ara

Araba Sevdası

Araba Sevdası Konusu ve Özeti

Araba Sevdası
Yayınevi: Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
ISBN: 9789756186558
Sayfa: 214 sayfa
Basım Tarihi: 1970
Okullara tavsiye edilen bu eser her kesimden herkesin okuması gereken bir romandır. Bu kitap bizim bir klâsiğimiz olduğu kadar, Osmanlı toplumunun son dönemini aydınlatan sosyolojik bir çalışmadır da. Özenle yapılan bu sadeleştirmeyi okurken hem edebî bir zevk alacak, hem de tarihî bilgiler edineceksiniz.
Araba Sevdası kitabı Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Tufan ALTINTAŞ

@tufanov

Yazarın yazdığı ilk ve son roman. Ayrıca İlk Türk gerçekçilik romanı denemesi... Ve bence ilk olmasına rağmen gayet başarılı. Bir takım eksiklikler ve gereksiz uzatılmış bölümler olmasa gayet eğlenceli bir roman. Ama dediğim gibi ilk olması bazı durumları gözmezden gelmemiz için yeterli.
Osmanlının son dönemlerinin yaşandığı ve batıcılık kavramının ne denli yanlış ve yersiz algılandığının açık kanıtlarını taşıyan kitap Fransız seviciliği ve "Avrupalı gibi olmak" akımını da irdelemektedir. Bu yönüylede ilklerdendir.

Gelelim kitaba...

Bihruz bey babası vezir olan zengin bir miras yedidir. Bu zenginlik vefatıyla, tüm mal varlığını oğluna bırakan babasının eseridir. Babanın sağlığında aile sürekli iller gezmekte ve Bihruz beyin eğitimi aksamaktadır. Babanın son tayini çıktığında annesi Bananın yanında gitmek istemeyip oğluyla İstanbul'da kalmış ve genç Bihruz beyin yarım yamalak eğitimi böylece tamamlanmıştır.
Babasının ölümü Bihruz beyde pek derin bir etkiye neden olmamakla birlikte aklı kıt mirasyedi birdenbire ne yapacağını bilemediği yüklü bir servetle ortada kalakalınca aklına gelen ilk şeyi yapmış paranın altından girip üstünden çıkmıştır. Kosa sürede babasının yıllarına mal olan varlığını tarumar etmeyi başarmıştır.
Bihruz beyde nerden geldiği bilinmeyen bir takım istibdatlar bulunmaktadır. Bunlardan birisi Fransızca öğrenmek ve öğrenmek ve öğrenmek... Diğeri ise her türlü at arabası. Özellikle Lando ismi verilen pahalı ve gösterişi olan arabalar...
İşte mirasyedimiz baba parasını un ufak edip borca bulandığı o dönemde, bir dostuyla kendi arabasında hergün biteviye tekrarladığı "kenti şöyle bir turlamak" isimli alışkanlığı gereği kısa seyahatini tamamlıyor ve yol üzerinde açılışı yeni yapılacak olan bir kent bahçesine de şöyle bir uğramayı düşünüyordu. Tam o esnada yanlarından Lando bir araba geçti. Bihruz bey arabanın içinde iki kadın olduğunu seçebildi. Ve arkadaşını arabadan savarak kadınların peşine düştü. Kent bahçesine giren kadınlar kendilerince havuz kenarında zaman geçirmeye ve Bihruz bey tarafından dinlenip izlendiklerini bilmeden kendi aralarında konuşmaya başladılar. Kadınlardan güzel olan periveş hanımın söylediği bir kelime Bihruz beyi derhal etkiledi. Ve kadına sarı bir gül hediye etme cesaretinde bulundu. Kadınlar olayın dalgasında olmaları bir yana bu çiçeği kabul ettiler ve oradan uzaklaştılar. Bundan cesaret alan Bihruz bey onların arkasından gitmeye ve Periveş hanımın "haftaya yine gelelim" sözünü sevgiliye verilen bir randevu gibi algılayarak sevinçten çılgına dönme seviyesine gelmiştir. Ertesi hafta tekrar gelen Bihruz bey bir hafta boyu genç kıza acıklı bir şiir karalamış, içli ve insanı sürükleyen bir mektup yazmıştır.
Nihayet sözü edilen gün iki kadın gelir ve arabayla o yakınlarda dolaşmaya başlarlar. Bu araba adi bir at arabası olmakla birlikte Bihruz bey duruma pek aldırış etmez. Bir şekilde mektubu kadınlara verir ve kadınlar uzaklaşırlar. Bu olaydan sonra periveş hanım ortadan kaybolur. Bihruz bey iki ay onu arar, bulamaz. Bu sırada kızı tanıyan Bihruz beyin devlet dairesimde beraber çalıştığı bit genç Bihruz beye kızın öldüğünü söyler ve Bihruz bey için o andan sonra matem dönemi başlar. İşin açıkçası kız hafifmeşrep karakterde hoppa ve züppe birisi ve ilk gün yanında beraber geldiği kadın ise kötü bilinen bir kadındır. Tesadüfen Lando araba kiralayarak Bihruz bey üzerinde zengin, kültürlü, batı terbiyesi görmüş bir aile etkisi yapmışlardır. Delikanlının aşk acısı çekme nedeni budur. Öte yandan Periveş hanımın öldüğünü söyleyen arkadaş ise çocukluktan yalan söyleme alışkanlığı olan ve nadiren doğru konuşan bir tiptir. Yani Periverin ölme haberi gerçek değildir.
Ancak matem gerçektir. Bihruz beyin duyguları gerçektir. Bu itibarla Genç mirasyedi yataklara düşer ölüm kalım savaşı verir. Kendini çok zor toparlar, vicdanını geç rahatlatır...

