ara

Ruhi Mücerret

Ruhi Mücerret Konusu, Özeti ve Türleri

Ruhi Mücerret
Yazar:
Yayınevi: April Yayıncılık
ISBN: 9786055162054
Sayfa: 320 sayfa
Basım Tarihi: 2012
OKUR ÖDÜLLERİ 2013 KURGU KATEGORİSİ BİRİNCİSİ

Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım'ın yazarı Murat Menteş'ten doludizgin bir roman daha!

Sıkı tutunun!

İstiklal Harbi'nin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET; bir dünya starına nasıl dönüşüyor?
Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİ'yi haklayabilecek mi?
Mabet filozofu AVNİ VAV'dan daha neler öğrenecek?
NAZLI HİLAL'e, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?
Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?
Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA; elden düşme ruhunu, şeytana neden satıyor?
Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİ'yi unutmayıp da ne yapacak?
Marifetli afet FUJER FUJİ'den kaçarken neye yakalanacak?
Kan kanseri yeğeni OZAN'ı hangi parayla tedavi ettirecek?
Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak?
İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?
Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende
trenler gemilere çarpıyor.
İstiklal Savaşı, 85 yıl sonra devam ediyor.
Şakaklar matkapla deliniyor.
Uçaklar düşüyor.
Kaybedenler şampiyon oluyor.
Ölüler diriliyor.
Serseri kurşunlar uçuşuyor.
Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!

"100 yaşından küçükseniz, bu romanı mutlaka okuyun!"
Emrah Serbes
Ruhi Mücerret kitabı En İyi Polisiye Romanlar listesinde yer almaktadır.

Ruhi Mücerret - s41

+ Sana bir Ömür boyu işine yarayacak bir nasihat vereyim mi?
- Buyrun lütfen.
+ Senden bekleneni, sana emredileni ya da seni kurtaracak olanı değil; kalbinin derinliklerinde tasdikleneni yap. İyiliği içselleştir.
nefes tarafından eklenmiştir.
180
KİTAP
En İyi Polisiye Romanlar
Seri katil, cinayet, gizem, dedektif, kovalamaca, aksiyon, intikam ve daha fazlası en iyi polisiye romanlar listesinde. Sen d...
205
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
427
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
288
KİTAP
En Sürükleyici Kitaplar
Yemek yemek, uyumak gibi doğal ihtiyaçlarını unutmana sebep olacak en sürükleyici kitaplar bu listede! Sen de en sürükleyici ...
1030
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...

Onur Tüzüngüven

@onur-tuzunguven

- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
Murat Menteş olunmadan Murat Menteş romanları yazmak ne kadar zorsa, bir Murat Menteş romanını yorumlamak da o kadar zor. Standart bir inceleme yazmak isterken yer yer akademik üsluba kaydığımı ve yazının kalan kısmını okumadan önce Ruhi Mücerret ‘i bitirdiğinizden emin olmanız gerektiğini ekleyeyim.

Birkaç yıl önce akademik kariyer yolunda henüz hevesim kursağımda değilken Mehmet Âkif ile ilgili bir sempozyumda lafı açılmış ve “Neden Hakan Günday’lar, Murat Menteş’ler, Emrah Serbes’ler akademik çalışmalarımızın konusu olmuyor?” tadında bir tartışma açmıştım; leziz de bir tartışma olmuştu. Ama Ruhi Mücerret ‘i okuduktan sonra Murat Menteş üzerine çalışmak isteyen arkadaşlara şimdiden Allah kolaylık versin diyorum. Bugs Bunny filmlerindeki Meksika biberi gibi zıplayan kelimeleri, Menteş’in zihninden geçiş hızıyla yakalayıp süzmek hem zor, hem de edebi zevk açısından müthiş zevkli. Pekâlâ, şimdi ayrıntılara girebiliriz.

Yeşilçam , Arabesk ve Western Ekolü


Ruhi Mücerret ile ilgili her beyanda duyacağınız üzere, kitabın dikkat çeken ilk özelliği kapak tasarımı. Özellikle ’90 ve öncesi kuşak çocuklarının abur cubur paketlerinden hatırladığı, döndürdükçe resimlerin değiştiği kartlardan konulan kapağı hareket ettirdiğinizde Orhan Gencebay ve Cüneyt Arkın fotoğraflarını görüyorsunuz. (Umarım bu kartın kestirme bir ismi yoktur, can çekiştim anlatana kadar) Kapak tasarımındaki görseller, renk ve font itibariyle Yeşilçam, Arabesk ve western ekolünü bir araya getirmiş.

