ara

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Meçhul Bir Kadının Mektubu -

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Konusu ve Özeti

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Yazar:
Çevirmen:
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786053606604
Sayfa: 68 sayfa
Basım Tarihi: 2012
Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabı Bir Nefeste Okunan Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Mustafa

@mecazzadam

Böyle Bir Kadının Aşkı karşısında mevsimlerce saygı duruşu !!!!
Setefan Zweig ilk defa bunca geçirdiğim senelere rağmen sana bulaşmamak çok derin bir acı verdi ... bugune kadar romanlarda bile rastlanmayan bir aşk okuttun bana .. emin olun bugune kadar bir kadının yüreğinden çok nadiren böyle bir aşk kitaplara girebilmiştir belki... Çeviriyı muhteşem bir şekilde bize aktardığı için Gülperi Sert'e teşekkürler

kitap çok kısa fakat emin olun bıraktığı etkiyi asla unutmayacaksınız.

kitapta çok fazla karakter yok ve siz de bilinmeyen bir kadın'ın kadrajına girerek filme ortak oluyorsunuz ancak keske olmasaydım dıyebılırsınız belki; çünkü bilinmeyen kadının duyduğu aşk bu dünyada hiç yaşanmamış kadar büyüleyici ve yaşanılacak olasılıkların da malesef aynı dünyada bulunmayacak derecede üzücü olması kadar umutsuz....

kitapta 3 karakter var

a) Bilinmeyen Kadın : ( bu karakteri anlatsak emin olun ansiklopedi serisi olur ve belkı de yıne basaramayız anlatmayı )

b) Yazar R. ( bilinmeyen kadının efsaneden bile daha ihtişamlı bir aşkla bağlandığı kişi )

c) Johann ( Yazar r. 'nin uşağı çok az yerde hayalet derecesinde )


Efsane Mektup;

''Beni hiç tanımamış olan sana...'' hitabıyla başlıyor. Bilinmeyen kadının çocuğu bir gece gripten ölür.. bu ölüm anı bile öyle bir anlatılıyor ki kadının yüreğine dokunmak istiyorsunuz .. ancak hayır herşey yeni başlıyor.... çocuğunun kopuşu ile yalnızlığın alacakaranlığına gömülen kadının tek bir dayanağı kalıyor.... dayanaktan ziyade içini boşaltacağı ve herşeyin yegane sebebi Yazar R.

Mektup ilerledikçe.. Yazar R. ye duyulan aşkın nerde? ne zaman ? hangi şartlarda ? başladğı kadın tarafından tüm detayları ile okuyucuya veriliyor ... 13 yaşında duyduğu aşkı belli zaman dilimlerinde çoğaltıp daha cok buyuten ve sonunda AŞK 'ın aslında nasıl bir güç olduğunu bu mektup ve bu kadınla ... hüzünler ve saygılar içinde adama hıcbır nefret duymadan okuyabılıyoruz.. Yazar R. 'den nefret etmemıze zaman bile bulamıyoruz kadının yuregınden gözlerimizin içine giren aşk nedeniyle.

Bugune kadar Aşk'a bir kadının ağzından bu kadar muhtesem ve kusursuzca hiçbir romanda rastlamadım ..kitap bittiğinde ayağa kalkıp saygı durusunda bulundum :) keşke dedim.. keşke günümüzden uzaklaşan bu kadar büyülü bir şeyi herkes doğru yaşasa...

Bilinmeyen kadının haberi olmayan birine duyduğu aşk'ı anlatışı benı cok etkiledi....

'' O saniyeden itibaren seni sevdim.. biliyorum kadınların şımarttığı sen bu cümleyi sıklıkla duymuşsundur onlardan .Fakat inan banahiç kimse seni,benim seni sevdiğim kadar bir köle gibi, sadık bir köpek gibi, bütün benliğiyle sevmemiştir; çünkü yeryüzünde ki hiçbir şey, karanlıklardaki bir çocugun görülmeyen aşkıyla karşılaştırılamaz, çünkü o aşk o kadar çaresiz,özverili,itaatkâr, boyun eğen ve tutkuludur ki arzulu ve bilinçaltında hep talep eden yetişkin bir kadının aşkına benzemez.''

bazen duyduğu aşkı, sevgiyi o kadar güzel anlatıyor ki.....

