ara

Panik Atak Dört Ayaklı Bir Fildir

Panik Atak Dört Ayaklı Bir Fildir Konusu ve Özeti

Panik Atak Dört Ayaklı Bir Fildir
Yayınevi: Alfa Psikoloji Yayınları
ISBN: 6056697906
Sayfa: 256 sayfa
Basım Tarihi: 2017
Panikatak, depresyon, obsesyon gibi psikolojik sorunlar bir birikimin sonucudur. Hangi ilacı kullanırsanız kullanın, hangi doktora giderseniz gidin, içinizdeki birikimi temizlemediğiniz müddetçe huzura kavuşamazsınız. Bu kitap kendi kendine yardım kitabıdır. Yazar 22 yıldan beri panik atak vakaları ile yaptığı çalışmaları bu kitapta toplamıştır. Çok ilginç vaka örneklerini, panik atak çözümü için bir çok farklı terapi tekniklerini bu kitapta bulacaksınız. Kitapta akademik, zor, anlaşılmaz teknik terimler kullanılmamıştır. Kitap günlük dilde, kolay, anlaşılır, basit, pratik bir şekilde yazılmıştır. Bir solukta okuyacağınız ve çok güzel faydalar sağlayacağınız bir içerik sizi bekliyor. Panik ataktan kurtulmak istiyorsanız bu öz yardım kitabı tam size göre… Okuyun, uygulayın ve sorunlardan kurtulun...
Bu kitap için henüz resim eklenmedi.

Panik Atak Dört Ayaklı Bir Fildir - s41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Bu kitap henüz hiçbir kitap listesine eklenmedi.

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

Fobilerimiz
Bu panikatak, pek çok kişinin tarif ettiği gibi neden “durup dururken” ortaya çıkıyor? Aslında panikatak durup dururken ortaya çıkmaz. Panikatakların ortaya çıkmasının arka planı vardır. A) Panikatakların başlamasından önceki süreçte, “aşırı stres yüklenmesi” mevcuttur. Kişi yıllarca zorlu hayat şartları ile mücadele eder. Bu zorlu bir ameliyattır. Kazadır, ölümdür, ayrılıktır, boşanmadır, işsizliktir, bağımlı kişilik yapısıdır, duygusal bir travmadır. Selin Hanım anlatıyor: “Hocam, yedi yaşında öz dayım tarafından tacize uğradım. On bir yaşında annem öldü. Eve üvey anne geldi. Her gün dayak, kavga, gürültü… Babamın en güzel lafı ‘O… çocuğu!’ idi. Ailemden nefret ediyordum. Sonra birisi ile kaçtım. Bu adam da alkolikti. Her gün dayak, şiddet… Yirmi üç yaşına gelince bir dayak sonrası atak yaşadım. Yedi yıldan beri ilaç içmekten midem delindi. Artık beynim uyuşuk geziyorum. Yaşam kalitem sıfırlandı. Neden yaşadığımı bilmiyorum,” diyor. Bir günde tonlarca strese maruz kalan Selin Hanım panikatak yaşamayacak da kim yaşayacak? B) Kötü beslenme, monoton yaşam nedeniyle kişi, fiziksel olarak taşımakta olduğu stresi kaldıracak kadar sağlıklı değildir. Bedenimiz biyolojik, fizyolojik, psikolojik yapısı ile bir bütündür. Aşırı stres dönemlerinde vücudun kimyasal dengesi bozuluyor. O zaman daha fazla oksijene, vitamine vb. ihtiyaç duyuyoruz. Dengeli beslenme bu açıdan önem kazanıyor. Aşırı şeker tüketimi, tuz tüketimi stres kat sayınızı artırıyor. Bir kişi sürekli olarak korku ve stresle yaşadığında vücut kimyası değişir. Vücut, gerilim kimyasallarının, özellikle adrenalin hormonunun üretimini hızlandırır Fakat daha fazla gerilim kimyasalı ürettiğinizde, vücudunuzun oksijene ve belli başlı gıdalara (vitaminler, mineraller vb.) olan ihtiyacı daha da artar. Düzenli beslenme alışkanlıkları kazandığınızda otomatikman vücudun hormonal dengesine pozitif katkı sağlarsınız. Aşırı stres, dengesiz beslenme birbirini beslediği müddetçe panikataktan kurtulup, huzura kavuşamazsınız. C) Kişinin yetişme tarzı, kişilik yapısı, hayata bakış açısı da panikatağın arkasında yatan nedenlerdendir. Bu konuları “panikatağın gerçek nedenleri” kısmında daha detaylı anlattığım için şimdilik kısa kesiyorum.
7 beğen · 0 yorum