Bir gün annesiyle Ramazan ayı münasebetiyle yazlığa taşınma kararı alır. Oralarda yalnız yürüyüşlere çıkma ve Periveş hanımın üzerinde bıraktığı boşluğun acısını kendi başına çekme hevesleri taşımaktadır. Bu yürüyüşlerin birinde Periveşle karşılaşır. Gözlerine inanamaz. Delirmiş insan haraketlerine bürünür. Kızın yaşıyor olmasına bir türlü inanamaz.
Konuşma arasında kıza Lando arabanın nerede olduğunu sorar ve acı gerçeği yani arabanın kira arabası olduğunu kızın ve yanındaki soytarı kadının ortalık kadını olduğunu yüzü çarpılmış, kulakları uğuldar bir halde duyar... Ne yapacağını şaşısır. Tam o anda yanlarından bir Lando araba geçmektedir. Şöyle seslenir " pardon". Ve lando arabaya doğru koşmaya başlar...


Vesselam...
Araba Sevdası
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum

Gül Ayan

@gulayan

20 Kasım 2010 tarihinde, Araba Sevdası, romanını devrettim. Recâizâde Mahmud Ekrem, bu romanı 1889 yılında yazmış ve ilk realist Türk romanı kabul edilmektedir. Geçenlerde bir arkadaşım bu romanı okuduğundan söz etti.Kitabı merak ettim elbette ve edindiğim bilgilerden etkilendim. İlk Türk realist romanı... Bir edebiyatsever olarak bu romanı okumamış olmam, hatta ismini bile duymamış olmaktan utandım. Okumaya başlamış olduğum romanı erteledim ve ARABA SEVDASI'nı okumaya başladım.

Edebiyat tarihimizin dönüm noktası olarak kabul edilen Araba Sevdası romanı, Osmanlı'nın yeni yeni batıya açılma çabalarıyla, İstanbul'un aristokrat çevrelerinin nasıl bir anda Fransızca meraklısı olduğu, komik ve alaycı bir dille konu ediliyor. Yazarımızın üslubunu beğendim... Bana çok samimi geldi. Recâizâde Mahmud Ekrem, sanki benim çok eski bir tanıdığımmış, bir araya gelmişiz ve bana bir arkadaşının hikâyesini anlatıyormuş hissine kapıldım okurken.

1889 yılında yazılan eser, bugün için de gerçekliliğini kaybetmemiş galiba...
1989 yılında Türkiye'de yaşamaya başladığım ilk günlerde, yaşadığım küçük bir olayı hatırladım romanı okurken. Birisine yol vermiştim galiba, karşılığında "mersi" sözünü duymuştum ve ağızım açık kalmıştı... O kadar uyduruk ve komik gelmişti ki bu söz, hiç yakıştıramamıştım, bizim çok güzel " Teşekkür ederim" varken, neden " mersi" olarak teşekkür ettiler bana! Garibime gitmişti ve çok yadırgamıştım.

Romanın kahramanı "cici" Bihruz Bey, Türk dilini çok kaba bulduğu için " başını gözünü yararak Fransızca konuşmak " merak sardığı üç şeyden birisi. Bihruz Bey yarım yamalak bilgisiyle, Fransız yazarların edebi kitaplarını okuyarak, tam anlamadan, onlara mest olmasını, Yazarımız çok güzel ve ironik anlatabilmiş.

