ara

Beyaz Geceler

Beyaz Geceler Konusu, Özeti ve Türleri

Kitabın yalnız ve hayalperest kahramanı olan genç adam, St. Petersburg'un sokaklarında Nastenka adında bir kızla karşılaşır ve ona aşık olur. Kitapta bu aşkın, genç adamın hayatında ve iç dünyasında meydana getirdiği değişiklikler anlatılmaktadır.
Beyaz Geceler
Çevirmen:
Yayınevi: İletişim Yayınevi
ISBN: 9789750515873
Sayfa: 96 sayfa
Basım Tarihi: 2012
Beyaz Geceler Kitabının Konusu
St. Petersburg'ta yaşayan genç ve yalnız bir adam, bir gün kendisi gibi yalnız olan bir kadınla karşılaşır. Birbirleriyle tüm hayallerini ve iç dünyalarını paylaşan ikili St. Petersburg'un sokaklarında dört beyaz gece geçirirler. Kitabın hayalperest kahramanı olan genç adam, ismi Nastenka olan bu kadına aşık olur, ancak aşkına karşılık alamaz, çünkü Nastenka'nın sevdiği ve beklediği başka bir adam vardır.

Beyaz Geceler Kitabının Özeti
Kitabın baş kahramanı, Petersburg'da hizmetçisiyle birlikte yaşayan ve hiç arkadaşı olmayan, oldukça hayalperest olan ve tüm Petersburg sokaklarının kendisine ait olduğunu düşünen birisidir. İnsanlar onun için çok önemlidir, çünkü insanlar neşeliyse o da neşeli, mutsuzlarsa o da mutsuzdur.

Yaz gelince tüm Petersburg sokakları boşalır. Bu durum kahramanımızı çok yalnızlaştırır. Sürekli Petersburg sokaklarında bir başına gezer. Yine bir gün böyle gezerken şehrin dışına çıktığını fark eder. Geri dönmek yerine yürümeye, kırlara ve dağlara çıkmaya karar verir. Gece yarısı tekrar eve döneceği sıra bir kızın nehrin parmaklıklarına dayanmış ağladığını fark eder. Kıza seslenir ve yanına gider. Kız, sesi duyunca hemen karşı tarafa geçerek kaçmaya başlar, kahramanımız da onu takip eder arkasından. Tam bu sırada kızın peşine bir adamın takıldığını fark eder. Adam kızı kolundan yakalar, kahramanımız ise kızı adamın elinden kurtarır, kızın evine kadar ona eşlik eder. Bu arada kızın adının Nastenka olduğunu öğrenir. Nastenka kahramanımızdan hoşlanmaya başlar tabi kahramanımız da Nastenka’dan. Kahramanımız Nastenka’ya neden ağladığını sorar. Nastenka da anlatamayacağını, kahramanımızı çok tanımadığını ama tanıdığı zaman anlatabileceğini söyler. Fakat kahramanımızın hikayesini dinlemek için ertesi gün buluşmaya karar verirler. Kahramanımız oldukça heyecanlanır, çünkü hayatına ilk kez bir bayanla randevulaşmıştır.

Ertesi gün akşam buluşurlar. Nastenka kahramanımızın hikayesini dinlemeden önce ona, kendisine aşık olmamasını söyler. Aşık olduğu takdirde arkadaş olamayacaklarını belirtir. Kahramanımız bu şartı kabul eder ve hikayesini anlatır. Her şeyi doğruca anlatır. Petersburg’da tek başına yaşadığını, kimsesinin olmadığını, sürekli hayal kurduğunu, hiçbir arkadaşının olmadığını söyler. Nastenka kahramanımızın içinde bulunduğu durumu anlayınca onu asla bırakmayacağını söyler ve kendi hikayesini anlatmaya başlar.

