ara

Fareler ve İnsanlar

Of Mice and Men

Fareler ve İnsanlar Konusu ve Özeti

Fareler ve İnsanlar
John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar romanında aklı başında ve zeki bir adam olan George ile güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk arkadaşı Lennie'nin para kazanmak için tarım işçiliği yapmak üzere mevsimlik olarak çalışmaya başladıkları çiftlikte geçen hikayeleri anlatılmaktadır.
Çevirmen:
Yayınevi: 2319
ISBN: 9789755705859
Sayfa: 128 sayfa

Fareler ve İnsanlar Kitabı Hakkında Genel Bilgiler

1937 yılında yayımlanan, Büyük Bunalım yıllarının anlatıldığı Fareler ve İnsanlar , John Steinbeck’in dostluk üzerine kurulmuş en önemli eserlerinden biridir.

Kitabın ismine Robert Burns şiiri ilham kaynağı olmuştur;
"En iyi planları farelerin ve insanların
Sıkça ters gider..."

Fareler ve İnsanlar, MEB’in 100 Temel Eser dizisinde yer almaktadır.

Fareler ve İnsanlar Kitabının Konusu

George Milton, aklı başında zeki bir adamdır, Lennie Small ise George'un güçlü kuvvetli fakat akli dengesi yerinde olmayan saf ve iyi niyetli arkadaşıdır. Tek hayalleri, yeterli para kazandıktan sonra küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamaktır. Para kazanabilmek için birlikte bir çiftlikte tarım işçiliği yapmaya başlarlar. Ancak Lennie’nin saf ve iyi niyetli oluşu başlarını belaya sokar. George, kişisel çıkarları ile dostu arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Fareler ve İnsanlar Kitabının Özeti

John Steinbeck bu romanında George ve Lennie isimli iki yakın arkadaşın hikayesini anlatmaktadır. George daha ufak yapılı ve canlı bir insandır, Lennie ise biraz zihinsel engelli, ruhen çocuk fakat iri yapılı birisidir. Lennie yüzünden başları hep belaya girdiği için sürekli yer ve mekan değiştirirler. Bu iki arkadaş birbirlerine göre oldukça ters olsalar da büyük dostlukları vardır. George ve Lennie çiftliklerde çalışıp hayali para biriktirerek kendilerine arazi ve ev satın almayı düşünmektedirler. Lennie özellikle tavşan beslemek ister. Lennie'nin en büyük zaafı yumuşak olan herşeyi okşamak istemesidir. Bundan dolayı cebinde ölü fare bile taşır.

İki arkadaş bir çiftlikte iş olduğu haberi alırlar ve yola koyulurlar. Çiftliğe vardıklarında ne çiftlik sahibi ne de oğlu Curley bunları pek hoş karşılamaz. Çünkü Curley'in boyu kısadır ve Lennie gibi uzun insanları hiç sevmez. İlk günden kafayı Lennie'ye takar. Curley'in bunun dışında da sorunları vardır o da evli olduğu kadın. Karısının çiftlikte fingirdemediği adam kalmamıştır ve şimdi de gözünü Lennie ile George dikmiştir.

Çiftlikte bir elini kaybetmiş Candy adında yaşlı bir adam ve yaşlı köpeği vardır .Köpek yaşlı olduğundan çiftlikte kimse köpeği istemez. Bir gün köpeği silahla vururlar. Bu yüzden Candy bir gün onu da işe yaramaz bulup bir köşeye atacaklarını düşünür.Birikmiş parasını George ve Lennie'nin alacakları çiftliğe ortak eder. Artık hayalleri üç kişilik olmuştur.

Bir gün Lennie'nin yanına Curley'in karısı gelir. Lennie oradan gitmek ister fakat kadının konuşması onu etkiler. Yumuşak şeylerden hoşlandığını öğrenince, kadın saçlarını okşatmaya başlar. Lennie bu zevkle kendini kaybeder ,kadın kendini kurtarmaya çalışsada başaramaz bunun üzerine Lennie korkuya kapılınca kadının boynunu kırar ve öldürür. Olayların kötü bir hal alacağını anlayan Lennie çiftlikten kaçar. Curley olanları öğrenince tüm çiftliği peşine takarak Lennie'yi aramaya başlar.

Olaylardan sonra George'da çiftlikte kalamayacağını anlar ve Lennie'yi hepsinden önce bulur. Lennie'ye çiftlik hayallerini nehre doğru dönerek anlatmasını ister.Bu sıra bir el silah sesi gelir.Curley ve çiftliktekiler oraya geldiklerinde Lennie'yi yerde ölü bulurlar ve George şaşkın şaşkın bakarlar.
Fareler ve İnsanlar kitabı Tüm Zamanların En İyi Kitapları listesinde yer almaktadır.

Fareler ve İnsanlar - s41

"Memnun oldum," dedi iri kıyım adam. "Benim adım Carlson."
Hayal Perest tarafından eklenmiştir.
141
KİTAP
Tüm Zamanların En İyi Kitapları
Hem okurların hem de yazarların büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuş, kitap tavsiyesi istendiğinde akla ilk gelen, tü...
38
KİTAP
Tekrar Okunması Gereken Kitaplar
Okumak büyük bir bağımlılıktır. Okumanın keyfini tadanlar kolay kolay bu bağımlılıktan vazgeçemezler. Bu listede, okuma bağım...
11
KİTAP
Sonu Mutsuz Biten Kitaplar
Bu liste baştan aşağı spoiler içermektedir. Mutlu sonlardan sıkılıp daha gerçekçi sonlar arayanların okuyabileceği, mutsuz so...
1131
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
735
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...

Onur Tüzüngüven

@onur-tuzunguven

Fareler ve İnsanlar: Arkadaşlık mı yoksa çıkar ilişkisi mi?
“En iyi planları farelerin ve insanların/

Sıkça ters gider.”

