ara

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git

- Va' dove ti Porta il Cuore

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git Konusu ve Özeti

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789755103013
Sayfa: 144 sayfa
Basım Tarihi: 2005
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, seksen yaşında bir büyükannenin uzaklardaki torununa yazdığı mektuplardan oluşur. Alabildiğine yalın, gündelik konuşma diliyle yazılmış bu sevgi dolu mektuplar, hem bir iç döküş, hem de bir bilgenin vasiyeti niteliğinde.

Yaşlı büyükanne, bu mektuplarda, kendisinin ve kızının dokunaklı yaşamlarının gizli kalmış yönlerini açığa vururken kendi kendisiyle bir iç hesaplaşmayı da birlikte yürütüyor.

Değişen gelenekler, altüst olmuş değerler karşısında hissettiklerini, torununa sevgiyle aktarmaya çalışan bu yaşlı kadın, gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlerken şöyle diyor: "Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur; o özgün çağrıya kulak vermeli, yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz."

Susanna Tamaro'nun bu en ünlü kitabı, yayımlandığı günden bu yana yeni okurlarla buluşmayı sürdürüyor.

Genç İtalyan yazarı Susanna Tamaro'nun bu kitabı, yayımlandığında İtalya'da büyük yankılar uyandırmış, yıl boyunca en 'çok satan kitaplar' listesinin başından inmemişti. Umberto Eco'nun 'Gülin Adı' romanından sonra, en başarılı İtalyan romanı olarak karşılanan Yüreğin Götürdüğü Yere Git, seksen yaşında bir büyükannenin, uzaklardaki torununa yazdığı mektuplardan oluşuyor. Alabildiğine yalın, gündelik konuşma diliyle yazılmış olan bu sevgi dolu mektuplar, hem bir içdöküş, hem de bir bilgenin vasiyeti niteliğinde.
Yaşlı büyükanne, bu mektuaplardan, kendisinin ve kızının dokunaklı yaşamlarını gizli kalmış yönlerini açığa vururken, kendine karşı bir iç hesaplaşmayı da birlikte yürütüyor.
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitabı Okuduğum En Güzel Kitap listesinde yer almaktadır.

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git - s41

Ben evlenmeden az önce, halam ruhlarla dost olan astrolog bir arkadaşıma yıldız haritamı çıkarttırmıştı. Günün birinde elinde bir kağıtla karşıma dikilip "işte bu senin geleceği" demişti. O kağıtta geometrik bir desen vardı. Bir gezegenden ötekine uzanan çizgiler açılar oluşturuyorlardı. Buna bakar bakmaz, burada uyum, süreklilik yok, sıçramalar, düşmeye benzer inişler var diye düşündüğümü anımsıyorum. Astrolog kağıdın arkasına şöyle yazmıştı: "Zor bir yürüyüş. Yolun sonuna kadar varabilmek için bütün erdemlerini seferber etmelisin."
Mehmet Alhas tarafından eklenmiştir.
735
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
427
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
300
KİTAP
Tavsiye Ettiğim Kitaplar
Kitap tavsiyesi arayanlar buraya! Herhangi bir kitap türüne bağlı kalmaksızın beğenerek okuduğumuz ve herkesin okumasını tavs...
1131
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
253
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Bir anneannenin torununa yazdığı mektuplardan ibaret kitap. Gereksiz uzun. 157 sayfa gerçi ama yine de bunak bir ninenin torununa söyleyecek bu kadar şeyi olmamalı. Hadi var diyelim bari bunu daha kaliteli bir yazar yazsaydı istiyor insan.

