ara

Ana

Ana Konusu ve Özeti

Ana
Yazar:
Yayınevi: Alfa Basım Yayım Dağıtım
ISBN: 9789752973381
Sayfa: 332 sayfa
Basım Tarihi: 1970
Kocasının ölümünden sonra Ana, oğlu Pavel ile birlikte büyük bir yalnızlık ve yoksulluk içinde kalır. Fabrikada çalışmaya başlayan Pavel, zeki, kitaplara meraklı ve devrimci düşünceye eğilimli arkadaşları olan bir gençtir. Evine getirdiği arkadaşlarına verdiği söylevlerde Ana ilkin bir şey anlamasa da daha sonraları kendisinde özgürlük ve yaşama hakkı düşüncelerinin uyanışına tanık olur. Ve gün geçtikçe oğlu ile arkadaşlarının devrimci umutlarını paylaşır.

Ana, roman kahramanının içinde bulunduğu sosyal koşulları yansıtması bakımından Gorki'nin eserleri arasında olduğu kadar Rus edebiyatında da bir ilkörnektir. Rus eleştirmenlerce "döneminin anıtsal kitabı" olarak değerlendirilen Ana, Rus proleteryasının devrimci mücadelesini sergileyen en önemli eserdir.

İlk olarak Znanie dergisinde 1907-1908 yılları arasında tefrika edilen Ana, devrimci niteliği bakımından da Maksim Gorki'nin en önemli eserlerinden birisidir.
Ana kitabı Okunası ve Tavsiye Edilesi Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Mehmet

@yoldas

Kölelik ve feodalizm gibi gerici sömürücü düzenden bugün ki ilerici kapitalist düzene kadar varlığını koruyan sermayenin devletler eliyle insanlığı nasıl yok ettiğini, varlığını nasıl koruduğunu, bütün çıplaklığıyla oldukça yalın ve anlaşılır bir dille anlatmıştır Gorki. Anlamak için entel olmaya gerek yok körlüğü doğuştan olmayan ve beynine üvey evlat muamelesi yapmayan herkesin anlayabileceği bir dille yazılmıştır Ana eseri. Kapitalist bir devlette devletin bütün kurumları sistemi korumak için vardır. Çıkartılan yasalar, kanunlar, polisler, hakimler, savcılar aklınıza gelebilecek bütün kurumlar sadece bir tek şeyi korumak için yetkilerini kullanır o da ; sistemi. Ellerindeki sopayı ise bu düzeni anlayan, ifşa eden ve işçi sınıfını düzene karşı örgütleyen insanları sindirmek, yıldırmak ve susturmak için kullanırlar.
İnsanlığı, zindanlar , sürgünler ,göz altılar ,baskılar ve işkenceler ile yıldırmaya çalışırlar. Aynı kurumlar halkın karşısında durup sermayenin bekçiliğini ve tetikçiliğini yaparlar. Vur derler vurur, işkence et derler eder, tutukla derler tutuklarlar. Halkın gözünde bu insanları itibarsızlaştırma içinse akıl almaz yalanlara ve iftiralara başvurmaktan çekinmezler. Olmadı katliam yapar, zulümleri millet üzerinde bir baskı aracına dönüştürebilecek bütün her yolu denerler.
'' Dünya çapında katliamlar, evrensel yalanlar, tüm halkın
sefihleştirilmesi, hayvanlaştırılması, işte budur sizin kültürünüz! Ve biz, bu kültüre düşmanız! ''

Sonra Pavel ,Andre ,Mazin, Sandrin, Yegor gibi yiğitler çıkar .Yoksulun sesi ,ezilenin umudu, sömürülenin sloganı olurlar. Fabrikalara ve kırsala koşar bildiriler dağıtır halkın bilinçlenmesi için mücadeleyi başlatırlar. Fabrikada işçiye ,kırsalda köylüye haklarını anlatırlar. Bu bana hiç yabancı gelmedi, kırsal denilince aklıma İbrahim Kaypakkaya, Fabrikalar denilince Deniz Gezmişler ,Hüseyinler, Yusuflar, Mahirler geldi. Neyse biz yine Rusya 'ya dönelim. Tıkanmış kulaklara ses, körleşmiş gözlere göz, karanlıklara ışık olurlar. Tabi Pavel ve arkadaşları bu mücadeleyi verirken, sermayenin bekçileri durur mu ? Bütün acımasızlığı ve ahlaksızlığı ile saldırır da saldırır. Haydi arkadaşlar safınızı belirleyin! Bizleri sömüren ,emeğimizi çalan, alınterimizi gasp eden sermayenin mi yanındayız ? Yoksa Pavel ve arkadaşlarının mı? Düştükleri yerde bayrağı Pelageya ana alır. Evlatları hapishanedeyken mücadeleyi kaldığı yerden devam ettirir. Sistemin ne kadar acımasız olduğunu bildiği için çocuklarının haklı mücadelesine karşı gelmese de koruma içgüdüsü genellikle ön plana çıkar. Korkar, ağlar, içi içine sığmaz. ''Yasak kitaplar okuyorum. Hükümet bunların okunmasını yasaklamış ;çünkü bunlar yaşayışımıza ,halkın hayatına ait ne kadar güzel gerçekler varsa onları anlatıyor... Bunları evimizde bulacak olurlarsa beni hapsederler. Anladın mı , ana ? '' Diyen Pavel'in sözleri aklına gelir. Kitaplardan bile korkan insanlık düşmanlarının acımasızlığını bilir Pelageya ana.. Ana işte en iğrenç aşağılanmalar ile tutuklanan evladı için nasıl tedirgin olmasın ?Tutuklanan insanların tecritte nasıl yok edildiğine şahit olmuş, cezaevlerinden cenazelerin çıktığına tanıklık etmiş bir Ana. Yinede düşmana belli etmemeye çalışır. Dik durmasını bilir. Anladıkça, anlaşıldıkça çocuklarının mücadelesini sahiplenir, fabrikalara koşar, bildirileri dağıtır, sohbetleri dinler. Bildiklerini, öğrendiklerini sokaklarda haykırır, anlatır ve tek ses olarak bir slogana dönüştürür. Kafasına inen her darbede sloganı daha sert olur. Bir ananın karşısında ezilen polis gücü '' susacak mısın kahpe! '' diye haykırırken, '' dirilen bir ruh, öldürülemez. '' diye karşılık verir. '' Hak etti bu karı '' diyerek suratına indirilen yumruk ağzını burnunu kan içinde bıraksa da, '' Hiçbir şeyden korkunuz olmasın! Bir ömür boyu çektiğiniz çileden beteri yoktur...'' diyerek umut olur. Kafasına, kafasına inen darbeler gücünü tüketse de içinde yanan ateşi söndüremez. '' Bacakları, artık taşıyamıyordu gövdesini'' ama gözleri ateş saçıyordu, umut oluyordu çevresine. Jandarmalar acımasızca saldırırken, kılını bile kıpırdatacak dermanı kalmamışken '' Gerçeğin ateşini hiç bir güç söndüremez'' diye bağırıyordu. '' Sırtına sert bir darbe alarak yere yığıldı '' nefesi kesilmişti bu darbeyle, soluk alıp vermekte zorlanıyordu, dayanacak gücü kalmamıştı. Ama son bir söz söylemesine engel değildi:

'' Alçaklar! ''

Kitapta sadece bu kahramanlıklar anlatılmıyor tabiki. Gorki kendine yakışır bir ustalıkla işçi sınıfının fabrikalardan çıktıktan sonra, kapitalizmin kirli hayat sahnesinde nasıl yer aldığına da değinmiştir. Sosyal yaşamdan soyutlanmış bir yığın haline dönüştürülen bu insanların Pavel ve yoldaşlarının sabırla vermiş oldukları mücadele sonunda uyanışlarını ve mücadeleye tam anlamıyla katılmasalar da en azından mücadeleyi veren insanları anlamışlardır. ( onları terörist görmüyorlar ! )

Yıllarca kocası tarafından dövülen, aşağılanan bir kadının ,kocasının ölümünden sonra evladının vermiş olduğu mücadeleye tanıklık etmesi bu sürece şahit olup mücadelenin bir ucundan tutmaya başlaması hatta mücadeleye tanıklık ettiği an itibaren yaşıyor olduğunu fark etmesi beni en çok etkileyen bölümler olmuştur. Özellikle tekrar tekrar okunması gereken bir bölüm var ki mahkeme sürecindeki diyaloglar. Bir kaç defa okudum. Her satırında bu günleri gördüm. Kitabın hemen hemen her sayfasında bu günlerden emin olun mutlaka bir pay çıkaracaksınız. Bugün nasıl ki bunları anlatan yazarlar tutuklanıyorsa, Maksim Gorkilerde tutuklanmıştı.

Onlar farkındaydı böyle bir mücadeleye girişirken başlarına geleceklerin. Kimisi kahpe bir kurşunla, kimisi cezaevlerinde işkencede, kimisi sürgünde, kimisi kürek cezalarında, kimisi darağaçlarında bu bedeli ödedi. '' Elbet bir bildiği var bu çocukların. Yoksa, kolay değil öyle genç yaşta ölmek! ''

'' Eskiden bir adam hırsızlık edince hapse atarlardı. Şimdi doğruyu söylediği için hapsediyorlar.''

'' Arkadaşlar ! Derler ki dünyada bir çok millet var ! Yahudiler , Almanlar , Fransızlar ,İngilizler ,Tatarlar... Ben bunun doğru olduğuna inanmam. Bana göre iki tür halk var bu iki türün birbiriyle uyuşması olanaksız. Zenginlerle fakirler! ''

Evladının kollarına takılan kelepçenin karşısındaki çaresizlikle '' nereye götürüyorsunuz çocuğumu '' diye soran anların gözlerinden akan yaşlar boğacaktır bu zulmün mimarlarını... Onların yüreklerindeki öfke korkunuz olsun...
Ana
kitaba 10 verdi
13 beğen · 11 yorum
Red Red (@khaos)
Çok uzun zaman evvel okumuştum kitabı. O zamanlar bulmacalarda bolca çıkardı; 'üç harfli, Gorki'nin bir romanı' diye. Yeniden anımsamak güzel oldu, "kimsenin doğruları söylediği için tutuklanmadığı bir dünya!" Hayal etmesi bile çok zor.
31.08.18 beğen 2 cevap
Gökdeniz mert (@pote)
Çok güzel bir dünya olurdu ama imkansız ve kitapta sadece
31.08.18 beğen 2 cevap
hermıone granger (@hermionegranger859)
kopyala yapıştır mi yazdın mı,??
31.08.18 beğen cevap
bilent doğan (@bilentdogan)
Ellerine sağlık.elbet bir bildiği vardı bu çocukların demişsin. Bu bana rahmetli ruhi su’yu hatırlattı.sazı,sözü çok güzeldi.
31.08.18 beğen 2 cevap
lila (@nenuphar)
Sömürülen, ezilen insanların kavgalarının haklılığını bu kitapta daha iyi anlamıştım. Gördüklerimizi, yaşadıklarımızı sorgulatıyor, bu mücadeleyi veren insanların kavgası anlam kazanıyor. İncelemen kitapta anlatılanların yaşamın, yaşamımızın içinde olduğunu çok iyi gösteriyor. Anaların gözyaşları çok yakınımızda mesela. Umarım dediğin gibi zulmedenler bu gözyaşlarında boğulur. Kalemine, yüreğine sağlık.
01.09.18 beğen 2 cevap