Yasemin Aslan

@yasemin-aslan251

İlk önce Panik atağın ne olduğunu az çok biliyordum .Ancak hayat kalitesini bu denli etkileyen gerçekten uzak ama bunu yaşayan kişilerde gerçekten varmış gibi hislere kapılıp kendini yalancı kalp krızi yalancı ölüm hissi gibi içsel gerçek olmayan ama kişiye çok kötü anlar yaşatan bir tür psikolojik sıkıntı olduğunu öğrendim .
Panik Atak Dört Ayaklı Bir Fildir.
Kitap ismine aldanmayın ,Kitap ismi ile bu kitabın sadece panik atak yaşayan kişilere özel olduğunu düşünürseniz okuduğunuzda ne kadar da yanıldığınızı anlarsınız .
Uzun zamandır bu tarz kitaplar okumadığımdan mıdır nedir bilmiyorum fakat bana acayip iyi geldi bu hastalığı yaşamıyor olsamda benimde kendime göre çok şey kattığını düşündüğüm bir okuma süreci oldu .Evet temelinde panik atak nedir ?Neler panik atak geçirmenize sebep olur ? gibi konu başlıkları ile başlayıp ,evebeynlerin çocuk yetiştirirken yaptığı hatalara kadar derin bir süreç sizi bekliyor ...Bir kere kitabın anlatım dilini çok sevdim ben , kitabı okuyor gibi değilde sanki bir terapist ,psikolog ,pedegog vs gibi insan psikolojisini kendi deneyimlerinide katarak anlatan bir doktor arkadaşınızın karşısına oturmuşda dinliyor gibi bir hissiyat yaratıyor kitap bu da kesinlikle sıkılmadan kimi zaman tebessüm ederek kimi zaman çok üzülerek kimi zamanda anlatılan her şeyden kendinize ufakda olsa pay çıkarak dinliyor anlıyor ve ya anlamaya çalışıyorsunuz ...
Ve anladım ki ilk önce dengeli beslenme her tür hastalığa çekilen muhteşem bir set oluşturuyor .Günlük hayatın o yorucu akışına kendinizi bıraktığınızda üstünede dengesiz beslenme eşlik ettiğinde her tür hastalığa vücudunuz davetiye çıkarıyor ...işte bu kitapta vucudunuzun ve zihninizin sağlığını nasıl koruyabilirsiniz bunun için neler yapmalı ?Peki bozulduktan sonra neler yapmalı hayatımızda ne gibi düşünsel davranışsal değişimler yapmalı da bu içsel ve bedensel sıkıntılardan kurtulmalıyız ? işte adres tamda bu kitapda hemde hiç sıkılmadan okutuyor kendisini .


Kaliteli yaşama dair de harika bilgiler var.Ve eminim okuyucusuna çok şey katacak bir kitap Panik Atak Dört Ayaklı Bir Fildir.

O vakit ne duruyorsunuz bir tane edinin baş ucunuzda dursun efenim
5 beğen · 0 yorum

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

HAYATIN RİTMİNİ YAKALA
“Hayatın ritmini yakala” diyen reklamları sıkça televizyonlarda görüyoruz. Hayatın ritmi mi varmış ki? Evet, hayatta her şey bir akım halinde… Çünkü bizler, eşyalar, evler, arabalar, hepimiz enerjiden oluşuyoruz ve belli bir frekansımız var. Vücudumuzun belli bir frekansı var. Diziniz bir yere çarptı. Hemen orası ağrımaya başlıyor. Oranın frekansı değişiyor anında. Çok gürültülü bir yere gittiniz. Rahatsız olursunuz ve oradan uzaklaşmak istersiniz. Çünkü sizin frekansınız ile orasının ki uyuşmadı. Doğaya çıktınız, yürüyüş yapıyorsunuz. Müthiş bir dinginlik hissedersiniz. Çünkü sizin ve doğanın ritmi aynı frekansta buluştu. Enerji terapilerinin en önemli özelliği de bu farklı frekansları dengeye kavuşturmasıdır. Uyum ve denge bütün canlıların olmazsa olmazıdır. Bakın efendim fizik bu konuda ne diyor?
İki şey, farklı frekanslarda titreşiyorlarsa, olabilecek üç değişik yol vardır. Ya daha düşük titreşimde olan titreşimini yükselterek, yüksek titreşimde olanın rezonansına uyum sağlayacak. Ya yüksek titreşimde olanın titreşimi düşürerek düşük frekansta olanın rezonansına uyum sağlayacak (çok nadirdir). Veya bu iki değişik frekans, ortada bir yerde birleşeceklerdir. Enerji terapistleri bu uyumu bakın hangi örneklerle açıklıyorlar.
Eski tip sarkaçlı saatleri bilirsiniz. Bu saatlerden ikisini, karşılıklı duvarlara asıp sarkaçlarını değişik yönlere çalıştırırsak bir kaç gün içinde sarkaçların aynı yönde sallandığını görürüz. Duvar bu iki saatin uyumlanmasında görev yaparak, rezonansı sağlar.
Sıcak yaz gecelerinde, çalılara toplanan ateş böcekleri, başlangıçta düzensiz bir şekilde yanıp sönerler ama kısa süre sonra hepsi ışıklarını düzenli bir şekilde yakıp söndürürler. Grup arasında bir uyum gerçekleşir.
Yine dere kenarındaki kurbağalar, ilk toplanıklarında yüzlerce değişik ses çıkarırlar, kısa bir süre içinde koro halinde tek ses çıkarmaya başlarlar. Çünkü doğal olarak birbirlerinin rezonanslarına girmişlerdir.
Uyum sağlayamadığınız ortamlardan hemen uzaklaşsanız çok güzel olacak. Sizi bozar. Hadi bakalım hayatın ritmini yakalamaya. Yakalarsanız sakın ola ki kaçırmayasınız.
1 beğen · 0 yorum