Nastenka’nın hikayesi de kahramanımızınkinden pek farklı değildir. Annesi ve babası küçük yaşta vefat etmiştir. Kör bir ninesi vardır ve onunla beraber yaşamaktadır. Eskiden yaptığı bir yaramazlık yüzünden ninesi onu kendi elbisesine iğneleyerek yanından ayrılmasını engellemektedir. Bu yüzden Nastenka yalnızlığa mahkum olmuştur. Tüm gününü ninesine kitap okuyarak ya da örgü örerek geçirmektedir. Nastenka ve ninesi tavan arası olan bir evde oturmaktadır. Tavan arasını başkalarına kiraya verirler çünkü tek gelir kaynakları odur. Bir gün tavan arasını taşralı bir adam kiralar. Nastenka bu adama aşık olur. Adam Moskova’ya gideceğini söyleyince Nastenka onu da götürmesi için adama yalvarır. Adam ise maddi durumunun kötü olduğunu ve onu götüremeyeceğini söyler. Fakat bir sene sonra döneceğini, dilerse o zaman onunla evlenebileceğini belirtir. Adam Petersburg’a tekrar döner ve üç gün olmasına rağmen Nastenka’yı hiç aramaz. Nastenka nehrin parmaklıklarında o gece bundan dolayı ağlamaktadır. Kahramanımız kızın durumuna çok üzülür ve adama bir mektup yazmasını önerir. Mektubu ona ileteceğini söyler. Nastenka mektubu yazdıktan sonra kahramanımıza verir. Kahramanımız da söylediği adrese mektubu bırakır fakat iki gün boyunca cevap gelmez. Bu sırada kahramanımız Nastenka’ya aşık olur. Mektuba cevap gelmemesi Nastenka’yı çok üzer. Nastenka’nın üzülmesine dayanamayan kahramanımız ona aşık olduğunu söyler. Nastenka bu itirafa çok şaşırır. O an kiracının kendisine değer vermediğini ve kendisini hak etmediğini düşünür. Neden kendisini seven ve değer veren biriyle olmasın diyerek o da kahramanımızı sevdiğini söyler.

Petersburg sokaklarında bütün gece evlilik hayalleri kurarak heyecan içinde gezerler. Kahramanımız Nastenka’yı eve bırakacağı sırada karşılarından bir adam gelir ve bu O'dur. Nastenka koşarak adama sarılır, öper ve el ele tutuşarak giderler. Nastenka, kahramanımıza bir mektup yazar. Bir hafta içinde evleneceğini ve onunla arkadaş kalmak istediğini söyler. Kahramanımız mektubu ağlayarak okusa da Nastenka’ya hiç kızmaz çünkü çok güzel bir dört gün geçirmişlerdir.
Beyaz Geceler kitabı Filmi de Çekilen Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Beyaz Geceler - s41

Aklında yaşadığı türlü türlü serüvenlere,kurduğu uçsuz bucaksız coşkulu hayallere bakın. Onun neyi hayal ettiğini sorabilirsiniz. Bu da sorulacak şey mi? Her şeyi hayal eder.
Burcu S. tarafından eklenmiştir.
314
KİTAP
Filmi de Çekilen Kitaplar
Edebiyat dünyasından sinema dünyasına taşınan unutulmaz eserler bu listede! Film uyarlamaları mevcut olan tüm kitapları bu li...
378
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
147
KİTAP
Kapak önemli! En güzel kapaklı kitaplar
İçeriğin öneminin farkındayız. Fakat bu listede sadece güzel kapaklı kitaplar olsun istedik. Sen de kapağını en beğendiğin ki...
427
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
545
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...

Psykhe

@psykhe

“Beyaz Geceler” ve “Başkasının Karısı”
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, 11 Kasım 1821 de Moskova’da doğmuştur. Altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olan Dostoyevski, alkol bağımlısı bir baba ve hasta bir anne ile büyük bir disiplin içerisinde büyümüştür. Annesi tüberküloz hastalığından ölünce sert disiplini ile tanınan Petersburg Mühendis Okulu’na gönderilen Dostoyevski, 1839 da babasının ölüm haberini almıştır. Bu ölüm Dostoyevski’yi fazlasıyla etkilemiş ve depresyona girmesine neden olmuştur; çünkü içten içe babasının ölümünü arzulamıştır. Asteğmen olarak görevlendirilmesine rağmen askerlikten nefret ettiği için 1 yıl sonra istifa ederek yazarlığa başlamıştır.