Robert Burns – To a Mouse

Nobel edebiyat ödüllü John Steinbeck’in Büyük Bunalım yıllarını anlattığı bir novella olan Fareler ve İnsanlar, 1937 yılında yayımlanır. Eserde, Amerika’nın yaşadığı sarsıntılar ve değişimler verilirken aynı zamanda insan ruhuna da bir ayna tutulduğundan bahsedilebilir. Bu yıllarda iki gezgin çiftlik işçisinin yaşadıklarını anlatır Steinbeck: Georgie Milton ve Lennie Small, hem kendi ilişkileri hem de diğer çiftlik işçileriyle ilişkileri çerçevesinde anlatılır. Tamamen ruhsal çözümlemelere dayanan bir anlatım söz konusu değilse de Steinbeck, bize karakterlerin iç dünyasını vermenin bir yolunu bulmuş gibidir.

Fareler ve İnsanlar üzerine bugüne kadar pek çok inceleme yapılmış, yazılar yazılmış, eleştiriler getirilmiştir. Hatta bir dönem ülkemizde de yasaklanması söz konusu edilmiş, Meb’in 100 Temel Eser dizisinden çıkarılması düşünülmüştür. Neyse ki edebiyata hâlâ sahip çıkan birileri var, neyse ki hepimiz için hâlâ biraz olsun umut var…

Kitabın ele alındığı her yazıda/konuşmada, kitaptaki karakterlerin dostluğuna, birbirlerine bağlılıklarına dikkat çekilir. George, daha akıllı ve kurnaz; Lennie ise zekâ geriliği bulunan, bir çocuk masumiyetiyle sevme edimini gerçekleştiren, daha doğrusu gerçekleştirmek niyetinde olsa da bunu her zaman beceremeyen bir karakterdir. Fakat Lennie’nin asıl öne çıkan ve bence kurguya da temel teşkil eden özelliği bir hayli güçlü olması. George, Lennie’ye sahip çıkar, onu yalnız bırakmaz, çalıştıkları yerlerde başına belalar açsa da ona sahip çıkmaya devam eder; yolculukları böylece sürüp gider.

Arkadaşlık ve bağlılık mı yoksa bilinçaltında yer etmiş bir çıkarcılık mı?

Daha önce de belirttiğim gibi, kitabın incelemelerinde ve tanıtımlarında çoğunlukla dostluktan, bağlılıktan bahsedilir. Oysa alt metne baktığımızda, yoğun bir anlatımla verilmese de, anlamlandıramadığımız, hatta belki de konduramadığımız bir “çıkar meselesi”nden de bahsedilebilir bu arkadaşlıkta. George’un, başına bela açıp kendini işinden etse bile Lennie’yi yanından ayırmaması kurgu ilerledikçe düşündürmeye başlıyor okuru. Üstelik bir yerde George öyle kızıyor, öyle sözler sarf ediyor ki Lennie’ye, yapamayacağını içten içe bildiği hâlde sadece George mutlu olsun, rahat etsin diye uzaklara gitmeyi düşünüyor Lennie.

“Tanrım yalnız olsaydım ne kadar rahat bir hayatım olurdu benim. Bir iş bulur, başımı belaya sokmadan yaşar giderdim. Kafam rahat olurdu. Ayın sonu geldiğinde de elli papeli cebime indirdiğim gibi kasabaya gider canım ne isterse onu alırdım. Bütün bir geceyi genelevde bile geçirebilirdim. Canımın istediği yerde yemek yer, otele ya da başka bir yere karnımı doyurmaya gider, canım ne çekerse onu sipariş verirdim. İşte bütün bunları her ay yapabilirdim. Koca bir şişe viski alabilirdim ya da ne bileyim bir bilardo salonuna girip kâğıt oynardım, belki de bilardo oynardım. (…) Peki bütün bunlar yerine ne yapıyorum ben? Hiçbir şey, çünkü sen varsın benim yanımda.”(s.16)

George’un bu sözleri üzerine Lennie’nin, tepelere çıkıp orada bir mağarada yaşama fikrine bir yandan gülüyor bir yandan üzülüyoruz, tabii George’a duyulan büyük bir hınç eşliğinde. Öte yandan George’un her seferinde yumuşaması ve söylediklerine, kızdığına pişman olması da tuhaf gelmeye başlıyor. Evet, Lennie yardıma muhtaç ve her ne kadar başa bela açan, hayatı sıkıntıya sokan bir karakter olsa da George gibi sert, amansız bir adamın ona neden ısrarla bakıcılık yaptığını, neden Lennie’yi mutlu etmeye çalıştığını anlamlandıramıyoruz. Aşikar bir görünüm sergilemese de bunun bir yalnızlık korkusu olduğunu ve aslında Lennie’nin gücü kuvvetinin de ona bir güven verdiğini seziyoruz. Bir çıkar kokusu alıyoruz bir diğer deyişle.

George ile Lennie arasındaki ilişkinin görünen boyutundan biraz daha derinlere indiğimizde karşımıza çıkan bir “çıkar ilişkisi” var ve aslında karşılıklı yardımlaşma esasına dayalı sözlü bir antlaşma niteliğinde. Lennie, bunu tahayyül edecek ya da düşünebilecek kapasitede bir karakter olmasa da George’un onu azarlamalarına, itip kakmalarına rağmen onunla gelecek güzel günlerin hayaliyle.

Peki yazıldığı günden bu yana “arkadaşlık”, “merhamet”, “bağlılık” kavramlarıyla yan yana anılan metinde ne arıyor “çıkar”, bunların hepsi bir arada nasıl bulunabiliyor? Bu soruyla yüzleşmek de en az cevaplaması kadar zor. Oysa her seferinde, okurun kaçınılmaz yazgısıdır, kurmacaların büyülü dünyasından uzaklaştığımızda hayatın yüzümüze vuran sert gerçekliği ile karşı karşıya kalmak. Hayatın, insan ilişkilerinin, iş dünyasının hatta kurgularla, büyülü dünyalarla, farklı gerçeklikler ve kurmacalarla bir araya gelebildiğimiz edebiyat dünyasının varlığının da bu diyalekte dayandığını çabucak unutuyoruz. Neyse ki o kendini hatırlatmakta ısrarcı.