Murat Ciman

@MuratCiman

Maksim Gorki - Ana
Mevcut düzene muhalif bir duruş sergileyen Pavel ve arkadaşları, -yazarın da sıkça vurguladığı biçimiyle “devrimci gençler”- kaybedecekleri fazlaca bir şeyleri olmadıklarından kendilerini olan bitenden haberi olmayan , emeği karşılığı kazandığı parayla geçimini temin etmeye çalışan halkı bilinçlendirmeyi ve özellikle toplumun mağdur kesimini temsil eden işçi sınıfına uğradıkları haksızlıklara ve eşitsizliklere karşı mücadele etme bilincini aşılamayı kendilerine ilke edinmişlerdir. Hayatlarının merkezine kutsal saydıkları bu ideali koydukları için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamışlardır. Bu uğurda işlerinden olmak, hapse girmek, gerek toplumun farklı kesimlerinin gerekse Çarlık yönetiminin kötü muamelesine maruz kalmak onların cesaretlerini kırmaya yetmemiştir. Zira devrimci bir hareket olarak ortaya çıkan bu kadronun dünyevi çıkarları ön planda tutması düşünülemez. Lenin’in de belirttiği gibi: ”Biz proletarya devrimini savunuyoruz; bu, uğruna yüzlerce insanın sehpaya ve on binlercesinin de zindanlara gittiği tek gerçek davadır. ”
Doğu toplumlarının baskın özelliklerinden biri olan otoriteye bağlılık, yapılan yanlış dahi olsa sorgulamama ve genel anlamda “koyunluk” hali roman karakterlerinin pek içine sinmemektedir. Hatta devrimci bir hareket olarak toplumda yer etmeleri de bu yanlış gidişe bir tepkinin sonucudur. Toplumun büyük çoğunluğunu temsil eden işçi sınıfının yönetimde söz sahibi olması gerektiğini savunan bu hareket, mevcut iktidarın baskı ve şiddete dayalı uygulamalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Hakim güç, proleterler üzerinde kurduğu tahakkümün tartışılır hale gelmesinden rahatsız olmuş ve kendisine karşı girişilen bu hareketi en sert şekilde bastırmıştır. İktidarın bekası için her türlü haksızlığın, zorbalığın meşru sayılması , hakim ideolojinin tesis etmiş olduğu otoritenin bozulmaması konusunda ne kadar hassas olduğunun göstergesidir. Pavel’in 1 Mayıs’taki eylem sonrasında tutuklanmasının ardından halkta gözle görülen bir reaksiyon olmaması da hakim güçlerin takındığı bu tavizsiz tutumun başarısını gösterir. Ancak kitleleri harekete geçirmenin yolu açıktır.” Sosyalistler, yığınlara, kurtulmaları için tek çıkar yolun “kendi” hükümetlerini devirmek olduğunu ve bu amaçla, hükümetlerinin bu savaşta içine düştükleri güçlüklerden yararlanmaları gerektiğini anlatmalıdırlar.”
Ana
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum

erkin

@erkin892

Uzun zaman önce okuyacaktım ama denk gelmedi bir türlü. 1917 Ekim devriminin öncesi işçi bir gencin devrimci oluşu ve onun arkasından annesinin de mücadeleye katılışı anlatılıyor.
Biraz propaganda amaçlı olsa da başyapıt olduğu tartışılmaz. Okunması lezzetli bir kitap.
Okurken düşündüğüm iki şey vardı:
Kitabin son bölümünü her okuyanlar mutlaka etkilenmiştir, ananın başına gelenlerden. Kimi kurgu diye önemsememiş, kimi bu zamanda artık farklı demiş, kimi de belki yazar propaganda için abartmış diye düşünmüş olabilir. Ama romanda ki anaya benzer gerçek insanlar var. Siyasetle çoğu zaman hiç bir alakası olmayan bu insanlar çocukları sebebiyle sistemin gerçek yüzüyle karşılaşıyor. Çocuklarının peşinde koşarken, mahkemeler, polisler derken bir bakmışınız onlarda politikleşmiş. Örnek: Cumartesi Anneleri. O kadınları yerlerde sürüklediklerini, copladıklarını hiç gördünüz mü? Her kim olursa olsun yaşlı bir kadına bunun yapılmasını insanın aklı almıyor. Onlar oysa sadece çocuklarının akıbetini öğrenmek istiyordu. Hayat 1900'lerin başında ki gibi değil evet ama sistemi eleştirmeye kalktığın anda aynı sertlikle karşılaştığının kanıtıdır cumartesi anneleri.

Diğer düşündüğüm şey ise 1900 yılların başlarıyla bu günün arasında ki farklar. Kitabi okuyan herkes o zamanlar farklıymış şimdi bu kadar sefalet ve zulüm yok diyordur muhtemelen. Ama arada ki fark nereden kaynaklanıyor. O dönem işçiler 15 -16 saat çalışıp neredeyse aç kalırken bugün neden daha rahatız? Gelişen teknoloji !!! Evet bu bir gerçek . Ama tek sebep bu değil. O gün de aslında o kadar kıtlık yoktu. Aristokratlar ve zenginler şaşalı bir yaşam sürüyordu. Mesele bölüşümdeydi. Peki neden değişti bölüşüm. Ana gibilerin sayesinde. Bugün sol hareketi, tarihteki sosyalizm mücadelesini eleştirilenlere sormak lazım; sosyal devlet kavramı, insan hakları, eşit oy hakkı nasıl ortaya çıktı. Saraylarında zevkusefa içinde yaşayanlar bir sabah kalkıp insafa gelmediler herhalde. Romanda ki karakterler kurgu olsa da onlara benzeyenler yaşadı ve mücadele etti. Bu gün ki görece rahatımızı onlara borçluyuz.
Ana
kitaba puan vermedi
7 beğen · 0 yorum