''on üç yaşımdan on altı yaşıma kadar her saat seni yaşadım.Ah, ne delilikler yaptım! Elinin değdiği kapı kolunu öptüm, kapı girişinde attığın puro izmaritini çaldım, o benim için kutsaldı, çünkü dudakların ona değmişti, akşamları yüzlerce kez herhangi bir bahaneyle sokağa cıktım, odalarının hangisinde ışık yandığını görmek ve böylece varlığını, görülmeyen varlığını daha somut hissedebilmek için... '''

Bilinmeyen kadın kendisinden habersiz olan kendinde büyütüp beslediği karşı dairede yaşayan aşkını beklerken şu dizeler karşılıyor bizi...

''Yorgundum, tüm uzuvlarım ağrıyordu, oturacağım bir sandalye yoktu, bu nedenle soğuk zemine dosdoğru uzandım,kapının altından soğuk esiyordu.Üzerimde sadece ince giysilerim,vücudumu acıtan zeminde yatıyordum, bir battaniye almamıştım; çünkü sıcaklık istemiyordum, uyuyakalmaktan ve adımlarını duyamamaktan korkuyordum... ''

'' İçimde ki beklenti felç olmuş, kımıldamadan bekliyordu...''


okuduğum ve etkilendiğim asla unutmayacağım kitaplardandır..
okuyun
okutun
hediye edin
ama ne olursunuz aşk'ı bir kez de bilinmeyen kadından herkese duyurun..
iki kişinin bile yaşamadığı bir aşkı bu kadın tek başına ve hıcbır cıkar gozetmeden yaşamıs ...

derin saygı ile...

teşekkürler S.Zweig ah gec oldu ama ya senı tanımak
ama en guzel kıtabından başlamısım :)
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba puan vermedi
20 beğen · 2 yorum
Tuğba Akbaş (@tugbaakbas)
Bu muazzam yorumunuz sayesinde bugünden itibaren okunacak listemde ilk sırayı aldı. Teşekkürler..
28.11.17 beğen cevap
Mustafa (@mecazzadam)
rica ... pişman olunmayacak bir eser..
28.11.17 beğen 1 cevap

Bikotti

@bikotti

Orijinal adı 'Brief einer Unbekannten' olan öykünün tamamı bir mektuptan oluşuyor. Karakterlerimizin ismini vermemiş belki ama çektiği acıyı fazlasıyla hissettirmiş Stefan Zweig.

Kitabımız yazar R.'ye gelen bir mektupla başlıyor. Üzerinde bir hitap dışında bir şey yazmayan bir mektupla.

"Sana, beni asla tanımamış olan sana."


Mektubu okumaya başlamasıyla acı veren tesadüflerle karşılaşıyoruz. Bir çocuğun, komşusu olan yazara koşulsuz bağlılığının büyüyüp vazgeçilemeyecek bir keşmekeşe dönüşünü genç bir kadının mektubunda yeniden yaşıyoruz. Bazen büyük bir serzenişle sesini yükseltiyor sonra da küçük bir kız çocuğu gibi suskunlaşıp geçmişe dönüyor. Okurken kendinizi bu kadının yerine koyuyorsunuz ister istemez. Her zaman bilinmeyen bir kadın olmanın acısını her satırda yeniden yaşıyorsunuz. Aşağıdaki satırları kaç kez okudum bilmiyorum ancak her okuyuşumda daha da derinden etkiledi beni. Buradaki çaresizlik bile kalp kırıcı...

"Sabret sevgilim; sana her şeyi, hepsini en baştan anlattığım için, anlatacağım için, senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım."


Burada hovarda yazara duyulan hislere aşk mı demeli yoksa saplantı mı bunu bir türlü çözemedim. Her zaman yazara olan hislerinin önünü geçemeyen kadın bilinmeyen olmaya razı geliyor ve bu yine sizi düşünmeye itiyor. Bir cümle okuyunca saf bir aşk görüyor buruk bir şekilde gülümsüyorsunuz sonra kadına seçimleri yüzünden kızıyorsunuz. Belki bunu okuduğunuz diğer kitaplarla da yaşadınız ama böylesine acı bir ikilemi belkide hiç bir karakter size yaşatmadı.Bir tarafta bir annenin yaşayabileceği en büyük acı diğer tarafta bir aşığın paramparça olmuş kalbi...

Fazlasıyla içten karşılıksız sevmenin belkide en başarılı aktarımı bu kitap.Karşı cinsini olan birinin iç dünyasında hislerini mercek altına alan Stefan Zweig kendine hayran bırakıyor doğrusu. 68 sayfa olmasına rağmen her cümle arkasında büyük bir etki, yoğun bir anlam bırakıyor böylesine sade bir dille yazılmış olmasına rağmen oldukça etkili. Olayları tüm incelikleri ile anlatmak istesem bile okumak isteyenleriniz için bunu mahvetmek istemediğimden kısa kesiyorum. Son bir şey söylemem gerekirse kitabın son satırını okuduğumda böyle bir sevmek görülmemiştir belki diye düşünmekten alamadım kendimi.