Dostoyevski ilk kitabı “İnsancıklar” ı 1846 da yayımlamıştır. Kitabın halk tarafından beğenilmesine rağmen sonrasında yazdığı “Öteki”, “Ev Sahibesi”, “Beyaz Geceler” ve “Bir Yufka Yürekli” kitaplarıyla eleştirmenlerce yeterince beğenilmemiş, hatta olumsuz eleştiriler almıştır. Bu durumun yarattığı buhranla Dostoyevski’nin şevki kırılmıştır. Bu nedenle yazmayı bırakarak politikayla ilgilenmeye başlamış ve genç libarellerin arasına girmiştir.

1849 yılında devlet aleyhinde bir komploya karıştığı iddia edilerek tutuklanmış ve idam cezasıyla yargılanmıştır. Dostoyevski tam kurşuna dizilmek üzereyken, af kararı çıkmış, dört yıl kürek, altı yıl da hapis cezasına çarptırılmıştır.

Dört yıl kürek cezasından sonra er olarak kışla hizmetine giren yazar, 1857 yılında veremli olan Isayeva ile evlenmiştir. Evlendikten iki yıl sonra tekrar yazarak, “Ezilenler” ve “Ölüler Evinden Anılar” kitapları ile kendini tanıtmıştır. Sonrasında “Yeraltından Notlar”, “Suç ve Ceza”, “Kumarbaz”, “Budala”, “Ebedi Koca” ve “Ecinniler” kitaplarını yayımlatmıştır.

Eşi veremden öldükten sonra sekreteriyle evlenen Dostoyevski, kızının kısa bir süre sonra ölmesiyle tekrar buhran içerisine girmiş ve kendini toparlayamamıştır. Sonrasında “Delikanlı”, “Bir Yazarın Günlüğü” ve “Karamazov Kardeşleri” kitaplarını yayımlayan yazar, son kitabı “Bir Büyük Günahkarın Yaşamı” nı bitiremeden ciğer kanaması nedeniyle 1881 yılında ölmüştür.

Kitaplarında insan yaşamını her yönüyle değerlendirerek psikolojik tahliller yapan Dostoyevski kumar tutkunu olmasına rağmen yazma sanatındaki ustalığıyla edebiyat dünyasında büyük bir saygı uyandırır.

Varlık Yayınları tarafından basılan “Beyaz Geceler” kitabında Dostoyevski’nin “Beyaz Geceler” ve “Başkasının Karısı” öyküleri bir araya getirilmiştir.

1- Beyaz Geceler

Hayalperest bir adamın dört gecesini anlatan bu öyküde “hayalperest” tanımı toplumun dışarısında kalan, hayattan zevk almayan, asosyal insanlar için kullanılmıştır.

Oldukça romantik unsurlar kullanılan “Beyaz Geceler” öyküsü, Dostoyevski’nin doğduğu ve yaşadığı St. Petersburg’da geçer. Öykü’nün ismi de Petersburg’un beyaz gecelerinden gelir. Şehrin kuzey kutbuna yakınlığı nedeniyle mayıs ayının ortalarında başlayarak temmuz ortalarına kadar şehirde güneş sabah saat 03:00 de güneş doğarken gece 00:00 da güneş batmaktadır. Yani hava sadece gece 01:30 ile 02:30 arası hafifçe kararmaktadır. Dostoyevski’nin hikayesi de bu beyaz gecelerde geçer.

Kitap altı bölümden oluşmaktadır: İlk Gece, İkinci Gece, Nastenka'nın Hikayesi, Üçüncü Gece, Dördüncü Gece ve Sabah.