Kurgudan gerçek dünyaya arkadaşlık ve çıkar ilişkisi

Bugün edebiyat dünyasına baktığımızda birbirini kollayan, edebiyatı tekeli hâline getirip kendilerini otorite seçen ve bu hâkimiyeti çevresine de kabul ettiren sözümona “edebiyatçılar” ve mutualist bir yaklaşımla varlığını sürdüren sözümona dostlar olduğunu görüyoruz. Biri otoritesini sürdürür ve dostlarının da sorgusuzca kanıksamışlığıyla adını duyuruyor, varlığını kanıtlıyor; diğeri ise eserlerini okurlarına ulaşmayı kolaylaştırıyor. Bir tür kolaycılık esas olan, iki taraf için de. Çoğu zaman da haksız bir kazanım.

Edebiyat siteleri, blogları vb. var tabii bir de… Son birkaç yıldır adından oldukça söz ettiren ve herkesin ilgiyle takip ettiği bir blog var. Ben de hem blogu hem de sahibini yakından takip ediyor, böyle bir atılım için neler yapmam gerektiğini, bu işlerin nasıl yürüdüğünü anlamlandırmaya çalışıyorum. Daha doğrusu çalışıyordum. Geçenlerde bir yazıyla karşılaştım bu blogda. Bir kitap incelemesi adı altında öyle bir yazı girilmiş ki… Sanırsınız bir kitap özeti ödevi hazırlanmış. Fakat yazıdan önceki bilgilendirmeye baktığınızda blog sahibinin, yazarı çok sevdiğini ve arkadaş olduklarını okuyorsunuz kendi kaleminden. Ondan sonra şaşırmıyorsunuz artık bir şeye. Siz kaç kapıdan, siteden, blogdan, dergiden, oluşumdan geri döndüyseniz daha büyük çabalarla, birilerinin arkadaşı olmak da o kadar çok kapı açıyor. Bunu yapamadığınız için önce kendinize, sonra da bunu yaptıkları ve birbirlerini kullandıkları için o insanlara lanetler yağdırıyorsunuz. İkisi de hiçbir fayda sağlamıyor elbette.

Yalnızlar Mektebi’nin can damarlarından Avni ağabeyin her fırsatta dile getirdiği ve yakındığı, kendini de bu camiadan bunca uzak tutup bizimle can bulmaya çalışmasına sebep olan “jüri” meselesi ise oldukça iç karartıcı bir şekilde varlığını sürdürmeye devam ediyor. Jürilerde hep aynı isimlerin, aynı isimlerle ve aynı mantıkla, birilerine camianın kapısını aralarken –sanki kendilerininmişçesine- ötekilere yalnızca hayal kırıklığı armağan ediyor. Elbette her dosyanın nitelikli ve okurlarla buluşmasına imkân olmayacağı ve bu konuda zaten yeterince titiz davranılması gerektiği gibi her jüriye yakın duruşlarıyla anılan her yazarın da dosyasının bir okur için zaman kaybı olmayacağının garantisi yok. Öte yandan yıllardır her yerde karşımıza çıkmaktan usanmayan, gençlerle pek de hemhâl olma derdine girmeyen bunca ismin jürilikten, kurul olmaktan uzak durmaya meyletmeyeceğinin de garantisi yok ne yazık ki… Sözüm meclisten dışarı tabii, arada bir de olsa bu jürilerde, kurullarda saygı duyduğum, bana ve belki de pek çoğumuza “oh” dedirten isimlerle de karşılaşmıyor değiliz. Yine de önce koltuksevicilere, sonra da onlara sürekli prim veren ve sanki onlardan başka kimse yokmuş gibi bu çıkar yarışına önayak olanlara edebiyatın fosilleşmesine engel olmak ve bu duruma bir dur demek gerektiğini anlatmak, açıklamak gerektiği de ortada.

Edebiyat camiasında otorite olarak bilinen, daha doğrusu kendini böyle gösterip çevrenin de etkisiyle yerini sağlamlaştıran bu isimler, edebiyatı tekeline de alıyor. Gençlik hayallerimizde kendimizi sıklıkla bünyesinde gördüğümüz dergiler, gazeteler, topluluklar vb. gerçek hayatta bizi barındırmamaya yeminli gibi davranınca anlıyoruz ancak işin gerçekliğini. Kendi imkânlarıyla bir şeyler yapmaya çalışan, üretmeye yeminli bizler için rüştünü ispat ettirebilecek her adımı atmak gerekliliği onlar için bir diş kovuğunu doldurmayacak lokmalar hâline geliyor ve birilerine kapı aralamak şöyle dursun, onların bir kapı arayışında olduklarından bile haberi olmuyor. Hâl böyle olunca birilerinin edebiyat dünyasına adım atabilmesi, varlığını göstermesi de zorlaşıyor; hatta bazen mümkün olmuyor. Onlar kendi yarattıkları dünyalarında varlıklarını temelden en tepeye kadar kazırken, bizler çoğu zaman maddi manevi zorluklarla debeleniyoruz.

İşin asıl umutsuz tarafı ise bu kapılardan dönen hatta bazen çalacak kapı bile bulamayan bizler de bir yerden sonra hayaller yerine sert gerçekleri yanımıza alıp devam ediyoruz yola. İşimize yarayacak insanlarla, oluşumlarla varlığımızı az da olsa okura gösteriyor, bir basamak görüyoruz bu küçük dünyaları. Cin olmadan adam çarpmaya bile çalışıyoruz. Gerekirse yalakalık bile yapıyor, ya esaslı otoritelerin anlamsız dünyasında bir anlam bulmaya çalışıyoruz ya da bu küçük camianın kendini otorite ya da söz sahibi görenlerine. Bizi ancak kullandıklarını anlamak çok da bir şey ifade etmiyor, biz de kendimizi bir yerden sonra bunu yapmaya ve ancak bu şekilde başarıya ulaşacağımıza inandırıyoruz. Kendi küçük dünyamızda başka oluşumlarla aşık atmaya çalışıyor, onların da bizim gibi nelerle mücadele ettiğini, ne bocalamalar yaşadıklarını unutup hırslarımıza yenik düşüyoruz. Sonrası… Sonrası kaos, sonrası yerinde sayma.