Bu trajikomik hikaye, yabancı kültürlere özentiyi eleştirirken, birtaraftan aşk konusunu da işliyor. Bihruz Bey, ilk görüşte âşık olduğu Periveş Hanım'a değil, hayalinde yarattığı kadına âşık oluyor. Keşfi Beyin yalanlarına inanarak, kendini bir hayali dünyanın içinde buluyor. Aşk acısı çeken genç, Manon Lesko romanını okuyarak, kendini ve âşığını âdeta bu romanın kahramanlarıyla özdeşleştiriyor. Aşkı öldüren ne? sorusu bu romanda gizli ; hayal - gerçek, birbiriyle örtüşmezse, aşk ölmeye mahkum. Oysa âşık olduğumuz kişi, hayal ettiğimiz gibi gerçekte varsa, aşk bir ömür boyu sürebilir.

Yüz yirmi yaşı münasebetiyle, 2009 yılında, Selim İleri, Araba Sevdası romanını konu eden güzel bir yazı kaleme almış, yazıyı paylaşıyorum, bu ilk realist romanımızla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için; http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=894310

Araba Sevdası romanını okumama vesile olan arkadaşıma, bir kez daha, buradan teşekkür ediyorum.
Araba Sevdası
kitaba 6 verdi
2 beğen · 0 yorum

Semih Oktay

@semihoktay

Kadıköyü ve Fener Bahçesi
ARABA SEVDASI

Roman; Yazarı: Recaizade Mahmut Ekrem (7) (Salı,9 Kasım 2010)

7 Kasım 2010 Pazar günü devrettim 'Araba Sevdası'nı.Değişik,güzel bir romandı; hoşuma gitti,hatta sevdim konusunu,lisanını,üslubunu...Galiba en çok üslubunu sevdim.Kitaptan öğrendiğim İstanbul'un iki semtinin eski adlarını ise aklımdan çıkaramayacağım ve galiba bundan böyle bu benim için yeni isimlerini kullanacağım: Kadıköy ve Fenerbahçe isimleriyle bildiğimiz semtler Kadıköyü ve Fener Bahçesi olarak anılıyormuş bir zamanlar.Zaman her şeyi değiştirdiği gibi yerleşim bölgelerimizin adlarını da değiştirmiş.

Roman,çok genel anlamda,bir mirasyedinin hayatından bir kesit sunuyor bize.Babası vefat ettikten sonra bol paraya kavuşan Bihruz Bey servetini har vurup harman savurur.Son derece gösterişli bir arabaya sahip olan Bihruz Bey gezilecek ne kadar mesire varsa dolaşmaktadır.(Bir zamanlar,otomobil yerine fayton -veya payton- kullanılırdı ve adına 'araba' derdik.) Bir gün çok güzel bir hanım görür; görür görmez de âşık olur.Gördüğü bu sarışın kadın başka bir arabanın içindedir.Bir vesile ile bu güzel sarışınla tanışır,tanışmakla kalmaz konuşma fırsatı bulur,hatta bir çiçek verir.Bir sonraki karşılaşmalarında ise sarışın hanıma bir mektup verir.Bu mektup için kitaplar karıştırır, Fransızca'dan şiirler tercüme eder...Sarışın hanımın adı Periveş'tir.Bu mektubu verdikten sonra uzunca bir süre göremez Periveş Hanım'ı.İki ay kadar zamanını ve parasını mesire yerlerinde harcadıktan sonra yolda görür sarışınını.Takip eder.Tenha bir sokakta kadının yüzüne bakmadan konuşmaya başlar.Yüksek tabakadan sandığı Periveş Hanım bir hayat kadınıdır aslında. Bunu bilmeyen Bihruz Bey sarışın kadınla konuşmaya başlar...Bundan sonrasını anlatmayayım,epeyce bahsettim çünkü romandan.Asıl güzel olan eserin yazıldığı zamanların dili ve Yazarımızın üslubuydu.Değişik bir roman okumak iyi geldi bana.

