ara

Gölgesizler

- Gölgesizler

Gölgesizler Konusu ve Özeti

Gölgesizler
Varlık, yokluk, zaman, mekan, varoluş, kaybolma, soyut ve somut kavramlar.
Yayınevi: İletişim Yayınevi
ISBN: 9789750506178
Sayfa: 232 sayfa
Basım Tarihi: 2016
Gölgesizler Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Gölgesizler kitabı 1993 yılında yayınlanmıştır. Bu kitap ile Hasan Ali Toptaş 1994 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanmıştır.
Zengin dili ve güçlü kurgusu ile gölgesizler birey ve toplum üzerine düşündürüyor.
Gölgesizler kitabından uyarlanan Ümit Ünal'ın yönetmenliğini yapmış olduğu Gölgesizler filmi, 2009 yılında gösterime girmiştir.

Gölgesizler Kitabının Konusu
Romanın iki mekanı ve iki zamanı vardır. Kayboluşların ardında ki gizem ve varoluşsal konular kişilerin birer idea olarak var oluşları ve yok oluşlarıdır.

Gölgesizler Kitabının Özeti
Bir gün İstanbul’da çalışan berber, rutin yaşamından dolayı ruhunun daraldığını söyler ve bir köye doğru yolculuğa çıkar. Köyde daha önceden berber dükkanını işleten kişi yıllar önce köyü terk etmiştir. Köye gelen berber bu dükkanı kiralar ve yeni hayatına başlamış olur.

Köyün en güzel kızlarından birisi Güvercin’dir. Gelinlik çağda ki güzel Güvercin, bir gün aniden ortalıktan kaybolur. Bu durum üzerine bekçi ve köy muhtarı Güvercin’i aramaya başlarlar. Aramaları bir sonuç vermeyince Güvercin’in kaçırılması ihtimali üzerinde dururlar. Köyde ki şair ruhlu genç sorgulanır. Muhtar suçlunun genç olduğu konusunda çok emindir. Dayak yöntemi ile ağzından laf almaya çalışırlar fakat gençten bir sonuç çıkmaz. Yemiş olduğu dayak sonrasında beyninde oluşan zedelenmeden dolayı aklını yitirir.

Köyün eski berberi köye geri döner fakat bu esnada berberin eşi ortalıktan kaybolur. Yaşanılan bu olaylar karşısında çaresiz kalan muhtar, jandarmadan yardım almak üzere şehre gider fakat bir daha köye geri dönmez.

Köylüler, Güvercin’i bulmak için aşk büyüsü yapmaya karar verirler. Bu büyü Güvercin’i getirmek yerine bir gencin ölümü ile son bulur. Köy gitgide içinde yaşanmaz bir hale geldiği için berber şehre geri döner ve gazete de genç bir kızın, bir köyde bir ayı tarafından kaçırıldığına dair bir haber görür.
Gölgesizler kitabı Öğretmenlerin Okuması Gereken En İyi Eğitim Kitapları listesinde yer almaktadır.