Bir yerden sonra işler gelişiyor, birkaç reklam, birkaç ünlü isim hatta bazen karşı çıktığımız “otorite”leri de kısa süreli ya da tek bir iş için bile olsa adımızın yanında ekleyerek yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Baktık olmuyor spekülatif yollar deniyoruz. Çirkinleşenlerimiz, adını yalnızca bir başkasına çirkef atmakla ya da onların yancılığını yapmakla duyuranlarımız da olmuyor değil. Bu şekilde kazanacakları zaferin, başarının bir balon olduğunun farkına bile varmıyorlar, varamayacaklar da üstelik.

Tabii bu süre zarfında ise yalnızlığımızı anlıyoruz esasen. 3-5 kişi koşturuyor, nefes tüketiyor, yollar tepiyor, meramını anlatmaya çalışıyor… İyi işler de çıkıyor, çıkmıyor değil. Fakat köşesinde durup izleyen, bazen bir kelime söylemekten bile aciz insanlar da bunun ekmeğini yemeye başlıyor. Biz fark etmiyoruz elbette, iyimser yaklaşıyor, ileride suistimal edilecek toleranslarımızla umut bağlıyoruz her bir yol arkadaşımıza. Yalnızca varlığımızı duyurmaya, “biz de varız” demeye, birilerinin bizi duymasına çabalıyoruz. Sonra fark ediyoruz ki birileri ter atarken diğerleri ancak ziyafet çekiyor masalarda ve bizi izliyor. Derken bir bakıyoruz ki birbirimize dert yanmaya başlıyoruz: “Bu adamlar boşuna bu hâle gelmemiş, baksana.” Kim ne kadar haklı, kim ne kadar masum, kim ne kadar cani; bildiklerimizi unutup yeni gerçeklikler yaratıyoruz.

IMAG0148
Çizim: Hilal Kosovalı


Çıkar arkadaşlığı bağlamında Fareler ve İnsanlar

Elbette Fareler ve İnsanlar’ı ve George ile Lennie’yi bu kadar acımasız bir şekilde göremeyiz, gösteremeyiz. Ya da bugünkü edebiyat camiasının iktidar/koltuk sevdalılarının yanında oldukça masum bir ilişki de söz konusu. George da Lennie de ve hatta daha sonra bu plana dâhil olan Candy de bir hayalin peşinde:

“Günün birinde parayı denkleştirip küçük bir ev satın alacağız, birkaç dönüm toprağımız olacak, bir ineğimiz, birkaç domuzumuz ve…”

(….)

“Büyük bir sebze bahçemiz, bir kümes dolusu tavşanımız ve bir de tavuklarımız olacak tabii. Kışım yağmur yağdığında boş ver işi gücü deyip sobanın içini iyice doldurup kibriti çakacağız, sonra da sobanın yanına oturup sıcacık evimizde çatıya damlayan yağmuru dinleyeceğiz.” (s.20-21)

Kendi toprakları, kendi hayvanları ve yalnızca kendi keyiflerine göre iş yapacakları bir dünya kurmak peşindeler. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyorlarsa da hayal kurmanın onlara güç verdiği ve tutundukları tek dalın da bu olduğu hemen her konuşmalarında, tavırlarında kendini belli ediyor.

Fakat metni okudukça iki tarafın da –Lennie’nin güdüsel bir şefkat ve sevilme ihtiyacı duymasını göz ardı etmemek gerek- kendince masum, istemsiz de olsa, tek amaçları bu çıkar olmasa da bilinçaltında sezdikleri bir çıkar olabileceği ihtimali de yok değil. Öyle ki çiftlikte kalabilmek, başına bir bela açılmadan parasını kazanmaya devam etmek niyetinde olan George, diğer çiftlik işçilerinin kendisine de zarar vermesinden korktuğu için, belki biraz da Lennie’yi de bu belirsiz sancılardan kurtarmak için, kendi elleriyle öldürüyor Lennie’yi. Çok dramatik bir metnin altında yatan bencilliği fark ettirmeden üstelik…

Fareler ve İnsanlar’ı okuyun. Her türlü alt metne rağmen varlığını kanıtlamaya çalışan arkadaşlığın, bağlılığın ve merhametin kurgusal düzlemdeki en gerçekçi anlatımıyla bir araya gelin. Gerçek dünyada izdüşümlerine rastlayabileceğiniz pek çok olguyu ve olayı bir de George ve Lennie üzerinden değerlendirin. Ve en önemlisi, her şeyden öte, arkadaşlıklarınıza, arkadaşlarınıza sahip çıkın; en masum, en çıkarsız olanlarına elbette… İyi okumalar.
http://www.yalnizlarmektebi.com/fareler-ve-insanlar-arkadaslik-mi-yoksa-cikar-iliskisi-mi/
Fareler ve İnsanlar
kitaba 10 verdi
2 beğen · 0 yorum