Lilith's

@halime-simsek

Öncelikle kitabın dili çok akıcı ve okurken okuyucuyu asla yormuyor. Hatta herkesin anlayabilmesi için böyle yazıldığını düşündüm dili çok anlaşılır ve basit (karmaşık olmayan) cümlelerle okuyucuya sunulmuş. Örneklerle desteklenmesi de daha okunulabilir kılıyor kitabı.

İçerik olarak baktığımda ise başlangıç kitabı olarak gördüm ben. Çünkü gelen hastalar acaba o sorularını kendilerine neden sormadılar diye düşünmedim değil. Belki de kendim yıllardır fen bilimlerinde eğitim aldığım için sosyal bilimin cevapları benin mantık çerçevemde daha çok soru sormaya yöneltti. Ve kitabın bireysel huzur üzerine yazıldığı düşüncesi içerisine girdim. Çünkü ben merkezcildi tedaviler. Ancak bu bireyden topluma yansıyan bir huzur çemberi gibi de düşünülmüş olabilir. Psikolojinin sosyolojinin alt dalı olmasının sebebi budur belki diye de sorulara yöneltti beni. Ondan kitabı roman gibi değilde bu düşünceler içerisinde adım adım okudum.

Kendi şahsi yaşamımda ben merkezcil yaşayan bir insan değilim. O nedenle bu teknikleri sanırım ben sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremem diye düşünüyorum. Ancak yazarların yıllardır yaptığı çalışmalar büyük emek içeriyor ve elbette onlar deneyimlemişler, okuyucuya böyle aktarmışlardır. Huzurlu bir toplum olmadan bireysel huzura erişilmeyeceği kanısındayım. Ayrıca toplumda yaşanan her kötü olay bizler için ders niteliğinde olmalıdır. O nedenle eve geç gelen bir çocuk için endişelenmek, birinin başına gelen kötü bir olayın diğer bireylerinde başına gelebileceği gerçeğini görmezden gelemiyorum. Bireysel olarak huzur bulmak, hayatın merkezine kendini koymak, kötü olaylara bile iyi bir pencereden bakmak isteyen herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Psikiyatri ve psikoloji arasında ki farkları da daha iyi görmemi sağladı benim için bu kitap. Merakı olanlar bir okusun derim..

Herkese keyifli okumalar dilerim.
7 beğen · 0 yorum

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

Fobilerimiz
Köpek korkusu, örümcek korkusu, yılan korkusu, kapalı yer korkusu gibi korkular basit korkulardır. Bu basit korkuların temel özelliği dışsal olmalarıdır. Yani dış sebeplere bağlıdır.
İşte basit fobiler “dışsal” korkulardır; diğer yandan panik bozukluğuysa, endojen, yani içsel bir korkudur. Kendiliğinden, içeriden yükselen bir korkudur. Panik bozukluğun en temel kaynağı belirsizliktir. Kişi korkma korkusundan çekinir. Gerçek yerlerden değil de durumla başa çıkamamaktan, bu durumun kendisini nereye götüreceğini bilememekten korkar.
1 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

6.5/10
4 oy
Sence kaç puan almalı?
0