Misafir

@misafir000

Ana kitabını lise dönemlerimde okudum lise bir yada 2. sınıf olabilir. Kitap okuma sevgimin başladığı ilk kitap diyebilirim. Uzun zaman beni etkisi altına aldığını da inkar edemem. İçerik olarak sınıfsal çelişkileri iyi öğretmesi açısından iyi bir roman. Kitabı okuduktan bir kaç ay sonra "Ankara Sanat Tiyatrosu" geldi şehrimize "Ana" oyununu sergilediler okumuş olduğum kitaptan uyarlama . Üniversiteli tanıdık sosyalist ağabeylerimiz ve ablalarımız da bu oyundaydı . Şan sineması şimdi isim aynı mı yoksa değişti mi bilmiyorum ! Ancak oyunun bitişinde Sloganlar atılıp tiyatro seyircilerine bildiriler dağıtılmıştı. Benim için o dönemlerde büyük bir heyecan aynı zamanda korku .. tanımlayamadığım bir çok duygunun bileşeniydi o anlar .. Zaten akşam 21;30 da gösterime girecek olan tiyatroya katılmak için evden izin koparabilme adına bir hafta on gün öncesinden başlanılmıştı çalışmalara ,ailelerimizden izin koparmak eskiden çok zordu. Şimdi anımsadıkça o anlarımı kalbimin hızla attığını nefesimin kesildiğini hissediyorum :) . Tiyatronun çıkışında polisler ve siviller doluydu.. Bizler liseden arkadaşlar çıkışta koşturarak evlerimize dağılmıştık . Üniversiteli ağabey ve ablalar bildiri dağıttığı gerekçesiyle göz altına alınmış tiyatronun çıkışında da olaylar çıkmıştı. Ana kitabının benim hafızamda ki anlam ve anılarım itibariyle ifadesi tarifsiz güzellikler yüklü , gençlik yıllarımın lise dönemlerine ait. Bu bakımdan benim için özel bir kitaptır. O yıllar güzel yıllardı.....
Ana
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum

Beyhude

@mamafih

Ana kitabını lise dönemlerimde okudum lise bir yada 2. sınıf olabilir. Kitap okuma sevgimin başladığı ilk kitap diyebilirim. Uzun zaman beni etkisi altına aldığını da inkar edemem. İçerik olarak sınıfsal çelişkileri iyi öğretmesi açısından iyi bir roman. Kitabı okuduktan bir kaç ay sonra "Ankara Sanat Tiyatrosu" geldi şehrimize "Ana" oyununu sergilediler okumuş olduğum kitaptan uyarlama . Üniversiteli tanıdık sosyalist ağabeylerimiz ve ablalarımız da bu oyundaydı . Şan sineması şimdi isim aynı mı yoksa değişti mi bilmiyorum ! Ancak oyunun bitişinde Sloganlar atılıp tiyatro seyircilerine bildiriler dağıtılmıştı. Benim için o dönemlerde büyük bir heyecan aynı zamanda korku .. tanımlayamadığım bir çok duygunun bileşeniydi o anlar .. Zaten akşam 21;30 da gösterime girecek olan tiyatroya katılmak için evden izin koparabilme adına bir hafta on gün öncesinden başlanılmıştı çalışmalara ,ailelerimizden izin koparmak eskiden çok zordu. Şimdi anımsadıkça o anlarımı kalbimin hızla attığını nefesimin kesildiğini hissediyorum :) . Tiyatronun çıkışında polisler ve siviller doluydu.. Bizler liseden arkadaşlar çıkışta koşturarak evlerimize dağılmıştık . Üniversiteli ağabey ve ablalar bildiri dağıttığı gerekçesiyle göz altına alınmış tiyatronun çıkışında da olaylar çıkmıştı. Ana kitabının benim hafızamda ki anlam ve anılarım itibariyle ifadesi tarifsiz güzellikler yüklü , gençlik yıllarımın lise dönemlerine ait. Bu bakımdan benim için özel bir kitaptır. O yıllar güzel yıllardı.....
Ana
kitaba puan vermedi
5 beğen · 1 yorum
Murat Coşgun (@muratmurat0)
Gerçekten o yıllar güzel yıllarmış.... Maalesef bizler yetişemedik.
28.07.16 beğen cevap

Ana - S41

süper birşey var ana çocuğunla zengin olur zengin birisi olmayı anlar.
yunus654 tarafından eklenmiştir.