Öykü’nün kahramanı yirmili yaşlarda, oldukça yalnız ve hüzünlü bir genç adamdır. Kendini yaşamdan soyutlayarak bilime adamıştır. Adını hiç öğrenemediğimiz bu genç adam, St. Petersburg'un kasvetli ve beyaz gecelerindan birinde kendisi gibi hüzünlü ve ağlamaklı bir genç kızla tanışır. Yıllar boyunca yaşadığı hayaldünyasından bu kızla çıkabileceğine inanan gencin coşkunluğunu kendi ağzından dinleriz. Genç adam dört beyaz gece süresince adı Nastenka olan bu genç kızla hayallerini, anılarını, isteklerini paylaşır ve Nastenka’ya karşılıksız bir şekilde aşık olur ya da olduğunu sanır. Oysa ki Nastenka’nın gözü bir yıldır uzakta olan ama büyük bir sadakatle beklediği sevgilisinden başkasını görmemektedir. Buna rağmen genç adam ile Nastenka, bu kasvetli hayatın içerisinde birbirlerine sımsıkı sarılarak ayakta durmaya çalışırlar. Aşk’tan ziyade umut edebilme çabası vardır aralarındaki ilişkide. Sevdiği adamın geri dönmesiyle hayallerine kavuşan Nastenka’nın gidişinden sonra, eski yalnız günlerine geri dönen genç adamın hüznüyle başbaşa kalır okur.

Kendi kendime: “Ah Nastenka, Nastenka, dedim. Bu sözlerinde ne büyük gerçek var! Doğru, bir sevgi bazen, kalbimizi buz gibi yapar, ruhumuzu ağırlaştırır. Senin elin soğukken, benimki ateş gibi… Gözlerin bağlı senin Nastenka! Ah, mutlu bir insan bazen ne çekilmez oluyor. Ama sana kızmak elimde mi ki!..”

“Beyaz Geceler” öyküsü 1957’de İtalyan yönetmen Luchino Visconti tarafından filme uyarlanmış ve pekçok kez beyaz perdeye taşınmıştır. İlk kez gösterime çıktığı 1957 yılında Venedik Film Festivali’nde “Beyaz Geceler” filmi Gümüş Aslan ödülünü kazanmıştır. Türkiye’de ise ilk kez 1994’ te gösterime girmiştir.

2- Başkasının Karısı

“Aslında o benim karım değil, ben evli bir adam değilim… O başkasının karısı.”

Aldatılan bir adamın trajikomik hikayesini okurken, kıskançlık duygusunun bir insanı ne hale getirebileceğini görüyor ve ister istemez hem hüzünleniyor hem de yaşanan absürd duruma şaşkınlıkla bakıyorsunuz.

Dostoyevski bu öyküsünde karısından şüphelenen, oldukça kıskanç bir adamın yaşadığı buhran sonucunda başına gelen ilginç olayları anlatmıştır. Kıskanç koca bulunduğu durumdan ve yaşadığı kıskançlıktan o kadar utanmaktadır ki, kendi karısından bahsederken her seferinde o kadının kendi karısı olmadığını, bir arkadaşının karısı olduğunu vurgulamıştır.

Karısının kendisini aldattığını düşündüğü için sürekli karısını takip eden İvan Andreyeviç isimli bu kıskanç koca, sürekli komik duruma düşer ama bir türlü karısını başka biriyle yakalayamaz. Bu nedenle kıskançlığından dolayı kendini ayıplar ve karısını gözünde daha da yüceltir. Ne yazık ki bu durum kıskançlığına engel teşkil etmez. Tekrar tekrar takiplerine devam eder; çünkü içten içe karısının kendini aldattığından emindir ve bu durumu başkalarına duyurmadan açığa çıkarmaya çalışır.

Öyküde en göze çarpan konunun kıskançlık duygusu olmasına rağmen insanların utançlarını, kendilerini kandırma çabalarını, yüzsüzlüklerini, yalancılıklarını ve her şeye rağmen kayıtsızca yaşayabilme çabalarını görüyorsunuz.