Bayrampaşa - İstanbul
Salı,9 Kasım 2010
Araba Sevdası
kitaba 6 verdi
6 beğen · 0 yorum

1234

@ercandurak

1886 yılında yazılmış, 1895 yılında yayınlanmış olan roman alafranga züppe tipiyle alay edenlerdendir. Ahmet Mithat Efendi'nin Felatun Bey ve Rakım Efendi kitabındaki Felatun bey karakteri ile Araba Sevdası'nın Bihruz bey karakteri arasında bir benzerlik hemen göze batmaktadır. Özel hocalar tutularak eğitim almış, şımartılmış bir karakter Bihruz; araba sevdası, süslü kıyafetler giyme ve aşırı derecede Fransızca konuşma merakı ile karşımıza çıkmaktadır. Roman içerisinde karakterin konuşmalarında Fransızca kelime geçmeyen cümle yok gibidir. Alafranga hastalığı, batı hayranlığı maalesef bu karakterlerde bize aktarıldığı gibi bu topraklarda yaşanmış ve halen yaşanılmaktadır.
Berna Moran, Recaizade Mahmut Ekrem'in bu kitapta iç konuşma yöntemi ile birlikte Türkiye'de ilk kez bilinç akımının kullanan yazar olması sebebiyle bu romanın özellikle üzerinde durulması gerektiğini ve birçok eleştirmene göre iç konuşma tekniğinin bir anlatım yöntemi olarak sürekli kullanıldığı ilk roman Edouard Dujardin'in 1887'de basılmış olan Las Lauries Sont Coupes'si kitabı 1887 yılında basılmış olup Araba Sevdası 1886 yazılmıştır ve Recaizade romanı baştan sona iç konuşma tekniği ile yazmasa da bir anlatım yöntemi sayılacak kadar çok kullanmıştır. Bu da Recaizade'nin kullandığı tekniğin taklit olamayacağını açıkça gösterir der.
Bihruz karakterinin iç konuşma bölümlerini yazar gerçekten çok başarı ile sunmuştur. Yazarın başarısını Berna Moran’ın incelemesini okuduktan sonra daha iyi anladım.
Araba Sevdası
kitaba puan vermedi
3 beğen · 0 yorum

Ayşe Yılmaz

@ayseyilmaz

Edebiyatımızdaki yerinin önemini geçiyorum, o dönem Batılılaşma yönündeki abartı ve ayarsızlığı anlatması açısından çok başarılı olmuş. Eski İstanbul zamanlarını anlatan kitapları hep sevmişimdir, o tadı veriyor kitap. Burda da Çamlıca eşrafını anlatır ve Perişev Hanım'dan bahsederken o tadı yakaladım.
Kitapta çok uzun soluklu cümleler vardı, noktalama işaretleri kullanılmış olmasına rağmen tek nefeste okunmayan paragraf şeklinde ama tek cümleye sığdırılan yazılar vardı. Bu ve içinde çokça geçen Fransızca kelimeler yordu beni biraz. Evet Batı özentisi, yarım yamalak Fransızcası ile ortalıkta caka satan bir karakterden bahsedilmiş bu yüzden normal geliyor ama eski Türkçe'ye bile öyle çok hakim değilken ikisinin bir arada yoğun yoğun kullanılması yorucu. - tabiiki yazıldığı günün şartlarında gayet akıcıydı biliyorum -
Ve sonu müthiş bir damdan düşüşle son buldu, yarım kalmışlık hissi inanılmaz. Bir sonuca bağlanmamış, kitabın ortasında olmasını beklediğiniz ya da sonunda olsun da rahatlayalım dediğiniz şey olduğu anda bitirilmiş. Devamı gelecek gibi pat diye bitirilmiş. Kitap boyunca o durumu bekliyorsunuz oysa ki, ben bitince kitabın sayfalarını çevirip baktım resmen bu kadar mıydı diye. O açıdan okuyacaksanız çok sonuç odaklı aman ne olacak diye okumayın. Ben sonunu hevesli bir merakla sürüklenerek okuduğum için yaşadım belki de bu hayal kırıklığını ama dönemin özellikleri ve edebiyatımızdaki yeri açısından muhakkak okumanızı tavsiye ediyorum.
Araba Sevdası
kitaba 5 verdi
3 beğen · 0 yorum

Araba Sevdası - S41

"Affedersiniz, aziz öğretmenim! Pek önemli bir şey düşünüyordum da sizi bekletmek zorunda kaldım. Umarım ki bana gücenmediniz... " dedi ve sıkmak için elini öğretmene uzattı.
Misafir tarafından eklenmiştir.

,'lü.

