ara

Şeker Portakalı

O Meu Pe de Laranja Lima

Şeker Portakalı Konusu ve Özeti

Şeker Portakalı
Şeker Portakalı, fakirliği, açlığı ve çaresizliği küçük bir çocuğun bakış açısıyla anlatan, Jose Mauro de Vasconcelos'ın en bilinen romanıdır.
Çevirmen:
Yayınevi: Can Çocuk Yayınları
ISBN: 9789755100326
Sayfa: 208 sayfa
Basım Tarihi: 2014
Brezilyalı ünlü yazar Jose Mauro de Vasconcelos, 1920'de Rio de Janeiro yakınlarında, Bangu'da doğdu. Çok yoksul olan ailesi, onu Natal kasabasındaki amcasının yanına yolladı. Orada dokuz yaşındayken Potengi Irmağında yüzmeyi öğrendi ve hep günün birinde yüzme şampiyonu olmanın hayalini kurdu. Liseyi Natal'de bitirdikten sonra iki yıl tıp öğrenimi gördü. Öğrenimini yarıda bırakıp yeni hayaller peşinde Rio de Janeiro'ya döndü. İlk işi, hafif siklet boks antrenörlüğü oldu. Yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı, bu onun yazarlığına büyük katkılar sağladı.

İlk kitabı "Yaban Muzu" 1940'ta yayımlandı. 1945'te yayımlanan "Beyaz Toprak" adlı romanı çok beğenildi. Daha sonra "Evden Uzakta" (1949), "Sular Çekilince" (1931), "Kırmızı Arara" (1953) ve "Ateş Çizgisi" (1955) romanlarını yazdı. "Kayığım Rosinha" (1961) ile ününün doruğuna çıktı. En ünlü kitabı Şeker Portakalı (1968) on iki günde yazılmıştı. "Ama onu yirmi yıldan fazla yüreğimde taşıdım," der yazar. Bu kitaptaki küçük Zeze'nin serüvenleri "Güneşi Uyandıralım" (1974) ve "Delifişek" (1963) adlı romanlarında sürer. Bu ünlü yazar 1988'de öldü.

Jose Mauro de Vasconcelos, edebiyat dünyasının en ilginç yazarlarından biri. Nedeni ise yazarlık yeteneğini uzun yıllar keşfedememesi ve hayatın onu bir çok birbirinden alakasız işlere sürüklemesi ve yaşadıkları ile içinde barındırdığı hikayesini yazmaya karar vererek edebiyat dünyasında yeri alması.

Hayatında bir çok farklı işte çalışan ve içinde kendine göre bir hikaye geliştiren yazar en sonunda bunu kağıda dökmeye karar verir ve 12 gün gibi kısa bir sürede kitabını tamamlar. Bu kitabı sayesinde de en çok satanlar listesine giren yazar bir anda kendini farklı bir dünyada bulur. İşte bu kitabın adı Şeker Portakalı.

Aydın Emeç tarafından Türkçeye çevrilen bu değerli romanda yoksul bir ailenin oğlu olan bir çocuğun yüzmeye daha yeni başladığında ilerde yüzme şampiyonu olma hayalini kurmasını ve bu hayali için ilerlerken hayatın ona nasıl oyunlar oynadığını ve onu nasıl farklı yerlere sürüklediğini anlatıyor.

Şeker Portakalı, okuyucularına tam bir hayat dersi sunuyor ve hayata dair gerçekleri su yüzeyine çıkartıyor. Bunu yaparken de okuyucunun kendi geçmişinden parçaları bulmasını ve hayatı daha iyi anlamasını sağlıyor.

Kitap Özeti

Şeker Portakalı, 5 yaşındaki Zeze isimli bir çocuğun acı hikayesini anlatıyor. Çok fakir bir ailenin çocuklarından biri olan ve 5 yaşında olmasına rağmen hayal gücü ve zekası çok gelişmiş olan Zeze çok yaramaz bir çocuktur ve o yüzden mahalle için şeytan olarak anılmaktadır.