E.D

@yabanci

Ne güzel gülüyorsun Andre! Oysa çok gülenlerin yüreğinde keskin bir acı saklıdır!..
Ana
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
14 beğen · 0 yorum

Halil korkut

@blackgarden

Dünyada birçok insan topluluğunun olduğunu söylüyorlar. Bunlardan bir kısmı Almanlar, bir kısmı Yahudiler, bir kısmı İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Tatarlar diye ayrılıyor. Ben bunlara inanmıyorum. Benim gözümde iki çeşit halk vardır. Çünkü yeryüzünde iki çift halk vardır. Bunlara zenginler ve fakirler denir. Bu iki grup hiçbir zaman anlaşamazlar. Giyim kuşamları, konuşmaları da birbirine benzemez. Büyük olarak bildiğimiz insanların da fakir insanlara nasıl davrandıklarını gördükçe canımız iyice sıkılıyor.
Ana
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
11 beğen · 1 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
.
02.03.17 beğen cevap

Halil korkut

@blackgarden

-Kime sorarsanız sorun, dünyadaki bütün insanlar ömürleri boyunca mutlaka hakarete uğramıştır. Ama ben o kadar hakarete uğradım ki, artık kızmaktan da bıktım. Bana hakaret edenlere karşı ne yapabilirim ki! Hakarete karşı kendimi savunsam vakit kaybetmiş olurum. Hayat böyledir. Önceleri kızardım bu davranış sahiplerine... Fakat sonra kendi kendime, bana hakaret edenlerin de bir gün mutlaka hakaret görmüş olabileceğini düşündüm ve rahatladım. Herkes, komşusunun gelip ilkönce kendisini dövmesinden korktuğu için, önce komşusunu döver... Anlıyorsun değil mi anneciğim?
Ana
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
11 beğen · 0 yorum

Halil korkut

@blackgarden

Çocuk doğurmak çok zordur ama insanlara iyiliği öğretmek, çocuk doğurmaktan daha zordur.
Ana
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
11 beğen · 0 yorum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne. İşte asıl cinayet bu. Utanılacak bir cinayet...Birtakım silahlar çıkartıyorlar, insanları öldürüyorlar ve bunu yapanlara devlet diyorlar. Evlerine, sosyal statülerine, paralarına hiç bir zarar gelmesin diye garip insanları harcıyorlar. Anlıyorsun beni değil mi anne? Halkın ruhunu kurutuyorlar ve hiç bir şey anlamaz hale getiriyorlar.
Ana
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
8 beğen · 0 yorum
246
KİTAP
Okunası ve Tavsiye Edilesi Kitaplar
Satırlarından kopamayacağınız, okumaktan kendinizi alamayacağınız, okuduktan sonra mutlaka bir arkadaşınıza tavsiye edeceğini...
432
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
547
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
23
KİTAP
Kişiliğinizi, Hayata Bakış Açınızı Değiştiren Kitaplar
Bazı kitaplar vardır kişiliğinize, benliğinize yön verir ve şekillendirir. İşte kendinizi gerçekten geliştirebileceğiniz, siz...
1176
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...

