.
4 beğen · 0 yorum · alıntı
0
Yeni kitabım Kuşlar Yasına Gider. Bakalım nasıl? @neokur