ara
‹ Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Kitap İncelemeleri

mesude çoban

@mesudecoban

Her kelimesinde kanadım kırıldı. Okudukça gözlerim yaşardı ve incindim. Beni her şeyden çok bu kitap incitti. Her şeyden çok hislerimi bu kitap hareketlendirdi. Dolunayın denizi köpük köpük, dalga dalga yapması gibi; bu kitap da benim duygularımı sarstı. Okuyun. Yarın ölebilirsiniz. Bugün alın okuyun. Ölmeden önce mutlaka okuyun. Mutlaka. Mutlaka. Mutlaka.
9 beğen · 0 yorum

Kenan

@enron

Şöyle ki;
Bir kadın karşınıza geçmiş konuşuyor, konuşuyor ve hiç durmadan konuşuyor.
Aşkını, acılarını, çektiklerini, mutsuzluğunu, yalnızlığını anlatıyor. Bir yerden sonra eh yeter be, biraz da mutlu ol diyorsunuz ama olmuyor. Bana göre bir kitap değildi ama yine de iyiydi.
Kısa bitirmeyi iyi düşünmüş yoksa tam bunalımlık.
R'ye değil de okura yazmış mektubu, Zweig öyle istemiş.
4 beğen · 0 yorum

m__e__r__v__e

@mervec

ZWEIG okumak için çok çok geç kalmışım ve bunu sadece 2 kitabını okuduğum halde söyleyebilirim. Mükemmel bir anlatımı var ve beni çok etkiledi.Bütün kitaplarını mutlaka okuyacağım.Öyle bir aşkı anlatmış ki bu kitapta tadına doyamadım bu kadar mı güzel hissettirilir okuyucuya bu kadar mı duygulu yazılır..Tek kelimeyle mükemmeldi...
12 beğen · 0 yorum

Senem

@kitapvekahve

Stefan Zweig usta bir yazar bunu okuduğum 2.ci kitabı ile birkez daha anlamış oldum. Kitapları kısa olabilir ama etkileri çok uzun süre akılda kalacağı kesin.Erkek bir yazarın bir kadının duygularını bu kadar içten anlatması ise şaşkına çevirdi beni. Zweig ile tanışmayan arkadaşlara ise mutlak önerim her kitabını okuyun çünkü ben öyle yapacağım.
4 beğen · 0 yorum

Thranduil

@thranduil

Kitabı bitirdikten sonra okuyucunun aklında oluşan ve cevap vermesi gereken bir soru meydana geliyor. "Bu bir aşk hikayesi mi?" Kitabı beğenme, kitaptan alınan tat, yapılan incelemeler, eleştiriler hep bu sorunun cevabıyla ilgili. Ve benim için bu sorunun cevabı hayır. Kaldı ki bunu sadece karşılıksız oluşundan ötürü de düşünüyor değilim. Bence burada ele alınan kadının, kişilik bozukluğu sorunu var. Aşıktan çok, takıntılı, saplantılı bir kadının öyküsü gibi. Çünkü fedakarlık bir kenara sağlıksız fikirlere sahip. Kendini tamamen birine adamış, onun kölesi olmaya hazır, "Tanrıya değil sana inanıyorum," diyecek kadar sadece biri için var olan sorunlu bir kadın.
Kesinlikle kadın için üzülüyorsunuz ve adama kızıyorsunuz çünkü onu hiç görmedi. Ama kadının bu kölevari ruh hali, başkası için yaşayışı, onun gölgesinde kalışı ve iyi bir yaşamı bile "senin için özgür kalmak istedim," deyip reddedecek kadar aşırılıkları, hüzünlüden çok rahatsız ediciydi demem gerekiyor.
Buna "gerçek aşk" denilmesi beni kızdırıyor. Çünkü yüzleri hatırlamayacak kadar fazla kadınla birlikte olan bir adam var, bir de adı bile bilinmeyen, gölgede yitip giden, kenarda acı çeken ve bundan bile haz alan saplantılı bir kadın var. Hepsi bu.
Kitap hüzünlüydü, söylemeliyim. Kadın yalnızdı çünkü. Ve her şeye rağmen saygıyı hak eden bir duruşu da var denebilir. Edebi dili kitabı zevkle okutuyordu. Ve çizilen kadın portresini beğenmesem de psikolojisinin iyi yansıtıldığı gerçek. Kitap size dokunuyor bir şekilde. Yine de hayır, bir aşk değil bu. Hatta bana sorarsanız karşılıksız aşk diye bir şey zaten olmaz ki bu kitap da güzel bir örneği olsa gerek.
7 beğen · 1 yorum
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Ben de okumuştum kitabı. Çok güzel bir inceleme olmuş. Emeğinize sağlık. Kitapla ilgili düşüncelerinize katılıyorum. Yerinde tespitler...Ben incelememde kitaptaki gerçeği bu kadar yansıtamamıştım. Tebrik ediyorum sizi @thranduil.
08.05.18 beğen 3 cevap

Fâtıma

@yitiktheology

??Bu kitabı okuyan kesimde uyandırdığı en yoğun duygu tutkulu, ulaşılmaz,çekici...bir aşk gibi geliyor insana...????