Not: 1948 ABD yapımı Letter From An Unknown Woman uyarlaması da bulunur.
9 beğen · 0 yorum

Artemis

@artemis

Biraz Hayranlık, Biraz Sinir
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu yazarken Stefan Zweig'ın ruh halini ve bilgi birikimini çok merak ediyorum. Çünkü beni şaşırtan şey kadınların erkeklerden daha duygusal olduğunu varsayarsak bu adamın bir kadının küçücük bir ışık bile göremediği aşkını nasıl bu kadar muazzam anlatabildiği... Duygusal bir kadınım ve bana aşkın ne olduğunu veya aşk hakkında ne düşündüğümü sorsanız kurabileceğim iki üç cümleden başka bir şey bulamazsınız. Ama bu kitap, bu kitap bir kadının aşkını hayatınızda okuyabileceğiniz en anlamlı ve ayakta alkışlanacak cümlelerle size sunuyor. Ve bunu sadece 62 sayfaya sığdırıyor...

Kitabı okurken R.'nin yanına gitmek ve onu yakasından silkelemek istedim. Böyle bir şansım olsaydı ona, "Nasıl bu kadar kör olabiliyorsun, be adam," derdim. Çünkü bana kalırsa bu adamın kalp gözü kör olmuş. Her zaman çevresinde küçük bir umut arayan ve birkaç gün bile olsa zaman geçirdiği o duygusal kadını her defasında nasıl unutabiliyor? Kitapta beni sinir eden şey tek R. de değil. Mektubu yazan kadının bir adama çocuklugundan itibaren duyduğu derin bir aşkın, (Stefan Zweig öyle bir anlatmış ki, keşke aşktan daha kudretli bir kelime bilseydim ve yazsaydım diyorum) bağlılığın nasıl esiri oldugunu anlayamıyorum. Eğer o kadının yanında olsaydım ona (evet, çok klişe ama doğru) "Sen daha iyilerine layıksın," derdim.

Elimde olsa kitaptaki bütün cümlelerin altını çizerdim. Öyle ki kitabın her cümlesi kalbimde küçük hazlara ve kıpırtılara yol açmış ve bana böyle bir aşkın olabileceğini öğretmiştir. Buradan Stefan Zweig'in kalemini öpüyorum. O şimdi neredeyse umarım kelimelerle cambaz gibi oynama şansı vardır. Çünkü bu adam hep yazmalı!

"Mekubun başında tek bir hitap vardır: 'Sana, beni asla tanımamış olan sana.' Kadın büyük tutkusunu hep bir 'bilinmeyen' olarak, tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde 'taraflar' değil, sadece tek bir 'taraf' vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi?"
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba puan vermedi
4 beğen · 0 yorum

Thranduil

@thranduil

Kitabı bitirdikten sonra okuyucunun aklında oluşan ve cevap vermesi gereken bir soru meydana geliyor. "Bu bir aşk hikayesi mi?" Kitabı beğenme, kitaptan alınan tat, yapılan incelemeler, eleştiriler hep bu sorunun cevabıyla ilgili. Ve benim için bu sorunun cevabı hayır. Kaldı ki bunu sadece karşılıksız oluşundan ötürü de düşünüyor değilim. Bence burada ele alınan kadının, kişilik bozukluğu sorunu var. Aşıktan çok, takıntılı, saplantılı bir kadının öyküsü gibi. Çünkü fedakarlık bir kenara sağlıksız fikirlere sahip. Kendini tamamen birine adamış, onun kölesi olmaya hazır, "Tanrıya değil sana inanıyorum," diyecek kadar sadece biri için var olan sorunlu bir kadın.
Kesinlikle kadın için üzülüyorsunuz ve adama kızıyorsunuz çünkü onu hiç görmedi. Ama kadının bu kölevari ruh hali, başkası için yaşayışı, onun gölgesinde kalışı ve iyi bir yaşamı bile "senin için özgür kalmak istedim," deyip reddedecek kadar aşırılıkları, hüzünlüden çok rahatsız ediciydi demem gerekiyor.
Buna "gerçek aşk" denilmesi beni kızdırıyor. Çünkü yüzleri hatırlamayacak kadar fazla kadınla birlikte olan bir adam var, bir de adı bile bilinmeyen, gölgede yitip giden, kenarda acı çeken ve bundan bile haz alan saplantılı bir kadın var. Hepsi bu.
Kitap hüzünlüydü, söylemeliyim. Kadın yalnızdı çünkü. Ve her şeye rağmen saygıyı hak eden bir duruşu da var denebilir. Edebi dili kitabı zevkle okutuyordu. Ve çizilen kadın portresini beğenmesem de psikolojisinin iyi yansıtıldığı gerçek. Kitap size dokunuyor bir şekilde. Yine de hayır, bir aşk değil bu. Hatta bana sorarsanız karşılıksız aşk diye bir şey zaten olmaz ki bu kitap da güzel bir örneği olsa gerek.
9 beğen · 1 yorum
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Ben de okumuştum kitabı. Çok güzel bir inceleme olmuş. Emeğinize sağlık. Kitapla ilgili düşüncelerinize katılıyorum. Yerinde tespitler...Ben incelememde kitaptaki gerçeği bu kadar yansıtamamıştım. Tebrik ediyorum sizi @thranduil.
08.05.18 beğen 3 cevap