Murat Menteş üslubunu sevenler tam severken, sevmeyenlerin buluştuğu iki ortak noktadan birisi “Bazen çok mu zorluyor?”, diğeri ise “Üslubunu biraz değiştirse mi acaba?” oluyor. Şimdi, bir noktada anlaşmak gerek: Bir yazarın yazarlık yolculuğunu, bir ya da iki eseriyle değil topyekun yazarlık serüveni ile hatta bazen biyografik okumayla ele almadan değerlendirme yapmak hem çok sığ, hem de gereksiz olur. (Biraz agresifleşiyorum) Arkadaşım, eğer bu söylediğimi yapacak birikim ve hakimiyette değilsen lütfen sadece oku, okumak zaten başlı başına yeterli bir şey.

Murat Menteş bazen çok mu zorluyor? Muhtemeldir. Kendi deyimiyle “Uçmalı, kaçmalı” maceralar anlatmak istiyor, üstelik bunu hiperaktif bir beyinle yapıyor. Kelimeleri kurcalıyor. Kalemini, bilincin ve dilin ortak akışına bırakıyor. Dolayısıyla okurken yakalaması zor, bazen birkaç kez üstünden geçmek gereken ifadeler çıkıyor. Bu tespit ışığında şimdi şunu tekrar soralım: Murat Menteş mi çok zorluyor yoksa beyinlerimiz mi hantallaşmış? Cevabı, bu soruyu soran insan sayısı kadar.

Peki Murat Menteş, üslubunu biraz değiştirse mi? Herhalde ne bilimsel, ne standart, hiçbir yaklaşımda böyle bir mantık olamaz. Murat Menteş’in “Dublörün Dilemması” öncesindeki eserleri ile sonrası arasında zaten üslup ve yöntem farklılığı var. Az evvel topyekun yazarlık derken kastettiğim buydu. Hiçbir eseri, yazarından ve eserlerinin öncesi-sonrasından koparıp dikey düzlemde ele alamayız. Dolayısıyla “Ruhi Mücerret”, Murat Menteş külliyatı içerisinde kelimelerin en enerjik, ama anlamın ve anlatımın en derli toplu olduğu eser, diyebiliriz. Bunu biraz açalım.

Kontrollü Güç, Güçtür


“Dublörün Dilemması”, çoğu Murat Menteş hayranının fanatik olarak sevdiği ve sonrakilerle kıyaslamadığı romanı. Ben “Korkma Ben Varım”cılardanım. Hatırlarsak, Murat Menteş’in tek bir kahraman bakışı yerine çoğulcu bakış açısıyla anlatmak gibi bir üslubu var. Hatta “Korkma Ben Varım”da papağan Huduni’ye, kedi Nefertiti’ye kadar inmişti bu olay.

Bu, bir yanıyla absürd ve kara mizah, bir yanıyla polisiye olan bir romanda başarılı uygulandığında okuyucu için bulunmaz bir okuma keyfi sunuyor. Ancak, Murat Menteş’i okuma konusunda sorun yaşayanların çoğu, birden çok kahraman bakışına alışık olmayan Türk okuyucusunun kafa karışıklığı yaşayan kesiminden çıkıyor. Üzerine bir de Menteş’in kelime zıplatmaları gelince, iş iyice zorlaşıyor. Ama “Ruhi Mücerret”e geldiğimizde, Avni Vav ile yapılan bir tür “intro” ve ardından sadece Ruhi Mücerret ile Civan Kazanova bakışına girdiğimiz için diyebilirim ki ilk iki roman daha dağınık ve kontrolü zorken Ruhi Mücerret, okuması daha rahat bir roman olmuş.