??Ancak yorumlardan sıyrılarak bakıldığında Stefan Zweig' in ciddi bir duygusal analize girdiğini gördüm..Bir insanın bir insanı tanımada ulaşabileceği sınırları nasıl zorladığını ve bu insan üzerinde oluşturduğu olumlu ve de olumsuz etkilerini görmeye çalıştım.???❓‼❔?

?? Netice de hangi açıdan ele alınırsa alınsın yazarın kelimelerle kavramları anlatmadaki ustalığına diyecek yok..Yakın çevremde kitabı okuyup da bana ''Sana hitap edecek türden bir kitap değil.'' demiş olanlar olsa da zevkle ve tek solukta okuduğumu söyleyebilirim..??????


İyi ki kitaplar var..Feyizli okumalar dileriz efendim..???
5 beğen · 0 yorum

Eslem Yaşar

@eslemyasar

Kitapta anlatılan kadın karakterin derin tutkusu karşısında ağzınız gerçekten açık kalıyor. Günümüz insanlarına böyle derinlemesine bir aşk ve platoniklik imkansız ve gereksiz gelse de Stefan Zweig o kadar derin ve güzel anlatıyor ki inanın platonik bir aşka sahip olmak istiyorsunuz. Bir kadının kendisinden yaşça büyük ve aynı binada yaşadığı,yıllarca içinde saklayıp dışa vurmadığı ve bu aşkla birlikte çürüyüp gittiği hayatını anlatan kitap bazı betimlemeleriyle okuyucuyu sıksa da okunmaya değer bir eser. Kesinlikle okunacaklar listenize girmeli :)
2 beğen · 0 yorum

Fatma

@sosyolojiokuyanedebiyatsever

Çok güzel bir kitaptı. Aşık olan kadından aşık olunan adama mektup. Okurken sık sık duraksayıp düşündüm, uzun zamandır dinlemedigim şarkılar aklıma geldi. Bay R. ye küfrettim arada, aşk iki kişiliktir diyen şair halt etmiş.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba puan vermedi
4 beğen · 0 yorum

Artemis

@artemis

Biraz Hayranlık, Biraz Sinir
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu yazarken Stefan Zweig'ın ruh halini ve bilgi birikimini çok merak ediyorum. Çünkü beni şaşırtan şey kadınların erkeklerden daha duygusal olduğunu varsayarsak bu adamın bir kadının küçücük bir ışık bile göremediği aşkını nasıl bu kadar muazzam anlatabildiği... Duygusal bir kadınım ve bana aşkın ne olduğunu veya aşk hakkında ne düşündüğümü sorsanız kurabileceğim iki üç cümleden başka bir şey bulamazsınız. Ama bu kitap, bu kitap bir kadının aşkını hayatınızda okuyabileceğiniz en anlamlı ve ayakta alkışlanacak cümlelerle size sunuyor. Ve bunu sadece 62 sayfaya sığdırıyor...

Kitabı okurken R.'nin yanına gitmek ve onu yakasından silkelemek istedim. Böyle bir şansım olsaydı ona, "Nasıl bu kadar kör olabiliyorsun, be adam," derdim. Çünkü bana kalırsa bu adamın kalp gözü kör olmuş. Her zaman çevresinde küçük bir umut arayan ve birkaç gün bile olsa zaman geçirdiği o duygusal kadını her defasında nasıl unutabiliyor? Kitapta beni sinir eden şey tek R. de değil. Mektubu yazan kadının bir adama çocuklugundan itibaren duyduğu derin bir aşkın, (Stefan Zweig öyle bir anlatmış ki, keşke aşktan daha kudretli bir kelime bilseydim ve yazsaydım diyorum) bağlılığın nasıl esiri oldugunu anlayamıyorum. Eğer o kadının yanında olsaydım ona (evet, çok klişe ama doğru) "Sen daha iyilerine layıksın," derdim.