Çok meraklı olan ve çevresindeki her şeyi keşfetmeye çalışan bu çocuğun diğer ilginç noktası ise okumayı çok erken çözmesidir. Bu yüzden öğretmeni tarafından sevilen ve Zeze’nin şeytan olmadığı bir tek öğretmeni kendisi gibi sarışın olan ablası inanmaktadır.

Zeze’nin babası işsizdir ve aile bu yüzden büyük bir fakirlik çeker. Taşınmak zorundadırlar ve bu Zeze’ye acı verir. Bu acısını azaltmak içinde Zeze’ben bir şeker portakalı fidanı seçmesi istenir. Zeze’ de bir tane seçer ve kendi ağacı olduğu için ona ilgi gösterir. Fakat bu şeker portakalı fidanının başka bir özelliği daha vardır. O da Zeze ile konuşmasıdır. İkili bu sayede çok iyi arkadaş olur ve Zeze tüm gün yaptıklarını şeker portakalı fidanına anlatmaya başlar.

Yeni yıl yaklaştığında Zeze de her çocuk gibi hediye bekler. Fakat ailesi çok fakir olduğu için pek umudu yoktur. Buna rağmen pabuçlarını kapının önüne koyar ve odasında beklemeye başlar. Gelenek olarak babası kapının önüne hediye koyması gerekir ve Zeze merakına yenilerek hediye var mı diye kapıyı açar. Tahmin ettiği gibi hediye yoktur fakat karşısında babası ıslak gözler ile ona bakar. O an babasının acısını hisseder fakat artık çok geçtir. Yaptığı bu davranışı ile babasını çok üzmüştür ve bunu telafi etmek için babasına hediye almaya karar verir. Bunun içinde ayakkabı boyama kutusu alır ve yollara düşer. İşler pek iyi gitmez ama yine de bir şekilde hediye için gerekli parayı bulmayı başarır. Hediyeyi alıp babasına verdiğinde artık ondan mutlusu yoktur. Onun içinde hem bir şeytan hem de bir melek vardır.

Bir taraftan herkes yaramazlıkları ile ona bela okurken diğer taraftan öğretmeninin masasındaki vazo boş kalmasın, öğretmeni üzülmesin diye çabalayan bir çocuktur Zeze. En büyük hayallerinden bir tanesi ise yarasa gibi kasabanın en havalı arabası olan Portekizlinin arabasının arkasına asılarak rüzgarı hissetmektedir. Bir gün cesaretini toplar ve bunu dener. Fakat denemesi ile başarısız olması ve Portekizliden dayak yemesi bir olur. O gün büyüdüğünde Portekizliyi öldüreceğine dair yemin eder.

Bundan sonra günlerini artık Portekizliden saklanarak geçirir ve Portekizli ona pek rahat vermez. Arabası ile hava yapması Zeze’yi daha da kızdırır ama elinden bir şey gelmez. Bir gün yaramazlık ederken kendini keser ve bunu dayak yememek için ailesinden gizler. Okula toparlayarak giderken Portekizli bunu fark eder ve onu arabasına alır. Okula gitmek yerine Zeze’yi eczaneye götürür ve yarasına baktırır. Daha sonrada ona limona ile pasta ısmarlar. Portekizlinin kötü biri olmadığını anlayan Zeze onunla dost olmaya karar. Bundan sonraki günlerini de sürekli Portekizli ve arabası ile geçirir. Portekizli ile öyle yakınlaşmışlardır ki artık onu babası gibi görmeye başlar. Hayatında sevdiği tek kişi Portekizli olmuştur.