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Öncelikle kitapta müthiş bir dostluk anlatılıyor diyenlere zerre kadar katılmadığımı belirterek başlayayım. Buradan yola çıkıp dostluk üzerine müthiş bir sorgulamaya girerdim ama çok üstünkötü geçeceğim burayı; hayattaki bütün ilişkiler faydacılık üzerine kurulur. Defalarca benzer şeyleri yazdım, söyledim zaten. Bu faydacılık durumu ortadan kalktığında o ilişkiyi(arkadaşlık, sevgililik, akrabalık) koruyan şey vicdan, vefa, toplumsal baskılar gibi kavramlardır ki bu da tek tarafın fedakarlıklarına dayanır ancak. Kitapta bu karşılıklı faydacılık durumunun en acımasızlarından biri var işte. Yani Candy' nin köpeği ile arasındaki bağ, George ile Lennie arasındaki bağdan daha özel mesela bana göre.
İncecik olmasına rağmen çok yoğun bir kitap, çok da okunan bir kitap haliyle ve çok fazla farklı yorum yapılmış üzerinde bu zamana kadar. Dolayısıyla az çok hepsine değinmek istiyor insan. En başta dediğim gibi işin ''müthiş bir arkadaşlık hikayesi'' kısmına hiç katılmıyorum. George ve Lennie bir hayalin peşinden gidiyorlar, hayali duyan herkesin o hayale ortak olma arzusu ise sanırım kitabın en can alıcı yeri. Küçük insanların, küçük hayalleri üzerine yazılmış bir kitap ve tıpkı ismini aldığı şiirde de bahsedildiği gibi ''en iyi planları, farelerin ve insanların, sıkça ters gider.'' Gerçekleşmiyor elbette hayaller. Aslında kurulan hayal çok küçük, gerçekleştirilebilirliği çok da zor olmayan bir hayal buna rağmen gerçekleşemiyor. Steinbeck, İnci' de de yapmıştı bunu. Parayla her şeyin güzel olacağını sanan küçük insanlara parayı vermiş ve sonra da hayalleriyle birlikte o insanları da yok etmişti. Burada da aynısını yapıyor. Hayal yok olunca insanı da yok ediyor, insanı yaşatan hayalleridir diyor dolaylı yoldan sanki.
Spoiler olacak devamında ama zaten hikayeyi de bilmeyen yoktur muhtemelen; George, Lennie' yi vurmasını kimileri bunu ''arkadaşını korumak için yaptı'' diye yorumlamaktadır. Elbette ki senelerdir yanında olan adama duygusal bir yakınlık duymaktadır George ama vurmasının tek nedeni ve bence asıl nedeni Lennie' nin onurunu korumak değildir. Lennie aynı zamanda bir külfettir de George için ve George her kızdığı anda bunu da açıkça dile getirir. Hatta Lennie de bunun farkındadır. Yine Slim(sanırım Slim' di) George' a neden Lennie ile birlikte takılıyorsun dediğinde, çünkü o benim arkadaşım ve onu çok seviyorum cevabını vermez George. Çocukluktan beri yanımda, teyzesi bana emanet etti filan der. Yani demek istediğim George, Lennie' i vururken onu koruma düşüncesinin altına, üzerindeki külfetten kurtulma, hayallerin gerçekleşmeyeceğini anlayıp kendi yolunu seçme düşüncesini de saklayıp çekti o tetiği.
Şimdi Candy' nin köpeği öldürüldükten sonra, Candy ''ben vurmalıydım onu'' demişti. George onu yaptı bir bakıma. Başkasına bırakmadı ve artık hayallerin gerçekleşmeyeceğini anladığından ''bir işe yaramadığı''(köpeğin vurulma sebebine gönderme yapıyorum hemen coşmayın) için Lennie' yi vurdu.
Biliyorum mutsuz insanlar olarak ve her mutsuzluğunuzu kapitalizme ve Amerika' ya bağlayacak Amerikan Rüyası deyimini ve bu deyimin eleştirilmesini çok seviyorsunuz ama yapmayacağım. Herkesin mutlu olmakla ilgili hayalleri var ama hiç kimse mutlu değil ve herkes çok yalnız ki alttan alta mutsuzluklarının sebebi bu gibi de veriliyor okuyucuya. Yine döndün dolaştık geldik kapitalizme. İnsanların bireyselleştirilmesi meselesi yani. Şimdi Curley mutsuz sağa sola saldırıyor, karısı mutsuz, o da hayallerinden vazgeçmiş ve yalnız olmaktan yakınıyor, Slim atlarla bağ kurmuş, Candy köpeğiyle, Crooks kitaplarla vs. Zaten bir süre önce çiftlikte çalışan bir işçinin gönderdiği mektubun bir dergide yayımlanmasına verilen tepkiler, o kişilerin ne kadar yalnız ve unutulmuş olduklarının en güzel örneği belki de. Şimdi örneğin Slim gibi saygı duyulan biriyle x bir kişi neden George ve Lennie gibi kafa kafaya verip bir hayal kurmuyorlar diye düşünüyor insan. İşte sistem eleştirisi de orada. İnsanları birbirlerinden tamamen uzaklaştırmış ve hayallerini ellerinden almış sistem. George ve Lennie ise çocukluktan beri yan yana olduklarından aslında arkadaş olmalarını gerektirecek donanımlara sahip olmasalar dahi ortak bir hayalde buluşabiliyorlar ve bu yüzden etrafındakilerden ayrılıyorlar. O kadar sarılıyorlar ki hayallerine, paylaşmaktan bile çekiniyorlar çünkü biliyorlar ki paylaştıkları anda sistem o hayali yok edecek ve onları da çarkları arasına alıp ezecek. İki alıntı ekledim ki ikisi de yalnızlık üzerine. Birinde kişi, gördüğünü gösterecek birileri olmadıktan sonra gördüğünden de emin olamaz gibi bir şey diyor ki benim de daha önce defalarca söylediğim bir şey bu ve George ile Lennie' nin yan yana olmalarının nedenlerinden de birisi. Hayalini biriyle paylaştığın sürece gerçek olacağına inanıyorsun çünkü, kitapta böyle yani. George, Lennie öldürürken aslında hayalini de öldürüyor bir bakıma. İkinci alıntıyı ise size inat olsun diye paylaştım. Kitaplar ve huzur, ah kitaplarlar dolu bir oda vs. diyorsunuz ya hani, onlara inat olsun diye yaptım. Hayatınızı da adasanız maksimum 2500 kitap okuyabilirsiniz ki bu da küçük bir kitapçı dükkanının yarısı demektir en fazla. Yani okyanusta bir damla. O yüzden okuyacağınız kitapları iyi seçmeye çalışın, bir de bu ve benzeri sitelerin kıymetini bilin ki sonra Carlson gibi kitaplardan başka bir bok yok hayatımda diye ağlanmak zorunda kalmayın. Ben de aksi bir adamımdır, tersimdir ama 9 kişiyi terslesem de 10. kişi hayatımda kalsın isterim. Mesele o hayatınızda tutacağınız 10. kişilerin kim olduğuna karar vermek ve karşılığında ona sunabileceğiniz bir şeylerin olması.