Elimde olsa kitaptaki bütün cümlelerin altını çizerdim. Öyle ki kitabın her cümlesi kalbimde küçük hazlara ve kıpırtılara yol açmış ve bana böyle bir aşkın olabileceğini öğretmiştir. Buradan Stefan Zweig'in kalemini öpüyorum. O şimdi neredeyse umarım kelimelerle cambaz gibi oynama şansı vardır. Çünkü bu adam hep yazmalı!

"Mekubun başında tek bir hitap vardır: 'Sana, beni asla tanımamış olan sana.' Kadın büyük tutkusunu hep bir 'bilinmeyen' olarak, tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde 'taraflar' değil, sadece tek bir 'taraf' vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi?"
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba puan vermedi
3 beğen · 0 yorum

Mina

@minaa

İçime işledi, kalbime dokundu diyebilmeyi çok isterdim...

Diyemiyorum çünkü;
"Bilinmeyen bir kadının" söyleyeceği her şeyi tahmin edebildim. Bu yüzden şaşırmadım ve etkilenmedim. Bir aşk hikayesi olunca insan sanırım biraz daha şaşırmak istiyor, kalbine dokunsun "işte tam olarak bu" diyebilmek istiyor. Ama bu kitap için bunu söyleyemiyorum.

Ancak,
Anlatım tarzı, cümleleri bu kitaba renk katmış. Keyifle paylaştığım cümleler oldu çünkü.

Yolculuk güzeldi ama vardığımız nokta keyif vermedi diyerek özetleyebilirim sanırım.

Kısa bir kitap olduğundan dolayı rahatlıkla okunabilir. Zaman kaybı olarak görülecek bir kitap değil. Bu yüzden tavsiye ederim bir şey kaybetmezsiniz. Keyifli okumalar dilerim.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum

Pınar Yiğitcan

@pinaryigitcan

" Sana, beni asla tanimamis olan sana."


Mektup bu cümleyle baslar ve bir solukta biter...
Çocukluktan baslayan ve genc kadin olusuna kadar sadece bir kisiyi severek omrunu tamamlamis bir kadin, aski iliklerine kadar yasamis..Ne İçin onu hic hatirlamayan bir adam icin...Ondan olan oglunun ölümüyle yasama sevinci ucup giden bir kadinin mektubu bu...
Okurken yer yer gozlerim doldu cidden,nasil bir aci cekmek o öyle..
Keske final mutlu son olsaydi hic olmazsa Adam kadini hatirlayip iki damla goz yasi dokseydi.Yaklasik 4 saatte falan okunabilecek ince bir kitapti. Keyifli okumalar herkese.
6 beğen · 7 yorum
turlim (@turlim369)
bence mutlu son olmaması romanı daha yetkin kılmış,çünkü mutlu sonla biten türk filmleriyle bizi hayal aleminde çok gezdirdiler ama hayaller hep hayal olarak kaldı oysa gerçekler çoğu zaman mutlu sonla bitmiyor.kısaca böyle olmasını istediğim için değil ama sonların zaten hüzünlü olması babında daha gerçek ve olası olması kitap,film vb. daha çarpıcı
18.01.18 beğen 1 cevap
Pınar Yiğitcan (@pinaryigitcan)
Göreceli kavramlar tabi , sonu beni tatmin etmedi en azından adam kadını hatırlayıp bir iki anı gelseydi aklına çok daha iyi olurdu ama adam sadece " evet sevilmişim " diye düşünüp hüzünlendi o kadar yani.
18.01.18 beğen cevap
turlim (@turlim369)
haklısın bende farklı pencerelerden bakıyoruz diye yazdım zweigin iki kitabını okudum ikisinide sevdim mesela korku kitabıda mutlu sonla bitiyordu oysa adam cinnet geçirip ikisinide öldürse daha etkileyici olabilirdi satranç kitabında adamın kafasının bulanıp şampiyonu yenememesi oysa daha iyi oyuncu güzeldi bu arada bilinmeyen bir kadının mektubu kitabını okumadım
18.01.18 beğen cevap

Motley

@motley

Mutlak aşk.
Aşk iki kişiliktir sözüne hiç inanmadım, aşk tek kişilikte yaşanabilir, hep bir taraf daha fazla sever zaten.Yalnız bu platonik. Önce tinsel başlayan bu aşk daha sonra kendini armağan etme(kendi öyle diyor) onun olma yolunda ilerliyor ve bir de çocuğu oluyor. Bu kadar saplantılı bir şekilde oluşu ama asla korkutucu olmayışı ilginç. Çok Seviyor ama sevdiği adamı oldugu gibi seviyor.
“Seni sen kim isen o şekilde seviyorum ve suçlamıyorum, sıcakkanlı ama çabuk unutan, sevecen ama sadık kalamayan, seni her zaman kimsen öyle seveceğim”..
Ona yaşatmak istemediği sorumluluk duygusu yüzünden aşkını da oğlunu da söylemiyor, kim olduğunu hiç bir zaman hatırlamayan adama , kendini hatırlatmıyor. Sonunda bir mektup yazıyor..