Elvan Kama

@elvankama

Bir mum da Zweig için yakalım..
"Psikolojik çözümlemeleriyle tarihe onlar açısından bir bakış..." Evet, evet! İşte tam da bu.. Yine bir solukta bitirebileceğiniz ve kitabı bitirirken karakterin eriyişiyle sizin de eriyeceğiniz mum gibi bir kitap. Hatta ne diyorum, bir mum yakın okurken, ve o mum bittiğinde kitabı da bitirmiş olacaksınız..
1920'lerin Viyanası'nda, o birbirinden ayrılmayan, "Aşk ve Gurur" nasıl da harmanlanmış bilinmeyen kadının karakterinde. Aşk üstünde ve aşk adı altında yapılabileceklerin sınırı ve fedakarlıklarıyla yakaladı yine beni Zweig.
O kız çocuğu oldum başlarda ve o kadın oldum okudukça, ve o adam oldum mektubun sonuna yaklaştıkça.
Sıradan bir kaderin portresiymiş anlatılan, sonradan öğrendim. Sıradan bir karektermiş ele alınan, Marie Antoinette'nin yaşamından kesitlermiş bilinmeyen kadın, hayret ettim (Bilmeyenler için, hani şu "Ekmek yoksa pasta yesinler" diyen kadın Antoinette).
Açıkçası, en çok da sıradanlık üstüne düşündürdü beni. Sıradan bir yaşamın (sıradan görünen bir hayatın) nasıl da gizemli olabileceği üstüne, hayatlarımızı tahmin edemeyeceğimizin üstüne, ve bir yabancı hakkında bize anlatılandan daha fazlasını bilmeye de hakkımızın olmadığı üstüne. Aslında o "yabancı"nın da bize ne kadar yabancı olduğu, belki de sadece bizim hafızamıza bağlı. Bazen adını bile bilmediğimiz bir surat, tanımlayamadığımız bir gülüş, anlam veremediğimiz bir bakış, bize, adını bildiklerimizden daha tanıdık gelemez mi?
İçinizde hala Zweig okumayanlarınız varsa diye şüpheleniyorum, ve hadi bir mum da siz yakın diyorum..
Herkese iyi okumalar.
10 beğen · 3 yorum
ayse gülce (@aysegulce)
Daha önce hiç zweig okumadim
30.01.16 beğen cevap
Elvan Kama (@elvankama)
O zaman ilk olarak Satranç'ı okumanızı öneririm..
30.01.16 beğen cevap
ayse gülce (@aysegulce)
Ne ilginç..! Bilinmeyen bir kadının mektubu adlı eser elimdeyken, kitap hakkında genel bir bilgi olsun diye neokur'u açmışken neredeyse 1 yıl önce yapmış olduğum yorumu görüyorum :) Satranç'ı okudum ne zaman hatırlamıyorum ama okudum @elvankama :) Çok beğenmiştim, umarım ve tahmin ederim ki bunu da beğeneceğim :) Acaba akşamı bekleyip mum ışığında denesem mi diye de düşünmedim değil :)
21.12.16 beğen cevap

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - S41

Fakat sen şimdi bana belki de çocuğu nasıl böyle bir lüks içinde yetiştirebildiğimi, ona seçkinlerin dünyasına özgü bu aydınlık ve neşeli hayatı nasıl sağlayabildiğimi soruyorsundur. Sevgilim, sana karanlıkların içinden sesleniyorum; utanç duymuyorum, bunu sana söylemek istiyorum, fakat sakın korkma sevgilim -kendimi sattım. Tam olarak sokak kızı veya fahişe diye nitelendirilenlerden olmadım, ama kendimi sattım. engin erkek arkadaşlarım, zengin sevgililerim oldu; önce ben onları aradım, daha sonra onlar beni aradılar; çünkü - bilmem farkına vardın mı hiç? - çok güzeldim. Kendimi verdiğim her erkek bana bağlanıyordu, hepsi de bana teşekkür ettiler, bana bağlandılar, beni sevdiler -yalnızca sen, evet sevgilim, yalnızca sen beni sevmedin!
Ayşe Yılmaz tarafından eklenmiştir.

