ara

Yağmurun Hikayesi

Yağmurun Hikayesi Konusu ve Özeti

Yağmurun Hikayesi
Yayınevi: Cinius
ISBN: 9786052962862
Sayfa: 92 sayfa
Basım Tarihi: 2017
İlmeği tam boynuna geçirdiği sırada pencereden esen hafif bir rüzgâr masanın üzerindeki kâğıtları dağıtacak diye endişe etmiş ancak çok sert bir rüzgâr olmadığı için sevinmişti. Sakince ileri doğru atılıp, iskemleden güç alarak üzerine çıktı. Bu çatı katını oldum olası sevmiyordu ancak sahip olabildiği, gizlendiği, herkesten kaçabildiği tek kabuktu burası. İlmeğe dokundu ilkin. Sıradan bir çamaşır ipiydi işte. Ne filmlerdeki gibi göz alıcı ne de bir gemici halatıydı. İlmeği de zaten doğru dürüst bağlayamamıştı. Ama ne şaşalı bir gösteriş yapmak istiyordu ne de göz alıcı bir son. Tek istediği öyle ya da böyle bu dünyanın pisliğini son kez görmek istediğiydi. Artık katlanamıyordu.

Kendini asmak…

Bu yolu tercih etmişti. Diğer tüm yolları kafasında defalarca kurgulayıp kendisi için en garantili ve acısız olanı buydu. Aslında en ucuz olanı da buydu. Bir silah alacak parası yoktu ya da siyanürü hiçbir şekilde elde edemezdi. Yüksekten korktuğu için kendisini bir binanın tepesinden atamıyordu. Ama kendini asabilirdi. Üç saniye içinde ya boynu kırılıp ölürdü ya da otuz saniye içinde beyni oksijensizliğe dayanamayarak kendi fişini çekerdi. Öyle ya da böyle ölsün de nasıl olursa olsundu.

Yağmurun Hikayesi - S41

İnsanlardan kaçmak için mi yoksa sadece kendini sevdiği için mi sadece geceleri uyanık kalmak istiyor ve şehrin uğultulu kalabalığından gecenin paslanmış kulaklarının kaldırımlarında ama sadece odasındaki yatağın etrafında geziniyordu.
aslı coşkun tarafından eklenmiştir.

aslı coşkun

@inci-coskun

Ansızın biri yüzüne tükürdüğünde kendine geldi, sinirli
bir şekilde kaşlarını çatıp etrafındaki en yakın kişiye tehditkâr
bakışlar atarak yürüyor, insanları kolaçan ediyor, bu haltı kimin
işlediğinin kanıtı ufak bir hınzır gülümseyiş yakalayıp o gülümseyişi
onun gırtlağına sokmak istiyordu. Kimse gülmüyordu.
Kimse sırıtmıyordu. O da kimsenin gırtlağına yumruğunu
sokmuyordu. İş çıkışı otomatik modda evlerine yürüyen insanlar
görüyordu sadece. Yoksa yağmur muydu bu? Hayır, tükürük
olmalı. Gökyüzü bunu ona yapmazdı…
Yağmurun Hikayesi
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

aslı coşkun

@inci-coskun

Gökyüzü de kendine olan tüm güveniyle insanları sınıyor
olabilirdi pek tabii. Yağmurdan kara dönüyor, sonra yağmur
çiseliyor, sonra hafifçe tekrar kara dönüyordu. Bence aptalın
ta kendisiydi. Bir varlık kendi kimyasıyla bu kadar çok oynamamalı.
Biz insanlar hariç. Biz yediklerimizi kirletiriz, ağaçları
tam da yeşil yapraklarını verirken keser ısınırız. O da yetmez
oturduğumuz yere tükürür, sigara söndürür, insanları öldürür,
mezarlarını dahi soyarız. Gökyüzü mü? O halt etmiş, birkaç bin
nükleer santrale bakar, akıllı ol yani sevimli gökyüzü, canını
yakarız…
Yağmurun Hikayesi
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

aslı coşkun

@inci-coskun

Başını kaldırıp ışıklı caddede yürümeye devam etti. Gözlerini
bazen kapatıyor, bazen açıyor ve hayatın hissedemediği ne
varsa hissetmek istiyordu. Ansızın gökten zavallı bir yağmur
tanesi en olmadık yere düşmüş ve alnını ıslatmıştı. Yağmura çok
acımıştı. Yağmurun düşmesinden beş saniye sonra, yağmurun
düşmesi gereken yerin böylesine acı içinde bir günahkâr değil
pislik içindeki yer olduğuna karar verdi ve gözünden bir damla
sağarak yere düşmesini izledi. Tükürük falan değil. Şansız iki
yağmur damlasının son çırpınışlarıydı bu sadece.
Yağmurun Hikayesi
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

aslı coşkun

@inci-coskun

Bu düşünülmüş kaygıdan uzaklaşarak sırtını dayadığı otobüs
camından, zihninde yeni bir yolculuğa girişti. Bu kez Bazarov ile
bir masada oturuyordu. Bazarov hiçliği tüm detaylarıyla açıklıyor,
yaşama tutunma çabalarının nasıl sona erdiğini anlatıyordu.
Söylemlerini etraflıca düşünüp, insanları söylediklerine ikna
etmeye çalıştığını belli etmeden, başarıyla gerçekleştiriyordu bu
arzusunu. Bu davranışı insanı onun anlattıklarını kaçırmamak
için üstün bir çaba içinde bırakıyordu. Anlattıklarında derine
indikçe, derinleri eştikçe yaşama ait durumları ve aslında insanın
basit bir varlık olduğunu öğreniyordu. Bu öğrenme evresinin
sonunda hiçliği ve insana dair küçük aksaklıkları unuttu. Yeniden
kendisini üstün bir varlık görmek endişesi içinde buldu.
Düşünen bir varlık zeki olmalıydı. Onu bir canlıdan ayıran
temel özellikti bu.
Yağmurun Hikayesi
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

aslı coşkun

@inci-coskun

Kapıdan indiğinde hâlâ birbirlerine yakın duran ancak
birbirlerinin varlığından habersiz olan ve yüzlerinden endişe
okunan insanları gördü. İnsanlar içinde bulundukları otobüsün
varlığını duymayarak yetişme telaşı içinde gidecekleri yere
ulaşmayı bekliyorlardı. Otobüs onları bu yere ulaştırmak için
bir araçtı sadece. Otobüs bunca kalabalık ve bekleyenine rağmen
sadece kendisiyle başbaşaydı. İnsanlarla dolu ancak bir o kadar
da yalnızdı…
Yağmurun Hikayesi
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
9/10
1 oy
Sence kaç puan almalı?
0