Dostoyevski “Beyaz Geceler” ve “Başkasının Karısı” öyküleri ile beni oldukça etkiledi. Özellikle öykülerindeki karakterlerin duygu tahlilleri ve adım başı karşımıza çıkan ironileri ile Dostoyevski öykülerinin okunmaya değer olduğunu düşünüyorum.
Beyaz Geceler
kitaba 10 verdi
8 beğen · 0 yorum

Onur Barış

@banlir22

bu kitabı yazarın evrim geçirmesi olarak değerlendirmemek lazım. çok yanlış bir bakış açısı. ama şöyle bir durum var: Dostoyevski'nin ilk dönem yazarlığı zamanında yazdığı bir hikayedir. öteki adlı romanı da eleştirmenlerden olumsuz not alınca bir süre yazarlığa küsmüş, diye geçer dostoyevski'nin gerçek yaşamıyla ilgili bilgilerde, vikipedide vs. daha sonra politik olaylara karışmış, kurşuna dizilecekken son anda affedilmiş. daha sonra yeraltından notlar, suç ve ceza, budala gibi başyapıtları gelmiş. bunlar da 2. yazarlık dönemi olarak anlatılır.
ama beyaz geceler'i okuyunca diğer başyapıtlarından çok da bağımsız bir kitap olmadığını gördüm. tamam belki onlar kadar yoğun bir edebiyatı yok, psikolojik analizler, ruh betimlemeleri suç ve ceza'daki kadar ağır değil. daha yüzeysel yazılmış. ama dostoyevski'nin yazdığı hiçbir şeyde, en yüzeysel görüneninde bile derin bir yapı olduğunu kabul etmeliyiz. beyaz geceler'de gölgede kalmış, fark edilmemiş ve başarısız bir adamı anlatmış yazar. (tabi burada başarıdan kastettiğim, hayalini kurduğu kadınlarla gerçek hayatta beraber olamamak.) şimdi bile öyle değil midir, başarının görünen en yüzeysel değerlerle ölçüldüğü bir dünyada yaşamıyor muyuz? güçlü olmak, zengin olmak, başkalarının hayallerini süsleyen kadınlarla birlikte olmak vs.. başarının nispeten bu tarz yüzeysel statülerle ölçüldüğü bir dünyada, görünmeyen gerçek değerlerden bahsetmiş üstat Dostoyevski; engin bir gönül zenginliğinden, kendisine değer vermeyen sıradan adamların peşinden giden kadınlara, bütün herkesten daha fazla değer verebilen, yokluğu gördüğü için aşkın, insansızlığı gördüğü için insanın kıymetini bilen iyi bir adamın kalbinden geçen saf ve temiz duygularından bahsetmiş. ben çok geç okudum bu kitabı. ama çok önemsiyorum. yeraltından notlar'daki karakter de bu adamdan çok farklı değildi, prens mışkin de öyle, belki raskolnikov da. hepsinden birer parça vardı birbirlerinde. yaratıcıları Dostoyevksi olunca elbette kaybetmiş iyi adamlar anlatılacak romanlarda. gerçekte kimin kaybettiğini bilemiyoruz. dünya sahte, gelip geçici ve yüzeysel. maneviyatın gözardı edildiği bir yer. o yüzden ne söylesek, ne anlatsak boş. üstat sadece bütün romanlarında yaptığı gibi, beyaz geceler'de de, insanın içinde petersburga gitme isteği uyandıran o muazzam atmosferde, yine iyi bir adamı anlatmış. iyi bir adamın duygularını hiçe sayan, ezip geçen dengesiz bir kızın arkasından bile, ''onun mutlu olmasını istiyorum'' diyecek kadar iyi bir adamı anlatmış. ya eski yeşilçam filmlerinde, ya da yazarın romanlarında var böyle insanlar. değerini bilelim.
Beyaz Geceler
kitaba 10 verdi
8 beğen · 3 yorum
edip pide (@edip-pide)
Beyaz gecelerdeki karakter biraz da kendisidir aslında 26 yaşında tuhaf, yalnız bir adam. Roman kahramanları kaybeden diyerek tanımlamak yerine aslında anti-kahraman demek daha iyi olur. Bu tür kahraman oluşturan bunun öncesinde Gogol var. Zaten Dostoyevski'de "hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" diyor. Dostoyevski'yi daha iyi anlamak için Bahtin'in Dostoyevski Poetikasının Sorunları kitabı yardımcı olabilir.
02.08.14 beğen cevap
Onur Barış (@banlir22)
anti kahramanlar da kaybederler -_- yanlış bir tanımlama yok rahat ol
18.09.14 beğen cevap
Berenis'in saçı (@a-ozp)
"hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" Hepimiz dedikleri kimler, isimlerini biliyor musun ?
22.09.16 beğen cevap

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Kitabı Elif önermişti sanırım o yüzden pek sallayamayacağım kitaba. Ama bir numara yok kitapta. Zaten Dostoyevski' nin çaylaklık dönemlerine ait bir hikaye bu. Bir adam var, kıyıda köşede kalmış bir adam ama herkes gibi söyleyecek bir şeyleri var onun da ve bunları söyleyecek hatunu bulunca da başlıyor konuşmaya. Hatuna cümlelerden başka verebilecek bir şeyi olmadığından konuştukça konuşuyor ki bu bağlamda kendime çok yakın hissettim bu karakteri. Para, araba, popülarite, yakışıklılık vs. yoksa, olanlardan gidersin hatuna. Sonuçta tüm ilişkiler karşılıklı faydacılık üzerine kurulur. İşte adamımız da konuşabilen biri ki sonuçta Dostoyevski konuşturuyor adamı, kız da etkileniyor haliyle ve iletişimde kalıyor adamımızla. Adam anlatıyor kız dinliyor, kız çok güzel olduğundan adam kadar güzel konuşmasına gerek kalmıyor haliyle adamı kendine bağlamak için ki adam zaten kadına hasret o da ayrı konu.
Hikaye bundan ibaret, bu iki genç insanın birbirleriyle tanışıp buluşmaları ve aralarında geçen konuşmalarından. Tıpkı Kürk Mantolu Madonna' da olduğu gibi bunda da kimilerine göre muazzam bir aşk anlatılıyor olabilir, oysaki hikaye basit her zamanki gibi. Pek fazla seçeneği olmayan bir adamın güzel bir kadına karşı duyduğu hayranlığı -mecburen- fedakarlıkla göstermesinden ibaret o tutkulu aşk denilen şey iki kitapta da. Kürk Mantolu Madonna da benzersiz bir üslup ve dil kullanımı var ki zaten o kitabı özel yapan o yoksa hikayesinde bir numara yok.

-SPOİLER-
Bu iki aşık(!) insandan birisinin elinde bir seçenek daha olduğundan ve dahası o seçeneğin elinde cümlelerden daha fazlası bulunduğundan tercih edilen de o oluyor tabii tıpkı gerçek hayatta olduğu ve olması gerektiği gibi.
-SPOİLER-

Vasat altı bir hikayeydi bana göre. Ne anlatılan aşk hikayesinde, ne karakterlerde ne de üslupta övgüye değer çok bir şey yok. Basit bir hikaye. Tabii şunu da unutmamak gerek, Dostoyevski standartları için basit diyorum. Yoksa karakterlerin ruh hallerinin yansıtılmaları, hikayedeki gerçekçilik övgüye fazlasıyla layık ancak Dostoyevski gibi bir adamı övmek için doğru kitap bu değil. Bundan çok daha üst seviyede işler yapmış bir yazar Dostoyevski.
Beyaz Geceler
kitaba 5 verdi
1 beğen · 0 yorum
Nastenka'ya kızmayın!
Öncelikle bu kitapta diğer yayınevlerinden farklı olarak Dostoyevski'nin dört hikayesinin daha olduğunu belirteyim. Beyaz Gecelere geçmeden diğer hikayelerden de bahsetmek istiyorum. İkinci hikaye başlarda zaman ve yer karmaşasıyla dolu. Sürekli diyaloglarla olay çok karmaşaya döndü. Ne olup bittiğini sonda anladım.
Sonrasında "Haysiyetli Hırsız" hikayesi vardı ki "Yemelyan ve İvaniç" etkileyici birer karakter. Bizde de çok fazla var onlardan. İçkiden kopamayan ve ailesini zor durumda bırakanlar. Ama biz yine de dışlayamıyoruz onları. Acıma/endişe duygusu daha ağır insanda çünkü.

Gelelim "Beyaz Geceler'e." Hayalperest bir genç kahramanımız var. Yaşadığı o yoğun duyguların anlatımı gerçekten çok etkileyici. Bir de Nastenka'mız var. Ahh Nastenka!! Sanırım okurken herkes aynı tepkiyi verdi, okumayanlar da verecektir bence. Belki yüksek sesle bir ohaa, belki bir küfür ya da daha farklı bir şaşkınlık. Hepimiz bir tepki veririz. Ama hikaye bitince bir düşündüm. Acaba başkası olsaydı, ya da ben olsaydım ne yapardım. Duygusal olarak bir boşluktayken insan pek doğru kararlar veremiyor. O boşlukta kendimizi bir limana atıyoruz. Ve sonra... Yüzsüzce o limanı terk ediyoruz. Bize umut bağlayanları düşünmeden. Arkada kalanların ne halde olduğunu düşünmeden. İnsanoğlu, nankör! Sonra bir ara vicdan azabı yaşayıp yıktığımızı düzeltmeye çalışıyoruz. Ama bardak artık kırıktır. Hepimiz Nastenka gibi yapardık. Yapıyoruz. O yüzden kızmayın ona. Ve biz geride kalanlar.. Hayalperstiz! Dostsuz, sevinçsiz, duygusuz, hayattan zevk almayanlarız.
Beyaz Geceler
kitaba 9 verdi
2 beğen · 0 yorum

Betül Yılmaz

@katilkaplumba

Bir nefeste okuduğumuz kitaplar vardır ya,böyle bırakmak istesekte bırakamadığımız,benim için öyle bir kitap oldu.Aşk temalı kitapların aşığı olmasamda son bölümde ki yıkıcı hatta içten içe öldürücü darbe benim ve kitabın arasındaki bağı güçlü hale getirdi.
Nastenka,yüreği küçük,bencilliği uğruna hayatın en sapa köşelerinden kurtardığı adamı hayatın en karanlık,uğraksız ve unutulmuş köşelerine kendi elleri ile bırakan bir kadın.Tam da gerçekten mutlu olacağına ki mutlu olmayı geçiyorum bir şeyler hissetmeye başlamış kocaman yürekli bir adamı elleri ile tekrardan öldürüyor,Sevgili Nastenka.Bu saatten sonra sevgiye olan inancımız yerle bir.Nastenka bile sevginin tanımı olarak neredeyse tanımlayacağım kadın bile ufacık bir öpücük ve birkaç satırla veda ediyor.Birkaç satırı ya da bir öpücü küçümsediğimden değilde,böyle bitmemeliydi.Bu saatten sonra Nastenka aldatılmışlığın tanımıdır benim için.Bir adamın yıpratılışının hikayesidir,Nastenka.Ve bu öykü hayata tam da ufacık umutları ve ufacık kadını ile bağlanmaya hazır iken kadını elinden alınırken umutları da beraberinde yolcu eden bir adamın öyküsüdür.
Dibine çökmüş hüzünlerimin çalkantılar ile gün yüzüne çıkmış halisin,Nastenka...
Beyaz Geceler
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum

Başak Yılmaz

@basakyilmaz

Ben sessizce konuşma ustasıyım. Ömrüm boyunca susarak yaşadım, diyebilirim.
Beyaz Geceler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
14 beğen · 0 yorum

Sezgin Taşcı

@sezgintasci

Her zaman öyle değil midir? Mutsuz olduğumuz zamanlar başkalarının mutsuzluğunu daha bir derinden duymaz mıyız?
Beyaz Geceler
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum

Rıza U.

@riza-uludogan

"Zaten insanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluğunu anlayamıyor. O zaman duygular daha incelip güçleniyor."
Beyaz Geceler
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum

Burcu S.

@bs

''Hepimiz alın yazımıza küskün, yaşamayı yük sayan insanlarız.''
Beyaz Geceler
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum

Gökhan ÖZTÜRK

@gokhanozturk

İnsanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluğunu anlamıyor. Mutsuz bir insanın hassasiyeti daha kuvvetli oluyor.
Beyaz Geceler
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
6 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

8.4/10
360 oy
Sence kaç puan almalı?
0