Zeze yaramazlıklarına devam eder ve ailesi de onu sürekli döver. Artık Zeze’yi dövmek alışıla gelmiş bir hale gelir. Fakat zamanla dayağın dozu kaçar ve ablası ile babası Zeze’yi çok kötü döver. Öyle ki Zeze dışarı çıkamaz hale gelir. Bir anlamda artık ölmeyi istemektedir ve bunun için tek yok olarak da trenin önüne atlamayı düşünür. O bunun planını kurarken kötü haber gelir. Portekizli arabasının içinde iken tren arabasına çarpmıştır. Araba paramparça olmuştur ve Portekizli ölmüştür. Hayatındaki en sevdiği kişiyi kaybetmek Zeze’yi yaşayan bir ölü haline getirir. Tam o sırada şeker portakalının yol yapımı için kesileceği söylentisi de çıkmıştır. Tüm aile Zeze’nin bu yüzden bunalıma girdiğini düşünür. Zeze öyle kötü olur ki tüm kasaba haline acır ve bir zamanlar şeytan diye çağırdıkları Zeze’yi ziyarete gelirler. Fakat hiç bir şey Zeze’yi kendine getiremez. Bir tek en iyi arkadaşı olan şeker portakalı fidanı ile konuşur. Fakat onun da ömrü artık sınırlıdır. Zeze bir şekilde hayatına devam etmek zorundadır.

Şeker Portakalı, fakirliği, açlığı ve çaresizliği küçük bir çocuğun bakış açısıyla anlatan ve herkesin mutlaka okuması gereken, Jose Mauro de Vasconcelos'ın dünya edebiyatına kazandırdığı en önemli eseridir.
Şeker Portakalı kitabı Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Rogojin

@rogojin

Özlediğimden değil de zamanı geldiği içindi bir kere daha okumak istemem...ve hızlı hızlı atlayarak okudum, çünkü okumasam da ne olduğunu artık hatırlıyorum, hatırlamamak elde değil, 33 senedir okuyorum her sene, ve her sene, her okumada, kitabın sonunda, yine ağlıyorum. Şu anda hastayım, daha doğrusu hastalanıyorum; ancak bu beni yazmaktan alıkoymuyor, yani ateşimin artması, vücudumun dinlenmek istemesi beni engellemiyor; Şeker Portakalı, çünkü, benim çok aşina olduğum, ve bir anlamda, beraber büyüdüğüm bir edebiyat mekânı gibi. İnternette senelerce Vasconcelos'un tek bir resmini bulmak için uğraşmıştım. Üniversitede İngilizce basımlarında dahi kitabın yazarının bir resmini bulmak mümkün olmamıştı. Facebook'a 2007 yılında katıldığımda, çok uzun süre Vasconcelos'u bulmaya çalıştım. Hatta bana yardımcı olmak isteyen bir iki yabancı da oldu, ama sonuç hep olumsuzdu. Eğer yanılmıyorsam, Can yayınlarının Şeker Portakalı'nın yeni basımlarından birine, kimbilir beş mi on mu yıl kadar önce, on olamaz ama, mutlaka beş civarı olmalı, işte o basıma koydukları resim ise hepimizi etkilemişti, zaten Facebook'ta ilk gördüğüm resim de oydu, yakışıklı bir genç adam, bize siyah beyaz fotoğraftan bakıyor, ve güzel yüzü senelerce yüzünü görmeden onun çocukluk dünyasında kaybolup giden benim gibi nice insanda sevgi hissi uyandırıyordu; çünkü Zezé O'ydu, yani O, 24 yaşında intihar eden Godoia'nın kardeşi ve bahçelerde elini tutarak dolaşan genç yaşında ölmeyi seçen Kral Luis'in abisiydi , Portuga ile Kralice Charlotte'un önünde eğilerek ona hürmetlerini sunan ve sırtı yediği dayaktan yara bere içinde kalmış, içine şeytan kaçmış bizim Zezé'mizdi, ama ilginçtir ki bu fotoğrafın gerçek olmadığı ortaya çıktı, aynı isimde bir başkası, bir Meksikalı devrimcinin resmiydi bu, ve gerçek Zezé'nin resmini daha sonra görmek nasip oldu: yılların yorduğu bedeninde gözlerinde tanıdık pırıltılar gördüğümüz güleç yüzlü bir adama bakıyorduk, ve ne güzeldir ki onu çok çok iyi tanıyorduk.