Sevmedim, fazlasıyla yapmacık buldum kitabı. O kadar sık ve saçma benzetmeler vardı ki canım sıkıldı. Sayfa 38' de ''Ama oturur oturmaz anladım ki henüz hazır değildim, belki de havada fazla elektrik olduğundan düşüncelerim kıvılcımlar gibi şuraya buraya uçuşuyordu.'' Bu ne lan? Ya da bu; sayfa 43 ''Bir şey anlayabilecek misin acaba? Zihnimde pek çok şey kaynaşıyor, dışarı çıkabilmek için birbirlerini, mevsim sonu indirimli satışlardaki hanımlar gibi, itip kakıyorlar.''
Ama aynı zamanda yazarın okuyucuyla oyunlar oynadığı ya da benim öyle olduğunu sandığım kısımlar da vardı ve bittim oralara. Mesela sayfa 16' da yine saçma bir benzetmenin ardından gelen şu cümle tebessüm etmeme neden oldu; ''Biliyorum, benim ancak mutfak evreninden bulup verebileceğim örnekler seni güldürmek yerine kızdırıyordur. Ne yapalım, herkes en iyi tanıdığı dünyadan esinlenir.'' Direkt okuyucuya hitap ediyor gibiydi mesela bu cümleyle. Bir anda gerçek bir mektubu okuduğum ve mektubun muhatabının ben olduğum hissine kapıldım. 157 sayfalık kitapta sevmediğim benzetmeler kadar çok severek okuduğum benzetmeler, tespitler de vardı ama eğer bunlar da olmayacaksa yazarımız zahmet edip de yazmasın zaten kitap filan. Yetmedi yani o beğendiğim kısımlar kitabı kurtarmaya. 14. sayfada yer alan ve uzun olduğu için alıntılamak zor geldiğinden şu an okuyamadığınız paragraftaki zırh benzetmesi, klişe olmakla birlikte, anlatmak istediğini çok iyi anlatan bir benzetme olmuş ve paragrafın sonunda insanın normalde ağlaması gerekmeyen bir olay karşısındaki gözyaşlarının sebebini -en azından benim açımdan- mükemmel şekilde özetlemiş. Tespite örnek vermek gerekirse karakterle kişilik farkına ilişkin bir paragraf var ki oradan makale çıkabilir uğraşılsa.
Şimdi sözde mektupla toruna bir ders/öğüt vermekten ziyade bir iç hesaplaşma için yazılıyor ki bu kısmı da çok sevdim. Ama sadece teoriyi sevdim, uygulamaya dökülüşünü başarısız buldum. Eğer bir iç hesaplaşma mevzusundan bahsedeceksek Yekta Kopan' ın ödüllü kitabı Bir de Baktın Yoksun' un son hikayesi olan ve ölen bir babanın ardından hissedilenleri anlatan, okurken de beni deliler gibi ağlatan hikaye bu kitabı ezer geçer. Elbette kıyaslama çok doğru değil, hatta ne alaka ama diğer yandan bu kitap bu kadar övülürken, herkes birbirine bu kitabı tavsiye ederken diğer tarafta bu hesaplaşma işini bu kitaptakinden çok daha görkemli ve gerçekçi yapan bir hikayenin hak ettiği bir değerdir burada ona değinilmesi(ne cümle be!)
Kitaba yönelik eleştirilerim dört temel noktaya dayanıyor; 1- Gereksiz ve çok sık yapılan benzetmeler, 2- P. Coelho tarzı sevgi içimizde temalı sayısız cümleyle çok satan bir kitap kotarma işinden zaten nefret etmem. 3- ''Çok özel torun'' mevzusu. Bir kitap yazıyorsan o kitabın karakterlerinin ilgi çekici olması, sanırım kitabın ilgi çekici olması mevzusunda çok etkili bir unsurdur. Yalnız ben bunu sevmiyorum. Ben süslenmemiş, basit karakterlerin hikaye ile birlikte önemli hale geldiği kitapları daha çok seviyorum. Buradaki torun daha ilkokuldan itibaren farklı(!) özel(!) bir tip ve bu benim için ilgi çekici değil, ilgi kırıcı(ilgi kırmak daha önce kullanılmamış bir deyim olabilir ben sevdim). Karaktere direkt ön yargıyla yaklaşmama neden oldu bu. Kitapta yer yer ufak çelişkiler olduğunu düşünüyorum ve bunu da sevmedim ama hiç üzerinde durmayacağım çünkü bu benim ön yargım ve paranoyamdan meydana gelmiştir muhtemelen. Zaten sanırım bunu sadece tek bir yerde hissettim. O da 48. sayfanın son paragrafında kader diye girip 49 sayfanın son paragrafında egzistansiyalizm yakın bir düşünceyle çıkıldığı kısım ki alıntılar bölümüne bu son paragrafı ekledim. 4- Gerçekten kalitesiz bir yazar tarafından yazılmış kitap. Böyle çok yazar var, hele türkiye' de dolu bunlardan.