Aslında biraz duygusuz yazdım ama kitabı okurken çok duygulandım. Tek sebebi ise Lennie' nin saflığı, cümleleri ve hayvanlara istemeden verdiği zararlardı. Eski kız arkadaşımın hayvanlara duyduğu sevgi ve duyarlılığı anımsattı filan. Neyse, sözlerime burada son verirken size iki tavsiye bırakıyorum; 1- Gary Sinise ve John Malkovich' in muhteşem performans gösterdikleri film uyarlamasını da izleyin, 2- Megadeth-Of Mice And Men(Şarkının ilk 10 saniyesindeki Dave Mustaine' nin gereksiz saçmalamasını yok sayın ama)
Eklemeyi unuttum oysaki kitabı okurken çok hoşuma giden bir detaydı bu. Şimdi kitap 7 bölümden oluşuyor. Her bölümün girişinde yaklaşık bir sayfalık bir mekan tasviri var. Filmde de böyle miydi hatırlamıyorum ama sırf bunun için tekrar bakacağım filme. Çok hoşuma gitti bu detay. Fransız filmlerinde olur genelde, kamera önce bir mekanı çeker bir dakika filan, sonrasında kadraja bir oyuncu girer ya da bir hareket olur, tıpkı onun gibiydi.
Fareler ve İnsanlar
kitaba 10 verdi
21 beğen · 5 yorum
Gül Ayan (@gul-ayan)
İlgiyle okudum...Her ne kadar itiraz etmek istesem de faydacılık düşüncenize, sanırım size katılıyorum. Benim yaşım ermiş kemale ve bazı şeyleri yaşayarak öğrendim, sizin gibi gençlerin ( ki benim oğlum da aynı düşüncelere sahip) bu şekilde açık ve net açıklamalarına üzülüyorum...Üzülüyorum derken, "faydacılık" konusu bu kadar erken fark etmeleri, bazı hayalleri, belki, yok etmiş oluyor...
20.05.14 beğen cevap
Meursault Samsa (@meursaultsamsa)
Gerçeklik iyidir bence, oğlunuz doğru yolda, eminim çok da akıllı bir adamdır. Nefret dolu, kırgın ya da üzgün değilim(z) bence ebeveynler olarak hayalperest, mutlu çocuklar için endişelenmelisiniz. Bu uyuşturucu kullanmak gibi sanki.
28.05.14 beğen cevap
Gül Ayan (@gul-ayan)
Akıllı mı bilmiyorum tabii, bana göre evet, bazan, insan karşısındakinin algılayabildiği kadar akıllıdır. Ben sizi takip listeme alamıyorum, takip etmeme rağmen, nedenini bilmiyorum, çok da önemli değil, engellemiş olabilirsiniz...Geçen bir paylaşımınızda şöyle bir cümlenize takıldım; "hayatımın herhangi bir döneminde yakışıklı bir adam olmadım hiç, ama gerçekten çok güzel kız arkadaşlarım oldu. " İmdi, güzel kızların kitap okumalarına gerek yok gibi anladım sözlerinizden. Güzellikleri, tüm eksikliklerini ( eğitim, manevi vs kastım ) kapatılabiliyor olmalı. Neden böylesine bir açıklama yapar insan !? Ama hayatta galiba bir gerçek var, kızlar güzel olmalı, çünkü bu ifade duyduğum bir ilk değildir...Kızlar güzel doğduklarında, işleri kolay...Allahtan kızlarım yok ! Gülüyorum. Selamlarımla.
11.06.14 beğen cevap
Meursault Samsa (@meursaultsamsa)
Akıllı olmak, benim nazarımda yakışıklı olmaktan ya da güzel olmaktan ya da iyi olmaktan daha özel bir şey değil. Dileyen dilediğini seçer. Kimisi için akıllı bir insan ilk kriterdir, kimisi için seksi, kimisi için dürüst.. Tercih meselesi sadece ve ben insanları bu tercihleri yüzünden eleştirmeyi saçma bulurum. Yanlış tercih yapanları eleştirim sadece, şöyle ki; en önemli şey dürüstlük deyip de sonra dürüst olmayan biriyle birlikteyse, onun dürüst olmadığını anlamadığı için eleştirim tercih sahibini, yoksa en önemli özelliği zengin olması diye düşünüp zengin biriyle takılıyorsa bir kız, saygı duyarım o kıza. Ama toplum bazı değerleri yüceltirken bazılarını alçaltır, ironik olan ise alçaltılan değerlerin(para, güzellik, cinsellik), çoğu zaman itiraf edilemese bile, istemesi, arzulamasıdır. Şahsi tercihim harika kitaplar okuyan, hiç yaşlanmayan, çok dürüst, çok sadık, çok zeki, çok zengin bir kızla birlikte yaşamak. Sanırım cennette de buna benzer şeyler vaat ediliyordu zaten. Yani tüm insanlıkla aynı şeyleri arzuluyorum bir bakıma, sorunlu bir tercih gibi görünmüyor bu yüzden bana. Siz için de dilerim ki; kendi kriterleriniz doğrultusunda en uygun kişilerle karşılaşırsınız.
11.06.14 beğen cevap
Gül Ayan (@gul-ayan)
Çok teşekkür ediyorum iyi dilekleriniz için. Umarım siz de, birazcık : ) zor olsa da , tercihlerinize uygun birisiyle karşılaşırsınız. Yaşlanma konusunda bir parça esneklik göstermeniz şartıyla tabii ki. Cevabınız güzeldi, ben de benzer düşünüyorum, söz konusu kavramlar göreceli olduğu için. Yanıtladığınız için de teşekkür ediyorum, görmezsiniz yazdıklarımı sanmıştım.
11.06.14 beğen cevap