Ne mutlu aşk vardır, ne de mutlak aşk..
9 beğen · 1 yorum
SeheraN (@bayramgezer)
[silindi]
19.12.17 beğen cevap

Evren Erarslan

@evrenerarslan

Zwieg'ten yine bir günde bitirilecek bir öykü. Saplantılı bir aşk hikayesi, zengin bir adama platonik olarak bağlı kalan ismi bile belli olmayan bir kadının hikayesi. Olaydaki çözümlemeler çok güzel. Tanımadığınız birisinden bir mektup geliyor ve sizin yüzünüzden tüm hayatı alt üst oluyor. Ne hissederdiniz? Böyle biri gerçekten var mı? Mektup gönderdiğine göre var, peki yaşadıkları gerçekten sizin yüzünüzden mi? Bunu asla bilemeyiz. Gerçeklikle yalanlar arasında gidip gelen, çarpıcı bir anlatımla kısacık ama psikolojik çözümlemesi çok büyük bir hikaye. Okuyunuz mutlaka.
2 beğen · 0 yorum

Murat Gencer

@muratgencer

Yaklaşık 1 yıl önce alıp bir türlü okuma fırsatı bulamadığım kitabı arkadaşımın ısrarı üstüne 1 gecede bitirdim. Kitap zaten oldukça kısa. Bir kadının mektubunu okuyoruz. Mektup kadının adama yıllarca beslediği aşkı anlatıyor. Okurken kimi yerlerde çok etkilendiğini itiraf etmeliyim ancak özellikle sonlara doğru kadının yaptıkları davranışlar falan beni aşırı derecede bunalttı. Tamam sevmiş, aşık olmuş falan da aşırı abartıya kaçıldığı noktalar olduğunu düşünüyorum. Aşık olunur da bunlar da yapılmaz dediğim çok satır oldu. Sonuç olarak beklentimi karşılamadı, bence aşk denen kavram kitapta anlatılan olamaz.
3 beğen · 0 yorum

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Sevginin gücü
Kim olduğu bilinmeyen bir kadının sevdiğine olan mektubu. Sevdiğine yakın olduğu anları hayal dünyasında defalarca kez hatırlayarak tekrar yaşamaya çalışma isteği...O’ndan uzaklaştığında adeta yaşamıyor gibi olmak...

Sevmek;
Sevdiğini asla suçlamamak mı? Sevdiği ne kadar sadakatsiz olursa olsun O’na sadık kalmak mı hayatı boyunca?
Sevdiği O’nun kim olduğunu bilmese de O’nu hayatı boyunca sevmekten vazgeçmemek midir?
Sevdiğine duyduğu hisler konusunda son derece cesaretli olmasına rağmen, sevdiğiyle karşılaştığında O’na duygularını ifade etme konusunda bir o kadar zayıf ve ürkek olmak mıdır?
Öfkelenmek ama asla sevdiğine diklenmemek midir?
Hatırlanmamak ve tanınmamak uğruna da olsa unutmamak, hep sevdiğiyle yaşamak mıdır?
Belki de bu soruların hepsine “EVET” demektir. Belki de bunların ötesinde, daha derinlerde bir duygudur SEVGİ. Belki de kelimelerle ifade edilemez bir duygudur.

Şu bir gerçek ki, Sevdiği kişinin O’nu asla fark etmeyeceği, tanımayacağı ve sevmeyeceğini bile bile sevgisinden vazgeçemeyen insandır gerçek seven. Bu kitapta “taraflar”ın olmadığı sadece bir tarafın olduğu bir aşk hikayesi anlatılıyor. Ben tavsiye ediyorum.
6 beğen · 4 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
? tamamdır @gulsah-sonmez vazgecemeyecegim tek şey sevmek hissi. O zaman arttiralim dozajı ?
29.11.17 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
1 saat bile sürmez bitirirsiniz kitabı. Ama etkisi için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Eserin orijinali Almanca değil de İngilizce olsaydı inanın orijinalini de okumak isterdim. Ama ne yazık ki Almancam hiç yok. Çünkü eminim çevirisi bu denli güzel yapılmış bir cümlenin orijinali nasıldır diye merak ettim doğrusu. Keyifli okumalar @hayatagulumse998
29.11.17 beğen 1 cevap
/ 7