Ben birine bu kitabı tavsiye etmem, okumasanız da olur. Evet çok hüzünlendiren, düşündüren yerleri var ama bunu sağlayabilmek için çok usta bir yazar olmanıza gerek yok, herkes duygulandıran metinler yazabilir. Ben Galatasaray sözlük' ü okurken bile ağladığım entyrler biliyorum. Kaldı ki kitabı yapmacık bulduğumdan o kadar da etkilenmedim okuyucu etkilensin diye yazıldığı çok net olan bazı pasajlardan.

Not: 45. sayfadan yaptığım alıntıdaki bence müthiş çeviri için çevirmeni de kutlamak gerek.
4 beğen · 0 yorum

Ramazanovaa_._

@ramazanovaa

Kitabi oxumadan öncə işlətdiyim bir cümlənin ( #özümə_məxsus_çiçəklərimin_olmasi_özüm_baxib_böyütmək_istəyim_var_demişdim ) kitabda olmasina nə çox mutlu oldum anlatamam 🙈😄
Hələ " Küçük Prens " kitabinin adı çəkilməsi marağimin artmasina səbəb olmuşdu.

~ 80yaşlı nənənin nəvəsinə yazibda göndərə bilmədiyi məktublardan ibarət bir kitab.Ümumi baxdiğda işlədilən cümlələr o qədər gözəl idiki qeyd üçün dəftərçə yanimda gezdirirdim...ancağ bəzi bənzətmələr mənasiz gəlmişdi 😞 bidə biraz uzun 😯

Birazciqda Türk kinolarini xatirlatan fason oldu 😀 Atasının başqası olduğunu öyrənib maşinla qəzaya düşən qızın anasi, və qizinin da qizinin atasinin kim olduğunu bilməyən qiz 😀 yazarkən belə beynim qarişdi 😣😣

Mahiyəti isə nənənin öz səhvlərini deməklə nəvəsinin bu səhvlərdən uzaqlaşdirmağ istəyidir.... Nəvəsi gedərkən məktub yazma dediyi halda məktub yazan nənənin keçmişini xatirlamasi....

Kitabda ən çox sevdiyim cümlə :
💬✒ Mutluluğun hep bir nesnesi vardır, bir şeyler yüzünden mutlu olunur, varlığı dışardan bir olaya bağımlıdır. Oysa neşenin nesnesi yoktur. Belirgin olmayan bir nedenle sarar seni, varlığı güneşe benzer, kendi yüreğinin ısısıyla yakar.


#may_ayinda_oxuduğum

P.S : sabah kollokvium (#yoxmuş kimi yaşayan men ) varkən kitabi bitirmək həvəsi 👌💘
7 beğen · 0 yorum

ayrıksı

@ayriksi

Yıllar evvel okuduğum, dün kitapevinde gezinirken hatırladığım kitaplardan biri.. Yaşlı bir kadının torununa yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap.. Mektuplar benim icin her zaman özel bir yere sahip.. Kişinin karşısındakine yüreğini dökmesi muhteşem bir duygu.. Hele bu birde elektronik ortamda değil de kendi el yazısıyla yazılmış, üzerinde ellerinin, gözlerinin izi olan bir mektup olursa.. İnsana yazan hakkında ne çok bilgi verir.. Karşılıklı konuşmada pek çok kez dinlemek yerine anlatmak isteriz. Sürekli bir konuşma çabası, anlatmaya çalışırken sözünün kesilmesi ve yarım kalmışlık hissi.. Mektuplar öyle mi oysa.. Hem yüreğini dökersin ortaya dinleneceğini bilmenin rahatlığıyla, hem de karşındakinin yüreğinin sesini duyarsın.. Sözler kesilmeden, karşındakinin bakıslarından çekinmeden alabildiğince özgür bir yürek alışverişi.. Birbirine uyumlu iki muhteşem sesin düeti gibi.. Daha ne olsun.. :) bu kitapta tek taraflı duyuyoruz bu yürek sesini.. Yaşanmışlıkları ve yaşanmamışlıklarını torunuyla paylaşan, kimi zaman özeleştri, kimi zaman tavsiyelerle torununa bu yolda ışık tutmaya çalışan bilge bir kadının mektupları.. Okunulası mektuplar..
9 beğen · 3 yorum
Şule (@sule10)
Aynı yazarın''Yüreğimin Sesini Dinle''kitabını da tavsiye ederim..
20.03.16 beğen cevap
ayrıksı (@ayriksi)
Tamam onu da okunacaklar listesine ekleyeyim.. Teşekkürler Şule :)
20.03.16 beğen cevap
Şule (@sule10)
Rica ederim:)
20.03.16 beğen cevap