Bir Murat Menteş Yöntemi Olarak: Roman Nakaratları

Birkaç kişiden “Abi bariz Chuck Palahniuk etkisi var” tadında şeyler duydum. Bunu biraz açalım. Bir kere Murat Menteş ile Chuck Palahniuk ne kadar benziyorsa, Pink Floyd ile Serdar Ortaç o kadar benziyor. Benzerlik meselesine gelince: Sanat denilen şey, zaten statik kurallardan sapma üzerine kuruludur. Mesela adam gibi “Sen olmayınca kafam çok bozuluyor, keyfim kaçıyor, sağa sola sarıyorum” demek yerine “Ben sana mecburum” demek gerekir ki olağanın dışında bir şey söylemiş olalım.

Bu sapma kurallarından birisi de tekrarlardır. Şarkılarda ve şiirlerde nakaratlar vardır, sadece cümleler değil sesli veya sessiz harfler tekrar edilerek aliterasyon, asonans falan yapılır mesela. Post-modern roman da bu nakarattan faydalandı. Mesela Chuck Palahniuk, “Tıkanma” romanında sık sık “(…) doğru kelime değil, ama ilk akla geleni” kabilinden tekrarlar kurar. Bu, romana hem bir karakter hem de ritm kazandırır. Bazı karakterlerin tipik lafları, onları gerçek bir karakter yapar. Dolayısıyla bu tür yöntemler şu veya bu sanatçının değil, toptan bir disiplin olarak “sanat”ın malıdır. Dolayısıyla birkaç tekrardan yola çıkarak, hatta ileri gideyim, sınırlı sayıda yazar okuduğu için bunların dışına çıkamayarak “Aa, Ruhi Mücerret ikide bir ‘mezar taşımda şu yazsın’ diyor, Civan Kazanova da ‘(…)diye bir şey olmasa ben icat ederdim” diyor, aynı Chuck’tan çakmış” demek, yazara veya Edebiyat’a değil, okurun kendi vizyonuna zarar verir… Uyarayım.

Bir şey daha: Az evvel bahsettiğim “Daha rahat okunan” ifadesi, Murat Menteş’in daha naif, daha ortalama bir üslup takınmasından değil. Aksine, çok daha çetrefilli, çok daha adrenalin dolu bir kalem var “Ruhi Mücerret”te. Ama kahraman bakışlarının çok bölünmemesi ve hatta sık nakaratlar sayesinde okuyucunun daha hakim olduğu bir roman olmuş. Tabi Murat Menteş, okuyucu mu kendisi mi hakim olsun isterdi, onu bilemem.

Murat Menteş Ekolü


Tavır itibariyle “Dublörün Dilemması” ve “Korkma Ben Varım” ile birlikte Murat Menteş “ritüelleri” artık bu son romanda oturuyor. Afili Filintalar ekibindeki isimlere sık sık selam çakması, bölüm başlarında alternatif alıntılar kullanması, sağ gösterip sol vurması, nostaljik isimleri sıkça hatırlaması ve hatta Menteş’in özel hayatında da kullandığı “A-haa” ünlemini romana sokması bile artık kendi ekolünü kurmuş olduğunun işareti. Bakın, göreceksiniz. Romanı okuyan sıkı okur tayfası sık sık “A-haa” demeye başlayacak yakın zamanda.

100 Yaşında Bir Kahramanı Anlatmak

Lafı çok uzattım. Bitirmeden bunu da söylemek istiyorum: Romanın konusunu çıkmadan önce öğrendiğimde, hatta Murat Menteş, Standart FM’deki Nunchaku programında romandan bir kısım okuduğunda tadım kaçmıştı. “100 yaşında birini neden anlatmış ki?” dedim, çünkü bir yazar adayı, hatta bir Ekşici âkil adamın deyimiyle “yazarımsı” olarak herhalde yazmayı asla göze alamayacağım bir karakter olurdu Ruhi Mücerret. Halbuki Murat Menteş, artık cümle mühendisliğinde olduğu kadar hayal mühendisliğinde de ustalığını konuşturarak 100 yaşında bir Kurtuluş Savaşı gazisinin yerine düşünmüş, konuşmuş, zeki ve huysuz Ruhi Mücerret’e, beni kitabı okurken kahkaha attıracak kadar espri bile yaptırmış.