@neurosphora

Bir amaya 'karınız bir güldür' demişler. O da 'dikenlerinden öyle anlıyorum' cevabını vermiş.
Araba Sevdası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum

kitap pınarım

@kitappinarim

Kendimi bir dereceye kadar sevdirdimse de yüreğinde istediğim yere ulaşamadım.
Araba Sevdası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğen · 0 yorum

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

“Kâğıt sizin kıymetli fikirlerinizi saklamaya lâyık değildir.”
Araba Sevdası
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
2 beğen · 0 yorum

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

“Bir âmâya demişler ki, “Zevceniz [karınız] bir güldür.” O da, “Dikenlerinden öyle anlıyordum” cevabını vermiş.”
Araba Sevdası
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
1 beğen · 2 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
[karınız] neden köşeli parantez içerisinde duruyor @gulsah-sonmez? Normali yok mu bunun?
01.05.18 beğen 1 cevap

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

“İptilânın [düşkünlüğün] her türlüsü, erbabına türlü maskaralıklar ettirir, hususiyle aşk ve sevda insanı hepsinden ziyade maskara eder.”
Araba Sevdası
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
1 beğen · 5 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
[düşkünlüğün] neden köşeli parantez içerisinde duruyor @gulsah-sonmez? Normali yok mu bunun?
01.05.18 beğen 1 cevap
432
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
163
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...

DAVUT SEÇER

@davut38ks

Bağımlılığın her türlüsü sahibine türlü rezillikler ettirir. Özellikle aşk ve sevda, insanı hepsinden fazla maskara eder.
Araba Sevdası
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
9 beğeni · 0 yorum

Zehra

@zehraclk

"İnsan mutlu olunca zaman nasıl çabuk geçiyor!"
Araba Sevdası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
10 beğeni · 2 yorum
Film adam (@serserimsi)
Oruçlu olunca da hiç geçmiyor
01.06.18 beğen 1 cevap

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Bilinç akışı- Düşünce trafiği
“Bilinç akışı karakterin düşünme eylemini olduğu gibi aktarmaya çalışan bir edebi tekniktir. Yapıtlarda iç diyalog şeklinde göze çarpar. Bilinç akışı tekniğini kullanan yazarlara örnek olarak James Joyce, William Faulkner ve Virginia Woolf gösterilebilir.”

Vikipedi’den alıntıladığım yukarıdaki açıklamayı çoğumuz duymuşuzdur.

Araba Sevdası romanı, bilinç akışı yöntemiyle yazılan ilk roman olması açısından dünyada ilktir. (Bu bilgiyi yeni öğrendim)

Bilinç akışı yöntemini kullanabilen yazarları gönülden tebrik ediyorum. Bu yöntemle yazılmış olan romanları okurken yorulduğumu hissediyorum. Düşünce trafiği yoruyor beni. Tabi okurken zevk alan kişiler de muhakkak vardır, ama ben yoruluyorum.
Araba Sevdası
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
4 beğeni · 0 yorum

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Birbirine eşlik eden iki hanımın teşbihi
“Sarışın hanım meselâ bir sarı gül, diğeri ise o güle bend olmuş bir mazı dalı idi. Yahut sarışın hanım çiçek açmış bir nazik fidan, yanındaki ise o fidanın gayr-ı muntazam [düzgün olmayan] bir gölgesi idi. Veyahut sarışın hanım parlak bir güneş, öbürü ise o güneşin yanından ayrılmaz, o güneşi daha şaşaadar [parlak] göstermekle beraber kendisi de hoş görünür bir kara bulut idi.”

Birbirine eşlik eden iki hanımın hallerini ne güzel ifade etmiş Yazar...
Araba Sevdası
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
5 beğeni · 1 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Fransızlaşmak..
01.05.18 beğen 1 cevap

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Başlıyorum...
Başlıyorum...
Recaizade Mahmud Ekrem’in eğlenmek amacıyla yazmış olduğu Araba Sevdası’na başlıyorum.
Araba Sevdası
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
13 beğeni · 4 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Keyifli okumaların olsun Gülşah.ARABA SEVDASI adlı bu kitaptan öğrendiğim İstanbul'un iki semtinin eski adları hâlâ aklımda : Kadıköy ve Fenerbahçe isimleriyle bildiğimiz semtler "Kadıköyü" ve "Fener Bahçesi" olarak anılıyormuş bir zamanlar.Zaman her şeyi değiştiriyor!
01.05.18 beğen 1 cevap
masmavi (@masmavi)
"Eğlenmek amacıyla yazılmış." Bu kitabı anlatabilecek en iyi cümle..
01.05.18 beğen 1 cevap