Mehmet

@yoldas

Pavel Mahkemede.
Pavel Mahkemede.
Bizler için otokrasi, ülkeyi halkaları arasında tutan tek zincir değil, ancak ilk zincirdir. Ve biz, bu halkı bu zincirlerden kurtarmalıyız.
-
'' Biz, sosyalistiz ! Bu demektir ki biz, insanları birbirlerinden ayıran, birbiri aleyhin silahlandıran, birbiriyle çatıştıran, amansız bir çıkar karşıtlığı yaratan, bu karşıtlığı gizlemek ya da haklı göstermek için yalana baş vuran, bütün insanları yalan, ikiyüzlülük ve kinle yozlaştıran kişisel çıkarlara karşıyız. Biz diyoruz ki : İnsanı zenginleşmek için bir alet olarak gören bir toplum , insanlığa karşıdır, bize düşmandır. Onun ikiyüzlü ve yalancı ahlakını kabul edemeyiz. İnsanın kişiliğine karşı gösterdiği edepsizlik ve gaddarlık, bizi tiksindiriyor. Böyle bir toplum tarafından insanın bedenen ve ruhen köleleştirilmesinin bütün biçimlerine karşı, servet tutkusuyla ezilmesine karşı savaşmak istiyoruz ve savaşacağız da. Dev makinelerden tutun, çocukların oyuncaklarına dek, her şeyi biz işçiler yaratırız. Ama insanlık onurumuzu korumak için mücadele etme hakkından yoksunuz. Herkes, amacına erişmek için bizi alet olarak kullanma ayrıcalığını tanır kendisine. Şimdi biz, zamanla tüm iktidarı halka devredebilmek için gerekli özgürlüğe kavuşmak istiyoruz. Çalışmak, herkes için zorunlu olmalıdır. Görüyorsunuz ki isyancı değiliz biz. ''
Başkan, açık seçik ve güçlü bir sesle :
'' Rica ederim konuya gelin! '' dedi.
Pavel'e doğru dönmüş, yüzüne bakıyordu. Donuk gözünde kötü bir parıltı var gibi geldi anaya. Bütün yargıçlar, genç sanığa bakıyorlardı. Gözleri sanki onun yüzüne, bedenine yapışıyor, kanını emerek kendi pörsümüş, aşınmış organizmalarını canlandırmaya uğraşıyorlardı. Pavel dimdik ayakta duruyor, kolunu onlara doğru uzatarak bağırmadan, dupduru bir sesle sürdürüyordu.
'' Biz devrimciyiz! Ve bir takım kimseler yalnızca buyruk verdikçe, kimileriyse yalnızca çalıştıkça, devrimci kalacağız. Sizin, çıkarlarını korumakla görevli olduğunuz düzene karşı savaşmaktayız. Bu düzenin de sizin de uzlaşmaz düşmanınız biz! Ancak sizi yendikten sonra barışabiliriz. Ve yeneceğiz sizi! Çıkarlarını savunduğunuz sınıf, sandıkları kadar güçlü olmaktan çok uzaktır. Köleleştirdikleri milyonlarca insanı feda ederek biriktirip korudukları bu servetler, yani bize egemen olmalarını sağlayan bu güç, kendi aralarında da düşmanlık, karşıtlık, çekişmeler yaratmakta, onları hem maddi hem manevi olarak mahvetmektedir. Mülkiyetin savunması, çok büyük bir gerilim gerektirir. Ve gerçekten de efendilerimiz olan sizler, topunuz bizden daha kölesiniz! Sizin kafalarınız tutsaktır, bizimse bedenlerimiz. Sizi manen öldüren ön yargıların ve alışkanlıkların boyunduruğundan kendinizi kurtaramazsınız. Oysa bizim içten özgür olmamıza, kimse engel olamaz. Bize verdiğiniz zehirler, istemeyerek bilincimize akıttığınız panzehirlerden daha güçsüzdür. Bu bilinç, durmaksızın büyüyüp gelişiyor, gitgide alevleniyor, üyesi bulunduğunuz sınıfta bile en iyi, manen sağlıklı ne varsa ardından sürüklüyor. Bakınız, daha şimdiden sizin gücünüz adına ideolojik mücadele yürütebilecek hiç kimseniz kalmamıştır. Tarihsel adaletin şamarına karşı sizi koruyabilecek bütün kanıtları tüketmiş durumdasınız artık. Fikir alanında hiçbir yeni şey yaratamazsınız, kafaca kısırlaşmışsınız. Oysa bizim fikirlerimiz boy atıyor, her an daha parlak bir ışık saçıyor, halk yığınları arasında yayılıyor ve onları özgürlük savaşına hazırlıyor. İşçi sınıfının büyük rolünün bilinci, tüm işçileri bir can halinde birleştiriyor. Yaşamın yenilenmesi sürecini, gaddarlık ve edepsizlikten başka hiçbir şey durduramaz. Şu var ki, edepsizlik apaçık ortada, gaddarlıksa sinirlendirir. Bugün bizi boğan eller, yakında bizim ellerimizi sıkacaklar kardeşçe. Sizdeki enerji, altını çoğaltmaya yönelik mekanik enerjidir, birbirini paralamaya mahûm gruplar hâlinde birleştirir sizleri. Bizim enerjimiz, işçiler arasındaki dayanışma bilincinin, canlı gücüdür. Sizin yaptığınız bütün işler cinayettir! Çünkü amacınız, insanları köleleştirmekten başka bir şey değil! Bizim çabamız, yalancılığınızın, kininizin, açgözlülüğünüzün yarattığı ve halkı korkutmak için kullandığınız umacılardan kurtaracaktır dünyayı. Siz, insanı yaşamdan söküp aldınız, ezdiniz, toz ettiniz; sosyalizm, sizin yaktığınız dünyayı koskocaman, görkemli bir bütün hâlinde birleştirir. Ve birleştirecektir de! ''
Pavel bir an durdu. Daha güçlü bir sesle:
'' Birleştirecektir! '' diye yineledi.
Yargıçlar, garip bir biçimde yüzlerini ekşitiyor, aralarında fısıldaşıyorlardı.
---
'' Bitiriyorum.'' dedi. '' Sizi şahsen kırmak istemiyorum. Yargılama dediğiniz bu maskaralığa zorla katıldığınız için, neredeyse acıyacağım size. Her şeye karşın insansınız. Amacımıza karşı olsalar da, insanların böylesine aşağılık bir biçimde zorbalığa alet edilerek alçaldıklarını, insanlık onurlarını bu derece yitirdiklerini görmekten her zaman üzüntü duyarız. ''

Ema Yayınları - Sayfa- 346 - 347- 348 - 349
Ana
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
9 beğeni · 1 yorum
lila (@nenuphar)
“Her şeye katlanacağım, hepsine dayanacağım. Çünkü içimde hiçbir şeyin ezip yok edemeyeceği bir zevk var ki o da, direnişim ve gücümdür.” S 139
31.08.18 beğen 2 cevap

fgn🌷

@tidos

Mutluluk çok olunca da ucuzlaşır 🥀
Ana
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
26 beğeni · 9 yorum
cemil aslan (@cemilaslan)
Doğru...Mutluluğun değeri yaşadığımız duygularla sınırlıdır.Mutluluğu kendımızden esırgeyıp baskasına sunarken paha biçiyoruz,fakat bize geri dönüşünü beklerken de değerinin yok oluşunu görüyoruz...herseye ragmen cok olsunda varsın ucuz olsun :) her bedenın alması gereken bır gıda
12.08.18 beğen cevap
İbrahim (@ibrahim80)
Halka inanmak, tükenmez bir kaynağa sahip olmak demektir.
12.08.18 beğen 1 cevap
batu galatasaray (@batugalatasaray)
Mutluluk olmayinca aglarsiniz olmayinca ucuz dersiniz ne olacak boyle 😁
12.08.18 beğen cevap

Kübra yürekseven

@kubrayurekseven

Ana
Ana
Rusya doğumlu yazarımızın asıl ismi Aleksey Maksimoviç Peşkov'tir ,yalnızca bir kaç ay okula gidebiliyor ve küçük yaşlarda çalışmak zorunda kalmıştır . Bulaşıcılık yaparken kendisini okuma merakı sarmıştır , yaşadığı acı yaşam sebebiyle kendisine "acı" anlamına gelen Gorki lakabını takmıştır . İntihar etmek istemişse de yapamamıştır . İlk öyküleri Tiflis'te bulunduğu yıllarda bir dergide yayinlanmistir ve ilk romanı Roma 1899 yılında basılmıştır . Kişiliğine gelecek olursak 1906 yılında yazdığı ve Rus devrimine adadığı "Ana" romanıyla kendini yansıtmıştır ve dünyasına çekmiştir .
.
.

.
.Yazmış oldugu Ana romani en başarılı romanıdır ve okuru her yönüyle içine cekmeyi başaran , insanı düşündüren ve birçok açıdan bakmasını sağlayan harika bir roman . İnsanların bir kez daha nelere maruz kaldığını ve nasıl sustugunuzu hatırlatıyor . Karakter betimlemeleri o kadar kuvvetliki romanın icinden bir karakter oluyorsunuz . Bir başkaldırı kitabıdır ana . Sosyalist dünya görüşünü benimsemis insanların kitabıdır . Pave'in cesaretine ve direnişine , Pelage 'nin yüreğine sasirip tutlmamak elde değil . Okumanız dileğiyle .
.
.
.–Köylü daha sağlamdır oğlum.Toprak ona ait olmasa da,o bulunduğu yerde mutluluk yaratmayı bilir.İşçi öyle değildir hiçbir zaman.Bir gün işinden olabilir.İşler battığında açıkta kalabilir.
Ana
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 0 yorum

Dlrkrds

@dlrkrds

"Kalp vücudun öyle bir yerindedir ki orada akıl yerleşmelidir. "

Ana - Maksim Gorki
Ana
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğeni · 0 yorum