ara

Çavdar Tarlasında Çocuklar

Çavdar Tarlasında Çocuklar Konusu ve Özeti

Çavdar Tarlasında Çocuklar
Okuldan atılan Holden Caulfield evden kaçma planları yapmaktadır. Kitapta Holden’in üç gün boyunca yaşadıkları anlatılmaktadır. Ailesi ve arkadaşları ile sorunlar yaşayan Holden kız kardeşi ile birlikte bazı sorunların üstesinden gelmeye çalışacaktır.
Çevirmen:
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789753636369
Sayfa: 208 sayfa
Basım Tarihi: 2006
Çavdar Tarlasında Çocuklar Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Orijinal adı The Catcher in the Rye olan Çavdar Tarlasında Çocuklar, ana dilinde 1985 yılında basılmıştır. Fransızca çevirisinden dolayı Türkiye’de Gönülçelen olarak da bilinir. Daha sonraki basımında ise adı orjinaline daha yakın olan Çavdar Tarlasında Çocuklar olarak adlandırılmıştır. Kitap Jerome David Salinger’ın ilk basılan kitabıdır. Salinger, bu kitabından sonra üzerinde oluşan ilgiden sıkılıp inzivaya çekilmiştir.

Kitapta ağırlıklı olarak argo kullanılmıştır. Bu yüzden Amerika’da dönem dönem yasaklansa da diğer ülkelerde okunmaya devam edilmiştir. Kitapta olaylar kitabın baş karakteri olan Holden Caulfield tarafından anlatılmaktadır ve Holden Caulfield’ın üç gün boyunca yaşadıkları anlatılmaktadır.

Çavdar Tarlasında Çocuklar The New York Times Best Seller listesinde haftalarca kalmıştır.

Çavdar Tarlasında Çocuklar Kitap Özeti
Holden gitmekte olduğu yatılı okuldan noelden birkaç gün önce atılır. Okuldan derslerinin kötü olması yüzünden atılmıştır. Atıldıktan sonra ailesinin yanına gitmek yerine okulda eskiden tarih öğretmenliği yapan Mr. Spencer’ın yanına gider. Ama Mr. Spencer’ın yanında da rahat edemez ve yurda gider. Yurda gittikten sonra yurtta bulunan tüm arkadaşları ile küfürlü bir şekilde tartışıp oradan da uzaklaşır.
New York sokaklarında alkollü bir şekilde gezmeye devam eden Holden etrafındaki kimseyi, sevmediğini söyler. O geceyi geçirmek için bir otel ve kadın satıcısı bulur. O gece de işleri yolunda gitmemeye devam eder. Sabah olduğunda eski sevgilisi olan Sally Hayes ile tekrar görüşmeye başlar. Ama Sally ile de işler yolunda gitmez ve bir çok küfürle ondanda uzaklaşır. Bu olaydan sonra kız kardeşi olan Phoebe’yi görmeye gider. O anda ailesi evde yoktur. Kızkardeşi ona elindeki paraları verir ve Holden evinden tekrar ayrılır.

Holden okulundan tanıdığı hoca olan Mr. Antolini ziyaret eder. Ondan bir çok öğüt alan Holden hocasının evinde uyuya kalır. Uyandığında ise hocasının onun yüzünü okşadığını far keder. Bu olaydan dolayı hocasının eşcinsel olmasından şüphelenen Holden o gece oradan da kaçar ve bir tren istasyonuna gider. Orada uyumaya devam eder. Sabah uyandığında başka bir hayat kurmadan önce kardeşinden aldığı parayı geri vermek ister. Phoebe’nin okuluna gider ve derste olan kızkardeşi için onu müzede beklediğini söyleyen bir not bırakır. Phoebe ise abisinin kaçma isteği doğrultusunda onunla beraber gitmeyi planlamaktadır. Ama Holden bunu kabul etmeyerek kız kardeşi ile güzel bir gün geçirir. Ardından kaçmaktan vazgeçer.
Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabı Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Salinger' ın ilk ve tek romanı bu kitap. Gerçi ben Franny ve Zooey kitabının da roman olarak değerlendirilmesi taraftarıyım. Ya da her iki kitaba da novella(uzun öykü) diyebiliriz. Üslübüna hayranım öyle ki daha ilk birkaç cümlede ''budur be'' dedirtmişti bana.

Dilimize Can Yayınları tarafından Gönülçelen ismiyle çevrilen kitabın yayıneviyle birlikte çevirmeni ve adı da değişti. YKY' den çıkan baskıda kitabın adı Çavdar Tarlasında Çocuklar oldu. İki ismi de çok severim.

Yatılı okuldan atılan -muhtemelen zengin- bir veledin eve dönüş hikayesi bu. Hikayede çok bir numara yok zaten, ama üslup bambaşka. Bir ergenin -ki rocker ergen kızlar(17-20 arası) hep favorim olmuştur- hayatı, insanları yorumlayışını okuyorsunuz.

Tabii sanmayın ki ergen diyerek karakteri aşağılıyorum. Aksine Holden fazlasıyla övgüye değer bir karakter. Bu adamı ergen bunalımı bunlar ya diye yorumlayan ebeveynler gördükçe o ergenlerin nasıl olup da birer seri katile dönüşmediklerine gerçekten şaşıyorum. Bir ailenin çocuğunu anlayamadığı dönem normal bir dönemdir ama anlamadığı halde anladığını sandığı dönem, işte tehlikeli olan odur. Holden' ın söyleyecek bir şeyleri var, ve söyleyecek şeyi olduğunu iddia eden, bu yüzden dinlenilmeyi bekleyen onca 'olgun' insandan çok daha ciddi şeyler söylüyor Holden. Ve bunu Salinger' ın benzersiz sıradışı üslubuyla yapıyor/yaşıyor.

Salinger, kitabı 2. Dünya Savaşı sırasında yazıyor. Yakın zaman önce vizyona giren Rebel in the Rye(Çavdar Tarlasındaki Asi) filminden ögrendiğimize göre yazarın arkadaşı ve daha önce öykülerini yayımlayan editörü White Burnett, Salinger' ın kısa öykülerinden birinin kahramanı olan Holden' ın bir romanı hak ettiği konusunda Salinger' a fazlasıyla ısrar ediyor. O ısrar ve cesaret verici sözlerin kitabın yaratımında ciddi bir katkısı var filme göre.

Kitap çok beğeniliyor, birçok genci etkisi altına alıyor hatta kitaptaki karakterin aslında kendisini anlattığını(!) iddia edenler çıkıyor ortaya. Tabii çeviri de muhtemelen kayboluyor olsa da fazlasıyla argo dili sebebiyle sansüre ve yasaklara maruz kalıyor.

Salinger benim dürüst yazarlar kategorime dahil bir adam. Vıcık vıcık, içi boş sevgi cümlelerine, edebi bir kriter sanılan anlamsız benzetmelere zerre yer yok Salinger' da; sorgulama var, çırılçıplak bir gerçeklik var... haliyle mecburen de sert oluyor böyle olunca. Sert bir yazar Salinger ve sert bir kitap bu kitap ama aynı zamanda da komik. Hani neden bu kadar önemli bu kitap diye düşündüğümde bu üç unsuru veriyorum kendime cevap olarak; çok gerçek, çok sert ama aynı zamanda komik.

Popüler kültürde de yer buluyor kendisine. Mel Gibson' ın başrolde yer aldığı Conspiracy Theory (Komplo Teorisi) filminde karakter gördüğü her kitapçıdan bu kitabı alıyor. Rivayet odur ki John Lennon' u öldüren Mark David Chapman' ın cebinden de bu kitap çıkmış. Yine Teoman' ın Gönülçelen isimli şarkısı da kitaptan bir esinlenme.

John Lennon' u öldüren Mark David Chapman' ın cebinden bu kitabın çıktığı rivayet olunur. Şu ana adını hatırlayamadığım bir Mel Gibson filminde de geçer bu kitap. Eğer ''tüh sana o diziyi mi izliyorsun'' demeyecekseniz, Güneşi Beklerken isimli dizinin de bir sahnesinde elemanın bir bu kitabı okuyordu.
8 beğen · 0 yorum

Bedrozan

@bedrozan

Bir günde okuyup bitirdiğim, bitirdikten sonra da acaba gereken önemi veremedim mi dediğim kitap. Bir defa benim için mükemmel bir baş karakter ortaya çıkarmış kitaptır.O Holden Caulfield bizim koğuşta olsa acayip anlaşırdım herhalde,, ne kadar at kafası gibi davransa da iyi anlaşırdık gibi iyi bir yatılı okul ve koğuş arkadaşı.

Bir de bu kitabın şöyle bir etkisi oldu bende.Kitaptan önce, söylenen selamı muhattabına iletmeyen tiplerden biriyken, Holden'ın odasındaki yakışıklı, sporcu çocuğa bu konuda deliler gibi kaydırması sonucu dedim ki ne berbat bir özelliğe sahipmişim, ne kadar kötü bir şeymiş bu selam iletmemek, keşke biri daha önceden uyarsaydı beni bu konuda dedim ve selamları iletmeye dikkat etmeye başladım ki eminim hiç umrumda olmayacak bir kaç kişiye ilettim bile selamları.

Sonra bu kitabı okurken aklıma sürekli Emrah Serbes'in Erken Kaybedenler'i geldi durdu. Abisiyle barda içen çocuk, apartman otomatiğine trip atan çocuk, mahalledeki iki kıza sırayla yazan çocuk falan hepsi holden'dan ayrılmış parçalar gibi.

Kitabın aforizmaları çok iyi yani sonuç olarak okula gitmeyen bir çocuktan okulun ne kadar boktan olduğunu ve insansı bakımdan bir araya gelmiş o kadar insanın yarattığı kocaman ikiyüzlülük ortamını anlatıyor. Yoksa okul ve eğitim sisteminin çürüklüğünden, radikal eğitimden falan bahsedip ufuklar açmıyor.Kitaba böyle bakan varsa harbi aydınlanmak için bahane arıyordur yani. Demek istediğim bu sadece bir çocuğu anlatan bir roman, mükemmel bir modern okul eleştirisi falan değil. Sadece insanların sahtekarlığını çok güzel anlatan bir çocuğun kitabı.

Bir de amerikan bebelerine böyle kitaplar önerilmesi ne iyi dedim. Yani milleti bilmem de bana kimse (üniversiteyi dahil etmezsek) 12 yıllık eğitimim boyunca al şu kitabı oku evladım demedi öğretmenlerimden falan. Güzel iş yani okulda bunu okumalarının öğüt verilmesi. Zaten ortaokuldan sonra kimse de bunu oku demedi ki bok varmış gibi hep araştırmacı adamların kitaplarına yönelttiler meslek için lazım diye. Hayır ne var yani, ben böyle romanlar okumak istiyorum, duygu tanımak istiyorum da diyemedik, şimdi de yine boş boş konuşuyorlar.

"Bu ne ya boş boş şeyler anlatıyor, getirin bana sivil örümceğin ağında ya da ortadoğu üzerine oynanan gizli oyunlar kitabımı geri, ben böyle boş şeylerle vakit geçiremem" diyen tiplemelerden değilseniz okumaktan her şekilde keyif duyacağınız bir kitap. Her şeyi de ciddiye almamak lazım yani.
5 beğen · 0 yorum

Canan Yalçın

@cananyalcin

arayış!
Çavdar Tarlasında Çoçukalar kitabında henüz 17 yaşında olan Holden Caulfield'in okuldan atılmasıyla başlayan 3 günlük bir sürede Holden'ın yaşadıklarını yine Holden'nın kendi anlatımıyla aktarılıyor. Holden gittiği son okulda da ingilizce dışındaki diğer tüm derslerden kalınca okuldan atılır. Fakat Holden'ın bu derslerden kalma sebebi zeka yetersizliği ile kesinlikle ilgili değildir. Holden çevresindeki insanların hocalarının, okul müdürünün, oda arkadaşının, kız arkadaşlarının, cafe de, sokakta rastladığı tüm diğer insanların sahteliklerine, kendilerini olduklarından daha iyi, daha zeki, daha ahlaklı göstermeye çalışan ikiyüzlü tavırlarına, oportünist kişiliklerine katlanamayan ve saflık, dürüslük, kendin olabilme arayışlarında olan biridir. Kendi dünyasında yaşadığı bu tahümmülzlükten dolayı derslere uyum sağlıyamıyor ve gittiği her okuldan da atılıyor.
Holden'in kişiliğinde ve dünyasında rastlanılan bu tahülsüzlüğü zaman zaman bizlerde yaşamışızdır. Çünkü Holden'in çevresindeki tüm o insanlar yazık ki bizim çevremizde de mevcuttur. Yapmacık ilişkiler içerisindeyiz hepimiz ve bu bazen katlanılmaz anlıyor. Holden'in bir hocası ona hayatın bir oyun olduğunu ve kurallarına göre oynanmasa kaybedileceğinden bahsediyor ve son olarak yaşamak için bu oyuna katılmak gerektiğini vurguluyor. Söyledikleri doğru olabilir fakat Holden gibi saflığı, dürüstlüğü arayanlar bu oyunu mevcut haliyle oynayamazlar. Size daha önce herşeyi elinden alınan ve hiçliğe mahkum edilen Dr.B nin hikayesini anlatmıştım. Dr.B dünya da satranç şampiyonu olan rakibini çok basit bir şekilde yenecekken bunu yapmıyor ve rakibi Czentovic'in galibiyetini kabul ediyor. bunun ardından kendini beğenmiş, son derece cahil ve kaba olan Czentovic'in oyun sonunda söylediği sözler kesinlikle iç acıtıcı. " Yazık, hamle o kadar da kötü düşünülmemişti, Aslında amatör olduğu düşünülürse olağanüstü yetenekli bu bey." Evet bu cehaletin, sahtekarlığın karşında Dr. B pes etmişti hemde çok rahat kazanacakken ve daha önce de kazanmışken.
Fakat biz şunu söylüyoruz bizim iyiyi güzelliği içtenliği saflığı ve dürüstüğü arayışımız devam edecek Holden'nin kararlığında.
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba puan vermedi
6 beğen · 2 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
,
15.11.16 beğen cevap
Ferat AKINCI (@feratakinci)
iki kere okudum hiçbirşey anlatmıyor çok şey hissettiriyor.
25.11.16 beğen cevap

aslı seloğlu

@asliseloglu

Benim için bir kitabı iyi yapan iki şey var; biri kitaptaki karakterlerle bütünleşme derecemin yüksekliği, ikincisi ise kitaptan edindiğim bir bilgi var mı ya da kitap hiç düşünmediğim şeyleri düşünmeye sevk etti mi sorularının cevabının evet olması. Yani ya eski bir deneyimi hatırlatmalı ya da yeni bir kapı açmalı. Açıkçası bu kitapta bu ikisini de pek bulamadım. Belki de daha önce bu tarz sorgulayıcı tip kitapları okumuş olduğum için konu beni pek vurmadı.
Ve şimdiye kadar okuduklarımla bir yargıya varacak olursam, genel olarak hayata yönelik sorgulamalar açısından doğu felsefesini batıya göre daha başarılı buluyorum. Öyle her şeye küfür edip, münzevimsi olduğunu iddia eden ama o olgunluğa asla erişemeyen bir kafayla, meselenin özü kaçıyor benim şahsi fikrimce.

Geçen sene okuduğum Otomatik Portakal'ınkine benzer bir anlatım dili var. İçerik olarak da Otomatik Portakal'ın biraz daha derli toplu hali diyebilirim,- tabi kitabı hatırladığım kadarıyla bunu söylüyorum.- Çok fazlaca "felaket" kelimesi kullanılmış. Üstelik sıfat olarak. Bu hep garibime gitmiştir; özellikle de çok güzel bir şeyi anlatmak için "felaket güzel" gibi tabirler kullanmak..

Zannederim ki herkesin aklından geçen türde eleştiriler var kitapta. Yalnız bunu derli toplu anlatmamış yazar. Hatta kitapta da Holden'ın "bir ordan bir burdan" konuştuğu belirtilmiş. Ama zamanında adından çok söz ettirmiş bir eser. Hatta devam kitabı da istenmiş, fakat yazar yazmak istememiş. Ben de okurken devamı olsun istedim, ama çok beğendiğim için değil. Bu; herkesin lise döneminde yaşayabileceği iç sıkıntılarının, üniversite kafasıyla nasıl aşılabileceğinin yazılmasını istediğimden. Kitapta da buna bir gönderme var; yaşla ve eğitimle beraber zihnin derinliğinin keşfedilmesi hadisesi. En çok orayı beğendim zaten. O zaman burayı tamamlayan bir alıntıyla bitirelim. Holden'ın öğretmeni diyor ki: "Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir. Olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir."
15 beğen · 0 yorum

zerre-i miskal

@zerreimiskal

Büyükler 'Holden' olmalı...
Neden büyür ki insan? Neden olur ‘yetişkin’? Büyümek, her an biraz daha sahte yaşama geçmek değil de nedir? Bir ‘tutunamamış’ çocuktur kahramanımız Holden. Ailedeki sevginin eksikliği, edebiyata ilgi, yüreklilik, ölüm korkusu derken bazen umarsız bazen isyancı birey olunca toplum dışına ‘öteleniyor’. Eserde özelikle masumiyet, çocukların masumiyeti, yetişkin dünyasının yapmacıklığı ve bundan duyulan hoşnutsuzluk, bu dünyanın içine girmeme isteğini görüyoruz.

Kitaba asıl olarak ‘yetişkin’ gözüyle bakabiliriz. Kapitalist modernitede ortalama bireyin var olma- ayakta kalma çabası, yaşadığı ruhsal çarpışmalar konusunda insanlara aracılık ediyor. Çünkü bu sisteme göre ahlak, siyaset, din, eğitim ve aile değerlerindeki yıkım sonucu, bireyler arası güvensizlik oluşur. Bu sefer insanlar baskılara karşı kendi ilişkilerini kurarlar. Örneğin yardım kurumları aracılığıyla vicdanı rahatlama sağlarlar. Ya da yetişkin dünyasının oyununu kurallarına göre oynayıp, kapitalist sistemin getirdiği, sorgulamayan ve sadece ona verilenle yetinen ‘tüketici insan olma’ rolünü seçerler. Bunlar birer oyundur. Tavır ve davranışlar; seçilen roller üzerinedir. Oyunu kurala göre oynayıp Holden’e de rol biçen ve yaşamını düzenleyen orta sınıf ailesi çocuğunu tam da bu anlattığım düzen üzerinden ‘yabancılaştırır’.

Neyse ki o ‘insanlık erdemine’ yabancılaşmaz. Sadece derdi ‘samimiyetsiz dünyaya uymamaktır’. Mazlum ve güçsüzün yanında olan Holden tehlikeli bir uçurumun başındaki bir çavdar tarlasında dikkatsizce koşup oynayan çocukları aşağı düşerken yakalayandır. Bir tek kız kardeşi ile gerçek sevgisi vardır. Onu da daima korur. Bu nedenle iyi olma çabasını sürdürür. Hep ‘gerçeği’ arar. Din kavramına da şartlar değil; ‘insan’ üzerinden bakar.
Kitabın dili akıcı, Holden kabaca anlatırken düşüncelerini bastırılmış toplum üyelerinin sesi olur.
Tüm yetişkinlerin Holden olabilme çabası dileğimle.
Tavsiyemdir.
11 beğen · 0 yorum

Çavdar Tarlasında Çocuklar - S41

(...) Bin türlü numara çektim, ama onu başımdan atamadım. O felaket tekdüze sesiyle, geçen yaz sözde becerdiği bir yavruyu anlattı durdu. Bana bunu belki yüz kez anlatmıştı. Ama her anlatışında başka şeyler oluyordu. Bir dakika önce kıza kuzeninin Buick'inde sahip oluyordu, bir dakika sonra bakıyorsunuz bir iskelenin üstüne uzanmış yatıyorlardı. Tümüyle palavraydı, tabii. Hayatta tanıdığım tek bakir herif oydu herhalde. Birinin ona karşı bir şey hissedebileceğini bile düşünemiyorum. Neyse, artık sonunda ona açık açık, Stradlater için bir kompozisyon yazmak zorunda olduğumu, kafamı toparlamam için defolup gitmesini söyledim. Gitmesine gitti, ama yine her zamanki gibi ağırdan aldı. O gittikten sonra, pijamamı ve sabahlığımı giydim, kafama da o şapkayı geçirdim ve kompozisyonu yazmaya giriştim.
[email protected] tarafından eklenmiştir.

Tokmakan ♌️

@tokmakan

Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın? Özellikle de hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa.
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
23 beğen · 0 yorum

Tokmakan ♌️

@tokmakan

Bence, birisi bir şey hakkında en azından ilginç bir şey söylüyor ve bunu heyecanla yapıyorsa, bırakacaksınız anlatsın. Bu güzel bir şey.
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
18 beğen · 0 yorum

Merve 🗡

@mtrv

Eskiden onu pek akıllı sanırdım, o aptallığımla tabii. Öyle sanmamın nedeni; tiyatro, edebiyat ve bütün bu zırvalıklar üzerine çok şey bilmesiydi. Birisi bu konularda pek çok şey biliyorsa, onun aptal olup olmadığını anlayabilmeniz epey zaman alıyor.
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
17 beğen · 1 yorum
oğuzer küçük (@ouzadana)
neler sanmadık ki insanları o aptallık dönemlerinde.
07.11.17 beğen cevap

Merve 🗡

@mtrv

Bence, birisi bir şey hakkında en azından ilginç bir şey söylüyor ve bunu heyecanla yapıyorsa, bırakacaksınız anlatsın. Bu güzel bir şey.
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
15 beğen · 0 yorum

Baran Yusuf

@baranyusuf

''Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
15 beğen · 0 yorum
1176
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
163
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
211
KİTAP
Asla Unutmak İstemediğimiz Kitaplar
Asla unutmak istemediğimiz, aklımızın bir köşesinde hep dursun dediğimiz en etkileyici kitapları bu listede paylaşıyoruz....

tayfur

@tayfurcoskun

‪"Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ÖLMEK istemesidir, ‬
olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde YAŞAMAK istemesidir."
Wilhelm Stekel

J.D.Salinger kitabından (Çavdar Tarlasında Çocuklar)
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
14 beğeni · 4 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Sence İnsan olgunlaşabilir mi?
01.09.18 beğen cevap
Mücahideler (@mucahideler0)
👍✔👏👏👏
01.09.18 beğen cevap

Karanlık Sokaklar

@karanliksokaklar

Çavdar Tarlasında Çocuklar, J. D. Salinger
Çavdar Tarlasında Çocuklar, J. D. Salinger
"Yaralı olduğumu hiç kimse bilmesin istiyordum.."
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 1 yorum

ebrar mandacı

@ebrarmandaci

02.07.2018 itibariyle ?
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
18 beğeni · 1 yorum
Soner (@soner11)
Çocukların ergenliğe geçiş dönemini çok iyi kaleme almış yazar hayatında yazdığı tek roman sanırsam. Bir de 17. bölümde bunu çok iyi öykülüyor. Benim hoşuma gitmişti iyi seçim.
02.07.18 beğen 1 cevap

Karanlık Sokaklar

@karanliksokaklar

J.D.Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar
J.D.Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar
"Sorun da buydu işte. Asla güzel ve huzurlu bir yer bulamıyordunuz, çünkü böyle bir yer yoktu.."
Çavdar Tarlasında Çocuklar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
13 beğeni · 3 yorum