Dünyalı

@dunyaliperizan

Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölmezdim.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
15 beğen · 0 yorum

Gül Rana Soydan

@glranasoydan

Zamanla herkesin sende hissettiği bir şeyi ben bilinçaltımda algılamıştım, sen ikili bir hayat yaşıyordun, bir yönüyle aydınlık,tamamen dünyaya açık bir yüzey, öteki yönüyle ise çok karanlık ve sadece senin bildiğin bir yüzey –bu dipsiz derinliklerdeki ikili yapıyı, senin varlığının sırrını ben, yani daha on üç yaşında olan çocuk, sihirli bir çekim gücünün etkisiyle daha ilk bakışta hissetmiştim.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
13 beğen · 0 yorum

Beyaz_Gece

@beyazgece0

... Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
13 beğen · 0 yorum

Dünyalı

@dunyaliperizan

Sen yine benliğinin bütün o açık ve yürekten sıcaklığıyla benimle konuştun ve yine bana hiçbir mahrem soru sormadın, ben olan kişiye tamamen meraksızdın. Bana adımı, nerede oturduğumu sormadın: senin için tekrar yalnızca serüvendim, adsız olandım, unutuşun sisleri arasında bütünüyle eriyip giden ateşli saatlerdim.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
10 beğen · 0 yorum

fisun

@fisun

O zaman, sana göre ölü olduğuma göre, neden ölmekten hoşlanmayayım, sen benden gitmiş olduğuna göre, neden ben de artık yoluma gitmeyeyim?
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
10 beğen · 0 yorum
394
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
231
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Okunan En İyi Aşk Kitapları
Bazen gülümseten, bazen ağlatan, bazense imrendiren duygu yüklü aşk hikayeleri, tüm zamanların en iyi aşk kitapları listesind...
127
KİTAP
Başucu Kitaplarım
Hayatımızda yer edinmiş, zaman zaman sayfalarını yeniden karıştırdığımız ve okumaya doyamadığımız başucu kitaplarımızı bu lis...
253
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...
11
KİTAP
En Romantik Dünya Aşk Klasikleri
Aşk kitapları klasiklerden okunur. En derin, en romantik klasik aşk kitapları bu listede. Eğer romantizmi iliklerinize kadar ...

🌸🌸🌸🌸

@missturkmen

yine içime dokunmayı başarabilen kitaplardan biri
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
5 beğeni · 0 yorum

mesude çoban

@mesudecoban

'Sana, beni asla tanımamış olan sana...'
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
21 beğeni · 4 yorum
fatma nur çoban (@fatmanurcoban)
Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez..
15.07.18 beğen 1 cevap
ramazan senir (@ramazansenir)
Harika bir hikayeydi beni çok etkiledi
15.07.18 beğen 1 cevap
edaa (@edalii)
Kitap koridor yayinlarindan mi??
16.07.18 beğen cevap

elizabeth

@elizabeth585

Zweig’in yine kusursuz eserlerinden biri. Peter Gay, Zweig’in eserleri için kitabın sonunda “Kurgularında yarattığı karakterler sık sık özenle hazırlanmış hasta dosyalarına benzemektedir” yorumunu yapmıştır.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
16 beğeni · 4 yorum
Emine K (@evelyn)
Bu kitaba aşığım!
04.07.18 beğen cevap
gokberk şahin (@gokberksahin)
Kitap bana geldiği zaman çok önyargıyla baktım bu kitaba, daha okuma fırsatım olamadı ama burda gördüğüm iyi oldu. Bende başlam bari. ?
04.07.18 beğen cevap
blue bell (@littleflay)
Bir kadın bilinmeyen kadın kadar aşık olabilir mi acaba kitabı okurken bunu sorgulamıştım
04.07.18 beğen cevap

Lu Na

@luna0

Stefan Zweig Bilinmeyen bir kadının mektubu
Stefan Zweig "Bilinmeyen bir kadının mektubu"
Yeni kitabım.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
16 beğeni · 0 yorum

ESRA SELÇUK

@esraaselcuk

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
"Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer o zaman ölmezdim.”
EK 1
@_EsraaSelcuk 07.04.18
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum