ara

Simyacı

Simyacı Konusu, Özeti ve Türleri

Paulo Coelho'nun kaleme almış olduğu, kişisel gelişim kitabı da diyebileceğimiz Simyacı romanı, dünyanın en çok satan kitaplarından biridir. Çoban Santiago'nun hayatını anlatan kitap, hayata dair felsefi mesajlar da içeriyor.
Simyacı
Yazar:
Çevirmen:
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789755106823
Sayfa: 184 sayfa
Basım Tarihi: 2009
Simyacı Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Simyacı, Rio de Janeiro doğumlu Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun en ünlü romanlarından biridir. Simyacı, dünyanın en çok satan ve okunması en çok tavsiye edilen kitaplar listelerinde yer alıyor. Bir yandan çoban Santiago'nun hikayesini anlatan, bir yandan da felsefik mesajlar veren Simyacı, kişisel gelişim öğeleri içeren bir roman niteliğindedir.

Simyacı Romanının Konusu
Simyacı, gezgin olmak isteyen ve mutluluğu dünyanın farklı yerlerinde bulacağına inanan çoban Santiago’nun hazine bulmak için İspanya’dan Mısır piramitlerine olan yolculuğunun hikayesini anlatıyor.

Simyacı Roman Özeti
Santiago, rahip olması için ailesi tarafından papaz okuluna gönderilmiştir. Endülüs’te yaşayan Santiago, bir yandan okula devam etmekte, bir yandan çobanlık yapmaktadır. Koyunları otlatmaya götürdüğü için Endülüs dağlarını gezme imkanı elde etmektedir.

Bir süre sonra Endülüs’ten sıkılan Santiago, dünyanın gizemli yerlerini gezip görmek istemektedir. Babası Santiago’nun da kendisi gibi peder olmasını istemektedir, ama Santiago, hayatı kilisede yaşayarak değil, Dünyayı gezip görerek öğrenebileceğini düşünmektedir.

Santiago, on altı yaşına geldiğinde babasıyla konuşarak rahip olmak yerine gezgin olmak istediğini söyler. Bunun üzerine babası, Santiago’ya içinde üç adet altın olan bir kese vererek dünyayı dolaşmasına izin verir.

Santiago, yüreğinin sesini dinleyerek yollara düşer. Babasının verdiği altınlardan biriyle bir koyun sürüsü satın alır. Bu koyun sürüsü onun yol göstericisidir. Koyunlar nereye giderse o da oraya gitmektedir.
Bir gece, yıkık bir kilise bahçesinde firavun incir ağacı altında uyurken rüyasında Mısır Piramitleri’nde hazine bulduğunu görür. Rüyasını falcı bir kadına yorumlatır. Kadın, orada gerçekten bir hazine bulacağını söyler ve bulduğu hazinenin onda birini kendisine vermesini ister. Bunun üzerine Santiago, rüyasını ciddiye almamaya karar vererek yoluna devam eder.

Santiago, bir gün kasabada bilge bir adamla tanışır. Adam Santiago hakkında doğru tahminlerde bulunmaktadır. Salem Kralı olduğunu söyleyen yaşlı adam, Santiago’ya yaşamın gizemleri hakkında bir çok şey anlatır. Bunun üzerine Santiago, yaşlı adama rüyasından bahseder.

Santiago, hem falcı kadından hem de yaşlı adamdan aldığı tavsiyelere uyarak koyun sürüsünü satıp Mısır Piramitleri’ne gitmek üzere yola düşer. Kendisine rehberlik etmesi için bulduğu adam Santiago’yu dolandırıp tüm parasını aldıktan sonra kayıplara karışır. Santiago, para biriktirmek için bir yıl boyunca çalışır ve sonra yeniden yola çıkar. Yolculuğu sırasında, simyacıyı bulmak için Mısır’a gelen bir İngilizle tanışır. Beraber bir manastıra varırlar. Burada Simyacı’nın kurşunu altına çevirdiğine şahit olurlar. Yoluna tek başına devam eden Santiago, hazinenin yerini kendisine yüreğinin söyleyeceğini düşünür. Bir kumula vardığında hazinenin orada olduğunu hisseder ve kazmaya başlar fakat bir şey bulamaz. O sırada bir grup savaş mültecisi gelir, onlar da aynı yeri kazarlar ama hazineyi bulamazlar. Mültecilerin reisi, oradan ayrılmadan önce Santiago’ya kendisinin gördüğü rüyadan bahseder. Rüyasına göre hazine, İspanya’da çobanların koyunlarıyla birlikte uyudukları yerde bulunan bir firavuninciri altında bulunmaktadır. Hazinenin yerini bulduğunu anlayan Santiago tekrar aynı kiliseye geri döner ve hazineyi bulur. Artık tek istediği yolculuğu sırasında tanıyıp aşık olduğu Fatima’nın yanına gidebilmektir.
Simyacı kitabı Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Simyacı - s41

Ertesi gün öğleyin yaşlı adamın yanına gitti delikanlı. Yanında altı koyun götürdü.
- Çok şaşırdım, dedi yaşlı adama. Arkadaşım sürüyü satın aldı hemencecik. Ömür boyu çoban olmayı hayal ettiğini söyledi bana; iyiye alamet.
- Hep böyle olur, diye karşılık verdi yaşlı adam. Biz buna Lütuf Kuralı adını veririz. İlk kez kağıt oynadığın zaman, kesinlikle kazanırsın. Acemi talihi.
- Peki neden böyle oluyor?
- Çünkü hayat senin Kişisel Menkıbe'ni yaşamanı istiyor.
Eda Bayram tarafından eklenmiştir.
1030
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
731
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
545
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
20
KİTAP
Çocuklarıma Bırakmak İstediğim Kitaplar
Bu kitabı mutlaka çocuğum da okumalı diye düşündüğümüz, çocuğumuza bırakmak istediğimiz kitapları bu listede topluyoruz....
9
KİTAP
Nobel Ödüllü Yazarların En İyi Kitapları
Gabriel Garcia Marquez, William Golding, Hermann Hesse ve daha fazlası... Nobel Ödülü'ne layık görülen tüm yazarların mutlaka...

Alpaslan Şahin

@alpaslansahin2

- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
2 defa okudum defalarca okusam sıkılmam.

Bir tüccar mutluluğun gizini öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış.

Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.

Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış.

Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş. Dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da . varmış.

Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.

Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama mutluluğun gizini açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.

“Ama, sizden bir ricada bulunacağım,” diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip, sonra bu kaşığa iki damla sıvı yağ koymuş. “Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.”

Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış.

“Güzel” demiş bilge, “Peki, yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvanbaşının yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?”

Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.

“Öyleyse git, evrenin harikalarını tanı.” demiş ona bilge. “Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.”

İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş.

Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini tüm ayrıntılarıyla anlatmış. “Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?” diye sormuş bilge.

Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

“Peki” demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, “Sana verebileceğim tek öğüt . var.
Mutluluğun gizi dünyanın tüm harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan...
Verdiği Puan: 10
6 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Baran Yusuf

@baranyusuf

- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
''Hayallerinizin peşini bırakmayın.'' dedirten bir şaheser.
Uzunca zaman önce okuduğum ve uzunca süre etkisinde kaldığım Paulo Coelho'nun şaheserlerinden biri .
Brezilyalı yazarın bu şaheseri , Mesnevi’de geçen kısa bir hikayeden yola çıkarak yazdığı da söylenir Mesnevi de geçen bu hikaye Arakiyeci(Takkeci) İbrahim Ağa'nın hikayesi mi bilemiyorum ama Santiago'nun hikayesiyle baya bir benzer yönleri var bu hikayemizin .

Endülüslü bir çoban çocuğu olan Santiago’nun hikayesi işleniyor kitapta. Ailesinin rahip olarak yetiştirmek istediği, ancak başka dünyalar görüp başka maceralar yaşamak isteyen bir çocuğun hikayesi işleniyor kitapta.
Gördüğü bir rüya üzerine yola çıkan ve bu yolu kendisinin “Kişisel Menkıbesi” haline getiren Santiago, hedefine ulaşmak için İspanya’dan yola çıkıp Mısır’a kadar türlü tecrübelerle yol alıyor.

Kişisel Menkıbe kitapta en çok üzerinde durulan kavramlardan biri .Bu kavram kişinin hayatında en çok yapmak istediği şey, onun tutkusu olarak tanımlanıyor. Ve herkesin farklı Kişisel Menkıbeleri olabileceği, gerekli olanın onun peşine düşme cesaretini gösterme olduğu ifade ediliyor. Ve bu yola çıkan, kendi Kişisel Menkıbesini kovalayan kişiye evrenin yardım etme konusunda son derece cömert davranacağı Santiago’nun yolu üzerinde deneyimlediği birçok örnekle vurgulanıyor. .
"Bir şeyi gerçekten istersen," demişti yaşlı adam ona, "onu gerçekleştirmen için bütün evren işbirliği yapar" sözü bu örneklerden en güzeli olsa gerek.
Santiago'nun Piramitlere giderken tanıştığı herkesin, tanık olduğu her olayın amacına ulaşmada kendisine bir faydası olduğu fark ediyor Santiago'nun bu masalsı yolculuğu nihayetinde Piramitlerde son buluyor ve bununla birlikte kitap da Santiago'nun Kişisel Menkıbesini yaşamasına olanak sağlayan her şey için tanrıya tekrar teşekkür etmesiyle son buluyor.

Çok beğenip tadını çıkara çıkara okuduğum kitaplardan biri olmuştu eğer hala okumadıysanız okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Sevgiyle kalın..
16 beğen · 2 yorum · kitap inceleme ·
misafir
Üniversite zamanında okumuştum. Ama bazı şeyleri daha iyi anlamak, özümsemek için yaşın ilerlemesi gerekiyor. İncelemenizden sonra tekrar okumam gerektiği hissine kapıldım. Teşekkürler.. 20.03.16
arif emre usul (@arif-emre-usul)
bu kitapla ilgili pek çok yorum okudum, benimde yorumlarım oldu. Ama yukarıda yazılan yorumun, değerlendirmeler içerisinde en az %60'lık bir alanı kapsadığını düşünüyorum. ... Evet kitapta en çok buna odaklanmış. saygılaraımla. 29.07.16

v.gergiev

@v-gergiev

- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
Kitabı birkaç saat evvel bitirmiş bulunuyorum. Öncelikle üslubu hakkında bahsetmek gerekirse son derece sade olduğu yadsınamaz. Bunun yanında sadeliğin kardeşi olan sürükleyicilik de kitabı okunur kılan olgulardan bir tanesi. Kitabın konusuna gelirsek eğer söylememiz gereken; olaylar örgüsünün sığ ve yavan kaldığıdır. Bunu açmak gerekirse, denilebilir ki kitapta yer alan mistik ve oryantal dokuların, aslında bu kültüre sahip olup daha doğrusu yüzyıllardır etkileşim halinde bulunmuş ve bundan bihaber( hale getirilmiş) Türk Milleti ve Anadolu İnsanı'nın dini kimlik kaygısı taşıyan yahut taşımış olan herhangi bir bireyi için son derece yüzeysel ve basit kaldığı açıktır. Öyle ki herhangi bir Türk vatandaşı kitaptaki coğrafyayı, kitabın karakterlerini, kitabın fikir ve mesajlarını gündelik yaşamında kolayca buluyor. Ancak şunu da eklemek isterim: Batılı bir yazarın böylesi bir oryantal eserinin çok satması dünya edebiyatında bu kültürün tanınması namına mutluluk verici bir şey. Lakin Türkiye çapındaki ününü baz aldığımızda Türk okurunun yine - ne yazık ki- aşırı abartısını görmekteyiz. Bunda zannediyorum ki pembe dizi beklentisiyle roman arayışında bulunan kadınların rolü büyüktür.

Çeviriye gelirsek Özdemir İnce'nin Türkçe'nin diplerde kalmış bazı kelimelerini kullanmış olması güzel şey. Lakin "açınlamak" gibisinden bazı kelimeler birkaç büyük sözlükte yer alsa da bana arapçaya savaş açmış uydurma Cumhuriyet Türkçesi'nden başka birşey değilmiş gibi geldi.(1999 baskısı için)

Sonuç olarak değeri gayetle abartılmış fakat yine de okunası bir eser olarak buluyorum ve 3 yıldız veriyorum.Fakat bir kısıt vermem gerekiyor ki o da şudur: 13-18 arası genç bireyler.
Verdiği Puan: 6
9 beğen · 1 yorum · kitap inceleme ·
Özer (@ozerdkb)
Kesinlikle katılıyorum sizlere, teşekkürler . 06.12.16

Hilâl

@thisisakey

- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
Kitabın henüz başlarında aklıma Hz.Yusuf kıssasını getirmiştir.Ki ilerleyen sayfalarda yanılgıya düşmediğimi anladım. Mitlerden,dinlerden,kıssalardan,öğretilerden beslenmiş bir kitap. Haliyle güzel olması neredeyse kaçınılmaz. Kitabın arkasında Mesnevi'den yola çıkılarak yazıldığını gördüm. Başka bir yerde ise kitapta da adı geçen -syf98- Fransız filozof Fulconelli'den esinlendiğini okudum. Fulconelli pragmatist bir filozofmuş. Bence bu kitabın Mesnevî'den esinlenilmiş olması daha olası.
Yaklaşık 10 sene önce kuzenim kitabı okumamı söylemişti. Her seferinde elime alıp bıraktım. İyi ki bırakmışım. Bu kitabın herkes için bir zamanı var ve o zaman herkes için farklı. Ben hayatımı değiştirecek bir teklif aldıktan hemen sonra gayri ihtiyari okudum bu kitabı. Çünkü şimdi okumam gerekiyormuş.
Kitapta alıntılanası bir sürü cümle ve pasaj var. Didaktik bir roman olduğunu söyleyebilirim benim için.
Kader'in ne kadar inanılmaz ve büyüleyici olduğunu tekrar hissettim bu kitapta.Keza dil için de aynı şeyleri söyleyebilirim, kitabın sonu için de.
Kalbime bir şeyler sormayı denedim. Ona ihanet etmiş olmalıyım ki verdiği cevaplar sanki onun cevapları değil gibi. Kendimi sorgulamak buna rağmen güzel diyorum.
Fatima ile kavuşmasını da istedim. Kitabı delikanlı ve çöl kadınının aşkı için okumadım.Ama ben bir çöl kadınıyım ve her şeyden önce bir kadınım. İster istemez merak ediyorum :) keyifli okumalar.
Verdiği Puan: 10
6 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

keje

@erguvankapisi

- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
Nargissos’un, kendi güzelliğini her gün bir gölün sularında seyretmeye giden bu yakışıklı delikanlının efsanesini biliyordu Simyacı.Bu delikanlı kendi görüntüsüne öylesine vurgunmuş ki, günün birinde göle düşüp boğulmuş.Onun göle düşüp boğulduğu yerde de çiçek açmış,bu çiçeğe nergis adı verilmiş.
Ama kendi yazdığı öyküyü böyle bitirmiyordu Oscar Wilde.
Tatlı su gölünün kıyısına gelen orman tanrıçaları Oreas’ların onu bir acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulduklarını yazıyordu Oscar Wilde.
-- Neden ağlıyorsun? Diye sormuş Oreas’lar.
-- Narkissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.
-- Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları.Bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk,ama onun güzelliğini yalnızca sen görebilirdin yakından.
-- Narkissos yakışıklı bir genç miydi? Diye sormuş göl?
-- Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? Diye karşılık vermiş iyice şaşıran Oreas’lar.Her gün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu!
Göl bir süre sessiz kalmış.Sonra şöyle konuşmuş:
-- Narkissos için ağlıyorum,ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmemiştim ben.Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.
-- İşte çok güzel bir hikaye, dedi Simyacı.
Verdiği Puan: 10
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

seyda

@shedy57

Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor.
- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
17 beğen · 0 yorum · alıntı

Erkin Çoban

@erkincoban

Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.
- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
16 beğen · 0 yorum · alıntı

Baran Yusuf

@baranyusuf

İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini taşıyacak olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.

sf.148
- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
15 beğen · 0 yorum · alıntı

Esra Özdemir

@creaturesra

Gözler ruhun gücünü gösterirler.
- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
15 beğen · 0 yorum · alıntı

kübra

@namtenahi

Her şey bir ve tek şeyin belirtisidir...
- Paulo Coelho
8.5 (2084 oy)
15 beğen · 0 yorum · alıntı

Benzer Kitaplar

8.5/10
2084 oy
Sence kaç puan almalı?
0