Hayata Gülümse

@hayatagulumse998

Birbirinin eşi olmayan ama birbirine eş olan iki hayat. Düğer yarılarını bulmak için birbirlerine sarıla sarıla başladıkları ortak bir hayatın iki parçası
George ve Lenni ;
Birbirinin eşi olmayan ama birbirine eş olan iki hayat. Diğer yarılarını bulmak için birbirlerine sarıla sarıla harcamaya başladıkları ortak bir hayatın iki parçası.
İstediğiniz kadar akıllı, zeki, yakışıklı, zengin, her şeyi bilen veya bilmeyen bir karakter olun, ne olursa olsun ortada tek gerçek var insan maalesef kendi kendine yetebilen bir tür değil. Güvende olduğunu bilmek için, sevilip sevilmediğini anlamak için, rahatlamak için birilerinin sarılmasına hep ihtiyaç var.
George;
Tek başına ayakta kalabilmesine, hayatını tek başına idame edebilmesine rağmen neden Lenni’yi bırakmadı ?
Onu Lenni’ye bağlayan neydi ? Lenni olmasa da pekala George para kazanabiliyordu? Hatta bütün başına açtığı belalara rağmen neden Lenni’yi terk etmedi ?
Çünkü ; Lenni George’nin umut olan yanıydı. Kendisini hiçbir zaman terk etmeyeceğini, arkadan vurmayacağını ve kendisini çıkarsız seveceğini biliyordu. Ne kadar aklı kıt bile olsa onun ihtiyaçlarına cevap verecek kadar algısı vardı. Lenni George’nin masum yanıydı. Böylesi fareler gibi kaçak göçek yaşadığı bir hayatta onun çıkış yolu, kurtuluşuydu. İleride kuracakları çiftliğin hayalini kurarken Lenni’ye sarılması ve aynı hayalleri sürekli anlatması Lenni’nin isteği gibi görülse de en çok George’nin kendi mutluluğuydu. Lenni bu hayale George’yi bir adım daha yaklaştırıyordu.
Çünkü ; Sarılmak insana güven veriyordu.

Lenni ;
Aklında hiç birşeyi tam olarak tutamayan ama George’nin söylediği her şeyi anımsayan bir karakter. Eline gelen canlıları sarılma ihtiyacından ve sevgi eksikliğinden dolayı farkında olmadan zarar veren masum bir karakter. Sevgi görmedi ki, zarar vermeden sevgisini gösterebilsin. Hayalinden ve George’den onu uzaklaştıran her şeye karşı öfke ve şiddet uygulamaya meyilli. Elinden alınacak korkusu yaşamaktan her an tetikte.
Romandaki karakterlerin farklı kişilikleri olsa da hepsinin ortak sorunu SEV-Gİ-SİZ-LİK.

*Çiftlikte arabalarla ilgilenen ve doğduğu günden beri kendini toplumun önyargısıyla hep hor görmüş olan bir zenci, kendine göre bile diğer insanların yanlarında dahi durmaya hakkı yok.
*Hayatını o çiftliğe hizmet ederek geçiren ve geçirdiği bir kazada kolu bilek kısmına kadar kesilen, gördüğü hizmetin karşılığını para ile alan ama sevgisizlik olarak geri ödeyen yaşlı adam.
* Çiftlik sahibinin oğlu olmasına rağmen sevgisiz büyümüş, çiftlikte çalışanları tarafından, kendi gözüyle basit olan insanlardan bile saygı görmeyen, karısı tarafından sevilmeyen silik bir karakter, Çünkü kendisi de sevgi görmemiş, dolayısıyla görülmeyen sevgi gösterilemez.
* Çiftlik sahibinin oğlu ile evlenmesine rağmen gözü dışarda olan ve sevgi arayan bir kadın.
George neden bu kadar sevmesine rağmen Lenni’yi kendi elleriyle öldürdü ? Yaşlı adam emektar olan köpeğini daha fazla acı çekmesin diye o adamın ellerine bırakmıştı, dışarıdan silah sesi duyulduğunda “onu ben öldürmeliydim, onunla bir ömür geçiren bendim, son vedayı ben yapmalıydım” diye pişman olmuş ve derin bir üzüntü duymuştu.
George’de Lenni’yi başkalarına bırakamazdı bir köpek gibi kovalanarak ve acı çektirilerek ölmemeliydi. Çünkü insanların neden bunu yaptıklarını asla anlamayacaktı. Onu son yolculuğuna hep hayalini kurduğu tavşanları ile mutlu düşüncelerle uğurlamak onun son göreviydi. Belki de Bu Lenni için değil, hayata devam edebilmesi için George için gerekliydi.
Daha ne denebilir ki ;
*Karakter olarak ne kadar güçlü biri olsan bile insan yine de kırılma noktasına geldiğinde birine sarılmaya ihtiyaç duya biliyor. Çünkü insan bir zamandan sonra tek başına yoruluyor

Ayakta kalabilmek için günde dört kez kucaklanmaya ihtiyacımız var. Başarılar elde edebilmek için günde sekiz kere kucaklanmaya ihtiyacımız var. Büyümek içinse günde on iki kere kucaklanmaya ihtiyacımız var" - Virginia Satir

Okunmaya değer bir kitap. OKU'manız şiddetle tavsiye edilir demiyorum ama çok şey kazanacağınıza eminim. :((
Fareler ve İnsanlar
kitaba 9 verdi
9 beğen · 14 yorum
ayse gülce (@aysegulce)
Güzel bir inceleme olmuş.
20.10.17 beğen 2 cevap
Cevher (@yalnizucankus)
6. sınıfta ödev olduğu için okumuştum o zamanlar pek abnlamamıştım fakat daha sonra tekrar okudum ve beni çok etkiledi bu yazı da kitabı tekrar anımsamama sebep oldu çok güzel
20.10.17 beğen cevap
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
20.10.17 beğen cevap

Gül Ayan

@gul-ayan

Fareler ve insanlar romanını 15 Ocak 2013 tarihinde devrettim

Kitap ilk kez 1937 yılında yayımlanmış ve 76. yıldır, dünyada hâlâ ilgiyle okunabiliyor.

Bu kitap neden klasikler arasında yer aldığını, kendimce cevaplamaya çalıştım.

Yazar, insanları ve toplumda ilişkileri oldukça sade dille anlatabilmiş. Zamanın, değerlerini, ön yargılarını, özürlülere yaklaşımı, ırkçılığı anlatmaya çalışmış.

Bana göre, pek çok konuyu, bu küçücük kitaba sığdırabilmiş; dostluk,ırkçılık, ayrımcılık, cehalet, önyargı, umutlar, gerilim, nefret, cinsiyetçilik, aksiyon...