Burcu Ünlü

@burcu-unlu

80 yaşındaki bir kadının büyüttüğü, ABD'de yaşamaya ve eğitimini tamamlamaya giden torununa yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap. Bu mektuplar da birçok itiraf mevcut. Yaşlı kadın, kendince olan iç hesaplaşmalarını, gençliğinde yaptıklarını ya da yapmaya göze alamadıklarını torununa öğüt verecek şekilde anlatıyor.
Dil akıcı ve etkileyici. Benzetmelere bayıldım. İçtenlikle yazılmış mektuplar. Okurken yüreğimin acıdığını hissettim. Bence herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği tarzda bir eser.
Kitabın sonunda yaşlı kadın torununa son bir öğüt veriyor. Ben çok etkilendim. Sizinle de paylaşayım. "Yapılacak ilk devrim,insanın kendi içinde yapacağı devrimdir. Eğer hayatında bir yol seçmek zorunda kalırsan ve kararsızsan önce sessizce dur ve yüreğinin sesini dinle. Seninle konuştuğu zaman kalk ve 'Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'." Kitabı okuyun,hediye edin. Yüreğiniz nereye istiyorsa oraya gidin
3 beğen · 0 yorum

Merve Kaya

@mavera

Etkileyici..
Öncelikle derin bir nefes almak istiyorum izninizle... :)

Bu ne güzel bir kitaptır ya.Bir anneanne ancak bu kadar güzel ve samimi yazabilir..Torunu ne zaman okuyacak acaba diye düşündüğüm çok oldu, devamının'' Yüreğimin Sesini Dinle '' kitabında olduğunu öğrendim ve hemen onuda okumak istiyorum.Sonundaki sözler hala beynimde dolaşıyor.Yer edinmesi için biraz zaman gerekiyor sanırım. Gayet başarılı bir eser olmuş yazarı bu kitabıyla tanımış oldum.Nasip olursa diğer kitaplarını da okumak isterim.
Tavsiyemdir, herkes okusun ve okutsun.. ;)

" Dur, sessizce dur ve yüreğini dinle.
Seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git.. "

Kitabın son sözüyle bitirmek istedim yorumumu.
Herkese keyifli okumalar..
(eski hesabımdan yaptığım incelemem)
4 beğen · 0 yorum
'' Her akşam '' demişti Ernesto, ''saat tam on birde, nerede ve nasıl olursam olayım, dışarı çıkacağım ve gökyüzünde kutup yıldızını arayacağım.Sen de böyle yapacaksın ve biz birbirimizden çok uzak bile olsak, uzun zamandır görüşememiş bile olsak, artık birbirimiz hakkında hiç haber almıyor bile olsak, düşüncelerimiz yukarıda buluşacaklar ve birlikte olacaklar.''
9 beğen · 0 yorum

Kübra Puğar

@kubrapugar

Ölüm, aşk gibi konuşulmaması gereken bir konuydu. .
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
Zihin, sözcüklerin hapishanesidir..
7 beğen · 0 yorum
Sürekli gürültü ve ses bir tür uyuşturucudur, insan alışınca onsuz yapamaz.
7 beğen · 0 yorum

Fethiye 📚

@fthykc

Neşe, evet, en çok özlediğim şey bu olmuştur. Sonraları mutlu oldum, ama mutluluk neşenin yanında güneşin yanında bir elektrik lambası gibidir. Mutluluğun hep bir nesnesi vardır, bir şeyler yüzünden mutlu olunur, varlığı dışardan bir olaya bağımlıdır. Oysa neşenin nesnesi yoktur. Belirgin olmayan bir nedenle sarar seni, varlığı güneşe benzer, kendi yüreğinin ısısıyla yakar.
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

8.2/10
345 oy
Sence kaç puan almalı?
0