Misafir

@misafir000

Kitabı okumaya başlamadan önce her zamanki gibi yazar hakkında bilgi edindim. Hasan Ali Toptaş için olumlu ve olumsuz bir çok söylem var. Uçlarda olunca böyle zıt söylemler olağandır. Ben kendimce yorumlamak isterim romanı(yazarı yorumlayabilmem için başka eserlerini de okumam gerek). Olabildiğince arı bir Türkçe kullanmış. Türkçenin imkanlarını da çok iyi kullanmış.Betimlemeleri çok iyi. Romanın da ana konusu olduğu üzere zaman atlamaları keskin olmasına rağmen yazarın marifetinden dolayı roman sürükleyici devam ediyor ve bu keskin dönüşler okuyucu yormuyor. Yazarın bir başka marifetinin de devrik cümle kullanımını çok yerinde olduğunu yazmış eleştirenler ama romana damgasını vuracak şekilde çok devrik cümleye rastlamadım. 15-20 dakikalık bir süreye sığan koca bir hikaye, bir roman.Var oluştan çok yok oluş var romanda.Zaman kayması, yok olmak, yok olduktan sonra tekrar var olmak süreçlerinde akıp gidiyor roman.
Evrensel düşüncelere sahip değilim, yazarı milliyetine, yetiştiği şartlara göre değerlendiriyorum; Türk bir yazar. Müslüman mı? Sanmıyorum. Bu beni ilgilendirir mi?Elbette hayır. Bütün bunları neden yazdım? Ülkemizin pek çok insanında görülen cahil ama iyi niyetli kişilerin yanlış anlamasından korktuğum için yazdım. Lafta hepimiz Müslüman’ız ama ne kadar bilinçliyiz tartışılır. Yazarımız gayet bilinçli bir şekilde “tanrı” demiş. Tanrı bir tür adıdır. Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlük’ünde; çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah diye geçiyor. Başka anlamları da var ama en yaygın kullanılan bu anlamı. Müslümanlar Allah’a inanır. Allah ile tanrı ayrı kavramlardır. Ben bunu ayırırım, belki bir çok kişi de ayırabilir, ayıramayanlar işin yazdım. Tıpkı romandaki Cennet’in oğlu gibi Allah’a inan da var, tanrıya inanan da önemli olan hoş görebilmek ve ayırabilmek. Hemen bir Türk yazar ismi görünce “A bu yazar Türk olduğuna göre Müslüman’dır, Müslüman’sa da Allah ile tanrı aynıdır” diye düşünmemek.
Sonra yazarımız için taşranın Kafka’sı, taşralı Kafka da demişler ama kimse kusura bakmasın halt etmişler. Kafka da okurum ve de beğenirim fakat Kör Baykuş var, İnce Memed var desinler ama Kafka demesinler. Çok başarılı yazmış. Kafka’dan da başarılı.
Ege’li tabi bir de. Görsellerden yüzüne bakınca Ege’li olmanın mutluluğu doluyor içime bu da olumlu yansıtıyor yazarı bana.(Bakın devrik cümle işte bu :) )Kan çekiyor.
Sonuç olarak okunması gereken bir roman diyorum ve bitiriyorum.
Gölgesizler
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Bu kitaba inceleme yazacağım da nasıl yazacağım? En iyisi Hasan Ali Toptaş' ı karşıma alıp konuşmak sanırım;

Orhan Pamuk' tan sonra bir türk yazar daha Nobel alırsa bu sen olacaksın yüksek ihtimalle abi. Sana bazı sorularım var yalnız:

Ya sen nasıl bir adamsın? Derdin ne? Amacın ne? O nasıl bir kurgu, o nasıl bir kitap birader? Bir insan öyle bir kurgu yapıp, öyle karakterler yaratıp; sisteme, düzene alttan üsten kombine yumruklarla ama aynı zamanda hiç de hissettirmeden dalıp tüm bunların üzerine her cümleyi biçip tartıp böyle bir kitabı nasıl yazar? Sen nasıl bir zekasın, nasıl bir manyaksın ey sayın Toptaş? Bak Heba kitabın rafta ama daha cesaret edip de kapağını açamadım. Hayır her şey bir yana; böyle ağır bir kitap yazıyorsun, o kitabı yazarken o deli-dahi kurgunun altına giriyorsun, bir de bunun üzerine her cümlede beni orada oraya nasıl atıyorsun? Bir insan bir tane dahi olsa koca kitapta öylesine bir cümle yazmaz mı yahu?
Ben bir şeyler yazarım, bundan sonra da yazacağım ama öyle içimi dökeyim diye yazmam. Ukalayımdır da sonuna kadar; ben klavyenin başına geçtim mi yazmaya başlarım, ilham filan hikaye. Beğenirler beğenmezler umrumda değil ama ben yazdığım şeylerin, iyi yazdığı iddia edilen pek çok kişinin yazdığı şeylere kıyasla çok daha iyi olduğunu biliyorum. İnsanların beğenmesinden önce kendi istediğim tarzda yazmayı, yazabilmeyi önemsiyorum. Bunu tam olarak yaptığım söylenemez. Ben okuyucuyu esir alıp ama aynı zamanda da zerre umursamayıp bir şeyler yazmak istiyorum. Ona tanrıyı oynamayayım, hangi cümlede ne düşüneceğine o karar versin ama içten içe de onunla alay edeyim ne kadar özgür bırakırsam bırakayım yine de benim tutsağım olsun istiyorum; dahası özgür olduğuna da sonuna kadar inansın istiyorum çünkü bir insanı tutsak etmenin en iyi yolunun onun kendisini özgür sanması olduğuna inanıyorum. Yalnız abi, ben bir sayfalık metinde, üstelik tek amacım buyken dahi bu amacı gerçekleştirmekte zorlanırken ve çoğu zaman da başarısız olurken; sen, koca bir kitapta bunu nasıl yapıyorsun? Üstelik bunu yaparken böyle manyak bir kurgunun altına nasıl giriyorsun? Bir an bile beni kendi halime bırakmıyor ama elimi tutmayı da reddedip istediğini düşün, istediğin gibi yorumla demeyi nasıl beceriyorsun? Son bir şey daha; ''KAR NEDEN YAĞAR KAR!!?'' Ekşisözlükte şöyle bir entry var mesela; iç ses gibi ama değil, dış ses gibi ama değil... Peki ama ''KAR NEDEN YAĞAR KAR!!?''
Gölgesizler
kitaba 10 verdi
18 beğen · 2 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Kendime: GÖLGESİZLER romanını oku(1.)!
19.11.13 beğen cevap

Misafir

@misafir000

Kitap bitince, daha doğrusu ben bitirdiğimi sandığımda, karakterleri, zaman içindeki gitgelleri, mekan tanımaksızın hop oraya hop buraya yapılan sıçrayışları aklımdan geçirdim ve anladım ki; biten kitap değil, bendim.

Hasan Ali Toptaş… Sanırım bu ismi sürekli takip edeceğim. Kitap boyunca yapılan kelime salvoları okuru oradan oraya atıp tutmayıp boşluğun ta kendisine bırakacak nitelikte. Bir etki var ama nerden geldiği, nasıl bırakıldığı belli edilmeden bırakılan bir etki bu. Yazarın tarzı ile açıklamaya çalışırsam, okuyucuyu hareket ettirmeden göklere çıkarıp bir tüy hafifliğiyle yere patlatan bir üslup hakim kitapta. Her bir cümle, okuyucu ile dalga geçercesine şaşaalı kelime cümbüşleri ile çerçevelenmiş. Neredeyse her sayfada ayrı bir aforizma diyarı bulunuyor. Aforizma deyince sakın ola aklınıza şu internet ortamında bulunan eften püften şaklabanlıklar gelmesin! Bunlar o kadar tesirli ki, okurken beynin kaynayan sıvısı eşliğinde siz farkına varamadan ya yüzünüze gülücük damgasını basıyor ya da uzak diyarları gözlerinize yerleştiriyor.

 ●  İkinci adam; belki de gerçekten yokmuş da orada tespih çekenin yanında, insana benzeyen tuhaf bir boşluk varmış.  ●  

Kitap hakkında bakındığım birkaç yorumda, yazarın bu kitapla varoluşçuluk felsefesinin hakkını fazlasıyla verdiğini düşünenleri gördüm. Lakin bence yazar, yokoluşçuluğun (gerçi, var mı böyle bir şey bilmiyorum) hakkını vermiş. Gerek konunun ilerleyişi(yoksa tekrarı mı demeliyim), gerekse birbirinden çılgın karakterlerin ‘can sıkıntıları/bunalımları’ bu anlayışla inanılmaz bir paralellik gösteriyor. Zaten yazarın yokluk-düş-imge üçgeni içerisinde okuyucuyu kaybetme isteği üzerinde olduğunu da söyleyebilirim.

●  Ola ki başka bir yerde yaşıyorduk o an, başka bir zamanda yaşıyor ve oradan burayı düşlüyorduk düşlediğimizin farkına bile varmadan.  ● 

Velhasıl kelam, kitap her yönüyle etkileyici bir yapıt. Kelimeler aynı kelimeler, noktalama işaretleri bildiğimiz noktalamalar, lakin bunların arkasında ki isim bu ikiliye yeni bir boyut katmış gibi. Tek eksik olarak gördüğüm, daha doğrusu canımı sıkan, şey ise Hz. Ali(as)’ın isminin gereksiz bir şekilde bazı yerlerde kullanılması. “İşte bunu yapma abiii” diye düşünmeme sebep oldu birkaç pasaj.
Gölgesizler
kitaba 10 verdi
7 beğen · 0 yorum

Burcu Ünlü

@burcuunlu

“Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer.” Stefan Weidner.

Herkese merhaba. ? Yazarın okuduğum beşinci kitabıydı Gölgesizler. Ama bu kitap hem çok farklıydı hem de çok zor. ?

Bir köyde aniden birileri kayboluyor. Cıngıllı Nuri, Güvercin, onları aramaya kente giden Muhtar, aklını yitirip kar neden yağar diye sorup duran Cennet'in oğlu, tıraş bıçağı almaya gidip kaybolan berber çırağı... Kitabı okurken aklıma; “Burası Huş’tur yolu yokuştur. Giden gelmiyor acep ne iştir.” türküsü geldi doğrusu. ? Roman da iki mekan ve iki zaman yer alıyor. Olaylar bir yandan köyde (köy geçmişi temsil ediyor), bir yandan şehir de (şimdiki zaman) geçiyor. Yani genel olarak zaman da baş kahramanlardan biri diyebiliriz aslında. Bir zaman var olan bir insan, başka bir zaman yoktur. Var olduğu sanılanlar yoktur, yok oldukları düşünülenler ise vardır. Oldu benim beyin yandı. Size kolay gelsin. ?? Gerçekten zor bir kitaptı fakat kurgu kesinlikle takdiri hakediyor.

Hasan Ali Toptaş, Türkçe’yi muhteşem derecede kullanan bir yazar. Bu kitabında da yine yalın, temiz ve duru bir anlatım mevcut. Kullandığı özgün benzetmeler ve söz dizimleri ile kendine hayran kalınmasını kesinlikle başarıyor.

Hasan Ali Toptaş kitaplarıyla henüz tanışmadıysanız acele etmenizi öneririm. :) Fakat ilk kez okuyacak olanlara bu kitapla başlamalarını önermiyorum. :)

Kitapta altı çizilen cümleler...

“O her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olamazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde.”

“Çünkü sabaha geç kalabilirsin. Şunu da unutma ki yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur.”

“Hani yaşayan birkaç kişi başını kaldırıp arada bir gökyüzüne bakmasa mavi diye bir şey kalmayacak, her yer zifiri karanlığa batacakmış.”
Gölgesizler
kitaba 8 verdi
12 beğen · 3 yorum
Red Red (@khaos)
02.10.17 beğen 1 cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Okudum incelemeyi @khaos.Ağzı olan konuşuyor diyeceğim ya ağır kaçacak; önüne gelen yazarlık yaparsa okuyucu da bir gün bunları ayıklamayı öğrenecek! @burcu-unlu sözüm sana değil, sözüm düzgün Türkçe kullanacağım diye ne yazdığı anlaşılmayan Hasan Ali Toptaş'a...
02.10.17 beğen 1 cevap

Mustafa

@mecazzadam

KAYBOLDUM GALİBA :)
Yani okuduğum en kozmik kitaptı diyeceğim nerdeyse.... kitap bir berberde başladı nerede bitti ben ne ara bitirdim nasıl bitti anlatamam :)
kitap sanki kaybolmak üzerine kurulu gıbıydı ama nasıl bır kaybolmak ki
kaybolmayı bile anlatabılmek ıcın kaybolmam gerekıyordu ve kayboldum cidden

Önce hangisi kayboldu şu an hatırlayamıyorum bile güvercin kayboldu güvercin köyün en güzel kızıydı mesela ..sonra berber 'in çırağı jilet almak için bakkala gitti geri dönmedi :) kitabın sonunda sadece bu çırağı hatırladım :) sonra simsiyah bir at vardı katil oldu at kendini dağlara vurdu kimse bulamadı bu atı... köyün muhtarı kayboldu sonra gitti anahtarı bekçiye vermedi dedi ki anahtarı bırakmıyorum kimse girmeyecek mekanıma. kayboldu.

yani hadi düşünelim birlikte
bir ütopya yaratalım
bir köy düşünün samimi bir ortam
belli karakterler var
Bekçi, berber,muhtar , güvercin, siyah yeleli at, rıza , reşit vs
yazar burda karakterleri öyle bir yerleştiriyor ki
öyle bir ütopya kuruyor ki
afallatıyor sizi
ben cidden afalladım mesela berberi anlatırken birden berberin ağzından konusurken bir başka planda berber'in dışına çıkıp uzaktan konuşuyor ve siz bu kim diyebılıyorsunuz ?

mesela iç sesıyle konuşurken yazar... ben kitap bıttıgı halde bu iç sesin kime ait olduğunu çözemedim
odadan kaçış oyunu olsa bu kadar zevk alırdım :)
karakterler apaçık haldeyken birden gizem kazanabılıyorlar

okudugum en ilginç kitaplardan biriydi
yazarın kurduğu ütopyada dolaşmak keyifliyd
yanı kayboldum ben de malesef o utopya da :)

sız de okuyun ...
bakalım
:)
Gölgesizler
kitaba puan vermedi
7 beğen · 0 yorum

Gölgesizler - S41

''Çeyiz bohçası duruyor mu?" diye sordu.
Ece. tarafından eklenmiştir.

Mustafa Başaran

@basaran

Herhalde kendi varlığına karışarak yok olmak en akıllıca yöntemdi.
Gölgesizler
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 0 yorum

Sezgin Taşcı

@sezgintasci

Düşünce insanın içine düşünce, yolun yarısı tamam. Yani varılır bir yere, önceki noktada değilsindir artık ve dönemezsin. Dönsen de, eksik.
Gölgesizler
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
11 beğen · 0 yorum

DND

@dnd

Deniz çölün düşüymüş belki, ya da çöl denizin; bilinmiyor.
Gölgesizler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğen · 0 yorum

Erkin Çoban

@erkincoban

Yürüyorum dediği, durmanın ta kendisiymiş. Düş gibi bir şey yani... Koşarsın koşarsın da varmazsın hani; içindeki umut, varamadığın kadar büyür. Sen bakarsın ışıltıyla. İleriye uzanırsın (uzanmak istiyorsun), uzandıkça da kolların uzar babam uzar... Gene de boşluğu avuçlarsın hep; düşünü düş yapan boşluğu...
Gölgesizler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
10 beğen · 0 yorum

Semih

@sc

Desene yaşam tekrarlardan oluşuyor...
Yanıma otutmuş, gözlerindeki cellat gözleriyle gözlerimin içine bakıyordu.
Tekrarlardan değil, dedi; tekrarların tekrarından.
Gölgesizler
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
8 beğen · 0 yorum
4
KİTAP
Öğretmenlerin Okuması Gereken En İyi Eğitim Kitapları
Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının mutlaka okuması gereken en iyi eğitim kitaplarını paylaşıyoruz. Mesleki kitapların yanı...
1164
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
333
KİTAP
Filmi de Çekilen Kitaplar
Edebiyat dünyasından sinema dünyasına taşınan unutulmaz eserler bu listede! Film uyarlamaları mevcut olan tüm kitapları bu li...
159
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
431
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....

DAVUT SEÇER

@davut38ks

Düşünce insanın içine düşünce, yolun yarısı tamam. Yani varilir bir yere, önceki noktada değilsindir artık ve dönemezsin. Dönsen de, eksik.
Gölgesizler
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
26 beğeni · 2 yorum
Tamer Öztürk (@tamerozturk38)
Kitabın kapağı "kül demli versiyon" gibi ?
19.04.18 beğen 1 cevap
DAVUT SEÇER (@davut38ks)
Evet. Dikkatimi ilk o çekmişti beybisi. ☺
19.04.18 beğen 1 cevap

Baran Yusuf

@baranyusuf

Okuyorum
Okuyorum
"...güneş daha yakındaymış sanki ve kuşsuzmuş gökyüzü, yani mavisi eksikmiş kuşlar kadar. Hani yaşayan birkaç kişi başını kaldırıp arada bir gökyüzüne bakmasa mavi diye bir şey kalmayacak, her yer zifirî karanlığa batacakmış."
Gölgesizler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
18 beğeni · 0 yorum
Pörtlek gözlerini dikme "Şaşkın".. Sen de yoksun zaten Cıngıl Nuri gibi.. Güvercin de yok Cennet'in oğlu da...
Asker Hamdi hiç olmadı zaten 9 karısı da bir avlu dolusu çocuğu da..

Bir kayboluş öyküsü "gölgesizler"... sayfalarında kelime kelime kaybolduğum bir yokluğun öyküsü.. Var olmayan dostumla vedalaşıyoruz bu gün. .. Kapatıyorum kitabımın kapağını biraz buruk, biraz yarım kaldığımı hissediyorum.. Buğulanan pencere camına ilişiyor gözüm, gri gök yüzüne... Bir dönemin yükünü taşırken sırtımda "yarın tatil olsa" diye medet umuyorum henüz yağmayan kardan..
Sonra avuçlarımda eriyen kristalleri izliyorum tek tek... Yaşamın anlamını sorgular gibi haykırırken buluyorum kendimi..
"Kaar nedeen yağaar, kaaarrr?"
Uzaklardan çok uzaklardan duymak hoşuma gidiyor git gide yabancılaşan sesimi..
Her seferinde bir yüksek perdeden:
"Kaar nedeen yağaar, kaaarrr? Kaar nedeen yağaar, kaaarrr?"
Titriyorum. .. Derinden derinden haykırmadan edemiyorum yine ..
"Kaar nedeen yağaar, kaaarrr?"
Buz gibi bir esintiyle uyanıyorum, bir çimdik atıp kendime, açık kalan mutfak penceresini kapatıyorum.. Bir rüyadan daha uyanmanın sersemliğiyle bir kahve yapıyorum kendime, bir film açıyorum youtube'tan izlememi öneren arkadaşa kulak asarak.. İsmi "gölgesizler".. yarısını izledikten sonra pişman oluyorum.. Muhtara haksızlık ettiğimi düşünüyorum, Rıza'ya, Cennet'e, Güvercin'e, Nuri'ye ve karısına... Ve diğerlerine... Filmi çekilmiş bir romanın kitabına ihanet etmiş olduğumu düşünüyor ve kapatıyorum filmi bir daha açmamacasına...
Seviyorum Toptaş'ın kalemini.. İnsana soyut bir dünyanın kapılarını açıyor ardına kadar.. Herkes sevmez Toptaş'ın kalemini diye sesi çınlıyor çok sevdiğim dostumun sesi kulaklarımda.. "Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer" diyen Alman yazarı ayakta alkışlıyorum ve yapıştırıyorum altını çizdiğim cümlelerden arka kapakta rastladığım en müthiş alıntıyı:

"Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı."
Gölgesizler
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum

@

EK 1
15.01.18
Gölgesizler
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
beğeni · 0 yorum

@

Gölgesizler
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
beğeni · 0 yorum
8.7/10
154 oy
Sence kaç puan almalı?
0