Günün birinde acıyı keşfeden bir çocuğun öyküsü olan Şeker Portakalı bir yandan da nice babasızın öyküsü gibidir, bir gün bir yabancının bütün samimiyeti ve sevgisiyle kalbinde size yer açmasının öyküsüdür. Sevgi güzeldir, Dona Cecilia Paim öğretmenimizin masasındaki çiçek gibidir, o çiçek büyür ama hayat herşeyden daha ağır, 'benim suçum yok' diye ağlayan katil tren Mangaratiba üzerinizden ezip geçer... sonra bir bakarsınız, günlerce acı çekseniz de yaşamaya mahkûmsunuz ve o zaman bir küçük ses size seslenir, "üzülme küçüğüm, O göklerde". O zaman yine kelimelerin heyecanına, hayatın rengine dönmek istersiniz, ama büyümüşsünüzdür işte; yokmuş, olmamış gibi yapamazsınız ve Onun artık bir ceset olduğu gelir aklınıza. Acı çeke çeke içinizde bir şeker portakalı büyür...gerçek hayatta onu yol yapmak için bahçenizdeki diğer masum ağaçlar ve fidanlarla beraber kesseler de, içinizde acıyla sulanan bu şeker portakalı büyür, büyür, büyür. Ben de 12 yaşımdan beri Zezé ile böyle büyüdüğümü düşünürüm hep, her zaman geri dönüp mutlaka yeniden okurum onu...bir edebiyatçının dünyaya bırakabileceği en güzel miraslardan biri çünkü Şeker Portakalı...bu kadar sevgi ve acının bir arada yoğrulduğu bir kitap hayata daha iyi tutunmaya, dayanmaya, ümitvar olmaya ve acılarla sarsıldığımızda pes etmemeye davet eder bizi, biz de Zezé gibi gülümseyerek ve içimiz ağrıyarak dayanmaya ve inadına yaşamaya çalışırız.

"Ama Xururuca sensin, Minguinho"

Hasta hasta ancak bu kadar yazabildim...benim için Şeker Portakalı'nı ancak bu kadar anlatabildim...belki seneye bir kez daha okuduğumda, nasipse ve ömrüm varsa elbette, daha doğru ve daha iyi anlatabilirim gerçek düşünce ve hislerimi.
Şeker Portakalı
kitaba 10 verdi
16 beğen · 1 yorum
iremşanti (@iremsanti)
O kadar güzel anlatmışsınız ki ne desem eksik kalacak sanki benimde her sene tekrardan okuyup sonunda ağladım kitap zezenin öyküsü...
20.05.18 beğen cevap

Gülcan

@gulcann

Tüm sevdiklerini içine alabilmek için kalbin yeterli büyüklükte; Zeze
Kitabı beğendiğimi söylemekle başlayayım. Nisan ayı okuma paylaşımımda yarım kaldığını söylemiştim ancak yarım bırakmamıştım okumaya devam ediyordum. Neyse bugün kaldığım yerden devam ettim ve hemen bitirdim. Çünkü Ceviz abi beni protesto etti. Yumurta ve dometes fırlatıp menemen yapmakla tehdit etti. O yüzden hemencik bitirmeye özen gösterdim.

Öncelikle kitaba çocuk kitabı diyorlar ama ben şahsen kitabın çocuklara uygun olmadığını düşünüyorum bu kitap bence 15 yaşından büyükler için yani 15 yaş ve üstü herkes için desem daha uygun olur. Niçin böyle düşünüyorum. Öncelikle konusu küçük yaşlar için ağır bir konu. Beni bile derinden etkiledi. Yaşı küçüklere ağır gelir.

Artı tartışmalar var müstehcenlikle alakalı ama ben müstehcen bulmadım. İçinde müstehcenlik yok ama küfür var. Şimdi nedir bu içindeki küfür derseniz "Orospu Çocuğu" diye söz geçiyor arada... Buna çocuk kitabı olarak bakarsak doğru bulmadım ama zaten bence konu olarak da çocuklar için ağır. Neyse bunlar benim düşüncem.

Kitabın konusu, beş yaşındaki minik Zeze'nin iç burkan hayatı. İç burkan diyorum çünkü Zeze'nin hayatının resmen acıların çocuğu küçük Emrahtan farkı yok. Çocuk okuyucular ne sonuç çıkarır bilemem de büyük okuyucuların çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda bu kitaptan çıkarması gereken çok ders var. Çocuk istismarı, çocuk ihmali, çocuk hakları konusunda çok iyi örnekler çıkar Zeze'nin hayatından. Zeze'yi yani beş yaşındaki bir çocuğu dayak arsızı yaptılar kitapta. Bu tabi dayağın eğitimde ve çocuk gelişiminde ne kadar gereksiz bir şey olduğunu da gösteriyor kitapta.

Bir de kategori olarak çocuk kitabı kategorisinde bakarsak ben Momo'yu bu kitaptan bi tık daha iyi ve en azından içerik bakımından çocuklar için daha uygun buldum. Yani 12 yaşında bir çocuğa Momo okumasını tavsiye ederim ama Şeker Portakalını etmem. Dediğim gibi müstehcen değil ama içeriği iç karartıcı ve ağır. Okunmasın demem ama 15 yaştan sonra daha uygun olur kanımca...

Kitapta çocukların hayatında, gelişiminde sevginin ne derece büyük önemi olduğu vurgulanıyor. Atalay Yörükoğlu'nun Çocuk Ruh Sağlığı kitabında söyledikleri geldi aklıma "Çocukların sezmekte en az yanıldıkları şey gerçek sevgi ve sıcaklıktır" ve bir şey daha ekler "Gerçekten çocukluğunda sevgiye doymamış insanın dengeli bir kişilik geliştirmesi de, başkalarını sevmesi de olanaksızdır. Çünkü kişi yeterince alamadığını başkalarıyla paylaşamaz."

Zeze'nin de ilacı buydu; SEVGİ.
Şeker Portakalı
kitaba 9 verdi
10 beğen · 7 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
"dayak arzısı"
03.05.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
@semih-oktay abi doğru yazmamışmıyım?
03.05.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
"Arsız" var ama "dayak arzısı" da nedir? Vardır belki de;ben denk gelmemiş olabilirim! "(...) mış mıyım)" diye soruyorken "mıyım" ayrı yazılacak! Biliyor da uygulamıyorsan çok ayıp! Bilesin!
03.05.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
? Biliyorum. Ama sen söyle istedim abi ? Dayak arsızı var. Çok dövülen ama artık dövülmenin etkisini kaybettiği çocuklar. Kötü bir durum yani doyum noktasına ulaşmış anlamında dedim.
03.05.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
"(...) doyum noktasına ulaşmış anlamında arsız var arsız! "Arzıs" yanlış! :S
03.05.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
Onu bilerek yapmadım abi incelemeyi telefondan yazmıştım. Farkında değilim. Dur düzelteyim. ?
03.05.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
:)
03.05.17 beğen cevap
Ah Zeze sen neden bu kadar hızlı büyüdün ve neden bu kadar zekisin. Senin yaşadıkların inanılmazdı, seninle ağladım seninle güldüm Zeze bunu bil istedim. Umarım sadece bir hayal ürünüsündür, çünkü bu kadar acı çekmiş birinin yer yüzünde gerçekten de yaşadığına inanmak istemiyorum, gerçekten yaşamışsan gerçekten de acı çekmişsin demektir canım Zezem. Kitabın sonlarındaki yaşadığın o şoka öğretmeninin şahit olması ne kadar manidardı, Bu kadar sevmiş olmak ancak bir çocuk kalbiyle mümkündü zaten umarım çocukluğunun o saflığını ve masumluğunu kalbinde saklarsın ve kalbin de senin gibi zamanla büyümez ve her zaman bir çocuk kalbi olarak kalmaya devam eder, çocuk kalbi olarak kalıp dünyanın bütün kötülük ve pisliklerine meydan okuyan ve düşmeyen bir bayrak olur kalbin. Ah zeze sana ne kadar üzüldüm anlatamam ilk başta kardeşinle hediye almaya giderken yaşadıkların ve eli boş dönmen üzdü beni, babana karşı mahcubiyetin ve kendini affettirmek için aldığın hediye ne kadar da manidardı, Zeze babanın o gözleri hayatın boyunca üzerinde gezmesin diye ne kadar üzüldüğünü çok iyi biliyorum, içimi parça parça ettin yaramaz çocuk, sadece kendin acı çekmedin bana da çektirdin o acıları, midene giren kıramplar beni de buldu zeze, senin ne kadar duyarlı olduğunu midene giren acılardan biliyorum, ah Zeze seninle ağlayıp seninle güldüm inan ki, şeker portakalın benim de dostumdu senin atın benim de atımdı senin yüzünde patlayan tokatlar senin sırtına inen kemerler aynı zamanda benimde sırtıma indi :'( Sen en çok kimi sevmişsen ben de onu sevdim zeze, en çok da babanı kaybetmen üzdü seni biliyorum, babanın iş bulmasına bu yüzden beni de sevinemedim zeze, bir parmak bal çalıp senden tüm mutluluklarını alıp gitmeye kimin hakkı vardı ki ?
Sen sokakların girişimci ruhlu çocuğu olarak evde oturmayı ve monoton bir hayatı reddedişin bana göre isyankar ruhundu, iyiliklerini içinde tutup birilerini mutlu etmek için giriştiğin işlerde çoğu kez hüsranla sonuçlanmadı mı bu girişimlerin, babana şarkı söyleyişin ama babanın sadece sözlere takılması büyüklerin ne kadar saçma işler yaptığını gösterdi bize, en sevdiğin olacak kişiden bile tokat yememiş miydin zeze, en güzel dostlukların başlamasına nedenolan bir kavgayla. KİTABI YENİ BİTİRDİĞİM İÇİN Mİ BU KADAR DUYGULUYUM YOKSA KİTAP MI BENİ BİTİRDİ AÇIKÇASI BİLEMİYORUM, AMA BİTMESİNİ İSTEMEDİĞİM VE BİTTİĞİNE DE ÜZÜLDÜĞÜM BİR KİTAPTI.
Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi
8 beğen · 0 yorum

pigletcanim

@pigletcanim

Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum
Jose Mauro de Vasconcelos Brezilyalı bir yazar. Yarı Kızılderili yarı Portekizli olan yazar yoksul bir ailede dünyaya gelmiştir. Bu sebeple iki ayrı kültürün de izlerini taşımaktadır. Vasconcelos yazdıklarında hayatıyan zorluklarından, yoksulluktan,hayatın içindeki şiddetten fazlaca bahsetmiştir.Ama özellikle Şeker Portakalı devamı olan Güneşi uyandıralım ve Delifişek kitapları iyimserlik ve duygusallık üzerinedir.
Vasconcelos Şeker Portakalı kitabını 20 günde yazmıştır, fakat bu kitabı yazabilmek için 20 yıl yüreğinde taşıdığını söyler. Kitabın özgün adı O Meu Pé de Laranja Lima'dır .
Şeker Portakalı kitabının konusu çocuktur. Zeze’nin muhteşem hayal dünyasını, arkadaşlarıyla özel bağıyla gerçekten herkese örnek olabilecek bir kitap.Fakir bir ailenin çocuğu olan Zeze’nin hayatı, karşılaştığı zorlukları, yaramazlıklarını ve bir çocuk gözüyle gördüğü dünyasını bizlere anlatır. Yazar aslında kendisininde hayatı boyunca yaşadığı yoksulluğu Zeze aracılığıyla bizlere anlatmaktadır.
Zeze baskıcı bir ailenin Zeki bir çocuğudur. Fakat anlaşılamamak onun en büyük sorunudur.Annesi geç saatlere kadar çalışmaktadır. Babasının bir işi yoktur. Okula başlamadan önce evde ablası ve kardeşiyle birlikte geçirdiği zaman anlatılmaktadır.Okula başladıktan sonra bitmek bilmeyen yaramazlıkları ile sürekli dayak ile cezalandırılır.Manuel Valenderes Zeze’nin dertlerini paylaştığı, Zeze’ye göre her şeyi bilen orta yaşın üzerinde bir adamdır. Zeze Valenderes’in babası olmasını çok ister. Hatta bir gün ona,kendisini evlatlık alıp almayacağını sorar.Zeze’yi anlayan tek yetişkin Valenderes’dir. Kitabın sonunda babası iş bulur, bundan sonra hayatlarının düzene gireceğini söyler. Valanderes hayatını kaybetmiş, şeker portakalı fidesi kesilmiştir. Zeze için her şey son bulmuştur. Zeze’ye hayatın gerçekleri çok erken anlatılmıştır… Kitabın sonunda okura tek bir soru sorar;Olup bitenlere çocuklara niçin anlatmalı?
Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi
5 beğen · 0 yorum

Gül Ayan

@gulayan

Türkiye’de yaşamaya başladıktan sonra uzun süre kitap okuyamamıştım.
Çok istememe rağmen okuyamıyordum, çünkü okuduklarımı anlamıyordum

Kitaplara karşı aşkımı, yeniden alevlendiren roman ŞEKER PORTAKALI - Jose Mauro de Vasconcelos oldu.

Çok etkilendim okurken, kalbimin en ince tellerine dokundu bu kitap.

Romanın kahramanı, fakir ve kalabalık ailenin çocuğu olan küçük Zeze’ nin, çok büyük arzusu, bir Noel hediyesi alabilmek …
"Ya ölürsem… Bu yıl Noel armağanı almadan ölmüş olurum.” düşünüyor romanın küçük kahramanı..Bunun gerçekleşmemsi için, kardeşi ile birlikte, verdiği küçük savaşı ve hayal kırıklığını ben hiç unutamadım. Umudunu yitirmeden, akşam yatmadan önce, lastik pabuçlarını kapının önüne bırakıyor ve; “ Kim bilir, belki bir mucize olur da içleri armağanla dolar. Bir armağan almayı o kadar isterdim ki. Bir tek armağan. Ama yeni olsun. Benim olsun yalnızca...” Sabah uyanınca ilk işi pabuçlarına bakmak oluyor. Bomboş olduklarını görüyor...
Öyle üzgündüm ki, o kadar büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım ki, o an ölmeyi istedim. Ve gözyaşlarım acınacak bir biçimde akmaya başladı”

Zeze sadece beş yaşında küçücük bir insan.

Kitabın sonunda ise o küçücük insanın duyduğu acı beni gerçekten çok derinden sarstı.

Sevmediğimiz, fakat katlanmak zorunda kaldığımız insanları, kalbimizde nasıl gömebileceğimizi Zeze' den öğrendim.

Şeker Portakal’ı kesinlikle çocuk kitabı değil, bence büyükler okumalı ve çocukların dünyasını tanımalıdır.

Ernest Hemingway'in, benim de yüzde yüz katıldığım, şu mealde bir sözünü vardır; Eğer bir ülke hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, o ülke hakkında ne düşünmeniz gerektiğini öğrenmek istiyorsanız o zaman çocukların, yaşlıların ve azınlıkların hayatını incelemelisin. Çocuklar, azınlıklar ve yaşlılar toplumun en hassas bireyleridir çünkü.
Şeker Portakalı
kitaba 10 verdi
5 beğen · 0 yorum

Şeker Portakalı - S41

''Resim istersen...''
''Kaç tane?''
''İki.''
''Pışııık. Böyle bir böceğe iki resim, ha!..''
''Edmundo Dayımın evinin arkası bunun gibi büyük böceklerle dolu.''
''Üç resme değişirim.''
''Üç resim veririm, ama seçemezsin.''
''Öyleyse olmaz. Hiç değilse ikisini seçmeliyim.''
''Kabul.''
Bende iki tane olan Laura La Planta'nın resmini verdim ona.Hot Gibson'ın resmiyle Patsy Ruth
Miller'inkini de o seçti.Böceği aldım, cebime attım,oradan uzaklaştım.
Misafir tarafından eklenmiştir.

Nil Kara

@nilkara

Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
62 beğen · 0 yorum

Nur Özdemir

@nuro

"Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur."
Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
25 beğen · 0 yorum

Eda karaaslan

@edakaraaslan

Uyuyalım . İnsan uyudu mu herşeyi unutur .
Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
19 beğen · 0 yorum

N.B

@nurrbgl

''Kımıldamadan, saatler boyu duvara bakıyordum. Çevremde konuşulduğunu işitiyordum. Her şeyi anlıyor, ama karşılık vermek istemiyordum. Konuşmak istemiyordum. Göklere uçmaktan başka isteğim yoktu.''
#ŞekerPortakalı
Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
15 beğen · 0 yorum

Esra Özdemir

@creaturesra

"Herkes her zaman haklı. Bense, hiçbir zaman."
Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
13 beğen · 0 yorum
1164
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
750
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
20
KİTAP
Çocuklarıma Bırakmak İstediğim Kitaplar
Bu kitabı mutlaka çocuğum da okumalı diye düşündüğümüz, çocuğumuza bırakmak istediğimiz kitapları bu listede topluyoruz....
431
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....

Hayrat-ı Süvari

@yldrmerk4n

Hediye
Merhabalar Neokur ailesi, haftasonu sevdiğim bir abimin oğlunun sünnet düğünü var. 12,13 yaşlarında ki çocuğa kitap hediye etmek istiyorum. Elimde Şeker Portakalı var. Bu uygun olur mu yahut önermek istediğiniz başka bir kitap var mı önerilerinizi almak istedim. Şimdiden teşekkür ederim.
Şeker Portakalı
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
2 beğeni · 13 yorum
Kartaca (@leventmentese)
Su an 11 yasindaki kizim okuyor. Tavsiye ederim
11.07.18 beğen cevap
Hayrat-ı Süvari (@yldrmerk4n)
Olur Levent abi Teşekkür ederim :)
11.07.18 beğen 2 cevap
Enis (@dusundurucudusunce)
Kitap içeriği ve aktardığı mesajlarla o yaş grubuna uygun mudur acaba?
11.07.18 beğen cevap

Hannidex

@hannidex

+Babam beni dövdüğü için herkes dövüyor ama sorun değil,onu öldüreceğim.

-Ne! Babanı mı öldüreceksin?

+Onu içimde öldüreceğim,birini sevmeyi bıraktığında içinde ölmeye başlar.


Siz de insanları zihninizde öldürüyor musunuz?
Şeker Portakalı
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
43 beğeni · 12 yorum
Emre ÖZTÜRK (@emreozturk)
Zihnimiz şehir mezarlığı.. Kalbimizde öyle.. Hani Karacaahmet’in duyguları olsa kıskanır. O derece yani ?
25.04.18 beğen 10 cevap
€ROS (@doktorno)
Ne zihnimde ne de gerçeğimde kimseyi öldürme isteğim yok yaşam insana verilmiş yeğane hazinedir bunu hiç bir şekilde elimizden almaya kimsenin hakkı yoktur her ne yapmış olursa olsun ne yaparsa yapsın Yaradan versin cezasını desemde bazı durumlarda cellat olmak istediğimde olmuyor değil hani.
25.04.18 beğen 1 cevap
MeralZeze (@meralzezee)
Benim kitabım ?
25.04.18 beğen 1 cevap

Naime kaçar

@naimekacar

"Seni seviyorum" denmez bizde ,kitap hediye edilir?
Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğeni · 0 yorum

@

Şeker Portakalı
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
beğeni · 0 yorum

verdasimge

@werdasinge

Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur.
"Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur."
Yazarlıkta karar kılıncaya kadar, boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara modellik yapmaya, muz plantasyonlarında hamallıktan gece kulüplerinde garsonluğa kadar çeşitli işlerde çalışan Jose Mauro de Vasconcelos'un başyapıtı Şeker Portakalı, "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü"dür. Çok yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, dokuz yaşında yüzme öğrenirken bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayalini kuran Vasconcelos'un çocukluğundan derin izler taşıyan Şeker Portakalı, yaşamın beklenmedik değişimleri karşısında büyük sarsıntılar yaşayan küçük Zeze'nin başından geçenleri anlatır. Vasconcelos, tam on iki günde yazdığı bu romanı "yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını" söyler.

Aydın Emeç'in, güzel Türkçesiyle dilimize armağan ettiği Şeker Portakalı'nın başkahramanı Zeze'nin büyüdükçe yaşadığı serüvenleri, yazarın Güneşi Uyandıralım ve Delifişek adlı romanlarında izleyebilirsiniz.
Şeker Portakalı
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
12 beğeni · 0 yorum