İmla Hataları, Zayıf Kalanlar, Soundtrack


Kısaca son söyleyeceklerim, merak ettiklerim ve eksik bulduklarım. Naçizane. April Yayıncılık’tan kaynaklı olduğunu düşündüğüm, 1.baskının özellikle son bölümlerinde sık imla hataları söz konusu. April Yayıncılık tarafından geliştirilen bazı özgün noktalama işareti kullanımını da eksikten saysam mı bilemedim.
Öte yandan, kitabın tanıtım metinlerinde Ruhi Mücerret’in Nazlı Hilâl’e duyduğu aşk o kadar öne çıkmıştı ki romanda daha baskın bir aşk beklerken nedense silik kalmış. Belki de Civan Kazanova ile Serpil Silahlıperi ve Fujer Fuji üçlemesinin daha heyecanlı olmasından, bilemedim.

Standart FM ‘deki Nunchaku programında kitaptan bir kısım okuduğunda, roman için arabesk tadında bir şarkı hazırlanmıştı, soundtrack kabilinden. Kitap bitene kadar bekledim ama ortalarda böyle bir şey yoktu. Sonradan vazgeçildi sanırım, bilseydim şarkıyı kaydederdim, elimizden kaçtı.

Evet, popüler tarzda bir inceleme yazayım derken nispeten akademik üsluba kaydım. Baydıysam bağışlayın. Murat Menteş’e güvendim, zira ben ne kadar bayarsam “Ruhi Mücerret” o kadar ayıltacak sizi. Hem son dönem, hem de toptan Türk Edebiyatı içerisinde istisnai tasarım, dil ve üslup ile yazılmış olduğunu düşündüğüm Ruhi Mücerret’i, lütfen orijinalinden okuyun. Zaten o apak tasarımını korsancılar nasıl başarır, yoksa başaramazlar ve kapak onlara kapak mı olur, bilemem.
http://www.kalemkahveklavye.com/2013/03/murat-mentes-ruhi-mucerret.html
Verdiği Puan: 8
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Umut Kalkan

@umutkalkan986

- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
Ruhi Mücerret

Kitabı incelemeden önce yazarından söz etmek gerekir. Doğum tarihini, doğduğu yeri, anne adını, baba adını filan söylemeyeceğim. İdeolojik ve sanatsal yönlerinden bahsedeceğim, korkmayın.

Murat Menteş, günümüzde İslam camiasının yetiştirdiği ender aydınlardan biridir. Hatta kendisini geleneksellikçilikten ve kazuizmden kurtarabilmiş ender insanlardan birisidir dersek yanlış olmaz. Her ne kadar Yeni Şafak'ta onlarca yobazın içerisinde köşeyazarlığı yapmışsa da bu onun onlar ile aynı olduğu anlamına gelmez. Murat Menteş gerçek İslamiyet'i arama peşine düşmüş, gerçekten İslamiyet üzerine kafa yormuş birisidir. Yani Fatih'te, Eyüp'te, Yozgat'ta, Konya'da insanlara baskı yapan İslamiyet'i çoktan reddetmiştir. Dini sorgulamış, dine şüpheyle yaklaşmıştır. En sonunda da çevresindekilerin dinini reddetmiştir. Bunları nereden mi biliyorum? Ruhi Mücerret'ten biliyorum.

İletişim Yayınları'ndan çıkan diğer kitaplarının aksine, Ruhi Mücerret April'dan çıkmıştır. Bence son derece isabetli olmuş. Zira kitabın -okunabilirlik açısından- en önemli niteliklerinden birisi kapak tasarımıdır. Ve bu kitabın kapak tasarımı aşmış vaziyette. Televizyon var kapakta. Böyle bir ileri bir geri oynattığın zaman, sırasıyla Cüneyt Arkın'ı ve Orhan Gencebay'ı görüyorsun. Bu tabi ki de laf olsun diye konulmuş bir şey değildir, çünkü Murat Menteş'in bu kitapta asıl eleştirdiği şey reklamdır. Bu hareketler sonucunda da kişilerin değişmesi "zapping"i simgeliyor. Gayet ustaca düşünülmüş. Kapaktaki her ayrıntı, kitabın içinde detaylıca anlatılmış. Bunlar fark edildiğinde gerçekten tebessüm oluşuyor yüzünde.

Gelelim asıl mevzuya.

Kitap 100 yaşındaki bir İstiklâl Harbi gazisi olan Ruhi Mücerret'ten yola çıkıyor. Ruhi Mücerret gerçekten Türk edebiyatının unutulmaz karakterlerinden birisi olmaya aday. Gerek sarf ettiği aforizmalar, gerek tutulduğu aşk, gerekse kullandığı üslup kendisine hayran bırakıyor. Avni Vav ile sohbetlerinde klasik Türk gencini, Cihan Kazanovaile sohbetlerinde "üstat"ı, Nazlı Hilal ile sohbetlerinde -karşılıklı değil. Ruhi'nin zihninde- aşkı görebiliyorsunuz. Çok ince düşünülerek yaratılmış karakterdir Ruhi Mücerret.

Sonra kitaba giriş yapan Avni Vav adeta bir tasavvuf ehli. Avni Vav üzerine durmak gerekir. Benim din anlayışıma oldukça yakın bir çizgide ilerliyor. Sanırım Avni Vav'ın yüzde doksanını da Murat Menteş oluşturuyor. İşte Avni Vav'dan bazı sözler:

- Yobazlar, cennete, kapısını tekmeyle kırarak girebileceklerini sanırlar!
- Günahın aptallıktan daha çok saygı saygı görmesi gerekirdi...
- Allah'ı sevdiğini söyleyen kimse, kendisini sevmiyorsa o iş sakattır.
- Hedonizmden mezun olanlar, ahlâkçılığa terfi eder.
- Siz ne biçim Müslümansınız?! Esaslı bir günah bile işlemiyorsunuz!
- Günaha, gaflete, teşevvüşe, hataya, nankörlüğe, tereddüde, şehvete, unutuşa, tembelliğe, boşboğazlığa, yanlışa, kazaya, aldanışa, açgözlülüğe, skandala, pespayeliğe, korkuya... kapılmadan Allah yolunda ilerleyemezsin.

Bu sözleri söyleyebilmek için, günümüz Türkiyesi'nde, gerçekten cesaret gerekir. İşte Murat Menteş bu yüzden "aykırı". Günahın önemliliğine dair söylenebilecek yüzlerce cümleyi, üç-dört cümlede söylemiştir.

Tasavvuftan, sanattan, popüler kültürden yani hemen hemen her şeyden bahseden bir kitap Ruhi Mücerret. Ama tabi ki de en çok popüler kültürü eleştiriyor. Popüler kültürün günümüzdeki uzantısı olan reklamlar üzerinden çıkarak, reklamların insanların zihinlerini etkisine alıp; insanları tüketim çılgınlığına yönelttiğini gerçekten çok usta bir şekilde anlatıyor. Örneğin, 100 yaşındaki bir nenenin son sözü, "Mango'da indirim başladı!" olabiliyor. Ya da bir İstiklâl gazisi, bir şehrin kurtuluş günündeki konuşmasında Marlboro'dan, Nescafe'den, Nike'tan bahsedebiliyor. Çok absürt örneklerle, çok gerçekçi analizleri başarabiliyor kitap.

Ve "reklam", insanların beynine yerleştirilmiş bir çiple ordan oraya yayılıyor.

Eleştiri küfürle, yaratıcılıktan uzak olan aşağılamalarla, hakaretlerle olmaz. Eleştiri iyi bir analizle ve yaratıcılıkla olur. İşte bu kitap, günümüz popüler kültürüne indirilmiş bir darbedir. Son derece akıcı, sürükleyici, kahkaha attıran ve yer yer gözleri dolduran yani insanları duygudan duyguya sürükleyen bir baştacı kitaptır.

Siz de okuduğunuzda göreceksiniz ki, bu yazıda kitap abartılmamaktadır. Bir çırpıda okuyacaksınız ve nasıl bittiğini anlayamayacaksınız bile.
Verdiği Puan: 10
4 beğen · 1 yorum · kitap inceleme ·
1234 (@ercandurak)
1. sıfat Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse)
2. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse)
3. Kaba saba, incelikten anlamayan (kimse)

Yukarıda yobaz kelimesinin üç anlamı var. Bana göre birinci anlam tehlikeli, ikinci anlam bağlı olduğun şeye göre değişir, üçüncü anlam zaten bol bol sahip olduğumuz insan tanımı. İslamiyet’le bağlantı kurduğunuza göre birinci anlam üzerinden Yeni şafak gazetesindeki yazarları yobaz olmakla itham ettiğinizi düşünüyorum. Öyleyse herhalde o gazetenin tüm yazarlarının yazılarını günlük olarak okuyorsunuz ve birilerine din üzerine baskı oluşturduğunu görüyorsunuz demektir. Ya da özel hayattan bu şahısları tanıyorsunuz ve birebir yaşadığınız tecrübelerinizden dolayı böyle bir yorum yapıyorsunuz.
Özetle inceleme yazınızın içersin de çok iddialı sözler söylediğinizi ve bu iddialı sözleri bir kanıta varmadan ortaya döken birisi olarak son derece yobazsınız. Bunları nerden mi biliyorum? Yazdığınız inceleme ’den biliyorum.
(Bu yorum incelemenizin ilk paragrafı içindir.) 24.01.14

Kemal DEMİRKOL

@kemal-demirkol

- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
Yazarı bu kitabıyla tanıdım; ilk Murat Menteş romanım. Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra’sından sonra alıntı sayısı yine çok fazla olan bir kitap. Yine sitede en fazla alıntı yapılan 6. Kitap olarak yer alıyor. Düşünün kitap 320 sayfa; alıntı 220. Yani her sayfaya güzel sözler ekmiş yazar.
Kitapla ilgili konulara gelecek olursak. Kitabın kapağından başlayayım. Kitabın kapağı zaten başlı başına gel bir bak bana diyor. Çok çekici bir kapak yapmış April Yayınları.
İçeriğe gelirsek; üslubu alışılmışın çok çok dışında bir kitap. Ama zamanla alışıp seveceğinizden eminim. Çünkü yazar çok akıcı ve mizahi bir dile sahip. Yazar okuru eğlendiriyor. Eğlendirirken de edebi cümleler ve aforizmalarla düşündürüyor. Şahsen bazı yerlerde sesli güldüğümü itiraf edebilirim. Mizaha vurarak toplumsal yozlaşmayı çok iyi anlatmış yazar.
Kitaptaki karakter isimleri çok farklı. İsimler bile ilgi çekiyor ve sosyal mesaj veriyor okura. İsimlere, konuya ve kurguya bakarsak zaten yazarın muhteşem bir hayal dünyası var. Gözlem ve betimleme gücü çok yüksek. Karakterler göz önünde canlanıyor.
Polisiye, sanat, şiddet, absürdlük, sosyal medya, tasavvuf, çarpık kentleşme, popüler kültür, aşk, erotizm vs. çok fazla şeyden bahsedilmiş romanda. Anlayacağınız yok yok.
Farklı konuların, farklı bakış açılarının, farklı şekillerde diyaloglarla oluştuğu; alışılmışın dışında bir kitap. Hayal dünyası geniş olan okurlar bu kitabı mutlaka okumalı. İnsanları farklı duygulara, farklı dünyalara götürüyor.
Her bölümün başındaki ve sonundaki alıntılar harikaydı. Mezar taşına bir şeyler yazdıracaklar ve bir şey icat etmek isteyenler okuyunca anlayacaklar.
Ana konuyu söylemek gerekirse reklamlar üzerinden çıkarak, reklamların insanların zihinlerini etkisine alıp; insanları tüketim çılgınlığına yönelttiğini anlatıyor. Reklamların hayatımıza verdiği tüketim çılgınlığı ve kültürel yozlaşmayı böylesine güzel yaratıcı bir kitapla anlatmış yazar ve bunu da başardığına inanıyorum. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.
Elbette ki tavsiye ediyorum. Sadece alıntılardan bir şeyler kapsa her okur; inanın bilinçlendirici bir kitap. Yine bir alıntıyla bitiriyorum.
“Gerzekler, öğütleri özümseyemez. İzahın izahına ihtiyaç duyarlar.”
6 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Ceren

@cete

- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
Murat Menteş'in adını ilk defa duyuyor olmama rağmen, kitabını okumaya henüz fırsat bulabildim.
Ruhi Mücerret'in konu olarak 1984'ü andıran bir havası var. Teknoloji temelli bir komplo teorisi.
Milli mücadele kahramanı, 100 yaşındaki Ruhi Mücerret'i sevdiğimi söyleyebilirim sanırım. Kitap, her iki baş kahramanın bakış açısından yazılmış. Önce Ruhi Mücerret'in ağzından okuyarak onun dünyasını tanıyoruz, sonra ise Civan Kazanova'nın bakışından aslında hiçbir şeyin başta gördüğümüz gibi olmadığını anlıyoruz.
Kitapta beni sinir eden şey, isimlerin ciddiyetsizliği oldu. Masum Cici, Civan Kazanova, Avni Vav gibi oldukça sıradışı ve gerçekten uzak karakter isimleri vardı. Anlatılan olayların büyük çoğunluğu(hepsi değil) olması muhtemel şeyler olmasına rağmen, isimlerin zihnimde belli bir resim oluşturamaması yüzünden, birçok şey havada kaldı.
Murat Menteş'in anlatımını beğendim. Özellikle Civan Kazanova kısmındaki "..... diye bir şey olmasaydı kesin ben icat ederdim." cümleleri, günlük hayatta kullanabileceğim cümlelerden biri.
Verdiği Puan: 6
0 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Vahit YILDIRIM

@gregor-samsa

- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
Ruhi Mücerret 100 yaşında. Bir İstiklal gazisi, düzeltiyorum, son İstiklal gazisi. Tahmin edebileceğiniz gibi her milli bayram ve özel günde üniformasıyla hazır bulunup temsili savaşlar başlatıyor, temsili başarılar kazanıyor. Onunsa kazanmak istediği tek gerçek başarı var: bir mezar bulup içinde huzura kavuşmak. “Yaşamak benim kronik hastalığım” diyor ve her sabah kendini mezarda değil yatakta bulmanın şokuyla uyanıyor. Ve günün birinde nihayet beklenen gerçekleşiyor: Ruhi Mücerret aşık oluyor. Hem de kendinden 70 yaş küçük birine. Eh, kapaktaki “Benim yaşımda aşk, kimin kollarında öleceğine karar vermektir. Aslında her yaşta öyledir.” cümlesi boşuna değil. Her yaşlı gibi Ruhi Mücerret de beylik laflar edecek diye düşünüp hemen kulaklarınızı kapamayın hayatında ateş açmamış bu İstiklal gazisine. Koskoca 100 sene, dile kolay:

“100 sene nasıl mı geçti? Size şu kadarını söyleyeyim, 1 saniye ile 1 asır arasındaki fark abartılıyor. Ve… mazide kalan her şey kısa sürmüş demektir.”
Verdiği Puan: 10
0 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Hümeyra Rüveyde

@humeyra-undar

Mezar taşıma ' uykum eskisinden de ağır' yazdırsam iyi olacak
- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
37 beğen · 0 yorum · alıntı

Hümeyra Rüveyde

@humeyra-undar

Yanlış çağda yaşamanın stresi içerisindeyim
- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
24 beğen · 0 yorum · alıntı

Daktilo Yazıları

@daktilo-yazilari

Kalbin ya paramparça kırılmak ya da taş gibi katılaşmak zorunda kaldığı bu dünyayı terk ediyorum.// Nicholas Chamfort'un intihar notu
- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
23 beğen · 0 yorum · alıntı

Esra Özdemir

@creaturesra

"Kaderini çizerken cetvel kullanamazsın."
- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
17 beğen · 0 yorum · alıntı

F D

@benkisacafd

*"İki kişinin birbirini aynı yoğunlukta sevmesi imkansız. Dolayısıyla aşkta acılar ve sevinçler hakkaniyetli paylaşılmaz. Aşk adil değildi. Demokratiklik ve özgürlükçülüğün kıyısından bile geçmiyordu. Dahası istikrar ve kalıcılıktan nasipsizdi. Sana en şiddetli tokadı patlatacak olan eli okşamaktan ibaretti."
.
.
.
*"İlk aşk unutulmazmış. Peki ya son aşk? Ölürken ruhunuzun bedeninizden sökülen o son parçası?"
.
.
.
*"Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler."
- Murat Menteş
8.4 (699 oy)
15 beğen · 1 yorum · alıntı
Nurten Hasgül (@nurten-hasgul)
Severek okuduğum değişik tarzda bir kitap. 18.05.17

Benzer Kitaplar

8.4/10
699 oy
Sence kaç puan almalı?
0