Fareler ve İnsanlar romanı, iki ana kahramanı George ve Lennie arasındaki dostluğu ve ortak rüyası üzerine kurulmuştur.
Bu iki adam çok çok farklı, fakat yoksul ve yalnız insanlarla dolu bu dünyada birbirlerine dayanak olmuşlardır.

Dostluk nedir? Ben bu sorunun cevabını bulmaya çalıştım kitabı okurken.

Bir soru daha sordum kendime; Gerçek dostluklar var mı?

Elbette ki insan sosyal bir varlıktır ve toplum içinde yaşar, pek çok arkadaşı olur, ama ben öylesine arkadaşlıklardan söz etmiyorum.

Bir bakıma, Fareler ve İnsanlar umutsuz bir romandır. Kitap, iki insanın, iki dostun küçük ve harika rüyasını konu ediyor ve sonra rüyayı ulaşılamaz kılıyor.

Fareler ve insanlar, roman ismini, Robert Burns şiirinden aldığını öğrendim. 'En iyi planları, farelerin ve insanların, sıkça ters gider...' Hep merak etmişimdir, neden Yazar romanına böyle isim koymuş diye…Öğrendim.

Bu novellayı okurken, bir şeyi daha merak ettim...Neden Lennie böyle bir karakter? Saf, çocuksu ve eksik, rol yapmayı beceremeyen, olduğu gibi...
Ancak böyle birisiyle mi gerçek dostluk kurulabilir? Rol yapamayan birisiyle…Bana kalırsa, hayatta pek çok 'dost', sadece dost gibi görünür, iyi oynanmış roller var gerçekte...Ya da bana öyle geliyor...

Fareler ve İnsanlar romanı, çok güzel doğa manzarası anlatarak başlıyor, çok başarılı anlatımdı. Bu küçücük romanı, ilk satırlarıyla birlikte, tamamını keyif alarak okudum. Zaman zaman tebessüm ettim, zaman zaman iki dostun hayallerine daldım…

Neden bilmiyorum, konu olarak hiç benzemiyor, ama, Fareler ve İnsanlar, bana, HARAÇ – Füruzan, kısa romanını hatırlattı.

Hüzünlü hikayeler, okurun hafızasında, daha kalıcı yer edindikleri bir gerçek…
Fareler ve İnsanlar
kitaba 6 verdi
4 beğen · 0 yorum

Eugene de Rastignac

@eugene-de-rastignac

Kadim bir dostluk hikayesi
Steinbeck Amerikan Edebiyatının en önemli yazarlarından birisidir. Yapıtlarının bir çoğunu toplumsal gerçekçilik akımında yazmıştır. Setinbeck'in yaşadığı dönemde Kapitalizm 1929 Ekonomik buhranını yaşyordu ve Amerikan toplumu krizden dolayı geleceğe olan inancını ve umudunu kaybetmişti.

Steinbeck'in Gazap Üzümleri, Bitmeyen Kavga, Fareler ve İnsanların toplumsal ve ekonomik arka planında bu büyük ekonomik buhran vardır.

Steinbeck bu hikayeyi İrlanda'lı ünlü yazarın bir tarla faresinin bütün bir mevsim boyunca çalışıp tarlaya yaptığı yuvasının ve emeğinin bir çiftçinin tırpanıyla yıkılmasını anlatan bir şiirden esinlenmiştir.

Roman iş aramak amacıyla başka köylere göç eden zihinsel engelli Lennie ile kankası George'un sonu trajik biten dostluklarını anlatır. Lennie, güçlü fiziği yüzünden canlıları severken istemeden öldüren zihinsel engelli, saf, masum birisidir. George ise Lennie'ye her anlmada yol gösteren hayat arkadaşıdır. Büyük ekonomik buhrandan dolayı , ekonomik güçlüğe giren ve iş aramaya çıkan bu ikiliyi hayatta tutan tek şey, beraber kuracağı çiftilik ve mutlu bir yaşamdır. Ama hayatın trajedisi baskın çıkacak ve George bu ikilinin kadim dostluklarını ve gelecek hayallerini istemeden ve trajik bir biçimde sonlandırmak zorunda kalacaktır.

Bir edebi metinin başarı ölçüsü, o metnin yeniden kurgulanabilmesi ve evrensel olabilmesidir. Fareler ve İnsanlar'ın büyük bir eser olmasının ve sayısını hatırlamayacağım kadar filme, hikayeye konu olmasının nedeni de budur. Stephen King'in Green Mile'ındaki siyah karakter, Lennie'nin siyah versiyonundan başkası değildir. Yada Edward Scissorhand'deki insanlara dokunamayan Edward gibi.

Bununla beraber romandaki ikinci tartışma, bir insanın zihinsel engelli olsa bile suç işlemesi halinde idamı hak edip etmeyeceğidir.
Fareler ve İnsanlar
kitaba puan vermedi
5 beğen · 2 yorum
รєรรเz ภ๏tคlคг (@hercai)
Okumak istediğim bir kitaptı ama bir türlü fırsat olmadı. Bu incelemeden sonra biran önce alıp okumak istiyorum :) Teşekkürler
14.03.17 beğen cevap
Eugene de Rastignac (@eugene-de-rastignac)
kesinlikle okumalısınız. seveceğinizden ve bir solukta okuyacağınızdan hiç şüphem yok :)
14.03.17 beğen cevap

Tayfun Köksal

@tyfnkksl

“İnsan olmak kolay değildir, hele ki ‘insanca’ yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!”
Fareler ve İnsanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
21 beğen · 0 yorum

Ömer Efeoğlu

@karlukbey

İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır, yalnızlıktan hastalanır.
Fareler ve İnsanlar
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
14 beğen · 0 yorum

Sezgin Taşcı

@sezgintasci

İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur.
Fareler ve İnsanlar
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
14 beğen · 0 yorum

Elif

@hayatkitapta

"İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında olsun."
Fareler ve İnsanlar
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
14 beğen · 0 yorum

Serap

@serapp

Gelecekten umudumuzu kesmedik biz.Derdimizi paylaşacak ,can yoldaşlığı edecek arkadaşımız var bizim...
Fareler ve İnsanlar
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

8.7/10
1921 oy
Sence kaç puan almalı?
0